TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAYRETTİN KİBAR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2328)
Karar Tarihi: 10/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 6/6/2015-29378
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucular
:
Hayrettin KİBAR
Cemil GÜÇCÜKBAYRAK
Yüksel AÇIKGÖZ
Bülent EREN
Vekilleri
:
Av. Mehmet Kaan KOÇALİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, tabi olduklarıtoplu iş sözleşmesi gereği yapılan %10’luk ücret zammının daha sonra imzalananbir protokolle kaldırıldığını, ayrıca maaşlarından hukuka aykırı kesintileryapıldığını ileri sürerek açtıkları alacak davalarının reddedilmesi veyargılamaların makul süreyi aşması nedenleriyle adil yargılanma, mülkiyet veçalışma haklarının ihlal edildiğini belirterek, yargılamanın yenilenmesi vemanevi zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular, 5/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyonasunulmalarına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Komisyon tarafından, kabuledilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyaların Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından, kabuledilebilirlik ve esas incelemelerinin birlikte yapılmasına ve dosyaların birörneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 7/8/2013, 25/9/2013 ve 27/9/2013 tarihli yazılarıbaşvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular yasal süresi içinde karşıbeyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuşlardır.
6. Başvurucu Hayrettin Kibartarafından yapılan 2013/2328 sayılı bireysel başvuru dosyası, Cemil Güçcükbayrak tarafından yapılan 2013/2329 sayılı bireyselbaşvuru dosyası, Yüksel Açıkgöz tarafından yapılan 2013/2330 sayılı bireyselbaşvuru dosyası ve Bülent Eren tarafından yapılan 2013/2331 sayılı bireyselbaşvuru dosyası, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle birleştirilmiş, incelemeye2013/2328 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden devam edilmiştir
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucular, tabi oldukları5. Dönem Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinde öngörülen %10’luk zammın yapılan birprotokolle kaldırıldığını ve ücretlerinde indirime gidildiğini, ayrıcamaaşlarından “ön teşhis sağlık merkezisandığı” ve “spor yardımı”başlıkları altında hukuka aykırı birtakım kesintiler yapıldığını belirterek, 1/3/2007 ve 22/2/2007 tarihlerinde işveren Kardemir KarabükDemir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. aleyhine alacak davası açmışlardır.
9. Karabük İş Mahkemesi, 23/7/2013 tarihinde verdiği E.2007/123, K.2010/124;E.2007/71, K.2010/119; E.2007/45, K.2010/113 ve E.2007/47, K. 2010/114 sayılıkararlarıyla; yürürlükteki toplu iş sözleşmesinde değişiklik yapılması,sözleşme ile kabul edilen bir kısım hakların kaldırılması ya da eksiltilmesininmümkün olduğu, yapılan değişikliklerin ileriye dönük olarak geçerlilikkazandığı, davacı işçilerin uzun süre, yapılan bu değişikliği kabul ederek veitiraz etmeksizin ücretlerini aldıkları, işçi ücretlerinden yapılankesintilerin ise sendika üyelik aidatı adı altında yapılmadığı ve bu kesintilerkarşısında çalışanlara bir kısım ayrıcalıklar tanındığı, davacılarınayrıcalıklardan yararlanmak istemediklerine ilişkin başvuruları da bulunmadığı,bu sebeple kesintilerin hukuka uygun olduğu ve davacıların alacaklarıbulunmadığı gerekçesiyle davaların reddine hükmetmiştir.
10. Başvurucuların temyiziüzerine kararlar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28/1/2013tarih ve E.2010/41203, K.2013/3120 sayılı, 30/1/2013 tarih ve E.2010/41173,K.2013/3513 sayılı, 30/1/2013 tarih ve E. 2010/41172, K. 2013/3512 sayılı, 7/2/2013 tarih ve E.2010/41838, K.2013/4574sayılı kararları ile onanmıştır.
