TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAYATİ AKTOP VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4199)
Karar Tarihi: 10/6/2015
R.G. Tarih- Sayı: 15/7/2015-29417
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucular
:
1. Hayati AKTOP
2. Kazım BAKIR
3. Ömer Faruk KARAMAN
4. Haluk HIZ
5. Nurcan UĞUR
6. Semih Caner DURU
7. Ahmet ÇAVUŞ
8. Mehmet GENÇER
9. Sibel SEYİS GÖRMÜŞ
10. Savaş KARAKAYA
Vekilleri
:
Av. Mustafa ERDOĞDU
Av. Havva AKDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, üye olunan sendikanın aldığı karar doğrultusundaiki gün işe gelinmemesi nedeniyle verilen kınama cezasının, toplantı veörgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 26/3/2014 tarihinde Mersin 1. İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurununKomisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/1/2015 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Başvurucu Kazım Bakır tarafından yapılan 2014/4200numaralı bireysel başvuru dosyası, başvurucu Ömer Faruk Karaman tarafındanyapılan 2014/4201 numaralı bireysel başvuru dosyası, başvurucu Haluk Hıztarafından yapılan 2014/4203 numaralı bireysel başvuru dosyası, başvurucuNurcan Uğur tarafından yapılan 2014/4204 numaralı bireysel başvuru dosyası,başvurucu Semih Caner Duru tarafından yapılan 2014/6684 numaralı bireyselbaşvuru dosyası, başvurucu Ahmet Çavuş tarafından yapılan 2014/9461 numaralıbireysel başvuru dosyası, başvurucu Mehmet Gençertarafından yapılan 2014/12292 numaralı bireysel başvuru dosyası, başvurucuSibel Seyis Görmüş tarafından yapılan 2014/13776 numaralı bireysel başvurudosyası ve başvurucu Savaş Karakaya tarafından yapılan 2014/13825 numaralıbireysel başvuru dosyası ile başvurucu Hayati Aktoptarafından yapılan 2014/4199 numaralı bireysel başvuru dosyası, konu bakımındanaralarındaki hukuki irtibat nedeniyle birleştirilmiş, incelemeye 2014/4199numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden devam edilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 6/3/2015 tarihinde başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/3/2015tarihli yazısında, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, Mersin ilinde öğretmen olarak görev yapanEğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) üyesi kamu görevlileridir.
9. EĞİTİM-SEN Yönetim Kurulunca, İlköğretim ve Eğitim KanunuTasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kuruluna sevk edildiğinde,ülke genelinde, 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde iki günlük iş bırakma eylemiyapılması kararı alınmıştır.
10. Başvurucular hakkında, bahsi geçen tarihlerde işegelmediklerinden bahisle disiplin soruşturması açılmıştır.
11. Başvurucular, “28-29Mart 2012 tarihlerinde mazeretsiz olarak göreve gelmedikleri”gerekçesiyle, geçmiş hizmetleri ve sicil durumları dikkate alınarak aylıktankesmenin bir alt cezası olan kınama cezası ile cezalandırılmışlardır.
12. Başvurucuların, disiplin cezalarına karşı yapmışoldukları itirazlar, Mersin Valiliğinin 13/6/2012 tarihli kararları ilereddedilmiştir.
13. Başvurucuların söz konusu disiplin cezalarının iptaliistemiyle açtığı davalarda, Mersin 2. İdare Mahkemesi, 2012 yılında verdiğikararlar ile disiplin cezaları verilmesine ve başvurucuların itirazlarınınreddine dair işlemlerin iptaline hükmetmiştir. Mahkeme, anılan Sendikanınkararı doğrultusunda başvurucuların iş bırakma eylemine katıldıklarını, Avrupaİnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bu konuda verilmiş ihlal ve tazminatkararları bulunduğunu ve sendikal faaliyetin mazeret olarak kabul edilmesigerektiğini belirterek "özürsüz olarakbir veya iki gün göreve gelmemek" fiilinin sübuta ermediğisonucuna varmıştır.
