TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HATUN HORUZ VE ZEMCİ HORUZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/17723)
Karar Tarihi:3/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucular
:
1. Hatun HORUZ
2. Zemci HORUZ
Başvurucular Vekili
:
Av. Kemal DERİN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında fizikselve sözlü şiddete ilişkin olarak yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmamasınedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 16/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuru yaşam hakkı yönünden kabul edilemezbulunmuş, kötü muamele yasağı yönünden kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuların oğlu 1989 doğumlu S.H. Şırnak'tazorunlu askerlik hizmetini yerine getirirken 26/11/2009 tarihinde banyoda ölüolarak bulunmuştur.
9. S.H.nin ölüm olayıyla ilgili olarak askerî savcılıkça(Savcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.
10. Olay Yeri İnceleme ekipleri tarafından ölüm olayınınmeydana geldiği yer ve S.H.nin eşyaları incelenmiş, eşyalarının arasındanintihar mektubu bulunmuş, mektubun S.H. tarafından yazıldığı uzmanlarca tespitedilmiştir. Ayrıca olayda kullanılan silah (G3 piyade tüfeği) muhafaza altınaalınmış, S.H.nin vücudundan örnekler alınmış ve otopsisi yapılarak ölüm nedenikesin olarak belirlenmiştir. Buna göre başvurucuların oğlu çenesinin altındaoluşan ateşli silah yaralanmasının beyninde hasara neden olması sonucu vefatetmiştir.
11. Soruşturma makamı tarafından ölüm olayıyla ilgiliolarak tanıklar dinlenmiştir. Tanıklar başvurucuların oğlunun ölümünden önceAstsubay Çavuş Y.A. ile Uzman Çavuş L.B. tarafından darbedildiğini beyanetmişlerdir. Tanık beyanları doğrultusunda Y.A. ile L.B. şüpheli olaraksoruşturmaya dâhil edilmiş ve savunmaları alınmıştır. Uzman Çavuş L.B., eşineyönelik taciz içerikli mesajların S.H.ye ait telefondan gönderildiğini tespitetmeleri üzerine S.H.ye kızdığını ve iki tokat attığını kabul etmiş; Y.A. isevurmadığını sadece hafifçe sarstığını, bu sırada S.H.nin yere düştüğünü ifadeetmiştir.
12. Şüpheli askerler olaya konu mesajları Savcılığa delilolarak iletmiştir. Savcılıkça mesajlar incelenmiştir. Kendini Yılmaz olaraktanıtan bir kişi tarafından Uzman Çavuş L.B.nin eşi D.B.ye gönderildiğianlaşılan mesajlar onu bir restorana davet eder mahiyettedir.
13. Ölüm olayından yirmi gün önce izin kullanan S.H.ninneşeli bir insan olduğunu ve askerde bir sıkıntısı olmadığını beyan eden babası-başvurucu Zemci Horuz- daha sonra verdiği ifadesinde beyanını değiştirerekS.H.nin, izinliyken amcasına etnik kökeni (Kürt olması) nedeniyle komutanlarındanhakaret işittiğini söylediğini iddia etmiştir. Bunun üzerine aynı etnik kökenlibaşka askerler soruşturma makamınca tanık olarak dinlenilmişler, bu tanıklar,komutanlarınca ayrımcılığa uğramadıklarını, başvurucunun da uğradığına ilişkinbir bilgilerinin olmadığını dile getirmişlerdir.
14. S.H.nin eşyaları arasında bulunan intihar mektubunundarbetme olayıyla ilgili kısmı şöyledir:
"...bir de [L.] uzman ve Y. astsubaya çokteşekkür ettiğimi söyle her zaman böyle haksız yere asker dövmeye devametsinler öteki tarafta yüce 'RABBİM' den korkmuyorlar mı, aslında [L.]uzmanı ben kendime abi gibi seçmiştim tüm derdimi sorunlarımı mevzilerde heponunla paylaştım bizim Adıyamanlı olduğumuzu babamızın oğlu olduğumuzuunutmasın ... [Y.] astsubay sivilde kendine dikkat etsin..."
