TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HARUN KARATAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2610)
Karar Tarihi: 4/10/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Harun KARATAŞ
Vekili
:
Av. Hüseyin BOĞATEKİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerletutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz incelemesininduruşmasız yapılması ve itiraz incelemesinde savcılık görüşünün tebliğedilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7.Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekteolan bir soruşturma kapsamında 21/8/2011 tarihinde gözaltına alınmış; 24/8/2011tarihinde İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimliğince silahlı terör örgütüneüye olma suçundan tutuklanmıştır.
8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20/10/2011 tarihliveE.2011/717sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma, silahlıterör örgütü yöneticisi olma, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adınasuç işleme, görevli memura direnme, terör örgütünün propagandasını yapmasuçlarından başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.
9.İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/49 sayılıdosyasında yapılan yargılama esnasında 17/12/2013 tarihinde yapılan 10. celsedebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
10.Bu karara karşıbaşvurucunun yaptığı itirazı inceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi,Cumhuriyet savcısının itirazın reddine karar verilmesi yönündeki mütalaasınıaldıktan sonra 31/12/2013 tarihli ve 2013/289 Değişik İş sayılı kararında "sanıkların üzerine atılı suçun vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu, iddianamede gösterilen sevk maddelerinin alt veüst sınırı, suç ve tutuklama tarihine nazaran kaçma şüpheleri devam ettiğinden,delilleri karartma ihtimali bulunduğundan, bu nedenlerle koruma tedbirlerininde uygulanması yeterli olmayacağından, tutuklama sebeplerinin kalkmadığından vetutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin sanıklar açısından yetersizkalacağı ..." gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Bukarar başvurucu vekiline 21/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Mahkeme 16/1/2014 tarihinde, 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 108. maddesi uyarınca tutukluluk durumunugözden geçirmiş ve aynı gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir.
12. Başvurucu 18/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
13. Başvurucu 24/3/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.
14.Başvurucu hakkındaki dava, özel yetkili İstanbul 15. AğırCeza Mahkemesinin kapatılması üzerine Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinedevredilmiştir.
15. Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi 12/2/2016 tarihli kararıylabaşvurucunun silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan beraatinekarar vermiştir. Anılan karar temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi devametmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya sanığın salıverilmeistemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinindevamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararınaitiraz edilebilir."
17. 5271 sayılı Kanun'un "Usul"kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncümaddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içindeistemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ekcümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bukarar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiiningörüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
18. 5271 sayılı Kanun'un"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesişöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıylatutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.
(2) Tutukluluk durumunun incelenmesi,yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
(3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunansanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veyakoşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülensüre içinde de re'sen karar verir."
19.5271 sayılı Kanun’un270. maddesi şöyledir:
"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ilecevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafabildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğündebunların yapılmasını da emredebilir.
(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.)101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısındangörüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiinebildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içindegörüşünü bildirebilir."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve herhâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içindetazminat isteminde bulunulabilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 4/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
23.Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin genelgeçer ve klişe ifadeler olduğunu, tutukluluk durumu değerlendirilirken sadecesuçun ağırlığına bakılmasının yeterli olmadığını, mahkemenin dosyadakidelillerle bağlantı kurarak kaçma şüphesini de somut olgulara dayandırarak dahasomut gerekçelerle değerlendirme yapması gerektiğini, tutuklamanın zorunludurumlarda uygulanması gereken bir tedbir olduğunu ancak somut olaydatutuklamanın tedbir olma niteliğinin ortadan kalktığını, uzun süredir devameden tutukluluğun makul süreyi aştığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesindetanımlanan özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özününtutukluluğun uzun sürmesine ve yargılamanın tutuklu devam ettirilmesine yönelikolduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları Anayasa'nın19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.
25. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil olmaniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
26.Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise -asıl dava sonuçlanmamış da olsa- (ilgili Yargıtay içtihatlarınaatıf yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davasıaçma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunubelirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
27. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 24/3/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun "ikincillik niteliği" ile bağdaşmadığı sonucunavarılmıştır.
28.Açıklanan nedenlerle tutukluluğun makul süreyi aştığınailişkin iddianın yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B.Tutukluluk İncelemelerinin Duruşmasız OlarakYapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, gerek talep üzerinegerekse resen yapılan tutukluluğa ilişkin incelemelerin duruşmasız olarakgerçekleştirildiğini ve bu incelemeler sırasında alınan Savcılık görüşlerinintebliğ edilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
30.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası; yakalama veyatutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksunbırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkinkoşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkıtanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarakyetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin adli nitelik taşıması veözgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olanteminatları sağlaması gerekir.Ayrıca tutukluluğunyasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkiliolarak incelenmesini talep etme ve tutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığınınyetkililer tarafından hızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkını dateminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).
31. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncatutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan heritirazda başvurucunun dinlenmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişininmakul aralıklarla dinlenmeyi talep etme hakkı vardır. Tutukluluğunun gözdengeçirilmesi esnasında yapılan incelemede “çelişmeli yargı” ve “silahlarıneşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).
