TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAYREDDİN GÜZEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2075)
Karar Tarihi: 22/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
Hayreddin GÜZEL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, "zimmet"suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davada gerekçesiz şekildetutuklama kararları verilerek özgürlüğünün kısıtlandığını, hakkında kesinleşmişmahkûmiyet kararı olmadığı halde görevine son verildiğini, yargılamanın halendevam ettiğini ve makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, masumiyetkarinesi ve adil yargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 17/2/2014 tarihinde Batman 1. Ağır CezaMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 16/6/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 17/10/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 25/11/2014 tarihli görüş yazısıbaşvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu süresi içinde, Adalet Bakanlığı görüşünekarşı beyanlarını sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetleşöyledir:
7. Başvurucu, PTT Genel Müdürlüğü Teftiş KuruluBaşkanlığının 21/7/2000 tarihli yazısı ile bazı havale kabul ve ödemeişlemlerinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla görevinden uzaklaştırılmıştır.
8. Başvurucu, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 25/8/2000tarihli ve 2000/612 Sorgu sayılı kararı ile "zimmet"suçundan tutuklanmıştır.
9. Başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, BatmanCumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2000 tarihli ve E.2000/2540 sayılı iddianamesiile "ihtilasenzimmet, dolandırıcılık ve görevi ihmal" suçlarını işledikleriiddiasıyla kamu davası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/160sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
10. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 3/11/2000 tarihli duruşmadabaşvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
11. Başvurucu, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 5/12/2001tarihli ve 2001/1082 Sorgu sayılı kararı ile "zimmet"suçundan tekrar tutuklanmıştır.
12. Başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, BatmanCumhuriyet Başsavcılığının 6/12/2001 tarihli ve E.2001/2146 sayılı iddianamesiile "müteselsilennitelikli zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmetin doğmasını ve artmasınısağlamak, görevi ihmal ve suçun belirti ve delillerini yok etmeye yönelikfaaliyette bulunmak" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamudavası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/521 sayılı dosyasınakaydedilmiştir.
13. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 25/12/2001 tarihindebaşvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
14. Mahkemece, 12/2/2002 tarihinde E.2001/521 sayılı davadosyası, E.2000/160 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş, yargılamayaE.2000/160 sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmiştir.
15. Mahkemece, 23/11/2004 tarihli ve E.2000/160, K.2004/246sayılı karar ile toplam on bir kişi hakkında hüküm kurulmuş, başvurucunun "zimmetin doğması ve artmasına neden olma vegörevi kötüye kullanma" suçlarından mahkûmiyetine kararverilmiştir.
16. Başvurucunun, 27/12/2005 tarihinde, yeniden göreve dönmetalebiyle PTT Genel Müdürlüğüne yaptığı başvuru, Genel Müdürlüğün 16/1/2006tarihli ve 417 sayılı yazısı ile reddedilmiştir.
17. Başvurucu, PTT Genel Müdürlüğünün 16/1/2006 tarihliişleminin iptali istemiyle Ankara 13. İdare Mahkemesinde dava açmış, Mahkemece,24/5/2007 tarihli ve E.2006/549, K.2007/708 sayılı karar ile davanın reddinekarar verilmiş ve anılan karar Danıştay OnikinciDairesinin 13/11/2009 tarihli ve E.2007/5279, K.2009/6215 sayılı ilâmı ileonanmıştır.
18. Başvurucu tarafından temyiz edilen Batman Ağır CezaMahkemesinin 23/11/2004 tarihli kararı, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 8/2/2010tarihli ve E.2006/437, K.2010/679 sayılı ilâmı ile bozulmuştur.
19. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece,1/6/2010 tarihli ve E.2010/94, K.2010/130 sayılı karar ile başvurucu hakkında "zimmet ve denetim görevini ihmal"suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine kararverilmiştir.
20. Karar katılan PTT Genel Müdürlüğü tarafından temyizedilmiş, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 24/10/2013 tarihli ve E.2012/8959,K.2013/10134 sayılı ilâmı ile "denetimgörevini ihmal" suçundan verilen düşme kararı onanmış, "zimmet" suçundan verilen düşmekararı bozulmuştur.
