TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN GÜLBAHAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17112)
Karar Tarihi: 30/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Hasan GÜLBAHAR
Vekili
:
Av. Metin NARİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; mahsup talebinin reddedilmesi nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının, müdafi yardımından yararlandırılmama, kanun yararınabozma aşamasında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ve Adalet Bakanlığınıngörüşünden haberdar edilmeme nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Adana 2 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin (DGM) 18/5/1983tarihli kararı ile başvurucunun müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.
10. Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin 1/8/1991 tarihli kararı ile16/1/1989 tarihinden geçerli olmak üzere başvurucunun koşullu salıverilmesineve bihakkın tahliye tarihinin 12/1/2017 olduğuna karar verilmiştir.
11. Başvurucunun deneme süresi içerisinde 3/1/1995 tarihindeişlemiş olduğu ikinci suç nedeniyle Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (KayseriDGM) 25/4/1996 tarihli kararıyla 18 yıl 9 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiştir (Bu mahkûmiyet hükmü yeniden değerlendirmesonrasında 12 yıl 6 ay hapis cezasına indirilmiştir.).
12. Bu mahkûmiyet kararı üzerine Malatya Ağır Ceza Mahkemesinin30/4/1997 tarihli kararı ile ikinci suç tarihi olan 3/1/1995 tarihi ilebihakkın tahliye tarihi olan 16/1/2017 tarihleri arasındaki sürenin ayneninfazına karar verilmiştir.
13. Koşullu salıvermenin geri alınması dolayısıyla ayneninfazına karar verilen ceza infaz edilirken Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince30/4/2013 tarihinde yürürlüğe giren 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun'un25. maddesiyle 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'a eklenen geçici 5. maddesindeki "7 Kasım 1982 tarihinden önce işlemiş olduğu birsuç dolayısıyla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olan kişi hakkında, mahkumolduğu cezanın infazı sürecinde koşullu salıverildikten sonra deneme süresiiçinde işlediği yeni bir suç sebebiyle koşullu salıverilme kararı gerialınamaz." şeklindeki düzenleme gereğince başvurucunun18/2/1997 tarihli koşullu salıverilmenin geri alınması yönündeki kararın kaldırılmasına,başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhâl tahliyesine, şu anakadar infaz ettiği sürenin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (Kayseri DGM)25/4/1996 tarihli kararı ile verilen 12 yıl 6 ay hapis cezasından mahsubuhususunda ise ilgili Mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğinden buhususta karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
14. Koşullu salıverilmenin geri alınması kararınınkaldırılmasından sonra başvurucunun 30/4/2013 tarihinde Ankara 11. Ağır CezaMahkemesinin 25/4/1996 tarihli kararı ile almış oluğu 12 yıl 6 ay hapiscezasının infazına başlanmıştır.
15. Başvurucu 30/4/2013 tarihli dilekçesi ile söz konusu infazdageçirdiği sürelerin 12 yıl 6 ay hapis cezasından mahsubuna karar verilmesinitalep etmiştir.
16. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 3/5/2013 tarihli kararıyla;başvurucu hakkında mahsubu istenen sürenin şartla salıverildikten sonra3/1/1995 tarihinde işlemiş olduğu ikinci suç nedeniyle aynen infazına kararverilen süre olduğunu, bu sürelerin mahsup şartlarına uymadığını, başvurucunun1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 17. maddesi gereğinceşartla salıverilme kararının geri alınması sonrası kalan cezasını yasalşartları içerisinde infaz ettiğini, 6459 sayılı Kanun uyarınca başvurucununinfaz etmiş olduğu karar kaldırılmış ise de infazda geçen ve hükümlülüğesayılan bu sürelerin başvurucu lehine infazda kazanılmış bir hak teşkiledemeyeceğini, suç tarihi itibarıyla ve hâlen yürürlükte bulunan yasal mevzuatiçerisinde cezanın infaz edildiğini belirtilerek mahsup talebinin reddine kararvermiştir.
17. İtiraz üzerine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/5/2013tarihli kararı ile itirazın kabulüne, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin3/5/2013 tarihli kararının kaldırılmasına, 30/4/1997-30/4/2013 tarihleriarasında infazda geçen sürenin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/4/1996tarihli kararı ile almış olduğu 12 yıl 6 ay hapis cezasından mahsubuna kesinolarak karar vermiştir.
18. Bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmiş veYargıtay 9. Ceza Dairesi 5/6/2014 tarihli ilamıyla kanun yararına bozmatalebini yerinde görerek Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/5/2013 tarihlikararının bozulmasına karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"...Dosya kapsamına göre, hükümlü HasanGülbahar hakkında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.07.2005 tarih 1994/28esas, 1996/30 sayılı ilamı ile müebbet hapis cezasına mahkumiyetine dair şartlatahliyeden geri alınan cezasının infazının yapıldığı süreçte 30.04.2013tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6459 Sayılı Kanun uyarınca 27.11.1982tarihinden önce işlenen suçlarda şartla tahliye olduktan sonra deneme süresindeişlediği suç nedeniyle şartla tahliyenin geri alınamayacağı hükmü gereğiinfazın durdurulması nedeniyle esasen şartlı tahliye ile infazın sona ermeyipbihakkın tahliye tarihine kadar infazın devam ettiği, 6459 sayılı Kanunun 25maddesi ile ancak 30 Nisan 2013 tarihinden sonra cezaevinde geçirilen süreninşartları varsa başka cezasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 63. maddesiuyarınca mahsubunun gerekeceği, infazda kazanılmış haktan bahsedilemeyeceğindenhükümlünün şartla tahliyeden geri alınan cezasının infazına başlandığı30.04.1997 ile infazın durduğu 30.04.2013 tarihleri arasındaki sürenin sıradabekleyen Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1994/28 esas, 1996/30 sayılı ilamıylaverilen 12 yıl 6 ay hapis cezasından mahsubunun mümkün olmadığınıngözetilmeyerek itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesindeisabet görülmediğinden bahisle ... kanun yararına bozma talebine dayanılarakdüzenlenen bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerindegörüldüğünden, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2013 tarih ve 2013/82değişik iş sayılı ek kararının CMK’nın 309. maddesiuyarınca BOZULMASINA [karar verildi]."
19. Bozma kararı üzerine Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi 12/9/2014tarihinde mahsup talebinin reddine karar veren Ankara 11. Ağır CezaMahkemesinin 3/5/2013 tarihli kararında bir isabetsizlik bulunmadığından Ankara12. Ağır Ceza Mahkemesinin10/5/2013 tarihli kararının kanun yararına bozmailamı doğrultusunda kaldırılmasına ve başvurucunun itirazının reddine kesin olarakkarar vermiştir.
20. Başvurucu bu kararı yakalanarak gönderildiği ceza infazkurumunda 9/10/2014 tarihinde öğrenmiştir.
21. Başvurucu 30/10/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Metinleri
22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7.maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Hapis cezasının ertelenmesi, koşullusalıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkinhükümler, derhal uygulanır."
23. 5237 sayılı Kanun'un 63. maddesi şöyledir:
"Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen veşahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmişsüreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir."
24. 6459 sayılıKanun'un 25. maddesiyle 5275 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5. maddesi şöyledir:
"7 Kasım 1982 tarihinden önce işlemişolduğu bir suç dolayısıyla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olan kişihakkında, mahkum olduğu cezanın infazı sürecinde koşullu salıverildikten sonradeneme süresi içinde işlediği yeni bir suç sebebiyle koşullu salıverilme kararıgeri alınmaz."
25. 765 sayılı mülga Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Şartla salıverilmiş olan hükümlü, gerikalan süre içinde işlediği kasıtlı bir cürümden dolayı şahsi hürriyetibağlayıcı bir cezaya mahkum olur veya mecbur olduğu şartları yerine getirmezise, şartla salıverilme kararı geri alınır. Bu takdirde suçun işlendiğitarihten sonraki kısım hükümlünün ceza süresine mahsup edilmeyerek aynençektirilir ve şartla salıverilmeye esas teşkil eden hükmün infazı ile ilgiliolarak bir daha şartla salıverilmeden yararlanamaz."
2. Yargıtay Kararları
26. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31/1/2006 tarihli veE.2006/1-4, K.2006/7 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"...