14. Davalı idarece itiraz kanun yoluna gidilmesi üzerine,Adana Bölge İdare Mahkemesi 2013 yılında verdiği kararlar ile İlk DereceMahkemesi kararlarının bozularak kaldırılmasına ve davaların reddine kararvermiştir. Bölge İdare Mahkemesinin kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Bu durumda, kamu görevlilerinin,ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük veparasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi,geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasınınsağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesibulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca iş bırakma eylemlerinekatılmaları nedeniyle disiplin cezaları ile cezalandırılmalarının demokratikbir toplumda gerekli olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakta ise de;uyuşmazlık konusu olayda davacının görevine gelmemesi nedeninin, İlköğretim veEğitim Kanunu teklifinin geri çekilmesini sağlamak, TBMM Genel Kurulundagörüşülerek yasalaşmasını engellemek olduğunun çekişmesiz olması karşısındadava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır."
15. Başvurucuların karar düzeltme talepleri, Adana Bölgeİdare Mahkemesinin 2014 yılında verdiği kararlarla reddedilmiştir.
16. Adana Bölge İdare Mahkemesinin nihai kararları,başvurucular Hayati Aktop, Kazım Bakır, Ömer FarukKaraman, Haluk Hız ve Nurcan Uğur’a 6/3/2014 tarihinde, başvurucu Semih CanerDuru’ya 25/4/2014 tarihinde, başvurucu Ahmet Çavuş’a 30/5/2014 tarihinde,başvurucu Mehmet Gençer’e 11/7/2014 tarihinde, başvurucularSibel Seyis Görmüş ve Savaş Karakaya’ya 23/7/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucular Hayati Aktop,Kazım Bakır, Ömer Faruk Karaman, Haluk Hız ve Nurcan Uğur 26/3/2014 tarihinde,başvurucu Semih Caner Duru 14/5/2014 tarihinde, başvurucu Ahmet Çavuş 13/6/2014tarihinde, başvurucu Mehmet Gençer 18/7/2014tarihinde, başvurucular Sibel Seyis Görmüş ve Savaş Karakaya 18/8/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
18. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu’nun “Toplu eylem ve hareketlerdebulunma yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Devlet memurlarının kamu hizmetleriniaksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veyagörevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipteDevlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunudoğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır.”
19. 657 sayılı Kanun’un “Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenarbaşlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplincezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
C - Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesintiyapılmasıdır.
Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil vehaller şunlardır:
…
b) Özürsüz olarak bir veya iki gün görevegelmemek,
…”
20. 657 sayılı Kanun’un 135. maddesi şöyledir:
“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itirazedilebilir.
İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliğitarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplincezaları kesinleşir.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile kararve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarınıvermek zorundadır.
İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirlerikararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunabaşvurulabilir.”
21. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarihlive E.2009/63, K.2013/1998 sayılı ilâmının ilgili kısmı şöyledir:
“…
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğusendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003 tarihinde 1 güngöreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesikapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti önem taşımaktadır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın90. maddesinin son fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasayaaykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170 S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe konulmuştemel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarlakanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecekuyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleriesas alınır.” hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernekkurma ve toplantı özgürlüğü”nün düzenlendiği 11.maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıcaçıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalarakatılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratiktoplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamuemniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi,sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasıamaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu haklarınkullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idaremekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engelolmadığı kuralına yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009tarihli, Kaya ve Seyhan - Türkiye kararında (applicationno. 30946/04); Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere,11/12/2003 tarihinde KESK’in çağrısına uyarak, parlamentodatartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzeredüzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihindegöreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çokküçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya daeylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlereverilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbületmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sonucunavarmış, bunun sonucu olarak, bu davada, başvuranların AİHS’in11. maddesi anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanmahaklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu durumda, davacının, sendikal faaliyetgereği, 11/12/2003 tarihinde göreve gelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veyaiki gün göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikalfaaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulügerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılıKanun’un 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkindava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 26/3/2014 tarihli ve 2014/4199 numaralı bireysel başvurularıincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
23. Başvurucular, üyesi oldukları Sendikanın tüm Türkiye’deyaptığı göreve gelmeme çağrısına katıldıklarını, ancak mazeretsiz olarak görevegelmedikleri gerekçesiyle haklarında kınama cezası verilmesinin Anayasa’nın 36.maddesinde yer alan hak arama hürriyetine, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alaneşitlik hakkına, Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan etkili başvuru hakkına vetoplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin diğer anayasal haklara aykırıolduğunu iddia etmişlerdir. Başvurucular, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 11. maddesine ve Avrupa Birliği Temel Hakları Şartı’nın 28.maddesine aykırı olarak cezalandırılmaları nedeniyle Anayasa’nın 90. maddesininde ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ihlalin tespiti ile maddive manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Başvurucular, Anayasa’nın10., 36., 40. ve 90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkinanayasal haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
25. Başvurucuların şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerinidile getirme biçimleri dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesibağlamında incelenmesi gerekmektedir.
