TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HİDAYET KARACA BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2015/7254)
Karar Tarihi: 12/12/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Hidayet KARACA
Vekili
:
Av. Ahmet Serdar GÜNEŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tahliye kararına rağmen serbest bırakılmama vetutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 30/4/2015, 14/12/2015 ve 5/2/2016 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvurucu tarafından yapılan 2016/2281 sayılı başvuru2015/19666 sayılı başvuru ile, bu başvuru dosyası ise kişi ve konu bakımındanhukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/7254 sayılı dosya ile birleştirilmesineve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği (2015/7254 ve 2015/19666sayılı başvurular bakımından) bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmuştur.2016/2281 sayıl başvuru 2015/19666 sayılı başvuru ilebirleştirilmiş olması ve şikâyetlerin aynı mahiyette olması nedeniyleBakanlıktan görüş sorulmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Tutuklamaya ve SerbestBırakılmamaya İlişkin Süreç
10. Başvurucu; olay tarihinde, uluslararası yayın yapanSamanyolu Televizyonunun da (STV) bünyesinde bulunduğu Samanyolu Yayın Grubunungrup başkanlığı görevini yürütmektedir. Adı geçen televizyon kanalı ve yayıngrubuna bağlı diğer kanallar Fetullahçı TerörÖrgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) amacı doğrultusunda yayınlaryaptığı ve kamuoyu oluşturmaya çalıştığı gerekçesiyle 27/7/2016 tarihli 29783mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmıştır.
11. 2009 yılında Tahşiyeciler grubuna yönelik düzenlenen soruşturma vekovuşturmaya sebebiyet verdikleri iddiasıyla başvurucuyla birlikte gazeteci,yapımcı, senarist, yönetmen ve emniyet görevlilerinin de dâhil olduğu kişilerhakkında iftira, sahtecilik ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarındanİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıncasoruşturmabaşlatılmıştır.
12. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 14/12/2014 tarihindegözaltına alınmıştır.
13. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucuyu tutuklanmasıistemiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Anılan Hâkimlik18/12/2014 tarihinde başvurucunun terör örgütü yöneticiliği suçundantutuklanmasına karar vermiştir. Mahkemenin tutuklama kararının gerekçesişöyledir:
“…Şüphelininörgütün yayın politikasına uygun yayınlar yaparak örgüt yöneticisi olduğuyönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu,yüklenen suçun yasada öngörülen ceza miktarı, işlendiği iddia edilen suçunönemli ve ciddi sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedeninin‘kanun gereğince’ var sayıldığı, şüphelinin tutuklanmasına engel bir halinin(tutuklama yasağı ve yargılama engeli bulunmaması gibi) bulunmadığı, almasımuhtemel ceza göz önüne alındığında kaçma şüphesinin bulunduğu, işin önemi,verilmesi beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde Anayasa’nın13. maddesinde ifade olunan ‘ölçülülük ilkesi’ uyarınca, daha hafif koruma önlemiolan adli kontrol tedbiri uygulamasının bu aşamada soruşturmaya konu suç veşüpheli açısından ‘yetersiz’ kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği kanaatinevarılarak 5271 sayılı CMK’nın 100 ve devamı maddelerigereğince TUTUKLANMASINA”
14. Başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin müdafileri,20/4/2015 tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. (bütün)Sulh Ceza Hâkimlerinin reddini ve tahliye taleplerini içeren dilekçeleriİstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine (nöbetçi asliye ceza mahkemesi olan)vermiştir.
15. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 21/4/2015 tarihinde,İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerinin tümüne yazı yazmış, dilekçelerde ilerisürülen hâkimin reddinin sebepleri konusunda yazılı olarak görüş bildirmelerinihâkimliklerden istemiştir.
16. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesinin görüş bildirme istemine cevap vermemiş; diğer sulh cezahâkimlikleri ise görüş bildirilmesi istemine 22/4/2015 tarihinde cevapvermiştir. Hâkimliklerin cevap yazılarında özetle sulh ceza hâkimlerinin redditaleplerini inceleme, bu konuda karar verme yetki ve görevinin yine sulh cezahâkimliklerine ait olduğu, hâkimin reddi müessesesinin kovuşturma aşamasına aitbir işlem olduğu, hâkimin reddi sebepleri mevcut olsa dahi bu talebin öncelikleilgili mahkeme veya hâkimliğe yapılması gerektiği ve sulh ceza hâkimlerinintamamının bu şekilde reddedilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
17. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 21/4/2015tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazarak ilgili soruşturmadosyalarını tahliye talepleri hakkındaki görüşleriyle birlikte gönderilmesiniistemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, asliye ceza mahkemelerinin tahliyetalepleriyle ilgili olarak karar verme yetkisinin bulunmadığını belirterekgörüş bildirmemiş ve soruşturma dosyalarını göndermemiştir.
18. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi "mahkemece hâkimin reddi talepleri ile ilgili yapılandeğerlendirmenin dosyanın esası ile ilgili bir değerlendirme olmadığı, şüphelilerintamamının tutuklu bulunduğu, dolayısıyla işin acele işlerden olduğu,dolayısıyla soruşturma dosyaları ve reddi hâkim talepleri konusunda görüşlerinistenilmesine rağmen gönderilmemesinin reddi hâkim talepleri konusundaincelemeye ve bir karar vermeye hukuken engel teşkil etmediği"gerekçesiyle incelemesini "şüphelilermüdafilerinin dilekçeleri, yazılı ve CD ortamındaki dilekçe ekleri, ilgilisavcılıklardan ve Sulh Ceza Hâkimliklerinden gelen yazı cevapları vegörüşleri" üzerinden gerçekleştirmiştir. Mahkeme 24/4/2015tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. (bütün) sulh cezahâkimlerinin reddi taleplerinin kabulüne, şüphelilerin tahliye taleplerikonusunda karar vermek üzere 24/4/2015 tarihinde asliye ceza mahkemesinöbetçisi olan İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B.ningörevlendirilmesine karar vermiştir.
19. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından taleptebulunulması üzerineİstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği25/4/2015 tarihinde, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin hâkimlerin reddiisteminin kabulüne ve görevlendirmeye ilişkin kararlarının yok hükmündeolduğunun tespitine karar vermiştir.
20. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği, aynı tarihte İstanbul 32.Asliye Ceza Mahkemesine bir yazı yazarak tahliye taleplerine bakma görev veyetkisinin kendilerinde bulunduğunu belirtmiş ve ilgili talepleringönderilmesini istemiştir.
21. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca soruşturma dosyalarının gönderilmemesi ve tahliye talepleri konusundagörüş bildirilmemesi üzerine tutukluluğundevamı yönünde mütalaada bulunulduğunu değerlendirerek tahliyetalepleri konusundaki incelemesini işintahliye yönünden değerlendirilmesinde bir sakınca olmadığıgerekçesiyle şüpheli müdafilerinin sunduğu bazı belge ve CD'ler üzerindengerçekleştirmiştir. Mahkeme 25/4/2015 tarihinde başvurucunun da aralarındaolduğu tüm şüphelilerin tahliyesine karar vermiştir.
22. Diğer taraftan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındantalepte bulunulması üzerine İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015tarihinde, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin tahliyeye ilişkin kararlarınınyok hükmünde olduğunun tespitine ve şüphelilerin tutukluluk hâllerinin devamınakarar vermiştir. Kararda "İstanbul Adliyesindeki tüm Sulh CezaHâkimliklerinin reddine ve tutuklu şüphelilerin tahliye istemine ilişkintaleplerin Asliye Ceza Mahkemesi veya Ağır Ceza Mahkemelerincedeğerlendirilmesinin ve bu değerlendirmeler neticesinde tahliye talebinin reddiveya kabulü yönünde bir karar verilmesi halinde verilen bu kararların hukukenyasal mevzuatımıza göre mümkün olmadığı, verilen bu kararların da hukukengeçersiz, uygulanabilirliği olmayan ve mutlak butlan ile batıl olan veya diğerbir anlatımla yok hükmünde sayılan kararlar niteliğinde olduğu" ifadeedilmiştir.
23. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 26/4/2015 tarihindetahliye müzekkerelerini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.Başsavcılık, İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararınaatıf yaparak şüpheliler hakkında düzenlenen tahliye müzekkerelerini İstanbul32. Asliye Ceza Mahkemesine iade etmiştir.
24. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihindeşüphelilerin tahliyesine ilişkin müzekkereleri yeniden İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığına göndermiş, Başsavcılık bunları yeniden İstanbul 32. Asliye CezaMahkemesine iade etmiştir.
