TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN OMAÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1297)
Karar Tarihi: 27/10/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Hasan OMAÇ
Vekili
:
Av. Mehdi ÖZDEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve yargılamanınmakul sürede bitirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği ile adilyargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/1/2014 tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/3/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı 31/3/2016 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu ile birlikte otuz üç şüpheli hakkında silahlı terörörgütüne üye olma suçundan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca E.2010/2674sayılı dosya üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında bir kısım şüpheli19/4/2011 tarihinde gözaltına alınmıştır.
8. Başvurucunun başka bir ilde çalışması nedeniyle 19/4/2011tarihli gözaltı kararı infaz edilememiş ve bu nedenle başvurucu hakkında10/6/2011 tarihinde yakalama kararı çıkarılmıştır.
9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/6/2011tarihli iddianameyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamaklabirlikte örgüte yardım etme suçunu işlediği iddiasıyla Diyarbakır 6. Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır.
10. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısmı şöyledir:
"...Şüphelinin bölgede faaliyette bulunanteröristleri tanıdığı, onlarla görüştüğü, onlara erzak temin ettiği, örgütmensuplarına bölgede konuşlu bulunan ve operasyon icra eden güvenlik güçlerihakkında istihbari bilgiler verdiği anlaşılaneyleminin örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçunu oluşturduğu [anlaşılmıştır]."
11. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince 1/7/2011 tarihindeyapılan tensip incelemesinde başvurucu hakkında çıkarılan yakalama kararınıninfazının beklenmesine ve duruşmanın 23/9/2011 tarihine ertelenmesine kararverilmiştir.
12. Mahkemece ilk duruşma 23/9/2011 tarihinde yapılmıştır. Bucelsede tutuklu olan sanıkların savunmaları alınmıştır. Mahkemece hakkındayakalama kararı çıkarılan başvurucu ile birlikte diğer sanıklar için yazılanmüzekkerelerin beklenmesi, yargılamaya katılmayan sanıklar hakkında zorlagetirme emri çıkarılması, sanıkların ses örneklerinin alınması, aynı yerMahkeme ve Savcılığından yargılamaya konu dava ile ilgili dosyalarınınistenmesi için duruşma ertelenmiştir.
13. Başvurucu 8/10/2011 tarihinde yakalanmış ve aynı günçıkarıldığı Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince savunması alındıktan sonra silahlı terör örgütüne üyeolmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundantutuklanmıştır.
14. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince 25/11/2011 tarihindeyapılan duruşmada sanıkların ses örnekleri üzerinde bilirkişi incelemesiyaptırılması, gizli tanıkların dinlenmesi, haklarında yakalama kararı bulunansanıklar için yazılan müzekkerelerin beklenmesi nedeniyle duruşmanınertelenmesine karar vermiştir.
15. Bireysel başvuru tarihine kadar başvuru konusu davaylailgili olarak on beş duruşma yapılmıştır. 20/12/2013 tarihli duruşmadabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş ve Cumhuriyet savcısınaesas hakkındaki mütalaasını sunması için süre verilmiştir.
16. Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin karara itirazetmiş; itirazı inceleyen Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2013tarihli ve 2013/732 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun itirazının reddinekarar verilmiştir.
17. Bu karar, başvurucuya 6/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu29/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Başvurucu hakkındaki dava 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılıKanun’un 1. maddesiyle özel yetkili mahkemelerin görevlerinin son bulmasıüzerine Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş ve E.2014/163 sayısınakaydedilmiştir.
20. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesince 9/4/2014 tarihinde yapılantensip incelemesinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
21. Başvurucu, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/5/2014tarihli kararıyla tahliye edilmiştir.
22. Yargılama sonucunda 27/5/2014 tarihli kararla başvurucunun yasadışı PKK terör örgütüne yardım etmek suçundan 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasıylacezalandırılmasına karar verilmiştir.
23. Söz konusu karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiş olupdava temyiz aşamasında derdesttir.
B. İlgili Hukuk
24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenarbaşlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından,kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemiüzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Buistemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığasözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerineverilir ve bu husus kararda belirtilir."
25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağırceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemleilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağırceza mahkemesinde karara bağlanır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
28. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 4/5/2011tarihinden itibaren tutuklu bulunduğunu, tutukluluğun devamına dair kararlarıngerekçeden yoksun vebasmakalıp olduğunu, 2 yıl 3aydır tutuklu bulunduğunu, tutukluluğun ve yargılamanın makul süreyi aştığınıbelirterek Anayasa'nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş vetazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
29. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun makul süreyiaşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali ile makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucununşikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası ve 36. maddesininbirinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
1- Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucu, tutukluluğun makul süreyi aştığını ilerisürmüştür.