15. Tanıklar D.Ö., İ.T. ve R.T.; S.H.nin telefonundançekilen mesajlar nedeniyle Uzman Çavuş L.B.nin S.H.ye tokat attığını, AstsubayY.A.nın da yumrukla vurduğunu, kendisine çekerken S.H.nin yere düşmesi üzerinede tekme attığını beyan etmişlerdir. D.Ö. ayrıca S.H.nin intihar anınıgördüğünü, banyoda çenesinin altına tüfeği yerleştirip bir anda tetiğiçektiğini, ancak bunu önlemek için yetişemediğini belirtmiştir.
16. Savcılıkça başvurucuların oğlunun intihar ettiğikanaatine varılarak 15/7/2010 tarihinde ölüm olayıyla ilgili kovuşturmayapılmasına yer olmadığına, şüpheli Y.A. ve L.B.nin asta karşı müessir fiilsuçunu işledikleri isnadıyla haklarında ceza davası açılmasına kararverilmiştir.
17. Başvurucuların ölüm olayıyla ilgili kovuşturmayapılmamasına ilişkin Savcılık kararına itirazları askerî mahkemece 2/11/2010tarihinde reddedilmiştir.
18. Bu aşamada başvurucular 7/3/2011 tarihinde Avrupaİnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurarak yaşanan darp ve ölüm olayınedeniyle yaşam ve adil yargılanma hakları ile kötü muamele yasağının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
19. Diğer taraftan başka bir askerî mahkemece sanıklarhakkında asta karşı müessir fiil suçu yönünden yargılama yapılmış, 6/12/2011tarihinde sanıkların mahkûmiyetine karar verilmiştir.
20. Sanık L.B.nin başvurucuların oğlu S.H.ye iki keztokat atmak suretiyle asta müessir fiil suçunu işlediği askerî mahkemece kabuledilmiş, olayın diğer askerlerin önünde gerçekleşmesi nedeniyle mağdurdayarattığı psikolojik etkinin ağırlığı dikkate alınıp alt sınırdan uzaklaşılaraksanığa ceza verilmiş, L.B.nin eşine atılan mesajlar nedeniyle L.B.nin suçuhaksız tahrikle işlediği değerlendirilerek cezasında indirim yapılmıştır.Ayrıca L.B.nin soruşturmanın ilk aşamasından itibaren samimi beyanda bulunaraksuçunu ikrar etmesi nedeniyle de cezasında iyi hâl indirimi uygulanmış, sonuçceza olan 25 gün hapis cezası para cezasına çevrilmiştir.
21. Askerî mahkeme tarafından diğer sanık Y.A.nın S.H.yeyumruk ve tekme attığı kabul edilmiş, yaralama biçimi dikkate alınarak sanığıncezası artırılmış, iyi hâl indirimi uygulanarak hükmedilen 3 ay 10 gün hapiscezası para cezasına çevrilmiştir.
22. Başvurucular anılan cezaların yeterli olmadığınıiddia ederek katılan sıfatıyla kararı temyiz etmişlerdir. Askerî Yargıtayın3/12/2014 tarihli kararıyla sanıklar hakkında verilen hükümlerin açıklanmasınıngeri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi bakımındanmahkûmiyet hükümleri bozulmuştur.
23. Bozma kararı üzerine yargılama ilk derecemahkemesinde devam ederken AİHM, 2015 yılında başvurucuların oğullarının ölümüile ilgili iddialarını yaşam hakkı yönünden, ölümünden önce üstleri tarafındanyaralanmasıyla ilgili iddialarını ise kötü muamele yasağı yönünden incelemiş;sonuç olarak başvuruyu kabul edilemez bulmuştur (Zemci ve HatunHoruz/Türkiye, B. No: 30247/11, 24/3/2015).
24. AİHM'e göre başvurucularının oğlunun intihar etmesiolayında tüm deliller soruşturma makamınca toplanmış ve esaslı araştırmayapılmıştır. Kararda müteveffanın yakın ve gerçek intihar etme riski olupolmadığı veya en azından kamu makamlarının bu riski öngörüp öngöremeyeceğitartışılmış, genel olarak S.H.nin üstleriyle iyi anlaştığı ve yaşanan olayınmünferit olması nedeniyle S.H.nin intihar etmesinin planlı olmadığıdeğerlendirilerek bu olayın öngörülemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyladevletin koruma ve usul yükümlülüğü kapsamında yaşam hakkı bakımından başvurucularınşikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir.