Tutuklama, ceza yargılamasının güvenliyürümesini ve amacına erişmesini sağlamaya yönelik ve yargılama hukukuaçısından zorunlu hallerde hakimin verdiği karara dayanan bir önlemdir.Yargılamadaki amaca göre önleyici bir koruma önlemi olduğu kadar kişi özgürlüğüve güvenliğini kısıtlayan bir içerik de taşımaktadır. Bu nedenle mukayeselihukukta, sistemler ve sistemlerin dayandığı prensipler farklı olmakla birlikte,kendisine ceza verilmiş olan şahsın, bu cezasından daha önce sınırlandırılmışözgürlük sürelerinin hükmedilen cezasından indirilmesi kabul edilmiştir.Mevkufiyetin (tutukluluğun) mahsubu olarak adlandırılan bu kurumdan amaç,kendisine ceza verilmiş mahkûmun bu cezasından daha evvel çekilmiş, özgürlüğüsınırlayıcı önlemler nedeniyle özgürlüğünden yoksun kaldığı sürelerin tamamenveya kısmen indirilmesinden ibarettir.
Mahsup konusunda, 1 Haziran 2005 tarihindeyürürlükten kaldırılan 765 sayılı Ceza Yasamızın 40. maddesinin 1. Fıkrasındaki... ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 63. Maddesindeki... hükümler ile, her iki yasada da mahsubun mecburiliği(hukukî) sistemi kabul edilmiş, benzer düzenlemelere 1632 sayılı Askeri CezaYasasının 177 ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama UsulüYasasının 251/1 maddelerinde de yer verilmiştir. Bu sisteme göre, mahkûm kusuruile tutuklu kalmış olsa dahi, tutukluluk süresinin verilen cezadan indirilmesizorunludur. Bu sistemde yargıcın görevi, indirim yapılması için gerekli yasalkoşulların doğup doğmadığını kontrol, doğmuş ise yapılan indirimin hesabındahata yapılıp, yapılmadığını denetlemekten ibarettir. Mahsubun hukuki esasıhakkında, bu kurumun cezanın hafifletilmesi nedenlerinden biri olduğu, evvelceçekilmiş bir ceza olduğu, hususi af olduğu konusunda çeşitli görüşler bulunmaktaise de, mahsup, suçlu olduğu henüz kesin olarak bilinmeyen kişilerinözgürlüklerinden yoksun bırakılması dolayısıyla ortaya çıkan haksızlıklarıgidermek için başvurulan ve kişisel özgürlükleri anayasal düzeyde güvencealtına alan, önleyici amaçlarla yoksun bırakılan özgürlüğün iadesi için kabuledilen hukuki bir kurumdur ...
...
Görüldüğü gibi, 765 sayılı Yasanın 40 vebenzer düzenlemeleri içeren 5237 sayılı Yasanın 63. maddeleri uyarınca,mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden önce gerçekleşen tutukluluk veya özgürlüğünkısıtlanması sonucunu doğurantüm süreler cezamahkûmiyetinden indirilecektir.
Tutuklu kalınan sürenin mahkûmiyetten mahsupedilebilmesi için, tutukluluğun mahsup yapılacak suça konu mahkûmiyete aitolması gerekmeyip, sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmünkesinleşmesinden önce, işlemiş olduğu diğer bir suç nedeniyle de tutuklukalınan sürenin mahsubu olanaklıdır. Burada önemli olan husus, mahsuba konumahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesindenönce işlenmesidir.
..."
27. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 28/7/2008 tarihli veE.2008/10163, K.2008/9423 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"...
Hükümlü fazla tutuklu kaldığı sürenin ...cezasından mahsubunu talep etmiş, bu talep Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesinin... kararı ile 'Şartla tahliye bir hak değildir, tutuklulukta geçen sürebihakkın tahliye ... tarihini de aşmamıştır.' gerekçesi ile reddedilmiş[tir].
765 sayılı TCK.nun40. ve 5237 sayılı TCK.nun 63. maddelerinin ... hükmükarşısında, mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan verilenkararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suçun yada suçların işlenmesininyeterli olacağı, kaldı ki aynı suç tarihinde işlenen suçlardan birinde fazlatutuklu kalınan günlerin diğer suçtan verilen hükümden mahsubunun gerekeceğigözetilmeden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı[dır.]"
28. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20/9/2010 tarihli veE.2008/9433, K.2010/18844 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"...
