TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HANNAN YILBAŞI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/37380)
Karar Tarihi: 17/7/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Hannan YILBAŞI
Vekili
:
Av. Ekrem Bahadır MERCANTAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, gözaltı sürecinde kamugörevlilerinin davranışları ile gözaltı koşullarının insani olmaması ve cezainfaz kurumunda tek kişilik hücrede tutulmama nedenleriyle kötü muameleyasağının, kendi seçtiği bir avukat yardımından yararlanamama ve dosyadakikısıtlama kararından dolayı suçlamalar hakkında yeterli bilgiye sahip olamamanedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Aralarında konu ve kişi yönünden hukuki irtibat olmasınedeniyle 2017/5256 ve 2017/5257 numaralı başvuruların 2016/37380 numaralıbaşvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2016/37380 numaralı başvuru dosyasıüzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyalarının kapatılmasına kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerininde bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarınınbulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkındagözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
11. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
12. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
13. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
14. Başvurucu, İzmir İdare Mahkemesi üyesi olarak görevebaşlamış; sonrasında ise Konya İdare Mahkemesi üyeliği, Konya İdare Mahkemesibaşkanlığı, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi başkanlığı yapmıştır.
15. Başvurucu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)tarafından 24/2/2011 tarihinde Danıştay üyeliğine atanmıştır. BaşvurucununDanıştay üyeliği 1/7/2016 tarihli ve 6723 sayılı Kanun'la 6/1/1982 tarihli ve2575 sayılı Danıştay Kanunu'na eklenen geçici 27. madde kapsamında sonaermiştir. Başvurucu, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararıile meslekten ihraç edilmiştir.
16. Başsavcılık; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbeteşebbüsü ile ilgili olarak örgüte üye olduğu değerlendirilen Yargıtay,Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve HSYK üyeleri hakkında, cebir ve şiddetkullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadankaldırmaya veya değiştirmeye teşebbüs etme, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünükurma, yönetme ve üye olma suçlarından dolayı 16/7/2016 tarihinde E.2016/103606sayılı soruşturmayı başlatmıştır.
17. Bu kapsamda Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Savcılığın talebiüzerine 17/7/2016 tarihinde, anılan suçlardan yürütülen soruşturmaya ilişkinolarak şüpheli veya müdafiinin dosyayı incelemesininsoruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek olması nedeniyle 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesi gereğincedosyaya erişimin kısıtlanmasına karar vermiştir.
18. Başvurucu, Danıştay üyesi olarakgörev yapmaktayken anılan soruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihinde gözaltınaalınmıştır.
19. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir.Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii dehazır bulunmuştur. İfade alma işlemi sırasında başvurucuya FETÖ/PDY ilebağlantısı olup olmadığını aydınlatmaya yönelik sorular yöneltilmiştir. Bukapsamda FETÖ/PDY'ye ait evlerde, yurtlarda kalıpkalmadığı, himmet verip vermediği, Bank Asyaya parayatırıp yatırmadığı, yurt dışı gezilerine katılıp katılmadığı, Adalet Akademisisınav komisyonlarında ve soru hazırlayan komisyonlarda görev alıp almadığı,darbe girişimi sonrasında görev alıp almadığı sorulmuştur.
