TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN CANER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/1773)
Karar Tarihi: 17/7/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Hasan CANER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvurucu, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/7/2009 tarihliilamı ile 6 yıl 6 ay hapis ve 294,450 TL adli para cezasına mahkûm edilmiş;Denizli İnfaz Hâkimliğinin 25/8/2014 tarihli kararıyla cezasının şartla tahliyetarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyleinfazına karar verilmesi üzerine ceza infaz kurumundan tahliye edilmiştir.
6. Başvurucu hakkındaki adli para cezası ise süresi içindeödenmemesi nedeniyle kamuya yararlı bir işte çalışmak istemesi hâlinde tebliğtarihinden itibaren on gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmesigerektiğine ilişkin 22/10/2014 tarihli çağrı kağıdı,ilamdaki adresine tebliğe çıkarılmıştır. Söz konusu tebligatın başvurucununadreste bulanamaması nedeniyle iade edilmesi üzerine bu kez Merkezî Nüfus İdareSistemi (MERNİS) adresine tebligat çıkarılmış, tebliğ imkânsızlığı nedeniyle11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesi uyarınca8/12/2014 tarihinde tebligat muhtara bırakılmıştır.
7.Bu sürecin tamamlanmasının akabinde başvurucu hakkındaki adlipara cezası, kamuya yararlı bir işte çalışma talebiyle süresi içinde başvurudabulunmadığı gerekçesiyle hapis cezasına çevrilmiştir. Başvurucunun denetimliserbestliğe ayrıldığında yeni adres bildirmiş olmasına rağmen farklı bir adreseçıkarılan tebligatın usulsüz olduğunu, çağrı kağıdından haberdar olmamasınedeniyle süresi içinde başvuruda bulunamadığını belirterek hapis cezasınıninfazının durdurulması ve tahliyesine karar verilmesi istemiyle yaptığı başvuruDenizli İnfaz Hâkimliğinin 5/10/2015 tarihli kararıyla, adli para cezasıylailgili infaz dosyasına adres değişikliğini bildirmediği gerekçesiylereddedilmiş; karar Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın reddine dair26/10/2015 tarihli kararıyla kesinleşmiştir.
8. Bu karar 18/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
9. Başvurucunun vasisinin (kardeşi) vekâlet verdiği avukattarafından 18/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Vekâletnamede11/6/2014 tarihinde Acıpayam Sulh Hukuk Mahkemesinin verdiği vasilik görevininiki yıl uzatılmasına ilişkin karara atıf yapılarak vasinin yetkili olduğubelirtilmiştir.
10. Başvurucu 14/5/2019 tarihinde verdiği dilekçedevekâletnamede dayanak gösterilen sulh hukuk mahkemesi kararından üç ay sonra25/8/2014 tarihinde denetimli serbestlik tedbiriyle tahliye edildiğini,dolayısıyla Türk Medeni Kanunu gereğince vasinin görevinin sona erdiğini,27/8/2015 tarihinde tekrar ceza infaz kurumuna girmesi nedeniyle yeniden vasiataması yapılmadığını, ayrıca dava açılması için vesayet makamından da izinalınmadığını, hükümsüz vasi kararıyla çıkarılan vekaletnameye dayanılarakbireysel başvuru yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.Başvurucu ayrıca anılan avukatı 8/10/2018 tarihinde azlettiğini, başvuruya konuolan hapis cezasının infazının ise 25/8/2018 tarihinde tamamlandığınıbelirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak usul ve yasalara aykırı olarak adınaaçılan davanın usulen reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
A. Başvurucunun İddiaları
11. Başvurucu, ilamdaki adresine yapılan tebligatın usulüneuygun olduğundan bahisle kamuya yararlı bir işte çalışmak suretiyle cezasınıninfazı imkânından yoksun bırakılarak hakkındaki adli para cezasının hürriyetibağlayıcı cezaya çevrilmesi nedeniyle kamu makamlarının Kanun'da öngörülenkoşulları somut olaya uygulamada hataya düştüğünü belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
12. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
13.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Davadanferagat hâlinde, düşme kararı verilir.”
14. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün “Düşme kararı” kenar başlıklı 80.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları ve (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“(1) Bölümler ya da komisyonlarca yargılamanın heraşamasında aşağıdaki hallerde düşme kararı verilebilir:
a) Başvurucunun davadan açıkça feragat etmesi
…
(2)Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki birbaşvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel haklarınkapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gereklikıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir."
15. Somut olayda başvuruyu yapan avukatın başvuruyu yapmaya yetkiliolup olmadığının tartışılmasına gerek görülmemiş, başvurucunun başvurunun usulyönünden reddedilmesi yönündeki talebi bireysel başvurudan feragat olarakdeğerlendirilmiştir. Somut olayda başvurudan feragat edilmesine rağmenbaşvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden debulunmamaktadır.
16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin feragatnedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle,
A. Başvurunun feragat nedeniyleDÜŞMESİNE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.