32.Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göreşüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi durumundahürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı kapsamındabir değerlendirme yapılmadığından bu incelemelerin Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamına dâhil edilmesi mümkün değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No:2013/6160, 2/12/2015, § 24).
33. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasınagöre şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında herhangi birsüre beklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. Aynı Kanun’un 267. maddesinegöre ise resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlarmahkeme önünde itiraza konu olabilir.
34.Somut olayda başvurucu 16/1/2014 tarihli tutuklulukincelemesinin de duruşma yapılmadan gerçekleştirildiğini ileri sürmüşse deresen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili incelemeler sonucunda verilenkararlar konu bakımından yetki kapsamı dışında olduğundan başvurucunun buincelemeye ilişkin şikâyeti değerlendirme dışında tutulmuş; 31/12/2013 tarihliitirazın incelenmesi kararı ile sınırlı bir değerlendirme yapılmıştır.
35. Somut olayda 31/12/2013 tarihli itiraz incelemesi sırasındaduruşma yapılmamıştır. Başvurucunun ve Cumhuriyet savcısının tutukluluk hâlininhukuka aykırı olup olmadığına ilişkin sözlü açıklama yapmak üzere mahkemeyeçağrılmadığı ve dinlenmediği incelemede silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğinden bahsedilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §71).
36. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülenkural dikkate alındığında hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısasürede karar verilmesi dâhil olmak üzere tutukluluk kararına karşı yapılan heritirazda duruşma yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâlegetirecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yeralan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özelbir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak her itiraz için duruşmayapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §73).
37. Somut olayda İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2013tarihli duruşmasında başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiş, buduruşmada başvurucu ve müdafii de hazır bulunmuştur.Bu karara yapılan itiraz, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2013tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu nedenle İstanbul 15. Ağır CezaMahkemesince yapılan incelemeden on dört gün gibi makul bir süre sonra 31/12/2013tarihinde İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itirazincelemesinde duruşma yapılması bir zorunluluk olarak kabul edilemez.
38.Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalinolmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C.İtiraz Merciince Alınan Cumhuriyet Savcısının Görüşünün Bildirilmediğineİlişkin İddia
1.Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu,tutukluluğun devamı kararına karşı yaptığı itirazın incelenmesinde itirazmerciince alınan Cumhuriyet savcısının görüşününkendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
40.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, Anayasanın uygulanması veyorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesiaçısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığıbaşvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverebilir."
41. Başvurucunun bu iddiasının kabul edilebilirlikkriterlerinden olan anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriteri yönündenincelenmesi gerekir.
42. Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterine ilişkingenel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda kararverilmiştir (K.V. [GK], B. No:2014/2293, 1/12/2016, §§ 47-68). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir husus bulumamaktadır.
a. Anayasal Önem Yönünden
43. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk ve/veya tutukluluğa itirazincelemeleri sırasında alınan savcılık görüşünün süpheli/sanıkveya müdafiine bildirilmemiş olması nedeniylesilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkinbaşvurunun genel bir soruna işaret etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması veyorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesiaçısından da önem taşıdığının ortaya konulamadığı sonucuna varmıştır (Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,22/5/2017, §§ 113-117).
b. Kişisel Önem Yönünden
44. Başvurucunun iddiasında dile getirdiği 17/12/2013 tarihliduruşmada verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı inceleyenİstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesine Cumhuriyet savcısı tarafından bildirilenyazılı görüşün içeriğinde, yalnızca usul ve yasaya aykırılık olmadığından itirazınreddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
45. Anılan görüş yazısında başvurucunun ayrıca cevap vermesinigerektiren, daha önce ileri sürülmemiş herhangi yeni bir olgudan bahsedilmemişhatta hiçbir olguya veya gerekçeye yer verilmemiştir. Öte yandan başvurucu,anılan görüş yazısında cevap vermesini gerekli kılan ve daha önceden haberdarolmadığı yeni bir olgunun bulunduğunu ileri sürmediği gibi bu hususta herhangibir açıklama da yapmamıştır. Son olarak itirazın reddine ilişkin mahkemekararında, hükmün Cumhuriyet savcısının görüşüne uygun olduğu belirtilmişse deSavcılık görüşünde yer alan herhangi bir olguya atıf yapılması veya bu görüşedayanılması söz konusu değildir.
46. Tutukluluğa ilişkin itiraz incelemesi sırasında alınanSavcılık görüşünün kendisine bildirilmemesi nedeniyle ciddi anlamda zarargördüğü, bu görüşün kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda başvurucununherhangi bir açıklamasının bulunmadığı da gözetildiğinde başvurunun bu kısmıaçısından önemli bir zararın olmadığı kanaatine varılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapıldığınailişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA
3. İtiraz merciince alınan Cumhuriyet savcısının görüşününbildirilmediğine ilişkin iddianın anayasalve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 4/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.