TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAMİT ŞAHİNAL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/1919)
Karar Tarihi: 7/4/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Kamber Ozan TUTAL
Başvurucular
:
1. Hamit ŞAHİNAL
2. Haşim MURAT
3. Hayrullah SAF
4. Nuriye ÖZTÜRK
5. Ramazan ÖZKAN
Başvurucular Vekilleri
:
1. Av. Hakan AKARKEN
2. Av. Zeynep DOĞAN AKARKEN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, taşınmaza kamulaştırmasız el atılması,kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve tazminat kararının icra edilmemesinedeniyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 23/1/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuların da aralarında bulunduğu davacılar14/7/2014 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı (Belediye) aleyhinekamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde;paylı malik oldukları Ankara'nın Yenimahalle ilçesi Yakacık mahallesi 44336 ada1 parselde kayıtlı arsa vasıflı taşınmazın bir kısmına Belediye tarafından çöpve moloz dökmek suretiyle kamulaştırmasız olarak el atıldığını iddia etmiştir.
9. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 12/5/2015tarihinde davayı kabul etmiş ve bilirkişi raporunda tespit edilen 106.040 TLkamulaştırmasız el atma tazminatının payları oranında başvuruculara ödenmesinekarar vermiştir. Mahkeme, el atılan 482 metrekarenin davalı Belediye adınatapuya kayıt ve tesciline hükmetmiştir. Mahkeme kararın gerekçesinde; yapılankeşif ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda Belediyenin moloz ve hafriyatdökerek taşınmaza kamulaştırmasız el attığının sabit olduğunu açıklamıştır.Mahkeme, hüküm kurmaya elverişli olduğunu belirttiği bilirkişi raporunda gösterilenbedel üzerinden tazminat miktarına hükmetmiştir.
10. Başvurucular 3/7/2015 tarihinde Ankara 1. İcraDairesinde Belediye aleyhine tazminat alacağı yargılama giderleri ve işlemişfaiz olmak üzere toplam 128.005,47 TL üzerinden ilama dayalı icra takibibaşlatmıştır.
11. Davalı Belediye 6/10/2015 tarihinde kararı temyizetmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire) 14/6/2016 tarihinde kamulaştırmabedelinin belirlenmesi ve davalı Belediyeden tahsiline karar verilmesinde usulve yasaya aykırılık bulunmadığını belirterek kararı onamıştır.
12. Belediye 19/7/2016 tarihinde karar düzeltme talebindebulunmuştur. Daire 23/11/2017 tarihinde kamulaştırma bedelinin belirlenmesi veBelediyeden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir.Bununla birlikte Daire, başvurucular dışındaki davacı M.Ö.nün hissesi üzerindebulunan takyidatların hükmedilen bedele yansıtılması hususunun Mahkeme kararınaeklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
13. Nihai karar 29/12/2017 tarihinde başvurucularvekiline tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucular vekili 23/1/2018 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Şevket Karataş[GK], B. No: 2015/12554, 25/10/2018, §§ 20-33.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 7/4/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. KamulaştırmaBedelinin Düşük Belirlendiği İddiası Yönünden
a. Başvurucularınİddiaları
17. Başvurucular, derece mahkemelerince belirlenenkamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat bedelinin düşük olduğunu belirterekmülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman veCennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
19. Somut olayda başvurucular, Mahkemece hükmedilentazminat miktarının düşük olduğundan yakınmaktadır. Buna karşın başvurucularınMahkeme kararına karşı açık olan temyiz yolunu tüketmedikleri görülmektedir.Dolayısıyla başvurucuların tazminat bedelinin düşük belirlendiği şikâyetlerineilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. KamulaştırmasızEl Atma İddiası Yönünden
a. Başvurucularınİddiaları
21. Başvurucular, kamulaştırma işlemleri yapılmaksızıntaşınmazlarına Belediye tarafından el atıldığını belirtmiştir. Başvurucular,kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmak zorundabırakıldıklarını ifade etmiştir. Başvurucular, sonuç olarak bu gerekçelerleadil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
22. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz."