25. Tahliye müzekkerelerinin ikinci kez iade edilmesi üzerineİstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihinde, tahliyemüzekkerelerinin yeniden Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair birkarar vermiştir.
26. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015tarihinde, İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararlarınınyok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.
27. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 29/4/2015 tarihinde;önceki kararlarda görevsiz olunmasına rağmen dilekçelerin değerlendirilereksoruşturma aşamasında olan işlerle ilgili hâkimin reddi taleplerinin kabulünekarar verildiğini, hukuki yanılgıya düşülerek verilmiş olan bu kararların usulve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin görevine girmeyen bir hususta kararverdiğini belirterek önceki kararlarının yok hükmünde sayılmasına kararvermiştir.
28. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi de 28/4/2015 tarihinde "... hazırlık soruşturmalarında hâkimtarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak, bunlara karşıyapılan itirazları incelemek yetkisinin münhasıran Sulh Ceza Hâkimliğine aitolduğu, Asliye Ceza Mahkemelerinin soruşturma aşamasındaki işler ile ilgiliolarak tutuklama ve tahliye kararı verme yetkilerinin olmadığı, Mahkememizceverilen 25/04/2015 tarihli ... karar ile mahkememizce verilen tahliye kararı[nın] mahkememizingörevsiz bulunması nedeniyle yok hükmünde sayılmasıgerektiği..." gerekçesiyle tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmündesayılmasına karar vermiştir.
29. Başvurucu 26/4/2015 tarihinde (2015/7254 sayılı başvuruyönünden) bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. Sonraki Süreç
30. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/9/2015 tarihindebaşvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin terör örgütü kurma ve yönetme,silahlı terör örgütüne üye olma, iftira ve resmî belgede sahtecilik suçlarınıişlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır.
31. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/281 sayılıdosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. 2/10/2015 tarihinde Mahkemetensip incelemesiyle birlikte başvurucunun tutukluluğunun devamına kararvermiştir.
32. Başvurucunun bu karara itiraz üzerine incelemeyi yapanİstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi 23/10/2015 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir.
33. Anılan karar18/11/2015 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenilmiştir.
34. Başvurucu 14/12/2015 tarihinde (2015/19666 sayılı başvuruyönünden) bireysel başvuruda bulunmuştur.
35. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 25/12/2015tarihli celsedebaşvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir.
36. Başvurucunun bu karara itirazı üzerine incelemeyi yapanİstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi 5/1/2016 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir.
37. Anılan karar20/1/2016 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenilmiştir.
38. Başvurucu 5/2/2016 tarihinde (2016/2281 sayılı başvuruyönünden) bireysel başvuruda bulunmuştur.
39. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/11/2017 tarihlikararıyla başvurucunun terör örgütü kurma ve yönetme suçundan 18 yıl, iftirasuçundan 4 yıl veresmî belgede sahtecilik suçundan 9yıl hapis cezasıyla mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
40. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaistinafta derdesttir.
41. Başvurucu, eldeki başvurulardan önce Anayasa Mahkemesine6/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda (B. No: 2015/144) bulunmuştur. Sözkonusu başvuruda başvurucu, bazı temel insan haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu;
i Savcılık makamı tarafından ifadesialınırken sözünün kesilmesi ve yanıltıcı beyanlarla soru sorulması nedeniyleadil yargılanma hakkının,
ii. Kamu görevlilerinin yakalama ve gözaltı işlemlerisırasındaki eylemleri nedeniyle kötü muamele yasağının,
iii. Tabii hâkim ilkesine aykırı, tarafsız ve bağımsız olmayanbir mahkeme tarafından tutuklanması, tutuklama kararının şartlarınınoluşmaması, tutuklama kararı gerekçesinin ilgili ve yeterli olmaması, gözaltınaalma koşullarının oluşmaması ve makul şüphenin bulunmaması, hukuka aykırıdelilin kuvvetli suç şüphesi sayılarak tutuklama kararı verilmesi, soruşturmadosyasına erişiminin kısıtlanması, gözaltı süresinin aşılması, sorgu sürecindegeçen sürenin uzun olması ve gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklanmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının,
iv. Mesleki faaliyetleri nedeniyle hakkında soruşturma yapılmasıve bu kapsamda tutuklanması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
42. Anayasa Mahkemesi 14/7/2015 tarihinde adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvuruyollarının tüketilmemiş olması, kötü muamele yasağının ihlaledildiği iddiası yönünden başvuru yollarınıntüketilmemiş olması, gözaltı süresinin aşıldığı iddiası yönünden başvuru yollarının tüketilmemiş olması,doğal hâkim, tarafsız ve bağımsız hâkim ilkelerinin ihlal edildiği iddiasıyönünden açıkça dayanaktan yoksun olması, tutuklamanınhukuki olmadığı iddiası yönünden açıkçadayanaktan yoksun olması, tutuklanma dolayısıyla ifade özgürlüğününihlal edildiği iddiası yönünden açıkçadayanaktan yoksun olması ve soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması yönünden açıkçadayanaktan yoksun olması nedenleriyle kabul edilemezlik kararıvermiştir (Hidayet Karaca [GK],B. No: 2015/144, 14/7/2015).
