TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN COŞKUNKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9789)
Karar Tarihi: 17/7/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Hasan COŞKUNKAN
Vekili
:
Av. Abdulkadir MERT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, mahkeme kararıile hüküm altına alınan alacağın geç ödenmesi ve faiz oranının enflasyonoranının altında kalması nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 138. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebindebulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 13/12/2013tarihinde Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasınaengel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 24/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvuran tarafından,Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Saray köyünde bulunan taşınmaz üzerindeki muhdesat için takdir edilen kamulaştırma bedelininarttırılması için Nizip Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkemenin14/7/1998 tarih ve E.1998/1219, K.1999/495 sayılı kararı ile davanın kabulünekarar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2/11/1998tarih ve E.1998/13312, K.1998/15494 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
6. Mahkeme tarafındanhükmedilen kamulaştırma bedelinin 34.330,98 TL'lik kısmı (yasal faiziylebirlikte) başvurana 23/7/2001 tarihinde ödenmiştir. Başvuran, geriye kalanalacaklarının tahsili amacıyla Nizip İcra Dairesine başvurarak ilamlı icratakibinde bulunmuş, takip üzerine başvurana 22/12/2009 tarihinde alacağın sonkısmı olarak 7.712,46 TL ödenmiştir.
7. Başvuran, yukarıdabelirtilen Mahkeme kararında adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlaledildiğini belirterek, faiz başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi esasalınarak yıllık enflasyon oranlarında belirlenmesi gerekirken yasal faizehükmedilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zarara karşılık 32.000Avro, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevizarara karşılık 1.000 Avro ve yaptığı yargılama giderleri nedeniyle uğradığınıileri sürdüğü zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle21/1/2010 tarihinde 7276/10 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine (AİHM) başvuru yapmıştır. AİHM, yapılan bu başvuru hakkında halenkarar vermiş değildir.
8. 9/1/2013 tarih ve 6384sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların TazminatÖdenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardındanbaşvurucu, 7/3/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat KomisyonuBaşkanlığına (Komisyon) başvuru yaparak, AİHM başvuru formuna atıfla, aynıtaleplerinin 6384 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasını istemiştir.
9. Komisyon, 11/9/2013 tarih veK.2013/479 sayılı kararıyla, başvuranın “kesinleşmişmahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlaledildiğinin anlaşıldığı, buna göre, AİHM’in konuyailişkin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurularak, hakkaniyet ölçüsünde vetaleple bağlı kalınarak takdiren toplam 2.700,00 TL’nin6384 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince tazminat olarak ödenmesine,Komisyonun 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenleyen 2. maddesi gereğince,yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve mahkeme kararlarının icraedilmemesi veya geç ya da eksik icra edilmesine yönelik iddiaları incelemekleyetkili olduğu belirtilerek, başvuran tarafından dilekçede yer verilen diğerihlal iddiası ve talepleri yönünden yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” kararvermiştir
10. Başvurucu bu karara karşıAnkara Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmiş ve AİHM’eyaptığı başvurudaki taleplerini yinelemiştir.
11. Ankara Bölge İdare Mahkemesi9/10/2013 tarih ve İ.2013/146, K.2013/119 sayılı kararı ile itirazın reddinekarar vermiştir.
12. Karar, başvurucuya26/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
13. 6384 sayılı Kanun’un 1., 2.,4., 6., 7. ve 8. maddeleri şöyledir:
“Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dairesas ve usullerin belirlenmesidir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Kanun;
a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ileözel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,
b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği,
iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmışbaşvuruları kapsar.
(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin tarafolduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlalkararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklifedilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanunhükümleri uygulanabilir.
(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklananbaşvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
…
Komisyon ve çalışma esasları
MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlarhakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaçalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişiile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak birkişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı buüyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.
(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyonüyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.
(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır vetoplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.
(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafındanyürütülür.
(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri,Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyigecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.
…
Müracaatın reddi
MADDE 6 – (1) Komisyon;
a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğerkabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,
b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,
c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,
ç) Müracaatın 2 ncimadde kapsamına girmediğini,
tespit ederse müracaatı reddeder.
Müracaat hakkında karar ve karara itiraz
MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içindekarar vermek zorundadır.
(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsalkararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak kararverir.
(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itirazedilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birliktederhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ayiçinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezseişin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararınkesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeyeilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardanmüstesnadır.