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucular, adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini belirtmekteise de kamulaştırmasız el atmaya ilişkin belirtilen şikâyetinin esas itibarıylailgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
i. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. EsasYönünden
25. Somut olayda başvurucuların taşınmazına kamulaştırmayapılmaksızın el atılmış ve başvurucuların açtığı dava sonucunda yargıkararıyla taşınmazın idare adına tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiştir.Başvuruculara ait taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın el atılması mülkiyethakkına müdahale teşkil etmekle birlikte bu müdahalenin mülkten yoksunbırakmaya ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
26. Bu durumda olayda idare, ilgili yargılama sürecindende anlaşılacağı üzere başvurucuların taşınmazına kamulaştırmasız olarak elatmıştır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerine aykırı biçimde 4/11/1983tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda belirlenmiş süreçler takipedilmeden başvurucuların mülkiyetinde bulunan taşınmaza kamulaştırmasız olarakel atıldığı yargı kararıyla da sabittir.
27. Anayasa Mahkemesi, daha önce çeşitli kararlarındakamulaştırmasız el atma yoluyla yapılan müdahalelerin kanuni bir dayanağıbulunmadığından dolayı mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını kabul etmiştir (CelalettinAşçıoğlu, B. No: 2013/1436, 6/3/2014; Mustafa Asiler, B. No:2013/3578, 25/2/2015; İbrahim Oğuz ve diğerleri, B. No: 2013/5926,6/10/2015).
28. Söz konusu kararlarda belirtildiği üzerekamulaştırmasız el atma uygulaması, hukuki planda taşınmazların maliki olarakkalan başvuranları, herhangi bir kamu yararı gerekçesi ile eylemini haklıkılmayan idareye karşı dava açmak zorunda bırakmaktadır. Böyle bir kamu yararıgerekçesinin gerçekliği ancak daha sonra mahkemeler tarafındandeğerlendirilmektedir. Başka bir deyişle kamulaştırmasız el atma, her ne olursaolsun, idare tarafından isteyerek oluşturulmuş kanuna aykırı bir durumu hukukiolarak kabul etmeye ve idareye, kanuna aykırı davranışından fayda sağlamaimkânı sunmaya yol açmaktadır. İdareye resmî kamulaştırma kurallarının ötesinegeçme imkânı sağlayan böyle bir uygulama, kişilere öngörülemez ve keyfîdurumlarla karşılaşma tehlikesi taşımaktadır. Söz konusu uygulama, yeterliderecede hukuki güvence temin edecek ve gerektiği şekilde gerçekleştirilen birkamulaştırmanın alternatifini oluşturacak nitelikte değildir (bkz. AİHM, Sarıcave Dilaver/Türkiye, 11765/05, 27/5/2010, §§ 40, 43, 45).
29. Anayasa’nın 35. ve 46. maddeleri taşınmaz mülkiyetineson verecek müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Bu zorunlulukhukuk devletinin gereğidir. Anayasa’nın 46. maddesi hükmü ve 2942 sayılı Kanungereği asıl olan kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazıiktisap etmesidir. Yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırmaişlemi yapılması söz konusu iken dayanağını Anayasa ve yasalardan almayan,bireylerin mülkiyet hakkına son veren bir uygulama olan kamulaştırmasız el atmayasalara uygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve içindedeğerlendirilemez. İdarelere resmî kamulaştırma kurallarının ötesine geçmeimkânı sağlayan böyle bir uygulama, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen vehukuki olmayan müdahale riski taşımaktadır.
30. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayıgerektirir bir durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucuların söz konusutaşınmazına yapılan kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46.maddeleriyle 2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğuve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiğikanaatine ulaşılmıştır.
31. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
B. Diğer İhlalİddiaları
1. Başvurucularınİddiaları
32. Başvurucular, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminatbedelinin aradan geçen süreye rağmen ödenmemesi ve bu haliyle de yargıkararının icra edilmemiş olması nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıcakamulaştırmasız el atmaya dayalı dava kapsamında icra aşamasının da henüz sonaermemesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
33. Bireysel başvurular sonrasında, 31/7/2018 tarihli ve30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2018 tarihli ve7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupaİnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek SuretiyleÇözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
34. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
35. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği yahuthiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânınıngetirilmesine ilişkin mevzuata önceki içtihadında yer vermiştir (FeratYüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§ 11-14).
