TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HİDAYET ENMEK VE EYÜPSABRİ TİNAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7907)
Karar Tarihi: 21/4/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 24/6/2016-29752
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucular
:
1. Hidayet ENMEK
2. Eyüpsabri TİNAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; avukat olan başvurucuların baro adına gözlemciolarak katıldıkları 2012 yılında Şanlıurfa'da düzenlenen Nevruz kutlamalarısırasında kolluk görevlileri tarafından gözaltına alınmaları nedeniyle özgürlükve güvenlik haklarının, bu işlem sırasında orantısız güç kullanılması vesonrasında insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamelelere maruz kalmaları veetkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle işkence, eziyet ve insan haysiyetiile bağdaşmayan muamele yasağının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurucu Hidayet Enmek'e (birincibaşvurucu) ait başvuru 24/10/2013, başvurucu EyüpsabriTinaş'a (ikinci başvurucu) ait başvuru ise 25/10/2013tarihlerinde Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuruformları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemeleri neticesindebaşvuruların Komisyonlara sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliklerininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde, birincibaşvurucunun başvurusunun; Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 16/5/2014tarihinde, ikinci başvurucunun başvurusunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, ikincibaşvurucunun; İkinci Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde, birincibaşvurucunun başvurusunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 6/8/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş20/8/2015 tarihinde ikinci başvurucuya, 26/8/2015 tarihinde ise birincibaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamışlardır.
7. Bölümler Başraportörlüğünün2/2/2016 tarihli kararı ile 2013/7908 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasınınkonu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/7907başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin2013/7907 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi vasıtasıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular, Şanlıurfa Barosuna (Baro) kayıtlı olarakavukatlık yapmaktadır.
1. Maddi Olay
10. Başvurucular, gelen talep üzerine Baro tarafından 21/3/2011tarihinde Şanlıurfa ili Haleplibahçe mevkisinde düzenlenen Nevruz kutlamalarında "gözcüavukat" olarak bulunmak üzere görevlendirilmişlerdir.
11. Birinci başvurucu olay tarihinde kutlamaların yapılacağıalana saat 12.00 sıralarında geldiğinde başka bir avukat arkadaşının sivilpolisler tarafından gözaltına alındığını görmüştür. Başvurucu, kendi beyanınagöre görevlilere şahsın avukat olduğunu söyleyerek uyarıda bulunmuş; sonrakendisi de sürüklenerek gözaltına alınanların tutulduğu otobüse götürülmüştür.
12. İkinci başvurucu da kendi beyanına göre kutlama alanındakiarama noktasına yakın bir yerde kolluk görevlilerinin bir şahsı etkisiz hâlegetirmeye çalıştığını görmüş ve uygulamanın hukuka ve insan onuruna aykırıolduğunu söylemesi üzerine başlayan tartışma, yerini itişmelere bırakmıştır.Bunun üzerine görevlilerce yere yatırılan başvurucunun elleri arkadankelepçelenmiştir.
13. Bir süre olay yerindeki otobüslerde bekletilen başvurucular,daha sonra devlet hastanesine götürülmüşlerdir. Götürüldükleri hastanedebaşvurucuların adli muayeneleri yapılmış, müteakiben kendilerine tıbbimüdahalede bulunulmuştur.
2. İlgili KollukGörevlileri Hakkında Yürütülen Adli Soruşturma
14. Başvurucular, olayın meydana geldiği 21/3/2012 tarihindeŞanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) müracaattabulunarak şikâyetçi olmuşlardır. Ayrıca başvurucuların talebi üzerine Adliyedegörevli zabıt katibi tarafından başvurucuların maruzkaldıkları yaralanmalara ilişkin olarak fotoğrafları çekilerek soruşturmadosyasına eklenmiştir.
15. Cumhuriyet Başsavcılığının 21/3/2012 tarihli yazısı ileŞanlıurfa Adli Tıp Şube Müdürlüğünden başvurucuların muayenelerinin yapılarakmaruz kaldıkları yaralanmaların mahiyetine ilişkin rapor düzenlenmesiistenmiştir.
16. Adli Tıp Şube Müdürlüğünce ikinci başvurucu hakkındadüzenlenen 21/3/2012 tarihli ön raporda "Kişininmevcut şikayetlerine yönelik en yakın sağlık kuruluşuna sevkinin sağlanarakortopedik muayenesinin yapılarak düzenlenecek olan raporun tarafımızagönderilmesi sonrasında görüş bildirilebileceği" yönünde görüşbildirilmiştir.
17. Adli Tıp Şube Müdürlüğünce ikinci başvurucu hakkındadüzenlenen ön rapor gereği Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/3/2012 tarihindeŞanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesine yazı yazılarak yaralamanın hayatitehlikeye neden olacak veya basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteolup olmadığı hususlarında kesin rapor düzenlenmesi istenmiştir.
18. Cumhuriyet Başsavcılığının 21/3/2012 tarihli yazısı ileŞanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğünden 21/3/2012 tarihinde yapılan Nevruzkutlamalarına ilişkin olarak olay yerini gösteren tüm mobesekamera kayıtlarının, olay yerinde çekim yapan İl Emniyet Müdürlüğüne ait tümkamera kayıtlarının, olay yerinde çekim yapan tüm ulusal ve yerel televizyonkanallarına ait kamera kayıtlarının, BalıklıgölDevlet Hastanesi Acil Servisinin iç ve dış mekân güvenlik kamera görüntülerinintemin edilmesi istenmiştir.
19. Adli Tıp Şube Müdürlüğünce birinci başvurucu hakkındadüzenlenen 22/3/2012 tarihli raporda ise başvurucunun yaralanmasının yumuşakdoku lezyonlarına neden olduğu, yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu bildirilmiştir.
20. Bu kapsamda temin edilen görüntüleri içeren CD ve DVD'leriincelemesi içinaynı birimde zabıt katibiolarak görev yapan A.Y., Cumhuriyet Başsavcılığınca 2/4/2012 tarihindebilirkişi olarak görevlendirilmiştir.
21. Cumhuriyet Başsavcılığının 2/4/2012 tarihli yazısı ile ŞanlıurfaBaro Başkanlığından başvurucuların Nevruz kutlamalarında görevlendirilipgörevlendirilmedikleri, görevlendirilmişler ise bunun hangi gerekçe ve hukukidayanakla yapıldığı sorulmuştur. Baro Başkanlığının bilatarihli yazısı ile görevlendirmenin dayanaklarının Anayasa'nın 2. maddesi ile19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1., 2., 76., 95. ve 97.maddeleri olduğu, "... 'hukukunüstünlüğü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlikkazandırmak' için meşru her türlü araçla ve yolla izleyerek raporlarhazırlamak, hazırlanan bu raporları gereği yapılmak üzere ilgili mercileregöndermek, açıklamak suretiyle kamuoyunu aydınlatmak, ... Baro bünyesindekurduğu ... merkez ve komisyonları eliyle veya doğrudan görev vereceği avukatlarkanalıyla müdahil" olmanın Baro Yönetim Kurulunun hak, görev veyetkisi dâhilinde olduğu, gözlemci avukat görevlendirilmesinin de bu kapsamdayapıldığı bildirilmiş ve başvurucuların gözlemci avukat olarakgörevlendirildikleri teyit edilmiştir.