26. Başvurucuların, sendikal faaliyete katıldıklarıgerekçesiyle cezalandırılmaları nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğineilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
27. Başvurucular, olay tarihinde TBMM’de devam etmekte olanİlköğretim ve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması veTasarı’nın geri çekilmesini sağlamak amacıyla, üyesi oldukları EĞİTİM-SENYönetim Kurulunun 28-29 Mart 2012 tarihlerinde tüm Türkiye’de iki günlük işegelmeme eylemi yapılmasına karar verdiğini, söz konusu eyleme katılmalarınedeniyle haklarında disiplin cezası verilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunuileri sürmüşlerdir. Başvurucular, AİHM’in daha öncebenzer başvurularda ihlal kararı verdiğini, ayrıca Danıştayında istikrar kazanmış içtihatlarında sendikal faaliyet kapsamında görevegelinmemesi fiilinin mazeret olarak kabul edildiğini hatırlatmışlardır.Bunlardan başka başvurucular, sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelmeyensendika üyeleri hakkında disiplin cezası verilmemesi gerektiğini belirten 1999tarihli Başbakanlık Genelgesi ile Milli EğitimBakanlığının 2012 tarihli yazısına da dayanmışlardır.
28. Başvurucular, iç hukuk ve uluslararası hukukta tanınanhaklara dayanarak, demokratik tepkilerini göstermek amacıyla söz konusuetkinliğe katıldıklarını, kamu görevlilerinin toplu eylem hakkının insanhakları sözleşmeleri, Anayasa ve mahkeme kararları ile kesin biçimdetanındığını belirtmişlerdir. Başvurucular ayrıca Anayasa’nın 2. maddesindedevletin sosyal bir hukuk devleti olduğunun, 51. maddesinde çalışanların veişverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak vemenfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendika veüst kuruluşlar kurma ve bu sendikalara üye olarak bu doğrultuda etkinlik yapmahakkının bulunduğunun, 55. maddesinde çalışanların yaptıkları işe uygunadaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirlerin alınacağının ve 65.maddesinde de devletin sosyal ve ekonomik alanlardaki görevlerini yerine getireceğininvurgulandığına işaret etmişlerdir.
29. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler ilk olarak18/9/2014 tarihli ve 2013/8463 numaralı TayfunCengiz kararında ortaya konulmuştur. Mahkememiz söz konusuiçtihadında ortaya koyduğu ilkeleri daha sonra istikrarlı olarak devamettirmiştir (bkz. Hasan Çakar, B.No: 2013/8758, 6/1/2015; Elif Kızıl,B. No: 2013/8812, 6/1/2015; Semihat Karakaya, B. No: 2014/941, 6/1/2015; Dilek Kaya Çakır, B. No: 2014/1949,6/1/2015).
30. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerinikorumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek biraraya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”kavramının, Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eşgüdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).
31. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı, sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde böyle bir “örgüt”,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasınıamaçlayan örgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak içinkolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olanörgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır (TayfunCengiz, § 31).
32. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendikahakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir arayagelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsızbir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarakgörülmektedir (Belçika Ulusal PolisSendikası/Belçika, B.No: 4464/70, 27/10/1975, § 38).
33. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler”bölümünde, 51 ilâ 54. maddelerinde düzenlenmiştir. Sendika kurma veyasendikalara üye olma hakkı ise Anayasa’nın 51. maddesinde yer almaktadır.
34. Anayasa’nın “Sendikakurma hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
…
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bualandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz.”
35. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak veözgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesiile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgiliUluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı iletamamlanmaktadır. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak veözgürlüklerin kapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlartarafından yorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.
36. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem depozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yöneliknegatif yükümlülüğü, 51. maddenin ikinci ilâ altıncı fıkralarında yer alangerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan herne kadar sendika hakkının asıl amacı, “bireyi,korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşıkorumak ise de, bundan başka, korunan haklardan etkilibir şekilde yararlanmayı güvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler deolabilir” (bkz. Wilson, UlusalGazeteciler Sendikası ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41).
37. Aslında, devletin pozitif ve negatif yükümlülükleriarasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşındevletin bu iki yükümlülüğüne ilişkin olarak uygulanacak ölçütlerde de birdeğişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif, isterse de negatif yükümlülüğüsöz konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışan menfaatleriarasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (bkz. Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B. No:52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58). Anayasa Mahkemesi bu adil dengeninkurulup kurulmadığına karar verirken, kamu gücünü kullanan organların bu alandabelirli bir takdir marjına sahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.
38. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı, Anayasa’da yeralan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51.maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlamasebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların dabir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmakzorundadır. Bu sebeple sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetimininAnayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51.maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (TayfunCengiz, § 38).
39. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusuolayda, sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesindeöncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklısebeplere dayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin Mevcudiyeti Hakkında
40. Başvurucular, ülke çapında yapılan bir sendika eyleminekatıldıkları için kendileri hakkında kınama cezası verilmesinin sendikahaklarına müdahale teşkil ettiğini iddia etmektedirler. Başvurucuların sendikalfaaliyet kapsamında ülke çapında yapılan bir eyleme katılması nedeniylecezalandırılmaları ile başvurucuların sendika hakkına yönelik bir müdahaleyapılmıştır.
b. Müdahalenin Haklı Sebeplere DayanmasıHakkında
41. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 51. maddesininikinci ilâ altıncı fıkralarında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. ve 51. maddelerinin ihlalini teşkiledecektir. Bu nedenle müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen özedokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Müdahalenin Kanuniliği
42. Yapılan müdahalede, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci,üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartınaaykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılandeğerlendirmeler neticesinde, 657 sayılı Kanun’un “Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı26. maddesi ile “Disiplin cezalarınınçeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı 125.maddesinin “kanunilik” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
43. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesiiçin bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenmillî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genelahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunlayapılmış olması gerekir.
44. Başvurucuların mazeretsiz işe gelmemeleri nedeniyleverilen disiplin cezalarının Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasındasayılan meşru amaçları hedeflemediği söylenemez.
iii. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
45. Başvurucular, AİHM’in, Danıştayın ve derece mahkemelerinin benzer davalardakiiçtihatları ile sendika faaliyetleri çerçevesinde yapılan eylemlere disiplincezası verilmemesine ilişkin 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesini ve sendikakararı ile yapılan iş bırakma eyleminin sendikal faaliyet olarak kabul edilmesigerektiği yönündeki Milli Eğitim Bakanlığı HukukMüşavirliğinin görüşünü hatırlatmışlardır. Başvurucular, söz konusu kurallarile mahkeme içtihatları karşısında sendikal faaliyet çerçevesinde iş bırakmaeylemine disiplin cezası uygulanmasının örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunubelirtmişlerdir.
46. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalaratabi tutulabilir. Sendika hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 51. maddesininikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların (bkz. § 42), Anayasa’nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.
