TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HİKMET YAYĞIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1279)
Karar Tarihi: 30/12/2014
R.G. Tarih-Sayı: 28/3/2015-29309
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Muharrem İlhan KOÇ
Başvurucu
:
Hikmet YAYĞIN
Vekili
:
Av. İnan AKMEŞE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1.Başvurucu, tutukluluğun devamına itirazla ilgili incelemenin duruşmasızyapılması, Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmemesi ve gerekçesiz olarakitirazın reddine karar verilmesi nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliğininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru,24/1/2013 tarihinde İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinciBölümün Birinci Komisyonunca, 21/3/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm, 26/3/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar vermiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular 26/3/2013 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 31/5/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. AdaletBakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 11/6/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu karşı beyanını26/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuruformu ve ekleri ile Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8.Başvurucu silahlı terör örgütü üyeliği isnadıyla 20/5/2010tarihinde yakalanmış, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimince 24/5/2010tarihinde yapılan sorgunun ardından tutuklanmıştır.
9. İstanbulCumhuriyet Başsavcılığı 1/9/2010 tarih ve 2010/686sayılı iddianameyle, başvurucu ve diğer 21 kişi hakkında silahlı terör örgütüneüye olmak suçundan kamu davası açmıştır.
10. Başvurutarihi itibarıyla yargılama İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/293sayılı dosyasında görülmektedir.
11.Başvuruya konu tutuklulukla ilgili olarak başvurucu 13/7/2012tarihinde ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmuştur.
12. 3/10/2012 tarihli duruşmada başvurucu müdafii“önceki savunmalarımızı tekrar ederiz,müvekkil hakkında düzenlenen iddianame emniyetin düzenlediği varsayıma dayalıfezlekeye dayandırılmıştır. Yapılan fiziki takiplerin futbol, piknik vb gibi öğrenci ortamında yapılan faaliyetlere ilişkinolduğu yapılan Nevruz ve 8 Mart etkinliklerinde söylenen marşlar dolayısıyladava açılmıştır. Bu eylemlerin hiç birisi örgüt suçu olarak değerlendirilmez,bunun mahkemenizce tespit edilmesini talep ediyoruz, müvekkilim 2,5 yıldırtutuklu yargılanmaktadır, öğrenci olup tahliye olmaması halinde okuluna devam imkanı kalmayabileceği ve 6352 sayılı Yasa’nın getirdiğilehe düzenlemeler göz önüne alınarak öncelikle bihakkın tahliye olmadığıtakdirde adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyesine karar verilmesinitalep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
13.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 3/10/2012 tarihli duruşmada “Sanıklara isnatolunan suçun mahiyetine, Yasada gösterilen olası cezaların sınırlarınasanıklara isnat edilen suçların 5271 sayılı CMK.'nun100/3. maddesinde gösterilen katalog suçlardan olmasına, soruşturma aşamasındaele geçirilen ve düzenlenen iddianamede gösterilen; iletişimin dinlenmesi,tespiti, kayda alınması ve değerlendirilmesi ile ilgili tapelerve ses kayıtları, GSM tespit tutanakları E-mail tespit tutanakları, fizikitakiple ilgili görüntüler, fotoğraflar ve bu görüntülere ilişkin tutanaklar,gizli tanığa ait bilgi alma tutanağı, müştekilere ait tutanaklar, şüphelilerinikametlerinde yapılan arama sonucu ele geçirilen toplattırılmasına kararverilen yayınlar, örgütsel dokümanlar-el yazısı notlar, bunlara ait inceleme vetespit tutanakları, örgütsel içerik arz eden CD’ler, flaş bellek ve bunlarınyapılan incelemesi sonucu tanzim olunan tespit ve ön inceleme tutanakları,ikametlerde yapılan arama sonucu el konulan bilgisayar ait hard diskleriçerisindeki örgütsel içerikli doküman ve materyaller, şüpheli ifadeleri vediğer tutanaklar, inceleme tutanakları, bilirkişi raporları, ekspertizraporu, açık kaynaklar (internet tespitleri) ve tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde, mevcut olan bu delillerin sanıklar hakkında kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren bu olgu olarak kabul edilerek, bu durumunkuvvetli suç süphesinin varlığının bu açıdan halendevam ediyor olmasına, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına vegerekse 6352 sayılı Yasanın 96 ve devamı maddeleri ile değişik 5271 sayılıCMK.'nun 100 ve devamı maddeleri hükümlerine göretutuklulukta geçen makul süreyi aşan bir durumun bulunmamasına, sanıklarınserbest kalması halinde kaçma şüphelerininsanıkların üzerine atılı suçların ağırlığına göre karine olarak kabuledilmesinde zorunluluk bulunmasına, tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerininbu aşamada sanık açısından yetersiz kalacağı ve T.C. Anayasasının 13.maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca sanıklar hakkında dahahafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının dava konusuaçısından yetersiz kalacağı” gerekçesiyle başvurucunun ve diğer ikisanığın tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Mahkeme tutuklusanıkların tutukluluk durumunun birer ay ara ile resen incelenmesine ve sonrakiduruşmanın 27/12/2012 tarihinde yapılmasına karar vermiştir.