22. Bilirkişi tarafından düzenlenen 16/4/2012 tarihli bilirkişiraporunda, ikinci başvurucunun bir kolluk görevlisi ile itişip bağrıştığı, dahasonra olayın büyümesi üzerinepolis memurlarınca çelmetakılarak başvurucunun yüzüstü yere yatırıldığı ve başvurucuya arkadan kelepçetakıldığı belirtilmiştir.
23. Cumhuriyet Başsavcılığının 18/4/2012 tarihli yazısı ileŞanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ikinci başvurucunun adlimuayenesinin yapılması istenmiştir.
24. Şanlıurfa Barosu tarafından Bakanlığa gönderilen bir adetDVD ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30/4/2012 tarihliyazısı ile gönderilen bir adet DVD'nin incelenmesi için aynı birimde zabıt katibi olarak görev yapan A.Y., Cumhuriyet Başsavcılığınca14/5/2012 tarihinde bilirkişi olarak görevlendirilmiştir.
25. Cumhuriyet Başsavcılığının 14/5/2012 tarihli yazısı ile İlEmniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünden 21/3/2012 tarihinde yapılan Nevruzkutlamalarında görevli olup başvuruculara müdahalede bulunan kolluk amir vegörevlileri ile anılan kişileri adli muayenelerinin yapılması için Hastaneyegötüren ve Hastanede meydana gelen olaylara müdahale eden kolluk amir vegörevlilerinin kimlik bilgileri ile teşhise imkân sağlayacak niteliktefotoğraflarının gönderilmesi istenmiştir.
26. Cumhuriyet Başsavcılığının 23/5/2012 tarihli yazısı ile AdliTıp Şube Müdürlüğünden 21/3/2012 tarihli ön rapora istinaden ikinci başvurucuhakkında kati rapor düzenlenmesi istenmiştir.
27. Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 11/6/2012 tarihli raporu ile başvurucudakilateral menisküs yırtığıve yumuşak doku lezyonlarınaneden olan yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokan bir durum oluşturmadığı vebasit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede hafif olmadığı bildirilmiştir.
28. Cumhuriyet Başsavcılığının 6/11/2012 tarihli yazısı ileAsayiş Şube Müdürlüğünden aynı tarihli çağrı kâğıdının başvurucuların da içindeyer aldığı şikâyetçilere tebliğ edilmesi istenmiştir.
29. Başvurucular, şikâyetçi sıfatıyla ifade vermek üzere18/2/2013 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmişlerdir. Aynıtarihte her iki başvurucunun ifadesi alınmış ve kendilerine gösterilenfotoğraflardan, şikâyetçi oldukları görevlileri teşhis etmişlerdir.
30. Ekinde başvurucuların ifade tutanaklarının yer aldığı18/2/2013 tarihli yazı ile Asayiş Şube Müdürlüğünden ilgili emniyetgörevlilerinin açık kimlik, görev ve adres bilgilerinin tespit edilmesiistenmiştir.
31. Cumhuriyet Başsavcılığının 4/3/2013 tarihli yazısı ileAsayiş Şube Müdürlüğünden aynı birimde görevli olan Emniyet Müdürü H.T.nin ifadesinin alınması için Cumhuriyet Başsavcılığınabaşvurması gerektiğinin tebliğ edilmesi istenmiştir.
32. Cumhuriyet Başsavcılığının 13/3/2013 tarihli yazısı ileAsayiş Şube Müdürlüğünden yazı ekinde gönderilen şikâyetçi V.K. ve Emniyet MüdürüH.T.ye ait ifade tutanakları dikkate alınarak Polis Memurları Z.G. ve Y.D.nin tanık olarak ifadelerinin alınması istenmiştir.
33. Cumhuriyet Başsavcılığının 11/6/2013 tarihli ve S.2012/7074,K.2013/5237 sayılı kararı ile tüm şüpheliler hakkında kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"21 Mart 2012 günü Haleplibahçemevkiinde yapılmasına izin verilen kutlamaları izlemek üzere alanda ŞanlıurfaBarosunca gözlemci olarak Avukat [Eyüpsabri TİNAŞ],Hidayet ENMEK, M... E... U...'in görevlendirildiği, görevli polislerce darpedildiklerini, yere yatırılarak kelepçelen...dikleri[ni],akabinde gözaltına alındıkları[nı] ve yüzlerine bibergazı sıkıldığı[nı] konu ile ilgili Baro Başkanı ...tarafından sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısına avukatların gözaltınaalınmayacağı bildirilmesine rağmen bu çabanın sonuçsuz kaldığı[nı], hastaneye götürülen meslektaşlarına destek için gelendiğer müşteki avukatların da hastanede benzer muamele gördükleri[ni], durumun hastane kameralarına da yansıdığı[nı], darp olayının sonucunda avukatların kafasındakırıklar, yüzlerinde ve gözlerinde kanamalar ve vücutlarının değişikbölgelerinde ekimozlar... oluştuğu[nu] bu nedenleşüpheli polis memurlarından şikayetçi olduklarını beyan ettikleri,
Şanlıurfa Valilik makamınca 4483 [s]ayılıMemurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarıncasoruşturma izni verilmemesine ilişkin 14/12/2012 gün ve 2012/160 sayılı kararvermiş olduğu,
Şanlıurfa Barosu tarafından karara itirazedildiği, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin 10/04/2013 tarih ve 2013/109kararı ile atılı bulunan yukarıda yazılı eylemden dolayı soruşma açılmasınagerekli kılacak nitelik ve yeterlilikte olmadığı, verilen kararda yöntem veyasaya aykırılık görülmediği anlaşıldığından [ş]ikayetçiŞanlıurfa Barosu'nun yaptığı itirazın reddine ve kararın onanmasına,kesin olarak karar verildiği,
Şüpheli polis memurlarının kamu görevi icraettikleri sırada yasal yetki kapsamında sınırlı ölçülü ve tutarlı olarak Nevruzgünü toplumsal olayı önlemek amacıyla PVSK. ve TCK.25. m anlamında güç kullandıkları şüphelilerin eylemlerinin yasal yetkikapsamında olduğu ve suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı anlaşılmakla;
Şüpheliler hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMAYAYER OLMADIĞINA,
..."
34. Başvurucuların anılan karara karşı itirazları, Adıyaman 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 31/7/2013 tarihli ve 2013/2040 Değişik İş sayılı kararıile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesi ile birlikte yerindegörüldüğü belirtilerek reddedilmiştir.
35. İtirazın reddine dair karar, birinci başvurucuya 24/9/2013;ikinci başvurucuya ise 25/9/2013 tarihlerinde tebliğ edilmiştir.
36. Birinci başvurucu 24/10/2013, ikinci başvurucu ise25/10/2013 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
3. İlgili Kolluk GörevlileriHakkında Yürütülen İdari Soruşturmalar
37. Başvurucuların iddiaları ile ilgili olarak Valiliktarafından disiplin ve ceza sorumlulukları yönünden incelemeler başlatılmıştır.Anılan incelemelerin resen veya bir başvuru üzerine başlatıldığı hususundabilgi edinilememiştir.
a. Disiplin Soruşturması
38. Disiplin sorumluluğu yönünden yapılan inceleme kapsamındaŞanlıurfa Valiliği İl İdare Kurulunun 25/5/2012 tarihli ve 5750 sayılı yazısı,ilgili vali yardımcısının 28/5/2012 tarihli uygun görüşü ile valinin olurunasunulmuştur. Valinin 29/5/2012 tarihli oluru ile iddiaların sübuta ermediğigerekçesiyle disiplin yönünden işlem yapılmasına gerek olmadığına ve dosyanınişlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
39. Başvurucularla birlikte aynı olay kapsamında şikâyetçi olanAvukat M.E.U., disiplin yönünden işlem yapılmasına gerek olmadığına ve dosyanınişlemden kaldırılmasına dair karara karşı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesineitiraz yoluna başvurmuştur.
40. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin 24/1/2013 tarihli veE.2013/22, K.2013/16 sayılı kararı ile disiplin soruşturmalarının2/12/1999tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin YargılanmasıHakkında Kanun kapsamında olmadığı, idari davaya konu olabileceği gerekçesiylebaşvurucunun itirazının reddine karar verilmiştir.
b. Ön İnceleme
41. Ceza sorumluluğu yönünden 4483 sayılı Kanun gereğinceyapılan inceleme kapsamında Şanlıurfa Valiliği İl İdare Kurulunun 25/5/2012tarihli ve 5749 sayılı yazısı, ilgili vali yardımcısının 28/5/2012 tarihliuygun görüşü ile valinin oluruna sunulmuştur. Valinin 29/5/2012 tarihli oluruile "[s]onuçolarak; ... şikayet dilekçelerine istinaden yapılanaraştırma sonucuna göre 4483 sayılı Yasa'ya göre; İl Emniyet Müdürlüğügörevliler[i] hakkında ön inceleme yapılmasını gerektirecek suç yada suçunsuruna rastlanılmadığından, 4483 sayılı Yasa'nın 4. maddesine göre 'ihbar veşikayetin ..." işleme konulmamasına karar verilmiştir.
42. Başvurucularla birlikte aynı olay kapsamında şikâyetçi olanAvukat M.E.U., 4483 sayılı Kanun kapsamında verilen ihbar ve şikâyetin işlemekonulmamasına dair karara karşı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine itiraz yolunabaşvurmuştur.
43. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin 17/9/2012 tarihli veE.2012/244, K.2012/289 sayılı kararı ile "ihbarve şikayetin soyut ve genel nitelikte olmadığı, ihbarveya şikayet eden kişi veya olayın belirtilmiş olduğunun anlaşıldığından 'ihbarve şikayetin işleme konulmamasına' ilişkin kararın ... Yasa kurallarına açıkçaaykırı olduğu ..." gerekçesine dayanılarak itirazın kabulüne ve5749 sayılı kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
44. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin anılan kararı üzerinebaşlatılan ön inceleme neticesinde Şanlıurfa Valiliği İl İdare Kurulunun 14/12/2012tarihli ve K.2012/160 sayılı kararı ile haklarında ön inceleme yapılangörevliler hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Kararınilgili kısımları şöyledir:
"Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin ...kararı gereğince ... hakkında yapılan ön inceleme sonucunda düzenlenen rapor veeklerinin incelenmesinde;
Şanlıurfa Barosu Başkanlığının görüntüCD'leri, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığından alınan 25 adet görüntü CD'sininbilirkişi tarafından incelenerek hazırlanan dökümü, Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesinden alınan görüntü CD'leri veadli sağlık raporları incelendiğinde: 21 Mart 2012 tarihinde yapılan Nevruzkutlamalarında alana kimlik göstermeden girmeye çalışan bazı kişilerin emniyetgüçlerince yakalanarak gözaltına alındığı, alanda Şanlıurfa Barosu tarafındangözlemci olarak görevlendirilen avukatlardan [Eyüpsabri]TİNAŞ, M. E... U... ve Hidayet ENMEK'in alandayaşanan olayları insan hakları bağlamında gözlemleyerek suç unsuru teşkil edenbir durum gözlemlediklerinde durumu tutanağa bağlayarak adli ve idari mercilereduyurmak yerine, ilgili yasaya aykırı davranışları nedeniyle yakalanarakgözaltına alınan şahısları görevli emniyet mensuplarının elinden almayaçalıştığı, emniyet görevlileri ile sözlü ve fiili müdahale içerisine girdikleri,emniyet mensuplarının görevli memura mukavemet ettikleri ve görev yapmalarınıengelledikleri gerekçesi ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüşleriKanunu['nu]n 23/b ve Uygulamasına Dair Yönetmeliğin 16/g maddesi; 2559 sayılıPolis Vazife ve Selahiyet Kanunu['nu]n 2/11, 4, 9,16, Ek-4 ve Ek-6 [m]addeleri; Yakalama Gözaltına Almave İfade Alma Yönetmeliğinin 5, 6, 7, 9 ve 29. [m]addelerive Ceza Muhakemesi Kanunu['nu]n 90, 161 ve 168. [m]addelerikapsamında ilgili kişileri yakalama işlemine tabi tuttukları, bu işlemsırasında direnişle karşılaştıkları için karşılıklı arbede yaşandığı, bu arbedeneticesinde yakalanan avukatlar [Eyüpsabri] TİNAŞ, M.E... U... ve Hidayet ENMEK'teBTM (Basit Tıbbi Müdahale) ile giderilebilir yumuşak doku zedelenmeleri oluştuğu,adı geçen avukatların direnmesi neticesinde ise yakalama işleminigerçekleştiren emniyet görevlilerinin 5'ine çeşitli sürelerde sağlık raporuverildiği ve bu emniyet görevlilerinden birinin ayağının kırılarak alçıyaalındığı mevcut rapor, bilgi ve belgelerden anlaşıldığından,
..."
45. Şikâyetçi olan Avukat M.E.U., izin verilmemesine dair kararakarşı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine itiraz yoluna başvurmuştur.
46. Anılan itirazı inceleyen Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin5/3/2013 tarihli ve E.2013/76, K.2013/77 sayılı kararı ile "Ön inceleme dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin;haklarında ön inceleme yaptırılan ... üstüne atılı bulunan yukarıda yazılıeylemlerden dolayı soruşturma açılmasını gerekli kılacak nitelik veyeterlilikte olmadığı, verilen kararda yöntem ve yasaya aykırılık görülmediğianlaşıldığından, ..." itirazın reddine karar verilmiştir.
B. İlgili Hukuk
1. Ulusal Hukuk
47. 4483 sayılı Kanun'un "Kapsam" kenar başlıklı 2.maddesinin beşinci fıkrası şöyledir:
“765 sayılı Türk CezaKanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza MuhakemeleriUsulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacaksoruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz.”
48. 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk CezaKanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un "Yollamalar" kenar başlıklı 3.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan Türk Ceza Kanununayapılan yollamalar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bu hükümlerin karşılığınıoluşturan maddelere yapılmış sayılır.”
49. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk CezaKanunu'nun 243. maddesi şöyledir:
"(Değişik: 235 - 5.1.1961) (Değişik 1.Fıkra: 4449 - 26.8.1999) Bir kimseye cürümlerini söyletmek, mağdurun, şahsidavacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları bildirmesiniengellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut şikayet veyaihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer herhangi birsebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyet kırıcımuamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla kadar ağırhapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezasıverilir.
Fiil neticesinde ölüm vukua gelirse 452 nci, sair hallerde 456 ncı maddeye göre tertip olunacak ceza üçte birden yarıyakadar artırılır."
