TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN UYSAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2235)
Karar Tarihi: 8/9/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Hasan UYSAL
Vekili
:
Av. Ali AYDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 28/2/2008tarihinde Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı ortaklığın giderilmesi davasınınhalen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 19/2/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. BirinciBölüm Birinci Komisyonunca, 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. BirinciBölümün 17/4/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı, 30/5/2014tarihli yazı ile görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 28/2/2008 tarihinde U.A. ve 46 arkadaşıaleyhine Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı davada taşınmaz üzerindekiortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesini talep etmiştir.
8. Davalılardan bir kısmının dava tarihinden önce vefatetmesi nedeniyle mirasçıları davaya dâhil edilmişlerdir.
9. Yargılama, Mahkemenin E.2008/109 sayılı dava dosyasındadevam etmektedir.
B. İlgiliHukuk
10. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi”kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
11. 6100 sayılı Kanun’un 8.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:
“Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değerveya tutarına bakılmaksızın;
…
b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkınpaylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
…
görürler.”
12. 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Basit yargılamausulü, kanunlarda açıkça belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır:
a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren davave işler.
…”
13. 22/11/2001 tarih ve 4721sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 642. maddesi şöyledir:
“Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanungereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasınpaylaşılmasını isteyebilir.
Her mirasçı, terekedeki belirli mallarınaynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulhmahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim,terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanakvarsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiylepaylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındakifark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirmesağlanır.
Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşımkonusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi,mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasınınertelenmesine karar verebilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 19/2/2014 tarih ve 2014/2235 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
15. Başvurucu, 28/2/2008 tarihinde Kızıltepe Sulh HukukMahkemesinde açtığı ortaklığın giderilmesi davasının halen devam ettiğini vemakul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
16. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
17. Başvurucu, 28/2/2008 tarihinde Kızıltepe Sulh HukukMahkemesinde açtığı ortaklığın giderilmesi davasında makul sürede yargılamayapılmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
18. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
19. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
20. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
21. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
22. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
23. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır.
24. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafındanaçılan taşınmaz mülkiyeti üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, 1086sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alanusul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
25. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardıedilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuruaçısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
26. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
27. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süredeğerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tümgecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisideğerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından dahaetkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
28. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre değişebilen,başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
29. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından28/2/2008 tarihidir.
30. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibarengeçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
31. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anıbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
32. Taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki ortaklığıngiderilmesi davalarında görevli mahkeme, mülga 1086 sayılı Kanun’un 8. maddesininbirinci fıkrası ve 6100 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (1) numaralı fıkrasınagöre sulh hukuk mahkemeleridir. Yine mülga 1086 sayılı Kanun’un 176. maddesi ve6100 sayılı Kanun’un 316. maddesine göre, bu mahkemelerde basit yargılamausulüne göre yargılama yapılmaktadır.
33. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
34. 6100 sayılı Kanun’un 316. maddesi ve devamı maddelerindeyer alan bu usulde davalar, mahkemeye sunulan dilekçe ile açılmakta vedavalının, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içindecevap dilekçesini mahkemeye sunması gerekmektedir. Bu süre bir defaya mahsusolmak üzere en fazla iki hafta uzatılabilmektedir. Basit yargılama usulündecevaba cevap ve ikinci cevap aşamaları bulunmamaktadır. Mahkemeler, 6100 sayılıKanun’un 320. maddesine göre mümkünse tarafları duruşmaya davet etmeden dosyaüzerinden karar verirler. Duruşmalı yargılamada aynı maddeye göre mahkemelerin,tahkikatı ilk duruşma hariç, kural olarak iki duruşmada tamamlaması veduruşmalar arasındaki sürenin de bir aydan uzun olmaması gerekmektedir. Ancakistisnai hallerde ikiden fazla duruşma yapılabileceği gibi, duruşma araları dabir aydan fazla tutulabilmektedir.
35. Bu şekilde kanun koyucu, taşınır ve taşınmaz mallarüzerindeki ortaklığın giderilmesi davalarının, konunun uzmanı mahkemelercemümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasınıamaçlamıştır.
36. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusunun, başvurucunun hissedar olduğu taşınmaz üzerindekiortaklığın giderilmesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
37. Başvurucu tarafından açılan davada tensip zaptı iletoplam 47 davalı adına tebligat çıkarılmasına ve tapu kayıtlarının istenmesinekarar verilmiştir.
38. Davalılardan bir kısmının dava açılmadan önce vefatettiklerinin anlaşılması üzerine mirasçıları davaya dâhil edilerek adlarınatebligat çıkarılmıştır.
39. Yine yargılama sırasında dava konusu taşınmazın komşuparsellerini de gösteren krokisinin istendiği anlaşılmıştır.
40. Mahkemece henüz keşif yapılmadığı ve yargılamanın halendevam ettiği belirlenmiştir.
41. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuyargılamanın gerek taşınmazın büyüklüğü ve taraf sayısı, gerekse keşif vebilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşıkbir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrıdeğerlendirildiğinde basit yargılama usulünde tatbiki gereken yargılamayıhızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği, celseharcı tayini gibi usuli imkânların yargılamamakamlarınca kullanılmadığı, yapılması gereken işlemlerin uzun sürelerle yerinegetirilmediği ve dosyanın birçok defa incelemeye alındığı anlaşılmaktadır.
42. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayıgeciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasındataraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleriengelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, davacı vekilinin toplam 6duruşmaya mazeret bildirerek katılmadığı ve anılan duruşmalarda, mazeretinkabulüne karar verilerek duruşmaların ertelendiği anlaşılmıştır. Başvurucuvekilinin mazeret bildirerek katılmadığı duruşmalar nedeniyle yargılamanın 13ay 7 gün uzadığı belirlenmiştir.
43. Başvurunun konusu olanortaklığın giderilmesi davasında yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyetinedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği, başvuruya konuyargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarakbakıldığında, yaklaşık yedi yıldır devam eden ve henüz uyuşmazlığın esastançözüme kavuşturulmadığı yargılama sürecinin makul olmadığı sonucunavarılmıştır.
44. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
45. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlalinedeniyle manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
46. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
47. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşıkyedi yıllık yargılama süresi nazara alındığında, başvurucunun yargılamafaaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında ve başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasıüzerindeki kısmi etkisi de nazara alınmak suretiyle, başvurucuya takdiren 2.350,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
48. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
49. Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık yedi yıldır devamettiği, uyuşmazlığın esasının henüz çözüme kavuşturulmadığı ve bu hususun makulsürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlaledildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güvenilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanınkonusu uyuşmazlığın esasının mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya takdiren 2.350,00 TL maneviTAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin ilgiliKızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.