C. İstanbul 29. AsliyeCeza Mahkemesi Hâkimi M.Ö. ileİstanbul 32. AsliyeCeza Mahkemesi Hâkimi M.B. Hakkındaki Süreç
43. Başvurucunun da aralarında bulunduğu şüphelilerin İstanbulsulh ceza hâkimlerinin tümünün reddi taleplerini kabul eden İstanbul 29. AsliyeCeza Mahkemesi Hâkimi M.Ö. ile bu kişilerin tümünün tahliye taleplerini kabuleden İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B. hakkında disiplin ve cezasoruşturması başlatılmıştır. Bu kapsamda anılan hâkimler 27/4/2015 tarihindegörevden el çektirilmişler (sonrasında meslekten de çıkarılmışlardır) ve30/4/2015 ve 1/5/2015 tarihlerinde tutuklanmışlardır.
44. Hâkimler M.Ö. ve M.B. hakkında kamu davası açılmış; Yargıtay16. Ceza Dairesi 24/4/2017 tarihinde, adı geçen kişilerin söz konusu kararları-kendilerinin de üyesi oldukları- FETÖ/PDY liderinin ve yöneticilerinintalimatıyla verdiğini belirterek (anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 30) silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 9yıl hapis ve görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıl hapis cezalarıylacezalandırılmalarına karar vermiştir. Dairenin görevi kötüye kullanma suçuyönünden yaptığı değerlendirmelerin ilgili bölümleri şöyledir:
"... Türk Ceza Muhakemesi Hukukuyönünden, gerek mülga 1402 sayılı CMUK'un 21 vd.maddelerindegerekse mer'i 5271 sayılı CMK'nın 22 ve devamımaddelerinde yer alan düzenlemeler subjektiftarafsızlıkla ilgili olup hakimin reddi hakkına ilişkindir.Bunedenle şüpheli/sanık,müşteki/katılan ya daCumhuriyet savcısının hakimi reddetmesi mümkün ise de mahkeme veya hakimliğibir kurum olarak reddetmesi mümkün değildir.Kezaheyet halinde çalışan bir mahkemenin veya bir adliyede veya yargı çevresindebulunan tüm mahkemelerin veya hakimlerinin toplu reddi usulü de yoktur ...
...
5271 sayılı CMK'nın22 vd.maddelerinde yer alanhakimin reddi müessesesinin, kural olarak kovuşturma aşaması ile ilgili olduğugörülse de,gerek ilgili madde metinlerinde açıkça“şüpheli” kavramına yer verilmesi gerekse yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından yargılanma hakkını teminat altına alan AS'nin 6.ve Anayasanın 36.maddelerinin emredicidüzenlemeleri karşısında soruşturma safhasında da hakimin reddinin mümkünolduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Zira red,hakimin tarafsızlığını temin bakımından getirilmiş birkurumdur.
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545sayılı Kanunla, sulh ceza mahkemeleri kaldırılmış ve münhasıran soruşturmaaşamasında görevli sulh ceza hakimlikleri kurulmuştur. Adından da anlaşılacağıüzere bu hakimlikler, “mahkeme” niteliği taşımazlar, çünkü dava görmezler,sadece soruşturma aşaması ile ilgili tedbir taleplerini ve itirazları inceleyipkarara bağlarlar.
Soruşturma aşamasında tarafsızlığından şüpheduyulan sulh ceza hakiminin, gerek kişisel gerekseolgusal olarak somutlaştırılmak suretiyle reddi mümkündür. Ancak objektiftarafsızlık gerekçesiyle tüm sulh ceza hakimleri reddedilemez.
