TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN İŞTEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/1950)
Karar Tarihi: 22/2/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Recai AKYEL
Raportörler
:
Ayhan KILIÇ
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Hasan İŞTEN
Vekili
:
Av. Ahmet ÖZTEKİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza mahkemesi kararına karşı yapılan temyizbaşvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Olay günü boş araziye bir tabancanın atıldığı devriye polisekiplerince görülmüştür. Kolluk görevlilerince düzenlenen 25/3/2008 tarihlitutanakta, başvurucunun kolluk görevlilerini görünce olay yerindeki boş arsayabir şey attığının kolluk görevlilerince fark edildiği ve yapılan aramada suçakonu tabancanın ele geçirildiği belirtilmiştir.
10. Başvurucu hakkında Batman Cumhuriyet Başsavcılığının4/1/2010 tarihli iddianamesiyle ruhsatsız ateşli silah taşıma suçundan kamudavası açılmıştır.
11. Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2/12/2013 tarihlikararıyla başvurucunun atılı suçtan 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar sanık ve müdafiininyüzüne karşı verilmiştir.
12. Sanık müdafii 9/12/2013 tarihindeUYAP üzerinden ilk derece mahkemesine elektronik imzayla gönderdiği süre tutumdilekçesi ile anılan kararı temyiz etmiştir.
13. Başvurucunun temyiz talebi, Batman 1. Asliye CezaMahkemesinin 2/12/2013 tarihli ek kararıyla reddedilmiştir. Gerekçede, kararınsanık ve müdafiinin huzurunda verildiği ve 10/12/2013hâkim havale tarihli dilekçe ile kararın temyiz edildiği belirtilmiştir.
14. Başvurucu, temyiz aşamasında da bu iddiayı dile getirmiştir.Anılan karar Yargıtay 8. Ceza Dairesince, hükmün sanık ve müdafiininyüzüne karşı 2/12/2013 tarihinde tefhim olunduğu ve bir haftalık süre geçtiktensonra 10/12/2013 tarihinde temyiz edildiği gerekçesiyle onanmıştır.
15. Başvurucu, onama kararından 6/1/2015 tarihinde haberdarolmuş; 27/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi KanunununYürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un “Temyiz ve karar düzeltme”kenar başlıklı 8. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge AdliyeMahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca ResmîGazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yolunabaşvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza MuhakemeleriUsulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşincive altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncımaddeleri uygulanır.”
17. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza MuhakemeleriUsulü Kanunu’nun başvuruyla ilgili ve o dönem yürürlükte bulunan 310.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir haftaiçinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibineyapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakimetasdik ettirilir.”
18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun38/A maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmaküzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP'tanincelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.”
19. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15/9/2014 tarihli veE.2014/2807, K.2014/17772 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“UYAP Bilişim Sisteminde yer alan imza detaybilgilerine göre, katılan vekilinin, süre tutum talebini içeren temyizdilekçesini 31.01.2013 tarihinde mahkemesine gönderdiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki, katılan vekili tarafından CMUK'un 310/1.maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz istemindebulunulduğu düşüncesiyle temyiz isteminin reddini öneren görüşe iştirakedilmemiştir.”
20. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2/11/2016 tarihli veE.2016/5209, K.2016/12338 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.01.2014tarihli, 2013/14-742 esas, 2014/16 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere;Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), Yüksek Mahkemeler de dahil olmak üzerebütün yargı organları ile birlikte adli tıp ve icra daireleri arasında bilgialışverişinin elektronik ortama taşınması, evrakın elektronik ortamda güvenlibir şekilde depolanması, kişilere internet üzerinden hizmet verilmesi, diğerkurumlarla elektronik ortamda hızlı, etkin ve güvenilir bilgi alışverişinin sağlanmasıve bu kurumlardan istenilmesi gereken bilgilerin sistem tarafından hazıredilmesi, kısaca adalet hizmetlerinin daha hızlı ve güvenilir bir şekildeyerine getirilmesi amacıyla uygulamaya konulan bir bilişim sistemi projesidir.Bu doğrultuda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 6352 sayılı Kanunu'nun 95.maddesi ile eklenen “Elektronik işlemler” başlıklı 38/A maddesinin birincifıkrasında, “Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge vekarar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.”, aynı maddeninbeşinci fıkrasında, “Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyleçelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenlielektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.” şeklindeki düzenlemeler ileUlusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin işlevi ve kullanılacağı alanlartanımlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada;Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2015 tarihli kararının katılan vekilininyüzüne karşı verildiği ve karara katılan vekili tarafından 05.05.2015 tarihindeelektronik imza ile imzalanarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)üzerinden elektronik ortamda hüküm mahkemesine gönderilen dilekçeyle itirazdabulunulduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 39/1. maddesine göreitirazın yasal yedi günlük sürenin son günü yapılmış olması karşısında, itirazmerciince kararın usul ve esas yönlerinden incelenmesi gerekirken, adliyenin içişleyişinden kaynaklanan gecikmeden dolayı fiziki evrak üzerinde bulunan06.05.2015 tarihli hakim havalesi nazara alınarak katılan vekili tarafındanyapılan itirazın süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş[tir.]”