36. Ferat Yüksel kararında Anayasa Mahkemesi;yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geçveya eksik icra edildiği yahut hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak TazminatKomisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma,başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığıyönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel,§ 26).
37. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı, tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (FeratYüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilkbakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma veyeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuruyolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (FeratYüksel, §§ 35, 36).
38. Somut olayda başvurucular yargı kararının icraedilmemesi ve yargılamanın uzun sürmesinden yakınmaktadırlar. Başvurucularınsöz konusu şikâyetleri kapsamında Ferat Yüksel kararından ayrılmayıgerektiren bir durum somut olayda bulunmamaktadır. Başvurucuların ihlaliddiaları bakımından Tazminat Komisyonunun yeterli giderim sağlama imkânınasahip olduğu anlaşılmıştır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
41. Başvurucular, ihlalin tespit edilmesini istemiş veher bir başvurucu için ayrı ayrı olmak üzere 250.000 TL maddi tazminat ile250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
42. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
43. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
44. İncelenen başvuruda kamulaştırmasız el atma nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalinidarenin eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
45. Kamulaştırmasız el atma uygulaması Anayasa'nın 13. ve35. maddeleri yanında doğrudan 46. maddesine aykırı olarak mülkiyet hakkınınihlaline yol açan çok önemli bir sorundur. Bununla birlikte 5/1/1961 tarihli ve221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen AmmeHizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un 1. maddesi ile9/10/1956 tarihine kadar, 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi ile de9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındaki kamulaştırmasız el atmauygulamalarının tasfiyesi amacıyla düzenlemeler yapılmıştır. Buna rağmen4/11/1983 tarihi sonrasında da idarelerce kamulaştırmasız el atma uygulamasınabaşvurulduğu gözlemlenmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi temel bir hakolarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verenkamulaştırmasız el atma uygulamasının ülkemizde yapısal bir sorun teşkilettiğine dikkati çekmektedir.
46. Buna karşın derece mahkemelerince yalnızcakamulaştırma bedelinden ibaret olan maddi tazminata hükmedilmesi ve manevitazminat gibi başka yaptırımların uygulanmaması idarelerin olağan kamulaştırmausulüne başvurmak yerine kamulaştırmasız el atma uygulamasını tercih etmesineyol açmaktadır. Hâlbuki kanuni bir dayanağı bulunmayan kamulaştırmasız el atmauygulaması Anayasa'nın öngördüğü mülkiyet hakkının korunmasınıngerekliliklerini de içermediğinden olağan kamulaştırma usulünün bir alternatifiolamaz. Nitekim 1/3/2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananBakanlar Kurulu kararına ekli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerininÖnlenmesine İlişkin Eylem Planı'nda da idarelerin kamulaştırmasız el atmayoluna başvurmalarının önlenmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasıöngörülmüştür. Anayasa Mahkemesi kamulaştırmasız el atma uygulamasına sonverilmesi bakımından öngörülen bu tedbirlerin ve düzenlemeleringerçekleştirilmesinin önemine vurgu yapmaktadır.
47. Sonuç olarak başvurucuların maddi zararlarıgiderilmiş olsa dahi Anayasa'nın doğrudan sözüne aykırı olduğu ve kanuna dayalıolmadığı tespit edilen kamulaştırmasız el atma suretiyle mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin yukarıda değinildiği üzere yapısal bir sorun teşkil ettiğidikkate alınmalıdır. Buna göre Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyethakkının ihlaline yol açıldığının bilinerek idari anlamda gerekli tedbirlerinalınması ve benzeri nitelikte yeni ihlallere yol açılmaması için kararın birörneğinin taşınmaza el atan sorumlu idare olan Ankara Büyükşehir BelediyesiBaşkanlığına da gönderilmesi gerekir.
48. Bunun yanında başvurucuların kamulaştırmasız el atmasebebiyle uğradığı manevi zararlarının karşılığı olarak başvurucularamüştereken net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğine ilişkinşikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kamulaştırmasız el atmanın kanunilik ilkesine aykırıolmasına ilişkin şikâyet yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatınMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Ankara Büyükşehir BelediyesiBaşkanlığına GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 3. AsliyeHukuk Mahkemesine (E.2014/375, K.2015/205) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 7/4/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.