TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN ŞİMŞEK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1602)
Karar Tarihi: 19/11/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Hasan ŞİMŞEK
Vekili
:
Av. Umut ALKAÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ihalenin feshi talebiyle açılan davada, esasailişkin itirazların Mahkeme ve Yargıtay kararlarında değerlendirilmemesinedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru, 15/2/2013 tarihinde İstanbul 6. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3.İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/1/2015 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4.Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5.Başvuru konusu olay ve olgular 25/5/2015 tarihindeAdalet Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 27/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 5/8/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8.Başvurucu aleyhine, kefil olduğu bir borçtan dolayı Edirne 2. İcra MüdürlüğününE.2008/6962 sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış; başvurucuya aittaşınmaz, ihale yoluyla 15/2/2011 tarihindesatılmıştır.
9.Başvurucu, tahliye emrinin 21/3/2011 tarihindekendisine tebliği üzerine ihaleden haberdar olduğunu, satış ilanının daha önceikamet etmediği bir adrese gönderildiğini, bu nedenle ihalenin usulsüz olduğunuileri sürerek Edirne İcra Hukuk Mahkemesinde ihalenin feshi davası açmıştır.
10.Mahkeme 5/5/2011 tarihli ve E.2011/145, K.2011/289sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…
Dava ve cevap dilekçeleri, taraf beyanları, Edirne 2. icramüdürlüğünün 2008/6962 Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamından;alacaklının İlyas Öztürk, borçlunun Hasan Şimşek ve arkadaşları olduğu, örnek10 ödeme emrinin davacı borçluya 25/11/2008 tarihinde tebliğ edilerek takibinkesinleştiği, tebligatın usulüne uygun olduğu, davacı borçlunun taşınır vetaşınmaz mallarının haczedildiği, hacizli Edirne ili Merkez ilçesi Kavgaz mahallesi 1765 ada 4 parsel sayılı taşınmazın E blok5 numaralı bağımsız bölümüne icra müdürlüğünce kıymet taktirinin yapıldığı,satış ilanının davacı borçluya 7/1/2011 tarihinde aynı adrese tebliğ edildiği,tebligatın usulüne uygun olduğu, satış ilanının ayrıca divanhaneye asılarak vegazetede ilan edildiği, ilk satış günü olan 15/2/2011 günü 60.000,00-TL bedelleTufan Filiz'e ihale edildiği, ihalenin feshini isteme süresinin ihaletarihinden başlayacağı (Y.12.H.D. 19/11/2000 t. 15361-17005 E.K. sayılıkararı), davanın 7 günlük süresinde olmadığı, ihalenin kesinleşerek tapusicilinde devir işleminin yapıldığı, alıcının 8/3/2011 tarihinde taşınmazıntahliye edilerek tarafına boş olarak teslimini talep ettiği, davacı borçluyatahliye emrinin gönderildiği, satış ilanının bilirkişi raporuna tamamen uygunolduğu, davacının davasının süresinde olmadığı, satış ilanının usul ve yasayauygun olduğu, böylelikle yapılan ihalenin İİK.nun129. maddesine uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından açılan davanın reddinekarar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
11.Karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 30/5/2012 tarihlive E.2012/12600, K.2012/18523 sayılı ilamıyla onanmıştır. Onama gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
“…
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıklarıbelgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayantemyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun mahkeme kararının İİK.nun 366. ve HUMK.nun 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
...”
12.Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 17/12/2012tarihli ve E.2012/23888, K.2012/38332 sayılı ilamıyla reddedilmiş ve hüküm aynıtarihte kesinleşmiştir.
