TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN KARAÖZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/4201)
Karar Tarihi: 21/3/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucu
:
Hasan KARAÖZ
Vekili
:
Av. Adil AKTAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değerkaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının, idarelehine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının veyargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucuya ait taşınmazın da bulunduğu Ermenek ilçesinde,Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarihli ve 1572 sayılıtasdikli projesi kapsamında Ermenek Barajı ve Hidroelektrik Santrali TesisleriProjesi ve göl sahası inşaatı yapılması planlanmış ve 12/2/2009 tarihindeDevlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce (İdare) kamu yararı ve kamulaştırma kararıalınmıştır. Bakanlar Kurulunun Baraj ve Hidroelektrik Santrali (HES) Projesi'neilişkin 2009/14599 sayılı acele kamulaştırma kararı 31/1/2009 tarihli ve 27127sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
9. İdare, başvurucuya ait taşınmaza acele kamulaştırma yoluylael konulması ve kamulaştırma bedelinin tespiti talebiyle 19/3/2009 tarihindedava açmıştır. Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi 4/6/2009 tarihli kararı ilebilirkişi raporuna dayanarak el koyma bedelini 58.454,10 TL olarak belirleyipbedelin başvurucuya ödenmesine ve bahsedilen taşınmaza acele el konulmasınakarar vermiştir.
10. İdare tarafından 7/10/2010 tarihinde açılan kamulaştırmabedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkemece bilirkişiincelemesi yaptırılmış; bilirkişilertaşınmazınözelliklerini gözeterek ve 2010 yılı fiyat, masraf ve verim verilerinikullanarak taşınmazın toplam değerini 93.348,95 TL olarak belirlemiştir.
11. Mahkeme 9/5/2012 tarihli kararıyla taşınmazın kamulaştırmabedeli olan 93.348,95 TL'den acele kamulaştırma kararı sonrası ödenen bedelinmahsubu ile bakiye 34.894,85 TL'nin başvurucuya ödenmesine, taşınmazın idareadına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir.
12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince29/11/2012 tarihinde bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynıDairenin 18/4/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
13. Mahkeme, bozma kararına uyarak 17/3/2014 tarihli kararıyla,taşınmazın kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 64.526,07 TL'nin öncekiaşamalarda başvurucuya ödenen 93.348,95 TL'den mahsubu ile bakiye 28.822,88TL'nin davacı idareye iadesine; acele el koyma bedeli olarak başvurucuya ödenen58.454,10 TL'nin kamulaştırma bedeli olan 64.526,07 TL'den mahsubu ile bakiye6.071,97 TL'ye 8/2/2011 tarihinden 9/5/2012 tarihine kadar yasal faizişletilerek başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
14. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin23/12/2014 tarihli kararı ile onanmıştır.
15.Nihai karar, başvurucuya 23/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 20/2/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,6/7/2017, §§ 18-33.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 21/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu öncelikle kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göre bilirkişi tarafındankamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçeninverileri yerine komşu ilçelerin tarım müdürlüğü verilerinin de dikkate alınarakhesap yapılması nedeniyle taşınmaz bedeli olması gerekenden düşükhesaplanmıştır. Başvurucu ayrıca, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırmabedelinin değer kaybına uğratıldığını belirtmiştir. Başvurucu, bu gerekçelerlemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, daha önce Karaman'ın Ermenek ilçesindeyapılan aynı kapsamdaki kamulaştırma işlemleri yönünden benzer şikâyetleriçeşitli bireysel başvurularda incelemiş ve karara bağlamıştır (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014; Ali Şimşek ve diğerleri).
21. Başvurucu ilk olarak kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğinden yakınmaktadır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri uyarıncakamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas veusullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanınanayasal ögeleridir. Kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığı olan bedelinintespiti ise uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bukonudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Mülkiyet hakkına yapılanmüdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden Anayasa Mahkemesininyapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:2013/2511, 22/1/2015, § 49; AbdülkerimÇakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 52).
22. Somut olayda ise Yargıtay 18. Hukuk Dairesi gerekçesiniönceden ortaya koyarak Ermenek ilçesindeki arazilerin kamulaştırılmasındagerçek değere ulaşmak için mevki kavramını ilçe düzeyinden daha genişyorumlamıştır. 2006 yılından beri istikrarlı olarak uygulanan bu yöntembireyler için erişilebilir ve bilinebilir olup başvuru konusu olayda 2010yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespiti davasında başvurucu açısındanbahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır. Dolayısıyla YargıtayDairesinin Ermenek ilçesi için belirlediği mevki kavramını daha genişyorumlayan bedel tespiti yöntemi 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun 11. maddesinin (f) bendine açıkça aykırı olmadığı gibi ikna edicigerekçesi ile keyfî olmaktan da uzaktır (TahsinErdoğan, §§ 64-70).