11. Onama kararlarıbaşvuruculara, 8/3/2013 ve 21/3/2013 tarihlerindetebliğ edilmiştir.
12. Başvurucular, 5/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgiliHukuk
13. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası,30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birincifıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (bkz. B.No:2013/5468, 18/6/2014, §§ 12–17)
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların5/4/2013 tarih ve 2013/2328 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
15. Başvurucular, tabi oldukları toplu iş sözleşmesi kapsamında öngörülen %10ücret zammının kaldırılması ve ücretlerinden yapılan kesintiler nedeniyleaçtıkları alacak davalarının yasalara ve içtihatlara aykırı olarakreddedildiğini, ayrıca söz konusu yargılama süreçlerinin makul süreyi aştığınıbelirterek, adil yargılanma, mülkiyet ve çalışma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
16. Başvuru dilekçeleri veekleri incelendiğinde başvurucuların, Karabük İş Mahkemesinde açtıkları alacak davalarının reddedilmesinedeniyle, mülkiyet, çalışma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürdükleri anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlaliddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyibizzat yapmaktadır. Başvurucuların anılan iddiaları yargılamaların sonuçlarıitibarıyla adil olmadıklarına yönelik olup, söz konusu iddialar adil yargılanmahakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucuların makulsürede yargılama yapılmaması nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlaliiddiaları ayrıca değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. YargılamalarınSonuçları İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
17. Başvurucular, açtıklarıalacak davalarının yasalara ve içtihatlara aykırı olarak reddedildiğinibelirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
18. Adalet Bakanlığı görüşünde,başvurucuların yargılamaya konu ettikleri uyuşmazlığın özel hukuk kişileriarasında gerçekleştiği, Devletin bu yöndeki sorumluluğunun pozitifyükümlülükler ile sınırlı olduğu, yargılama süreçleri incelendiğinde pozitifyükümlülüklerin yerine getirilmediğine yönelik bir emare bulunmadığıbelirtilmiştir.
19. Başvurucular AdaletBakanlığı görüşüne karşı beyanlarında, Devletin gerekli korumayı sağlayamayarakdolaylı olarak haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
20. Anayasa'nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz."
21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, . açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
22. 6216 sayılı Kanun'un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
23. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 26).
24. Somut olayda başvurucularaçtıkları alacak davalarında, tabi oldukları 5. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin52. maddesinin "2.yıl 1.altı aylıkücret zammı " başlıklı (B)fıkrasının birinci bendinde 1/1/2002 tarihinde işyerinde çalışmakta olan işçilerin 31/12/2001 tarihi itibarıyla almaktaoldukları ücretlerine 1/1/2002 tarihinden geçerli olmak üzere %10 oranındaücret zammı yapılmasının öngörüldüğünü, ancak 27/2/2002 tarihinde yapılan birprotokolle yürürlüğe giren söz konusu ücret zammının 1/3/2002 tarihi itibarıylakaldırılarak ücretlerde indirime gidildiğini, oysa ücret artış hükmünün artışzamanından sonra değiştirilemeyeceğini, toplu iş sözleşmesini değiştirenprotokolün yetkili kişilerce yapılıp yapılmadığının da belirsiz olduğunu,ayrıca ücretlerinden toplu iş sözleşmesine konulan hükümlerle “ön teşhis sağlık merkezi sandığı” ve “spor yardımı ( beden eğitimi)” başlıklarıaltında bazı kesintiler yapıldığını, bu kesintilerin yasalara ve Yargıtayiçtihatlarına aykırı olduğunu belirterek, ücret farkı alacaklarının davalıdantahsiline karar verilmesini talep etmişler, davalı şirket ise davanın reddiniistemiştir.
25. Mahkeme, şahsi sicildosyaları, sigorta kayıt ve belgeleri, ön teşhis sağlık merkezi kayıtları,Kardemir Karabük Spor Tüzüğü, Toplu İş Sözleşmesi Tadilat Protokolü, davalışirketin bilanço örnekleri, 08/02/2002 tarih 2002/4429 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Gençlik Spor Genel Müdürlüğüyle yapılanprotokol örneği ve Yargıtay ilam örneklerini incelemiş, bilirkişi raporları vebaşvurucuların bilirkişi raporlarına karşı beyanları alınmış, görülmekte olandavalarla aynı mahiyette başka davalar da açıldığı tespit edilmiş, davacısıdışında davalısı ve dava konusu ile dava sebebi aynı olan bu dosyalarda alınanbilirkişi raporlarında davacıların taleplerinin yerinde olmadığınınbelirtildiği ve Mahkemenin bu bilirkişi raporlarını esas alarak verdiğikararların Yargıtay ilamları ile de onandığı belirtilerek, dosya kapsamındaalınan bilirkişi raporları hükme esas alınmamış, diğer davalarda alınan raporlardosya kapsamına uygun bulunarak hükümlere esas alınmıştır. Tüm bu delillerindeğerlendirilmesi sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçe (bkz. § 9) iledavaların reddine hükmedilmiştir. Yargıtay tarafından usul ve yasaya uygunbulunan kararlar onanmıştır.
26. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucuların iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkinolduğu anlaşılmaktadır.
27. Başvurucular, yargılamasüreçlerinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıklarıgibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturanherhangi bir durum da tespit edilememiştir.
28. Açıklanan nedenlerle,başvurucular tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyetiniteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açıkkeyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması"nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılama Sürelerinin Makul Olmadığı İddiası
29. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, başvurucuların yargılamaların uzunluğuna ilişkinşikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
30. Başvurucular, 22/2/2007 ve 1/3/2007 tarihlerinde açtıkları alacakdavalarının makul sürede tamamlanmadıklarını belirterek adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
31. Adalet Bakanlığı görüşünde,yargılamaların uzamasında başvurucular vekilinin vermiş olduğu mazeretdilekçeleri ile katılmadığı duruşmaların ve yükletilen ara kararların yerinegetirilmemesinin etkili olduğu ifade edilmiştir.