13. Yargıtayilamı başvurucuya 18/1/2013 tarihinde tebliğ edilmişolup başvurucu 15/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
14.Bu arada satış ilanına ilişkin evrakın usulüne uygun tebliğ edilmediğigerekçesiyle ilgili tebligat memuru ve mahalle muhtarı hakkında Edirne 2. SulhCeza Mahkemesinde dava açılmış; Mahkeme 7/11/2012tarihli ve E.2011/837, K.2012/1013 sayılı kararı ile tebligat memurununun, görevi kötüye kullanmak suçundan 5 ay hapiscezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…
katılanın borcundan dolayı haczedilerek kıymet taktiriyapılan taşınmazı ile ilgili satış ilanının tebliği için çıkarılan adrese dahaönce aynı mahalde dağıtım işi yapan posta görevlisi sanık R.F’ninbu defa çıkarılan tebligatı aynı işyerinde çalışan ve dosyada dinlenentanıkların şifahi beyanlarına rağmen bildirilen adrese tebligatın yapılmadığıve ayrıca tebligat kanunu 35 maddesine göre işlem yaptığı, bu işlemle katılanıntaşınmazının bilgisi dışında satışının gerçekleşmesine sebebiyet vererekkatılanın mağduriyetine neden olduğu ve bu eylemi ile görevi kötüye kullanmaksuçunu işlediği
…”
15.Ceza Mahkemesi kararı, itiraz edilmeksizin 29/11/2012tarihinde kesinleşmiştir.
B. İlgiliHukuk
16. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun(İİK) 21. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İcra dairelerince yapılacak tebliğler yazı ile ve TebligatKanunu hükümlerine göre olur. Bu tebliğler makbuz karşılığında doğrudan doğruyatevdi suretiyle de yapılabilir.”
17.2004 sayılı İİK’nın olay tarihinde yürürlükte olan127. maddesi şöyledir:
“İlanın birer sureti borçluya ve alacaklıya ve taşınmazıntapu siciline kayıtlı bulunan ilgililerinin tapuda kayıtlı adresleri varsa buadreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması hâlinde ayrıca adrestahkiki yapılmaz, gazetedeki satış ilanı tebligat yerine geçer.”
18.2004 sayılı İİK’nın 134. maddesinin ikinci ve altıncıfıkraları şöyledir:
“İhalenin feshini, Borçlar Kanununun 226 ncımaddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnızsatış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmeksuretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluylaicra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içindeisteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan edenmuamelelerdeki yolsuzluklara en geç ihale günü ıttıla peyda ettiği kabuledilir. İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibarenyirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararıverir. Talebin reddine karar verilmesi halinde icra mahkemesi davacıyı feshiistenilen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. (Ek cümle: 17/7/2003-4949/38 md.) Ancak işin esasına girilmemesi nedeniyletalebin reddi hâlinde para cezasına hükmolunamaz.”
…
“Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslıvasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikâyetmüddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihaleden itibaren birseneyi geçemez.”
19. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresindeyapılır.
20. 7201sayılı Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan 35. maddesi şöyledir:
“Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göretebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliğiyaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonrakitebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeniadres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakınbir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğtarihi sayılır.
Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhatabayapılmış sayılır.
Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasındayapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilenadresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlarsicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu maddehükümleri uygulanır.”