20. Başvurucu ifadesinde özetle hayatının hiçbir dönemindeparalel yapıyla bağlantısının bulunmadığını, bu yapıyla birlikte hareket ettiğiiddiasının iftira olduğunu beyan etmiştir. Başvurucunun ifadesi şöyledir:
"Ben 1987 İstanbul Şehremini Lisesimezunuyum. Bu dönemde İstanbul'da oturan ailemin yanında kaldım. 1989 yılındagirdiğim Ankara Siyasalı 1993 yılında bitirdim. Ailemin ekonomik durumu iyiolduğu için tek başıma tuttuğum kiralık evde kaldım. Annem ve babamda zamanzaman gelip bu evde benimle birlikte kalırlardı. Hayatımın hiç bir dönemindegeçmişte adına hizmet hareketi şimdi terör örgütü denilen paralel yapıyla birtemasım olmamıştır.Benonların yurtlarında, evlerinde, pansiyonlarında kalmadım, öğrencifaaliyetlerine katılmadım. Meslek hayatımda da bu kişilerle bir bağım vemensubiyetim olmamıştır. Ancak sosyal hayatta her kesimden insanlarlakarşılaşmamız ve temasımız olduğu gibi bu yapıya mensup kişilerle dekendilerini sorgulamadan görüşmüşlüğüm olmuştur. Hayatımın hiçbir döneminde himmet ya da başka bir ad altında bu yapının mensuplarına,derneklerine ayni veya nakdi yardım yapmadım. İki oğlum var. Çocuklarımdanhiçbiri bu yapıya ait okullarda okumamıştır. Dersanelerinede gitmemiştir. Ben hayatımın hiç bir döneminde BankAsya'ya para yatırmadım. Yatırmam da . Maaş aldığımVakıfbank ile işlem yaparım.
Tahminen 13 yıldan beri 0 505 ... 03 numaralıtelefonu kullanmaktayım. Eşim ve çocuğumun kullandığı telefonlar da benimadımadır. Ancak ben yalnızca bu numarayı kullanmaktayım. Başka herhangi birtelefon numaram yoktur. E-posta adresim hannan.yilbasi@hotmail.com'dur.Adalet. gov.tr uzantılı hesabım 2011 de Danıştayüyesi olunca kapatıldı. Yerine danistay.gov.tr hesabı kullanmaya başladım. Buhesap da açıktır. Kendi adıma twitter hesabım vardırancak paylaşımım yoktur. Başkaca bir sosyal paylaşım sitesinde de üyelik vepaylaşımımım yoktur. WhatsApp ya da bir başka sohbetgrup üyeliğim de yoktur.
Ben 1995 idari yargı hakimadıyı olarak girdiğim mesleğe askerlik nedeniyle 1998Ağustos da İzmir idare mahkemesi üyesi olarak başladım. Konya İdare Mahkemesiüyeliği, mahkeme başkanlığı, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi başkanı olarakatandım. Bu yere taşındıktan bir ay sonra Danıştay üyesi seçildim. Danıştayüyesi seçilebilmek için kimseyle özel bir temasım görüşmem olmamıştır. HSYK'nın takdiri olarak gerçekleşmiştir. Danıştay'da paralelyapının mensubu olarak bilenen üyelerle ortak hareket ettiğim iddiasıinsafsızlık ve iftiradır. 2014 HSYK Seçimlerinde hiç birşekilde şu ya da bu listenin kazanması için kimseye telkinde bulunmadım.Propaganda yapmadım. Herhangi bir ile gitmedim.
4 kez yurt dışına gittim. Tahminem2007, 2013veya 2015 yıllarında ailemle Almanya'nın Frankfurt şehrinde bacanağımın evinemisafir olarak gittim. 2014 yılında Danıştay'ın düzenlediği resmi Balkangezisine gittim. Tahminen 2013 yılında iki dönem Adalet Akademisinde dersegirdim.
Ben buyapıyı Pensilvanya'da çıldırmış, ihtiraslarınınkurbanı olmuş bir kişinin idare ettiği 15 Temmuz darbe girişimine kadar da hoşgörmemekle birlikte yine de tabi olanların bir kısmınıniyi niyetli olabileceğini düşündüğüm bir oluşum olarak görüyordum. Ancak 15Temmuz darbe girişimindensonra hala bu kişiye iyiniyetle bakan birisi varsa vatan haini olarak görüyorum. Benim bu darbegirişiminden önce katiyen haberim yoktu. Olayı 15 Temmuz akşamı saat 23.00sularında evimde televizyon izlerken CNN Türk'ten öğrendim. Çok korktuk ve çokendişelendik. Ben böyle bir örgüte üye olmadığım gibi bu örgütüngerçekleştirdiği darbe teşebbüsünü de alçaklık ve hainlik olaraknitelendiriyorum.
