TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAMİT ALİHANSOY VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/35581)
Karar Tarihi: 29/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucular
:
1. Hamit ALİHANSOY
2. Kasım ALİHANSOY
3. Metin ALİHANSOY
Başvurucular Vekili
:
Av. Mehmet Şerif HASAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ceza soruşturması kapsamında mal varlığı üzerineihtiyati tedbir uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/10/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. 2017/35581 numaralı bireysel başvuru ile aynı tarihte yapılan2017/35583 ve 2017/34484 numaralı bireysel başvuruların konu yönünden hukukiirtibatlarının bulunması nedeniyle 2017/35581 numaralı bireysel başvuru dosyasıile birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine ve diğerbaşvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
A. Başvuru TarihindenÖnce Yaşanan Gelişmeler
9. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet Başsavcılığı)başvurucuların da dâhil olduğu bir kısım şüpheli hakkında suç işlemek amacıylakurulan örgüte üye olma, petrol kaçakçılığı, özel kanunları gereğince gümrükvergilerinden kısmen veya tamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı ithal amacıdışında başka bir kullanıma tahsis etme, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı VergiUsul Kanunu'na muhalefet, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, örgütebilerek isteyerek yardım etme, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklamave kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçlarını işledikleri şüphesiyleceza soruşturması başlatılmıştır.
10. Soruşturma sırasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından7/5/2012 tarihinde 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 282.maddesinde yer alan suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunuişledikleri iddiasıyla başvurucuların bankalarda bulunan hak ve alacaklarına,ortağı bulundukları şirketlerdeki ortaklık paylarına, nakliye ve taşıtaraçlarına, gayrimenkulleri üzerine devir ve temliki önleme amacına yönelikolarak 5237 sayılı Kanun'un 54., 55. ve 60. maddeleri kapsamında müsadereedilebilmeleri için ihtiyati tedbir konulması talep edilmiştir.
11. Nevşehir 2. Sulh Ceza Mahkemesi de Cumhuriyet Başsavcılığınıntalebine uygun olarak 7/5/2012 tarihli kararı ile başvurucuların mezkûr malvarlığına, araçlarına, şirket hisselerine ve banka hesapları üzerine 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesi gereğinceelkoyma şeklinde ihtiyati tedbir kararı vermiştir.
12. Cumhuriyet Başsavcılığının 16/7/2012 tarihli iddianamesi ilebaşvurucuların da dâhil olduğu bir kısım şüpheli hakkında suç işlemek amacıylakurulan örgüte üye olma, petrol kaçakçılığı, özel kanunları gereğince gümrükvergilerinden kısmen veya tamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı ithal amacıdışında başka bir kullanıma tahsis etmek, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, kamugörevlisinin resmî belgede sahteciliği, örgüte bilerek isteyerek yardım etme,suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama ve kamu görevlisinin resmîbelgede sahteciliği suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davasıaçılmıştır.
13. Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesince 19/9/2012 tarihindegörevsizlik kararı verilmiştir. Görevsizlik kararına itiraz edilmesi üzerineNevşehir Ağır Ceza Mahkemesince de 3/10/2012 tarihinde görevsizlik kararıkaldırılmıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 27/11/2012 tarihli tarihli ilamıile görevli mahkemenin Nevşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi olduğuna kararverilmiştir.
14. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcığı tarafından Nevşehir Ağır CezaMahkemesinde bir kısım şüpheli hakkında resmî evrakta sahtecilik suçundancezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Nevşehir Ağır CezaMahkemesi, dosya kapsamından tespit edilemeyen bir tarihte tarafları ve konusuaynı olup fiilî ve hukuki bağlantı bulunduğunu belirterek E.2012/749 sayılıdosya ile E.2018/197 sayılı dosyanın birleştirilmesine ve yargılamanınE.2013/235 sayılı üzerinden yürütülmesine karar vermiştir.
15. Başvuruculardan Hamit Alihansoy ile bir kısım şüphelilerinmüdafii tarafından 9/5/2017 tarihli duruşmada şirketlerin, mal varlıklarının vediğer araçların üzerlerindeki tedbirlerin tamamen kaldırılması talebindebulunulmuştur. Mahkeme ise anılan duruşmada dosyanın kapsamlı oluşu ve heyetdeğişikliği gözönünde bulundurularak talebin bir sonraki celsedeğerlendirilmesine, bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına kararvermiştir. Buna mukabil Mahkeme 19/9/2017 tarihli bir sonraki duruşmada buhususta bir karar vermemiştir.
