TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALUK PEK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9094)
Karar Tarihi: 4/2/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 18/3/2016-29657
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Haluk PEK
Vekili
:
Av. İlter AKSOYLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerlik hizmetinin yerine getirilmesi sırasındageçirilen rahatsızlık nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılandavanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkı, mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 23/10/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/1/2015tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş6/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 14/4/2011 tarihinde Afganistan'da askerlik görevisırasında rahatsızlanması üzerine ilk müdahalenin ardından ambulans uçaklaAnkara Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Komutanlığı Beyin ve Sinir Cerrahisibölümüne sevk edilmiş, burada bir süre tedavi olduktan sonra hava değişiminegönderilmiştir.
9. Hava değişim süresinin bitimini müteakip GATA'da yapılanmuayenesi sonrasında düzenlenen 13/1/2012 tarihli rapor ile başvurucu hakkında subaraknoid hemoraji, karotid sifon ve bifürkasyondan kaynaklanan embolizebilateral internal karotis arter anevrizması tanısıyla "Askerliğe elverişli değildir." kararıverilmiş, söz konusu rapor 14/2/2012 tarihinde onaylanarak kesinleşmiştir.
10. Diğer taraftan başvurucunun tedavisi devam etmekte ikenterhis tarihinin gelmesi nedeniyle 19/5/2011 tarihinde başvurucu hakkındanormal terhis işlemi tesis edilmiştir.
11. Başvurucunun müracaatı üzerine 22/6/2012 tarihinde İstanbulGöztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesince özürlü sağlık kurulu raporudüzenlenmiş ve başvurucunun %57 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığıtespiti yapılmıştır.
12. Başvurucu; vücut fonksiyon kaybına askerlik görevini ifaettiği Afganistan’daki tıbbi müdahalenin, sağlık hizmetlerinin ve hastanekoşullarının yetersiz oluşunun da etkili olduğu iddiasıyla 13/5/2013 tarihindeidareye başvurarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise debaşvurusu, altmış günlük yasal süre içinde cevap verilmemek suretiylereddedilmiştir.
13. Başvurucu aynı taleple tazminat davası açmış, Askeri Yüksekİdare Mahkemesi (AYİM)İkinci Dairesi 18/9/2013 tarihli ve E.2013/1213,K.2013/1048 sayılı kararıyla davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir. Kararoyçokluğu ile alınmış olup kararın ilgili kısmı şöyledir:
“Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerinincelenmesi sonucunda; davacının 14.04.2011 tarihinde Afganistan'da görevsırasında rahatsızlandığı, geçirmiş olduğu "SAK" nedeniyle Nato Hastanesinde ilk müdahalesinin yapıldığı, müteakibindeambulans uçakla Ankara GATA Komutanlığı Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümüne nakiledildiği, bu hastanede yapılan tedavi sonrasında TSK Rehabilitasyon Merkezinesevk edildiği, tedavisinin burada da 1,5 ay kadar sürdüğü ve davacının busüreçte toplam 7 ay süre ile hava değişimine gönderildiği, hava değişimsürelerinin bitimini müteakip Ankara GATA Komutanlığı Askeri Hastanesindeyapılan muayenesi sonrası aynı hastane tarafından düzenlenen 13.01.2012 tarihve 407 sayılı rapor ile "Subaraknoid Hemoraji, Karotid Sifon ve Bifürkasyondan Kaynaklanan EmbolizeBilateral İnternal Karotis Arter Anevrizması" tanısı ile "AskerliğeElverişli Değildir" kararı verildiği, söz konusu raporun 14 Şubat 2012tarihinde onaylanarak kesinleştiği, 22 Haziran 2012 tarihinde ise davacınınbaşvurusu üzerine İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesince ÖzürlüSağlık Kurulu raporu düzenlendiği ve "Geçirilmiş SubaraknoidHemoraji (Embolize Bilateral İnlternal Karotis Arter)" tanısı ile %57 vücut fonksiyon kaybınauğradığının tespit edildiği, bunun üzerine maddi ve manevi tazminat talebiyle13.05.2013 tarihinde davacı vekili tarafından davalı idareye müracaat edildiği,60 günlük yasal sürede cevap verilmemesi üzerine 03.09.2013 tarihinde budavanın açıldığı anlaşılmıştır.