Ben FETÖ - PDYsilahlı terör örgütüne üye değilim. Darbe girişimine şiddetle karşıyım. Böylebir ithamla anılmaktan da utanç duyuyorum. Suçsuzum. Tek ilkem demokratik hukukdevletinin savucusu olmaktır. Bundansonrada böyle olmaya devam edeceğim, iftiracılar olmazsa."
21. Başsavcılık 20/7/2016 tarihinde başvurucuyu cebir ve şiddetkullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadankaldırmaya veya değiştirmeye teşebbüs ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyeolma suçlarından tutuklanması istemiyle Ankara8. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
22. Başvurucunun sorgusu Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğince20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Sorgu işlemi, Ses ve GörüntüBilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kayda alınmıştır. Başvurucu, Savcılıktakiifadesine benzer beyanlarda bulunarak suçlamaları kabul etmemiştir.
23. Başvurucu, Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/7/2016tarihli kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmıştır. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Şüpheliler ... HannanYılbaşı'nın üzerlerine atılı bulunan silahlı terörörgütüne üye olma suçunuişlediklerine dair kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması,yakın ve somut bir tehdidin halen devam ediyor olması, Danıştay BaşkanlıkKurulunun 17/7/2016 tarih 2016/27 sayılı kararı, Yargıtay 1. BaşkanlıkKurulu'nun 17/7/2016 tarih 244/A sayılı kararı ile Hakimler Savcılar YüksekKurulunun 17/7/2016 tarihli şüpheliler hakkındaki kararları, şüphelilerin kaçmave delilleri karartma ihtimallerinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağından CMK'nın 100.maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartlarıkapsamında, isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerinCMK'nın 101. maddeleri uyarınca şüphelilerin ...tutuklanmalarına ... [karar verildi.]"
24. Başvurucu 25/7/2016 tarihli dilekçesiyle tutuklama kararınaitiraz etmiş, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 5/8/2016 tarihinde -Ankara 8. SulhCeza Hâkimliğinin- anılan tutuklama kararında herhangi bir isabetsizlikbulunmadığı gerekçesiyle itirazı kesin olarak reddetmiştir. Karar gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
"... dosyadaki mevcut belge vedeliller, tutanaklar incelendiğinde, delillerin tamolarak toplanamamış ve karartma ihtimalinin olması ve şüphelinin kaçmaihtimalinin devam ediyor olması ile atılı suçun katologsuçlar arasında yer alması karşısında hakimliğin kararının usul ve yasaya uygunolduğu anlaşıldığından ... itirazın reddine, tutukluluk hallerinin devamına ...[karar verildi.]"
25. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 11/9/2016 tarihinde resenyaptığı inceleme sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir.
"...
Şüphelilerin dosya içeriğine göre silahlıterör örgütü olan FETÖ/PDY üyesi olduklarına dair deliller bulunduğu, suçlarınniteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutolguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi altında olduğunu gösteren somutolguların bulunması, şüphelilerin işlediği iddia edilen suçun henüztamamlanmadığı ve tamamlama yönünde ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkmakiçin faaliyetlerin devam ettiği şüphesi bulunduğu, bu terör örgütünün TürkiyeCumhuriyet tarihinde görülen en tehlikeli terör örgütü olup, diğer terörörgütlerini de yönlendirdiğinin değerlendirildiği, AİHM'nin WEMHOFF/ALMANYAkararında da belirtildiği üzere 'şüphelinin salıverilmesi halinde adaletinişleyişine zarar verecek faaliyette bulunma tehlikesinin varlığı tutuklamanedenidir' kararı da dikkate alınarak, delilleri yok etme gizleme değiştirmeihtimalini gösteren olguların bulunması ve şüphelilere isnat edilen suçunniteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3. maddesindeöngörülen suçlardan oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı birtedbir niteliğini taşıması dikkate alınarak CMK 108. maddesi uyarıncatutukluluk hallerinin devamına ... [karar verildi.]"
26. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Ankara 6. SulhCeza Hâkimliği tarafından 10/10/2016 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
27. Başvurucu kararı 15/12/2016 tarihinde öğrendiğini beyanederek 20/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
28. Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği 7/11/2016 tarihinde resenyaptığı inceleme sonunda benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Ankara 7.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 4/1/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
29. Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği 5/12/2016 tarihinde resenyaptığı inceleme sonunda benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz Ankara 9.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 21/12/2017 tarihinde kesin olarakreddedilmiştir.
30. Başvurucu anılan kararları (bkz. §§ 28, 29) 10/1/2017tarihinde öğrendiğini beyan ederek 27/1/2017 tarihinde 2017/5256-5257 numaralıbireysel başvurularda bulunmuştur.
31. Başsavcılık kamu davası açılması için 25/10/2017 tarihindeYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben fezleke düzenlemiştir. Savcılıkfezlekede 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasındaFETÖ/PDY'nin olduğunu belirtmiş; bu yapılanmayamensup oldukları, yapılanmanın emir ve talimatları doğrultusunda hareketettikleri değerlendirilen yargı mensupları hakkında adli soruşturma yapıldığınadeğinmiştir. Savcılık, darbe tehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğinedikkat çekerek ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâlininmevcut olduğu sonucuna varmıştır. Fezlekede, bu durum dikkate alınarak genelhükümlere istinaden Başsavcılıkça 16/7/2016 tarihinde başvurucu hakkındasoruşturma başlatıldığı ifade edilmiş ve başvurucunun terör örgütü yöneticisiolma suçunu işlediği belirtilerek anılan suçu işlediğine dair olay ve olgularayer verilmiştir.
32. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23/11/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır. İddianamede; genel hükümleregöre soruşturma başlatıldığı, başvurucuya isnat edilen suçun mütemadi suçolması nedeniyle yakalanma tarihi itibarıyla suçüstü hâlinin oluştuğubelirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamanın dayandığı olgularözetle şöyledir:
i. HSYK eski üyesi olan İ.O. şüpheli sıfatıyla verdiğiifadesinde özetle başvurucunun Fetullah Gülen cemaatmensuplarının ısrarla seçilmesini istediği otuz yedi bin sicillilerden biriolduğunu, Fetullah Gülen cemaat mensuplarınınkontenjanından seçildiğini belirtmiştir.
ii. V.B. şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde özetlebaşvurucunun Fetullah Gülen cemaat mensubu olmasınedeniyle2011 yılında bu kontenjandan Danıştay üyeliğine seçildiğini, otuz yedive otuz sekiz bin sicilli olduğunu bildiğini, FetullahGülen cemaat mensubu olmasaydı bu sicildeki bir yargı mensubunun 2011 yılındakesinlikte Danıştay üyesi olamayacağını, kendisi de bu cemaat mensubu olarak Danıştaya üye seçildiğinde sohbet grubunda Y.Ç., S.K. vebaşvurucunun olduğunu belirtmiştir.
iii. B.E., H.E. ve A.Ş., başvurucunun ismini bu yapıya mensupolanlar arasında saymışlardır.
iv. H.S. ifadesinde özetle 15. Dairede görev yapan Y.Ç., M.G.,E.A. ve başvurucunun bu yapıya mensup olduklarını belirtmiştir.
v. U.S. ifadesinde özetle seçim döneminde Danıştaydabulunanbaşvurucununcemaat listesindeki A.B.yidesteklemesi konusunda kendisini uyardığını hatta desteklemezsem İstanbul'dangideceğimi söylediğini belirtmiştir.
vi. Telefon sinyal bilgilerinin incelenmesi sonucunda yapılananalize göre başvurucu ile örgütün sivil imamı olduğu iddiasıyla hakkındasoruşturma başlatılanS.A.nınbelirtilen zaman aralığında aynı yerde bulunduklarının tespit edildiğibelirtilmiştir.
33. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkinhukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"...