Kararın ilgili adli veya idari mercie bildirimi
MADDE 8 – (1) Komisyona yapılan müracaat sonucundaKomisyonun kesinleşen kararlarının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığıadli veya idari mercie gönderilir.
(2) Müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgiliadli veya idari merci tarafından bu işlem ivedilikle sonuçlandırılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 17/7/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 13/12/2013 tarih ve 2013/9789numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
15. Başvurucu, kesinleşmiş mahkemekararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödendiğini ve bu durumnedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkının” ve Anayasa’nın 138. maddesininihlal edildiği, kamulaştırma artırım bedelinin bir kısmının mahkeme kararınınkesinleşmesinden yaklaşık 3 yıl sonra, geri kalan kısmının ise yaklaşık 11 yılsonra ödendiğini, yasal faizin enflasyon oranı karşısında çok düşük kaldığınıve 6384 sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’inönceki kararlarını da emsal almak suretiyle bu konuda tazminata hükmedeceğinibelirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyet hakkının” ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi vemanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
16. Başvuru dilekçesinde,başvurucu, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edilmesindenşikâyet etmektedir. Bu sebeple başvurucunun iddiaları iki ayrı şikâyetçerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında 6384 sayılı Kanun ileoluşturulan yeni iç hukuk yolunun, konu ve zaman bakımından AnayasaMahkemesinin yetkisinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
1. Konu veZaman Bakımından Yetki
17. Sözleşme’nin 46. maddesibağlamında AİHM, "ÜmmühanKaplan/Türkiye" kararında, Türkiye’nin en geç kararınkesinleşmesini takip eden bir yıl içinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrası ve 13. maddesi bağlamındaki makul süre aşımı şikâyetlerihakkında yeterli ve uygun bir tatmin sağlayabilecek bir iç hukuk yoluoluşturması gerektiğine karar vermiştir. AİHM bu iç hukuk yolunun, kendisinesunulacak olan benzer başvuruların yığılmasını engellemek amacıyla, AnayasaMahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması tarihine kadar yapılacak olan vekendi önünde halen derdest olan başvurularla ilgili olduğunu da vurgulamıştır (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,20/3/2012, § 75).
18. 6384 sayılı Kanun, AİHM’e yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmeksuretiyle çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesi amacıyla kabuledilmiştir. Kanun, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ileözel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı, mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmışbaşvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamındakorunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatlarıdoğrultusunda Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkatealınmak suretiyle, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen diğer ihlalalanlarını kapsamaktadır.
19. Bu Kanun ile kurulanKomisyon, başvurunun, AİHM’ce öngörülen iç hukukyollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarınıtaşıyıp taşımadığını, süresinde başvuru yapılıp yapılmadığını, başvuranınhukuki menfaatinin olup olmadığını veya başvurunun Kanun’un 2. maddesikapsamına girip girmediğini ilk başta inceleyecek ve şartları taşımayanbaşvuruları reddedecektir.
20. Bu durumda, 6384 sayılıKanun ile getirilen ve AİHM’in de tüketilmesi gerekenbir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un görev alanına girenhususlarda aldığı karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itirazüzerine verilen kararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine yapılanbaşvurular, başvuruya konu kamu gücü işlem, eylem ve ihmali 23/9/2012tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun ile getirilen sisteminiç hukuk yolu olarak kabul edilmesi nedeniyle bu Kanun uyarınca Komisyonunyetki alanına giren şikayetler bakımından Anayasa Mahkemesinin konu ve zamanbakımından yetkisi dâhilinde olduğunun kabul edilmesi gerekir (B. No:2013/9785, 17/7/2014, § § 18-30).
2. MahkemeKararının Geç İcra Edildiği İddiası Yönünden
21. Başvurucu, kesinleşmişmahkeme kararında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödenmesi nedeniyleAnayasa’nın 36. ve 138. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
22. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
23. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
24. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudanetkilenenler tarafından yapılabilir.
25. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır (B. No: 2012/22,25/12/2012, § 24).
26. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunmasıgerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ilerisürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, buihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”ve “doğrudan” etkilenmiş olmasıve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”olduğunu ileri sürmesi gerekir (B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).
27. AİHM, Sözleşme’nin 34.maddesinde yer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya daihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmektedir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,28/10/1999, § 50).