31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
33. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlartarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenleAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
34. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
35. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanunauygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzurunaçıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi vemanevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerinbu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikteaynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşmetarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğibelirtilmektedir.
36. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
37. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 23/5/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireyselbaşvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın MakulSürede Sonuçlandırılmadığına İlişkin İddia
39. Başvurucunun yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığışikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından buiddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
40. Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ilegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 39).
41. Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 6. maddeleri uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamalarında (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılamaaşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlikincelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer(B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014,§ 31).
42. Başvuru konusu olayda 19/4/2011 tarihinde silahlı terör örgütüneüye olma suçuna katıldığı gerekçesiyle başvurucu hakkında gözaltına alma kararıalınmış ve başvurucu 8/10/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında busuçu işlediği iddiasıyla adli soruşturma başlatılmış olup isnat olunan suçhapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucuhakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa'nın 36. maddesinin güvencekapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B.E.,§ 32).
43. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgiliuyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kuralolarak kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafındanbildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibitedbirlerin uygulandığı andır. Somut olayda başvurucu hakkında 19/4/2011tarihinde gözaltı kararı verilmiş, bu kararın infaz edilememesi üzerine10/6/2011 tarihinde yakalama emri çıkarılmıştır. Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığınca düzenlenen 17/6/2011 tarihli iddianameyle başvurucu hakkındakamu davası açılmış, yargılama aşamasında 8/10/2011 tarihinde yakalananbaşvurucu aynı tarihte tutuklanmıştır. Bu itibarla eldeki başvuru açısındanmakul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı olarak başvurucu hakkındaiddianameyle kamu davasının açıldığı 17/6/2011 tarihinin esas alınmasıgerekmektedir. Sürenin bitiş tarihi ise suç isnadına ilişkin nihai kararınverildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılamafaaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundandeğerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun kararabağlandığı tarihtir (Güher Ergun vediğerleri, § 52; B.E.,§ 34). Bu kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihiyargılama devam ettiğinden inceleme tarihi olan 27/10/2016'dır.
44. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği (başvurucu hakkındakamu davasının açıldığı) 17/6/2011 tarihi ile bireysel başvurunun kararabağlandığı tarih arasında geçen süre yaklaşık 5 yıl 4 aydır.
45. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkinolarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta her davanın özelliğinegöre makul sürenin aşılıp aşılmadığı incelenmektedir. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde gözönünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (Güher Ergun vediğerleri, §§ 41-45). Söz konusu yargılama bir ceza yargılaması isebaşvurucunun tutuklu olup olmadığının da dikkate alınması gerekir (Cevdet Genç, B. No: 2012/142, 9/1/2014, §41).
46. Yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirken davanın hemhukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri ele alınmalı; dava konusunun zorluğu,hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerin toplanmasında karşılaşılanengel, maddi olayların çelişkili olması, sanıkların ya da isnat edilen suçlarınveya tanıkların sayısı, davanın uluslararası boyutları, bilirkişi delilineihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibi birçok unsur incelenmelidir. Davanıntaraflarının ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu açısından iseceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif bir iş birliği yapmak zorundaolmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma imkânlarını kullandığı için dekusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idari ve yargısal organlarınayüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (MuratÖztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014, §§ 52, 53).
47. Somut olayda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/6/2011tarihinde, başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikteörgüte yardım etme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,yargılamaya başlayan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince davanın tensipzaptının düzenlenmesinden sonra toplam otuz üç sanığın savunmasının alındığı,yargılama boyunca Mahkemece on altı duruşma yapıldığı, tanık dinlenmesi,bilirkişi incelemesi yapılması, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, CumhuriyetSavcılığından mütalaa alınması, bu mütalaaya karşı sanık avukatlarınınsavunmada bulunmak istemesi nedeniyle duruşmaların ertelendiği, 27/5/2014 tarihindebaşvurucu hakkında yasa dışı PKK terör örgütüne yardım etme suçundan 4 yıl 8 ay7 gün hapis cezasına karar verildiği, başvurucunun temyizi üzerine dosyanın Yargıtaya gönderildiği tespit edilmiştir.
48. Sonuç olarak soruşturma ve yargılama safhalarıyla temyizsüreci birlikte değerlendirildiğinde yargılama faaliyetlerinde hareketsizkalınan bir dönemin bulunmadığı, yargı merciilerineatfedilebilecek bir kusurun olmadığı ve gerekli özenin gösterildiğigörülmüştür.
49. Yargılama süresinin makul olup olmadığınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gerekendavadaki sanık sayısı, dosyada birleştirme kararı verilip verilmediği, davanınkarmaşıklığı, atılı suçların vasıf ve mahiyeti, söz konusu suçlar içinöngörülen cezaların miktarı gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğindesomut başvuru bakımından yargılama süresinin makul olduğu görülmektedir.
50. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.