Şüpheli Hannan Yılbaşı'nın FETÖ/PDY örgütünün içerisinde yer alıp terörörgülü mensuplarının 2010 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndaçoğunluğu ele geçirmelerinden sonra örgüt üyeleri tarafından Danıştay üyeliğineseçildiği, örgüt mensuplarının ısrarla seçilmesini istediği 37 binsicillilerden biri olduğu, Danıştay üyesi seçildikten sonra da görev yaptığıdairenin sohbet grubu içerisinde bulunup sohbet adı altındaki örgüttoplantılarına katıldığı, örgütün 2010 yılından sonra yargı teşkilatıiçerisinde elde ettiği gücü korumak ve önceki uygulamalarını devam ettirmekiçin 2014 yılında yapılan HSYK üye seçimlerine büyük bir önem verdiği, bukapsamda şüphelinin Danıştay üyesi olmasına karşın ilk derece hakimlerinden oyisteyerek örgüt listesindeki kişilerin seçilmesi için çaba gösterip, oyvermeyenleri tayinlerinin çıkacağı hususunda tehdit ettiği, örgütün sivil veyargı kanadında yer almaktan hakkında soruşturma ve yargılama devam edenmensupları ile irtibatlı olup birlikte hareket ettiği, örgütün amaçlarıdoğrultusunda süreklilik ve çeşitlilik arz eden faaliyetlerde bulunmaksuretiyle yapı ile organik bağ içerisinde bulunduğu anlaşılmıştır."
34. Yargıtay 9. Ceza Dairesi (Mahkeme) 4/12/2017 tarihindeiddianameyi kabul etmiş ve E.2017/86 sayılı dosya üzerinden yargılamabaşlamıştır. Dairece 7/12/2017 tarihinde yapılan tensiple birlikte başvurucununtutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"... Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDYsilahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin tanık beyanları, dosya kapsamıve mevcut delil durumuna göre; sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suçşüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu, örgütün yöneticilik ve üyeliğisuçunun faili pek çok kimsenin halen kaçak olduğu, işlenen suçlara dairdelillerin toplanmaya devam edilmekte olduğu hususları dikkate alındığındasanığın kaçma, saklanma ve delilleri karartma şüphesi bulunduğu, müsnet suçun CMK'nın 100/3maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu, suçun vasıf ve mahiyeti ilekanunda gösterilen ceza miktarları dikkate alındığında verilen tutuklamatedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontroltedbirlerinin yetersiz kalacağı, tutuklanmasından sonra sanığın hukukidurumunda herhangi bir değişiklik de bulunmadığı anlaşıldığından, CMK'nın 100 ve müteakip maddeleri uyarınca, sanığınFETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutukluluk halinin devamına... [karar verildi.]"
35. Mahkeme 14/2/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle suçüstühâlinin şartlarının oluşmadığını, bu nedenle özel soruşturma usullerineuyulması gerektiğini, tanık beyanlarını kabul etmediğini, kendisine yöneltilenterör örgütüne üye olma suçunun oluşmadığını ve suçlamaları kabul etmediğiniifade etmiştir.
36. Mahkeme anılan duruşma sonunda başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlıterör örgütüne üye olma suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması ve yüklenen eylemin CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen suçlardan olması,suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen ceza miktarları dikkatealındığında verilen tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamadahükmedilecek adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varılmasınedenleriyle tahliyeye ilişkin taleplerin reddi iletutuklulukhalinin devamına ... [karar verildi.]"
37. Mahkemece 24/5/2018, 10/10/2018, 13/11/2018 ve 23/1/2019tarihlerinde yaptığı duruşmalarda bir kısım tanıkları dinlemiş, eksik hususlargiderilmiş ve duruşmalar sonunda benzer gerekçelerle başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına da karar verilmiştir.
38. Mahkemenin 13/3/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve tahliyesine karar verilmiştir.Kararın ilgi kısmı şöyledir:
" ...
