TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAYATİ TUNÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1028)
Karar Tarihi: 10/3/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucular
:
1. Hayati TUNÇ
2. Hediye ÇİÇEK
3. İrfan TUNÇ
4. Sibel TUNÇ
5. Şafak TUNÇ
6. Birgül TUNÇ
7. Ergül TUNÇ
8. Gökhan TUNÇ
9. Nezaket BALIKÇI
10. Binnaz TUNÇ
11. Eren TUNÇ
Vekilleri
:
Av. Mehmet Fatih CANPOLAT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, baraj yapımı çalışmaları sırasında baraj gölüsahasında kalan taşınmaz kısmına kamulaştırmasız el atılması nedeniyle mülkiyethakkının, kamulaştırmasız el atma üzerine açılan haksız işgal tazminatıdavasının makul bir sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/1/2014 tarihinde ElazığHukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/7/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 24/10/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 25/12/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,7/1/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 19/1/2015 tarihinde ibraz etmişlerdir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
1. Başvuru Tarihine Kadar Yaşanan Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
a. Kamulaştırma Çalışmaları
8. Başvurucular, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Dazkayaköyü 78 parsel sayılı 149.804 m2 yüz ölçümlütaşınmazın malikleridir. Bu taşınmazın bulunduğu yerde Devlet Su İşleri GenelMüdürlüğü (DSİ) tarafından Uzunçayır Barajı'nın yapımişi kapsamında 3/4/2002 tarihinde kamulaştırma kararı alınmıştır.
9. DSİ Kıymet Takdir Komisyonu tarafından 11/6/2002 tarihindebaşvurucuların anılan taşınmazının 85.095 m2 yüz ölçümlü kısmı için242.585.250 TL (eski Türk lirası) değer tespiti yapılmış, tutanakta taşınmazınhâlen 85.095 m2 yüz ölçümlü kısmının tarıma elverişli olduğu,geri kalan 64.709 m2 yüz ölçümlü kısmının ise nehir yatağı olduğuve bu kısmı suyun götürdüğü belirtilmiştir.
b. Kamulaştırma Bedelinin Tespit ve TesciliDavası
10. DSİ tarafından değer tespiti yapılan taşınmazın 85.095 m2 yüz ölçümlü kısmı yönünden başvurucularaleyhine Mazgirt Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 9/9/2002 tarihindekamulaştırma bedelinin tespit ve tescili davası açılmıştır.
11. Mahkemenin 21/3/2003 tarihli ve E.2002/153, K.2003/130sayılı kararı ile davanın kabulüne ve 285.609.100.605 TL (eski Türk lirası)tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, taşınmazın kamulaştırılan85.095 m2 yüz ölçümlü kısmının tapu kaydının iptali ileDSİ adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
c. Haksız İşgal TazminatıDavası
12. Başvurucular ayrıca taşınmazın 64.709 m2 yüzölçümlü kısmı yönünden DSİ tarafından yapılan baraj inşaatı çalışmalarıneticesinde sular altında kaldığından bahisle idarece kamulaştırma işlemiyapılmadan taşınmaza el atıldığı gerekçesine dayalı olarak el atma tarihindendava tarihine kadar geçen dönem için (19/3/2001-27/10/2003) 10.000 TL (ıslahyoluyla 105.603,78 TL) haksız işgal tazminatının (ecrimisilbedelinin) yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle 27/10/2003 tarihindeMazgirt Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.
13. Mahkeme, 28/5/2008 tarihli ve E.2003/88, K.2008/117 sayılıkararı ile davanın kısmen kabulüne ve toplam 68.263,75 TL tutarındaki haksızişgal tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.
14. Karar, davalı idare tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 26/3/2009 tarihli ve E.2009/3041, K.2009/5125 sayılı ilamıylaMahkemece tanık ve bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın olağan şekilde buğdayüretiminde kullanıldığı gözetilmeden ve değer tespitine ilişkin bilirkişiraporunun hatalı olduğu gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
15. Bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde Mahkeme,10/6/2011 tarihli ve E.2009/57, K.2011/16 sayılı kararı ile davanın kısmenkabulüne ve toplam 87.184,36 TL tutarındaki haksız işgal tazminatının davalıdanalınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.
