TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HEKMATULLAH KAMALOV VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/5038)
Karar Tarihi: 15/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Sinan ARMAĞAN
Başvurucu
:
Hekmatullah KAMALOV ve diğerleri (bkz. ekli liste)
Vekili
:
Av. Sabri SAYAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riskibulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi ve geri gönderme merkezindekitutulma koşulları nedenleriyle aile hayatına saygı hakkı ile kötü muameleyasağının, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının, idari gözetim kararına itiraz kabul edildiğihâlde lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle de adil yargılanma vemülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Ekli tabloda yer verilen başvurulara ait başvuru formuve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra başvurularKomisyonlara sunulmuştur.
3. Başvurucular, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük)73. maddesi uyarınca sınır dışı etme işleminin yürütmesinin tedbirendurdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4. Bir kısım başvuru dosyası hakkında Komisyonlarca,ileri sürülen iddialar ve ibraz edilen belgeler itibarıyla -başvurucularınyaşamlarına ya da maddi veya manevi bütünlüklerine yönelik ciddi bir tehlikealtında olduklarının anlaşılamadığı değerlendirilerek- tedbir talebi incelenmeküzere Bölüme gönderilmemiştir.
5. Kalan diğer başvurularda ise Komisyonlarca tedbirtalebinin Bölüm tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün73. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvuruların tedbir ve kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Budosyalarda Bölümler tarafından ilk önce kısa süreli tedbir kararı verilmiş isede başvuruculardan ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğünden gelen bilgi ve belgelerindeğerlendirilmesi neticesinde aynı gerekçeyle (bkz. § 4) başvurucuların tedbirtalepleri reddedilmiştir.
6. Başvurucuların bir kısmı, bireysel başvuru harç vemasraflarını karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebindebulunmuştur.
7. Konularının aynı olması nedeniyle ekli listedenumaraları belirtilen başvuruların 2017/5038 numaralı bireysel başvuru ilebirleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Muhtelif ülkelerin vatandaşı olan başvurucularhakkında farklı tarihlerde 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar veUluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca ilgili valiliklertarafından sınır dışı etme kararı tesis edilmiş, ayrıca başvurucuların birkısmı idari gözetim altına alınarak geri gönderme merkezlerine konulmuştur.
10. Başvurucuların bir kısmı 6458 sayılı Kanun'da29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3/10/2016 tarihlive 676 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması HakkındaKanun Hükmünde Kararname (676 sayılı KHK) ile yapılan değişiklik sonrasındasınır dışı etme kararına karşı karşı etkili bir yol bulunmadığını belirterekdoğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Bununlabirlikte diğer başvurucular sınır dışı etme işleminin iptali amacıyla ilgiliidare mahkemelerinde dava açmıştır. Mahkemeler, başvurucular hakkında alınansınır dışı etme kararının mevzuata uygun olduğunu belirterek davaların reddinekesin olarak karar vermiştir.
11. Başvurucuların tümü, haklarında alınan sınır dışıetme kararının uygulanması hâlinde geri gönderilecekleri ülkede kötü muameleyemaruz kalma tehlikesi altında bulunduklarını iddia etmiştir. Bunun yanında bazıbaşvurucular ise sınır dışı etme kararı alındıktan sonra hukuka aykırı olarakidari gözetim altında tutulduklarını, ayrıca tutuldukları merkezin fizikikoşullarının insan haysiyetine aykırı olduğunu belirtmişlerdir.
12. Karar tarihi itibarıyla tüm başvurucularıntutuldukları geri gönderme merkezinden salıverildikleri anlaşılmaktadır.
13. Tüm başvurular otuz günlük yasal başvuru süresiiçinde yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. İlgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B.No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-38; T.T., B. No: 2013/8810, 18/2/2016, §§22-25; B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 15/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalepleri Yönünden
16. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların başvurugiderlerini karşılayabilecek ölçüde mal varlıklarının bulunmadığı vetaleplerinin dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılmış olup 12/1/2011 tarihli ve6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca adli yardım taleplerinin kabulü ile yargılama giderlerini ödemektengeçici olarak muaf tutulmalarına karar verilmesi gerekir.
B. Sınır DışıEtme Kararı Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının ve Aile Hayatına Saygı Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
17. Başvurucular; geri gönderilmeleri hâlinde siyasigörüşleri, dinî inançları veya etnik kökenleri nedeniyle kötü muameleye maruzkalacaklarını ayrıca aile bütünlüklerinin parçalanacağını ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların sınır dışı edilmeleri hâlinde yaşam haklarının ihlaledilebileceğine ilişkin iddiaları kötü muamele yasağı kapsamındadeğerlendirilmiştir.
19. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkedeikamet edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi birdüzenlemeye yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere buhusus, devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletinyabancıları ülkeye kabul etmede veya ülkeden sınır dışı etmede takdiryetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvencealtına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireyselbaşvuruya konu edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A., § 54).
20. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşamahakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvencealtına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye işkence veeziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayancezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Maddeninsistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada genel olarak güvencealtına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü fıkrada kötü muamelelerekarşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).
21. Anılan maddede, devlete getirilen kötü muameledebulunmama (negatif) yükümlülüğünün herhangi bir istisnasına yer verilmemiştir.Temel hak ve özgürlüklerin savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstühâllerde kullanılmasının durdurulmasına imkân veren Anayasa'nın 15. maddesindede maddi ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilmiştir. Budurum, kötü muamele yasağının mutlak nitelikte olduğunun açık göstergesidir (A.A.ve A.A., § 56).
22. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamdagüvence altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muameledebulunmaması yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendigörevlilerinin ve üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerinekarşı da koruması gerekir (A.A. ve A.A., § 57).
23. Nitekim Anayasa'nın 5. maddesinde "insanınmaddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak"devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Anayasa'nın 5. ve17. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde devletin bireyi işkence ve kötümuamele yasağına karşı koruma (pozitif) yükümlülüğünün de bulunduğuanlaşılmaktadır (A.A. ve A.A., § 58).
24. Anayasa'nın 5., 16. ve 17. maddeleri uluslararası hukukve özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgilihükümleri ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olupgönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddive manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitifyükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., §59).
25. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışıedilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda birkoruma sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir karşıçıkma imkânı tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötümuameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasınıdelillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara sahip olanyabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek mümkünolmayacaktır (A.A. ve A.A., § 60).
26. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitifyükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınırdışı kararı verilen bir yabancıya iddialarını araştırtma ve bu kararı adilbir şekilde inceletme imkânı sağlayan usul güvencelerini de içerdiğikuşkusuzdur (A.A. ve A.A., § 61).
27. Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucundayabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddiaedilmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçekbir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır.Anılan usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınansınır dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, budenetim süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecinetarafların etkili katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A., § 62).
28. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınırdışı işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasınıgerektirmez. Bu yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarakbaşvurucular tarafından savunulabilir (araştırılabilir/tartışılabilir/araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir iddia ortaya konmalıdır. Budoğrultuda başvurucular, geri gönderileceği ülkede var olduğunu iddia ettiğikötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde açıklamalı; (varsa) bu iddiayıdestekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu iddialar belirli bir ciddilikseviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir iddianın ortaya konması somut olayınözelliğine göre farklılık gösterebileceğinden her olayda ayrıca değerlendirmeyapılmalıdır (A.A. ve A.A., § 63).
29. 676 sayılı KHK değişikliği sonrasında doğrudanAnayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru dosyalarında başvuruculariddialarını sunarken kendileriyle ilgili araştırmaya yapmaya yarar herhangiözel bir bilgi vermemiş, ülkelerinden ayrılmaya zorlayan şartlara ve ne gibisorunlar yaşadıklarına dair somut açıklamalar yapmamış, (varsa) bunlara ilişkinbelgeler ortaya koymamıştır. Diğer taraftan idare mahkemesinde açılan iptaldavası sonrasında yapılan başvurularda da başvurucuların adli makamlaraiddiaları konusunda yeterli bir izahta bulunmadıkları ya da somut bilgi veyabelgeler sunmadıkları görülmüştür. İdare mahkemelerinin yapmış olduklarıdeğerlendirmelerden ve ulaştıkları sonuçlardan ayrılmayı gerektirir bir durumbulunmamaktadır.
30. Belirtmek gerekir ki bazı başvurucuların menşeülkelerinde siyasi istikrarsızlık veya iç karışıklık nedeniyle insan haklarıihlalleri yaşandığı değerlendirilse dahi geri gönderilen ülkenin koşullarınınkamu makamları tarafından resen araştırılması gerektiğine ilişkin kural,başvurucuların bu konuda açıklamada bulunma yükümlülüğünü ortadankaldırmamaktadır (Yryskul Beishenaliev, B. No: 2016/7458, 20/4/2017, §51).
31. Nitekim Anayasa Mahkemesi başvurucuların tedbirtaleplerini değerlendirirken sınır dışı etme işlemi nedeniyle başvurucularınmaddi veya manevi bütünlüklerinin bir tehlike altında bulunmadığını tespitetmiştir. Tedbir talebine ilişkin yapılan değerlendirmelerden sonra başvurudosyalarının esasını etkileyip farklı bir karar vermeyi gerektirecek nitelikteyeni bilgi veya belgeler başvurucular tarafından sunulmuş değildir.