16. Başvurucular 13/10/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. Başvuru TarihindenSonra Yaşanan Gelişmeler
17. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 21/2/2019tarihinde başvurucuların petrol kaçakçılığı, suç işlemek amacıyla kurulan örgüteüye olma, özel kanunları gereğince gümrük vergilerinden kısmen veya tamamenmuaf olarak ithal edilen eşyayı ithal amacı dışında başka bir kullanıma tahsisetmek, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, örgüte bilerek isteyerekyardım etme, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama ve kamu görevlisininresmî belgede sahteciliği suçlarından hapis ve adli para cezası ilecezalandırılmalarına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucuların tedbirkararına konu taşıt ve nakil araçları, paraları ve şirket hisselerinin 5237sayılı Kanun'un 59. maddesi gereğince ayrı ayrı müsaderelerine karar vermiştir.Karar gerekçesinde, mahkûmiyet hükmü tesis edilirken 97 No.lu klasörde bulunan14/12/2018 tarihli ve 67 No.lu klasörde bulunan 17/8/2015 tarihli Mali SuçlarıAraştırma Kurulu Başkanlığı raporlarının, iletişimin tespiti tutanaklarının,arama elkoyma tutanaklarının, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Bankacılık Düzenlemeve Denetleme Kurulu, Gelir İdaresi Başkanlığı, Konya Küçük ve Orta ÖlçekliMükellefler Grup Başkanlığı, TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi tarafındanhazırlanan bilirkişi raporlarına dayanıldığı belirtilmiştir.
18. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaistinaf aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19. 5271 sayılı Kanun’un"Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma" kenar başlıklı128. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Soruşturma veya kovuşturma konususuçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanankuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki hertürlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki hertürlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklıkpaylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Butaşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktanbaşka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemiyapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoymakararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve DenetlemeKurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, HazineMüsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan,suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içindehazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay dahauzatılabilir.
(2) Birinci fıkra hükmü;
a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;
...
6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),
...
Hakkında uygulanır.
(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapukütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.
...
(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki hertürlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veyamalî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili bankaveya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra,hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemlergeçersizdir.
..."
20. 5271 sayılı Kanun’un"Elkonulan eşyanın iadesi" kenar başlıklı 131. maddesişöyledir:
''(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilereait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerekkalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'senveya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemetarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.
(2) 128 inci madde hükümlerine göre elkonulaneşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması vebunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.''
21. 5237 sayılı Kanun’un "Kazançmüsaderesi" kenar başlıklı 59. maddesi şöyledir:
"(1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veyasuçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatlerile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomikkazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararıverilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddimenfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde,bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.
(3) (Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu maddekapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisapeden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetinkorunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir."
B. Uluslararası Hukuk
22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mülkiyetin kamuyararına kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kuralçerçevesinde incelediği elkoyma ve müsadere tedbirleri, suçla mücadele içinetkili ve gerekli bir araçtır (Raimondo/İtalya,B. No: 12954/87, 22/2/1994, §§ 27, 30). AİHM suçtan elde edilen gelirlerin veyamal varlığının müsadere edilmesinin suçla mücadelede caydırıcılığın sağlanmasıve suçtan gelir elde edilmemesinin güvence altına alınması yönleriyle kamununyararına olduğunu kabul etmiştir (Phillips/BirleşikKrallık, B. No: 41087/98, 5/7/2001, § 52).
24. AİHM, gerek Avrupa ortak hukukuna gerekse de evrensel hukukstandartlarına göre yolsuzluk, kara para aklama veya uyuşturucu suçları gibiciddi suçlar yönünden müsadere için mahkûmiyet kararının gerekli olmadığınıvurgulamıştır. İkincisi haksız yere elde edilmiş olduğu varsayılan mülkün meşrukökenini kanıtlama yükümlülüğü kanunla hukuk davaları da dâhil olmak üzerecezai olmayan müsadereye ilişkin yargılama süreçlerinde muhataplar üzerine debırakılabilir. Üçüncü olarak müsadere tedbirinin sadece suçtan elde edilengelirlerle ilgili değil suç gelirlerini dönüştürerek veya bu gelirlerin devriveya karıştırılması yoluyla elde edilen herhangi bir gelir ya da dolaylımenfaatleri içeren mülkler yönünden de uygulanabileceği belirtilmiştir. Sonolarak ise AİHM'e göre müsadere tedbiri, sadece suç isnadında bulunulan şüpheliveya sanıklar yönünden değil söz konusu varlıkların elde edilmesindeki rolünügizleyen, iyi niyetli olmayan mülk sahibi üçüncü kişiler bakımından dauygulanabilir (Telbis ve Viziteu/Romanya,B. No: 47911/15, 26/6/2018, § 76).
