TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAYATİ KAYTAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/19527)
Karar Tarihi:16/11/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Recai AKYEL
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
Hayati KAYTAN
Vekili
:
Av. Pınar AKDEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, epilepsi hastası olan başvurucunun hapis cezasınıninfazına ara verilmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/12/2014 tarihinde Ankara 14. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 6/2/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 3/3/2016 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından başvuruya ilişkin görüşsunulmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/9/2004 tarihli veE.2004/98, K.2004/86 sayılı kararı ile "TürkiyeCumhuriyeti Devletinin topraklarının tamamını veya bir kısmını devletidaresinden ayırmaya matuf suç işlemek" eyleminden başvurucunun“ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası” ile cezalandırılmasına kararverilmiştir. Bu karar, Yargıtay ilgili dairesince 7/1/2005 tarihinde onanarakkesinleşmiştir.
8. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/7/2008 tarihli E.2004/98,K.2004/86 sayılı ek kararı ile başvurucu hakkında hükmedilen"ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası", 04/11/2004 tarihli ve5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un6. maddesi gereğince "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına"dönüştürülmüştür. Anılan karar temyiz edilmeksizin 6/8/2008 tarihindekesinleşmiştir.
9. Başvurucu başvuru formunda bildirmediği bir tarihte KırıkkaleF Tipi Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.
10. Başvurucu, beyanına göre 28/4/2009 tarihinde Ankara NumuneEğitim ve Araştırma Hastanesinde beyin tümörü ameliyatı olmuş, bu ameliyattansonra epileptik nöbetler geçirmesi nedeniyle cezaevinde üç kişilik odadatutulmaya başlamıştır.
11. Başvurucu 5/1/2010 tarihinde Ankara 1 No.lu F Tipi Cezaİnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.
12. Başvurucu sonraki bir tarihte Denizli D Tipi Ceza İnfazKurumuna sevk edilmiştir.
13. Anılan Cezaevinde bulunduğu dönemde Denizli Devlet HastanesiSağlık Kurulunun 24/5/2012 tarihli ve 4714 sayılı raporu ile başvurucununnadiren epileptik nöbet geçirdiği, ancak nöbet geçirdiğinde hızlı müdahaleedilmesi için tek başına kalmayacağı bir koğuşta tutulmasının uygun olduğubildirilmiştir.
14. Belirtilen rapora istinaden başvurucunun avukatı 3/6/2013tarihli dilekçe ile Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta bulunarakinfazın ertelenmesi talebinde bulunmuştur.
15. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 7/6/2013 tarihli yazısıile Denizli D Tipi Ceza İnfaz Kurumundan başvurucunun tam teşekküllü birhastaneye sevk edilerek sağlık kurulu raporunun alınması istenmiştir.
16. Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 12/6/2013 tarihlive 3065 sayılı raporunun ilgili kısımları şöyledir:
"OPERE BEYİN TÜMÖRÜ, SAĞ FRONTAL LOBDANOPERE, POSTOP DEĞİŞİKLİK, NÜKS YOK + EPİLEPSİ HASTA İZLEMDE OLUP CEZA İNFAZKURUMU KOŞULLARINDA HAYATINI YALNIZ İDAME ETTİREBİLECEĞİNE İTTİFAKLA KARARVERİLDİ."
17. Anılan rapor üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının27/6/2013 tarihli ve 2012/7-259, 2013/203 sayılı kararı ile tıbbi raporlaragöre başvurucunun hayatını ceza infaz kurumunda idame ettirebileceğigerekçesiyle başvurucunun infazın ertelenmesi (infaza ara verme) talebininreddine karar verilmiştir.
18. Başvurucu 15/7/2013 tarihli dilekçe ile bu karara itirazetmiştir.
19. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/8/2013 tarihli ve2013/366 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine kararverilmiştir.
20. Başvurucu yaklaşık bir yıl sonra yeniden sağlık kurulunasevk edilmiştir.
21. Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 10/7/2014 tarihlive 6490 sayılı raporu ile başvurucunun nadiren epileptik nöbet geçirdiği ancaknöbet geçirdiğinde hızlı müdahale edilmesi için tek başına kalmayacağı birkoğuşta tutulmasının uygun olduğu yönünde oybirliğiyle görüş bildirilmiştir.