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına sahiptir...”
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin 1. fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine erişimhakkından söz etmese de -maddede kullanılan terimler bir bütün olarakbağlamıyla birlikte dikkate alındığında- mahkemeye erişim hakkını da garantialtına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama, Sözleşmecidevletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6. maddenin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin lafzınınSözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerekbirlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarakSözleme'nin6. maddesinin (1) numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerleilgili iddialarını mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
23. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeyeerişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasınıgerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. AncakAİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecekşekilde ve genişlikte kısıtlamaması, zayıflatmaması gerektiğini ifadeetmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan yada uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılıkilişkisi kurmayansınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddenin(1) numaralı fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B.No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye,B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; Edificaciones March Gallego S.A./İspanya,B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).
24. AİHM; mahkemeye erişim hakkının doğası gereği devletindüzenleme yapmasını gerektirdiğini, bu düzenlemelerin zaman ve yer itibarıylatopluluk ve bireylerin ihtiyaç ve imkânlarına göre değişebileceğini ve bunedenle Sözleşmeci devletlerin bu konuda takdir hakkına sahip olduklarını kabuletmektedir (Ashingdane/BirleşikKrallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57; García Manibardo/İspanya, B. No:38695/97, 15/2/2000, § 36).
25. AİHM, yasal yollara başvuru için süre ve usul kurallarıöngörülmesinin amacının "adaletin iyi yönetimi"nigüvenceye bağlamak ve hukuki güvenlik ilkesini sağlamak olduğunu hatırlatmakta;bunun yanında yargısal başvurulara ilişkin usullerin, özellikle tebligatsistemi ışığında uyulması gereken başvuru sürelerinin hesaplanmasınınSözleşme'nin 6. maddesinin gerektirdiği şekilde mahkeme hakkının etkililiğini güvencealtına alacak nitelikte olması zorunluluğuna vurgu yapmaktadır. AİHM'e göre başvurucunun kamu otoritelerinin menfaati ilekendi menfaati arasında adil denge tesis eden tutarlı bir sisteme güvenebilmeimkânına ve özellikle haklarına doğrudan müdahale teşkil eden ilgili idariişleme itiraz edebilecek açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olması önemtaşımaktadır (Geffre/Fransa (k.k.),B. No: 51307/99, 23/1/2003).
26. AİHM, dava hakkını süre koşuluna bağlayan iç hukukhükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özelliklemahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'inrolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiylesınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adaletyönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bukuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuruyollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğinideğerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolununözellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç vehedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,§ 20).
27. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine davaaçma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanunyollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını daiçerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye,B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).
28. AİHM'e göre temyiz için öngörülensüre sınırlarına ilişkin kurallar, adaletin iyi yönetimini ve bilhassa hukukibelirlilik ilkesine riayet edilmesini sağlamayı hedefler. Bu kurallarınuygulanması beklenir. Ancak söz konusu kurallar veya bu kuralların uygulanması,davacıların mevcut bir başvuru yolundan faydalanmalarına engel teşkiletmemelidir. Ayrıca 6. madde istinaf veya temyiz mahkemeleri bakımındanuygulanırken ilgili yargılama sürecinin özel koşullarına bağlı kalınmalı veulusal yasal düzende yapılan yargılamaların bütünlüğü ile temyiz mahkemesininbu yargılamalardaki rolü dikkate alınmalıdır. Usulen temyize ilişkin kabuledilebilirlik koşulları, sıradan bir temyize kıyasla daha katı olabilir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§32, 33).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 22/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu, hakkındaki ceza davasında verilen karara karşıyaptığı UYAP ortamından güvenli elektronik imza ile gönderdiği temyizdilekçesinin işleme konulduğu tarih yerine hâkimin havale tarihi esas alınaraktalebinin süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlalettiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ve yeniden yargılama taleplerindebulunmuştur.