47. Anayasa’nın 13. maddesinin ilk hâlinin gerekçesinde, hakve özgürlüklere getirilecek sınırlandırmaların demokratik rejim anlayışınaaykırı olmaması gerektiği hatırlatılmış; Anayasa’nın 3/10/2001 tarihli ve 4709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin DeğiştirilmesiHakkında Kanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik gerekçesinde iseAnayasa’nın 13. maddesinin Sözleşme’deki ilkelerdoğrultusunda düzenlendiği belirtilmiştir (AbdullahÖcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 92).
48. 1982 Anayasası’nda belirtilen “demokratik toplum” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratiktoplum” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin bu ölçütünkullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri arasındaki paralelliği açıkçayansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü veaçık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararları içinbkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,7/12/1976, § 49; Başkaya veOkçuoğlu/Türkiye, B. No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).
49. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarındademokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerinözüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplumdüzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak veözgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratiktoplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasaylasınırlandırılabilir (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka birifadeyle, yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasınıdurduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hale getiriyorsa veyaölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki dengebozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (Abdullah Öcalan, § 94).
50. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak dasendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasaldemokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumuntemel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını, meselelerin halkaaçık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesidaha önceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik olduğunu vurgulamıştır (AbdullahÖcalan, § 95).
51. Buna göre sendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk,hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerininkorumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle şiddete teşvik etme veyademokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece, sendika hakkı çerçevesindedile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi yetkilimakamların gözünde kabul edilemez olsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikalözgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye hizmet edemez vehatta tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik bir toplumda,farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veya başka yollarla dile getirilmesineimkan tanınmalıdır (AbdullahÖcalan, § 52).
52. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamadadevreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. NitekimAnayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunupbulunmadığını inceler (Abdullah Öcalan,§ 96).
53. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (SebahatTuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Abdullah Öcalan, § 97). Bu sebeple sendikahakkına yapılan müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilenmüdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
54. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye ilişkinkararlarında dayandıkları gerekçelerin, sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”yle uygun olduğunuinandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Abdullah Öcalan, § 98).
55. AİHM, konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren, Sözleşme’nin10. ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında geçen “gerekli” kavramının ne anlama geldiğini açıklamıştır. AİHM’egöre “gerekli” kavramı, “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı” (pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, § 48). O halde örgütlenme özgürlüğüne vesendika hakkına yargısal veya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaçbaskısını karşılayıp karşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu çerçevede birmüdahale, meşru amaçla orantılı; ikinci olarak da müdahalenin haklılığı içinkamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili ve yeterli olmalıdır(Stankov ve Ilinden BirleşikMakedonyalılar Örgütü /Bulgaristan, B. No: 29221/95, 29225/95,2/10/2001, § 87).
56. Dolayısıyla, başvurucuların sendika faaliyetleri çerçevesindeişe gelmemek şeklindeki eylemlerine verilen disiplin cezaları nedeniylemüdahale edilen sendika hakları ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamuyararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezasıverilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkingerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucunavarılabilir (bkz. Tayfun Cengiz, §57).
57. Dava konusu disiplin cezalarının, olayların tamamıışığında incelenmesi gerekir. Olay tarihinde TBMM’de devam eden İlköğretim veEğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması ve Tasarı’nın geriçekilmesini sağlamak amacıyla, EĞİTİM-SEN Yönetim Kurulunun 6/3/2012 tarihlikararı ile 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde tüm ülke çapında işe gelmeme eylemiyapılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar adı geçen Sendika, söz konusueylemi “uyarı grevi” olarakisimlendirmişse de bu eylem, Anayasa’nın “Grevhakkı ve lokavt” kenar başlıklı 54. maddesinde yer alan ve toplu işsözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin sahipolduğu grev hakkı ile bir ilgisi olmayan, sendika üyesi kamu görevlilerinintoplumsal meselelerde seslerini duyurmayı hedefleyen bir sendikal faaliyettir.