6545 sy.kanunlaSulh Ceza Hakimlerinin reddine dair özel bir usul getirilmediğine göre bukonuda genel hükümlerin uygulanması gerektiğinde şüphe olmamalıdır.
Bu durumda red,reddedilen hakimliğe yapılacak yazılı başvuru ile yapılmalıdır.Reddi istenen hâkim, ret sebeplerihakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirerek (CMK m.26/1-3) evrakı yargıçevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesine (CMK m.27/2) (Prof.Dr.Yener Ünver-Prof.Dr.HakanHakeri Ceza Muhakemesi Hukuku 12.baskı sh.191) gönderir.Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla birbaşka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.. (CMK m.27/4).
Red talebini kabul eden Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin tahliyetaleplerini değerlendirmek üzere her hangi bir hakimigörevlendirip görevlendiremeyeceğine gelince;
5235 sayılı Kanunun değişik 10. maddesi ileCMK m.101/1, 103, 108/1 ve 268/3 incelendiğinde, soruşturma aşamasındatutuklama ve tahliye kararlarını yalnızca sulh ceza hakimliği ve hakimi verebilir. Tutukluluğa itirazı ise, CMK m.268/3uyarınca sadece bir başka sulh ceza hakimliği ve hakimi inceleyebilir.Soruşturma aşamasında tutuklama vetahliye konusunda asliye ceza mahkemesine ve hakimine yetki verilmemiştir.Asliye ceza mahkemesi, ancak kabul ettiği iddianamenin kovuşturmasınıyürütürken tutuklama tedbiri ile ilgili kararlar verebilir. Bunun dışındaAnayasa ve kanunlar asliye ceza mahkemelerine, doğrudan veya dolaylı olaraksoruşturma aşamasına müdahale etme yetkisi vermemiştir.(Prof.Dr.Ersan ŞEN yorumluyorum 13syf. 313-315) Bu nedenleAsliye Ceza Mahkemesi red talebini yerinde görürseancak aynı yer ya da yargı çevresinde bulunan bir başka sulh ceza hakiminigörevlendirebilir.
...
... Somut olayda, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesi hakimi sanık M.Ö.nün mutaduygulama gereğince taleple ilgili dilekçe ve eklerini 5271 sy.CMK’nın24.maddesi gereğince görüş yazıları da eklenerek iade edilmek üzere reddedilenhakimlere göndermesi,evrakın tekrar gelmesi durumundaise yukarda açıklandığı üzere Türk Ceza Muhakemesi hukukunda uygulanma yeribulunmayan ve esasen haklı bir gerekçeye de dayanmadığı Anayasa Mahkemesincetespit edilen 'objektif tarafsızlık' iddiasınamüstenit taleplerin reddine karar vermesi gerekirken hiç birisi ilgiliCumhuriyet savcılarınıngörüş yazılarında belirtilen gerekçelerlegönderilmemiş ve bu şekilde söz konususoruşturma dosyaları kendisi tarafından incelenmemiş olmasına vetamamı toplu olarak reddedilmiş durumdaki İstanbul SulhCeza Hakimlerinin,kendilerine yönelik olarak yapılanbu toplu reddi hakim taleplerini inceleme yetkisinin bulunmadığına yönelikolumsuz görüş yazılarına rağmen, talep dilekçelerini CMK’nın8 vd.maddelerinde öngörülen şartları da taşımadığıhalde birleştirerek 32. Asliye Ceza hakimi sanık M.B.yigörevlendirmesi ve buna ilişkin müzekkereyi 24/04/2015 günü mesai bitimindensonra saat 17:28’de imzalamasıyla UYAP üzerinden, fizikende aynı gün İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi personelinin kalemi kapatıpadliyeden ayrılmasından sonra Hakim M.B.nin doğrudankendisine, hakim odasında 29. Asliye Ceza Mahkemesi zabıt katibi Ö.A.marifetiyle göndermesi ... sanık Hakim M.B.nin ...5235 sayılı Kanun'un, 6545 sayılı Kanunla değişik 10. Maddesi gereğincesoruşturma aşamasında tutukluluğa ilişkin tüm kararları verme yetkisinin SulhCeza Hakimliğine ait olduğu ve asliye ceza mahkemelerinin soruşturmaevresindeki işlemlerle ilgili bir yetkisinin bulunmamasına rağmen, 29. AsliyeCeza Mahkemesi hakimi M.Ö.nün kanuna aykırı şekildegörevlendirme kararına dayanarak, toplam 594 adet klasörden oluşan belgeleriincelemeden ... gece saat 22.00-22.30 sıralarında kararların yazımınıbitirerek, koridorda bekleyen avukatlara tebliğ ettirmesi ... karşısında;