21. Bozma sonrasında, Batman ilinde 2. Ağır Ceza Mahkemesininkurulması üzerine, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/10 sayılı dosyasınakaydedilen davada yargılama devam etmektedir.
22. Başvurucu, 17/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
23. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun202. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 17/2/2014 tarih ve 2014/2075 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca "zimmet" suçunu işlediğiiddiasıyla 29/8/2000 tarihinde hakkında açılan kamu davasında, yargılamanınhalen devam ettiğini ve makul sürede sonuçlandırılamadığını, 25/8/2000 ilâ3/11/2000 ve 5/12/2001 ilâ 25/12/2001 tarihleri arasında tutuklu yargılandığınıve bu nedenle hürriyetinin kısıtlandığını, tutukluluğunun devamına ilişkinkararların gerekçesiz olduğunu, suçluluğu hükmen sabit olmadığı halde suçluilan edilerek görevine son verildiğini belirterek, masumiyet karinesi ve adilyargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası
26. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihaiişlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler."
27. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme'nin zaman bakımından yetkisi ancak butarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireyselbaşvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılantarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetkikapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).
28. Başvurucu, 25/8/2000 ilâ 3/11/2000 ve 5/12/2001 ilâ25/12/2001 tarihleri arasında tutuklu yargılandığını ve bu nedenle hürriyetininkısıtlandığını, tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçesiz olduğunubelirterek, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Adalet Bakanlığı, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlaliiddialarını ilişkin görüş sunmamıştır.
30. Başvurucu, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 25/8/2000tarihli kararı ile "zimmet"suçundan tutuklanmıştır. Başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, BatmanCumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2000 tarihli iddianamesi ile "ihtilasen zimmet,dolandırıcılık ve görevi ihmal" suçlarını işledikleriiddiasıyla kamu davası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/160sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 3/11/2000 tarihliduruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
31. Başvurucu, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 5/12/2001tarihli kararı ile "zimmet"suçundan tekrar tutuklanmış, başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, BatmanCumhuriyet Başsavcılığının 6/12/2001 tarihli iddianamesi ile "müteselsilennitelikli zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmetin doğmasını ve artmasınısağlamak, görevi ihmal ve suçun belirti ve delillerini yok etmeye yönelikfaaliyette bulunmak" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamudavası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/521 sayılı dosyasınakaydedilmiştir. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 25/12/2001 tarihinde başvurucununtahliyesine karar vermiştir.
32. Başvurucunun tutukluluğa ilişkin şikayetlerinin 23/9/2012tarihinden önceki döneme ait olduğu anlaşıldığından, zaman bakımından AnayasaMahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.
33. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun özgürlük ve güvenlikhakkının ihlal edildiği iddialarının Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığıtarihten önceye ait olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının "zaman bakımından yetkisizlik"nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Masumiyet Karinesinin İhlali İddiası
34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır."
35. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
36. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, "ikincilnitelikte bir kanun yolu" olup bu yola başvurulmadan önce kuralolarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
37. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığıtakdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derecemahkemelerine başvurulmalıdır.
38. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmalarıönünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlalineilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
39. Bireysel başvurunun ikincilniteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar AnayasaMahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayanyeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:2012/946, 26/3/2013, § 20).
40. Başvuru konusu olayda başvurucu, PTT Genel MüdürlüğüTeftiş Kurulu Başkanlığının 21/7/2000 tarihli yazısı ile bazı havale kabul veödeme işlemlerinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla görevinden uzaklaştırıldığını,Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca "zimmet"suçunu işlediği iddiasıyla 29/8/2000 tarihinde hakkında kamu davası açıldığını,suçluluğu hükmen sabit olmadığı halde suçlu ilan edilerek PTT Genel MüdürlüğüYüksek Disiplin Kurulunun 24/10/2000 tarihli yazısı ile görevine sonverildiğini belirterek, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
41. Adalet Bakanlığı görüşünde, PTT Genel Müdürlüğü TeftişKurulu Başkanlığının 21/7/2000 tarihli görevden uzaklaştırma işleminin idaribir tasarruf olduğu, başvurucunun bu işleme karşı idari yargı yollarınabaşvurduğuna dair herhangi bir bilgi bulunmadığı, ayrıca masumiyet karinesininihlali iddialarına ilişkin olarak Teftiş Kurulu Başkanlığının ilgili yazısındabaşvurucuya bir suç isnat edilmediği, bazı havale kabul ve ödeme işlemlerindeusulsüzlük yaptığı gerekçe gösterilerek görevinden uzaklaştırıldığıbildirilmiştir.
