TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HASAN ÇİFT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/39367)
Karar Tarihi: 12/1/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Hasan ÇİFT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; ceza infaz kurumunda kalabalık odada tutulmanedeniyle kötü muamele yasağının, buna ilişkin iletilen şikayetin infazhâkimliğince esası yönünden incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 29/11/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
10. 1978 doğumlu olan başvurucu, Zonguldak'tayaşamaktayken 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı darbe teşebbüsü gerçekleşmiştir.
11. Başvurucu, darbe teşebbüsü ardından terör örgütü(Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) üyesi olduğu gerekçesiyle22/8/2016 tarihinde tutuklanarak Zonguldak M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunayerleştirilmiş, 20/3/2017 tarihinde Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna(İnfaz Kurumu) nakledilmiştir.
12. Başvurucu İnfaz Kurumunda A-9 No.lu odada (koğuş)tutulmuştur. Başvurucunun tutulduğu odanın fiziki koşullarıyla ile ilgiliBakanlıkça verilen bilgiler şöyledir:
"İki kattan oluşan odanın yatakhanealanı (üst kat) 44.3 m², ortak yaşam alanı (alt kat) 18.4 m², havalandırma ise(bahçe) 32,5 m² olup, oda içerisinde 2 adet tuvalet, 1 adet banyo, 1 adetlavabo, 8 adet ranza, 13 adet dolap bulunmaktadır. Odaya 24 saat süreylekesintisiz sıcak su verilmektedir. Isıtma sistemi doğal gazlı kalorifersistemidir ve koğuşta yeterli ısınmayı sağlayacak 4 adet petek bulunmaktadır.Ayrıca oda mevcudu 23 kişi olup, bahçe kapısı sabah güneşinin doğuşu ileaçılmakta, akşam güneşin batışına müteakip kapatılmaktadır."
13. Başvurucu 5/9/2017 tarihinde Düzce İnfaz Hâkimliğine(İnfaz Hakimliği) başvurarak koğuşunun mevcudunun fazla olduğundan şikâyetetmiş, koğuştaki mevcudun azaltılmasını talep etmiştir. Bu bağlamda başvurucu;kalabalıklık nedeniyle odanın sağlık koşullarına uygun olmadığını, tuvalet vebanyonun yetersiz kaldığını, havalandırmadan ve aydınlatmadan yeteri kadaryararlanamadıklarını dile getirmiştir.
14. İnfaz Hâkimliğince 14/9/2017 tarihinde başvurucunundilekçesinin esasına girilmeksizin reddedilmesine karar verilmiştir. Karargerekçesi şöyledir:
"Tüm dosya kapsamı bir kül halindeincelendiğinde dosyadaki kabul ve oluşa göre; Tutuklunun talebinin ceza infazkurumunca değerlendirilebileceği, bu hususta ceza infaz kurumunca verilmiş birkarar olmadığı anlaşılmakla, bu aşamada infaz hakimliğince yapılacak iş veverilecek bir karar bulunmadığı kanaatine varılmış, yukarıdaki kanun maddesigereğince dilekçenin esasa girilmeden reddine talebin öncelikle ceza infazkurumunca değerlendirilmek üzere ceza infaz kurumuna gönderilmesine kararvermek gerekmiş ayrıca ceza infaz kurumunca verilecek olan karara tutuklununitiraz etmesi halinde İnfaz Hakimliğine itiraz edebileceği hususu dabelirtilmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
15. Başvurucu, ret kararına itiraz etmiş; başvurucununitirazı Düzce 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/10/2017 tarihli kararıylareddedilmiştir. Anılan kararın başvurucuya tebliğ edildiği tarihbilinmemektedir.
16. Başvurucu 24/11/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Başvurucunun İnfaz Hâkimliği kararından sonra koğuşmevcudunun azaltılmasına yönelik olarak İnfaz Kurumuna iletilmiş bir talebibulunmamaktadır.