Somut olayda uyuşmazlık, Ankara 4. Ağır CezaMahkemesi’nce yerine getirilmesine karar verilen 9 yıl hapis cezası ile ilgiliolarak 647 sayılı Kanun’a göre hak edilen koşullu salıverilme süresinden fazlayattığı sürenin, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 10 yıl 6 ay hapiscezası nedeniyle koşullu salıverilinceye kadar cezaevinde yatacağı süredenmahsup edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
... hükümlünün Türkiye’ye nakledildiğitarihte, infazı gereken İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21.09.2006 tarihlihükmü ile verilen 10 yıl 6 ay hapis cezası da bulunduğundan, her iki hapiscezasının toplanmasından sonra koşullu salıverilme süresinin hesap edilmesi vebuna göre müddetname düzenlenmesi gerekirken, hükümlühakkında Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen yerine getirme kararındabelirtilen 9 yıl hapis cezasından şartla tahliye kararı verildikten sonra, dahaönce hükme bağlanan hapis cezasının infazına başlanması doğru değildir. Ancak,hükümlünün, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 9 yıl hapis cezası ileilgili olarak koşullu salıverilmesine karar verilmiş olduğundan, gelinenaşamada, bu ceza yönünden artık infazın fiilen devamı olanaklı olmadığından,647 sayılı Kanun’a göre hesap edilen koşullu salıverilme süresinden fazlayattığı sürenin İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 10 yıl 6 ay hapiscezası nedeniyle hesap edilen koşullu salıverme tarihine kadar cezaevindeyatması gereken süreden mahsup edilmesi gerekmektedir.
..."
29. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17/12/2012 tarihli veE.2012/20277, K.2012/27572 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"...
Davacı; haksız yere cezaevinde kaldığı 940 güniçin maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiş, mahkemece davacınıncezaevinde kaldığı 4 yıl 1 ay 9 günden, yargılama sonucu toplamda aldığı 2 yıl22 ay 7 gün hapis cezası düşüldükten sonraki 3 ay 2 günlük tutukluluk süresiesas alınarak buna göre bulunan 92 gün üzerinden davacıya tazminat verilmesinekarar verilmiştir.
Davacı ... 17/11/2003 tarihinde tutuklanmış ve26/12/2007 tarihinde tahliye edilmiştir. Davacının tahliyesinden sonra dayargılamaya devam edilmiş ve 02/06/2010 tarihinde davacı hakkında üzerine atılısuçlardan toplam 2 yıl 22 ay 7 gün hapis cezasına hükmedilmiş olup, davacınıncezaevinde kaldığı toplam süre 4 yıl 1 ay 9 gün (1499 gün) olarak tespitedilmiştir.
Bu sonuçlara göre, davacı hakkında hükmedilenceza ve tutuklu kaldığı süreye bakıldığında, davacının cezaevinde kaldığı fazlasüre 3 ay 2 gündür. Ancak; davacının yargılanması kısa sürede sonuçlanmış olsaydıveya daha az tutuklu kalmış olsaydı 2 yıl 22 ay 7 gün hapis cezasından sanığınsuç tarihi itibariyle 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19.maddesine göre hükümlü sayılması nedeniyle ve iyi halli olmak koşuluylacezaevinde kalması gereken toplam süre 559 gün olacaktı. Buna karşılık tutukluolduğu ve hükümlü statüsüne geçememesi nedeniyle 940 gün fazladan cezaevindekalmış, yani cezası kesinleşip hükümlü statüsünü almadığından kanunun infazdaöngördüğü indirimden yararlanamamıştır.
Somut olayda çözümlenmesi gereken sorun;davacının yargılandığı suçlardan uzun süre tutuklu kalmasa veya ceza davasıdaha önce sonuçlanmış olsaydı, cezaevinde kalması gereken sürenin daha azolacak olduğunu ileri sürerek tazminat isteyip isteyemeyeceğidir.
...
... davacının koruma tedbirine konu mahkumolduğu ceza davasında tutuklu kaldığı 4 yıl 1 ay 9 günlük tutukluluk süresininsonuçta aldığı cezalar nazara alındığında haddinden fazla uzun olduğu ve adıgeçen Sözleşmenin 5/3. maddesine aykırılık oluşturduğu gözetilip, tazminatmiktarının buna göre belirlenmesi gerekirken, sonuçta aldığı cezadan fazlatutuklu kaldığı 92 gün esas alınıp, bu süre üzerinden eksik maddi ve manevitazminata hükmedilmesi Kanuna aykırı[dır.]"
30. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 5/6/2013 tarihli veE.2013/8445, K.2013/15368 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"...