21.Bakanlar Kurulunun 20/8/1959 tarihli ve 4/12059 sayılıKararnamesi ile yayımlanan Tebligat Tüzüğü’nün 13. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa kendi müracaatı, diğeralakalıların bildirmesi, mevcut vesaik, tahkikat veya sair suretlerle bilinenen son adresinde yapılır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22.Mahkemenin 19/11/2015 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvurucunun 15/2/2013 tarihli ve 2013/1602 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
23.Başvurucu, kefil olduğu bir borçtan dolayı aleyhine yapılan icra takibindetaşınmazının ihaleyle 15/2/2011 tarihinde satıldığını,tahliye emrinin kendisine tebliği üzerine satıştan haberdar olduğunu, ödemeemrinin 25/11/2008 tarihinde “Ayşekadın Karayolu üzeri No.17/8 Edirne”adresinde, kıymet takdir raporunun 19/4/2010 tarihinde “ŞükrüpaşaMah. Örenkent Sitesi E Blok D.5 Edirne” adresindetebliğ edildiğini, açık artırma ilanına ilişkin evrakın ise 7/1/2011 tarihinde“Ayşekadın Karayolu üzeri No.17/8 Edirne” adresinde7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre tebliğ edildiğini, ödeme emrinin veaçık artırma ilanının tebliğ edildiği adreste daha önce hiç oturmadığını, buadrese çıkarılan tebligat evrakının kendisi, belirtilen adreste bulunmamasınedeniyle iade edildiğini ancak iadenin hemen akabinde 7201 sayılı Kanun’un 35.maddesine göre tebliğ işleminin gerçekleştirildiğini; barkot sorgulamasındantebligatların 19 saniye arayla yapıldığının anlaşıldığını oysa tebligatındosyada bilinen en son adresine yapılması gerektiğini, bu adresin ise kıymettakdiri raporunun tebliğ edildiği adres olduğunu, tahliye emrinin tebliğiüzerine evinin satıldığını öğrendiğini belirtmiştir. Ayrıcahaberi olmadan alacaklılar tarafından kötü niyetli olarak usulsüz tebligatlarlaevinin satışının amaçlandığını; Mahkeme ve Yargıtayın,kendisinin dosyaya sunduğu dilekçelerde belirttiği iddiaları değerlendirmedenhatalı ve eksik inceleme yaptığını, Yargıtayın kendi yerleşikiçtihatlarına aykırı karar vererek hükmü onadığını, usulsüz tebligatlarlaevinin haksız bir şekilde satıldığını bu açıdan zarara uğradığını belirterekAnayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde düzenlenen mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama ve tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
24.Başvuru formunda, Derece Mahkemesinin verdiği karar nedeniyle mülkiyet hakkınınihlal edildiği ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16 ). Başvurucunun buyöndeki iddialarının özü, söz konusu kararın adil olmadığı hususu ile ilgilidir.Yine başvurucu dilekçesinde, dava dosyasında ileri sürdüğü beyan ve delilleregöre tebligatın usulsüzlüğünün ortada olduğunu ancak Mahkeme ve Yargıtayın bu hususları göz önüne almadan karar verdiğini,bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir. Bu sebeplebaşvuru, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği iddiası başlığı altında incelenmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
25.Başvurucu; Mahkeme ve Yargıtayın, yargılama sırasındaileri sürdüğü itirazlarını karar gerekçelerinde değerlendirmediğini belirterekadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26.Başvurucunun, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkinbaşvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığından başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
27.Başvurucu, 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesine göre, bilinen en son adresininkıymet takdiri raporunun tebliğ edildiği adres olduğunu ancak icra dosyasıkapsamında satış ilanına ilişkin tebligatın, ödeme emrinin tebliğ edildiğiadrese gönderildiğini ve bu adreste aynı Kanun’un 35. maddesine göre tebliğişleminin gerçekleştirildiğini, yapılan işlemin Kanun’un emredici hükümlerineaçıkça aykırı olduğunu, İİK’nın 134. maddesine göre,satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmemesi durumunda şikâyet süresininöğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını; ihaleyi, tahliye emrinintebliğ edildiği 21/3/2011 tarihinde öğrendiğini,dolayısıyla davayı süresinde açtığını, ancak Mahkeme ve Yargıtayınbu iddialarını değerlendirmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
28.Bakanlık görüşünde, yargılama sürecindeki olaylar anlatılarak başvurucuya aittaşınmazın satışına ilişkin ihaleyle ilgili yapılan tebligatın geçerli olmamasınedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlali konusundakideğerlendirmenin Anayasa Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.
29.Başvurucunun temel iddiasının, yargılama aşamasında ileri sürülen ve esasaetkili olduğu belirtilen hususların Derece Mahkemesi ve Yargıtay kararındakarşılanmadığına ilişkin olması nedeniyle başvuru, gerekçeli karar hakkıyönünden incelenecektir.