22. Anılan rapor üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının25/7/2014 tarihli ve 2012/7-259, 2014/161 sayılı kararı başvurucunun infazınertelenmesi (infaza ara verme) talebinin reddine karar verilmiştir. Anılankararın ilgili kısımları şöyledir:
"... [H]ükümlünündaha evvelki erteleme talebine ilişkin Devlet Hastanesi Baştabipliği'nin12/06/2103 gün ve 2013/3065 sayılı raporu ile hayatını ceza infaz kurumundayalnız idame ettirebileceği bildirildiğinden 27/06/2013 gün ve 2012/7-259 İlam,2013/203 [k]arar no sayılı kararımız ile talebinreddine karar verildiği, hükümlünün tekrar talebi üzerine Denizli DevletHastanesi Baştabipliğinin 10/07/2014 gün ve 6490 [r]apor[n]o sayılı rapor ile hükümlünün epileptik nöbet geçirdiğinde hızlı müdahaleedilmesi için birden fazla kişinin bulunduğu bir koğuşta kalması halindecezaevi koşullarında hayatını tek başına idame ettirebileceği bildirildiğinden,5275 [s]ayılı Yasa'nın 16. [m]addesi gereği sağlıknedeniyle cezasının ertelenmesi/ara verilmesi talebinin reddine, aynı [K]anun'un 98. maddesi gereği kararın tebliğ tarihindenitibaren hükmü veren mahkemeye 7 gün içinde itiraz yolu açık olmak üzere kararverildi."
23. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Erzurum 2. Ağır CezaMahkemesinin 25/8/2014 tarihli ve 2013/516 Değişik İş sayılı kararı ilealdırılan doktor raporları doğrultusunda verilen kararın usul ve yasaya uygunolduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
24. Ret kararı 18/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
25. Başvurucu 15/12/2014 tarihinde süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
26. Başvurucu, sonraki süreçte Ankara 2 No.lu F Tipi YüksekGüvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiş olup başvuru tarihi itibarıylaanılan Cezaevinde bulunmaktadır.
B. İlgili Hukuk
27. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesi şöyledir.
"...
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına,resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancakbu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehliketeşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geribırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığıncabelirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî TıpKurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer CumhuriyetBaşsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülüklerbelirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmungeri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisitarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu,geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemiüzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca,sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde bireryıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir. İncelemesonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geribırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını verenCumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler,bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerinegetirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlindegeri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bukarara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.
...
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.)Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumukoşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımındanağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazıüçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geribırakılabilir."
28. 5275 sayılı Kanun'un"Hükümlünün muayene ve tedavisi" kenar başlıklı 78.maddesi şöyledir:
"(1) Kurumun sağlık koşullarınındüzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimitarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavisonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerintedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.
(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerindetıbbî deney yapılamaz."
29. 5275 sayılı Kanun'un "Hastaneyesevk" kenar başlıklı 80. maddesi şöyledir:
"(1) Hükümlünün sağlık nedeniylehastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl birraporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir."
