TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN ÜNAL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9361)
Karar Tarihi: 9/9/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Hicabi DURSUN
Raportör
:
Selami ER
Başvurucular
:
1. Hasan ÜNAL
2. Haşim YILMAZ
3. Şerife Emel AKGÜN
4. Muhiddin ÜNAL
5. Şükran ÖZTÜRK
6. Emine YILMAZ
7. Rukiye ÜNAL
8. Mehmet Sabri ÜNAL
9. Emine UZUN
10. Hacer GÜVEN
11. Tahsin BOZTEPE
12. Fatma ŞENOL
13. Muammer ÜNAL
14. Halis Emin ÜNAL
Vekilleri
:
Av. Yusuf ÖZMEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmazlarına kamulaştırmasız el atılmasınedeniyle 2005 yılında açtıkları tazminat davası 2013 yılında kesinleşenbaşvurucuların, davanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle makul süredeyargılanma haklarının, bundan kaynaklanan maddi kayıplar nedeniyle de mülkiyethaklarının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 20/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinedoğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 7/5/2015 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına, başvuru belgelerininbir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine kararverilmiştir
5. Bakanlığın 8/6/2015 tarihli yazısında, AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığışekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucuların müşterek sahibi oldukları Manavgat ilçesi Örenşehir köyü Tepeatlı mevkisi 8566 No.lu parselde yer alan 4.700 m2taşınmazlarına Antalya-Alanya karayolu yapım çalışmaları sırasında KarayollarıGenel Müdürlüğünce el atılmıştır.
8. Başvurucular, 31/5/2004 tarihinde Manavgat 1. AsliyeHukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma işlemi nedeniyle davaaçmışlardır.
9. Mahkemece görevlendirilen bilirkişi heyeti, 5/8/2006tarihli raporlarıyla taşınmazın metre kare birim fiyatını 200,00 TL vetaşınmazın toplam değerini 940.000,00 TL olarak belirlemiştir.
10. Mahkeme, 10/10/2006 tarihli ve E.2004/320, K.2006/964sayılı kararıyla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38.Maddesinin Anayasa Mahkemesinin E. 2002/112, K. 2003/33 sayılı kararıyla iptaledildiği, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği gerekçesiyle davayıreddetmiştir.
11. Temyiz istemini inceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesi,13/7/2010 tarihli ve E.2007/8673, K.2010/14473 sayılı kararıyla ilk derecemahkemesi kararını bozuştur.
12. Davayı tekrar ele alan Mahkeme, 3/5/2012 tarihli veE.2010/868, K.2012/321 sayılı kararıyla taşınmazın 400 m2lik kısmıiçin davayı kabul etmiş ve başvurucuların talebi doğrultusunda ödemeninyapılmasına karar vermiştir.
13. Temyiz istemini inceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesi,12/12/2012 tarihli ve E.2012/20727, K.2012/26376 sayılı kararıyla ilk derecemahkemesi kararını tekrar bozmuştur.
14. Davayı bir daha ele alan Mahkeme, 11/4/2013 tarihli veE.2013/63, K.2013/295 sayılı kararıyla taşınmazın 3.230 m2lik kısmıiçin davayı kabul etmiş ve 516.800,00 TL bedel karşılığı taşınmazın idare adınatesciline karar vermiş, taşınmazın kalan kısmı için ise 5/1/1961 tarihli ve 221Sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen AmmeHizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun’a göre el atıldığınıbelirterek talebi reddetmiştir.
15. Temyiz istemini inceleyen Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, budefa 7/10/2013 tarihli ve E.2013/10358, K.2013/13049 sayılı kararıyla ilkderece mahkemesi kararını düzelterek onamıştır.
16. Bu karar, 10/12/2013 tarihinde başvuruculara tebliğedilmiş olup başvurucu 20/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. Başvurucular aynı zamanda davanın reddedilen kısmı içinkarar düzeltme talebinde de bulunmuş, bu talep Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin23/6/2014 tarihli ve E.2014/3303, K.2014/11058 sayılı kararıyla reddedilmiş vekarar aynı tarihte kesinleşmiştir.