14.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/10/2012 tarihliduruşmada verdiği tutukluluğun devamına ilişkin kararına yapılan itiraz,İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/11/2012 tarih ve 2012/789 Değişik İşsayılı kararıyla reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 24/12/2012tarihinde tebliğ edilmiştir.
15.Başvurucu 24/1/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/4/2013 tarihliduruşmada verdiği kararla başvurucu serbest bırakılmıştır.
B. İlgiliHukuk
17. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenenceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararıverilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüpheoluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a)26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
…
11.Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (Madde 309, 310, 311,312, 313, 314, 315),
…”
18. 5271sayılı Kanun’un 101. maddesi şöyledir:
“(1)Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemiüzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığıntutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’senmahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlîkontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlereyer verilir.
(2) (Değişik fıkra: 02/07/2012-6352S.K./97.md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliyeisteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren delillersomut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheliveya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiylekendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
…
(5) BuMadde ile 100 üncü Madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”
19. 5271sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluksüresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerekuzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”
20. 5271sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasındaşüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veyasalıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itirazedilebilir.”
21. 5271sayılı Kanun’un 105. maddesi şöyledir:
“103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine,merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiingörüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlîkontrol uygulanmasına karar verilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyetsavcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz.Bu kararlara itiraz edilebilir.”
22. 11/4/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 5271sayılı Kanun’un 269. maddesine eklenen fıkra şöyledir:
“101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerineCumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23.Mahkemenin 30/12/2014 tarihinde yapmış olduğutoplantıda, başvurucunun 24/1/2013 tarih ve 2013/1279 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24.Başvurucu, tutukluluğun devamına itirazla ilgili incelemenin duruşmasızyapıldığını, Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmediğini ve gerekçesizolarak itirazın reddine karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 19. maddesindedüzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliğinin ihlal edildiğini ileri sürmüş,tahliyesine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25.Başvurucunun, tutukluluğun devamı kararına itiraz sürecine ilişkinşikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve bu şikâyetler açısındanbaşka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
26. Adalet Bakanlığı görüşünde, AİHM’intutukluluğa itiraz incelemelerinde tutuklunun veya müdafiininmahkeme huzuruna çıkarılmasının gerekli olduğu, ancak her itirazda duruşmaaçılmasının ceza yargılamasını tıkayacağını kabul ettiği, kısa süre önce hâkimönüne çıkmış tutuklu hakkındaki itiraz incelemesinin dosya üzerindenyapılmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal etmediği sonucuna vardığıve AİHM içtihadına göre, tutukluluğun yasallığının incelenmesinin çelişmeliolarak ve silahların eşitliği ilkesine uygun yapılması gerektiği ifadeedilmiştir.
27.Başvurucu Adalet Bakanlığı görüşüne karşı başvuruda belirttiği hususlarıtekrarlamıştır.
a. Tutukluluğaİtiraz İncelemesinin Duruşmasız Yapıldığı ve Kararın Gerekçesiz Olduğu İddiası
28.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanunaaykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili biryargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”
29.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, yakalama veya tutuklama yoluylaözgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye özgürlüğünden yoksun bırakılmanın yasayauygunluğuyla ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkıtanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin başvurusuyla ilgili değerlendirmeninyargısal nitelik taşıması ve itirazları bakımından uygun güvenceleri sağlamasıgerekir. Bu kapsamda ilk temel teminat, esas ve usul yönünden tutukluluğunyasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde gerçekleşen duruşmalarda etkiliolarak incelenmesini talep etme hakkıdır. Bu hüküm aynı şekilde tutuklulukhalinin gerekli olup olmadığının hızlı bir şekilde tespit edilmesini gerektirir(Çatal/Türkiye, B. No. 26808/08, 17/4/2012, § 32,33; A. veDiğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No. 3455/05, 18/2/2009, § 203).
30.Tutukluluk halinin devamının veya serbest bırakılma taleplerinin incelenmesinde“çelişmeli yargı” ve “silahların eşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Altınok/Türkiye, B. No: 31610/08, 29/11/2011, § 45).
31. Bukapsamda, tutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlarayapılan her itirazda başvurucunun dinlenilmesi gerekli olmamakla berabertutuklu kişinin makul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır (Altınok/Türkiye, B. No: 31610/08, 29/11/2011, § 54; Knebl/Çek Cumhuriyeti, B. No: 20157/05, 28/10/2010, § 85).
32.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, düzenli aralıklarla yapılan ve başvurucununda savunma yapma fırsatı bulduğu duruşmalarda tutukluluk halini incelemiştir. 3/10/2012 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk halinindevamına karar verilmiştir. Başvurucu, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinintutukluluk halinin devamına ilişkin kararına, Anayasa’nın 19. maddesine aykırıolduğu iddiasıyla 9/10/2012 tarihinde itiraz etmiştir.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Cumhuriyet savcısının görüşü alınarak 5/11/2012 tarihli kararla duruşma yapılmaksızın itirazreddedilmiştir.