50. 765 sayılı mülga Kanun'un 245. maddesi şöyledir:
"(Değişik: 235 -5.1.1961) Kuvvei cebriye imaline memur olanlar ve bilûmum zabıta ve ihzar memurları memuriyetlerini icrada vemafevkinde bulanan âmirinin emrini infazda kanun ve nizamın tâyinettiği ahvalde başka surette bir kimse hakkında suimuameleveya cismen eza verecek hale cüret eder yahut o kimseyi darp ve cerheylerse üç aydan (Değişik ibare: 4449 - 26.8.1999) 'beşseneye kadar hapis' ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları ilecezalandırılır. Eğer işlediği cürüm bu fiillerin fevkinde ise o cürümlereterettüp eden ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.
(Ek fıkra: 4778 -2.1.2003 / md.1) 243 üncü madde ile bu maddede yazılı suçlardan dolayı verilencezalar, para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilemez ve ertelenemez.
51. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "İşkence" kenar başlıklı 94. maddesişöyledir:
(1) Bir kişiye karşı insan onuruylabağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya iradeyeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarıgerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan onikiyıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Suçun;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisinisavunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşıgörevi dolayısıyla,
İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklindegerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadarhapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğerkişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde,verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.
(6) (Ek: 11/4/2013-6459/9 md.)Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.
52. 5237 sayılı Kanun'un "Eziyet"kenar başlıklı 96. maddesi şöyledir:
"(1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yolaçacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadarhapis cezasına hükmolunur.
(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına girenfiillerin;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisinisavunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığaya da eşe karşı,
İşlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldansekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."
53. 5237 sayılı Kanun'un "Zorkullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı256. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığısırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanmasıhalinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır."
54. 1136 sayılı Kanun'un "Avukatakarşı işlenen suçlar" kenar başlıklı 57. maddesi şöyledir:
"Görev Sırasında veya yaptığı görevdendolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşıişlenmesine ilişkin hükümler uygulanır."
55. 1136 sayılı Kanun'un "Soruşturmayayetkili Cumhuriyet Savcısı" kenar başlıklı 58. maddesişöyledir:
"Avukatların avukatlık veya TürkiyeBarolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görevsırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığınınvereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafındanyapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve karardabelirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve barotemsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanınagiren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile CezaMuhakemesi Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır. Şu kadarki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında disiplinhapsi veya para cezası da verilemez."
56. 1136 sayılı Kanun'un "Suçüstühali" kenar başlıklı 61. maddesi şöyledir:
"Ağır ceza mahkemesinin görev alanınagiren bir suçtan dolayı suçüstü halinde soruşturma, bizzat Cumhuriyet savcısıtarafından genel hükümlere göre yapılır."
57. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen(11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’na6524 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile eklenen geçici 4. maddenin (6) numaralıfıkrası gereğince yürürlükten kaldırılmış olan ancak başvuruya konusoruşturmanın yürütüldüğü dönemde yürürlükte olan) 18/10/2011 tarihli ve (8) No’lu Genelge’nin ilgili kısımları şöyledir:
“…
2- İnsan hakları ihlali, işkence ve kötümuamele iddialarına ilişkin olarak yapılan soruşturmaların, kolluk kuvvetlerinebırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da görevlendireceği birCumhuriyet savcısı tarafından etkili ve yeterli bir şekilde yürütülmesi,
…”
58. Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 20/2/2015 tarihli ve158 sayılı Genelge'sinin ilgili kısımları şöyledir:
“…
2- İnsan hakları ihlali, işkence ve kötümuamele iddialarına ilişkin olarak yapılan soruşturmaların, kolluk kuvvetlerinebırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da görevlendireceği birCumhuriyet savcısı tarafından etkili ve yeterli bir şekilde yürütülmesi,
…”
2. Uluslararası Hukuk
59. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10/12/1984 tarihli ve39/46 sayılı kararıyla kabul edilen, 3441 sayılı Kanun ile onaylanan, 29/4/1988tarihli ve 19799 sayılı Resmî Gazete’de yayımlananİşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Alçaltıcı Muamele veya CezayaKarşı Sözleşme’nin 12. maddesi şöyledir:
“Her Taraf Devlet, yetkisi altındaki ülkelerdebir işkence eyleminin işlendiğine inanmak için ciddi sebepler mevcut olan herhalde, yetkili mercilerin derhal ve tarafsız soruşturma yürütmelerinisağlayacaktır.”
60. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, İşkenceve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların EtkiliBiçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun (İstanbulProtokolü) birinci ekinin 2. maddesi şöyledir:
“Devletler, işkence ve kötü muameleşikayetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasınısağlamakla yükümlüdürler. Açık bir şikayetin olmadığıdurumlarda bile işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa,soruşturma yapılmalıdır. Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların failiolduğundan şüphelenilen kişiler ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardanbağımsız, soruşturma yürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır. Bukişilerin tarafsız tıp uzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişimveya bu tür uzmanları çağırma yetkileri olmalıdır. Soruşturmalar yürütülürken,en yüksek profesyonel standartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturmasonuçları kamuya açıklanmalıdır.”
61. İstanbul Protokolü’nün birinci ekinin 6. maddesi şöyledir:
“6a) İşkence ve kötümuamele soruşturmalarında çalışan tıp uzmanları her zaman en yüksek etikstandartlara uygun biçimde davranmalı ve tıbbi araştırma ve muayeneden öncekişinin bilgilendirilmiş onamını almalıdır. Muayene, tıp biliminin kabuledilmiş standartlarına uygun biçimde yürütülmelidir.Muayene,tıp uzmanın denetimi altında, devlet görevlileri ve güvenlik güçlerimensuplarının mevcut olmadığı bir ortamda, kişinin mahremiyetine saygıgöstererek yapılmalıdır.
6b) Tıp uzmanı muayenenin hemen sonrasındadoğru bir yazılı rapor hazırlamalıdır. Bu raporda en azından aşağıdaki bilgileryer almalıdır:
(i) Görüşme Koşulları: Görüşme yapılan kişininadı, muayene sırasıda mevcut olanların adları, bukişilerin muayene yapılan kişiyle olan ilişkileri, görüşmenin kesin tarihi, saati,görüşme yapılan yerin adresi (uygun olduğu durumlarda görüşme yapılan odanınyeri), görüşme yapılan yerin tanımı (örneğinklinik,cezaevi, ev vb.); görüşme yapıldığı sıradaki koşullar (muayene için geldiğindeveya muayene sırasında kişinin tabii olduğu kısıtlamalar, görüşme sırasındaodada güvenlik güçlerinin mevcut olup olmadığı, tutukluya eşlik edenlerin halve tavrı, muayeneyi yapan kişiye yönelik tehditkar ifadeler vs.) ve diğergeçerli unsurlar;
(ii) Öykü: Gerçekleştiği iddia edilen işkenceve kötü muamele yöntemleri, işkence ve kötü muamelenin ne zaman gerçekleştiği,bütün fiziksel ve psikolojik semptomlar ve şikayetler de dahil olmak üzerekişinin görüşme sırasında anlattığı öykünün detaylı bir raporu;
(iii) Fiziksel ve Psikolojik Muayene: Uygun tanıkoyucu testler ve mümkün olduğu durumlarda bütün yaralanmaların renklifotoğrafları da dahil olmak üzere klinik muayene sonucunda elde edilen bütünfiziksel ve psikolojik bulguların kaydı.