25. Buna karşın başvurucuların S.H.nin üstleri tarafındanfiziksel şiddet görmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğineilişkin iddiaları hakkında AİHM, sanıklar hakkındaki ceza davasınınsonuçlanmamış olması nedeniyle başvuru yollarının tüketilmediğine kararvermiştir.
26. AİHM kararından sonra askerî mahkeme tarafından hapiscezası olarak L.B. ve Y.A. hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerininaçıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir.
27. Başvurucuların itirazları itiraz mercii olan askerîmahkemece 11/1/2016 tarihinde reddedilmiştir. Anılan kararın başvurucularatebliğ edildiğine ilişkin belge bulunmamaktadır. Başvurucular, adli emanetekayıtlı eşyaların kendilerine 17/1/2017 tarihinde bildirilmesiyle nihai kararıöğrendiklerini beyan etmişlerdir.
28. Başvurucular 16/2/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır. Başvurucular oğullarının ölümü nedeniyle yaşam hakkının,ölümünden önce yaralanması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir. Komisyonca 22/5/2020 tarihinde yaşam hakkına yönelikiddialarının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
29. 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri CezaKanunu’nun "Maduna müessir fiiller yapanların cezası" kenarbaşlıklı 117. maddesi şöyledir:
“Madununu kasten itip kakan, döven,veya sair suretlerle cismen eza verecek veya sıhhatini bozacak hallerde bulunanveyahut tazip maksadiyle madunun hizmetini lüzumsuz yere güçleştiren veya onundiğer askerler tarafından tazip edilmesine veya suimuamelde bulunulmasınamüsamaha eden amir veya mafevk iki seneye kadar hapsolunur."
30. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Haksız tahrik" kenar başlıklı 29. maddesi şöyledir:
"Haksız bir fiilin meydanagetirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye,ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla vemüebbet hapis cezası yerine oniki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezasıverilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarıindirilir. "
31. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirimnedenleri" kenar başlıklı 62. maddesi şöyledir:
"(1) Fail yararına cezayıhafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapiscezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapiscezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.
(2) Takdiri indirim nedeni olarak,failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindekidavranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlargöz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir."
32. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemeleriKanunu’nun 231. maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:
“Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılanyargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veyaadlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geribırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifadeeder.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtanmahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişiliközellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularakyeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veyakamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazminsuretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.”
B. UluslararasıHukuk
33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)"İşkence yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye, insanlıkdışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz."
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)Sözleşme'nin 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağınındemokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörle ya daorganize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin mağdurlarındavranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı cezaveya işlemlerden men ettiğini belirtmiştir. Kötü muamele yasağının Sözleşme'nin15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlindedahi hiçbir istisnaya yer vermediğine ilişkin içtihatlarını hatırlatmıştır(birçok karar arasından bkz. Selmouni/Fransa [BD], B. No:25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,6/4/2000, § 119).
35. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin inandırıcıkötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğinedikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131). AİHM’in içtihadındatanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız,kamu denetimine açık olmasını, yetkili makamların titizlikle ve çabukluklaçalışmasını gerektirmektedir (Mammadov (Jalaloglu)/Azerbaycan, B. No:34445/04, 11/1/2007, § 73; benzer yöndeki karar için bkz. Çelik veİmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
36. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialardasoruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancakiddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usullesoruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık vediğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).
37. AİHM, bir devlet görevlisinin işkence veya kötümuameleyle suçlandığı durumlarda etkili başvurunun amaçları çerçevesindecezai işlemlerin ve hüküm verme sürecinin zamanaşımına uğramamasının, genel afveya affın mümkün kılınmamasının büyük önem taşıdığına işaret etmiştir. AyrıcaAİHM, soruşturması veya davası süren görevlinin görevinin askıya alınmasının,hüküm alırsa meslekten men edilmesinin önemine dikkat çekmiştir (AbdülsametYaman/Türkiye, B. No: 32446/96, 2/11/2004, § 55).
