TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN KAYRAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/68864)
Karar Tarihi: 26/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Hasan KAYRAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülensoruşturmada uygulanan gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;soruşturma aşamasında arama ve elkoyma işlemlerininyöntemince yapılmaması nedeniyle özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarının; ceza infaz kurumundaki uygulamalar nedeniyle de kötü muameleyasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
10. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
11. Yardımcı askerî savcı olarak görev yapmakta olan başvurucu,anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan Van CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
12. Van Cumhuriyet Başsavcılığı 18/7/2016 tarihinde tutuklanmasıistemiyle başvurucuyu Van Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
13. Başvurucunun Van 2. Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgu ifadesişöyledir:
"Van Askeri Savcılığında iki yıldır görevyapmaktayım, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, beni sıkı yönetimmahkemesinde görevlendiren listeye kimin yazdığını bilmiyorum, hiçbir haberimyoktur, benim o listeyi hazırlayanlardan bir haberim ve alakam yoktur, listeyikim hazırladıysa hiçbir alakam yoktur, benim FETÖ/PDY yapılanması ile hiçbirilişkim yoktur, bu yapılanmanın hiçbir kurumunda kalmadım, bunların ne dersanesine ne yurduna nede okuluna gitmedim, üzerime atılısuçlamayı kabul etmiyorum, eşim Van Adliyesinde Adli Yargı Hakimi olarak görevyapmaktadır, kendisi ile Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 2004 yılındatanıştık, 2009 yılına kadar kız arkadaş erkek arkadaş ilişkisi içerisinde devamederken evlendik, FETÖ/PDY yapılanmasında bulunan kişiler benim medyadan vebasından okuduğum kadarıyla evleneceği kişileri bu şekilde seçmezler. Benim veeşimin bu yapılanma ile hiçbir alakam yoktur, biz Paralel yapının hakim olduğu HSYK'nın da mağduru olduk, çünkü eşim Nizip'te 2011-2014yılları arasında hakim iken hamile kaldığında ve doğum yıptıktansonra ben Gaziantep merkezde bulunduğum için onun da Gaziantep merkeze geçicigörevlendirilmesini haklı olarak istememize rağmen Paralel yapı HSYK'sı sadece doğumdan bir hafta kadar önce bir ikihaftalığına görevlendirme yaptı, bu darbe teşebbüsünde bulunanların Allahbelasını versin, iki yüzün üzerinde şehit olduğu ve benim ismimi haksız yerekendi sıkı yönetim listesine yazmışlar, bu nedenle hem bu dünyada hemde ahirette iki elim onların yakasına yapışacak, benimhayat felsefem ve siyasi görüşümü itibari ile de Cumhurbaşkanı ve hükümeteyakın bir dünya bakış açım bulunmaktadır, benim bu darbe girişiminde bulunmamınbu nedenle dahi imkanı yoktur, Paralel HSYK'sıdöneminde eşimin bulunduğu adliyeye gelen HSYK müfettişi eşimin iş yüzdesi çokiyi olmasına çok çalışkan bir hakim olmasına rağmen sadece yetmiş üç puanverdi, biz Paralel yapı mağduruyuz ve bu listede ismimin bulunmasıyla yinemağdur edildim, ben Türk Milleti adına ve şahsım adına vatan evladını birbirinekırdıranlardan şikayetçiyim, üzerime atılı suçlamayı kabul etmek bir yana buiftiradan ötürü de şikayetçiyim, ben dediğim gibi darbe teşebbüsünü olayınolduğu gece haberlerden gördüm, bu darbe başarıya uluşsaydı ben sıkıyönetimmahkemesindeki görevi kabul etmeyecek ve tutuklanacaktım, ben darbe teşebbüsüyapıldığı sırada nöbetçi savcıydım, Yüksekova'da bulunan ve Bolu'dan görev içingelen dağ komando tugay komutanının darbe teşebbüsünde yer aldığını başka birtugay komutanı bana bildirdi, prosedörü bana sordubende sivil savcı ne talimat veriyorsa aynen uygulayın dedim, yani benim budarbe teşebbüsüne karşı baştan sona kadar duruşum bellidir, olayın olduğu günnöbetçi savcı olmakla birlikte aynı zamanda kıdemli savcıydım, Van JandarmaAsayiş Kolordu Komutanlığından cep telefonuma izinlerin iptali mesajı gelincebütün izinde olan personeli tek tek arayarak en kısa zamanda katılış yapmasınısöyledim, ben kesinlikle darbe teşebbüsü içerisinde bulunmadığım gibi süreçsonrası devletimin ve hükümetimin bana verdiği yetki çerçevesinde görevimiyaptım, kaçma şüphem yoktur. Sabit ikametgahsahibiyim, bu nedenle tutuksuz yargılanmamı talep ediyorum."