16. Bu karar da davalı idare tarafından temyiz edilmiş, aynıDairenin 16/1/2012 tarihli ve E.2011/17436, K.2012/674 sayılı ilamıyla öncekihükmün yalnızca davalı tarafından temyiz edilmiş olması sebebiyle aleyhe hükümverme yasağı gözetilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya uygun görülmediğibelirtilerek hüküm bozulmuştur.
17. İkinci bozma ilamına uyan Mahkeme, 18/7/2012 tarihli veE.2012/6, K.2012/263 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmenreddine, haksız işgal tazminatı bedeli olarak 2001 yılı için 4.354,26 TL'nin15/10/2001 tarihinden, 2002 yılı için 41.836,30 TL'nin 15/10/2002 tarihinden ve2003 yılı için 4.567,80 TL'nin 15/10/2003 tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkintalebin reddine karar vermiştir.
18. Temyiz edilen karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 23/9/2013tarihli ve E.2013/10405, K.2013/13113 sayılı ilamıyla onanmıştır.
19. Karar başvurucular vekiline 25/12/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
20. Başvurucular 24/1/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
2. Başvuru Tarihinden Sonra Yaşanan Olaylar
21. Davalı idarenin, haksız işgal tazminatı verilmesine ilişkinMahkemenin 18/7/2012 tarihli hükmünün onanması hakkındaki Yargıtay 1. HukukDairesinin 23/9/2013 tarihli ilamına karşı karar düzeltme talebi, Dairenin3/7/2014 tarihli ve E.2014/6053, K.2014/12891 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
3. Diğer İlgili Olaylar
22. Başvuru formu ve eklerinde yer almamakla birliktebaşvurucuların 19/1/2015 tarihli dilekçesi ve ekindeki belgelere görebaşvurucuların, taşınmazın 64.709 m2 yüz ölçümlü kısmıyönünden DSİ tarafından kamulaştırma işlemi yapılmadan taşınmaza el atıldığıgerekçesiyle 250.000 TL tutarındaki tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesiistemiyle 27/10/2003 tarihinde Mazgirt Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminatdavası açtığı anlaşılmaktadır.
23. Mahkeme, 21/9/2005 tarihli ve E.2003/89, K.2005/113 sayılıkararı ile idari yargının görevli olduğu belirtilerek davanın yargı yoluyanılgısı nedeniyle reddine karar vermiştir.
24. Karar temyiz edilmiş, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 6/6/2012tarihli ve E.2012/7463 K.2012/11990 sayılı ilamıyla adli yargının görevliolduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
25. Bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin13/3/2013 tarihli ve E.2012/257, K.2013/64 sayılı kararı ile davanın kısmenkabulüne ve kısmen reddine, 235.087,79 TL'nin dava tarihinden itibarenişleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara tapukayıtlarındaki payları oranında ödenmesine, taşınmazın bu kısmının baraj gölüsahası içinde kalması nedeniyle tapudan terkinine karar verilmiştir.
26. Taraf vekillerince temyiz edilen karar, Dairenin 27/11/2013tarihli ve E.2013/17846, K.2013/20974 sayılı ilamıyla yargılama giderleriyönünden düzeltilmek suretiyle hüküm onanmıştır. Davalı idare tarafındanyapılan karar düzeltme talebi, Dairenin 3/7/2014 tarihli ve E.2014/6053,K.2014/12891 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
B. İlgili Hukuk
27. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun "Usul ekonomisi ilkesi"kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde vedüzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaklayükümlüdür."
28. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun995. maddesi şöyledir:
“İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekleyükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiğizararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığındatazminat ödemek zorundadır.”
29. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10.maddesi şöyledir:
"Kamulaştırmanın satın alma usulü ileyapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göretopladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedeltespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerektaşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmazmalın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesikarşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.
..."