38. AİHM, hukuka aykırı öldürme eylemlerine ilişkinolarak Türkiye'de yürürlükte bulunan ulusal hukukun mahkemelere HAGB kararıvermesine olanak sağladığını ancak mahkemelerin takdir yetkilerini ilgilieylemlere hiçbir şekilde müsamaha edilmeyeceğini göstermek için kullanmaktanziyade ciddi bir suç teşkil eden eylemin sonuçlarını hafifletmek ya da ortadankaldırmak için kullandıklarını belirtmektedir (Kasap ve diğerleri, B.No: 8656/10, 14/1/2014, § 60; hâkimlerin takdir haklarını kullanmalarınailişkin benzer yöndeki eleştiriler için bkz. Okkalı/Türkiye, B. No:52067/99, 17/10/2006, § 75). Ayrıca AİHM, HAGB kararı verilmesiylefaillerin cezadan tamamen muaf kaldığını çünkü HAGB kararının uygulanmasısonucunda -failin denetimli serbestlik tedbirlerine uyması koşuluyla- verilenkararın içerdiği ceza da dâhil olmak üzere tüm hukuki sonuçlarıyla ortadankalktığını ifade etmektedir (Kasap ve diğerleri/Türkiye, § 60).
39. Aynı şekilde AİHM, negatif yükümlülükler kapsamında kamugörevlilerinin güç kullanması sonucu ortaya çıkan kötü muamele iddialarınıiçeren bazı başvurularda (Eski/Türkiye, B. No: 8354/04, 5/6/2012, § 36; Taylan/Türkiye,B. No: 32051/09, 3/7/2012, § 46; Böber/Türkiye, B. No: 62590/09,9/4/2013, § 35: Ateşoğlu/Türkiye, B. No: 53645/10, 20/1/2015, § 28)yapılan yargılama sonucunda verilen mahkûmiyete ilişkin HAGB kararınıSözleşme’nin 3. maddesini usul yönünden ihlal ettiği gerekçesiyle kabuledilemez bir önlem olarak belirtmiştir. Ancak AİHM, devletin pozitif yükümlülüklerininkapsamının Sözleşme'nin 3. maddesine aykırı muamelelerde bulunanların devletmemuru olmasına veya şiddetin özel kişiler tarafından uygulanmış olmasına görefarklılık gösterdiğini de kabul etmektedir (Beganović/Hırvatistan, §69).
40. Öte yandan AİHM, üçüncü kişiler arasında gerçekleşenkasten yaralama olayına ilişkin mevcut davaya özgü koşulları dikkate alarakceza davası sonucunda verilen mahkûmiyet hükmünün yeterli caydırıcı etkiyesahip olduğunu ve HAGB kararının Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı muamelelerekarşı bireylerin korunmasının amaçlandığı caydırıcı yasal önlemleri etkisizkılmadığını belirterek devletin Sözleşme’nin 3. maddesi gereğince üstüne düşenpozitif yükümlülükleri yerine getirdiğini de dile getirmiştir (Çalışkan/Türkiye(k.k.), B. No: 47936/11, 1/12/2015, §§ 46-52).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
41. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
42. Başvurucular; oğullarının ölümünden önce üstleri L.B.ve Y.A tarafından darbedildiğini ve hakarete uğradığını, buna karşın olaylailgili açılan ceza yargılamasının adil biçimde sonuçlanmayarak sanıklarhakkında HAGB kararı verildiğini, ayrıca yargılamanın çok uzun süredetamamlandığını iddia ederek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
43. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Kimseye işkence ve eziyetyapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz.”
44. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların iddialarının bir kısmının Komisyonca karara bağlandığıdikkate alınarak incelemenin kötü muamele yasağıyla sınırlı olarak yapılmasıgerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
46. Başvuruculara nihai kararın tebliğ edildiğine ilişkinbelgenin bulunmaması dikkate alındığında başvurucuların beyan ettikleri tarihtekararı öğrendikleri kabul edilerek başvurunun süresinde yapıldığıdeğerlendirilmiştir.