14. Başvurucu, Van 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/7/2016 tarihlikararıyla anılan suçtan tutuklanmıştır. Bu kararın gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
" ... suçunun gerçekleştirilmesineyönelik ülke genelinde yapılan soruşturmalarda ele geçirilen belgelerdeşüphelilerin 15/7/2016 tarihinde saat 22:00 civarında özellikle Ankara veİstanbul ili olmak üzere ülke genelinde askeri darbeye teşebbüs olayı ileilgili olarak darbe teşebbüsünde bulunan Ankara'daki darbeci şüphelilerin VanJandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı'na gönderdiği listede dosyamızdaki 5şüphelinin askeri hakim ve savcı olarak Van Sıkıyönetim Mahkemesindegörevlendirildikleri darbenin öncesi ve sonrasıyla bir bütün olduğu, belirtilenlistenin ancak irtibatlı ve anlaşmalı kişiler hakkında olabileceği zirasıkıyönetim, yönetimde bulunanların en sıkı bir şekilde irtibatını vebağlılığını gösterdiği şüphelilerin eylemlerinin TCK nun309/1 madde ve fıkrasındaki Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs etmesuçuna iştirak niteliğinde olduğu yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren olgular ve bir tutuklama nedeninin bulunduğu, atılı suçun vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu ve atılı suça verilecek muhtemel cezanın yasadakiüst haddi eylemin mütemadi suç niteliğinde olup temalinindevam ettiği, suç şüphesine ilişkin delillerin henüz tam toplanmadığı veşüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100. maddesinde sayılan katalogsuçlardan olması sebebiyle bir tutuklama nedeninin var sayıldığı, işin önemi veverilmesi beklenen ceza dikkate alındığında, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğuve adli kontrol uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaatine varılaraktutuklanmalarına... [karar verildi.]"
15. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Van 1. Sulh CezaHâkimliği 26/7/2016 tarihinde benzer gerekçelerle itirazın reddine kararvermiştir.
16. Van 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/12/2016 tarihli kararıylabaşvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucunun bu kararakarşı yaptığı itiraz, Van 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/12/2016 tarihli kararıylakesin olarak reddedilmiştir.
17. Anılan karar başvurucuya 9/12/2016 tarihinde tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 19/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Van Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturmada verdiğiyetkisizlik kararıyla dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
20. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 8/1/2018 tarihliiddianamesi ile başvurucuyla birlikte toplam beş şüphelinin anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarınıişlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır cezamahkemesinde dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkingenel açıklamaların da yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine,hiyerarşik yapısına,hukukaaykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna ve şüphelilerin gerçekleşen eylemlerinedeğinilmiştir.
21. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamaların dayandığıolgular özetle şöyledir:
i. Başvurucunun Yurtta SulhKonseyi tarafından yayımlananSıkıyönetim Direktifi'nin ekinde yer alan Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi'ndeVan Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı Van Sıkıyönetim AskerîSavcılığında (yrd. askerîsavcı olarak) görevlendirildiğinin tespit edildiği ileri sürülmüştür.
ii. Millî Savunma Bakanlığının 13/1/2016 tarihli ve 2016/2 kararnumaralı Komisyon kararı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edildiğibelirtilmiştir.
iii. Tanık olarak dinlenen bir kısım hâkim/savcının başvurucununörgüt üyesi olduğuna yönelik beyanlarının bulunduğu ileri sürülmüştür.
22. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarakalınan tanık beyanının ilgili kısımları şöyledir:
- S.G. ifadesinde "...4/8/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğum tanıkifadesine ilave olarak, Gazi Hukuk mezunu olan ve daha sonradan askeri Hakimolduğunu bildiği Hasan KAYIRAN (Kayran olabilir)dışında askeri hakim vesavcılardan FETÖ/PYD örgütü ile alakalı kimseyi tanımadığını, çünkü örgütiçerisindeki bu çalışmaların 'mahrem hizmetler' şeklinde ifade edildiği..." şeklinde beyandabulunmuş ve fotoğraf üzerinden yaptırılan teşhis işleminde başvurucuyu kesin venet olarak teşhis ettiği belirtilmiştir.
23. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 11/1/2018 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/6 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
24. Mahkemece 10/1/2018 tarihinde yapılan tensiple birliktebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... suçlarının vasıf ve mahiyeti,kuvvetli suç şüphesi,kaçma şüphesinin bulunması, tutuklulukta geçen süreile kovuşturma konusu suçun yasada öngörülen cezasının alt ve üst sınırlarıarasında ölçülülük bulunması, adli kontrol hükümlerine uymanın sanığıniradesine bırakılması ve bu aşamada yetersiz kalma ihtimali nedeniyletutukluluğundevamı halinde mağduriyete neden olunmaması dikkate alınarak ... tutuklulukhalinin devamına ... [karar verildi]."
25. Başvurucunun 23/3/2018 tarihli ilk duruşmada Mahkemecesavunması alınmış ve 30/3/2018 tarihli duruşmada tahliyesine karar verilmiştir.
26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
27. İlgili ulusal hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39) başvurusuhakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebininİncelenmesi
29. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ve bireysel başvurutarihinde ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun açıkça dayanaktanyoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltının HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
30. Başvurucu, suçüstü hâli bulunmamasına karşın yetkisizmercilerce hukuka aykırı bir şekilde hakkında yakalama ve gözaltı kararıverildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
33. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
34. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
35. Somut olayda, başvurucu yönünden gözaltı tedbirlerininhukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan kararlarda varılansonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu, tutuklama tedbiri için mevzuatta öngörülenkoşullar gerçekleşmemesine rağmen tutuklandığını belirterek adil yargılanma ilekişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre tutuklanmasınakarar verildiği tarihte yardımcı askerî savcı olması dolayısıyla hakkındasoruşturma veya kovuşturma yapılabilmesi için 26/10/1963 tarihli ve 357 sayılıAskeri Hakimler Kanunu'na göre gerekli özel şartlar oluşmadan soruşturmayürütülmüş, yetkisiz ve görevsiz mercilerce hukuka aykırı olaraktutuklanmıştır.
b. Değerlendirme
39. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
40. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
41. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
42. Öte yandan başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesindedüzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddiasının soyut olarakdeğerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka bireysel başvurunun kapsamında yeralan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınmasıgerekmektedir. Buna göre kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılanmuamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu vebu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb.ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyamayan başvurucununeşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiası, esas olarak kişi hürriyetive güvenliği hakkı çerçevesinde ele alınmalıdır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §§33, 34; İrfan Gerçek, B. No:2014/6500, 29/9/2016, §32).
i. UygulanabilirlikYönünden
43. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemekkaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasıkısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülengüvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
44. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerkenAnayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkingüvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturmamercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlamaFETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. Anayasa Mahkemesianılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgiliolduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57; Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 237, 238).
45. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
46. İlgili genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 99-104)başvurusu hakkında verilen karar.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
47. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğuiddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında anayasal düzeni ortadan kaldırmayateşebbüs etme suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır.
48. Diğer taraftan başvurucu, görevinden kaynaklanan güvencelereriayet edilmeksizin tutuklandığını iddia etmektedir.
49. 357 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,askerî hâkimleringörevlerinden dolayı veya görevlerisırasında işledikleri suçlar ya da sıfat ve görevlerinin gereklerine uymayanhâl veya eylemleri yahut askerî yargıya tabi şahsi suçları şikâyet ve ihbaredilir veya cereyan eden işlemlerden öğrenilirse soruşturma izni verilmesinelüzum olup olmadığının tespiti için millî savunma bakanı tarafından ilgilişahıstan kıdemli bir askerî adalet müfettişi görevlendirileceği; 25. maddesinin(1) numaralı fıkrasında, millî savunma bakanının düzenlenen rapora göresoruşturmaya lüzum görülüp görülmediğine karar vereceğine ilişkin düzenlemeleryer almaktadır.