30. 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri GenelMüdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2. maddesi şöyledir:
"Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğününvazife ve salahiyetleri şunlardır:
...
n) Umum Müdürlüğün vazifesi içinde bulunanişlerin yapılmasına lüzumlu arazi ve gayrimenkulleri kanunlarına göre muvakkatolarak işgal etmek veya istimlak etmek veya satın almak;
..."
31. 8/3/1950 tarihli ve 1950/22-4 sayılı Yargıtay İçtihadıBirleştirme Büyük Genel Kurulu kararı şöyledir:
"Başkasının gayrimenkulünü haksız olarak zaptedip kullanmış olan kötü niyetli kimsenin ogayrimenkulü elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve elde ettiği veya ekleetmeyi ihmal eylediği şendereleri tazminle mükellef olup, bir zarara uğramamışolan malik veya zilyede ecrimisil adı veya başka birad altında herhangi bir tazminat vermekle mükellef olmadığına 8/3/1950tarihinde çoklukla karar verildi."
32. 16/5/1956 tarihli ve 1956/1-6 sayılı Yargıtay İçtihadıBirleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı şöyledir:
"Taşınmazına kamulaştırmasız el konulanmalik, el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, bu eylemli duruma razıolduğu takdirde taşınmaz bedelini isteme hakkı da bulunmaktadır. Taşınmazsahibinin el konulan taşınmazın bedelini talep ederek dava açması halinde,taşınmazın el koyma tarihindeki bedeli değil, mülkiyet hakkının devrine razıolduğu tarih olan dava tarihindeki değerinin belirlenerek tahsiline kararverilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucular, DSİ tarafından yapılan baraj inşaatıçalışmaları kapsamında tapuda adlarına kayıtlı Tunceli ili Mazgirt ilçesi Dazkaya köyünde bulunan 78 parsel sayılı taşınmazın birkısmının kamulaştırıldığını ancak bu taşınmazın 64.709 m2 yüz ölçümlü kısmı baraj yapımı çalışmalarınedeniyle nehir yatağının değiştirilmesi sonucu sular altında kaldığı hâlde butaşınmaz bölümü yönünden usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmadığınıbelirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, ayrıca idareninkamulaştırmasız el atması üzerine açtıkları haksız işgal tazminatı davasınınmakul bir sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüşler; ayrı ayrı 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
35. Başvurucular, DSİ tarafından yapılan baraj çalışmalarısırasında nehir yatağının değiştirilmesi üzerine sular altında kalan taşınmazkısmına kamulaştırmasız el atıldığını belirterek mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
36. Bakanlığın görüş yazısında başvurucuların taşınmazlarınındeğiştirilen nehir yatağında kalan ve idarece kamulaştırılmayan kısmına yönelikolarak bu kısmın idarenin kusuruyla kullanılamaz hâle geldiği gerekçesiyleuğradıkları zararların tazmin edilmesi için ilgili idare aleyhinekamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açma imkânlarının bulunduğuancak başvurucuların söz konusu yargısal yola başvurduklarına yönelik birbilginin bulunmadığı, bu nedenle başvurucuların bireysel başvuru öncesi idarive yargısal yolları tüketip tüketmediklerinin değerlendirilmesi gerektiğinindüşünüldüğü bildirilmiştir.
37. Başvurucular Bakanlık görüşüne karşı cevap dilekçelerinde,kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açma hakkının varlığınınmülkiyet hakkının ihlal edildiği gerçeğini ortadan kaldırmadığını ifadeetmiştir.
38. Başvuru formunda belirtilmemekle birlikte başvurucuların19/1/2015 tarihli dilekçelerinin eklerine göre başvurucular tarafından, ihlaliddiasına konu edilen taşınmaz bölümü yönünden Mazgirt Asliye HukukMahkemesinde 27/10/2003 tarihinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminatdavası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 13/3/2013 tarihlikararı ile davanın kısmen kabul edilerek başvurucular lehine tazminatahükmedildiği, kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27/11/2013 tarihli ilamıyladüzeltilerek onandığı ve karar düzeltme talebinin aynı Dairece reddedildiği ve3/7/2014 tarihinde hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumdabaşvurucuların, kamulaştırmasız el atma nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiği iddiaları bakımından idari ve yargısal yolları tükettiklerianlaşılmaktadır.