28. Başvuru konusu olayda,başvurucunun kamulaştırma bedelinin artırılması için açtığı dava 2/11/1998tarihinde kesinleşmiş, Mahkeme tarafından hükmedilen kamulaştırma bedelinin 34.330,98TL'lik kısmı (yasal faiziyle birlikte) başvurana 23/7/2001 tarihinde ödenmiş,geriye kalan alacaklarının tahsili amacıyla başvurucu icra takibinde bulunmuş,takip üzerine başvurana 22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı olan 7.712,46TL ödenmiştir. Başvuran, kararın geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ilerisürdüğü manevi zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle21/1/2010 tarihinde 7276/10 başvuru numarasıyla AİHM’ebaşvurmuş, başvurusu incelenme aşamasında iken 6384 sayılı Kanun yürürlüğegirmiş ve başvurucu AİHM’e yaptığı başvuru vetaleplerini 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Komisyona iletmiştir. Komisyon11/9/2013 tarihli kararı ile “kesinleşmişmahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlaledildiğini tespit etmiş ve karar tarihindeki kur üzerinde 1000 Avro karşılığı2.700 TL’nin takdiren başvurucuya ödenmesine kararvermiştir. Başvurucu tarafından karara karşı yapılan itiraz Ankara Bölge İdareMahkemesince reddedilmiştir.
29. 6384 sayılı Kanun uyarıncakurulan Komisyon, mahkeme kararının geç icra edilmesi nedeniyle başvurucununhak ihlaline uğradığını tespit etmiş ve uğranılan hak ihlali nedeniyle talepedilen tazminat miktarının tamamının ödenmesine karar vermiş, bu karara karşıyapılan itiraz başvurusu da reddedilmiştir.
30. Buna karşılık başvurucu,6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM’inÜmmühan Kaplan/Türkiye kararındabelirttiği ilkeleri (§ 17) taşımadığı yahut Komisyon tarafından ödenmesinekarar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği yönünde bir iddiada dabulunmamıştır.
31. Bu durumda, 6384 sayılıKanun ile kurulan Komisyon tarafından mahkeme kararının geç icra edilmesinedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitedildiği ve bu ihlal sebebiyle talep edilen tazminat tutarının tamamınınbaşvurucuya ödenmesine karar verildiği görülmekle, mahkeme kararının geç icraedilmesiyle ortaya çıkan ihlalin giderimininsağlanması ve bundan dolayı ihlalin güncelliğini yitirmesi nedenleriyle bireyselbaşvuru tarihi itibarıyla başvurucunun mağdur statüsünün bulunmadığı sonucunavarmak gerekmiştir.
32. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun, bireysel başvuru tarihi itibarıyla mağdur statüsübulunmadığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “kişi yönündenyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. MülkiyetHakkının İhlal Edildiği İddiası
33. Başvurucu, kamulaştırmaartırım bedelinin bir kısmının mahkeme kararının kesinleşmesinden yaklaşık 3yıl sonra, geri kalan kısmının ise yaklaşık 11 yıl sonra ödendiğini, yasalfaizin enflasyon oranı karşısında çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanunyürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarınıda emsal almak suretiyle bu konuda tazminata hükmedeceğini belirterekAnayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyethakkının” ihlal edildiğini iddia etmiştir.
34. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlemve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
35. Anılan hüküm uyarıncaAnayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihiolup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesininyetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları daiçerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §16).
36. Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisiningeriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).
37. 6384 sayılı Kanun ilegetirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalarile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği yada hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenenkonularla sınırlı olmak üzere başvuru imkanıgetirilmiş olup, bu konular dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.
38. Başvuru konusu olayda,başvurucu, mahkeme kararının geç icra edilmesi ve hüküm altına alınan alacağauygulanan faiz oranının enflasyon oranından az olması nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de,ilgili mahkeme kararı 2/11/1998 tarihinde kesinleşmiş ve 22/12/2009 tarihindealacağın son kısmı da ödenmiştir.
39. Bu durumda, başvurucununmülkiyet hakkına ilişkin şikâyetleri 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşenmahkeme kararına dayanması, mahkeme kararında belirlenen alacağın son kısmının22/12/2009 tarihinde ödenmesi ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği tarihitibarıyla şikayet konusu hakkında Komisyona bir yetkiverilmemiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, başvurunun mülkiyethakkına ilişkin ihlal iddiaları zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisidışında kalmaktadır.
40. Açıklanan nedenlerle,başvuru konusu ihlal iddiasının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğuanlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “zaman bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun
1.Mahkeme kararının geç icra edildiği iddiasının “kişi yönünden yetkisizlik”,
2.Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının “zamanbakımından yetkisizlik”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
17/7/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.