23. Başvurucu ayrıca, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklıolarak kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.
24. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değerkaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısındadeğer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 42).
25. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemecetespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisiarındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenenkamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengeninsağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmedeönemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerindenbaşvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir (AliŞimşek ve diğerleri, § 66).
26. Başvuru konusu davanın açıldığı 7/10/2010 tarihi değerlerinegöre tespit edilen 64.526,07 TL kamulaştırma bedelinin 58.454,10 TL'si dahaönce 4/6/2009 tarihinde acele el koyma kararı ile ödenmiştir. Acele el koymakararı sonrası ödenen 58.454,10 TL mahsup edildikten sonra bakiye 6.071,97TL’nin başvurucuya ödenmesine 17/3/2014 tarihli kararla hükmedilmiştir.
27. Merkez Bankası verilerine göre alacağa hak kazanıldığı 2010yılı 10. ayındaki 100 TL'nin ödemenin yapıldığı 2012 yılı 5. ayı itibarıylaenflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 113,3 TL'dir. Bu durumdabaşvurucuya ödenmesi gereken 64.526,07 TL tutarındaki kamulaştırma bedelialacağının 2012 yılı 5. ayı itibarıyla Merkez Bankası verileri kullanılarakenflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığı 73.110,67 TL’dir.
28. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun mülkiyethakkı kapsamında değerlendirilen 64.526,07 TL tutarındaki alacağının değerkaybını telafi edecek fark 8.584,6 TL'dir. Buna karşılık derece mahkemelerincebaşvurucunun alacağına 7/2/2011 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinekarar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya 7.271,12 TL tutarında faizödemesi yapıldığı görülmektedir. Bu durumda başvurucunun alacağında meydanagelen değer kaybı %2,04'tür.
29. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında taşınmazmalikine ödenen faizin aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığıdeğer kaybını çok büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespitedilen düzeyde küçük bir farklılığın ise (%5'ten daha az) hesaplama yöntemisebebiyle oluşabilecek yanılma farklılığı (hata marjı) kapsamında kaldığıdeğerlendirilmelidir. Ayrıca Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırmabedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Bu durumda kamulaştırmabedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu sürede uğranılan zararınkarşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde- mülkiyet hakkınınihlaline neden olacak kadar ağır sonuçlara yol açmadığı değerlendirilmiştir.Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğu sonucunavarılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu, lehine hükmedilen tazminatın bir bölümünü vekâletücreti olarak ödemek zorunda kalmasından şikâyet etmiştir.
2. Değerlendirme
32. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun vekâlet ücretine ilişkinşikâyetinin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temelhak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temelhak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33, K.2012/54, 11/4/2012;AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013;E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014;E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 18).
35. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
36. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlıkkapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğününvarlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimietkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veyacaydırıcı nitelikte olan (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişininmahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan Şen, § 52) ya da kişinin bizatihimahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir (İbrahim Can Kişi,B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 31).
37. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla davacı veyadavalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukataödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belliolmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ileilişkilidir (Serkan Acar, B. No:2013/1613, 2/10/2013, § 38).
38. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretinehükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkiletmektedir (Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B. No: 2014/10261,8/12/2016, § 101).
39. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. AnayasaMahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,13/4/2016, § 46).
40. Mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişimhakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü zedeleyecekşekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, § 38; İbrahim Can Kişi, § 36).
41. Başvuru konusu olayda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı CezaMuhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi ve 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılıGenel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin(1) numaralı fıkrası ile 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)uyarınca başvurucu aleyhine reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğuanlaşılmaktadır.
42. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacınıngereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamukaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekildekullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili, verimlive usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının teminine yönelikdüzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebepleyapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042,9/3/2017, § 70).
43. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucularınreddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşıtarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşullarıçerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarınıanlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşullarıçerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkınınasgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,§ 54).
44. Başvuru konusu olayda dava Mahkemece kabul edilerekbaşvurucu taraflar yararına 2014 yılı AAÜT uyarınca ayrı ayrı 1.500 TL maktuvekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda başvurucu aleyhine hükmedilen 1.500TL maktu vekâlet ücretinin ölçüsüz olduğu söylenemez. Bu nedenle mahkemeyeerişim hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
46. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
47. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 50, 52).
48. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
49. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 3 yıl 6 aylıkyargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Başvurucunun Diğerİddiaları
51. Başvurucu, özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini öne sürmekte ise de somut başvurunun konutdokunulmazlığı ve özel yaşama saygı hakkıyla bir ilgisi görülmediğinden buhaklar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun diğer iddialarının İNCELENMESİNE GEREKOLMADIĞINA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA21/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.