39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
40. Başvurucular haksız işgal tazminatı istemine ilişkin olarakaçtıkları davada yargılamanın makul bir sürede sonuçlanmadığını belirterek adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
42. Başvurucular maliki oldukları taşınmazın kısmenkamulaştırılmakla birlikte sular altında kalan kısmının tarım arazisi olarakyararlanılamayacağı gerekçesiyle kamulaştırılmadığını, hâlbuki DSİ tarafındanyapılan baraj çalışmaları sırasında nehir yatağının değiştirilmesi üzerine butaşınmaz bölümünün sular altında kaldığını, bu nedenle DSİ tarafından butaşınmaz kısmına usul ve yasaya uygun bir kamulaştırma yapılmadan el atıldığınıbelirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
43. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
44. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
45. Anayasa'nın "Kamulaştırma" kenar başlıklı 46.maddesi şöyledir:
"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamuyararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. .Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beşyılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
. "
46. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hakolmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlanabileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 13.maddesi temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genel ilkeleri tespit ederkenDevlet ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunan taşınmazlarıkamulaştırma yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyen Anayasa'nın46. maddesi mülkiyet hakkının sınırlanmasına ilişkin özel hükümleriçermektedir. Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği, başvurunundeğerlendirilmesinde Anayasa'nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 46.maddelerinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 28).
47. Mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa'nın 13.maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilmişolma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa'nın sözü ile ruhuna ve ölçülülük ilkesineaykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
48. Somut olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele, mülkiyethakkına yönelik bir müdahale bulunup bulunmadığını belirlemektir. Sonrakiaşamalarda, varlığı kabul edilen müdahalenin, kanuna dayalı ve meşruamaçlarının olup olmadığının, söz konusu kısıtlamanın gereklilik ve ölçülülükilkelerine uygun bulunup bulunmadığının tespiti gerekir.
i. Müdahalenin Varlığı ve Türü
49. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasınınileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu"sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracak bir müdahaleninbulunması gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu,B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 26).
50. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yeralan mülkiyet kavramı ile sınırlı olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetininAnayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğinde kuşku yoktur (İhsan Vurucuoğlu,B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 30).
51. Somut olayda, Tunceli ili Mazgirt ilçesinde bulunan taşınmazbaşvurucular adına tapuda tescillidir. Dolayısıyla başvurucuların tapusicilinde adlarına kayıtlı taşınmaz üzerinde, 4721 sayılı Kanun uyarıncamülkiyet haklarının bulunduğu kuşkusuzdur.
52. Başvuruculara ait bu taşınmaz DSİ tarafından baraj yapımıçalışmaları kapsamında kısmen kamulaştırılmakla birlikte sular altındakaldığından tarımsal kullanıma elverişli olmadığı gerekçesiyle taşınmazın64.709 m2 yüz ölçümlü kısmı yönünden kamulaştırma işlemi yapılmadığıanlaşılmaktadır. Ancak başvurucular, idarenin baraj yapım çalışmaları sırasındanehir yatağının değiştirilmesi nedeniyle taşınmazın bu bölümünün sular altındakaldığını ileri sürmüş; başvurucular tarafından açılan gerek haksız işgaltazminatı davasında gerekse de kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılantazminat davasında Derece Mahkemelerince, taşınmazın bu bölümünün DSİtarafından yapılan çalışmalar nedeniyle baraj gölü sahasında kaldığının tespitedildiği açıklanmıştır. Bu durumda başvurucuların taşınmazının ihlal iddiasınakonu edilen bu bölümü yönünden Anayasa'nın 46. maddesinde ve 2942 sayılıKanun'da belirtilen kamulaştırma işlemi uygulanmaksızın taşınmaza fiilen el atılmasınınbaşvurucuların mülkiyet haklarına müdahale niteliğinde olduğu ve bu müdahaleninmülkiyetten yoksun bırakma şeklinde olduğu değerlendirilmiştir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
53. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı, kişiye -başkasının hakkına zarar vermemekve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı veren birhaktır. Anayasa'ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunlasınırlama getirilebilir. Anayasa'nın 46. maddesine göre özel mülkiyetteki birtaşınmaz, kamu yararı amacıyla ihtiyaç duyulması hâlinde gerçek karşılığı peşinödenmek ve koşulları yasayla belirlenmek şartıyla kamulaştırılarak kamuhizmetine tahsis edilebilir veya irtifak hakkı kurularak kamu yararı amacıylakullanımı sınırlanabilir (Mustafa Asiler,B. No: 2013/3578, 25/2/2015, § 35).