25. AİHM'e göre mülkün kamu yararına kullanılmasının kontrolükapsamında mülke el konulması hususunda devletlerin geniş bir takdir yetkisibulunmakla birlikte bu yetkinin devlete tanınması kişilerin mülkünden yoksunbırakılması gibi ağır bir sonuca da yol açmaktadır. Bu nedenle başvurucununmülkiyet hakkına yapılan müdahalenin keyfî veya öngörülemez olmaması için bazıusule ilişkin güvenceler öngörülmelidir. AİHM, kişilere keyfî müdahalelerdenkorunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirlerin kanun dışı,keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarınısorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınmasıgüvencesinin sağlanması gerektiğini belirtmektedir. Bu değerlendirme iseuygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık, B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 60; Saccocia/Avusturya, B. No: 69917/01,18/12/2008, § 89;Džinić/Hırvatistan, B. No: 38359/13, 17/5/2016, § 68).
26. Bu bağlamda suçtan elde edilen gelirlerin müsadereedilmesinin şikâyet edildiği Denisova veMoiseyeva/Rusya (B. No: 16903/03, 1/4/2010) kararında,başvurucuların müsadereye ilişkin yargılama sürecine dâhil edilmeyerek müsaderetedbirine yönelik olarak etkili bir şekilde karşı koyabilme imkânınınkendilerine tanınmaması sebebiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüzolduğu sonucuna varılmıştır (Denisova veMoiseyeva/Rusya, §§ 60-64).
27. Bunun yanında AİHM, müsadere ve elkoyma gibi tedbirlerinayrıca suça konu menfaat ile orantılı olması gerektiğini belirtmektedir.Nitekim Dzinic/Hırvatistankararında, elkoyma tedbirinin muhtemel bir müsadereyi güvence altına almak içinuygulandığını gözeten AİHM, başvurucunun mülküne elkonulması tedbirinin meşruolsa da el konulan mülkün değeri ile karşılaştırılmaksızın uygulanmasının adildengenin gerekliliklerine uygun olmadığını kabul ederek sonuca varmıştır (Džinić/Hırvatistan, §§ 67-82).
28. AİHM ayrıca mülk sahibinin davranışları ile kanuna aykırıeylem arasındaki illiyet bağının kamu makamlarınca makul bir şekildedeğerlendirilmesini de başka bir güvence ölçütü olarak değerlendirmektedir.Bununla birlikte AİHM, kamu yararının gerektirdiği bazı durumlarda böyle birilişki mevcut olmasa dahi elkoyma ve müsaderenin uygulanabileceği gerçeğiniyadsımamaktadır. Ancak böyle bir durumda yani elkoyma ve müsaderenin muhakkakuygulanması gerektiği kabul edildiği takdirde özellikle iyi niyetli üçüncükişiler yönünden eşyanın belirli koşullar dâhilinde iadesi veya bu mümkünolamıyorsa eşya sahibinin zararının tazminine yönelik bir iç hukuk yolununmevcut olması, ölçülülüğün unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir (AGOSI/Birleşik Krallık, §§ 57-61; Vasilevski/Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.No: 22653/08, 28/4/2016, §§ 56-60; Sulejmani/EskiYugoslav Cumhuriyeti, B. No: 74681/11, 28/4/2016, §§ 40-44). AİHM builkenin beraat eden mülk sahipleri yönünden de uygulanacağını belirtmektedir (Jucys/Litvanya, B. No: 5457/03, 8/1/2008,§ 36).
