TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAYDAR YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3394)
Karar Tarihi:6/4/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Haydar YILMAZ
Vekili
:
Av. Mustafa BAŞARANOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru "kaçakçılıksuçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve kaçakçılık" suçlarınınişlendiği iddiasıyla açılan kamu davasının makul sürede sonuçlandırılamaması veYargıtay 7. Ceza Dairesince zamanaşımına bağlı olarak kamu davasının ortadankaldırılması nedeniyle aklanılmaması iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/5/2013 tarihinde Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 20/2/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş 3/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2004 tarihli ve2004/485-40 sayılı iddianamesi ve 17/3/2004 tarihli ve 2004/485-40 sayılı ekiddianameyle "kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak vekaçakçılık" suçlarını işledikleri iddiasıyla başvurucu ve diğer on beşşüpheli hakkında kamu davası açılmıştır.
8. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi 25/10/2011 tarihli veE.2004/50, K.2011/432 sayılı kararı ile başvurucunun "kaçakçılık suçunuişlemek amacıyla teşekkül oluşturmak" suçundan beraatine,başvurucu hakkında "kaçakçılık" suçundan açılan kamu davasının isezamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar vermiştir.
9. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin4/3/2013 tarihli ve E.2012/9621, K.2013/5192 sayılı ilamı ile başvurucuhakkında 30/1/2004 ve 17/3/2004 tarihli iddianameler ile teşekkül hâlindekaçakçılık suçundan dolayı dava açılmış olması karşısında eylem tek olduğuhâlde iki ayrı suçtan dava açılmış gibi eylem bölünerek hem beraat hemzamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verilmesinin Kanun'a aykırıgörüldüğü gerekçesiyle hükmün bozulmasına ancak suç tarihinde yürürlüktebulunan ve lehe hükümler içeren 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk CezaKanunu'nun 102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104.maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen zamanaşımı süresi dolduğundan başvurucuhakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasınakarar verilmiştir.
10. Karar, başvurucuya 2/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu 15/5/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı mülga Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5. maddesinin birincive ikinci fıkraları; 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104. maddesininikinci fıkrası.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 6/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
14. Başvurucu; Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülensoruşturma kapsamında 30/1/2004 tarihli iddianame ve 17/3/2004 tarihli ekiddianame ile "kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak vekaçakçılık" suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açıldığını,Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen hükümüzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince zamanaşımı nedeniyle kamu davasının ortadankaldırılmasına karar verildiğini, makul sürede yargılama yapılmadığını,yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle ticari itibarının zedelendiğini veaklanamadığını belirterek masumiyet karinesi ile adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğindebaşvurunun, kovuşturmaya konu eylemden dolayı yapılan yargılamanın makul süredesonuçlanmadığı ve Yargıtayca beraat kararınınonanması yerine dava zamanaşımı nedeniyle hakkındaki kamu davasınındüşürülmesine karar verilerek masumiyet karinesinin ihlali ile ilgili olduğuanlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun tüm iddiaları "mahkemeyeerişim" ve "makul sürede yargılanma" hakları ile ilişkiligörülerek bu kapsamda değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
16. Başvuru konusu olayda başvurucu, “kaçakçılık suçunu işlemekamacıyla teşekkül oluşturma ve kaçakçılık” suçlarını işlediği iddiasıylahakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine kararverildiğini, yargılama makul sürede sonuçlandırılamadığı için aklanamadığınıbelirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
17. Bakanlık görüşünde Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanbaşvurucunun “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçunuişlediği sabit olmadığından beraatine ve başvurucuhakkında “kaçakçılık” suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyleortadan kaldırılmasına karar verildiği, Yargıtay 7. Ceza Dairesince de suçakonu eylemin tek olduğu ve aynı zamanda hem beraat hem zamanaşımı nedeniyleortadan kaldırma kararı verilemeyeceğinden Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesikararının bozularak zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, hemİlk Derece Mahkemesinin hem temyiz merciinin başvurucunun suçlu olduğuna dairbir imada bulunmadığı, dolayısıyla başvurucu hakkında yapılan yargılamadamasumiyet karinesinin ihlal edilmediği bildirilmiştir.
18. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşıbeyanda bulunmamıştır.
19. Başvuru konusu olayda, başvurucu ve diğer on beş şüphelihakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2004 tarihli iddianamesi ve17/3/2004 tarihli ek iddianamesi ile “kaçakçılık suçunu işlemek amacıylateşekkül oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davasıaçılmıştır. Yargılamanın yapıldığı Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, tüm delillerideğerlendirerek 25/10/2011 tarihli kararı ile başvurucunun “kaçakçılık suçunuişlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçunu işlediği yönünde mahkûmiyetineyeterli her türlü kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı, somut delil eldeedilemediği ve suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e)bendi gereğince beraatine ve başvurucu hakkında“kaçakçılık” suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadankaldırılmasına karar vermiştir.
20. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesincebaşvurucunun temyiz itirazları incelenmiş ve 4/3/2013 tarihli ilâm ile suçakonu fiilin tek olduğu ve bunun da “teşekkül hâlinde kaçakçılık” suçu olduğubelirtilerek iki ayrı suçtan dava açılmış gibi fiil bölünerek hem beraat hemzamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verilmesinin Kanun’a aykırı olduğugerekçesiyle hükmün bozulmasına ancak suç tarihinde yürürlükte bulunan 765sayılı mülga Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile104. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zamanaşımı süresi dolduğundan başvurucuhakkında açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. 5271sayılı Kanun’un 223. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre derhâl beraatkararı verilebilecek hâllerde düşme kararı verilemez. Somut olayda başvurucuhakkında Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun “kaçakçılık suçunuişlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçundan beraatinekarar verilmiş ancak Yargıtay tarafından tüm dosya kapsamı ve Mahkemece verilenkarar incelenmiş; anılan beraat kararı bozularak zamanaşımı nedeniyle kamudavasının düşmesi yönünde hüküm kurulmuştur.
21. Mahkemeye erişim hakkı, suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklardasuçlanan kişiye davasının mutlaka devam etmesini isteme hakkı tanımaz; suçlanankişiye hakkındaki isnadın bir hâkim, bir mahkeme tarafından karara bağlanmasınıisteme hakkı tanır (Deweer/Belçika, [BD], B. No: 6903/75, §§ 48,49). Bu bakımdan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi,ceza davalarının mutlaka bir mahkûmiyet ya da beraat hükmü ilesonuçlandırılmasını isteme hakkını içermez (RamazanYıldız, B. No: 2014/2354, 16/10/2014, § 30).
22. 765 sayılı mülga Kanun'un 117. maddesi uyarınca gerek davagerek ceza zamanaşımı resen tatbik olunur, bundan ne sanık ve ne de mahkûmvazgeçemez. Kanun koyucu, ilk derece mahkemelerinin iş yükünün artmaması içinsanıklara zamanaşımını ret hakkı tanımamıştır.Ayrıcabaşvurucu hakkında verilen "düşme" kararı, herhangi bir suçlayıcıveya cezai ifade barındırmamakta ve başvurucunun adli siciline işlenmemektedir(Ramazan Yıldız, § 31).
23. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, zamanaşımı nedeniyle kamudavasının düşmesine karar verilmesi sonucu aklanamadığı yönündeki iddiasınayönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul SüredeSonuçlandırılamadığına İlişkin İddia
24. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
25. Başvurucu, hakkında açılan kamu davasının makul süredesonuçlandırılamadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
26. Bakanlık, makul sürede yargılanma hakkının ihlaliiddialarına ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
27. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp(Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yeralan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunundayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilenilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davalarınen az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının göreviolduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliğiilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergün ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 38, 39).
28. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar; birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergün ve diğerleri, §§ 41–45).
29. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarıncakişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul süredekarara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B.E., B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31).Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında “kaçakçılık suçunu işlemek amacıylateşekkül oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturmabaşlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 4926 sayılı mülgaKanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5. maddesinin birincifıkrasında hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Buçerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B.E.,§ 32).
30. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkilimakamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama vegözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anı ya da kamu davasının açıldığıtarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığıncabaşvurucu hakkında kamu davasının açıldığı 30/1/2004'tür. Ceza yargılamasındasürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığıtarih olup somut başvuru açısından bu tarih, Yargıtay tarafından zamanaşımınedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği 4/3/2013'tür ( Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).
31. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde başvurucuve diğer on beş şüpheli hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2004tarihli iddianamesi ve 17/3/2004 tarihli ek iddianamesi ile “kaçakçılık suçunuişlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işledikleriiddiasıyla kamu davası açıldığı tespit edilmiştir. Mersin 1. Ağır CezaMahkemesince yapılan yargılamada başvurucu ve diğer sanıkların savunmaları iletanık beyanlarının alındığı, gümrük müfettişi raporları ve kaçakçılığa konueşyaya ilişkin bilirkişi raporları incelenerek 25/10/2011 tarihli karar ilebaşvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçundanberaatine, başvurucu hakkında “kaçakçılık” suçundanaçılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına kararverildiği belirlenmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 7. CezaDairesinin 4/3/2013 tarihli ilâmı ile hükmün bozulmasına, ancak zamanaşımı süresidolduğundan, başvurucu hakkında açılan kamu davasının ortadan kaldırılmasınakarar verildiği anlaşılmıştır.
32. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlarverilmiştir (B.E., §§ 23-41; Ersin Ceyhan, §§ 24-40).
33. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gerekenusul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortayakoymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusudokuz yıl bir aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
36. Başvurucu 250.000 TL tazminatın ödenmesi talebindebulunmuştur.
37. Bireysel başvuru dosyasının incelenmesi sonucundabaşvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
38. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin dokuz yıl biraylık yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğusebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
39. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekalet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan ve 1.800 TLvekalet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığa GÖNDERİLMESİNE
6/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.