(iv) Değerlendirme: Fiziksel ve psikolojikbulgular ile işkence ve kötü muamele arasındaki muhtemel ilişkinindeğerlendirilmesi. Gerekli tıbbi ve psikolojik tedavi ve/veya yapılması gerekenbaşka tıbbi testler ve muayeneler için görüş ve tavsiyeler;
(v) Yazar: Raporda muayeneyi yapan kişilerinadları açıkça belirtilmeli ve rapor hazırlayanlar tarafından imzalanmalı;
6c) Hazırlanan rapor gizli tutulmalı ve rapormuayene edilen kişiye veya kişinin yasal temsilcisi olarak atadığı kimseyeteslim edilmelidir. Muayene edilen kişi veya temsilcisinin muayene sürecihakkındaki görüşleri de sorulmalı ve raporda bu kişilerin görüşlerine de yerverilmelidir. Uygun olduğu durumlarda, işkence veya kötü muamele iddialarınısoruşturmakla yetkili olanlara da yazılı rapor verilmelidir. Bu raporun yetkilikişilere güvenli bir biçimde ulaştırılmasını güvenceye almak, Devlet'insorumluluğudur. Muayene edilen kişinin rızası veya bu tür bir talepte bulunmayetkisi bulunan mahkemenin yetki vermesi istisna olmak üzere, rapor başkakimseye verilmemelidir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
62. Mahkemenin 21/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
63. Başvurucular Baro adına gözlemci olarak bulundukları Nevruzkutlamaları sırasında işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayanmuamele yasağına aykırı olarak polis memurlarının sistematik işkence ve kötümuamelelerine maruz kaldıklarını, olayda orantısız güç kullanıldığını, bunedenle Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğini, avukat olmaları nedeniyleancak Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına giren suçüstü hâlinde gözaltınaalınabileceklerini, kanuna açıkça aykırı şekilde gözaltına alınaraközgürlüklerinden mahrum bırakılmak sureti ile Anayasa'nın 19. maddesinin ihlaledildiğini, kolluk görevlilerini koruma kaygısı ile Cumhuriyet Başsavcılığıncaverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, itiraz mercisininkararında ve idari kararlarda gerekçeden yoksun ve soyut ifadelere yerverildiğini, bu nedenle Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiğini, CumhuriyetBaşsavcılığınca soruşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle Anayasa'nın 40.maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden yargılama yönünde kararverilmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
64. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
65. Somut başvuru bakımından başvurucuların işkence, eziyet veinsan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddialarınınsağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi, devletin etkili soruşturmayükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirip getirmediğinin tespitine bağlıdır.Bu nedenle başvurucunun belirtilen iddialarının, Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altında alınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ilebağdaşmayan muamele yasağının usul boyutu yönünden incelenmesi gerekli veyeterli görülmüştür.
66. İkinci olarak başvurucular Cumhuriyet Başsavcılığıncaverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, itiraz mercisininkararında ve idari kararlarda gerekçeden yoksun ve soyut ifadelere yerverildiğini, bu nedenle Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ilerisürmektedirler. Başvurucuların bu iddialarının adil yargılanmhakkı kapsamında incelenmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 24) Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altında alınan işkence, eziyet ve insanhaysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutu yönünden incelenmesigerekir.
67. Son olarak başvurucular, Cumhuriyet Başsavcılığıncasoruşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle Anayasa'nın 40. maddesinde güvencealtına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden ayrıca şikâyetçidirler.Başvurucuların Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağınınusul boyutunun ihlal edildiği iddiaları bakımından dayandıkları gerekçeler ileetkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiaları kapsamında sundukları gerekçekarşılaştırıldığında somut başvurunun Anayasa Mahkemesince etkili başvuru hakkıyönünden ayrıca incelenmesi gereken bir hiçbir özel sorun ihtiva etmediğigörülmektedir. Bu nedenle başvurucuların etkili başvuru hakkının ihlal edildiğiiddiaları ayrıca incelenmemiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. İşkence, Eziyet veyaİnsan Haysiyeti İle Bağdaşmayan Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
68. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmayan başvurunun bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
69. Başvurucular birer avukat olarak ancak Ağır CezaMahkemelerinin görev alanına giren suçüstü hâlinde gözaltınaalınabileceklerini, kanuna açıkça aykırı şekilde gözaltına alınaraközgürlüklerinden mahrum bırakılmak sureti ile Anayasa'nın 19. maddesinin ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
70. Bakanlık görüş yazısında, başvuruya konu olayın 21/3/2012tarihinde Şanlıurfa ilinde yapılan Nevruz kutlamaları sırasında kollukgörevlilerinin kimlik kontrolüne direnen göstericileri gözaltına almayaçalıştıkları sırada meydana geldiği, bildirim evrakı ve dosya içeriğindengöstericilerin gözaltına alınmasına direnen başvurucuların kolluk görevlileritarafından gözaltına alındıklarını ve aynı gün Hastanede yapılan muayenelerininardından salıverildikleri, başvuruya konu gözaltı işleminin 21/3/2012 tarihindeson bulduğu, bu nedenle başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği kapsamındakişikâyetinin Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamında dışındakaldığı, ayrıca başvurucunun haksız olduğunu düşündüğü gözaltı işlemi için 5271sayılı Kanun'un 141. maddesi gereğince tazminat yoluna başvurduğuna dair bilgibulunmadığı, diğer taraftan 5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (4) numaralıfıkrası gereğince serbest bırakılmayı sağlamak üzere bir itiraz başvurusundabulunmadığı bildirilmiştir.
71. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamışlardır.
72. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonrakesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvurularıinceler.”
73. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihindensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi, ancak butarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireyselbaşvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılantarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetkikapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S.,B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).
74. Başvurunun kabul edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanakteşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012 tarihinden evvelkesinleşmemiş olması gerekmektedir. Nihai işlem veya kararların anılan tarihtenönce kesinleştiği tespit edildiği takdirde ilgili şikâyetler bakımındanbaşvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemenin yargıyetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasındayapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:2012/726, 2/7/2013, § 32).
75. Başvurucular 21/3/2012 tarihinde tutulmuş ve aynı günserbest bırakılmışlardır. Anılan tutulma işlemine ilişkin herhangi bir adliişlem başlatılmamış olduğundan bu konuda son işlemin başvurucunun serbestbırakıldığı 21/3/2012 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir.
76. Açıklanan nedenlerle başvurucunun kişi hürriyeti vegüvenliğinin ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerine konu olayda, tutulmayailişkin son işlemin Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı23/9/2012 tarihinden önce gerçekleştiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
77. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamındadevletin, pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerinmaddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların gerek diğerbireylerin gerekse kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşıkoruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını hertürlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 51).
78. Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkıkapsamında sahip olduğu bu pozitif yükümlülüğün bir de usul boyutubulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her türlüfiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini vegerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir resmî soruşturmayürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konususaldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak vekamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda sorumluluklarıaltında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 110).
79. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukukaaykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleyetabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlindeAnayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaçve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülüklebirlikte yorumlandığında etkili bir resmî soruşturmanın yapılmasınıgerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu olanaklı olmazsa bu madde,sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devletgörevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunankişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, § 111).
80. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturmatürünün, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkinyükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olaraktespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydanagelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesigereğince devletin ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezaisoruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülenidari ve hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, buhak ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterlideğildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 55).
81. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi vemanevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasınıve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerinisağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbirşekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suçnedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediğianlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§56).
82. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine vecezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturmamakamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumlularıntespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötümuamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı vederinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyleyetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı vesoruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk vetemelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililer diğer delilleryanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistikbilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak içinalabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).