54. Anayasa'nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirileceksınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altınaalınırken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol'ün1. maddesi mülkiyetten yoksun bırakmanın kamu yararıyla, yasada öngörülenkoşullarla ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak yapılabileceğiniöngörmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yasada öngörülenkoşulları, bir diğer ifadeyle hukukiliği geniş yorumlayarak istikrar kazanmışyargı kararlarına dayanan içtihat yoluyla geliştirilmiş ilkelerin de hukukilikşartını karşılayabildiğini kabul ederken (Malone/Birleşik Krallık, B. No: 8691/79, 2/8/1984, §§ 66-68)Anayasa, tüm sınırlandırmaların mutlak manada kanunla yapılacağını öngörerek Sözleşme'den daha geniş bir koruma sağlamaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 31).
55. Hak ve özgürlüklerin ve bunlara yapılacak müdahalelerin vesınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi, bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir. Bununla beraber kanunla düzenleme zorunluluğu,hakka yapılacak müdahalenin uygulanmasının kanun çerçevesini aşmayacak şekildetüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelge gibi yürütme organının çıkardığı ikincildüzenlemelerle yapılmasına mani değildir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014, § 60).
56. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılırve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/39, K.2013/65,22/5/2013).
57. Somut olayda başvuruculara ait taşınmaza, taşınmazın birbölümün yönünden kamulaştırma işlemi yapılmaksızın idare tarafından yapılanbaraj inşaatı sırasında baraj göl sahasında bırakılmak suretiyle müdahaledebulunulmuştur. Kamulaştırmasız el atma, kamulaştırma ile kıyaslandığında dahaaz güvence sunan ve hukuki olmayan bir yöntemdir. Kamulaştırmasız el atma;idareye, taşınmazı kullanma ve kamulaştırma işlemi yapmadan taşınmazı elde etmeimkânı sağlamaktadır. İdareye resmî kamulaştırma kurallarının ötesine geçmeimkânı sağlayan böyle bir uygulama; kişilerin, öngörülemez ve keyfî durumlarlakarşılaşması tehlikesi taşımaktadır. Söz konusu uygulama, yeterli derecedehukuki güvence temin edecek ve gerektiği şekilde gerçekleştirilen birkamulaştırmanın alternatifini oluşturacak nitelikte değildir (Mustafa Asiler, §§ 41, 42).
58. Anayasa'nın 35. ve 46. maddeleri, taşınmaz üzerindekimülkiyet hakkına son veren müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Buzorunluluk hukuk devletinin gereğidir. Anayasa'nın 46. maddesi hükmü ve 2942sayılı Kanun gereği asıl olan kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenintaşınmazı iktisap etmesidir. Yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun birkamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken dayanağını Anayasa ve yasalardan almayan,bireylerin mülkiyet hakkına son veren bir uygulama olan kamulaştırmasız el atmayasalara uygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve içindedeğerlendirilemez. İdarelere resmî kamulaştırma kurallarının ötesine geçmeimkânı sağlayan böyle bir uygulama, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen vehukuki olmayan müdahale riskini taşımaktadır (CelalettinAşçıoğlu, § 58).
59. AİHM de kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el atılmasıyoluyla yapılan müdahalenin, başvurucuların mülkiyet haklarını ihlal ettiğikanaatindedir (Sarıca ve Dilaver/Türkiye,B. No: 11765/05, 27/5/2010, § 51).