Tazminat davasının dayanağını teşkil edenDiyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... ilamı ile davacının Uyuşturucu MaddeTicareti Yapma suçundan 14.04.2008 tarihinde tutuklandığı ve 16.02.2010tarihine kadar 1 yıl 10 ay 8 gün süre ile tutuklu kaldığı, yargılama sonucundaeyleminin uyuşturucu madde kullanma suçuna dönüştüğü belirlenerek TCK'nın191/2, 62. Maddeleri uygulanmak suretiyle 1 yıl 5 ay 5 gün hapis cezasınahükmedildiği ve anılan ilamın temyiz edilmeksizin 24.02.2010 tarihindekesinleştiği, ceza dava dosyası içersindeki müddetnameye göre davacının anılan suçtan koşullusalıverilme tarihinin 02.04.2009 olduğu ve bu tarihte tahliye edildiği,16.02.2010 tarihi arasında toplam 320 gün fazladan tutuklu kalınan sürenintazminat istemine konu kabul edilmesi gerektiği ..."
B. Uluslararası Hukuk
1. Sözleşme Metinleri
31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı"kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Herkes özgürlük ve güvenlik hakkınasahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygunolmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafındanverilmiş mahkumiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;
..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin İçtihadı
32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kanun gereğiyetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvenceleresahip yargısal organ olarak Mahkemece verilen ve özgürlükten mahrumiyete yolaçan her türlü mahkûmiyet kararı,Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamına girmektedir(Engel ve diğerleri/Hollanda, B.No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976, § 68). Anılan benttebelirtilen sonra ifadesi,tutmanın sadece zaman bakımından mahkûmiyetin ardından gelmesi anlamınagelmemektedir. Aynı zamanda tutma, mahkûmiyetin bir sonucu olmalı, mahkûmiyetinardından ve mahkûmiyete bağlı olarak veya mahkûmiyet sebebiyle gerçekleşmelidir(Weeks/Birleşik Krallık, B. No: 9787/82,2/3/1987, § 42).
33. AİHM, Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendinin, bir mahkûmun af yasasından ya da erkenden şartlı tahliye veya kesintahliye durumlarından yararlanmasını güvence altına almadığını belirtmektedir (Alican Demir/Türkiye, B. No: 41444/09,25/2/2014, § 89). Ancak yetkili makamların bu tür bir tedbirden faydalanmakiçin kanunda belirtilen koşulları yerine getiren herkese herhangi bir takdiryetkileri bulunmadan bu tedbiri uygulamakla yükümlü olmaları hâlinde durumfarklı olacaktır (Del Rio Prada/İspanya [BD], B. No: 42750/09, 21/10/2013,§ 126).
34. AİHM; hapis cezasının hatalı bir şekilde hesaplanmasıdolayısıyla kişinin fazla hapis yatmasını (Pezone/İtalya, B. No: 42098/98, 18/12/2003, §§ 31-38), kişininulusal hukuk sisteminin öngördüğünden daha uzun bir süre hapsedilmesini (Grava/İtalya, B. No: 43522/98, 10/7/2003, §§31-46; Şahin Karataş/Türkiye, B.No: 16110/03, 17/6/2008) Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınihlali olarak kabul etmiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucu; mahsup talebinin reddine ilişkin kararın hukukaaykırı olduğunu, hakkındaki mahkûmiyetlerin birbirinden bağımsız olmadığını,infaz sürecinde bu iki ceza yönünden bir süreklilik bulunduğunu, derecemahkemelerince bu infaz süreçlerinin ayrı ele alındığını, ikinci cezanınbirinci cezanın infazına olan etkisi değerlendirilmeden ilgili kanunhükümlerince uyarlama yapılmadan bir inceleme yapıldığını, bu durumun kanunadayanmayan bir cezanın ortaya çıkmasına neden olduğunu, aynı durumda olan başkakişiler karşısında kendisine eşit davranılmadığını belirterek Anayasa'nın 10.,19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Bakanlık görüşünde; Yargıtayınyerleşik uygulamalarına göre infazda kazanılmış hak olmadığını, sonradanyapılan yasal düzenlemenin geriye dönük kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini,aksi takdirde infaz sisteminin hükümlü lehine değiştirilmesi veya af çıkartılmahâlinde de kazanılmış hak iddiasının ileri sürülebileceğini bu yorumun cezahukuku ilkeleriyle bağdaşmayacağını ileri sürmüştür.
38. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bu konudaYargıtay ceza daireleri arasında görüş birliği olmadığını, bu durumun kanunilikşartına aykırı olduğunu, infazda kazanılmış hak olmayacağının ne anlamageldiğinin derece mahkemesi kararlarında açıklanmadığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
40. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerinözgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması ancak Anayasa'nınanılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığıhâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
41. Kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alanAnayasa'nın 19. maddesinin, kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanığıdurumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında "Mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu nedenle yargıorganlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis cezasının veyagüvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlaletmez (Tahir Canan (2), B. No:2013/839, 5/11/2014, § 33).
42. Mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet kararlarının yerinegetirilmesi dolayısıyla ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri,Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına dâhil ise de anılan kural,mahkûmiyet kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altınaalmaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapiscezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §18).
43. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ilebağlantılı bir ihlal iddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişininhürriyetten yoksun bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullardagerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'dayer alan diğer sebepler (yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamındahürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer tutmanın kısmen veya tamamen bukoşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun meşru bir amacının olduğundanveya ölçülü olduğundan söz edilemez ve doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı ihlal edilmiş olur.
44. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19.maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmayakarşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetinegetirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014,§ 38). Bir kimsenin "Mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi" kapsamında hürriyetinden yoksun bırakıldığınınsöylenebilmesi için herşeyden önce hürriyetikısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafından verilmesigerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesi bir askere üstü tarafından verilen oda hapsicezasının yetkili bir mahkemetarafından verilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin ikincifıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir (HasanBaki Gülcan, B. No:2013/760, 12/3/2015, §§ 36-50). İkinci olarakyerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenliktedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya güvenlik tedbiri içermeyen birkarara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılması mümkündeğildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilenhürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını aşmaması gerekir.
45. Bu itibarla Anayasa Mahkemesince hükümlülerin ceza infazkurumlarında kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumlarınAnayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul edilmiştir (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014,§ 26; Günay Okan, § 13). Koşullusalıverme kuralları gereği ceza infaz kurumunda kalınması gereken süre,hürriyeti bağlayıcı cezanın yerine getirilmesinin kapsamına dâhildir. Mahsupise koşullu salıverme süresinin belirlenmesiyle ve dolayısıyla ceza infazkurumunda kalınması gereken süre ile doğrudan ilgilidir (Ercan Bucak (2), B. No: 2014/11651, 16/2/2017, § 41).
46. Mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararınıninfazının sağlanması ve bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutulma süresibakımından, ceza mahkemesinin kararına uygun hareket edilmesi kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının korunması açısından zorunludur. Dolayısıyla hükümlülerinceza infaz kurumunda kalacakları sürenin, mahkûmiyet kararına ve ilgilimevzuata uygun olması Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birincicümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (İbrahimUysal, § 32). Bununla birlikte Anayasa'da yer alan hak veözgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındakikanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireyselbaşvuru incelemesinde ele alınamaz (AbdullahÜnal, § 39). 5237 sayılı Kanun'un mahsuba ilişkin hükümlerinin nasıluygulanacağı ve bu itibarla hukuk kurallarının yorumu ve somut olaylarauygulanması derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır (Ercan Bucak (2),§ 42).
47. Koşullu salıverilme cezanın çektirilmesininkişiselleştirilmesi, başka bir deyişle ceza infaz kurumundaki tutum vedavranışlarıyla (iyi hâliyle) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini verenhükümlünün şarta bağlı olarak ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilencezadan daha kısa bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunuiyi davranışıyla kanıtlaması durumunda ceza infaz kurumunda daha fazla kalmasıgereksiz olabilir. Bu durumda koşullu salıverilme, infaz sistemindeki en etkiliaraçtır. Koşullu salıverilmenin en önemli ögeleri, cezanın belirli bir süreçekilmiş olması, hükümlünün bu süre içinde iyi hâl göstermesi, koşullusalıverildikten sonra gözetim altında kalması ve koşullu salıverilmeningereklerine uyulmaması durumunda koşullu salıverilme kararının gerialınabilmesidir (Günay Okan, §20; AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).
48. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası bir hükümlününkoşullu salıvermeden otomatik olarak yararlandırılmasını güvence altınaalmamaktadır. Ancak koşullu salıvermeden yararlanmak için Kanun'da öngörülentüm şartları taşıyan hükümlüler bakımından ilgili yargı organlarının takdiryetkisinin bulunmadığı (belli bir sürenin çekilmiş olduğu) durumlarda koşullusalıverme hükümlerinin uygulanmaması, kişilerin keyfî olarak hürriyetlerindenyoksun bırakılmalarını yasaklayan Anayasa'nın 19. maddesi ile bağdaşmayacaktır(Konuya ilişkin AİHM'nin yaklaşımı bakımından bkz. § 24).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
49. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, koşullusalıverme kararının geri alınmasına kadar infaz edilen sürelerin ikincimahkûmiyet nedeniyle verilen hapis cezasından mahsup edilmemesi nedeniyle dahauzun bir süre hürriyetinden yoksun bırakılması olduğundan, başvurunun kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
50. Somut olayda başvurucunun koşullu salıverilmesinden sonradeneme süresi içinde işlediği ikinci suç nedeniyle başvurucu hakkındaki koşullusalıverme kararı geri alınmıştır. Geri alınan koşullu salıverme sonrasındacezanın infazı devam ederken yapılan kanun değişikliği ile başvurucunundurumundaki kişiler yönünden koşullu salıvermenin geri alınamayacağıdüzenlenmiştir. Mahkeme de bunun üzerine başvurucu hakkındaki koşullusalıvermenin geri alınması kararını kaldırmıştır. Koşullu salıvermenin gerialınması kararı kaldırılmasına rağmen -geri alınan bu karara dayanılarak-başvurucunun tutulduğu bu süre (koşullu salıverme tarihinden sonraki tutulduğusürenin) bir başka suçtan aldığı cezadan mahsup edilmemiştir. Bu durumbaşvurucunun mahsup talep ettiği ceza bağlamında hapiste kalma süresininuzamasına neden olacaktır. Bu sürenin bir başka suçtan verilen cezadanmahsubuna ilişkin yargı organlarının mahsuba karar verme bakımından takdiryetkilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zira hukuk sistemimizde mahsubun mecburiliği söz konusudur. Bu durumda başvurucunun hukuksistemince belirlenenden daha fazla bir süre hürriyetinden yoksun kalmasının Anayasa'nın19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında (mahkemece verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezanın infazı olarak) hukuka uygun bir tutma niteliğinde bulunduğusöylenemeyecektir.
51. Başvurucunun hukuk sistemince belirlenenden daha fazla birsüre hürriyetinden yoksun kalmasının hukuki bir temeli bulunmadığından uzayanbu tutma süresinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile bağdaşmadığı sonucunavarılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Müdafi YardımındanYararlandırılmamaya İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
53. Başvurucu mahsup talebiyle ilgili incelemelerde bulunanmahkemelerde müdafi yardımından yararlandırılmadığını ileri sürmüştür.
54. Bakanlık, başvurunun bu kısmıyla ilgili görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamugücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özetiyapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği vebuna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
56. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarakolaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkinaçıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını kanıtlama yükümlülüğübaşvuruculara ait olmasına rağmen başvurucu tarafından; yukarıda belirtilen iddialarsoyut şekilde ileri sürülmüş; müdafi yardımından yararlanma talebinin ne zamanileri sürüldüğüne ve mahkemelerce bu taleplerin hangi sebeplerlekarşılanmadığına dair Anayasa Mahkemesine bir bilgi ya da belge sunulmamıştır.Dolayısıyla söz konusu iddiaların temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabuledilmesi gerekmektedir.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Kanun Yararına BozmaKararına İlişkin İhlal İddiaları
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
58. Başvurucu; kanun yararına bozma sürecinde Bakanlığın veYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddialarına karşı koyma olanağıtanınmadığını, Bakanlığın kanun yararına bozma istemli başvurusundan haberdaredilmediğini, bu suretle silahların eşitliği ilkesinin ve adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
59. Bakanlık, başvurunun bu kısmıyla ilgili görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
60. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasınagöre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlaledildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanısıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'yeek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireyselbaşvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
61. Sözleşme’nin 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak veilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suçisnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkınkapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışındakalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa veSözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).
62. Somut olayda başvurucunun ihlal iddiasının suç isnadı altında bulunulan bir aşamayailişkin olmadığı, dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamına girmediğianlaşılmaktadır (Ersan Şen, B.No: 2014/14865, 23/2/2017).
63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
64. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
65. Başvurucu 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
66. Başvuruda Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
67. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 3.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
68. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelikmüdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden yargılamaylagiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 3.000 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Müdafi yardımından yararlandırılmamaya ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Kanun yararına bozma kararına ilişkin ihlal iddialarının konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 3. Ağır CezaMahkemesine (2014/892 Değişik İş) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.