Suç tarihi itibariyle hakim olan sanıklarınverdikleri kararların esasen de sorunlu oldukları görülmekle birlikte,bu durumun müsnet suçyönünden yargısal faaaliyet kapsamındadeğerlendirilmesi ve verilen kararlara karşı kanun yollarına baş vurulabileceğiileri sürülse de yukarda izah edildiği üzere, kamu düzenine ilişkin görevleilgili kuralları görmezden gelip yargılama hukukuna ilişkin işleyiş ve düzeniyok sayarak, 'mahkemeler üstü' bir tavırla örgüt liderinin talimatı üzerinekurgulandığında şüphe bulunmayan plan doğrultusunda tam bir örgütselorganizasyon, gizlilik ve adanmışlık hali içerisinde, fiil ve eylem birliğiile, aynı örgüt mensubu olmaktan soruşturulan altmışüçşüpheli ile ilgili hakimin reddi ve tahliye taleplerini, mutadişleyiş ve uygulama dışına çıkıp,mesai saati dışında,verilecek kararlarla ilgili denetim mekanizmalarını bertaraf edecek, olayı biroldu bitti fırsatçılığı içerisinde sonuçlandıracak bir gizlilikle ve eşgüdümlehareket ederek görevli olmadıkları halde kabul eden sanıkların, karar vermesüreci ile ilgili hukuka aykırı eylemleriyle görevlerinin gereklerine aykırıdavrandıklarında şüphe yoktur..."
45. Anılan mahkûmiyet hükmü, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca26/9/2017 tarihli kararla onanarak kesinleşmiştir. Kararın ilgilibölümlerişöyledir:
"... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülmekte olup beş yüz doksan dört klasörden oluşan yedi ayrı soruşturmadosyasında biri gazeteci, diğerleri emniyet görevlisi olan altmış üç şüphelininFETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetiniortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeyeteşebbüs, devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casuslukamacıyla temin etme gibi çok sayıda suçtan tutuklu bulunduğu, bu şüphelilerinmüdafilerinin farklı tarihlerdeki tahliye istemlerinin İstanbul Sulh CezaHakimliklerinin kararlarıyla reddedildiği, keza altmış üç şüpheliden otuzaltısının, haklarında tutuklama nedeni bulunmadığını ileri sürerek yaptıklarıbireysel başvurunun Anayasa Mahkemesince 08.04.2015 tarihinde kabul edilemezbulunduğu,
Bu süreç sonunda, FETÖ/PDY silahlı terörörgütü lideri Fethullah Gülen'in "www.he.o"isimli internet sitesinde yayınlanan "Mukaddes Çile ve İnfakKahramanları" başlıklı vaaz/sohbet görünümlü kriptolu/örgütselkonuşmasıyla altmış üç tutuklu şüphelinin serbest bırakılmasının sağlanmasıiçin talimat verdiği, bunun üzerine 20.04.2015 tarihinde şüphelilerinmüdafileri olan yirmi avukat tarafından İstanbul Adliyesindeki tüm sulh cezahakimliklerinde görevli hakimlerin reddiyle şüphelilerin tahliye edilmesiistemli elli bir adet dilekçeden oluşan evrakın uygulanan prosedüre aykırıolarak tarama ve kayıt işlemlerinden geçirilmeksizin günün muhabere nöbetçisiİstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi sanık M.Ö.ye odasında teslimedildiği, sanık M.Ö.nün reddi hakim taleplerini kabulederek, muhabere nöbetçisi İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi sanık M.B.yi tahliye istemleri konusunda karar vermek üzere24.04.2015 tarihinde görevlendirdiği, sanık M.B.ninde 25.04.2015 tarihinde talepleri kabul ederek tutuklu bulunan şüphelilerintamamının tahliyesine karar verdiği olayda;
Silahlı terör örgütü üyesi olma suçubakımından;
Terör örgütlerinin; amaç suçun işlenmesiyolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren, iş bölümüne dayalı,hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik vedenetim konularında duyarlı oldukları, örgütün hiyerarşik yapısına dahilolmayan, irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları,denetleyemedikleri, gizlilik ve güvenlik kurallarıyla hiyerarşiye uymayankişilerin faaliyetlerine izin vermeyecekleri, bu kapsamda FETÖ/PDY silahlıterör örgüt lideri Fethullah Gülen'in 19.04.2015 günüörgütün yayın organlarından "www.herkul.org" isimli internetsitesinde yayınlanan talimatı doğrultusunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüüyeliği ve bu örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin yedi ayrısoruşturma dosyasında tutuklu olan altmış üç şüphelinin müdafiliğini yapan yirmiavukatın, örgüt