30.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
31.Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararlarıgerekçeli olarak yazılır.”
32.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
33. Anılankurallar uyarınca ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adilyargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri; dava konusu maddi olayve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonucavarılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekildegerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açık bir keyfîlik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçegösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (İbrahim Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 23).
34.Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia vesavunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenlegerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir.Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usulveya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline nedenolacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu mahkemelerince verilen karargerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklindeyorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilkderece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğuşeklinde yorumlanması uygundur. Bu durumda, üst dereceli mahkeme tarafındanönceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat TaahhütMadencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213,4/12/2013, § 26).
35.Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasılnitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemeleredayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındakibağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların odava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerinianlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş,hükmün hangi nedenle karardaki içerik ve kapsamda verildiğini gösteren,ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçebölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur (İbrahim Ataş, § 24). Mahkemenin davanın sonucunaetkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıtvermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul ve esasa dair iddia veyasavunmaların cevapsız bırakılması, gerekçeli karar hakkı kapsamında adilyargılanma hakkının ihlaline neden olabilir (NurtenEsen, B. No: 2013/7970, 10/6/2015, § 43).
36.Delillerin kabul edilebilirliği, öncelikle ulusal hukuk kurallarına göre millîmahkemelerce değerlendirilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargılamasürecini bütün olarak dikkate alır. Bu süreçte delillerin nasıl sunulduğu dadâhil olmak üzere tüm deliller yönünden hakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıpyapılmadığını inceler (Schuler-Zgraggen /İsviçre, B. No: 14518/89, 24/6/1993, § 66).
37.Somut olayda başvurucu, aleyhine başlatılan icra takibi kapsamında, satışilanının usulüne uygun olarak bilinen en son adresine tebliğ edilmediğini,ihaleyi öğrendiği tarihe göre davayı süresinde açtığını belirterek İcraMahkemesinden ihalenin feshini talep etmiş; Mahkemenin ise satış ilanınınusulüne uygun olarak başvurucuya tebliğ edildiğini, ihale tarihine göre davanınsüresinde açılmadığını belirterek davayı reddettiği anlaşılmıştır. Yargıtay, Derece Mahkemesikararına atıf yapmak suretiyle hükmü onamış ve başvurucunun karar düzeltmetalebini reddetmiştir.
38.2004 sayılı İİK’nın 21. maddesinde, icra dairelerinceyapılacak tebliğlerin yazı ile ve 7201 sayılı Kanun hükümlerine göreyapılacağı; 7201 sayılı Kanun’un 10.maddesinde tebligatın muhatap şahsın bilinen en son adresinde yapılacağı;Tebligat Tüzüğü’nün 13. maddesinde ise tebligatın dosyadaki mevcut belgeler,yapılacak araştırma ve diğer suretlerle bilinen en son adreste yapılmasıgerektiği hususu düzenlenmiştir. Nitekim Yargıtayiçtihatlarında istikrarlı olarak tebligatın, tebliğ yapılacak şahsın en sonadresinde yapılacağı, yeni adres tespit edildiği takdirde muhataba daha önceusulüne uygun tebligat yapılmış olsa bile bu adresin geçerliliğini yitireceği,sonraki tebligatların en son yapılan tebligat adresine çıkarılması gerektiğivurgulanmıştır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/7/2010tarihli ve E.2009/2529, K.2010/8245 sayılı ilamı; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin12/10/2009 tarihli ve E.2009/10136, K.2009/18684 sayılı ilamı; Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 31/3/2008 tarihli ve E.2008/3841, K.2008/5584 sayılı ilamı).
39.Yine İİK’nın 127. maddesinde; satış ilanının borçluyatebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, aynı Kanun’un 134. maddesinde satış ilanınınilgiliye tebliğ edilmemesi hâlinde ihalenin öğrenildiği tarihte dava açmasüresinin başlayacağı hüküm altına alınmıştır.
