TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN ELÇİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6398)
Karar Tarihi: 3/4/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Hasan ELÇİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, yetkisizmahkemece, talep ettiği hususlar araştırılmadan karar verildiğini ve tutukluluksüresinin makul süreyi aştığını bu nedenle adil yargılanma ile kişi özgürlüğüve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 12/8/2013 tarihindeAdana Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış veKomisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 21/1/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, 17/5/2008tarihinde sahtecilik ve hırsızlık suçlarından gözaltına alınmış ve tutuklamatalebiyle sevk edildiği Kemer Sulh Ceza Mahkemesinin 19/5/2008 tarih ve 2008/56sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır.
6. Başvurucu ayrıca Kemer SulhCeza Mahkemesinin 13/2/2009 tarih ve 2009/15 sorgu sayılı kararıyla yağma vekasten öldürme suçlarından tutuklanmıştır.
7. Antalya CumhuriyetBaşsavcılığının 18/8/2008 tarih ve E.2008/14036 sayılı iddianamesi ilebaşvurucunun hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, suç örgütü kurmak veyönetmek, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgedesahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kamudavası (E.2008/326) açılmıştır.
8. İzmir CumhuriyetBaşsavcılığının 18/6/2009 tarih ve E.2009/29039 sayılı iddianamesi ilebaşvurucunun resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğiiddiasıyla İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası (E.2009/667)açılmıştır.
9. Antalya CumhuriyetBaşsavcılığının 20/7/2009 tarih ve E.2009/16688 sayılı iddianamesi ilebaşvurucunun suç örgütü kurmak ve yönetmek, yağma, hırsızlık ve kasten öldürmesuçlarını işlediği iddiasıyla Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası(E.2009/365) açılmıştır.
10. Antalya 2. Ağır CezaMahkemesinin 26/8/2009 tarih ve E.2009/365, K.2009/375 sayılı kararı ileE.2009/365 sayılı dosyanın aynı Mahkemenin E.2008/326 (§ 7) sayılı dosyasıaltında birleştirilmesine karar verilmiştir. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin12/11/2009 tarih ve E.2008/326, K.2009/467 sayılı kararı ile görevsizlik kararıverilerek E.2008/326 sayılı dosyanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesine (4/12/2004tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga 250. maddesi ile görevli)gönderilmesine karar verilmiştir. Yargılama dosyası İzmir 10. Ağır CezaMahkemesine (5271 sayılı Kanun’un mülga 250. maddesi ile görevli) tevzi edilmişve dosya E.2010/12 numarasını almıştır.
11. İzmir 6. Asliye CezaMahkemesinin 12/5/2010 tarih ve E.2009/667, K.2010/443 sayılı kararı ileE.2009/667 sayılı dosyasının (§ 8), İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/118sayılı dosyası altında birleştirilmesine ve bu dosyanın da aynı Mahkemenin15/6/2010 tarih ve E.2010/118, K.2010/168 sayılı kararı ile yine aynıMahkemenin E.2010/12 sayılı dosyası altında birleştirilmesine karar verilmiştir.
12. İzmir 10. Ağır CezaMahkemesinin 28/3/2011 tarih ve E.2010/12, K.2011/59 sayılı kararı ilebaşvurucu hakkında suç örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak suçlarından beraat;diğer suçlar yönünden görevsizlik kararı verilerek dosya Antalya 2. Ağır CezaMahkemesine gönderilmiş ve dosyaya E.2011/361 numarası verilmiştir.
13. Antalya 2. Ağır CezaMahkemesinin 30/11/2012 tarih ve E.2011/361, K.2012/505 sayılı kararıyla,başvurucunun teşebbüs aşamasında kalan niteliklidolandırıcılık suçundan üç yıl dokuz ay hapis ve 303 gün karşılığı6.060,00 TL adli para cezası; resmi belgedesahtecilik suçundan dört yıl altı ay hapis cezası; nitelikli kasten öldürme suçundaağırlaştırılmış müebbet hapis cezası; nitelikliyağma suçundan 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, bellihaklardan yoksun bırakılmasına ve verilen hükümle birlikte tutukluluk halinindevamına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya aynı tarihte tefhimedilmiştir.