18. Anayasa Mahkemesince yapılan araştırmada başvurucunun22/2/2018 tarihinde İnfaz Kurumundan tahliye edildiği UYAP'taki kayıtlardananlaşılmıştır.
IV. İLGİLİHUKUK
19. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz HâkimliğiKanunu'nun "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" kenarbaşlıklı 4. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hükümlü ve tutukluların ceza infazkurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerininsağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene vetedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlemveya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak."
20. 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince şikâyetüzerine verilen kararlar" kenar başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Şikâyet başvurusu, 5 inci maddedeyazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanıdışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayankimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmedenreddeder; şikâyet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise omercie gönderir. "
21. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile olay tarihinde yürürlüktebulunan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü)"İdare ve gözlem kurulu" kenar başlıklı 34.maddesi şöyledir:
"(1) İdare ve gözlem kurulu; kurummüdürünün başkanlığında, gözlem ve sınıflandırmadan sorumlu ikinci müdür, idarememuru, cezaevi tabibi, psikiyatrist, psikolog, sosyal çalışmacı, öğretmen,infaz ve koruma başmemuru ile kurum müdürü tarafından teknik personel arasındanseçilen bir görevliden oluşur.
(2) Birinci fıkrada sayılan personelintamamının kurumda bulunmaması hâlinde, kurul mevcut olanlarlaoluşturulur."
22. İnfaz Tüzüğü'nün "İdare ve gözlem kurulunungörev ve yetkileri" kenar başlıklı 40. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"MADDE 40 – (1) İdare ve gözlemkurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir;
...
b) Hükümlülerin kurumlara kabullerindensonra kalacakları odaları belirlemek,
...
d) Hükümlülerin kalmakta olduklarıodaları değiştirmek,"
V. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. AdilYargılanma Hakkı Kapsamında Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu, İnfaz Kurumunda kalabalık odada tutulmasınedeniyle doğrudan İnfaz Hakimliğine başvurduğunu, Kuruma dilekçelerlebaşvurduklarında cevap alamadıklarını iddia etmiş; şikâyetini İnfazHâkimliğinin incelemesi gerekirken İnfaz Kurumuna başvuru olmaması nedeniyleincelenmeksizin reddedilmesinden dolayı Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Bakanlık, anılan iddia hakkında görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
26. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun tutulmakoşullarına ilişkin şikâyetinin yargı makamları tarafından değerlendirilmemesimahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.
a. UygulanabilirlikYönünden
28. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı, suç isnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medenihak ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili yargılamalarda dauygulanır. Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medenimeselelerde uygulanabilmesi için ortada hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmışveya en azından savunulabilir temeli bulunan bir hakkın bulunmasıgerekir. İkinci olarak bu hakla ilgili olarak ilgili kişinin menfaatinietkileyen bir uyuşmazlık mevcut olmalıdır. Öte yandan bu uyuşmazlık ihtilafkonusu hakkın tespiti ve bu haktan yararlanılması bakımından belirleyici birnitelik arz etmelidir (Mehmet Güçlü ve Ramazan Erdem, B. No: 2015/7942,28/5/2019, § 28).
29. Somut olay açısından başvuruya konu şikâyetin medenihak ve yükümlülükler ile ilgili bir uyuşmazlık olup olmadığı adilyargılanma hakkının kapsamının tespiti açısından önem taşımaktadır.Başvurucunun şikâyetinin konusu, Ceza İnfaz Kurumunda tutulduğu -yaşadığı-alanın fiziki koşullarına ilişkindir. Kişilerin devlet hâkimiyeti altında(somut olayda Ceza İnfaz Kurumu) bulundukları süre boyunca yaşam koşullarınınbelirli bir standardın altına düşürülmemesini ve gerektiğinde iyileştirilmesiniisteme hakları, Anayasa'nın 17. maddesinin (1) numaralı fıkrasında güvencealtına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıkapsamında mevcuttur. Diğer taraftan tutulma koşullarının insan onuruna aykırıolmaması gerektiği Anayasa'nın 17. maddesinin (3) numaralı fıkrasındadüzenlenen kötü muamele yasağıyla güvence altına alınmıştır.