liderinin talimatından bir gün sonra 20.04.2015 tarihinde topluhalde verdikleri elli bir adet dilekçeye istinaden dosyaları kısmen dahi olsaincelemeden ve delillere temas etmeksizin, altmış üç şüphelinin tamamınınistisnasız olarak tahliyelerini sağlamak için örgüt tarafından verilen göreviyerine getirmek üzere birlikte harekete geçen ve ancak "adanmış" birörgüt mensubunca yapılabilecek bir yöntem ve üslupla, hukuka açıkça aykırı birzeminde bulunduklarını bilerek önceden tasarlanmış, amaç ve örgütselfaaliyetleri yönünden bilinçli olarak söz konusu usulsüz ve hukuka aykırıkararları veren sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarınıgerçekleştirmesine hizmet ettikleri ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütümensuplarının kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu terör örgütününmensupları tarafından kullanıldığı bilinen ByLockiletişim sistemini kullanmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısına dahiloldukları ve böylelikle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerianlaşılmaktadır.
...
Görevi kötüye kullanma suçu bakımından ise;
Sanıkların inceleme konusu davada yaptıklarıağır hukuka aykırılıkların, mesleki kıdemleri ve yetkili çalıştıklarımahkemelerdeki görev süreleri dikkate alındığında, beşeri hata ve meslekitecrübesizlik kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması, reddi hakimtaleplerinin kabul edilip tahliye kararları verildiği anda şüphelilere haksızbir menfaat sağlanması karşısında; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce organize edilentahliye planını hayata geçiren sanıklar M.Ö. ve M.B.nin,verilecek kararlarla ilgili denetim mekanizmalarını bertaraf edecek şekilde tambir örgütsel organizasyon, gizlilik ve adanmışlık hali içerisinde, iştirakhalinde söz konusu soruşturma evrakını incelemeden verdikleri hukuka aykırıkararlarla şüphelilerin tamamının tahliye edilmesine karar vererek, aynıörgütün mensubu olmaktan haklarında soruşturma yürütülen altmış üç şüpheliyemenfaat sağladıkları ve bu şekilde sanıkların, görevlerinin gereklerine aykırıhareket etmek suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında... görevi kötüye kullanma suçunu ayrı ayrı işledikleri kabul edilmelidir..."
IV. İLGİLİ HUKUK
46. İlgili hukuk için bkz.Hüseyin Korkmaz (B. No: 2014/16835, 18/7/2018, §§ 42-50).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
47. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
48. Başvurucu; tutuklanmasını gerektirecek herhangi bir suçbulunmadığını, dolayısıyla tutuklanmasının hukuki olmadığını, tutukluluğundevamına ilişkin ve tutukluluğa itirazın reddi kararlarında yeterli bir gerekçebulunmadığını, kişiselleştirme yapılmadan kararlar verildiğini, ileri sürüleniddialarının karşılanmadığını, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin vetutuklamanın dayandığı somut delil ile bulguların gösterilmediğini,tutuklulukta geçen sürenin makul olmadığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
49. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında istenen cezalarınniteliği, müşteki ve sanık sayısı ve davanın karmaşıklığı gibi faktörlerdikkate alındığında yargılamanın özenli yürütüldüğü ve tutukluluğun devamınailişkin kararlarda ilgili ve yeterli gerekçenin gösterildiği, dolayısıylatutukluluk süresinin makul olduğu ifade edilmiştir.
50. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki iddialarını tekrarlamıştır.
2. Değerlendirme
51. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut başvuruda başvurucunun şikâyetinin özütutukluluk süresinin makul süreyi aştığına ilişkindir. Bu nedenle başvurucununşikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
52. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
54 Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
55. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (AhmetKubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609, 8/3/2018,§§ 27-30).
56. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 3/11/2017 tarihinde mahkûmiyetine karar verilen (bkz. § 35)başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Tahliye KararınaRağmen Serbest Bırakılmamaya İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
58. Başvurucu; İstanbul Sulh Ceza Hâkimlerinin tümünün reddineve tahliyeye ilişkin talepte bulunduğunu, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesincehâkimlerin reddi isteminin kabul edildiğini ve tahliye talebini karara bağlamaküzere İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin görevlendirdiğini ve bu Mahkemetarafından da tahliyesine karar verildiğini, buna rağmen İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca anılan tahliye kararının yerine getirilmediğini, serbestbırakılmasının hukuka aykırı bir şekilde engellendiğini belirterek adilyargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
59. Bakanlık görüşünde; hâkimlerin reddi ve tahliye taleplerininkabulüne dair verilen kararların görevli olmayan mahkeme tarafından verildiğive hukuken geçerli bir mahkeme kararından bahsedilemeyeceği, dolayısıylabaşvurucu hakkında verilmiş geçerli bir tahliye kararının bulunmadığı ifadeedilmiştir.
60. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki iddialarını tekrarlamıştır.
2. Değerlendirme
61. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
62. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, §16). Başvurucunun serbest bırakılmasına ilişkin mahkeme kararınınuygulanmadığına ve bu karara rağmen hürriyetinin kısıtlanmasına devamedildiğine yönelen bu bölümdeki iddialarının mahkemeye erişim hakkına ilişkingenel ilkeler ışığında Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve sekizinci fıkralarıbağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
63. Anayasa Mahkemesi HüseyinKorkmaz (bkz. §§ 88-109) kararında; benzer bir soruşturma kapsamındaİstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesince verilen tahliye kararına rağmen serbestbırakılmanın hukuka aykırı bir şekilde engellendiği yönündeki iddianıntahliyeye ilişkin İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi kararının yetkili biryargı mercii tarafından verilmiş bir karar olduğunun kabulünün mümkünolmadığını ve başvurucunun söz konusu tahliye kararı sonrasındaki tutulmasınınhukuki bir temelinin bulunmadığının söylenemeyeceğini de belirterek açıkçadayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmıştır.
64. Somut başvuruda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Tutukluluk İncelemelerinin Duruşmasız OlarakYapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiası
66. Başvurucu, yargılama sırasındaki tutukluluk incelemelerininhâkim önüne çıkarılmaksızın dosya üzerinden yapıldığını ve iki duruşmalıtutukluluk incelemesi arasında dört aydan fazla bir sürenin geçtiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
67. Başvurucu; ayrıca 14/8/2015 tarihli tutukluluk incelemesininSes ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla yapılmak istendiğini ancak bunakatılmak istemediğini, 13/9/2015 tarihinde yapılan tutukluk incelemesinde isehâkim huzuruna çıkarılmadığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
68. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
69. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan bir kimsenin durumu hakkında kısa sürede karar verilmesinive bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasınısağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıylahürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıratutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşıyapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,4/12/2013, §§ 122, 123).
70. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinde, soruşturma evresindeşüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreleritibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususundaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. maddehükümleri gözönünde bulundurularak kovuşturmaevresinde ise tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekipgerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde, oturumlar arasındaya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim veya mahkemece resen kararverileceği hükme bağlanmıştır.
71. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre şüpheli veyasanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi durumunda hürriyetikısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı kapsamında birdeğerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013 § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No:2013/6160, 2/12/2015, §§ 23, 24).
72. Başvurucu hakkında yapılan bu tutukluluk incelemelerinin5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre yapıldığı görülmektedir. Söz konusuincelemelerin başvurucunun tahliye talebini incelemek ya da hakkında verilentutukluluğun devamına ilişkin karara yapılan itirazı değerlendirmek üzereyapılmadığı anlaşılmaktadır.
73. Dolayısıyla tutukluluğun gözden geçirilmesi yönünde resenyapılan bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamına dâhil olmadığından konu bakımından mahkemenin yetkisi kapsamıdışında kalmaktadır.
74. Açıklanangerekçelerle başvurucunun bu kısmının diğer kabul edilemezlik koşullarıyönünden incelenmeksizin konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tahliye kararına rağmen serbest bırakılmama nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.