14. Başvurucunun tutukluluğundevamına dair 30/11/2012 tarihli karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna dairherhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır.
15. Başvurucunun müdafii, 4/12/2012 tarihli süre tutum dilekçesi ile kararıtemyiz ettiğini bildirmiştir.
16. Gerekçeli kararın yazımı17/12/2012 tarihinde tamamlanmıştır.
17. Antalya 2. Ağır CezaMahkemesince yargılama dosyası, temyiz incelemesi için Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmek üzere Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına 20/2/2013tarihinde gönderilmiştir.
18. Başvurucu, 22/4/2013 tarihlidilekçesiyle, müdafiinin temyiz dilekçesinden (§ 15)bağımsız olarak ayrıca temyiz yoluna başvurmuştur.
19. Temyiz incelemesi henüzsonuçlanmamıştır.
B. İlgiliHukuk
20. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama nedenleri” kenar başlıklı 100.maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların vebir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkındatutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenliktedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununda yer alan;
…
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
…
7. (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) …yağma (madde 148, 149),
…
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.)Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldanfazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”
21. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı102. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesigösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 3/4/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 12/8/2013 tarih ve 2013/6398 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
23. Başvurucu, hakkındakiyargılamanın, suç yeri itibarıyla yetkisiz mahkeme tarafından yapıldığını,toplanmasını talep ettiği delillerin mahkemece toplanıp incelenmediğini,kendisini savunmasına izin verilmediğini, bu nedenle adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini; ayrıca tutuklulukta geçen sürenin makul olmadığını, 5271sayılı Kanun’un 102. maddesindeki sürenin aşıldığını, tutukluluğun gerekçegösterilmeksizin devam ettirildiğini, bu nedenle kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KişiÖzgürlüğü ve Güvenliği Hakkı Yönünden
24. Başvurucu, gerekçeli kararıntebliğ edildiği tarihe kadar sanığın tutuklu statüsünde olmasının kuralolduğunu, gerekçeli kararın kendisine 10/7/2013 tarihinde tebliğ edildiğini vebu tarihe kadar tutuklu kabul edilmesinin gerektiğini, tutuklulukta geçensürenin kanuni süreyi aştığını, tutukluluğun gerekçe gösterilmeksizin devamettirildiğini ve bu nedenle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.
25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir. ...”
26. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvurusüresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
27. Bireysel başvurunun kabuledilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı,bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken birbaşvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).
28. Yukarıda belirtilen hükümleruyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yoluöngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmasıgerekmektedir. Bu yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresineilişkin koşullar arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilenhükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucununşikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözümsağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarakanlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresininkatı bir şekilde yorumlanması, bir takım başvurularaçısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yolaçabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olanbir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somutbaşvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesigerekmektedir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).
29. Bireysel başvurunun, başvuruyolu öngörülmüş olması halinde bu yolun tüketildiği tarihten itibaren otuz güniçinde yapılması gerektiği belirtilmekle beraber, başvuru süresinin başlangıçtarihinin belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan yeterince bilgisahibi olması aranacaktır. Bu noktada, nihai kararın tebliğinin öngörüldüğühallerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hallerde ise başvurucununkararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (B.No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).
30. Devam eden tutukluluğunhukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerintemel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılansebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirdebuna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarakgösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbestkalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanunyolunda çekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygunolarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıylabelirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar almaamacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmekşartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).
31. Ancak başvurucu hali hazırdatahliye olmuş ya da hakkında ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmükesinleşmiş ise bireysel başvuru açısından talebi, hukuka aykırılığın tespitive gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır.Dolayısıyla bu tür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendiktensonra bireysel başvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31).