83. Bu tür olaylarla ilgili cezai soruşturmaların etkililiğinisağlayan hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesapverilebilirliği sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimineaçık olmasıdır. Buna ilaveten her olayda mağdurların, meşru menfaatlerinikorumak için bu sürece etkili bir şekilde katılmaları sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 115).
84. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başınasoruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması da kötümuamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun yetkililer,resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bileişkence veya kötü muamele olduğunu gösteren belirtiler olduğunda soruşturmaaçılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsızbiçimde kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütünolarak etkili olması gerekir (Tahir Canan,§ 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §116).
85. Devlet memurları tarafından yapılan işkence ve kötü muamelehakkında yürütülen soruşturmanın etkili olabilmesi için soruşturmadan sorumluolan ve tetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olmasıgerekir. Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsalbağlantının olmamasını değil aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir.Dolayısıyla etkili bir soruşturmadan söz edebilmek için öncelikle bağımsızyürütülebilir niteliğe sahip olması gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 117).
86. Soruşturmayı sağlayacak bir başvuru yolunun sadece hukukenmevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun uygulamada fiilen de etkili olması vebaşvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip bulunmasıgereklidir. Başvuru yolunun bir hak ihlali iddiasını önleyebilme, devametmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilmeve bunun için uygun bir tazminat sunabilmesi hâlinde ancak etkililiğinden sözetmek mümkün olabilir. Yine vuku bulmuş bir hak ihlali iddiası söz konusuolduğunda tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumluların ortaya çıkarılmasıbakımından da yeterli usule ilişkin güvencelerin sağlanması gerekir (Tahir Canan, § 26; Cezmi Demir ve diğerleri, § 118).
87. İşkence, eziyet ve kötü muameleye ilişkin şikâyetlerhakkında yapılan soruşturma söz konusu olduğunda yetkililerin hızlı davranmasıönemlidir. Bununla birlikte belirli bir durumda bir soruşturmanın ilerlemesiniengelleyen sebepler ya da zorlukların olabileceği de kabul edilmelidir. Ancak,kötü muameleye yönelik soruşturmalarda, hukuk devletine bağlılığın sağlanması,hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesininengellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi vekamuoyunun güveninin sürdürülmesi için soruşturmanın yetkililer tarafındanmakul bir sürat ve özenle yürütülmesi gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 119).
88. Mahkemelerin, özellikle işkence, eziyet ve kötü muameleniteliğindeki bir olayın zamanaşımına uğramaması için ellerinden gelen tümgayreti sarf etmeleri ve tüm araçlara başvurmaları gerekir. Kötü muameleiddialarını konu olan bir ceza davasının yetkililer tarafından mümkün olan enkısa zamanda bir sonuca bağlanması, eşitlik ilkesi bağlamında kamunun güvenininkorunmasına ve kanun dışı eylemlere karışanlara karşı hoşgörülü bir tutumsergilendiği izlenimi oluşmasının önlenmesinehizmeteder (Cezmi Demir ve diğerleri, §120).
89. AİHM, bir devlet görevlisinin işkence, eziyet veya kötümuameleyle suçlandığı durumlarda “etkili başvuru”nunamaçları çerçevesinde, cezai işlemlerin ve hüküm verme sürecinin zamanaşımınauğramamasının veaf veya genel affın mümkünkılınmamasının büyük önem taşıdığına işaret etmiştir. Ayrıca AİHM, soruşturmasıveya davası süren görevlinin görevinin askıya alınmasının ve şayet hüküm alırsameslekten men edilmesinin önemine dikkat çekmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 121).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
90. Başvurucular, Baro adına gözlemci olarak bulundukları Nevruzkutlamaları sırasında, işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayanmuamele yasağına aykırı olarak polis memurlarının sistematik işkence ve kötümuamelelerine maruz kaldıklarını, olayda orantısız güç kullanıldığını, bunedenle Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
91. Bakanlık görüş yazılarında, özetle başvuruya konu olaylailgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca derhâl soruşturma başlatıldığı,soruşturma kapsamında başvurucuların şikâyetçi sıfatıyla Cumhuriyet savcısıtarafından ifadelerinin alındığı, olay yerinde bulunan diğer avukatların daşikâyetçi olarak dinlendikleri, polis memurlarının karakolda beyanlarınınalındığı, olay anına ilişkin görüntülerin bilirkişi marifetiyle incelendiği,soruşturma kapsamında şikâyet ve şüphelilerin adli muayene raporlarının dosyayaeklendiği, aralarında il emniyet müdür yardımcısının da bulunduğu on yedişüpheli hakkında "[ş]üpheli polis memurlarının kamu görevi icra ettikleri sıradayasal yetki kapsamında sınırlı ölçülü ve tutarlı olarak Nevruz günü toplumsalolayı önlemek amacıyla PVSK. ve TCK. 25. m anlamındagüç kullandıkları şüphelilerin eylemlerinin yasal yetki kapsamında olduğu vesuç ve suç unsuruna rastlanılmadığı..." gerekçesiylekovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, itiraz mercisininkarardaki gerekçeleri yerinde görerek başvurucuların itirazlarını reddettiği,idari soruşturma kapsamında şüphelilerin ayrıca ifadelerinin alındığı, izinverilmemesine dair kararın, başvurucuların polise mukavemet göstermeleri ve görevyapmalarının engellenmesi üzerine yasal çerçevede ve orantılı olarak müdahaledebulunmaları gerekçesine dayandığı, etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlaledildiği iddialarının incelenmesinde belirtilen hususların Anayasa Mahkemesinindikkatine sunulması gerektiği bildirilmiştir.
92. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamışlardır.
93. Başvurucular 21/3/2012 tarihinde Şanlıurfa'da yapılan Nevruzkutlamaları sırasında, Baro adına "gözlemci avukat" olarak kutlamasahasında hazır bulunmuşlardır. Kolluk görevlileri ile aralarında yaşanantartışma ve karşılıklı fiziki müdahaleler sonucunda, başvurucular görevlilercegözaltına alınmışlar ve aynı gün yapılan adli muayene ve tedavilerinin ardındansalıverilmişlerdir. Müteakiben başvurucular aynı tarihte CumhuriyetBaşsavcılığına müracaat ederek şikâyetçi olmuşlardır.
94. Buna göre başvurucuların, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasının ihlaline ilişkin belli delillerle savunulabilir iddiaları olduğununve böyle iddialar karşısında devletin sorumlu kimselerin tespit edilmesine vecezalandırılmasına olanak sağlayabilecek kapsamlı ve etkili bir soruşturmayürütme zorunluluğunun doğduğunun kabulü gerekir.
95. İnsan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele iddialarına ilişkinsoruşturmaların etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmamakamlarınca, şikâyet öğrenilir öğrenilmez veya yeterince açıklığa kavuşmayanbir şikâyet açıklığa kavuşturulur kavuşturulmaz soruşturma başlatılmasıgerekmektedir. Şikâyetin olmadığı ancak insan haysiyeti ile bağdaşmayan birmuamelenin mevcudiyetine ilişkin ciddi delil veya emareler bulunduğunun farkınavarıldığı bir durumda ise savcılığın resen harekete geçme yükümlülüğü devametmektedir.