33.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen kural dikkatealındığında hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısa sürede kararverilmesi esası dâhil olmak üzere, tutukluluk kararına karşı yapılan heritirazda duruşma yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez halegetirebilecektir. Bu nedenle, Anayasa’da öngörülen inceleme usulüne ilişkingüvenceler, duruşma yapmayı gerektirecek özel bir durum olmadığı sürece,tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için her durumda duruşma yapılmasınıgerektirmez (Çatal/Türkiye, § 40;Altınok/Türkiye, § 54).
34. AİHMiçtihatlarına göre bir ayın altındaki süre (28 gün) aralığında tutukluluğundevamına ilişkin incelemenin ilgili dinlenilmeden yapılması Sözleşmenin 5. maddesinin(4) numaralı paragrafının ihlali olarakdeğerlendirilmemektedir (Çatal/Türkiye,§ 41,42). 2 ay 13 günlük sürede şüphelinin dinlenilmeden itirazınınreddedilmesi ise anılan hükmün ihlali olarak görülmüştür (Erişen ve Diğerleri/Türkiye, B.No. 7067/06, 3/4/2012, §51-54).
35.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 3/10/2012 tarihliduruşmada başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar verilmesi sonrasında,bu karara yapılan itiraz 5/11/2012 tarihinde duruşmasız yapılan incelemeylesonuçlandırılmıştır. 3/10/2012 tarihli duruşma ileitiraz mercii karar tarihi arasında 1 ay 2 gün vardır. Bu süre dikkatealındığında, başvurucunun tutuklulukla ilgili itirazının incelenmesinin,tutuklunun makul aralıklarla dinlenilmesi yönündeki kuralı ihlal etmediğisonucuna varılmıştır.
36. Ayrıcaderece mahkemelerinin kanun yolu incelemesinde itirazın/başvurunun reddinekarar vermeleri hâlinde alt derece mahkemesinin kararlarında gösterdiklerigerekçeler kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçegösterilmesine gerek bulunmamaktadır (B. No: 2013/1235, 13/6/2013,§ 25).
37. Somutolayda, tutukluluğun devamına karar veren yargılama mercii, gerekçesini duruşmatutanağında belirtmiştir. İtiraz mercii tarafından tutukluluğun devamınailişkin karar hukuka uygun bulunarak başvurucunun itirazı reddedilmiştir.Dolayısıyla itiraz mercii kararının tek başına ele alınarak gerekçesiz olduğunuveya yeterli gerekçe içermediğini söylemek mümkün değildir.
38.Açıklanan nedenlerle, bu iddialarla ilgili olarak Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
b. CumhuriyetSavcısı Görüşünün Bildirilmediği İddiası
39.Tutukluluk haline itiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısı ve tutuklu arasındasilahların eşitliği ilkesinin gözetilmesi gerekir (B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 124).
40.Silahların eşitliği, suçlamayla ilgili bilgi, belge ve tarafların görüşlerineulaşabilme imkânı verilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet Savcısınıngörüşlerine etkili bir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarak bundanhaberdar olunması halinde mümkün olabilir. Bu gerekliliğin hangi şekilde yerinegetirileceğini belirlemek kanun koyucuya ait olmakla beraber, taraflarınbeyanlarının birbirlerine bildirilmesi ve bu beyanlara cevap verebilme imkânınasahip olmaları gerekir.
41. Somutolayda başvurucu, tutukluluk halinin devamı yönündeki karara 9/10/2012tarihinde itiraz etmiştir. İtiraz mercii, Cumhuriyet savcısının yazılı görüşünüalmış ancak bu görüş başvurucuya bildirilmemiştir. Başvurucunun, Cumhuriyetsavcısının görüşüne cevap verme imkânı olmamıştır. Tutuklulukla ilgili itiraz,İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince 5/11/2012tarihinde reddedilmiştir. Başvurudan sonra 11/4/2013tarih ve 6459 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle “…itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bugörüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir.” hükmü5271 sayılı Kanuna eklenmiştir.
42.Tutukluluğa itiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının görüşünün başvurucuyabildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanunun 50. Maddesi Yönünden
43.Başvurucu 10.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminat talebindebulunmuştur.
44. 6216sayılı Kanun’un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
45.Başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zararla ilgili olarak somut bir bilgive belge sunmamıştır. Başvurucunun maddi tazminat talebi bu nedenlereddedilmelidir.
46.Başvurucunun kişi özgürlüğü ve güvenliğine yönelik ihlalin tespitiyle telafiedilemeyecek ölçüdeki manevi zararı nedeniyle, başvurucuya takdirennet 3.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
47.Başvurucu tarafından yapılan 198,35 başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâletücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Tutukluluğaitiraz incelemesinin duruşmasız yapıldığı ve kararın gerekçesiz olduğu şikâyetiyle ilgili olarakAnayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Tutukluluğaitiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 3.000,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben Maliye Bakanlığınayapılacak başvurudan itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikmeolması halinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süreiçin yasal faiz uygulanmasına,
30/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.