50. Aynı Kanun'un 28. maddesinde ise askerîhâkimleringenelyargıyatabişahsisuçlarıhakkındagenelhükümlerinuygulanacağı, soruşturmavekovuşturmayapma yetkisinin askerî hâkimin görevyaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyetbaşsavcılığı ile aynı yer ağır ceza mahkemesine ait olduğu, ağır cezamahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturmanın genel hükümleregöre yapılacağı ve yetkili Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcı vekilleritarafından bizzat yürütüleceği ifade edilmiştir.
51. Buna göre kural olarak askerî hâkimler hakkındagörevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlarınyanı sıra kişisel suçları bakımından da özel soruşturma ve kovuşturmahükümlerine tabi olmasına karşın ağır ceza mahkemesinin görevine giren kişiselsuçlarla ilgili olarak suçüstü hâlinin bulunması durumunda soruşturma genelhükümlere göre yürütülecek ve bu soruşturmada tutuklama tedbirine genel yetkiliyargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir.
52. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca 18/7/2016 tarihinde, yaşanandarbe teşebbüsüne değinilerek başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmayateşebbüs etme suçundan tutuklanması talep edilmiştir (bkz.§ 12).
53. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararı ve iddianamede yapılandeğerlendirmeler dikkate alındığında soruşturma mercilerince isnat konusu suçunkişisel suç olduğu ve başvurucu yönünden ağır cezalık suçüstü hâlinin bulunduğukanaatine varıldığı ve bu itibarla soruşturmanın genel hükümlere göreyürütüldüğü görülmektedir.
54. Başvurucuya isnat edilen ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmasuçunun ağır cezalık (ağır ceza mahkemelerinin görev alanında bulunan)suçlardan olduğu (bkz. § 27) hususunda kuşku bulunmadığı gibi başvurucunun daaksi yönde bir iddiası yoktur. Diğer taraftan isnat konusu suçun kişisel suçolmadığı, bir başka ifadeyle görevden doğan veya görev sırasında işlenen birsuç olduğu yönünde bir şikâyette bulunulmamıştır. Bir suçun niteliğinin(kişisel suç mu, görev suçu mu olduğu) belirlenmesi soruşturma ve kovuşturmasüreçlerini yürüten adli mercilere aittir. Yine bu belirlemeye göre varılacaksonucun hukuka uygun olup olmadığı kanun yolu incelemesi ile tespit edilebilir.Hukuk kurallarının yorumlanmasında -Anayasa'ya bariz şekilde aykırı olarak- keyfîlik bulunması, bunun temel hak ve özgürlüklerinihlaline sebebiyet vermesi hâli dışında suçun niteliğinin belirlenmesineilişkin olanlar da dâhil olmak üzere kanun hükümlerinin yorumu ve bunlarınsomut olaylara uygulanması derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. MehmetHaberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 77; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 223). Başvurucuhakkındaki tutukluluğa ilişkin belgeler başta olmak üzere soruşturma dosyasındayer alan tespit ve değerlendirmeler ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin isnatkonusu suçun görev suçu olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki içtihadı (bkz.§27) karşısında söz konusu suçun kişisel suç olarak nitelendirilmesinin temelsizve keyfî bir yaklaşım olduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Alparslan Altan, [GK], B. No: 2016/15586,11/1/2018, § 123).
55. Somut olayda soruşturma mercilerince başvurucu yönündensuçüstü hâlinin bulunduğu yönünde değerlendirme yapılırken 15/7/2016 tarihindeyaşanan darbe teşebbüsüne dikkat çekilmekte, ayrıca isnat edilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu hususunadayanılmaktadır.
56. Yargıtayın yerleşik uygulamasınagöre silahlı terör örgütü üyesi olma suçu temadi eden suçlardandır (bkz. § 25;aynı doğrultuda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/3/2008 tarihli ve E.2007/2495,K.2008/1358 sayılı; 9/3/2011 tarihli ve E.2010/16588, K.2011/1626 sayılı;6/11/2014 tarihli ve E.2014/6090, K.2014/10958 sayılı; Yargıtay 5. CezaDairesinin 12/10/2010 tarihli ve E.2010/8491, K.2010/7430 sayılı kararları).
57. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu; darbe teşebbüsüsonrasında başlatılan soruşturmalar kapsamında Cumhuriyet savcısı olarak görevyapan bir şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma,Anayasa'yı ihlal etme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük MilletMeclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevleriniyapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarından İstanbul23. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada bu Mahkeme ile Yargıtay 16. CezaDairesi arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesine ilişkinkararında, anılan suçun temadi eden suçlardan olduğunu belirtmiş ve isnatedilen suçların kişisel suç olduğuna da değinerek ağır ceza mahkemesiningörevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir (bkz. § 27; aynıdoğrultudaki kararlar için -diğerleri arasından- bkz. Yargıtay Ceza GenelKurulunun 10/10/2017 tarihli ve E.2017/YYB-996, K.2017/403 sayılı; 10/10/2017tarihli ve E.2017/YYB-998, K.2017/388 sayılı kararları).
58. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki hâkim (anılanhâkimlerin tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla yaptıkları bireyselbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğunadair karar için bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzçelik, B. No:2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161) hakkında darbe teşebbüsü öncesinde-görevleriyle bağlantılı eylemler dolayısıyla- işledikleri ileri sürülensilahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma ve görevi kötüye kullanmasuçlarından mahkûmiyetlerine ilişkin olarak Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilkderece mahkemesi sıfatıyla verilen hükmün temyiz incelemesi sırasında bukişiler tarafından ileri sürülen "hâkimve Cumhuriyet savcılarının ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli hariçyakalanamayacakları, sorguya çekilemeyecekleri ve tutuklanamayacaklarıkuralının ihlal edildiği, olayda suçüstü hâlinin de bulunmadığı"yönündeki iddiaları incelerken "Yargıtayın istikrar bulan ve süregelen kararlarındaaçıklandığı üzere; mütemadi suçlardan olan silahlı terör örgütüne üye olmasuçunda, daha önce örgütün kendisini feshetmesi, kişinin örgütten ayrılmasıgibi bazı özel durumlar hariç olmak üzere kural olarak temadinin yakalanmaylakesileceği, dolayısıyla suçun işlendiği yer ve zaman diliminin buna görebelirlenmesi gerektiği, bu nedenle silahlı terör örgütüne üye olma suçundanşüpheli konumunda bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcıları yakalandıkları andaağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü halinin mevcut olduğu"değerlendirmesinde bulunmuş ve bu husustaki temyiz itirazlarını kabuletmemiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/9/2017 tarihli veE.2017/16.MD-956, K.2017/370 sayılı kararı).
59. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan Yargıtay kararlarıile başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam eden darbeteşebbüsünün savuşturulması sonrasında hakkında çıkarılan yakalama kararıuyarınca (4/8/2016 tarihinde) yakalanarak gözaltına alınıp darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarınca silahlı bir terörörgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklanması birliktedikkate alındığında, başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütü üyesi olmasuçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturma mercilerince yapılandeğerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulümümkün görülmemiştir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Alparslan Altan, § 128).
60. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun yardımcıaskerî savcı (askerî hâkim) olması nedeniyle Anayasa veya 357 sayılı Kanun'dankaynaklanan güvenceler uygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığıiddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
61. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan "suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti" bulunup bulunmadığının değerlendirilmesigerekir.
62. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun Yurtta Sulh Konseyitarafından yayımlanan Sıkıyönetim Direktifi'ninekinde yer alan Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi'nde (bukavramların anlam ve kapsamına ilişkin bilgilerin yer aldığı bir metin içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §13) Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı Van SıkıyönetimAskerî Savcılığında yardımcı askerî savcı olarak görevlendirilmesi olgusunadayanıldığı görülmektedir (bkz. § 21).Bu itibarla başvurucu yönünden suçşüphesinin varlığını doğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğuyönündeki değerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (Abdurrahim Özkan, B. No: 2017/25586, 18/4/2018, §44).