Açıklanan olayda; süre yönünden birdeğerlendirme yapıldığında, askerliğe elverişsizlik raporunun düzenlendiği veterhis işlemlerine başlandığı tarih itibariyle davacının zararını öğrendiğianlaşılmakla birlikte; Mahkememizin yerleşik içtihatlarında da benimsendiğiüzere davacının lehine yorum yapılarak zarardan raporun onay tarihi itibariyle(14.02.2012) haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, zararın rapor onaytarihinde kesin bir biçimde öğrenilmiş olması sebebi ile sonradan bu kesinliği teyid eder mahiyetteki yeni birtakım işlemlerin yapılmışve/veya muhatabına bildirilmiş olmasının başvuru süresini ve dolayısıyla davaaçma süresini etkilemeyeceği, askerliğe elverişsizlik raporunun TSK SağlıkKomutanlığına başvurulmak suretiyle 03.06.2013 tarihinde öğrenilmiş olmasının,yine davacının başvurusu üzerine İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesitarafından düzenlenen ve 14.02.2012 onay tarihli askerliğe elverişsizlikraporunda "geçirilmiş subaraknoıd hemorat" olarak tanımlanan rahatsızlıktan kaynaklıolduğu belirtilen 22.06.2012 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunun, zararıöğrenme ve dolayısıyla dava açma süresine bir etkisinin bulunmadığı, 1602sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesinin amir hükmü veMahkememizin istikrar kazanmış olan içtihatları uyarınca, davacının 14.02.2012tarihinden itibaren bir yıl içerisinde idari müracaatta bulunmasının gerektiği,davacının ise bu bir yıllık süre geçtikten sonra tazminat istemli 13.05.2013tarihli dilekçesiyle davalı idareye müracaat ettiği, bu şekilde "bir yıliçinde yetkili makama müracaat" koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığındandavanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç vekanaatine varılmıştır.”
14. Karşıoy gerekçesi şöyledir:
“… dava konusu olayda davacının askerliğeelverişli olmadığına ilişkin kesinleşen sağlık kurulu raporunun davacıya tebliğedilip edilmediğinin dosyadaki belgelerle anlaşılamadığı, davacı vekilininbeyanlarına göre; daha sonra davacının babası aracığıyla 2013 yılı başlarındabir rapor temin edildiği, bunun onay tarihinin okunmadığı, müteakiben yazılımüracaatları üzerine 27.05.2013 tarihli TSK Sağlık K.lığınınyazısı ile söz konusu raporun 03.06.2013 tarihinde davacıya ulaştığı, dosyadabu iddiaların aksini ortaya koyan herhangi bir belge de olmadığı, davacıvekilinin beyanlarının doğru olması durumunda, yani kesinleşen raporun davacıyatebliğ edilmemesi durumunda, ilk olarak 2013 yılı başlarında temin edilenraporla davacının zararını sebebiyle birlikte öğrenmiş olacağı kabul edilerek,13.05.2013 tarihinde idareye yapılan zorunlu müracaat (1 yıl içinde) ve zımniret sonrasında, 03.09.2013 tarihinde açılan davanın süresinde olacağıdeğerlendirildiğinden, davacı vekilinin raporun tebliğ edilmediğine ilişkiniddiaları araştırılmadan, davanın süresinde açılmadığı yönünde tesis edilenSayın Çoğunluk kararına katılamadık.”
15. Karar başvurucuya 18/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 17/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur
B. İlgili Hukuk
17. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlüdür.”
18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun35. maddesinin (a) bendi şöyledir:
“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesisedilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yenibir işlem yapılması; üst makamdan,
yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süreiçinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresinidurdurur.
Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmişsayılır.
İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlarve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.”