42. Başvurucu, Bakanlık görüşüne katılmadığını, PTT GenelMüdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 24/10/2000 tarihli yazısı ile sözleşmesininfeshedilerek görevine son verildiğini, Ankara 13. İdare Mahkemesinin, yenidengöreve dönme talebiyle açtığı davayı reddettiğini, Danıştay OnikinciDairesince de bu kararın onandığını, dolayısıyla olağan kanun yollarını tükettiğinibildirmiştir.
43. Başvuru konusu olayda, başvurucu ve diğer beş şüphelihakkında, Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2000 tarihli iddianamesi ile "ihtilasen zimmet,dolandırıcılık ve görevi ihmal" suçlarını işledikleriiddiasıyla kamu davası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/160sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Yine, Başsavcılığın 6/12/2001 tarihliiddianamesi ile başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, "müteselsilennitelikli zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmetin doğmasını ve artmasınısağlamak, görevi ihmal ve suçun belirti ve delillerini yok etmeye yönelikfaaliyette bulunmak" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamudavası açılmış ve bu dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/160 sayılıdosyası ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada, 1/6/2010 tarihlikarar ile başvurucu hakkında "zimmet vedenetim görevini ihmal" suçlarından açılan kamu davalarınınzamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş, kararın katılan PTT GenelMüdürlüğü tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 24/10/2013tarihli ilâmı ile "denetim göreviniihmal" suçundan verilen düşme kararı onanmış, "zimmet" suçundan verilen düşmekararı bozulmuştur. Bozma sonrasında, Batman ilinde 2. Ağır Ceza Mahkemesininkurulması üzerine, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/10 sayılı dosyasınakaydedilen davada yargılama devam etmektedir.
44. Başvurucu her ne kadar bireysel başvuru formunda PTTGenel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 21/7/2000 tarihli yazısı ile bazıhavale kabul ve ödeme işlemlerinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla görevindenuzaklaştırıldığını ve PTT Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 24/10/2000tarihli yazısı ile sözleşmesinin feshedilerek görevine son verildiğinibelirtmişse de anılan işlemlere karşı idari yargı yolunu tüketip tüketmediğikonusunda herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır. Bununla birliktebaşvurucu, Adalet Bakanlığının 25/11/2014 tarihli görüşüne karşı beyanında,27/12/2005 tarihinde, yeniden göreve dönme talebiyle PTT Genel Müdürlüğünebaşvurduğunu, Genel Müdürlüğün 16/1/2006 tarihli yazısı ile başvurusununreddedildiğini, bunun üzerine, Ankara 13. İdare Mahkemesinde iptal davasıaçtığını, Mahkemece, 24/5/2007 tarihli karar ile davanın reddine kararverildiğini ve anılan kararın Danıştay OnikinciDairesinin 13/11/2009 tarihli ilâmı ile onandığını belirtmiştir.
45. Başvurucu, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanında,idari yargıda dava açtığını ve bu şekilde olağan kanun yollarını tükettiğiniileri sürmüşse de başvurucunun Ankara 13. İdare Mahkemesinde açtığı davanın,yeniden göreve dönme talebinin reddedilmesi işleminin iptaline yönelik olduğu,PTT Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 21/7/2000 tarihli görevdenuzaklaştırma işlemine ya da PTT Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun24/10/2000 tarihli sözleşmenin feshi işlemine yönelik herhangi bir davaaçmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca başvurucu hakkında "zimmet" suçundan verilen düşme kararının Yargıtay5. Ceza Dairesinin 24/10/2013 tarihli ilâmı ile bozulduğu ve yargılamanınBatman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/10 sayılı dosyasında halen devamettiği, bu şekilde başvurucu hakkında PTT Genel Müdürlüğü Yüksek DisiplinKurulunun 24/10/2000 tarihli sözleşmenin feshi kararının gerekçesini oluşturanceza davasının sonuçlanmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun,görevden uzaklaştırılması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğineyönelik ihlal iddialarına ilişkin yargısal başvuru yollarının usulüne uygunolarak tüketilmediği anlaşılmıştır.