29. Riela ve diğerleri/İtalya((k.k.), B. No: 52439/99, 4/9/2001) kararına konu olayda, organizesuç örgütlerinin faaliyetleri çerçevesinde elde edildiği gerekçesiylebaşvurucuların taşınmazları, araçları ve şirket hisselerinin müsadere edilmesisöz konusudur. AİHM derece mahkemelerinin başvurucuların mali durumlarınınözenli bir şekilde analiz edilerek müsadere edilen malların yalnızcabaşvurucuların kanun dışı kazançlarıyla elde edilebileceği yönündeki değerlendirmelerinidikkate alarak mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin takip edilen meşru amaç ilekarşılaştırıldığında orantısız olmadığı sonucuna varmıştır.
30. Phillips/Birleşik Krallıkkararına konu olayda, başvurucunun uyuşturucu madde ticareti suçundan hapis cezasıile cezalandırılmasına hükmedilmiş; müsadereye ilişkin olarak ayrıca yürütülendavada da gümrük makamlarınca görevlendirilen uzman kişi tarafından düzenlenenrapora istinaden suçtan elde edildiği gerekçesiyle başvurucunun üç yıl içinde91.400 İngiliz sterlini ödemesine karar verilmiştir. AİHM başvurucunun altıyıllık bir dönemde uyuşturucu kaçakçılığından gelir elde ettiğini ve bu parayımal varlığı içinde akladığı yönündeki derece mahkemelerinindeğerlendirmelerinin makul olduğunu, başvurucuya yeterli itiraz imkânlarınıntanındığını, müsadere usulü çerçevesinde varılan kanaatin ise adil ve savunmahakkına saygılı bulduğunu belirtmiştir. AİHM sonuç olarak müdahalenin bu alandakamu makamlarına tanınan geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında ölçülüolduğu gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (Phillips/Birleşik Krallık, §§ 50-53).
31. Telbis ve Viziteukararında da AİHM, başvurucuların sanığın yakınlarının mal varlığının suçtanelde edildiği gerekçesiyle müsadere edilmesi hususunda, yolsuzlukla mücadelealanında kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu ve somutolayda müsadere tedbirinin uygulanmasına karşı başvuruculara etkili bir savunmave itiraz hakkının tanındığı, derece mahkemelerinin kararlarının da keyfîolmadığı gerekçesiyle ölçülü bir müdahale olduğu sonucuna varmıştır (Telbis ve Viziteu/Romanya, § 81).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
33. Başvurucular, Mahkemece mal varlıkları üzerine konulantedbirlerin uzun süredir devam etmesinin ekonomik faaliyetlerini olumsuzetkilediğinden ve hak ihlali oluşturduğundan yakınmışlardır. Başvuruculara göreortak oldukları şirketlerde küçük hisseleri olmasına rağmen konulan tedbirkararı nedeniyle diğer ortaklar da haksız yere mağdur edilmişlerdir.
34. Başvurucular mevzuata göre mal varlığı değerlerineelkonulabilmesi için tahdidi olarak sayılan suçlardan olan örgüt kurma suçunun bu kapsamdan çıkarıldığını,bu nedenle tedbir kararının haksız bir şekilde devam ettiğini belirtmişlerdir.Başvurucular ayrıca mevzuattaki yeni değişikliklere göre kanun koyucutarafından elkoyma kararı verme imkânının sınırlandırılmış olup bu yetkininsulh ceza mahkemelerinden alınarak ağır ceza mahkemelerine verildiğini ifadeetmişlerdir. Diğer yandan başvurucular, Türkiye'deki tüm dosyalar üzerindekitedbirlerin kaldırılmasına rağmen Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/235 Esassayılı dosyası üzerinde devam etmesinin de haksızlık olduğunu ilerisürmüşlerdir. Başvurucular sonuç olarak uzun süredir devam eden haksız tedbirkararı nedeniyle mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
35. Anayasa’nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular eşitlik ilkesinin de ihlaledildiğini ileri sürmekte ise de mal varlığı değerleri üzerine konulan tedbirinuzun süredir devam ettiğine yönelik şikâyetlerinin esas itibarıyla mülkiyethakkını ilgilendirdiği anlaşıldığından başvurucuların bütün şikâyetlerininmülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
38. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somutolayda başvurucuların el konulan taşıt ve nakil araçları, bankalarda bulunanhesaplarındaki para ve şirket hisselerinin mülk teşkil ettiğinde kuşkubulunmamaktadır.
b. Müdahalenin Varlığı veTürü
39. Anayasa Mahkemesi daha önce müsadere veya mülkiyetin kamuyageçirilmesi yönündeki tedbirlerin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğinikabul etmiş ve mülkten yoksun bırakma sonucuna yol açsa dahi niteliğini veamacını gözeterek müdahaleleri mülkiyetin kamu yararına kullanılmasınınkontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiştir (Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044,17/12/2015, §§ 57, 58; Mahmut Üçüncü,B. No: 2014/1017, 13/7/2016, §§ 67-70; EyyüpBaran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§ 62-67; Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu, B. No:2014/5167, 28/9/2016, §§ 58-62).
40. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucuların taşıt ve nakil araçlarına, bankahesapları ve şirket hisselerine suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerininaklama suçunu işledikleri gerekçesiyle el konulmasının ve üzerindeki tedbirkararların uzun süredir devam etmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğiaçık olup suçtan mülk edinilmemesini amaçlayan müdahalenin yukarıda değinildiğigibi üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür.
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
41. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
42. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'yauygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşımasıve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 62).
i. Kanunilik
43. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518,26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi vediğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
44. Somut olayda başvurucuların suçtan kaynaklanan mal varlığıdeğerlerinin aklama suçunun işlendiği iddiasına ilişkin olarak yürütülensoruşturma kapsamında başvurucuların taşıt ve nakil araçlarına, bankahesaplarına ve şirket hisselerine 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesi uyarıncaelkoyma tedbiri uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu kanun hükmünün belirli,öngörülebilir ve ulaşılabilir olduğunda bir tereddüt bulunmadığındanmüdahalenin kanuni bir dayanağı mevcuttur.
ii. Meşru Amaç
45. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasıimkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberindegetiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün hersomut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (bazı değişikliklerlebirlikte bkz. Nusrat Külah, B.No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; YunisAğlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).
46. Müsadere veya müsadereyle suçta kullanılan, kullanılmaküzere hazırlanan veya suçtan meydana gelen eşyanın mahkûmiyete rağmen suçlununelinde bırakılmamasıyla suçtan gelir elde edilmemesi, ayrıca suçla ilgili veyabizatihi suç teşkil eden eşyanın ülke ekonomisi, kamu düzeni ve güvenliği iletoplum ve çevre sağlığı bakımından arz ettiği tehlikelerin önlenmesiamaçlanmıştır. Böylece suçla mücadelede caydırıcılığın sağlanması, yenisuçların işlenmesinin önüne geçilmesi ve suça konu tehlike arz eden mülkünkullanılması ile dolaşımının engellenmesi hedeflenmektedir (Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu, § 69).
47. Suçlarla mücadele çerçevesinde elkoyma, müsadere veyamülkiyetin kamuya geçirilmesi gibi tedbirlerin önemli ve gerekli birer araçolduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda suça konu mülkün kullanılmasının ve devrininengellenmesi suretiyle suçtan gelir ya da mal varlığı elde edilmemesi veyabaşkalarına ait mal varlığı değerlerinin hukuka aykırı olarak eldençıkarılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Somut olay bakımından dabaşvurucuların suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklama suçundan eldeedilen gelirlerle edinildiği iddia edilen taşıt ve nakil araçlarına, bankalardabulunan hesaplarındaki paralara ve şirket hisselerine 5271 sayılı Kanun'un 128.maddesi uyarınca elkoyma tedbiri uygulandığı anlaşılmaktadır. Böylelikle suçlamücadelede caydırıcılığın sağlanması, yeni suçların işlenmesinin önünegeçilmesi ve başkalarına ait olabileceği değerlendirilen mal varlığıdeğerlerinin hukuka aykırı olarak elden çıkarılarak telafisi imkânsızzararların meydana gelmemesi hedeflenmektedir. Dolayısıyla müdahalenin kamuyararına dayalı, meşru bir amacının olduğu kuşkusuzdur.
iii. Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
48. Son olarak kamu makamlarınca başvurucuların mülkiyethaklarına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacıngerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülükilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.
49. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §38).
50. Mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Anayasa'nın 13. ve35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için her şeyden önce öngörülen kamuyararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması zorunludur. Diğer taraftanmüdahalede bulunulurken ilgili kamu yararı amacını gerçekleştirmeye en uygunaracın seçilmesi gerekmektedir. Bu alanda hangi araçların tercih edileceği iseöncelikli olarak daha isabetli karar verebilecek konumda olan ilgili kamumakamlarının yetkisindedir. Bu nedenle hangi aracın tercih edileceğininbelirlenmesi hususunda idarelerin belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Nevar ki seçilen aracın gerekliliğine ilişkin olarak idarelerin sahip olduğutakdir yetkisi sınırsız değildir. Tercih edilen aracın müdahaleyi ulaşılmakistenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırlaştırması durumunda AnayasaMahkemesince müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılması mümkündür. AncakAnayasa Mahkemesinin bu kapsamda yapacağı denetim, seçilen aracın isabetderecesine yönelik olmayıp hak ve özgürlükler üzerinde oluşturduğu müdahaleninağırlığına dönüktür (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Hamdi Akın İpek, B. No: 2015/17763,24/5/2018, § 108; Hanife Ensaroğlu,B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 67).
51. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönündebulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (bazı değişikliklerlebirlikte bkz. Arif Güven, B. No:2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
52. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvencedensöz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamdakorunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında daifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya damakul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlumakamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınmasıgüvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününebakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk,B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 36; BekirYazıcı, § 71).
53. Ayrıca mülkiyet hakkına müdahaleye yol açan tedbirlerinkeyfî veya öngörülemez biçimde uygulanmaması gerekmektedir. Aksi takdirdemülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunması mümkün olmaz. Bu sebeple kamumakamlarınca başvurucunun eylemi ile tedbire yol açan kanuna aykırılık arasındabağlantı olduğunu gösterir makul bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu bağlamdaelkoyma veya müsadere gibi tedbirler yoluyla mülkiyet hakkına yapılanmüdahalelerin bireyin menfaatleri ile kamunun yararı arasında olması gerekenadil dengeyi bozmaması için suça veya kabahate konu eşyanın malikinin davranışıile kanunun ihlali arasında uygun bir illiyet bağının olması ve iyi niyetli eşya malikine eşyasını-tehlikeli olmaması kaydıyla- geri kazanabilme olanağının tanınması veya iyiniyetli malikin bu nedenle oluşan zararının tazmin edilmesi gerekmektedir (Bekir Yazıcı, §§ 31-80; Hanife Ensaroğlu, § 66; Hamdi Akın İpek, § 115).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
54. Somut olayda elkoyma tedbiri ile yapılan müdahalenin suçtangelir veya mal varlığı elde edilmemesi yönündeki amacı gerçekleştirmek için elverişli bir araç olduğunda tereddütbulunmamaktadır.
55. Mahkeme tarafından 21/2/2019 tarihinde başvurucularınmahkûmiyetine ve tedbire konu mallarının da müsadere edilmesine kararverilmiştir. Buna göre başvurucuların mezkûr mal varlıkları üzerindeki tedbirinvarlığı 6 yıl 9 ay 14 gün sürmüştür. Başvuruculardan Hamit Alihansoy ile birkısım şüphelilerin müdafii İ.A. 9/5/2017 tarihli duruşmada şirketlerin, malvarlıklarının ve diğer araçların üzerindeki tedbirlerin tamamen kaldırılmasıtalebinde bulunmuşlardır. Mahkeme ise anılan duruşmada dosyanın kapsamlı oluşuve heyet değişikliği gözönünde bulundurularak talebin bir sonraki celsedeğerlendirilmesine, bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına kararvermiştir. Buna mukabil Mahkeme 19/9/2017 tarihli bir sonraki duruşmada buhususta bir ara karar vermeyerek tedbirlerin kaldırılmasına yönelik taleplerizımnen reddetmiştir. Buna göre başvurucuların mal varlıkları üzerindekitedbirin kaldırılması hususunda gerekli yasal girişimde bulunmuş olmalarınakarşılık tedbir kararının kaldırılmasına yönelik taleplerinin hiçbir gerekçegösterilmeden zımnen reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucularınmal varlığı üzerindeki tedbirin tedbire konu mal varlığı hakkında müsaderekararı verilmesine kadar geçen süre boyunca devam etmesinin gerekli olup olmadığı tartışmalıdır.
56. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi tedbir süresinin uzunluğubağlamında müdahalenin orantılı olup olmadığını da değerlendirerek sonucavaracaktır.