B. İlgili Hukuk
18. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırmabedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili”kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ileyapılamaması halinde idare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder vetaşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline kararverilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malınmalikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye detebliğ olunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içindekeşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddedesayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malındeğerini tespit için mahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerinbeyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmazmalın değerini belirten raporlarını onbeş gün içindemahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflaratebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veyavekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişiraporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşıbeyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halindegerektiğinde hakim tarafından onbeşgün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir vehakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarındanyararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkınınkamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adınayatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idareadına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilirve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescilhükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md)Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içindesonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilir.
…”
19. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırmabedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“15 inci madde uyarınca oluşturulacakbilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yeremahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinlediktensonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a)Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü.
c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik veunsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d)Varsa vergi beyanını,
e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağınkamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılmasıhalinde getireceği net gelirini.
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden öncekiözel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, (…)(2)resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğerobjektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün buunsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını dadikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmazmalın değerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.
…. ”
20. 2942 sayılı Kanun’a 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılıKanun’la ilave edilen geçici 6. maddenin 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılıKanun’un 21. maddesiyle değişmeden önceki birinci, ikinci ve altıncı fıkralarışöyledir:
“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veyakamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin birihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklarakısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızasıolmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgiliidareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yolunagidilmesi esastır.
Tazminat müracaatı üzerine, fiilen el konulantaşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının malikin müracaat ettiğitarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına göreteşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koymatarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 inci ve 12 nci maddelerine görehesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespitten sonra, bu Kanunun 8 incimaddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma komisyonunca, müracaattarihinden itibaren en geç altı ay içerisinde 7201 sayılı Kanun hükümlerinegöre tebliğ edilen bir yazı ile, tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibiuzlaşma görüşmelerine davet edilir.
…
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığıtakdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki süreninuzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde maliktarafından sadece tazminat davası açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen elkonulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindekideğeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit vetaşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminatödenmesine hükmedilir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup taraflarınhükmedilen tazminata ilişkin temyiz hakkı saklıdır.”
21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde vedüzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaklayükümlüdür.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 9/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 20/12/2013 tarihli ve 2013/9361 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
23. Başvurucular, taşınmazlarına kamulaştırmasız olarak elatılması neticesinde 2005 yılında açtıkları tazminat davasının, iki bozmakararından sonra 2013 yılında kesinleştiğini; davanın konusunun, çözülmesi zorbir uyuşmazlık olmadığını, buna rağmen yargılamanın makul süreyi fazlasıylaaştığını, dava sürecinde taşınmazın değerinde önemli artışlar meydanageldiğini, bu artışların dava tarihi ile ödeme tarihi arasında kanuni faiz ileyapılan ödemenin üstünde olduğunu dolayısıyla davanın makul süredebitirilmemesine bağlı maddi kayıpları olduğunu belirterek makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminattalebinde bulunmuşlardır. Başvurucular, davada reddedilen talepleriyle ilgiliolarak karar düzletme talebinde bulunduklarını ve mülkiyet hakkı ihlaliyleilgili evrensel hukuktan kaynaklanan müracaat haklarının saklı tutulmasınıtalep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
24. Başvurucuların, tazminat bedelinin yasal faizleödenmesine rağmen uzun süren yargılama nedeniyle dava sürecinde imaruygulamasıyla beraber taşınmazın değerinin arttığı ve yasal faizin, zararlarınıkarşılamadığı yönündeki şikâyetleri, ölçülülük ilkesi bağlamında mülkiyet hakkıyönünden; yargılamanın olması gerekenden uzun sürmesine dair şikâyetleri makulsürede yargılanma hakkı yönünden incelenecektir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25. Başvurucuların makul sürede yargılanma ve mülkiyethaklarının ihlal edildiği iddiaları açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi buşikâyetler için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri debulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu bölümlerine ilişkin olarak kabuledilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
26. Başvurucular, tazminat bedelinin yasal faizle ödenmesinerağmen uzun süren yargılama nedeniyle dava sürecinde imar uygulamasıyla berabertaşınmazın değerinin arttığını; yasal faizin, zararlarını karşılamadığını ve bunedenle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
27. Anayasa’nın “Mülkiyethakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
28. Anayasa'nın “Kamulaştırma”kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:
“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararınıngerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özelmülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. … Kanunun taksitle ödemeyiöngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirdetaksitler eşit olarak ödenir.