32. Buna karşılık, kişi serbestbırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûmolmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü budurumda kişinin hukuki durumu “bir suçisnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır.Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyetehükmedilmesi arasındaki esaslı fark da bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete kararverilmesi, şüphenin yenildiği anlamına gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği,bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenlesanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasınahükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın hukuki statüsü değişmekte,tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini, her türlü şüpheden uzak birkabulü ifade eden “kanaat”ebırakmaktadır. Bu nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesininve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulügerekir. Bu bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.Nitekim gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay,mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olaraknitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olan birsanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından sonraki tutulmasını Sözleşme’nin 5.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca “mahkûmiyet sonrası tutma” olarakdeğerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (Benzeryöndeki bir AİHM kararı için bkz. Solmaz/Türkiye,B. No: 27561/02, 16/1/2007, §§ 23, 24; Şahap Doğan/Türkiye, B. No: 29361/07, 27/5/2010, § 26). Aynıyaklaşım Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) tarafından da benimsenmektedir. CGK’nin 12/4/2011 tarih ve E.2011/1-51, K.2011/42 sayılıkararında, “hakkında mahkûmiyet hükmükurulmakla sanığın atılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabitgörülmekte ve bu aşamadan sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmüolmaktadır.” gerekçesiyle, temyizde geçen sürenin tutukluluksüresine dâhil edilmeyeceğine karar verilmiştir.
33. Bu nedenle mahkumiyeteilişkin nihai kararla birlikte, sanığın tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü vedolayısıyla tabi olduğu rejim değiştiğinden, 30 günlük başvuru süresinin,itiraz yoluna başvurulmayan durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamınadair kararın başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanmasıgerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. AtalayÖztürk/Türkiye [KK], B. No: 54890/09, 7/1/2014).
34. Somut olayda başvurucu19/5/2008 tarihinde Kemer Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmış, ilk derecemahkemesinin mahkûmiyet kararını verdiği 30/11/2012 tarihinde tutukluluk halibu anlamda sona ermiştir. Bu karar başvurucuya aynı tarihte tefhim edilmişolup, başvurucu, anılan karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna dair bilgi veyabelge sunmamıştır. Buna göre, başvurucunun 13/8/2013 tarihinde yapmış olduğubireysel başvurunun, bu şikayet yönünden süresiiçerisinde yapıldığının kabul edilmesi mümkün değildir.
35. Öte yandan, her ne kadargerekçeli kararın kendisine 10/7/2013 tarihinde tebliğ edildiğini ifade etmekteise de başvurucu, daha önce 22/4/2013 tarihli dilekçesiyle kararı müdafiinden bağımsız olarak bizzat temyiz etmiştir.Başvurucu tarafından yazılan temyiz dilekçesinin başlık kısmında, gerekçelikararın esas ve karar numaralarına yer verilmiştir. Gerekçeli karar kendisineulaşmadan, karar numarasını bilmesi ve buna göre temyiz dilekçesi yazmasımümkün olmayan başvurucunun, temyiz dilekçesini yazarken gerekçeli kararamuttali olduğu açıktır. Kaldı ki somut olay bakımından nihai karar daha öncetefhim edildiğinden, gerekçeli kararın tebliğ tarihinin, başvurunun süresindeyapılıp yapılmadığına ilişkin değerlendirme bakımından bir önemibulunmamaktadır.
36. Açıklanan nedenlerle, ihlaleneden olduğu iddia edilen karara ilişkin olarak 30 gün geçtikten sonra yapılanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “süre aşımı”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. AdilYargılanma Hakkı Yönünden
37. Başvurucu, hakkındakiyargılamanın, suç yeri itibarıyla yetkisiz mahkeme tarafından yapıldığını,toplanmasını talep ettiği delillerin mahkemece toplanıp incelenmediğini,kendisini savunmasına izin verilmediğini, bu nedenle adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
39. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
40. Anılan hükümler uyarıncaAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için, ihlale neden olduğu iddiaedilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınıntüketilmiş olması gerekir.
41. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan kanun yollarıile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hakihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumundabaşvurulabilir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 17-18).
42. Başvurucu hakkındaki davaderdest olup, temyiz aşamasındadır. Bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki şikâyet bakımından başvuru yolları henüz tüketilmemiştir.
43. Açıklanan nedenlerle, adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili olarak kanunda öngörülmüşyargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun,
1.Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine yönelik kısmının “süreaşımı”,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlaledildiğine yönelik kısmının “başvuruyollarının tüketilmemiş olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
3/4/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.