47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
a. Genelİlkeler
48. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılanmaddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncüfıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insanhaysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hükümaltına alınmıştır.
49. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamasınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
50. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutubulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel veruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıklarıolaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altındameydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir vediğerleri, § 110).
51. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafındanhukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde birmuameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunmasıhâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişliolmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikteetkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilîdokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarınıistismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).
52. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterliolmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi içinsoruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek vesorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız birşekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olayve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya dakararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlaradayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).
53. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsızbiçimde, kamu denetimine tabi olarak, özenli ve süratli yürütülmesi ve birbütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).Soruşturmanın olabildiğince süratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazıdurumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancakböyle bir durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayınaydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırıeylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesiaçısından büyük öneme sahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 119; AdemErden, B. No: 2015/4032, 23/1/2019, § 33).
54. Mahkemelerin -ve diğer soruşturma makamlarının-özellikle kötü muamele niteliğindeki bir olayın zamanaşımına uğramaması içinellerinden gelen tüm gayreti sarf etmesi ve tüm araçlara başvurması gerekir.Kötü muamele iddialarına ilişkin bir ceza soruşturması söz konusu olduğundayetkililer tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt, eşitlik ilkesi içindegenel olarak kamunun güveninin korunması açısından temel bir unsur olaraksayılabilir ve kanun dışı eylemlere karışanlara karşı gösterilecek her türlühoşgörüden kaçınmaya olanak tanır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 120; AdemErden, § 34).
55. Tüm adli kovuşturmaların mahkûmiyet veya belirli birhüküm alma ile sonuçlanmasına yönelik kesin bir zorunluluk bulunmamaklabirlikte mahkemeler hiçbir koşul altında yaşamı tehdit eden suçların, fizikselve ruhsal bütünlüğe yapılan ağır saldırıların cezasız kalmasına, af ya dazamanaşımına uğramasına izin vermemelidir. Adli makamların yetki alanları kapsamındakikişilerin yaşamları ile fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini korumak içinçıkarılan kanunların koruyucuları olarak sorumlu olanlara yaptırım uygulamaktakararlı olmaları ve suçun ağırlık derecesi ile verilen ceza arasında açık birorantısızlığa izin vermemeleri gerekir. Aksi hâlde devletin kişilerin fizikselve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla koruma hususundakipozitif yükümlülüğü yerine getirilmemiş olacaktır (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 77).
56. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, kişinin maddi vemanevi varlığına ilişkin bir ölüm ya da yaralama olayında mevzuat hükümlerininetkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların tespit edilerek hesapvermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür. Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların mahkûmiyetleya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu bulunmamaktadır (CezmiDemir ve diğerleri, § 127). Ancak usul yükümlülüğünün bir unsuru olaraktespit edilen sorumlulara fiilleriyle orantılı cezalar verilmeli ve mağduraçısından uygun giderim sağlanmalıdır (Şenol Gürkan, B. No: 2013/2438,9/9/2015, § 105; Mustafa Rollas, B. No: 2013/7703, 2/2/2017, § 74; YunusKalkan, B. No: 2013/4383, 18/2/2016, § 85).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
57. Başvurucuların oğlu S.H.nin askerlik hizmetini yerinegetirdiği esnada kullandığı cep telefonundan üstü konumunda olan Uzman ÇavuşL.B.nin eşine davet içerir nitelikte mesaj gönderildiği yapılan soruşturmaylaortaya konulmuştur. Bu mesajdan dolayı eşinin taciz edildiğini düşünen L.B. ilekonuyu paylaştığı Astsubay Çavuş Y.A.nın S.H.yi birkaç kez tokatlamak ve birkez tekmelemek suretiyle yaraladığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
58. Hakkında sağlık raporu düzenlenmediği için S.H.ninyaralamasının fiziksel etkisi bilinmemekle birlikte olayın diğer askerlerinönünde yaşanmasından dolayı psikolojik etkisinin yoğun olduğu yargımakamlarınca kabul edilmiştir. Yaşanan bu olayın ertesi günü S.H. intiharetmiştir.