…
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacaklarıiçin öngörülen en yüksek faiz uygulanır.”
29. Anayasa'nın “Temel hakve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) Ek (1)No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması”kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
31. Somut başvuruda başvurucular, kamulaştırmasız el atmaişlemine değil, yargılamanın uzun sürmüş olması nedeniyle dava sürecinde imaruygulamasının da etkisiyle taşınmazın değerinin artmış olması dolayısıyla yasalfaizin zararlarını karşılamadığına yönelik şikâyette bulunmaktadırlar. Bahsekonu şikâyetler, Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri kapsamında ölçülülük ilkesiyönünden incelenecektir.
32. Anayasa’nın 35. ve 13. maddeleri gereği kişilerinmülklerinden mahrum bırakılmaları hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ilemülkünden mahrum bırakılan bireyin hakları arasında adil bir denge kurulmasıgerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 37).
33. Ölçülülük ilkesi; “elverişlilik”,“gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. “Elverişlilik”,öngörülen müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını; “gereklilik”, ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını; “orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (Mehmet Akdoğan vediğerleri, § 38).
34. Kamulaştırmasız el atma davalarında bedel hususundatarafların anlaşamamaları hâlinde tazminat olarak ödenecek taşınmaz bedelinin2942 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddeleri uyarınca dava tarihine göre adil vehakkaniyete uygun bir şekilde mahkemece tespit edilmesi gerekmektedir. Değertespitinin dava tarihine göre tespiti, Kanun gereği olduğu gibi dava sürecindetaşınmazın değerinde meydana gelecek artış veya azalışların bedele etkietmemesi ve bu şekilde bedel tespitine belirlilik kazandırmanın gereğidir. Aksihâlde taşınmazın değeri, uzun süren davalarda artabileceği gibi azalmaihtimalinin de bulunduğundan idare veya vatandaşlara olumsuz etkide bulunabilir(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, §52).
35. Başvuruya konu davada Mahkeme, 2942 sayılı Kanun’un 10.maddesi doğrultusunda taşınmaza ilişkin bilgi ve belgeler ile yapılan keşif vebilirkişi raporuna göre usulüne uygun olarak bedeli tespit etmiştir. Davanınkonusu, tazminat olarak ödenecek taşınmazın dava tarihindeki bedelinin tespitiolduğundan Mahkeme, 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesine uygun olarak davanınaçılmış olduğu 2004 yılı fiyatları üzerinden bedeli tespit etmiş, daha sonra taşınmazındeğerinde meydana gelen artışları ve bedelin ödenme tarihine göre rayiçdeğerini değerlendirmeye esas almamıştır. Bu nedenlerle başvurucuların karartarihine göre tazminatın belirlenmesi taleplerinin Anayasal ve yasal dayanağıbulunmamaktadır.
36. Ayrıca başvurucuların iddia ettiği gibi yargılama dahakısa sürede tamamlansa da başvurucuların alacağı bedelde bir değişmeolmayacağından taşınmazın daha sonra yapılan imar uygulamaları nedeniyledeğerinin artmasından faydalanmaları mümkün olmayacaktır.
37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kamulaştırmasız elatmaya dayalı başvurularda benzer şikâyetleri incelerken maddi tazminattalepleriyle ilgili olarak, dava koşullarının tamamını ve özelliklebaşvuranların ulusal mahkemeler önünde talep ettikleri miktarın tamamını alıp almadığınıincelemektedir. AİHM, inceleme yaparken başvuranların alacaklarına uygulanangecikme faizinin, yerel mahkemeye başvurulduğu andan idare tarafından ödemeninyapıldığı tarihe kadar geçen süre içindeki paranın uğradığı değer kaybınıtelafi edebilecek nitelikte olup olamadığı sorunu ile sınırlandırılabileceğikanaatindedir (Sarıca ve Dilaver/Türkiye,11765/05, 27/5/2010, § 65; Ergen vediğerleri/Türkiye, 35364/05, 7/12/2010 § 34; Yetiş ve diğerleri/Türkiye, 40349/05,6/7/2010, § 44).