30. Ayrıca bireylerin ceza infaz kurumunayerleştirilmeleri, kurumda barındırılmaları, ısıtılmaları, giydirilmeleri,beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarınınkorunması, muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri,çalıştırılmaları gibi konuların yargısal denetime tabi olduğu da dikkatealındığında başvurucunun şikâyetinin medeni hak ve yükümlülük kapsamındabir uyuşmazlık olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (tutuklu veyahükümlülere verilen disiplin cezalarının medeni hak kapsamında olduğuyönündeki karar için bkz. Giyasettin Aydın, B. No: 2013/1852, 25/3/2015,§ 37).
b. Kabul Edilebilirlik Yönünden
31. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
32. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafındangörülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerdenfaydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânınıntanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkınınsağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).
33. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
34. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumunda koğuşkalabalıklığının azaltılmasına yönelik yapılan başvurunun İnfaz Hâkimliğincereddedilerek başvurunun esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişimhakkına yönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir. Diğer taraftanyapılan bu müdahalenin Anayasa'ya uygunluğundan söz edilebilmesi içinAnayasa'nın 13. maddesinde belirtilen kanuna dayanma, meşru bir amaç taşıma veölçülü olma koşullarını sağlaması gerekmektedir.
35. İnfaz Hâkimliği, 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinedayanarak başvurucunun dilekçesinin reddine karar vermiştir. Dolayısıylamüdahalenin kanunilik unsuru taşıdığı öngörülmüştür.
36. Öte yandan İnfaz Hâkimliklerine yapılan şikayetlerinöncelikle şekli unsurlar çerçevesinde incelenerek görev, yetki veyabaşvurucunun şikayet hakkı gibi bazı yönlerden değerlendirme yapılması,yargılamanın hızının artırarak şikâyetlerin ivedilikle sonuçlandırılmasınıhedeflemesi bakımından meşru amaç taşımaktadır.
37. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanmahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. AncakAnayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılansınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecedezorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veyafiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
38. Başvuru konusu olayda İnfaz Hâkimliğinin başvurucununşikâyetini esas yönden incelememesinin temelini başvurucunun daha önce İnfazKurumuna bir müracaatının bulunmaması oluşturmaktadır. Başvurucu da İnfazHâkimliğine doğrudan başvuru yaptığını kabul etmektedir. Elbette İnfazKurumundaki tutulma koşullarının -somut olay yönünden oda mevcudununazaltılması talebinin- değerlendirilmesi İnfaz Hâkimliğinin görevi kapsamındaise de tutuklu veya hükümlülerin barınma şartlarının öncelikle İnfaz Kurumuncadeğerlendirilerek şikayetleri hususunda gereken önlemlerin ivedi olarakalınması Devletin pozitif yükümlülüğünün etkin bir şekilde işlemesinisağlayacaktır. Bu bağlamda İdare ve Gözlem Kurulunun veya İnfaz Kurumuİdaresinin- yetki ve sorumluğu altında bulunan bir meselenin öncelikle bu Kurultarafından değerlendirilmesi tutuklu ve/ya hükümlülerin anayasal haklarınınkorunması bakımından daha işlevsel niteliğe sahip olduğu açıktır.
39. Başvurucu, yetkili İnfaz Kurumu idaresinebaşvurmaksızın doğrudan yargı makamına başvurmuş, idareye başvurmama nedeninisoyut olarak "dilekçelere cevap verilmemesi" şeklindeaçıklamıştır. Ancak başvurucu, hangi dilekçesinin İnfaz Kurumu idaresitarafından işleme alınmadığını veya söz konusu talebiyle ilgili diğertutulanların dilekçelerinin işleme alınmadığını somut olarak iddia etmemiş;sadece dilekçelerin işlemsiz kaldığından genel olarak bahsetmiştir. Dolayısıylabaşvurucunun İnfaz Kurumu idaresine başvuru yolunun etkisiz olduğuna ilişkiniddiasını temellendiremediği anlaşılmıştır.