63. Soruşturma dosyasında S.G.ninyürütülen soruşturmalar kapsamında tanık sıfatıyla verdiği ifadede, yardımcıaskerî savcı olarak görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatınınolduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımda bulunduğugörülmektedir (bkz. § 22). Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinidoğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. Nitekim AnayasaMahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusundaFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarakgörev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve buyapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; benzer yöndeki karariçin bkz. Metin Evecen, B. No:2017/744, 4/4/2018, § 58).
64. Gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında soruşturmamercilerince başvurucu hakkındaki FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğunadair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımlarının ve Yurtta Sulh Konseyitarafından yayımlanan Sıkıyönetim Direktifi'ninekinde yer alan Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi'nde ismininolmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtiolarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
65. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
66. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok dahafazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
67. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu, Türk hukuk sistemi içinde en ağır cezaiyaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarakkanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardanbiridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suçlar, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin(3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır.
68. Somut olayda Van 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak iddia edilen suçlarınvasıf ve mahiyeti, fiilin kanunda karşılığı olan cezanın miktarı, suçların 5271sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlardan olması, adli kontroluygulanmasının yetersiz kalacağı olgularına dayanıldığı görülmektedir.Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayınyukarıda belirtilen özel koşulları ile Van 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındanverilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönündendayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
69. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terörsuçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıyabırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
70. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Van 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçlar için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
72. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
73. Başvurucu, gerekçesiz şekilde verilen kararlarlatutukluluğun devam ettirildiğini ve makul sayılamayacak kadar uzun bir süredirhürriyetinden yoksun bırakılmaya devam edildiğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
74. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
75. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçesiz olduğuna, dolayısıyla tutukluluk süresinin uzunluğunayönelen bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıbağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
76. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, § 17).
77. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,§§ 33-45).
78. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 30/3/2018tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
80. Başvurucu, tutuklanmasına karar verildiği tarihten itibarenkendisi ve müdafii dinlenilmeden tutuklulukincelemelerinin yapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
81. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
82. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
83. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
84. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§166-177).
85. Somut olayda başvurucu 1 yıl 8 ay 7 gün sonra 23/3/2018tarihinde mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürmefırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacakdava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespitihâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunundurumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireyselbaşvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmamaktadır.
86. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
87. Başvurucu; tutuklandıktan sonra ceza infaz kurumundaodaların kapasitesinin üzerinde kişilerle ve kötü şartlarda kaldıklarını,kişisel ihtiyaçlarının giderilmediğini belirterek tutuklandıktan sonraki bazıuygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
88.Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi, idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 16).
89. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin yetkili idari ve yargısal mercilerce düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuruyolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Builke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlarasunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
90. Somut olayda, benzer yöndeki bir başvuru olan Mehmet Baransu(B. No: 2015/8046, 19/11/2015 §§ 12-18) başvurusunda Anayasa Mahkemesincebelirtildiği üzere başvurucunun şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığınıiddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari veyargısal mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamındabaşvurucu, şikâyetlerini öncelikle yetkili bu idari ve yargısal mercilereiletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığınıileri sürebilecek ve bu koşulların en kısa zamanda uygun hâle getirilmesinive/veya kötü muamele iddiasına konu işlemin infazının durdurulmasını ya daertelenmesini isteyebilecek iken bu yollara başvurmamıştır.
91. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Özel Hayata Saygı veKonut Dokunulmazlığı Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
92. Başvurucu; görevli ve yetkili olmayan merciler tarafındanhukuka aykırı olarak arama ve elkoyma kararlarıverildiğini, haksız olarak evinde ve işyerinde yapılan aramalarla bir kısımeşyalarına el konulduğunu belirterek yapılan aramalar ve el koymalar nedeniyleözel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
93. Anayasa Mahkemesi HülyaKar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerininmaddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılmasıgereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler içinbkz. Hülya Kar, §§21-46).
94. Somut olayda soruşturma mercilerince verilmiş arama kararınadayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır. Başvurucu,bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin suç delillerini eldeetme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
95. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi,kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Süregelen koruma tedbirinindurumun gerektirdiğinden daha uzun bir zaman devam ettiği veya hedeflenen amacaulaşmak bakımından açıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
96. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
97. Başvurunun özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olması nedeniyle diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun bulunması gerektiğideğerlendirilmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gözaltına almanın hukuka aykırı olmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.