96. Başvuruya konu süreçte başvurucuların şikâyetleri üzerinederhâl soruşturma başlatılmış ve bu kapsamda başvurucuların şikâyetçi sıfatıylaifadeleri alınmıştır. Aynı ifade alma işlemi sırasında başvurucuların talebiüzerine bir Savcılık görevlisi tarafından fotoğrafları çekilmiş ve mevcutraporlara göre adli muayenelerinin yapılması için Adli Tıp Şube Müdürlüğünesevk edilmişlerdir. Cumhuriyet Savcılığı aynı tarihte Emniyet Müdürlüğünemüzekkere yazarak olaya ilişkin tüm görüntülerin temin edilmesini istemiştir.
97. Başvurucuların müracaatları üzerine ilgili Cumhuriyet savcısınınsergilediği tutum, soruşturmanın derhâl başlatılması olgusunun yalnızcasoruşturma defterine kayıt işlemi ile sınırlı kalmadığını ve soruşturmanınfiilen de derhâl başlatıldığını ortaya koymaktadır.
98. Yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde insan haysiyetiile bağdaşmayan muamele iddialarının etkili soruşturulması bakımından önem arzeden bir diğer nokta, soruşturmada görev alan kişilerin bağımsız ve tarafsızhareket edebileceklerine olan inancın korunmasıdır. AİHM’egöre de bir soruşturma ancak soruşturmayı yapmakla görevli kişiler, olaylarakarışanlardan bağımsız olduğu takdirde “etkili” olarak nitelenebilir. Bu durumyalnızca anılan kişi kategorileri arasında hiçbir hiyerarşik ve kurumsal bağınolmamasını gerektirmekle kalmaz; aynı zamanda pratik bağımsızlığı da gerektirir(Cemil Danışman, B. No:2013/6319, 16/7/2014, § 96; Kamer Demir vediğerleri/Türkiye, B. No: 41335/98, 19/10/2006, § 44).
99. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun başvuruya konusoruşturmanın devam etmekte olduğu zaman diliminde yürürlükte olan 18/10/2011tarihli ve (8) numaralı mülga Genelge'sinde (bkz. §58) ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün hâlihazırda yürürlüktebulunan 20/2/2015 tarihli ve 158 numaralı Genelge'sinde(bkz. § 59), insan hakları ihlalleri ile işkence ve kötü muamele iddialarınailişkin soruşturmaların bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da görevlendireceği birCumhuriyet savcısı tarafından etkili ve yeterli bir şekilde yürütülmesineilişkin gereklilik ifade edilmiştir. Ayrıca İstanbul Protokolü’nün birinciekinin 2. maddesinde de soruşturmayı yürütenlerin, bu tür olayların failiolduğundan şüphelenilen kişiler ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardanbağımsız soruşturma yürütebilecek vasıfta tarafsız kişiler olması gerektiğidüzenlenmiştir.
100. Her somut olayda bu bağımsızlığın gerçekleşipgerçekleşmediğinin yürütülen soruşturmanın özel koşulları açısından ayrıcadeğerlendirilmesi gerekir (Cemil Danışman,§ 104).
101. Somut başvuruda olay yeri görüntülerinin temini,şüphelilerin kimlik ve adres bilgilerinin tespiti, tanıkların ifadelerininalınması ve benzeri birçok önemli soruşturma işlemi, haklarında soruşturmayürütülen görevlilerin hiyerarşisi içinde yer aldıkları Emniyet Müdürlüğügörevlilerince yerine getirilmiştir. Başvurucuların şikâyetçi sıfatıylaifadelerinin alınması dışında Cumhuriyet Savcılığı tarafından doğrudan yapılanve soruşturmanın esasına etkili olan herhangi bir işlem tespit edilememiştir.Bu denli önem arz eden işlemlerin, soruşturulan olayın potansiyel failleri ileaynı hiyerarşik çatıyı paylaşan kolluk görevlilerine yaptırılmasının yukarıdabelirtilen soruşturmanın bağımsız ve tarafsız ellerle yürütülmesi ilkeleri ilebağdaştığı söylenemez.
102. İşkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muameleyasağı, Anayasa’nın 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığındaetkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,sorumluların belirlenmesini ve gerektiğinde cezalandırılmalarını mümkün kılacakdüzeyde etkili ve yeterli olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterlisayılabilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayıaydınlatacak ve sorumluların tespitine imkân sağlayacak bütün delilleritoplamış olmaları gerekir. Bu kapsamda yetkililer, diğer deliller yanında görgütanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişiincelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak içinalabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır.
103. Birinci başvurucu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararakarşı itiraz dilekçesinde Hastanedeki muayene odasında tedavisi devam ettiğisırada bir polis memurunun kendisini zorla ilgili kolluk birimine götürmeyeçalıştığını, kendisinin demirlerden tutunduğunu, doktorun yatış işlemiyapıldığını söylemesi üzerine kendisini bıraktığını ileri sürmektedir. Buçerçevede başvurucuların iddialarının potansiyel tanığı olan, muayene ve tedaviişlemlerini yapan sağlık görevlilerinin bilgi ve gözlemlerine müracaatedilmemesi, soruşturulan olayın aydınlatılması ve gerektiğinde sorumlularıncezalandırılmasının sağlanması adına önemli bir eksikliktir.
104. Başvuruya konu olan ve itiraz mercisitarafından da benimsenen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda "Şanlıurfa Valilik makamınca 4483 [s]ayılı Memurlar veDiğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izniverilmemesine ilişkin 14/12/2012 gün ve 2012/160 sayılı karar vermiş olduğu" ve bu kararın itiraz üzerine "GaziantepBölge İdare Mahkemesinin ... kararı ile" kesinleştiği gerekçesine dayanılmıştır.
105. 5271 sayılı Kanun, herkes hakkında geçerli olan cezasoruşturması ve kovuşturması hükümlerini içermektedir. Ancak kanun koyucuuluslararası hukuk, antlaşmalar ve iç hukuktan kaynaklanan kimi nedenleredayanarak bu genel kurallara istisnalar getirmiştir. Buna göre, suç işleyen herkişi hakkında uygulanması gereken genel düzenlemeleri içeren 5271 sayılı Kanunhükümleri bazı suç failleri bakımından uygulanmayacak, bunlara ilişkin ilgilikanunlarındaki özel soruşturma ve kovuşturma usulleri geçerli olacaktır. Buusullerin tanınması, uygulanacak kişilere bir zümre ya da sınıf olarak imtiyaztanımak anlamına gelmeyip yapılan görevin niteliğinden kaynaklanmaktadır.Böylece hem yapılan görevin en iyi şekilde ve etkin olarak yerine getirilmesisağlanacak hem de gereksiz şikâyetlere maruz kalınarak görülen hizmetinkesintiye uğraması engellenecektir. Hukuk devletinde ceza soruşturma vekovuşturmasına ilişkin kurallar -ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa’nınkonuya ilişkin kuralları başta olmak üzere- ülkenin sosyal ve kültürel yapısı,etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri dikkate alınarak saptanacakceza siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisinikullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür veölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, ne şekilde soruşturulacağı, nelerinağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularındatakdir yetkisine sahiptir. Dolayısıyla kanun koyucunun ceza siyaseti gereğikimlerin özel soruşturma usulüne tabi olacağını belirleme hususunda takdiryetkisi vardır (AYM, E.2012/19, K.2013/17, 17/1/2013).
106. Özetlemek gerekirse kamu görevlilerinin görevlerini devletadına ifa etmeleri ve görevlerinin ifası ile ortaya çıkan birtakım durumlarlabağlantılı olarak sık sık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altına olmariski ile karşı karşıya olmaları nedeniyle haklarında adli soruşturmayürütülmesinin belirli bir makamın iznine bağlanması, hukuk devletinde makulgörülebilir.