31. Bakanlık tarafından sunulan görüşte; temyiz istemininreddine ilişkin kararın yasal süre içinde temyiz edildiği, temyiz talebininreddine dair ilk derece mahkemesi kararının mahkemeye erişim hakkının özünü etkileyipetkilemediği hususunda takdirin Anayasa Mahkemesinde olduğu ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
32.Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
34. Anayasa'nın 36. maddesinin biricifıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiadabulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeyeerişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanmahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yiyorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeyeerişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
35. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
36. Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine davaaçma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).Bu hak, suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklarda dauygulanabilir bir haktır. Bu bağlamda mahkemeye erişme hakkı, hakkında suçisnadı bulunan bir kimsenin bu isnat hakkında bir mahkeme tarafından bu isnadınyerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir karar verilmesini isteme; itiraz,istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise anılanyollara başvurma hakkını da içerir.
37. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelikuyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması “kanun yolu”na başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanınyanında diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı vebunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanmahakkı bir mahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvencealtına almamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gereksemedeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibikanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adilyargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir.
38. Somut olayda ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılantemyiz başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle başvurucununmahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
39. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
40. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
41. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarakAnayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklıbir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
42. Başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığıtemyizin hükmün tefhiminden bir haftalık temyiz süresinin geçirildiğigerekçesiyle reddedilmesine ilişkin ek kararın 1412 sayılı mülga Kanun'un 310.maddesine dayandığı görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda başvurucununmahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğuanlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
43. Yargısal başvuruların bir süreye bağlanmasının meşruamacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesitarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, kanun yolubaşvurularında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki güvenlikve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacının bulunduğuna işaret etmiştir(Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. ErtuğrulDalbaş, B. No: 2014/7805, 25/10/2017, §59).
iii. Ölçülülük
(1)Genel İlkeler
44. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeyeerişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalarmahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (ÖzkanŞen, § 52).
45. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabikılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikteyargısal başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Davaaçılmasına veya diğer kanun yollarına başvurulmasına ilişkin dilekçelerinyetkili mahkemelere sunulma yöntemine dair kanuni veya fiilî belirsizliklerinbulunması, kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.
46. Öte yandan mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemineilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimleriniengelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilciliktenkaçınmaları gerekir. Ayrıca mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdekiaksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep edenbireylere yüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçeleriniilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunankişilerin kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişindenkaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerininengellenmesi bu hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanunyoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan (süre tutumdilekçesi veren) başvurucular yönünden bu tür müdahaleler, Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlaline sebepolabilir.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
47. Somut olayda, Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2/12/2013tarihli kararı başvurucu ve müdafiinin yüzüne karşıverilmiştir. Anılan karar, başvurucu müdafiitarafından 9/12/2013 tarihinde güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAPüzerinden ilk derece mahkemesine elektronik ortamda gönderilen dilekçeyletemyiz edilmiştir. İlk derece mahkemesi, fiziki evrak üzerinde bulunan10/12/2013 tarihli hâkim havalesini esas alarak temyiz istemini, süresindeyapılmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
48. Anılan karar, Yargıtay 8. Ceza Dairesince sanık ve müdafiinin yüzüne karşı 2/12/2013 tarihinde tefhim olunduğuve hükmün bir haftalık süre geçtikten sonra 10/12/2013 tarihinde temyizedildiği gerekçesiyle onanmıştır. 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinde; temyizedilen kararlar hakkında 1412 sayılı mülga Kanun'un 322. maddesinin dördüncü,beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere 305 ila 326. maddelerininuygulanacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre temyiz talebi, hükmüntefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veyazabıt kâtibine yapılacak beyanla olur. 5271 sayılı Kanun'un 38/A maddesinin (2)numaralı fıkrasında ise kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzeredosyaların güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP'tanincelenebileceği ve her türlü ceza muhakemesi işleminin yapılabileceğibelirtilmiştir.
49. Anılan düzenlemelere göre dosyanın temyiz incelemesi içinmerciine gönderilmesi gerekirken adliyenin iç işleyişinden kaynaklanansebeplerden dolayı fiziki evrak üzerinde bulunan 10/12/2013 tarihli hâkimhavalesi nazara alınarak sanık müdafii tarafındanyapılan temyizin süre yönünden reddine karar verilmiş; anılan karar aynıgerekçeyle onanmıştır.
50. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar çerçevesinde sözkonu karara yönelik olarak süresinde temyiz talebinde bulunulup bulunulmadığınailişkin hiçbir araştırma yoluna gidilmeksizin ya da değerlendirmedebulunulmaksızın hâkim havale tarihinden itibaren temyiz süresi başlatılmıştır.Mevzuatta güvenli elektronik imzayla ilgili öngörülen kurallara açıkça aykırışekilde yapılan bu yorumun başvurucunun mahkemeye erişimini aşırı derecedezorlaştırdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
53. Başvurucu, 5.000 TL manevi tazminata ve yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
54. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 8. CezaDairesine (E.2014/20447, K.2014/25705) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
56. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındamahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 8. Ceza Dairesine (E.2014/20447,K.2014/25705) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE22/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.