Sanığın, örgüt tarafından HSYK eski GenelSekreteri M.K.nın evinde, örgüt mensupları tarafındandayatılan listeden yüksek yargı üyeliğine seçilmesi, mahrem bir tavırsergilemek suretiyle devlet içerisine sızma emrini yerini getiren hiyerarşikyapı içerisindehareket etmesi, sonraki aşamalarda daörgütsel faaliyetlerini devam ettirmesi, örgütün talimat ve talepleridoğrultusunda tanık beyanlarına da yansıdığı üzere örgüt lehine mesleki seçimçalışmalarında görev alması ve yukarıda açıklanan nedenlerle, TCK 314/2. maddekapsamında terör örgütü üyeliği suçunun sübut bulduğunun kabulü ilecezalandırılmasına karar verilmesi yolunda tam bir vicdani kanaatoluşmuştur."
39.Başvurucu verilen hükmü aynı tarihte temyiz etmiştir.
40. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Yargıtayda derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
41. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
42. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltına AlmanınHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu, suç işlediğine dair somut deliller ortayakonulmadan Danıştay üyeleri için kanunlarda öngörülen güvencelere aykırı birşekilde yakalanıp gözaltına alındığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
44. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinin üçüncüfıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
46. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
47. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
48. Somut olayda başvurucu yönünden yakalama ve gözaltıtedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılankararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı olarakyakalandığı ve gözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuruyolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bukısmının başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
50. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen 2575 sayılı Kanun'a göre ön görülen özel soruşturmausullerine riayet edilmeden hakkında tutuklama kararı verildiğini, delillerikarartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adlikontrolün neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkiliolmayan mahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizintutuklandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
51. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyetlerine yönelikincelemenin Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında yapılması gerektiği, bu kapsamdayapılacak incelemede olağanüstü hâl şartlarının dikkate alınması gerektiği veşikâyetin açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğubelirtilmiş, kabul edilebilirlik kararı verilmesi hâlinde somut olaydaAnayasa'da güvence altına alınan hakların ihlal edilmediğine karar verilmesigerektiği beyan edilmiştir.
b. Değerlendirme
52. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
53. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
54. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
55. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğunhukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
56. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
57. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Genel İlkeler
58.Genel ilkeler için bkz.Salih Sönmez, §§ 99-104.
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
59. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
60. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır.
61. Diğer taraftan başvurucu, Danıştay üyeleriyle ilgiliöngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin görevli veyetkili olmayan mahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.
62. 2575 sayılı Kanun'un 82. maddesinde Danıştay üyelerininkişisel suçlarının takibinde Yargıtay üyelerinin kişisel suçları ile ilgilihükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez kararında; Yargıtay üyesiolan bir başvurucunun benzer şikâyetini değerlendirmiş ve bir kısım Yargıtayiçtihatlarına da atıf yaparak başvurucu açısından ağır cezalık suçüstü hâlibulunduğu gerekçesiyle tutuklamanın ilgili mevzuata uygun olduğu ve kanunidayanağının var olduğu sonucuna varmıştır (SalihSönmez, §§ 107-121) Başvurucu yönünden ise somut olayincelendiğinde; Anayasa Mahkemenin SalihSönmez kararı, bu kararda atıf yapılan Yargıtay içtihatları ilebaşvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam eden darbeteşebbüsünün savuşturulması akabinde gözaltına alınıp darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarınca silahlı terörörgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklanmasıbirlikte dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütüüyesi olma suçuna ilişkin suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturmamercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun vekeyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir (aynı yöndeki değerlendirme içinbkz. Alparslan Altan [GK], B. No:2016/15586, 11/1/2018, § 128; Erdal Tercan([GK], B. No: 2016/15637,12/4/2018, § 145; Adem Türkel, B.No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 53-59;).
63. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun Danıştayüyesi olması nedeniyle 2575 sayılı Kanun'dan kaynaklanan güvenceleruygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Buitibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
64. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
65. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilensilahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir(bkz. § 23). Tutuklamaya itirazın reddine ilişkin kararda da tutuklama kararıveren Hâkimlik kararına atıfyapılarak başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden isnat edilensuçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 24).
66. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ise başvurucununisnat edilen suçu (silahlı terör örgütü yöneticisi olma) işlediğine dair delilolarak tanık beyanlarına ve kullandığı telefonun HTS kayıtlarına göre silahlıterör örgütü sivil imamı olduğu değerlendirilerek hakkında soruşturmabaşlatılan kişiyle oluşan baz hareketliliğine değinilmiştir (bkz.§ 32).