40.Başvuru konusu olayda; Edirne 2. İcra Müdürlüğünün E.2008/6962 sayılı takipdosyasında ödeme emrinin başvurucuya 25/11/2008tarihinde “Ayşekadın Karayolu üzeri No.17/8 Edirne" adresinde, kıymettakdir raporunun 19/4/2010 tarihinde “Şükrüpaşa Mah. Örenkent Sitesi E Blok D.5 Edirne” adresinde tebliğedildiği; açık artırma ilanına ilişkin evrakın, başvurucuya daha önce ödemeemrinin tebliğ edildiği “Ayşekadın Karayolu üzeri No.17/8 Edirne” adresine tebliğe çıkarıldığı,başvurucunun bu adreste bulunmaması üzerine 7/1/2011 tarihinde tebligat iadeedilerek aynı tarihte aynı adreste 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göretebligat işleminin gerçekleştirildiği, tahliye emrinin ise 16/3/2011 tarihinde“Şükrüpaşa Mah. ÖrenkentSitesi E Blok D.5 Edirne” adresindebaşvurucuya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
41.Bununla birlikte başvurucuya satış ilanının tebliği için çıkarılan evrakın,başvurucunun adreste bulunmaması nedeniyle iade edildiği ancak iade edilenevrak henüz merciine dönmeden aynı anda 7201 sayılı Kanun’un 35. maddesine göretebliğ işleminin gerçekleştirildiği; iki işlem arasında çok kısa bir zaman olduğu,tebligatın usulsüz olduğu iddiasıyla ilgili tebligat memuru hakkında cezadavası açıldığı ve görevi kötüye kullanmak suçundan ceza verilerek hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
42. Başvurucununyargılama sırasında ileri sürdüğü 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesi bağlamında;icra dosyasındaki bilinen en son adresinin kıymet takdiri raporunun tebliğedildiği “Şükrüpaşa Mah. ÖrenkentSitesi E Blok D.5 Edirne” adresiolduğu, bilinen en son adresine satış ilanına ilişkin tebligat evrakınınçıkarılması gerektiği hâlde daha önce ödeme emrinin tebliğ edildiği ve hiçoturmadığı adreste aynı Kanun’un 35. maddesine göre yapılan tebligat işlemininusulsüz olduğu, İİK’nın 134. maddesine göre, tahliyeemrinin tebliğ edildiği 21/3/2011 tarihinde ihaledenhaberdar olduğu, bu tarihe göre davayı süresinde açtığına ilişkin ayrı ve açıkbir yanıt verilmesini gerektiren ve uyuşmazlığın çözümü için esaslı olanitirazların Mahkeme kararı ve bu karara atıf yapılmak suretiyle verilenYargıtay onama ve karar düzeltme ilamlarında değerlendirilmediği, ileri sürüleniddialar karşılanacak şekilde, açık Kanun hükümleri ve önceki Yargıtayuygulamalarına uygun hangi gerekçelerle karar verildiğinin Mahkeme ve Temyizmercii tarafından mevzuat sınırları içerisinde makul ve kabul edilebilir ölçüdeortaya konulmadığı görülmüştür.
43.Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
44.Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini belirterek ihlalin ortadankaldırılmasını ve 100.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminata kararverilmesini talep etmiştir.
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesi şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem veişlem niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
46. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil yargılanmahakkının unsurlarından olan gerekçeli karar hakkının ihlal edilmesindenkaynaklandığı ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan kaldırılmasındahukuki yarar bulunduğu için 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralıfıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeye gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
47.Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de mevcut başvurudaAnayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğine, ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğininilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olduğundan başvurucunun buyöndeki taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
48. Dosyadakibelgelerden tespit edilen 198,35 harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun, gerekçeli kararhakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucunun tazminatailişkin taleplerinin REDDİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.500 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yenidenyargılama yapmak üzere Edirne İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine
19/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.