30. 5275 sayılı Kanun'un"İnfazı engelleyecek hastalık hâli" kenar başlıklı 81.maddesi şöyledir:
"(1) Kurum hekimi veya görevli hekimtarafından yapılan muayene ve incelemeler sonucunda hükümlünün cezasını yerinegetirmesine engel olabilecek hastalığı saptanırsa durum, kurum yönetiminebildirilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu, epileptik nöbetlerin zamansız olarak hiçbirbelirti vermeksizin ani olarak geliştiğini, nöbet esnasında bilincininkapandığını ve dilinin boğazına kaçtığını, anında fark edilip müdahaleedilmediği takdirde hayati tehlike doğduğunu, bu durumun hayatını yalnız başınaidame ettiremeyeceği anlamı taşıdığını ve objektikolarak uygulanan yaptırımın amacı ile orantısız bir sonuç olduğunu, her bireyinhukuken kendinden sorumlu olduğunu ve başkasına bakmakla yükümlü olmadığını,başvuruya konu infaza ara verme talebinin reddine dair kararla yaşamına ilişkinsorumluluğun başkalarına havale edildiğini, cezaevinde olması nedeniyledevletin gözetim ve sorumluluğu altında bulunduğunu, tutulduğu F TipiCezaevinin kendine özgü koşullarının ruh ve beden sağlığına zararlı olduğunu,kronik hastalıkların ilerlemesine ve nüks etmesinezemin hazırladığını ve yaşam hakkını doğrudan etkilediğini, 5275 sayılıKanun'un 16. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince, hapis cezasınıninfazına devam edilmesinin hükümlünün yaşamı için kesin bir tehlike oluşturmasıhâlinde cezanın infazının iyileşinceye kadar geri bırakılması gerektiğini, bunarağmen infazın geri bırakılmadığını, bu nedenle Anayasa'nın 17. maddesininbirinci fıkrasında güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
33. Diğer yandan başvurucu bulunduğu cezaevinin, özel sağlıkdurumu nedeniyle hükmedilen cezadan beklenen amacın ötesinde eza düzeyiniarttıran bir ıstırap mekânı haline geldiğini, ilgili raporlarla defaten tespitedilen şiddetli ve kapsamlı sağlık sorunları sebebiyle, tutulduğu infazkoşullarının sürece yayılmış bir işkence durumunu barındırdığını, devletinözgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilerin insan onuru ile bağdaşan koşullardatutulmalarını sağlama ve infaz ile ilgili uygulamaların bu kişileri cezaevindekalma dolayısıyla zorunlu olarak ortaya çıkan sıkıntı ve üzüntü seviyesindendaha fazla bir ıstıraba maruz bırakmama yükümlülüğü yüklediğini, tam teşekküllüdevlet hastanesinin sağlık kurulu tarafından "tek başına kalmayacağı birkoğuşta tutulmasının uygun olduğu" yönünde görüş bildirildiğini, bugörüşün tek başına hayatını idame ettiremeyeceğinin tespiti mahiyetindeolduğunu, yaşamını idame ettirebilmek için başkalarının varlığına ihtiyaçduymasının, fiziksel acıyı manevi ıstırapla birleştirdiğini, bu nedenlerleAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence vekötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
35. Başvurucunun şikâyetleri, herhangi bir ortamda yalnızkalmasının epilepsi hastalığı nedeniyle yaşamı yönünden risk oluşturması ve budurum nedeniyle cezaevi koşullarında sürekli olarak başkalarının yardımınamuhtaç olmasının manevi yönden ıstırap çekmesine neden olduğu iddialarıetrafında yoğunlaşmaktadır. Başvurucu bunun dışında, cezaevinde bulunduğusırada herhangi bir şekilde epilepsi nöbeti geçirdiğinden veya bunun sonucundaçok ciddi bir hayati tehlike geçirdiğinden söz etmemektedir. Bu nedenle yaşamhakkı yönünden ayrıca incelemeyi gereken özel bir sorun ihtiva etmeyen somutbaşvuruda, başvurucunun öznel durumu ile cezaevi koşulları arasında varolduğunu iddia ettiği uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve manevi (fizikselve psikolojik) sonuçların "insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele"düzeyine ulaşmaması için gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının incelenmesiyeterli görülmüştür.
1. Genel İlkeler
36. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkına sahip olduğu, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır.Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin“insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hükümaltına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).
37. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete kişilerin işkence veeziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye -bumuameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa dahi- maruz bırakılmalarınıengelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir. Dolayısıyla yetkililerinbildikleri ya da bilmeleri gerektiği bir kötü muamele tehlikesiningerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda devletin,17. maddenin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilir. (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).
38. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındahukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrumbırakılabilirlerken (İbrahim Uysal,B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alanı kapsamında bulunan diğer hakve özgürlüklere sahiptirler. Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevindegüvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olmasıdurumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,19/11/2014, § 35).
39. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Kimse insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” şeklindekikural, hükümlü ve tutuklulara yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı 2. maddesinin (2)numaralı fıkrasında "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane,insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." veyine Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde"Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insanonuruna saygının korunmasını sağlayan maddi ve manevi koşullar altındaçektirilir." şeklinde düzenleme ile açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıylatutuklamaya veya hapis cezasına mahkûmiyete ilişkin bir kararın yerinegetirilmesi için sağlanacak şartlar, insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikteolmalıdır (Turan Günana,§ 36).
40. Cezaevlerinde tutulan kişilerin maruz kaldığı maddikoşulların Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebilmesi içinasgari bir eşiğe ulaşmış olması gerekir. Belirtilen asgari eşiğe ilişkindeğerlendirilme; tutma koşulları ile ilgili tüm veriler, özellikle demuamelenin süresi, fiziksel ya da ruhsal etkileri ve bazen de mağduruncinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu dikkate alınarak yapılmalıdır (K. A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015,§ 93; Rıda Boudraa, B. No:2013/9673, 21/1/2015, § 60).
41. Bir muamelenin “insanlık dışı” olarak nitelendirilebilmesiiçin bunun tasarlanarak uygulanmış olmasının yanında bedensel yaralanma ya dafiziksel veya ruhsal acıya sebebiyet vermesi diğer taraftan bir muamelenin“aşağılayıcı” olarak nitelendirilebilmesi için mağdurlarını rencide edecek veküçültecek ölçüde onlara korku, endişe, aşağılanma gibi duyguları hissettirmesigerekir (K. A., § 94; Rıda Boudraa, § 61).
42. Anayasa’nın 17. maddesi cezaevinde tutulan bir hükümlü veyatutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekildeolmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindekidavranışların, mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olankaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir durumasokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesindemahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvencealtına alınması ve gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışırkoşulların sağlanması için gereklidir (TuranGünana, § 39). Bu çerçevede hasta birkişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulması da Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muamele olarak kabul edilebilir (Murat Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016,§ 65).
43. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insanonuruna uygun tutma koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınantedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi tutukluluğa bağlı kaçınılmaz üzüntüseviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini kabul etmekgerekir (Fatih Hilmioğlu, B. No:2014/648, 18/9/2014, § 65). Ayrıca Anayasa'nın tutuklu bir kimsenin sağlıkgerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir "genel zorunluluk"getirmediğini ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsalrahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlu tutulabileceğitutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması hâlinde budurumun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebileceğini belirtmekgerekir (Fatih Hilmioğlu, § 66).
44. Özgürlüğünden yoksun bırakılmakta olan kişilerin hastaolmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbiyardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiğigibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğübakımından tehlike arz eden acil bir duruma ya da ağır veya uzun süreli bir acıçekmesine sebebiyet verilmiş olması veya belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamaklabirlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres,huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşullarıçerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacakciddiyette olması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlaledildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğündenyoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir.
45. Bedensel engeli nedeniyle yaşamını tek başına idameettiremeyen veya mevcut hastalığı nedeniyle yalnız kalması yaşamı yönünden riskoluşturan kişinin durumunun tutulduğu koşullarla uyumsuz hale gelmiş olması dao kişinin mutlak surette salıverilmesini gerektirmez. Bununla birlikte, kişininöznel durumu ile tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddive manevi (fiziksel ve psikolojik) sonuçların "insan haysiyeti ilebağdaşmayan muamele" düzeyine ulaşmaması için bir takım tedbiler alınması gerekir.
2. İlkelerin Olaya Uygulanması
46. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan kişinin durumununtutulduğu koşullarla uyumsuz hale gelmiş olması, o kişinin mutlak surettesalıverilmesini gerektirmez. Başvurucunun durumunun da bu çerçevededeğerlendirilmesi ve öznel durumu ile tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğugiderecek tedbirlerin alınıp alınmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekir.
47. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),Sözleşme'nin -tedavisi imkânsız bir hastalığa yakalanılmış olsa da- sağlıknedenleriyle, tutulu bulunan bir kişinin serbest bırakılması “genelyükümlülüğünü” üye devletlere yüklemediğini, bununla birlikte çok istisnai veciddi koşullarda, iyi bir ceza adaletinin gerçekleştirilmesi adına insaninitelikli birtakım tedbirlerin alınmasının gerekli olduğu durumların ortayaçıkmasının mümkün olduğunu kabul etmektedir. AİHM'egöre kişilerin klinik tablosu özgürlükten yoksun bırakılmayı gerektiren infazşekillerinde dikkate alınması gereken unsurlardan birini oluşturmaktadır. Buhusus özellikle ölümcül hastalığa yakalanmış kişiler veya sağlık durumu süreklişekilde cezaevi koşulları ile uyumsuz hâle gelmiş kişilerin tutulmaları ileilgili durumlarda geçerlidir (GülayÇetin/Türkiye, B. No: 44084/10, 5/3/2013, § 102).
48. Başvurucu beyanına göre 28/4/2009 tarihinde Ankara NumuneEğitim ve Araştırma Hastanesinde beyin tümörü ameliyatı olmuş ve epileptiknöbetler geçirmeye başlamıştır. Denizli Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun24/5/2012 tarihli raporu ile başvurucunun nadiren epileptik nöbet geçirdiği,ancak nöbet geçirdiğinde hızlı müdahale edilmesi için tek başına kalmayacağıbir koğuşta tutulmasının uygun olduğu bildirilmiştir. Anılan Sağlık Kurulunun12/6/2013 tarihli raporunda da benzer tıbbi tespitlere yer verilerek cezaevikoşullarında hayatını yalnız başına idame ettirebileceği yönünde oybirliğiylegörüş bildirilmiştir. Bu rapora istinaden başvurucunun infazın ertelenmesi(infaza ara verme) talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucu yaklaşık biryıl sonra yeniden hastaneye sevk edilmiş ve aynı Sağlık Kurulu tarafındandüzenlenen 10/7/2014 tarihli raporda önceki raporlarla aynı tespitlere yerverilmiştir. Anılan rapora istinaden başvurucunun infazın ertelenmesi (infazaara verme) talebinin tekrar reddine karar verilmiştir.
49. Başvurucunun sağlık durumuyla ilgili raporlarda,hastalığının cezaevinde bulunma nedeniyle tek başına yaşamını sürdürmesineengel olmadığı belirtilmiş olup rahatsızlığın geri dönülmez bir noktayaulaştığı yönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Başvurucu, rahatsızlığınıncezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerlekötüleştiği ve bu nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılmanedeniyle ortaya çıkan ızdırap ve acının ötesinde birızdırap ve acıya maruz kaldığı yönünde bir delilortaya koymamıştır.
50. Epileptik nöbetler geçirmeye başladıktan sonra cezaevinde üçkişilik odada tutulmaya başlandığını ifade eden başvurucu bu uygulamada sağlıkdurumuyla uyumsuzluk oluşturacak herhangi bir değişikliğe gidildiğine dair birbilgi sunmamıştır. Öte yandan başvurucu, Cezaevinde bulunduğu sırada herhangibir şekilde epilepsi nöbeti geçirdiğinden, böyle bir nöbetsonrası yaşadıklarından, hiç veya yeterli düzeyde tıbbi yardımsağlanmadığından, aynı odayı paylaştığı hükümlülerin mevcut rahatsızlığınedeniyle sergiledikleri olumsuz tutumlarından söz etmemiştir.
51.Başvurucunun yukarıda zikredilen raporlarla tespit edilen sağlıkdurumuna rağmen hakkında alınan tedbirlerin yetersiz olduğu ve mahkûmiyetkararına bağlı hapis cezasının infaz koşullarının buna bağlı kaçınılmaz üzüntüseviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe soktuğu ve dolayısıylabaşvurucunun hapis cezasının infazına devam edilmesinin insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağını ihlal etmediğinden başvurunun açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
52. Açıklanan nedenlerle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.