19. 1602 sayılı Kanun’un40. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmasüresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrısüre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”
20. 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmişolanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerinyazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren biryıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makamabaşvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerinkısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden vealtmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihtenitibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin4/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; askerliğe elverişli olmadığına ilişkin raporun14/2/2012 tarihinde onaylanarak kesinleşmesine rağmen kendisine raporunonaylandığına dair bir bildirim yapılmadığını, 2013 yılı başında babasınınaskerlik şubesi aracılığıyla temin ettiği rapor fotokopisinde onay tarihininokunamadığını, raporun onay tarihini 3/6/2013 tarihinde kendisine ulaşanidarenin cevap yazısıyla öğrendiğini, bu nedenle yapılan idari müracaatınsüresinde olduğu hâlde davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi sonucunda adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini, diğer yandan idarenin hizmet kusurundandolayı sakat kalması sonucunda Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen maddi vemanevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ile zararının tazmin edilmemesineticesinde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespitineve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasının yanında hizmet kusurundan dolayı sakat kalması ve zararınıntazmin edilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ilemülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de maddi ve manevivarlığın korunması ile mülkiyet hakkına yönelik iddiaların açılan davanınesasının incelenmesi neticesinde çözüme kavuşturulacak nitelikte olması ve davanınsüresinde açılmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniylebaşvurunun yalnızca adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alanmahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
24. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
25. Başvurucu, açtığı davanın süre aşımı nedeniylereddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının alt güvencelerinden olanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Bakanlık görüş yazısında mahkemeye erişimin bir unsuru olanmahkeme hakkının mutlak bir hak olmadığı, özellikle bir davanın açılabilirliğine ilişkin bazı sınırlamalar ve niteliğigereği bu konuda düzenleyici işlemlere konu olabileceği, bununla birlikte busınırlamaların dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özünezarar verecek seviyeye ulaşmaması gerektiği, AYİM’inyerleşik içtihatlarına göre sağlık kurulu raporlarına dayanılarak açılan tamyargı davalarında sağlık kurulu raporunun onaylanma tarihinin bir yıllık hakdüşürücü sürenin başlangıcı olarak kabul edildiği belirtilerek başvurucununiddiaları incelenirken bu hususların dikkate alınması gerektiği yönünde beyandabulunulmuştur.
27. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleriihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanınınsağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangikanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, resmi görevliler tarafından vakihaksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkısaklıdır.”
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olanmahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelmektedir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), mahkemeyeetkili erişim hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biriolarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının ve başvuruyapılabilmesi konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyenkişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasınıgerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya dauygulamadaki belirsizliklerin, tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiğidurumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).
31. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin yasal düzenlemelerinde bugüven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilikilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi birduraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olmasını ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşıkoruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,28/11/2013).
32. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıpsınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlandırmalarınhakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açıkve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkinolarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu davalar,nitelikleri gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte busınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özünezarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,11/10/2001, § 22).
33. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsızhâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabilir.Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça-hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanunyollarına başvurma hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§36-40).
34. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hakarama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler,hukuk güvenliği ilkesinin gereği olup adil yargılanma hakkının ihlali olarakdeğerlendirilemez. Bu süreler mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniylegüvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzakgeçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekleoluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibiönemli ve meşru amaçlara hizmet eder (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:22083/93,22095/93; 22/10/1996, § 51). Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler,devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılıoldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetiniengellemiş sayılmaz.
35. Başvurucu, askerlik hizmeti sırasında 4/4/2011 tarihinderahatsızlanması üzerine ilk müdahalenin ardından ambulans uçakla Ankara GATAKomutanlığı Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümüne sevk edilmiş; burada bir süretedavi olduktan sonra hava değişimine gönderilmiş, hava değişim süresininbitimini müteakip GATA'da yapılan muayenesi sonrasında düzenlenen 13/1/2012tarihli rapor ile başvurucu hakkında subaraknoid hemoraji, karotid sifon ve bifürkasyondankaynaklanan embolize bilateralinternal karotis arteranevrizması tanısıyla"Askerliğe elverişli değildir." kararı verilmiş, sözkonusu rapor 14/2/2012 tarihinde onaylanarak kesinleşmiştir. Başvurucu isetedavisi devam etmekte iken terhis tarihinin gelmesi nedeniyle 19/5/2011tarihinde hakkında terhis işlemi tesis edilmiştir. Başvurucu daha sonraözürlülük oranının tespiti amacıyla İstanbul Göztepe Eğitim ve AraştırmaHastanesine başvurmuş, anılan Hastane tarafından düzenlenen raporda da rahatsızlıknedeniyle başvurucunun %57 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığıbelirlenmiştir.
36. Başvurucu vücut fonksiyon kaybına, askerlik görevini ifaettiği Afganistan’daki tıbbi müdahalenin, sağlık hizmetlerinin ve hastanekoşullarının yetersiz oluşunun da etkili olduğu iddiasıyla 13/5/2013 tarihindeidareye başvurarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise debaşvurusu, altmış günlük yasal süre içinde cevap verilmemek suretiylereddedilmiştir.