32. Öte yandan sınır dışı etme kararı nedeniyle ailebirliğinin bozulacağını ileri süren başvurucular, ailelerinden neden ayrılmakzorunda kalacaklarını, diğer bir deyişle istedikleri takdirde kendileriylebirlikte ülkelerine dönebilecekleri anlaşılan aile fertlerinin neden ülkelerinegeri gidemeyeceklerini inandırıcı bir izahla ortaya koyamadıkları görülmektedir(Peri Kırık, B. No: 2015/19795, 9/1/2019, § 26). Dolayısıyla bu konudakiiddialarının da savunulabilir olduğunu söyleyebilmek mümkün gözükmemektedir.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların iddialarınınsavunulabilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından başvuruların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. İdari Gözetim Kararına İlişkin İddialar Yönünden
1. Başvurucularınİddiaları
34. Bir kısım başvurucu; hukuka aykırı (keyfî) olarakidari gözetim altında tutulmaları nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının,insan haysiyetine aykırı koşullarda geri gönderme merkezlerinde tutulmalarınedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bukonularda şikâyetlerini ileri sürebilecekleri etkili bir başvuru mekanizmasıbulunmadığını ifade etmiştir.
2. Değerlendirme
35. Anayasa Mahkemesi B.T. başvurusunda idarigözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleriBakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982 tarihli ve2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idari işlem veeylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıda tamyargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu yolun-sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz olduğubiçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesi hâlindeetkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§45-58).
36. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, idari gözetimi sonaerdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararlaözgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdüklerimaddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma,yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tamyargı davası yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T.,§ 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).
37. Başvurucuların geri gönderme merkezlerindensalıverildikleri görülmüştür. Bu durumda söz konusu başvurucuların gerigönderme merkezlerinde tutulmaları nedeniyle kötü muamele yasağı ile kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiaları bakımından yukarıdaaçıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
39. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniylemevcut başvurular yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idaridavaların süresine ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulmasızorunluluğu hasıl olmuştur.
40. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerindeaçılacak davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davalarınsüresinde açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir.Öte yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T. kararındakiiçtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden öncetam yargı davası yolu tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılanmüracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezbulunmasını müteakip açılacak davalarda dava açma süresinin derecemahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline nedenolmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T.,§ 59).
D. Lehe VekâletÜcreti Hükmedilmediğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
41. Bir kısım başvurucu, idari gözetim kararınaitirazlarının sulh ceza hâkimliklerince kabul edilmesine rağmen lehlerinevekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında, anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zararauğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altınaalınmıştır.
43. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksunbaşvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlikkriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerinitaşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebileceknitelikte olsa bile kanunda belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemezbulunabilecektir (K.V. [GK], B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).
44. Somut olayda başvurucular, Avukatlık Asgari ÜcretTarifesi'ne göre lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ilerisürmüşlerdir. Başvurucuların iddialarının özü mahkemeye erişim vemülkiyet haklarının ihlal edildiğine yönelik olup başvurucuların dilegetirdiği şikâyetlere benzer şikâyetlerin Anayasa Mahkemesince daha önceincelendiği ve ilgili Anayasa kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır.
45. Başvurucular açısından önem taşıyan husus, kesinnitelikteki kararla yararlarına bir miktar vekâlet ücreti takdir edilmemesidir.Takdir edilmeyen vekâlet ücreti nedeniyle başvurucuların içinde bulunduğukişisel koşullara göre kendilerine ciddi anlamda zarar verdiği vekendileri için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamalarınınolmadığı da gözetildiğinde önemli bir zarar olduğu kanaatine ulaşılamamıştır(benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Daygınat Magomedzhamılova vediğerleri, B. No: 2015/516, 20/3/2019, §§ 33-42).
46. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın yorumlanması veuygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucuların da önemli bir zararauğramadığı sonucuna varıldığından anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğuanlaşılan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinde bulunan başvurucuların adliyardım taleplerinin KABULÜNE,
B. 1. Sınır dışı etme işleminden dolayı kötü muameleyasağının ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İdari gözetim altında tutulmadan dolayı kişi hürriyetive güvenliği hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Lehe vekâlet ücreti hükmedilmediğine ilişkin iddianın anayasalve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebikabul edilen başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAFTUTULMALARINA,
D. Diğer başvurucular tarafından yapılan yargılamagiderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için İçişleri BakanlığıGöç İdaresi Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 15/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.