TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAMZA YAMAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/2135)
Karar Tarihi: 9/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Hamza YAMAN
Vekili
:
Av. Adem KAPLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız vetarafsız olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturmaaşamasında arama ve elkoyma işlemlerinin yöntemince yapılmaması nedeniyle özelhayata ve aile hayatına saygı hakkının; gözaltı ve soruşturma sürecindeki birtakımuygulamalar nedeniyle de kötü muamele yasağı, ayrımcılık yasağı ve adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/10/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca (Başsavcılık) -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin debulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarınınbulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkındagözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
10. Başvurucu 24/2/2011 tarihinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca(HSK) Yargıtay üyeliğine seçilmiştir.
11. Darbe teşebbüsü sonrası Başsavcılık tarafından başlatılansoruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının 16/7/2016 tarihli yazılıtalimatıyla "Türkiye genelinde hükümetidevirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmek suçunun hâlenişlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesi üyelerinin yurt dışına kaçıpsaklanma ihtimali bulunduğu" gerekçesiyle başvurucununyakalanmasına, gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerinde aramayapılmasına karar verilmiştir.
12. Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polislerce başvurucununkonutu, işyeri ve aracında arama yapılmış; suç delili olabileceğideğerlendirilen bazı dijital materyallere (laptop, haricî hard disk, disket,flash disk, CD ve bilgisayar kasası) el konulmuş; başvurucu 18/7/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
13. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir.Başsavcılık başvurucuyu 20/7/2016 tarihinde, tutuklanması istemiyle Ankara 1.Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
14. Başvurucunun sorgusu Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinde aynıgün yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.Sorgu işlemi, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kaydaalınmıştır.
15. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği sorgu sonucunda başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.
16. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara 2. SulhCeza Hâkimliği 9/8/2016 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.
17. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 11/9/2016 tarihinde bir kısımşüphelinin ve Başsavcılığın talebi üzerine yaptığı inceleme sonundabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
18. Başvurucu, tutuklama kararına yaptığı itiraz sonucunun veanılan Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11/9/2016 tarihli kararının tarafınatebliğ edilmediğini belirterek 19/10/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Başsavcılık 6/11/2017 tarihinde, başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle hakkında kamu davasının açılmasıiçin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben fezleke düzenlemiştir.
20. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5/1/2018 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde(Mahkeme) -ilk derece mahkemesi sıfatıyla- kamu davası açılmıştır.
21. Mahkeme iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/16sayılı dosya üzerinden kovuşturma başlamıştır.
22. Mahkeme 22/1/2018 tarihindeyaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında -duruşma yapmaksızın-başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
23. Mahkeme 16/4/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında kendisine yöneltilenterör örgütüne üye olma suçunun oluşmadığını, suçlamaları kabul etmediğiniifade etmiştir. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına da karar vermiştir.
24. Mahkeme 18/2/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan11 yıl hapis cezasıyla mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin de devamına kararvermiştir.
25. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne karşıYargıtay Ceza Kurulunda temyiz yoluna başvurmuştur.
26. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanıntemyiz incelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
27. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, (B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56) kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltı TedbirininHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, suç işlediğine dair somut deliller ortayakonulmadan yakalanıp gözaltına alındığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
30. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur(Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
31. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,15/10/2015, §§ 34-47).
32. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı olarakgözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Sulh CezaHâkimliklerinin Yapısına ve Özel Soruşturma Usulü Uygulanmamasına İlişkinİddialar
a. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu, sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları,tutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
35. Başvuru konusu olayda ileri sürülen, sulh cezahâkimliklerinin yapısı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkin dahaönce bireysel başvurularda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyleilgili olarak 2017/5835 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden İkinci BölümÜçüncü Komisyon tarafından 12/11/2018 tarihinde ve 2017/15507 sayılı bireyselbaşvuru dosyası üzerinden İkinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından 22/4/2019tarihinde yapılan incelemeler sonunda açıkçadayanaktan yoksunluk nedeniyle kabuledilemezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu iddia yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
3. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
37. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolünneden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayanmahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
38. Bakanlık görüşünde; başvurucu yönünden suç şüphesininvarlığını doğrulayan belirtilerin soruşturma dosyası kapsamında bulunduğu,tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanın ölçülü olduğu yönündekideğerlendirmelerin de temelsiz olmadığı belirtilmiştir.
39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında tutuklamayıhaklı gösterecek kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığını, hakkındaki tutuklamakararının gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
b. Değerlendirme
40. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklama tedbirininhukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin daha önce bireyselbaşvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak2017/5835 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyon tarafından 12/11/2018 tarihinde yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun bu iddiayönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
4. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
42. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarında somutgerekçelerin gösterilmediğini ve kişiselleştirilmediğini belirterek uzun süretutuklu kalması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
43. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,17).
44. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da- 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
45. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 18/2/2019tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun,telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincil olma niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
47. Başvurucu; gözaltına alındıktan sonra soruşturma işlemlerisırasında kelepçe takıldığını, olumsuz koşullarda bekletildiğini, aç ve yorgunbırakıldığını, bu uygulamalarla kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
2. Değerlendirme
48. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,17).
49. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insani olmayangözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir. Bukapsamda başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğinden debahsetmişse de maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Bu bağlamda somut olayın koşullarınınbaşvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalindenkaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortayakonması gerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adlive/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgi ya da belge sunmadığı dagözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 249; Ufuk Arslan, B.No: 2017/34473, 26/12/2018, § 87).
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Özel Hayata ve AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu; soruşturma sırasında yapılan arama ve elkoymaişlemlerinin yöntemince yapılmadığını belirterek hakkında uygulanan arama veelkoyma nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
2. Değerlendirme
a. Arama Kararı Yönünden
52. Anayasa Mahkemesi HülyaKar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerininmaddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılmasıgereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmiştir (Hülya Kar, §§ 21-46).
53. Somut olayda soruşturma mercilerince verilmiş arama kararınadayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır. Başvurucu,bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve aile hayatına saygı haklarınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin suç delillerini eldeetme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
54. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi,kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin birhukuki düzenlemeye dayanmakta olup itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkinbir biçimde ortaya koyabilme olanağı başvurucuya tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Koruma tedbirinin durumungerektirdiğinden daha uzun sürdüğü veya hedeflenen amaca ulaşmak bakımındanaçıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
55. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş, başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Elkoyma KararıYönünden
57. Somut olayda başvurucunun dijital materyallerine 5271 sayılıKanun'un 134. maddesi kapsamında el konulmuştur. Bu elkoyma işlemininhukukiliği ve kesin sonuçları derece mahkemeleri tarafından yapılacak yargılamasonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan el konulan dijital materyaller ve ceptelefonlarının incelenmesi tamamlandıktan sonra başvurucuya iade edilmesimümkün olacaktır. Son olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (j) bendinde "Eşyasına veyadiğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veyakorunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığıdeğerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen"kişilerin uğramış olduğu maddi zararları isteyebileceği belirtilmiştir.Başvurucunun yargılama sonunda elkoyma nedeniyle uğradığı zararları bu tazminatyoluna başvurmak suretiyle tazmin edebilmesi de mümkün olacaktır. Öte yandanbaşvurucu, elkoyma kararına karşı itiraz yoluna başvurduğu yönünde bir iddia vekanıt da sunmamıştır. Dolayısıyla başvurunun hukuk sisteminde mevcut idari veyargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığı anlaşılmaktadır.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
59. Başvurucu; gözaltına alındıktan sonra avukatıyla yaptığıgörüşmelerin polis nezaretinde yapıldığını, sesli ve görüntülü kayıt altınaalındığını, suç isnadı bildirilmeden savunma yapmak durumunda kaldığınıbelirterek soruşturma aşamasındaki bazı işlemler ve özellikle de avukatıylagörüşmesine yönelik getirilen uygulamalar ve kısıtlamalar dolayısıyla adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
60. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,17).
61. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Yargılamayı yürüten Mahkemece 18/2/2019 tarihinde başvurucunun mahkûmiyetiyönünde karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmiştir. Anayasa Mahkemesincebireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla başvurucu hakkındakitemyiz incelemesinin devam ettiği görülmektedir. Başvurucunun başvuru formundadile getirdiği şikâyetlerini devam eden temyiz aşamasında ileri sürebilme veinceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama vetemyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkıihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiğigörülmüştür.
62. Açıklanan gerekçelerle temyiz mercii önünde devam edenbaşvuru yolu tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasınınbireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Ayrımcılık Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
63. Başvurucu, yargıda birlik platformu üyesi hâkim ve savcılarhakkında bu süreçte herhangi bir adli işlem yapılmadığını belirterek hakkındayürütülen soruşturma ve uygulanan tedbirler nedeniyle ayrımcılık yasağınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
64. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurulardabaşvurucuların, başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlaledildiği ve buna ilişkin gerekçelerin ve delillerin neler olduğunu açıklamayükümlülüğünün bir gereği olarak başvuru formu titizlikle doldurulmalı, hangihakların ihlal edildiği ve ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olaylargösterilmeli, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanlarıdestekleyici tüm belgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir. Şayet bir belgeelde edilememişse bunun da nedenleri açıklanmalıdır.
65. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesinde düzenlenenayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiaların soyut olarakdeğerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yeralan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 33). Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun,kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru birtemeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedenedayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).
66. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirdeAnayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda AnayasaMahkemesinde yeterli kanaat oluşması, başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkındakabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve eklerindeiddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları yapmasızorunludur (Veli Özdemir, B. No:2013/276, 9/1/2014, § 23).
67. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut ve genelifadelerle ileri sürmüş; kendisine hangi temelde hangi sebeple ayrımcılıkyapıldığına ilişkin olarak yeterli bir açıklama yapmamış ve bu iddiasınıkanıtlamaya elverişli belgeleri başvuru dosyasına eklememiştir. Dolayısıylaanılan şikâyetin temellendirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ve özel soruşturma usulüuygulanmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyleREDDİNE,
3. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
4. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın arama kararı yönündenaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın elkoyma kararı yönünden başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/9/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.