37. Başvurucunun aynı taleple açtığı tam yargı davasında iseAYİM İkinci Dairesi, başvurucunun askerliğe elverişsizlik raporunundüzenlendiği ve terhis işlemlerine başlandığı tarih itibarıyla zararınıöğrendiği, bu tarihten itibaren dava açma süresinin başlamasına rağmen leheyorum ve Mahkemenin içtihadı dikkate alınarak askerlik hizmetine tabitutulmasından dolayı uğradığı zarar nedeniyle en geç raporun onay tarihindenitibaren dava açma süresinin başlaması gerektiği, İstanbul Göztepe Eğitim veAraştırma Hastanesince başvurucu hakkında düzenlenen özürlülük oranına ilişkinraporda başvurucunun askerliğe elverişsizliğine neden olan rahatsızlık dışındabir tespitin bulunmadığı için bu raporun zararı öğrenme ve dolayısıyla davaaçma süresine bir etkisinin bulunmadığı, bu nedenle başvurucunun raporun onaytarihi olan 14/2/2012 tarihinden itibaren bir yıl içinde idari müracaattabulunmasının gerekirken bu bir yıllık süre geçtikten sonra 13/5/2013 tarihindeidareye başvurup herhangi bir cevap verilmemesi üzerine 3/9/2013 tarihindeaçılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir.
38. Mahkemelerin, usul kurallarını uygularken bir yandan davanınhakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunlaöngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırıesneklikten kaçınmaları gereklidir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
39. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatınyorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte buyorum ve uygulamaların etkilerinin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının AnayasaMahkemesince incelenebileceği tabiidir.Mahkemeyeerişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesindeolacaktır.
40. İdari işlem ve eylemlerin sürekli bir biçimde dava açılmatehdidi altında olmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimdeyürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarladüzenlenmiş; 1602 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca idari eylemlerden dolayıhakları ihlal edilmiş olanların AYİM’de dava açmadanönce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleritarihten itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıliçinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri, buisteklerin kısmen veya tamamen reddi hâlinde ise bu konudaki işlemin tebliğitarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiğitarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açmaları gerektiğidüzenlenmiştir (Kemal İnan, B.No: 2013/1524, 6/10/2015, § 50).
41. Başvurucu 1602 sayılı Kanun’da belirtilen dava açmasüresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde bir şikâyettebulunmamıştır. Anılan sürenin başlangıç tarihinin, başvurucunun hakkındadüzenlenen sağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas alınarak belirlenmesinin,mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.
42. Askerlik sırasında meydana gelen eylemden dolayı uğranılanzararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde yapılan 2013/1524sayılı başvuru hakkında mahkememizin verdiği ve mahkemeye erişim hakkının ihlaledilmediği yönündeki kararında erken terhis işlemi ile başvurucunun zararınkaynağına ilişkin sağlık raporuna ulaşabileceği ve bu nedenle AYİM’in yaptığı yorumun mahkemeye erişim hakkını ihlaletmediği gerekçesine dayanılmış (Kemal İnan,§ 50) ise de somutbaşvuruda başvurucunun askerlik hizmeti sırasında meydana gelen rahatsızlığıdevam etmekte iken terhis tarihinin gelmesi nedeniyle normal terhis tarihindeaskerlik hizmetinin sonlandırıldığı, sağlık raporunun ise başvurucuya tebliğedildiğine ilişkin bir bilginin bulunmadığı ve başvurucunun kendi çabalarıylaelde ettiği rapor üzerine idari müracaatta bulunduğu görüldüğünden başvurunun2013/1524 sayılı başvuru hakkında verilen karardaki olay ile aynı bağlamdaolmadığı anlaşılmaktadır.
43. AİHM askerde meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarakaçılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesine ilişkin olarak kendisineyapılan başvuruda zararın ölüm olayıyla meydana geldiğine; AYİM'in,bir yıllık başvuru süresinin ölümle ilgili yapılan kovuşturmanın sonucundaverilen takipsizlik kararının ilgililere tebliğ tarihi ile değil; ölüm olayınınöğrenilmesi ile başlayacağına dair yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlaletmediğine karar vermiştir (Canan Eyilmez ve diğerleri/Türkiye, B. No: 74704/11,1/7/2014, §§ 32-34) .