57. Somut olayda haklarında yürütülen soruşturma kapsamındabaşvurucuların bir kısım mal varlığı değerleri üzerine tedbir konulmuştur.Soruşturma süresince devam eden tedbir kararları kovuşturma aşamasında dakaldırılmamıştır. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 21/2/2019tarihinde başvurucuların petrol kaçakçılığı, suç işlemek amacıyla kurulanörgüte üye olma, özel kanunları gereğince gümrük vergilerinden kısmen veyatamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı ithal amacı dışında başka bir kullanımatahsis etmek, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, örgüte bilerekisteyerek yardım etme ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklamasuçlarından hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir.Mahkeme ayrıca başvurucuların tedbir kararına konu taşıt ve nakil araçları,paraları ve şirket hisselerinin 5237 sayılı Kanun'un 59. maddesi gereğince ayrıayrı müsaderelerine karar vermiştir. Dava hâlihazırda istinaf aşamasındaderdest olup mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir.
58. Başvurucuların mal varlıkları hakkında Nevşehir 2. Sulh CezaMahkemesince verilen 7/5/2012 tarihli tedbir kararına ilişkin olarak NevşehirAğır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılama süreci boyunca ise herhangi biraçıklama yapılmamış, tedbirin kaldırılması veya devamı yönünde hüküm tesisedilmemiştir. Üstelik 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinde el koyma tedbiriyönünden katalog suçlar yönünden 21/12/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 10.maddesi ile 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarıncayapılan değişikliklerin de tartışılmadığı görülmektedir. Mahkeme tedbirinkaldırılmasına yönelik talepler hakkında da açık şekilde bir kabul ya da retkararı vermemiştir. Bu nedenle yargılama sürecinde kaldırılması yönünde birkarar verilmeyen tedbire ilişkin kısıtlamanın devam ettiği değerlendirilmiştir.Başvurucular hakkında yargılama sürecinin sonunda her ne kadar mahkûmiyet hükmütesis edilip tedbire konu mal varlıkları hakkında müsadere kararı tesis edilmişise de mezkûr karar istinaf aşamasındadır. Bu durumda başvurucular hakkındaverilen tedbir kararının 6 yıl 9 ay 14 gün devam ettiği görülmektedir.
59. Kişilerin mal varlığı değerleri üzerine konulan tedbirinölçülü olduğundan bahsedebilmek için uzayan süreç nedeniyle orantısız,dolayısıyla ölçüsüz hâle dönüşmemesi gerekir. Her olayın özelliğine göre busürenin makul olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Somutolayda başvurucuların mal varlığı değerleri üzerinde 2012 yılından bu yanadevam eden tedbir kararının süresinin öngörülebilir ve makul olduğundanbahsetmek mümkün değildir. Kaldı ki hukuk mahkemelerince de tedbir konulduğununbelirtilmesine, tedbirin koşullarına ve iadeye ilişkin hükümler karşısında(bkz. §§ 19, 20) başvurucuların yargılama sürecinde tedbir kararınınkaldırılması talebinin ilk derece mahkemesince niçin değerlendirilmediği veniçin tedbirin devamına ihtiyaç duyulduğu da açıklanamamıştır. Dolayısıylauygulanan tedbir kararlarının uzun süredir devam etmesinin başvuruculara şahsiolarak aşırı bir külfet yüklediği, bu sebeple müdahalenin kamu yararı ile başvurucularınmülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi başvurucularaleyhine bozduğu ve ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.
60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
62. Başvurucular, mal varlığı değerleri üzerine konulantedbirlerin kaldırılması talebinde bulunmuştur.
63. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
64. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
65. Anayasa Mahkemesi, elkoyma tedbirinin uygulanmasının makulbir süreyi aşması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucunavarmıştır. Somut başvuruda bu sebeple ihlalin yargı kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
66. Somut olayda Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı elkoymatedbirinin kaldırılmasını gerektirmemektedir. Bununla birlikte AnayasaMahkemesi mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılan tedbirin uzunsürmesine ilişkin olarak tedbir sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiğiivediliğin ve özenin gösterilmesi bakımından yargısal makamların sorumluluğuolduğuna dikkati çekmektedir.
67. Buna göre başvuru konusu olayda ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması bakımından etkin giderim yolu tazminat olarak görülmektedir.Mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya ayrı ayrı net 6.000 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
68. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 772,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.772,50 TL tutarındaki yargılama giderininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ayrı ayrı net 6.000 TL manevi tazminatÖDENMESİNE,
D. 772,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam3.772,50 TL tutarındaki yargılama giderlerinin başvuruculara MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesine(E.2013/235, K.2019/87) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.