107. Nitekim Anayasa’nın 129. maddesinin altıncı fıkrasındamemurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardanötürü ceza kovuşturması açılmasının -kanunla belirlenen istisnalar dışında-kanunun gösterdiği idari mercinin iznine bağlı olduğuhüküm altına alınmıştır.
108. Anayasa'nın bütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasakurallarının bir arada ve hukukun genel kuralları gözönündetutularak uygulanması zorunlu olduğundan etkili soruşturma yükümlülüğünü vekamu görevlilerinin soruşturulmasının izin şartına bağlı olmasını düzenleyenkurallar bütününün birbiri ile uyumlu bir şekilde yorumlanması gereklidir.Bununla birlikte soruşturulması izin şartına bağlı olmayan suçlarda izinmekanizmasının işletilmesi, soruşturmanın etkililiği bakımından sorunoluşturabilir.
109. Nitekim başvuruya konu soruşturma kapsamında CumhuriyetBaşsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, 4483 sayılıKanun hükümleri çerçevesinde ilgili görevliler hakkında yürütülen ve soruşturmaizni verilmemesi ile sonuçlanan ön inceleme prosedürüne atıf yapılırkensoruşturma konusu suçların 4483 sayılı Kanun'un izin şartına bağlı olmaksızınresen kovuşturulması gereken suçların düzenlendiği 2. maddesinin beşincifıkrası kapsamında olup olmadığı tartışılmamıştır.
110. Soruşturmanın etkililiği bağlamında yetkililer, olay veolguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sona erdirmek ya dakararlarını temellendirmek için aceleci davranarak temelden yoksun tespit vegerekçelere dayanmamalıdırlar. Aynı şekilde kanunun güç kullanılmasına cevazverdiği durumlarda kişiye uygulanan muamelenin orantılı olup olmadığının daolayın tüm unsurları ortaya konularak çok yönlü olarak değerlendirilmesigerekir (Cemil Danışman, § 99).
111. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın gerekçesinde ise "şüphelipolis memurlarının kamu görevi icra ettikleri sırada yasal yetki kapsamındasınırlı ölçülü ve tutarlı olarak Nevruz günü toplumsal olayı önlemek amacıylaPVSK. ve TCK. 25. m anlamında güç kullandıklarışüphelilerin eylemlerinin yasal yetki kapsamında olduğu ve suç ve suç unsurunarastlanılmadığı" ifadelerineyer verilmiştir.
112. Görüldüğü üzere başvurucuların avukat olmaları nedeniyletabi olduklarını iddia ettikleri özel hukuki rejim; görevlilere doğrudan aktifbir direnme içinde olup olmadıkları, başvuruculara yönelik fiziki müdahaleninmeşruluğu ve uygulanan cebrin amaçla orantılılığı irdelenmeksizin ve"görevin icrası", "yasal yetki", "sınırlı, ölçülü vetutarlı güç kullanımı" gibi somutlaştırılmaya muhtaç ifadeler, tanıkbeyanları ve olaya ilişkin kamera görüntüleri gibi delillerleilişkilendirilmeksizin ve tartışılmaksızın ilgili görevliler hakkındakovuşturmaya yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
113. Dahası Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan değerlendirmeler,kutlama alanında başvurucuların yakalanmaları kapsamında işlendiği iddia edilenfiillere ilişkindir. Oysaki başvurucuların gözaltına alındıktan sonraotobüslerde bekletildikleri sırada ve Hastaneye getirildikten sonraki süredeeziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muameleye maruz kaldıklarına ilişkinayrı iddiaları bulunmaktadır. Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yerolmadığına dair kararında dayanılan yakalama işlemi sırasında güç kullanımınınorantılılığı ile sınırlı tespitler, başvurucuların yakalama işlemi sonrasındamaruz kaldıklarını iddia ettikleri muameleleri aydınlığa kavuşturmamaktadır.
114. Soruşturmanın etkililiğinin denetiminde önemli noktalardanbiri olan soruşturmanın kamu denetimine açık ve şeffaf olmasının gereklerindenbiri de mağdurların -meşru menfaatlerinin korunması için- soruşturma sürecineetkili katılımlarının sağlanmasıdır.
115. Bu çerçevede soruşturmanın etkililiğinin yanı sıra bununlabağlantılı olarak başvurucuların yukarıda değinilen olayın farklı yönlerineilişkin iddialarının Cumhuriyet Başsavcılığı ve itiraz mercisitarafından karşılanmamış olması, başvurucuların meşru menfaatlerinin korunmasıiçin sürece etkili katılımlarının yeterince sağlanamadığını ortaya koymaktadır.
116. Öte yandan izin verilmemesine dair karara karşı itiraz,Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin 5/3/2013 tarihli kararı ile "Ön inceleme dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin;... yukarıda yazılı eylemlerden dolayı soruşturma açılmasını gerekli kılacaknitelik ve yeterlilikte olmadığı, verilen kararda yöntem ve yasaya aykırılıkgörülmediği" gerekçesine dayanılarak reddedilmiştir.
117. Görüldüğü üzere Bölge İdare Mahkemesince ön incelemesüreci, yalnızca dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde denetlenmiş;izin verilememesine dair kararda ortaya konan olay, olgu ve gerekçelerin,başvurucuların tüm iddialarını karşılayıp karşılamadığı ve soruşturma iznitalep edilen eylemlerin 4483 sayılı Kanun'un (izin şartına bağlı olmaksızınresen soruşturulması gereken suçların düzenlendiği) 2. maddesinin beşincifıkrası kapsamında olup olmadığı tartışılmamıştır. Soruşturmanın etkililiğinindenetlenmesine ilişkin bu tespitler, bir bütün hâlinde ön inceleme sürecininmakul bir özenle yürütüldüğü konusunda kuşku uyandırdığı gibi soruşturulanolayın aydınlatılması ve gerektiğinde sorumluların cezalandırılmasınınsağlanmasını da zorlaştırmıştır.
118. Sonuç itibarıyla başvurucuların işkence, eziyet ve insanhaysiyeti ile bağdaşmayan muamele iddialarının etkili bir şekildesoruşturulduğu sonucuna ulaşılamamıştır. Bu açıdan başvuruya konu soruşturma,işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele fiillerininönlenmesi ve gerekiyorsa faillerin cezalandırılması bakımından yeterli bir etkidoğurmamıştır. Dahası şüpheliler hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemişolması, bu tür olaylara karışanlara müsamaha ile yaklaşıldığı izleniminiuyandırmakta olup bu durumun işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayanmuamele fiillerini gerçekleştirme temayülü olan kamu görevlilerinicesaretlendirebileceği ve bireylerin, belirtilen eylemlere karşı koruma görevibakımından devlete ve adalet mekanizmalarına olan güvenlerini zedeleyebileceğiaçıktır.
119. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasının öngördüğü etkili soruşturma (usul) yükümlülüğünün ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
120. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
121. Başvurucular, yeniden yargılama yönünde karar verilmesinitalep etmişlerdir.
122. Başvuruda, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaöngörülen devletin etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
123. Belirtilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin kararın birer örneğinin Bölge İdare Mahkemesine ve ilgili CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
124. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın zaman bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İşkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muameleyasağının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağınınusul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın birer örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için Gaziantep Bölge İdare Mahkemesine ve Şanlıurfa CumhuriyetBaşsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARAAYRI AYRI ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.