58. Dava konusu eylem günü, tüm ülkede, öncedenbildirilmiştir. Söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafındankarşı çıkıldığı da ileri sürülmemiştir. Başvurucular bu eyleme katılaraksendika haklarını kullanmışlardır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Tayfun Cengiz, § 58).
59. Başvurucular, EĞİTİM-SEN’indüzenlediği söz konusu işe gelmeme eylemine katılmaları nedeniyle kınama cezasıile cezalandırılmışlardır. Gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse deidari yargının yerleşmiş içtihatlarında, başvuru konusu olayda olduğu gibisendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret izninikullandığı kabul edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamaktadır. Ne var kisendika üyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeretizinli sayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarınarağmen, idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesinisağlayacak mevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudakigibi durumlarda sendika hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturmasıtehdidi altında kaldıklarını belirtmek gerekir (Tayfun Cengiz, § 59).
60. Öte yandan bir sendikal eylemin tümüyle yasaklanması veyagerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması, hakkın özüne zarar vermesimuhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendika üyelerinin iş bırakmatürü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ve yasal düzenlemelerebağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarınıntakdirindedir (Tayfun Cengiz, § 60).
61. Başvurucuların devlet okullarında öğretmen oldukları gözönüne alındığında, devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrumbırakılamayacaklarını da belirtmek gerekir. Bununla birlikte, demokratik birtoplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazısektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür (Tayfun Cengiz, § 61). Başvurucuların butürden sınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecek bir görevde bulundukları daileri sürülmemiştir.
62. Tüm bunlara karşın verilen cezalar hafif olsa da, başvurucular gibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarınısavunmak amacıyla yapılan meşru sendikal faaliyetlere veya eylem günlerinekatılmaktan vazgeçirecek bir niteliğe sahiptir (bkz. Tayfun Cengiz, § 62; aynı yöndeki AİHM kararları için bkz. Kaya ve Seyhan/Türkiye,B. No: 30946/04, 15/12/2009, § 30; Karaçay/Türkiye,B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Ezelin/Fransa,B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 53).
63. Açıklanan nedenlerle, hafif bir ceza olsa da sendikalfaaliyet karşılığı uygulanan kınama cezalarının “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaçtan” kaynaklanmamasınedeniyle “demokratik toplumda gerekliolmadığı” sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucularınAnayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
64. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceğibelirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
65. Başvurucular hakkında verilen kınama cezalarının sendikahakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucular hakkında tesis edilen disiplincezası işlemlerinin iptali istemine ilişkin davalarda yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere kararınilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
66. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Başvurucular, ayrı ayrı 1.076,00 TL maddi ve 1.000,00 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Başvurucular ayrıca, avukatlıkücretlerini ve ödenen harç ile yapılan diğer masrafların ödenmesini de talepetmiştir.
67. Başvurucular hakkında tesis edilen disiplin cezasıişlemlerinin iptali istemine ilişkin davalarda yeniden yargılama yapılmasınakarar verildiğinden ve başvurucuların derece mahkemelerinde yaptıkları muhakemegiderleri ile avukatlık ücretinden ibaret maddi zararlarını yeniden yargılamasırasında isteyebileceklerinden maddi tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
68. Başvurucuların sendika haklarına yönelik başvurularıaçısından ihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapmak üzere kararın ilgiliMahkemesine gönderilmesinin yeterli tatmini sağladığı değerlendirildiğinden,sendika haklarına yapılan müdahale nedeniyle manevi tazminat taleplerininreddine karar verilmesi gerekir.
69. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadakibelgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinin ise başvurucularamüştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1. Sendikahaklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Sendikahaklarına yapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Tespit edilen ihlal yönünden,ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılamayapılmak üzere kararın Adana Bölge İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucuların tazminata ilişkintaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular tarafından ayrı ayrıyapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE ve 1.500,00 TL vekâletücretinin ise BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takibenbaşvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/6/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.