44. AİHM, Rodoplu/Türkiye (B.No: 41665/02, 23/1/2007) kararında yapılan ameliyat sonrasında bir gözünükaybeden başvurucunun açtığı tam yargı davasının süre aşımı yönündenreddedilmesine ilişkin olarak başvurucunun mevzuatta öngörülen süreye uymamasıiçin geçerli bir nedeninin olmadığını, her hâlükârda belirlenen süreler içindebaşvuru yapma imkânına sahip olduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkı ihlaledilmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
45. AİHM, Eşim/Türkiye (B.No: 59601/09, 17/9/2013) kararında süre aşımı nedeniyle davası reddedilenbaşvuranın mahkemeye erişim hakkının engellenip engellenmediği hususunudeğerlendirmiştir. Söz konusu olayda başvurucu, askerlik hizmetini yerinegetirirken 25/9/1990 tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış; tedavisiuzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun 1992 yılında askerlikleilişiği kesilmiştir. Başvurucu sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve başdönmesinden yakınmış, 2004 yılında başında belirlenemeyen metal bir cisminolduğu tespit edilmiş, 2007 yılında GATA'daki muayenesinde başvurucunun başındamermi olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 19/9/2007 tarihinde tazminat almakamacıyla idareye başvurmuş ancak bu talebi reddedilmiştir. Bunun üzerinebaşvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davadaAYİM söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş yıl içinde davaaçılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.
46. AİHM anılan kararında, davanın temelinde yer alan konununaslen beş yıllık süre sınırını, başvurucunun yaralandığı tarihten itibarenhesaplayan yerel mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş;başvurucunun 25/9/1995 tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmamasının tartışmakonusu olmadığından kendisinden beş yıl içinde tazminat davası açmasınınbeklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine, Mahkemenin nazarında şahsiyaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının, taraflarınuğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğinehükmetmiş ve AYİM’in süre sınırı hakkındaki katıyorumunun, davanın esasının tam olarak incelenmesine engel olması nedeniylemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Eşim/Türkiye, §§ 23, 25 ve 26).
47. Başvuru konusu olaya bakıldığında askerlik hizmeti sırasındaidari eylem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararın tazmini istemiylebaşvurucunun açtığı davada, AYİM tarafından başvurucunun bu durumuyla ilgiliaskere elverişsizlik raporunun düzenlendiği ve terhis işlemlerinin başladığıtarih itibarıyla bundan haberdar olduğu, bunun yanında içtihadın gözetilmeksuretiyle başvurucu lehine yorum ile sağlık raporunun kesinleştiği tarihtenitibaren dava açma süresinin başladığı şeklinde değerlendirme yapılarak 1602sayılı Kanun’da öngörülen sürelerden sonra başvurucunun yaptığı başvuru üzerineaçtığı davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Askere elverişsizliğeilişkin sağlık raporunun başvuruya tebliğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.
48. Buna göre başvurucunun askerlik hizmeti sırasında meydanagelen rahatsızlığı nedeniyle erken terhis işlemine tabi tutulmaması verahatsızlığının devam ettiği sürede normal terhis tarihinde terhis edilmesinedeniyle başvurucunun terhis tarihi itibarıyla bir zarara uğramış olduğunu vezararın hangi sebep veya sebeplerden kaynaklandığını değerlendirmesi mümkündeğildir. Başvurucunun terhis tarihinden çok sonra hakkında düzenlenen sağlıkraporu uyarınca zararın idareden kaynaklanmış olabileceğini değerlendirse bileanılan rapor başvurucuya tebliğ edilmemiş olup AYİM’in,başvurucunun uğradığını ileri sürdüğü zararı öğrendiği veya öğrenmesi gerektiğitarih hakkında bir araştırma yapmaksızın uğranıldığı ileri sürülen zararınöğrenilmesine imkân tanımayan sağlık raporunun kesinleştiği tarihi esas almaksuretiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar vermesinin başvurucununmahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumunbaşvurucunun mahkemeye erişim hakkını imkânsız hâle getirdiği sonucunavarılmıştır.
49. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine yada edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
51. Başvurucu, ihlalin tespitine ve yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
52. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun,mahkemeye erişim hakkı yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
53. Adil yargılanma hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM İkinci Dairesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere AYİMİkinci Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.