32. Başvurucular AdaletBakanlığı görüşüne karşı beyanlarında, yargılama sürelerinin uzamasındakusurları olduğu iddiasını kabul etmediklerini ifade etmişlerdir.
33. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortayaçıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§38–39).
34. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
35. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolaylarda, işçi alacaklarının tahsili istemli davaların söz konusu olduğugörülmekle, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinegöre yürütülen somut yargılama faaliyetlerinin, medeni hak ve yükümlülüklerikonu alan yargılamalar olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
36. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih başvuruculardanHayrettin Kibar için 1/3/2007, diğer başvurucular için22/2/2007 tarihleridir.
37. Sürenin bitiş tarihi iseyargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 52). Somut başvuru açısındansürenin bitiş tarihlerinin Yargıtay onama kararlarının verildiği tarihler olan, başvuruculardan Hayrettin Kibar için 28/1/2013, Cemil Güçcükbayrak veYüksel Açıkgöz için 30/1/2013, son olarak Bülent Eren için 7/2/2013 tarihleriolduğu anlaşılmaktadır.
38. Makul sürede yargılanmahakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olanbaşvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceğigerek çalışma barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, işuyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel biritina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanıkoruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genelmahkemelerin dışında, sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılamasısistemi ihdas ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkünolduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B.No: 2013/772, 7/11/2013, § 59).
39. 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seriyargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına dauygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulüyazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa birincelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecekdava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §§ 64-65).
40. Başvuruya konu her biriyaklaşık altı yıl süren yargılama süreçleri incelendiğinde; süreçlerin üç yıldört aylık kısımlarının ilk derece mahkemesinde, iki yıl altı aylıkkısımlarının ise temyiz incelemesinde geçtiği anlaşılmaktadır. Yargılamalarsırasında, ara kararların yerine getirilmesi ve duruşmalara katılımnoktalarında yargılama sürelerinin uzamasında etkili olan ve başvurucuvekillerine atfedilebilecek tutum ve davranışlar tespit edilmiştir. Bu tutum vedavranışların yargılama sürelerine etkilerinin, başvuruculardan HayrettinKibar’ın açtığı E.2007/123 sayılı dosya için dört aylık, diğer davadosyalarında ise yaklaşık onar aylık süreleri kapsadıkları anlaşılmıştır.Yargılama süreçlerinde birden çok kez bilirkişi raporu ve ek raporlar alındığı,başvurucu vekillerinin tutum ve davranışları dışında yargılamaların uzamasındabüyük oranda, bilirkişi raporlarının temininde ve Yargıtay önünde geçensürelerin etkili olduğu anlaşılmaktadır. İş ilişkisinden kaynaklananuyuşmazlıkların niteliği, başvurucular açısından taşıdıkları değer vebaşvurucuların davalardaki menfaatleri de dikkate alındığında, sonuç olarakbaşvuruya konu yargılama süreçlerinin makul görülemeyecek derecede uzun süredetamamlandıkları görülmektedir.
41. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama süreçlerinin iş mahkemeleri önündesürdüğü görülmekle, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ilemedeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılamafaaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortayakoyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 13).
42. 5521 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).
43. Başvuruya konu yargılamasüreçlerinin değerlendirilmesi neticesinde, hukuki meselenin çözümündekigüçlük, maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılanengeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkatealındığında davaların karmaşık nitelik taşımadıkları, başvurucuların tutum vedavranışlarıyla ya da usuli haklarını kullanırkenözensiz davranarak yargılamanın uzamasına tamamıyla sebep olmadıkları dadikkate alınarak, somut başvurular açısından farklı bir karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık altı yıllık yargılamasüreçlerinde makul olmayan gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
44. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
45. Başvurucular, yargılamalarınmakul sürede sonuçlandırılmamaları nedeniyle herbiri için 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
46. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
47. Başvurucuların tarafıoldukları uyuşmazlığa ilişkin her biri yaklaşık altı yıl süren yargılamasüreçleri nazara alındığında, yargılama faaliyetlerinin uzunluğu sebebiyle,yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında,yargılama süreçlerinin uzamasında başvuruculara atfedilebilecek kusur oranlarıdikkate alınarak ve talep edilen manevi tazminat miktarlarıyla bağlı kalınarak,başvurucuların her birine net 1.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
48. Başvurucular tarafından ayrıayrı yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1.Yargılamaların sonuçları itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuların her birine net 1.000,00 TL manevi TAZMİNATÖDENMESİNE,
D. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 198,35 TL harçtanoluşan yargılama giderinin ayrı ayrı BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE, 1.500,00 TLvekâlet ücretinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/03/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLEkarar verildi.