60. Başvuru konusu olayda başvuruculara ait taşınmaza,taşınmazın bir bölümünün DSİ tarafından yapılan baraj inşaatı çalışmalarısırasında sular altında kalması suretiyle müdahalede bulunulması üzerinebaşvurucular, 27/10/2003 tarihinde DSİ aleyhine Mazgirt Asliye HukukMahkemesinde ayrı ayrı haksız işgal tazminatı ve kamulaştırmasız el atmanedeniyle tazminat davaları açmışlardır.
61. Mahkemece haksız işgal tazminatına ilişkin 2012/6 esassayılı dava dosyasında verilen 18/7/2012 tarihli karar ile dava kısmen kabuledilerek başvurucular lehine haksız işgal tazminatına hükmedilmiş,kamulaştırmasız el atma nedeniyle talep edilen tazminata ilişkin 2012/257 esassayılı dava dosyasında verilen 13/3/2013 tarihli karar ile de 235.087,79 TLtutarındaki tazminatın idareden alınarak başvuruculara verilmesine ve davakonusu taşınmaz bölümünün baraj gölü sahasında kalması nedeniyle tapudanterkinine karar verilmiştir. Temyiz edilen kararlar Yargıtaycaonanmıştır. Bu şekilde Anayasa ve kanunlarla belirlenmiş süreçler takipedilmeden başvurucuların mülkiyetinde bulunan ihlal iddiasına konu taşınmazbölümüne kamulaştırmasız olarak el atıldığı Mahkeme kararıyla sabittir.
62. Sonuç olarak başvuruculara ait taşınmaza, taşınmazın birbölümü baraj inşaatı sırasında sular altında bırakılmak suretiyle müdahaleedilmesi şeklindeki kamulaştırmasız el atmanın Anayasa'nın 13., 35. ve 46.maddeleri ve 2942 sayılı Kanun'da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğuve mülkiyet hakkına yapılan bu müdahalenin kanunilik ilkesini ihlal ettiğikanaatine ulaşılmıştır.
63. Müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı tespitedildiğinden Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen meşru amaçlardan birikapsamında olup olmadığı ve ölçülülük kriterlerine riayet edilip edilmediğininayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
64. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
65. Başvurucular kamulaştırmasız el atma nedeniyle MazgirtAsliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları haksız işgal tazminatı davasının on yılgibi makul olmayan bir sürede sonuçlanmasıyla mağdur edildiklerini belirterekadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
66. Bakanlığın görüş yazısında, daha önce benzer bir başvurudagörüş bildirildiğinden bu konuda yeniden görüş bildirilmesine gerek olmadığıbelirtilmiştir.
67. Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18) Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkınınsomut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yerverilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyleSözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa'nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141.maddesinin de -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulması gerektiği açıktır (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).
68. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (GüherErgun ve diğerleri, §§ 41-45).
69. Anayasa'nın 36. maddesi ve Sözleşme'nin 6. maddesi uyarıncamedeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede kararabağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeaçılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle haksız işgal tazminatı davasının sözkonusu olduğu görüldüğünden 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun'da yer alan usul hükümlerine göreyürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alanbir yargılama olduğuna kuşku yoktur (GüherErgun ve diğerleri, § 49).
70. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinmakul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı, kural olarak uyuşmazlığıkarara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişledavanın ikame edildiği tarih olup somut başvuru açısından bu tarih27/10/2003'tür.
71. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuru açısından butarih, Mazgirt Asliye Hukuk Mahkemesince verilen hükme ilişkin onama ilamınakarşı yapılan karar düzeltme isteminin Yargıtay 1. Hukuk Dairesince reddedildiği3/7/2014'tür.
72. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesindebaşvurucuların 27/10/2003 tarihinde Mazgirt Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıklarıdava sonunda 28/5/2008 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği,temyiz üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26/3/2009 tarihli ilamıyla hükmünbozulduğu, Mahkemece bozma ilamına uyularak 10/6/2011 tarihinde davanın kısmenkabulüne karar verildiği, temyiz edilen bu kararın da aynı Dairenin 16/1/2012tarihli ilamıyla bozulduğu, Mahkemece ikinci bozma ilamına uyularak verilen18/7/2012 tarihli kararın ise temyiz üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin23/9/2013 tarihli ilamıyla onandığı, karar düzeltme talebinin de aynı Dairenin3/7/2014 tarihli ilamıyla reddedilmesi üzerine hükmün kesinleştiğianlaşılmıştır.
73. 6100 sayılı Kanun'un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usulhükümlerinin nazara alınmadığı gözönündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir(Güher Ergunve diğerleri, §§ 34-64).
74. Başvuruya konu davanın incelenmesi neticesinde hukukimeselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, delillerintoplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkatealındığında yargılamaların karmaşık nitelikte olduğu kabul edilmekle birliktedavaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından farklı bir kararverilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık on yıl sekiz aylıkyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
75. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
4. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
76. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine yada edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
77. Başvurucular ayrı ayrı 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuşlardır.
78. Bakanlık, ihlal tespit edilmesi hâlinde uygun bir tazminatakarar verilmesinin yerinde olacağını bildirmiştir.
79. Başvuruda mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
80. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlalinedeniyle, tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık on yıl sekiz aylıkyargılama süresi dikkate alındığında yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 10.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
81. Başvuruya konu taşınmaza Anayasa ve 2942 sayılı Kanun'daöngörülmeyen kamulaştırmasız el atma şeklindeki müdahalenin başvurucularınmülkiyet haklarını ihlal ettiği yönünde karar verilmiştir. Bunun yanında enerjiüretimi sağlamak için baraj yapılmasıyla amaçlanan kamu yararıyla başvurucularınmülkiyet haklarına yapılan müdahale arasında adil bir dengenin kurulmasıgerekmektedir. Bu denge, el atılan taşınmaz bölümünün mahkemece tespit edilengerçek karşılıkları başvuruculara ödenerek sağlanmaktadır. Mahkemelerinkamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmaz bedelinin ödenmesine karar vermelerikamu yararıyla kişi yararı arasında adil dengeyi sağladığı gibi idaretarafından kullanımın yasal olmadığını tespit ederek belli bir hukuki güvencesağlamaktadır.
82. Başvurucuların taşınmaza yapılan müdahale nedeniyle dahafazla tazminat almaları gerektiği yönünde bir şikâyetleri de bulunmamaktadır.Kaldı ki Mahkemenin ve bedel tespiti yapan bilirkişilerin objektif kriterleriesas alarak bedel tespiti yapmaları gerektiği hususunda tereddütbulunmamaktadır. Nitekim başvurucuların talepleri üzerine 2942 sayılı Kanun'daöngörülen bedel tespiti prensiplerine uygun olarak el atmayla ellerinden alınantaşınmaz bölümü için tarımsal gelir yöntemine göre hesaplanan tazminatbedelinin yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Mahkeme bedeltespitini keşif yaparak, bilirkişi raporlarına müracaat ederek, başvurucularınher aşamada itirazlarını sunmalarına imkân vererek ve bu itirazları dikkatealarak sonuçlandırmıştır (bkz. §§ 22-26).
83. Bu durumda başvuruculara, el atılan taşınmaz bölümünekarşılık dava tarihine göre belirlenen taşınmaz bedeli faiziyle birlikteödenerek ulaşılmak istenen kamu yararıyla başvurucuların müdahale edilenmülkiyet hakkı arasında makul bir orantının kurulduğu, idarenin el atma işlemininihmalden kaynaklandığı ve kanuni olmayan el atma hakkında ihlal kararıverildiği gözönünde bulundurulduğunda başvurucularaayrıca tazminat ödenmesine gerek bulunmadığı yönünde karar verilmesi gerekir.
84. Öte yandan başvurucuların makul sürede yargılanma haklarınınihlal edildiği iddiasına yönelik maddi tazminat talepleri yönünden ise tespitedilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağının dabulunmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
85. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ayrı ayrı net 10.000 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.