59. Başvurucuların oğlunun yaralanması ve ölümü ileilgili olarak Savcılıkça derhâl soruşturma başlatılmış, olay yerinde bulunandeliller toplanmış, S.H.nin vücudundan ve kıyafetlerinden örnekler alınmış,eşyaları ile olayda kullanılan silah incelenmiş, tanıklar dinlenmiş,başvurucuların soruşturmaya katılımı sağlanmıştır.
60. Bu bağlamda soruşturma makamınca maddi gerçeğeulaşmak amacıyla özenle soruşturma yapılmış, tüm deliller toplandıktan sonrayaklaşık sekiz ay gibi kısa bir sürede şüpheli askerler hakkında cezayargılaması başlatılmıştır. Başvurucuların da oğullarının yaralanması ileilgili yapılan ceza soruşturmasının etkili olmadığı yönündeki şikâyetlerininsadece sanıkların cezasız kaldığı ve yargılamanın uzun sürdüğü şeklinde iki anabaşlıkta toplanmaktadır. Yaralama olayıyla ilgili diğer usul yükümlülüklerihususunda başvurucuların ilettiği somut bir şikâyet bulunmadığı gibi başvuruyayansıyan olgular nazara alındığında soruşturmanın özensiz yapıldığınıdüşündürecek bir husus da tespit edilememiştir. Dolayısıyla başvuru bu ikitemel şikayet kapsamında incelenmiş, öncelikle cezasızlık şikâyetiirdelenmiştir.
61. Yapılan soruşturma sonunda Savcılık tarafındanS.H.nin intihar etmesinde başka birinin etkisinin tespit edilmediği ve kamugörevlilerinin olayda kusuru bulunmadığı değerlendirilerek ölüm olayıyla ilgilikovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir. Anılan kararın kesinleşmesi üzerinebaşvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvurusu, AİHMtarafından intiharın öngörülemez olduğu ve münferit bir olayın akabinde plansızyapıldığı kanaatine varılarak açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Diğer birifadeyle AİHM'e göre intihar olayı bireylerin davranışlarınınöngörülemezliği çerçevesinde incelenmiş, L.B. ve Y.A.yı ölüm olayındansorumlu tutmaya yetecek düzeyde olgu bulunmadığından yaralanma ile intiharolayları arasında illiyet bağının koptuğu değerlendirilmiştir.
62. Askerî mahkeme tarafından yaralama olayıyla ilgiliyapılan yargılama sonunda asker sanıkların başvurucuların oğlunu yaraladıklarıkabul edilerek cezalandırılmalarına karar verilmiştir. L.B.ye verilen cezamiktarı olayın başka kişilerin önünde gerçekleşmesi nedeniyle psikolojik etkisinazara alınarak artırılmıştır. Yine diğer sanık Y.A.ya verilen ceza da eylemingerçekleştiriliş biçimi -mağdurun düşmesinden sonra tekme atılması- dikkatealınarak artırılmıştır.
63. Askerî mahkemenin yaralama olayını akabindegerçekleşen intihar meselesinden ayrı tutarak bir inceleme yaptığı, askersanıkların cezalandırılmasında bu hususu değerlendirmeye almadığıgörülmektedir. Yaralamanın sebebi dikkate alındığında olayın anlık öfkeylegerçekleştiği, asker sanıkların bu şekilde davranmalarının genel kişiliközelliklerinden kaynaklanmadığının tanık beyanlarıyla tespit edildiğianlaşılmaktadır. Ayrıca başvuruya yansıdığı kadarıyla S.H.nin bu olayınardından intihar etmesi asker sanık ve tanıklar dâhil kimsenin öngöremediğivahim bir olaydır. Elbette yaralama olayının mağdurda doğrudan psikolojik etkiyarattığı tartışmasızdır. Ancak bu etkinin bilinmeyen sebeple mağdur yönündenmevcut sonucu doğurmasının öngörülemezliği gereği asker sanıklarıncezalandırılmasında intihar olgusunun dikkate alınmaması mevcut bilgilerkapsamında kötü muamele yasağı yönünden sorun oluşturmamaktadır.