67. Soruşturmada, FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan İ.O., V.B.,H.S., U.S., A.Ş., H.E. ve B.E.nin tanık olarakverdikleri ifadelerinde başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve buyapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarda bulundukları görülmektedir(bkz. § 32). Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetlibelirtilerin bulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesiolmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmaktaolan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensupolduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (SelçukÖzdemir, § 75; benzer yöndeki karar için bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §58).
68. Soruşturma mercilerince başvurucu hakkındaki FETÖ/PDYyapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanıkanlatımlarının bulunmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğinedair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğusöylenemez.
69.Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
70. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
71. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetlerkapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suçoluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanısıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkındadoğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'yemensubiyet nedeniyle ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkatealındığında soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, § 271; SelçukÖzdemir, § 78).
72. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum vekuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi veciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgiliolarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurtdışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§ 79). Ayrıca Danıştay üyesi olan başvurucunun -konumu itibarıyla- delillerüzerinde etkide bulunmasının diğer kişilere göre daha kolay olacağı yadsınamaz.
73. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği "tutuklamanedeni varsayılabilen" suçlar arasındadır (bkz. § 33, Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017 § 148).
74. Somut olayda Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken kaçma ve delillerin karartılması tehlikesine,adli kontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 23).
75. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 8. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
76. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
77. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, herkurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyettemelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğerceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
78. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olmadığı sonucunavarılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
79. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama tedbirinin ölçülü olduğuve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
80. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
81. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
82. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bukararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersizkalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının dagerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir nedengösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
83. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerinin tutukluluğun makulsüreyi aşmasına ilişkin olduğu değerlendirilmiş ve bu şikâyet Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrası kapsamında incelenmiştir.
84. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
85. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun kanundaöngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden başvurucunun devameden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini vetazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesigerekir (Hamit Kaya, B. No:2012/338, 2/7/2013, § 46).
86. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
87. Yine Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da- 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
88. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 13/3/2019tarihinde mahkûmiyetine ve tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunmakul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesikapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak davasonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespitihâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolununbaşvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoluolduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurununincelenmesinin bireysel başvurunun ikincilolma niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
89. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığıiddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
90. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasınıhazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterekadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
91. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizincifıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
92. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
93. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanınAnayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespitedilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerinbu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (bkz. §§ 57, 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
94. Genel ilkeler için bkz. SalihSönmez, §§ 144-148.
(2)İlkelerin Olaya Uygulanması
95. Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi Savcılığın talebi üzerine17/7/2016 tarihinde 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesi gereğince dosyayaerişimin kısıtlanmasına karar vermiştir (bkz. § 17).
96. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonrakaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaklabirlikte Mahkemece iddianamenin kabul edildiği 4/12/2017 tarihi (bkz. § 34)itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralıfıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
97. Soruşturma aşamasında başvurucuya yöneltilen suçlamalarınFETÖ/PDY üyesi olduğu ve bu örgütün yargı ayağını oluşturduğu anlaşılmaktadır.Bu suçlamaların içeriğinin Başsavcılıkça yapılan ifade alma işlemi sırasındabaşvurucuya sorulan sorularda açıklandığı ve başvurucunun ifadesinde anılansuçlamalarla ilgili ayrıntılı bir şekilde beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz.§§ 19, 20).
98. Öte yandan Başsavcılıkça 20/7/2016 tarihinde düzenlenentutuklama talep yazısı sorgu işlemi öncesinde Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğitarafından başvurucuya okunmuş, ayrıca sorgu tutanağında başvurucuya isnatedilen suçların okunup anlatıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun sorgu sırasındasuçlama konusu olaylarla ilgili anlatımda bulunduğu, sorulan sorulara cevapverdiği görülmektedir (bkz. § 22).Ayrıca başvurucunun tutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkinayrıntılı bir biçimde beyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temelteşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesinde gerekse sorgu sonrasındaerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
99. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturmaaşamasında dosyanın incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle başvurucununtutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümküngörülmemiştir.
100. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun dosyayı incelemeye izinverilmemesi nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığıiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
101. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa'da -özellikle 19. maddenin sekizincifıkrasında- yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
5. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
102. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarakyapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
103. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
104. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
105. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
106. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§ 166-177).
107. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 14/2/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Başvurucunun14/2/2018 tarihli ilk duruşmada hâkim önüne çıkarıldıktan sonra 24/5/2018,10/10/2018, 13/11/2018, 23/1/2019 ve 13/3/2019 tarihlerindeki duruşmalardamakul aralıklarla hâkim önüne çıkarıldığı, ayrıca oturumlar arasında datutukluluğunun incelendiği görülmektedir. Anılan madde kapsamında açılacak davasonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespitihâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu,başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludurve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesibireysel başvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmamaktadır.
108. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkiniddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
109. Başvurucu; kendisinin seçtiği bir avukatın yardımından yararlandırılmaması,dosyadaki kısıtlama kararından dolayı suçlamalar hakkında yeterli bilgi sahibiolamaması ve savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.
2. Değerlendirme
110. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 36.maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.
111. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
112. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
113. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
114. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği kendisinin seçtiği bir avukatın yardımındanyararlandırılmadığına ve savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin şikâyetleriniyargılamada, sonrasında temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalardainceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama vetemyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkıihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiğigörülmüştür.
115. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltında KötüMuameleye Maruz Kalındığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
116. Başvurucu, nezarette günlerce aç, susuz, elektriksiz veihtiyaçları karşılanmadan bekletildiğini; elleri ters kelepçe takılarakadliyeye getirildiğini ve uzun bir süre adliyede bu şekilde bekletildiğini;burada da ihtiyaçlarının karşılanmadığını belirterek hakkında uygulanan onurkırıcı muameleler nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
117. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
118. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmayapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya da elverişli olmalıdır (Tahir Canan, § 25).
119. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muameleyi gösteren yeterli ve kesin belirtilermevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyetya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanmasıgerektiği açıktır (Tahir Canan, §25).
120. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insaniolmayan gözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresincekamu görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ilerisürmektedir. İddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucununyakalandığı andan itibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muameledebulunduğundan şikâyetçi olduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurucu, gözaltındatutma koşullarının yetersizliğinden bahsetmişse de maruz kaldığını ilerisürdüğü kötü muamelenin kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksasalt tutulma koşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir.Dolayısıyla söz konusu iddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesiiçin yeterli bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayınkoşullarının başvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veyaihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari birsoruşturmayla ortaya konması gerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarınıherhangi bir adli ve/veya idari bir merciyeilettiğine dair bilgi veya belge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sistemindemevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmaktadır (benzer yöndeki bir karar için bkz. Alparslan Altan, § 183).
121. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Ceza İnfaz KurumundaKötü Muameleye Maruz Kalındığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
122. Başvurucu, tutuklandıktan sonra ceza infaz kurumunda İnfazKanunu'na aykırı olarak tek kişilik hücrede tutulduğunu ve hakkında hükümbulunuyormuş gibi davranıldığını belirterek tutuklandıktan sonraki bu uygulamanedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
123. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
124. Somut olayda, benzer yöndeki bir başvuru olan Mehmet Baransu(B. No: 2015/8046, 19/11/2015 §§ 12-18) başvurusunda Anayasa Mahkemesincebelirtildiği üzere başvurucunun şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığınıiddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısalmercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu,şikâyetlerini öncelikle yetkili bu idari ve yargısal mercilere iletip tutulmayeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını ilerisürebilecek ve bu koşulların en kısa zamanda uygun hâle getirilmesini ve/veyakötü muamele iddiasına konu işlemin infazının durdurulmasını ya daertelenmesini isteyebilecek iken bu yollara başvurmamıştır.
125. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabuledilemezliğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmamasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.