40. Bu durumda tutuklu ve hükümlülerin tutulmakoşullarıyla ilgili taleplerini inceleyerek çözüm bulma konusunda dahaelverişli şartlara sahip olan İdare ve Gözlem Kuruluna başvurmaksızın doğrudanİnfaz Hâkimliğine yapılan başvuruların İnfaz Kurumuna yönlendirilmesindebaşvurucuya yüklenen külfetin aşırı olduğu veya müdahalenin orantılı olmadığısöylenemeyecektir.
41. Dahası, İnfaz Hâkimliği başvurucu şikayetini dokuzgün gibi kısa bir sürede sonuçlandırarak başvurucu talebinin değerlendirilmesiiçin kararı İnfaz Kurumuna göndermiştir. Kaldı ki İnfaz Kurumunca başvurucununşikâyetlerine çözüm bulunamaması durumunda her zaman İnfaz Hâkimliğine başvuruyolunun açık olduğu bilinmektedir. Tüm bu açıklamalar doğrultusundabaşvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açıkolduğu sonucuna varılmıştır.
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
44. Başvurucu, tutulduğu İnfaz Kurumunda olması gerekenkişi sayısının çok üstünde tutuklu veya hükümlü barındırıldığından dönüşümlüolarak yer yatağında yatmak zorunda kaldığını, odanın hijyenik koşullarınısağlayamadıklarını, havalandırma ile tuvalet, banyo gibi ortak kullanımalanlarından yeteri ölçüde yararlanamadıklarını belirterek kötü muamele ileayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
45. Bakanlık; başvurucunun İnfaz Kurumuyla ilgili bazıtaleplerini İdare ve Gözlem Kuruluna ilettiğini, bu talepleriyle ilgili kabulveya ret kararları verildiğini, buna karşın somut olayda başvurucunun İnfazKurumuna herhangi bir talep iletmeden doğrudan İnfaz Hâkimliğine başvurmasınedeniyle başvuru yollarının usulüne uygun tüketilmemesinden dolayı başvurununkabul edilemez olduğu yönünde görüş bildirmiştir.
2. Değerlendirme
46. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bumakamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
47. Somut olayda hukuk sisteminde mevcut yetkili idarimakama iletilmemesi nedeniyle başvurucunun İnfaz Kurumundaki tutulmakoşullarına ilişkin şikâyeti yargı makamları tarafından incelenmemiştir. Buaşamadan sonra başvurucu tarafından İnfaz Kurumu yerine Anayasa Mahkemesinebaşvuru yapılması yolu tercih edilmiştir. Başvurucunun tutulma koşullarınıniyileştirilmesiyle ilgili şikâyetinin Anayasa Mahkemesinden ziyade İnfazKurumunca daha hızlı çözüme kavuşturulma ihtimali olmasına karşın başvurucutarafından karardan sonra İnfaz Kurumuna başvuru yapılmamasının nedeni bireyselbaşvuru formunda açıklanmamıştır.
48. Dahası İnfaz Hâkimliği tarafından başvurucununtalebinin değerlendirilmesi amacıyla karar İnfaz Kurumuna gönderilmişse deakıbeti bilinmemektedir. Başvurucu bireysel başvuruda bulunduktan yaklaşık üçay sonra Kurumdan tahliye edilmiştir.
49. Açıklanan koşullar altında idari ve yargı makamlarıtarafından incelenmeyen İnfaz Kurumunda tutulma şartlarının AnayasaMahkemesince bu aşamada değerlendirilmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliğiyle bağdaşmayacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucu tarafındanolağan kanun yollarının usulüne uygun tüketilmediği sonucuna ulaşılmaktadır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/1/2021 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.