46. Açıklanan nedenlerle, başvuru yolları usulüne uygunolarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasınınbireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "başvuru yollarının tüketilmemiş olması"nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlandırılamadığı İddiası
47. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
48. Başvurucu, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkındaaçılan kamu davasının halen devam ettiğini ve yargılamanın makul süredesonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
49. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılanma hakkının ihlaliiddialarına ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bukapsamda sunulan görüşlerine atfen, görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
50. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanmahakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alanve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunundayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilenilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıcadavaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargınıngörevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
51. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
52. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarıncakişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul süredekarara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "ihtilasen zimmet vedenetim görevini ihmal" suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar, 765 sayılı mülga Kanun’un 202.maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 203. maddesinin birinci fıkrasındahapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevedebaşvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No:2012/625, 9/1/2014, § 32).
53. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olupolmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediğiiddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olaraketkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takımtedbirlerin uygulanması anı ya da kamu davasının açıldığı tarihtir. Somutbaşvuru açısından bu tarih, Batman Sulh Ceza Mahkemesince başvurucununtutuklandığı 25/8/2000 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiğitarih, suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı, yargılaması devam edendavalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgilikararını verdiği tarihtir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).
54. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, BatmanSulh Ceza Mahkemesinin 25/8/2000 tarihli kararı ile "zimmet" suçundan tutuklanan başvurucu ile diğerbeş şüpheli hakkında, Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2000 tarihliiddianamesi ile "ihtilasenzimmet, dolandırıcılık ve görevi ihmal" suçlarını işledikleriiddiasıyla kamu davası açıldığı, davanın Batman Ağır Ceza MahkemesininE.2000/160 sayılı dosyasına kaydedildiği, Mahkemece, 3/11/2000 tarihliduruşmada başvurucunun tahliyesine karar verildiği tespit edilmiştir.Başvurucunun, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 5/12/2001 tarihli kararı ile "zimmet" suçundan tekrartutuklandığı, Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 6/12/2001 tarihli iddianamesiile başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, "müteselsilen nitelikli zimmet, denetim görevini ihmal ederekzimmetin doğmasını ve artmasını sağlamak, görevi ihmal ve suçun belirti vedelillerini yok etmeye yönelik faaliyette bulunmak" suçlarınıişledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, Batman Ağır Ceza MahkemesininE.2001/521 sayılı dosyasına kaydedilen davanın, 12/2/2002 tarihinde E.2000/160sayılı dava dosyası ile birleştirildiği belirlenmiştir. Mahkemece, 23/11/2004tarihli karar ile başvurucunun "zimmetindoğması ve artmasına neden olma ve görevi kötüye kullanma"suçlarından mahkûmiyetine karar verildiği, başvurucu tarafından temyiz edilenkararın, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 8/2/2010 tarihli ilâmı ile bozulduğu,bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece, 1/6/2010 tarihli kararile başvurucu hakkında "zimmet vedenetim görevini ihmal" suçlarından açılan kamu davalarınınzamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği görülmüştür. Kararın katılanPTT Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin24/10/2013 tarihli ilâmı ile "denetimgörevini ihmal" suçundan verilen düşme kararının onandığı, "zimmet" suçundan verilen düşmekararının bozulduğu, bozma üzerine, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/10sayılı dosyasına kaydedilen davada yargılamanın halen devam ettiğianlaşılmıştır.
55. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nunöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).
56. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanınmahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konuyargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarakbakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecekbir yön bulunmadığı ve yaklaşık on beş yıldır devam eden yargılama sürecindemakul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
57. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
58. Başvurucu, yargılama makulsürede sonuçlandırılamadığı için 500.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
59. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
60. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yaklaşık on beş yıldır devam eden yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net12.450,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
61. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
62. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
63. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık on beş yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanmahakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olanbir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun;
1. Özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının “zaman bakımından yetkisizlik”,
2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğiyönündeki iddiasının “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Yargılamanın makul süredesonuçlandırılamadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 12.450,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmesine,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.