64. L.B. ve Y.A.nın yargılama süresince tutumları dikkatealınarak cezalarında indirim yapılmış, ayrıca L.B. haksız tahrik indirimindenyararlanmış, daha önce sabıkası olmayan sanıkların bir daha suç işlemeyeceklerikanaatine varılarak verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiştir.
65. Cezasızlık, işlenen bir suçun somut olarak cezasızkalmasını ifade etmektedir. Cezasızlık; kötü muamele fiillerine yönelik olaraksorumluların adalet önüne çıkarılmaması, işledikleri suçla orantılı bir biçimdecezalandırılmaması veya mahkûm edildikleri cezanın infazının sağlanmamasışeklinde ortaya çıkabilmektedir. İşlenen suç ile verilen cezalar arasındaorantısızlık olması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin önlenmesinisağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınmaktadır (SüleymanDeveci, B. No: 2013/3017, 16/12/2015, § 102).
66. HAGB kararı verilmesinin tek başına kötü muameleoluşturan fiillerin caydırıcılığını ortadan kaldıracağını öngörmek mümkündeğildir. Bununla birlikte her olayın koşulları çerçevesinde failin fiiliyleorantılı ceza alıp almadığı değerlendirmesi yapılırken HAGB uygulanmasınıntartışılması gerektiği muhakkaktır.
67. Somut olayda L.B. ve Y.A.nın başvurucuların oğlunuyaralama şekli, olayın gelişimi ve bu süreçteki sanıkların tutumu dikkatealınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayinine gidildiği,koşullarının oluşması nedeniyle de haklarındaki hapis cezası hükümlerininaçıklanmadığı anlaşılmaktadır. Daha önce sabıkası bulunmayan asker sanıklarıngörevleriyle ilgili bir durumdan kaynaklanmayan, planlı olmadığı ve anlıköfkeyle hareket edildiği kabul edilen yaralama eylemleri nedeniyle verilenorantılı cezaların açıklanmasının ertelenmesinin somut olayın koşullarıçerçevesinde yasal önlemleri etkisiz kıldığını tespit etmek zor görünmektedir.Bu olayın askerde genel olarak yaşanan asta karşı yaralama suçlarından farklıbir yönünün olduğu unutulmamalıdır. Eşinin taciz edildiğini düşünen askerinastı konumunda olan bir kişiyi yaralaması ile astlarının askerlik hizmetinizorlaştıran veya onlara fiziksel/sözlü şiddet uygulayan askerin eylemlerisonucu verilecek cezaların aynı mahiyette olması beklenemez. Dolayısıyla somutolayda asker sanıklara verilen cezaların eylemleriyle orantılı olduğudeğerlendirilmiştir.
68. Buna karşılık 2009 yılında gerçekleşen olayınfaillerinin cezalandırılması 2016 yılında mümkün olmuştur. Hukuki meseleninçözümündeki güçlük, maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılanengeller, taraf sayısı gibi kıstaslar dikkate alındığında başvuru konusu olayçok da karmaşık bir görünüm arz etmediği gibi başvurucuların yargılamanınuzamasına sebep olacak tutumunu ve usule ilişkin haklarını kullanırkenözensizliğini gösteren bir unsur da gözlenmediğinden yedi yıllık yargılamasüresinde makul olmayan bir gecikme söz konusudur (benzer yöndeki değerlendirmeiçin bkz. Adem Erden, § 42). Dolayısıyla makul hızla soruşturma-yargılama- yapılmadığından kötü muamele yasağının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır.
69. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesindegüvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
70. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
71. Başvurucular ihlalin tespit edilmesini istemiş veayrı ayrı 50.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
72. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
73. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
74. İncelenen başvuruda kötü muamele yasağının ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır.
75. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucuların uğradıkları zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvuruculara müştereken net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
76. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilenihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi birbelge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
77. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara net 20.000 TL manevi tazminatınMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, diğer tazminat taleplerinin REDDİNE,
D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucularınHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.