38. Bu durumda kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminatdavasında dava tarihine göre belirlenen bedelin, kişinin uğradığı zararı telafiedebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığı olması yanında ayrıca ödenenbedelin tespitiyle ödenmesi arasında geçen dönemde gözlemlenen enflasyonanispetle hissedilir derecede değer kaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 59).
39. Somut başvuruya konu 31/5/2004 tarihinde açılan davadaMahkeme, 11/4/2013 tarihli kararıyla başvuruculara 516.800,00 TL’nin yasal faiziyleödenmesine karar vermiştir. Davanın açıldığı Mayıs 2004 tarihi ile kararınverildiği Nisan 2013 tarihi arasında geçen sürede Merkez Bankası verilerinegöre enflasyon oranı %104,48’dir. Aynı sürede dava tarihi ile karar tarihiarasında uygulanan toplam kanuni faiz oranı ise %111,26 olup enflasyondankaynaklanan değer kaybını telafi ettiği anlaşılmaktadır.
40. Başvuru konusu olayda başvurucular, yerel mahkemede talepetmiş oldukları maddi tazminat miktarının tamamını almıştır. Asliye HukukMahkemesince, dava tarihinden itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadarhükmolunan faiz oranı, bu süre içerisindeki paranın değer kaybının üzerindeolup başvurucuların değer kaybından doğan tüm zararlarını telafi etmiştir.
41. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
b. Makul Sürede Yargılanma Hakkı
42. Başvurucular, 2004 yılında açtıkları kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davasının Yargıtayca 2013yılında onanması nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğiniiddia etmişlerdir.
43. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalanbir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun, kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararındailgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makulsürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 38-39).
44. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (Güher Ergun vediğerleri, §§ 41-45).
45. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, asliye hukuk mahkemesinezdinde açılan bedel davasının söz konusu olduğu görülmekle, 6100 sayılıKanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher Ergun ve diğerleri, § 49).
46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı, kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup (GüherErgun ve diğerleri, § 50) somut başvuru açısından bu tarih 31/5/2004’tür.
47. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Bu kapsamda, somutyargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucuların temyizistemini reddeden Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin E.2013/10358, K.2013/13049sayılı karar tarihi olan 7/10/2013’tür .
48. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesi’ninbireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihin farklı olması hâlinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibarengeçen süredir (Güher Ergun ve diğerleri,§ 51).
49. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusunun bir adet taşınmaza el atılması nedeniyle tazminat talebiolduğu, 31/5/2004 tarihinde açılandavanın yargılama sürecinde ilk derece mahkemesince verilen kararın iki defa Yargıtayca bozulduğu, kararın temyiz edildiği ve Yargıtay18. Hukuk Dairesinin 7/10/2013 tarihli kararıyla dokuz yılın üzerinde birsürede kesinleştiği anlaşılmaktadır.
50. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruyakonu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle,medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılamafaaliyetleri için geçerli usule ilişkin genel hükümler içeren 6100 sayılıKanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 6100 sayılıKanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesigerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 20).
51. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların, makul sürede sonuçlandırılmadığıyönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve AnayasaMahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet edenözel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 54-64),başvuruya konu davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından farklıbir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu dokuz yılıaşan yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
52. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
53. Başvurucular, yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması ve bu sürede taşınmazın rayiç değerinin artması nedeniyle2.149.250,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmişlerdir.
54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
55. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin dokuzyılı aşan yargılama süresi nazara alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğusebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvuruculara, takdiren ve müşterekennet 6.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
56. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama sürecindetaşınmazın değerinin arttığını, tazminata uygulanan kanuni faizin değerartışını karşılamadığını ve zarara uğradıklarını ileri sürerek maddi tazminattalebinde bulunmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddizarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından ve başvurucuların buiddiasıyla ilgili olarak mülkiyet haklarının ihlal edilmediğine kararverildiğinden başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
57. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucuların mülkiyet hakkı vemakul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucuların;
1. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethaklarının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara müştereken net toplam6.650,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Başvurucuların tazminata ilişkindiğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucular tarafından yapılan198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
9/9/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.