TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HİKMET YÜCE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4764)
Karar Tarihi: 29/6/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Hikmet YÜCE
Vekili
:
Av. Arzu PAMUKÇU YÖRDEM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, 1985 yılında terör örgütü tarafından evine baskınyapılması neticesinde ağır derecede kendisinin ve akrabalarının yaralandığınadair özel durumun dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terörve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındayapılan başvurunun ve açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin olayıngerçekleştiği tarih itibarıyla Kanun kapsamı dışında olduğu gerekçesiylereddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının ve eşitlikilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/4/2014 tarihinde Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 14/10/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 18/12/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 20/1/2015 tarihli görüş yazısı 27/1/2015tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili tarafındanBakanlık görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu 1/7/1985 tarihinde PKK terör örgütü militanlarıtarafından köylerine yapılan baskın sonucu ağır derecede yaralandığını iddiaetmiş, bu özel durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terketmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.
8. Başvurucu 18/11/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararlarının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
9. 12/12/2005 tarihli ve 2005/4-1271 sayılı Komisyon kararında “…5233 sayılı Terör ve Terörle mücadeleden doğanzararların karşılanması hakkındaki kanun kapsamında yapılan müracaat dosyasındabulunan belgelerin 4/10/2004 tarih ve 2004-7955 sayılı yönetmelik hükümlerindebelirtilen şartlara uygun olması üzerine yapılan incelemede, bahse konu olayın1985 tarihinde meydana gelmesi ve tarih itibarı ile (19/7/1987 ve sonrası) 5233sayılı yasa kapsamına girmemesi nedeni ile tazminat talebinin komisyonumuzcaREDDİNE ...” karar verilmiştir.
10. Başvurucu tarafından belirtilen işlem aleyhine Diyarbakırİdare Mahkemesinde dava açılmıştır.
11. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 28/12/2007 tarihli veE.2007/943, K.2007/1954 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“…Davacının yaralanmasına neden olan olayınterör olayı olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmadığı gibi 5233 sayılı Kanunhükümlerinden yararlanmak istemli dilekçesine konu ettiği ölüm olayının Kanunungeçici 1. maddesinin kapsadığı tarih aralığından (19.07.1987’den 5233 sayılıyasanın yürürlüğe girdiği 27.07.2004 tarihine kadar) önce meydana geldiğinoktasında da bir ihtilaf bulunmamaktadır. Nitekim dava dilekçesinde davacıvekili tarafından bu durum ifade edildiği gibi, olay yeri tespittutanaklarından da bu durum anlaşılmaktadır.( tazminatistemine konu olay 01.07.1985 tarihinde meydana gelmiştir.) Bu nedenle her nekadar davacının yaralanmasına neden olan olay terör olayı olsadaKanunun yukarıda yazılan geçici 1. maddesinde belirtilen tarihtenöncemeydana gelmesi nedeniyle iş bu yaralanma olayı nedeniyle uğranılan zararların5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığından davakonusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir...”
12. Temyiz üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 27/2/2013 tarihli ve E.2011/9364, K.2013/1547 sayılı ilamı ilehükmün onanmasına karar verilmiştir.
13. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 27/12/2013 tarihli veE.2013/13314, K.2013/12322 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
14. Ret kararının 18/3/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedildiği ve 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
B. İlgili Hukuk
15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 4., 6., 7., 8., geçici 3., geçici4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı EkiKarar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli veE.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
16. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bu Kanun, 3713 sayılı TerörleMücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına gireneylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarargören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkinhükümleri kapsar.”
17. 5233 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde,19/7/1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı TerörleMücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına gireneylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzelkişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır.
Bu maddeye göre yapılan başvurular, başvurutarihinden itibaren iki yıl içinde sonuçlandırılır. "
18. 5233 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi şöyledir:
"19.7.1987 tarihinden bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihe kadar, görevleri başında iken terörden veya terörlemücadele sırasında zarar gören kamu görevlilerinden veya mirasçılarından,ilgili mevzuat uyarınca tazminat almış olup, ancak aldıkları tazminatınhesaplanma kriteri bu Kanundan farklı olanlardan, bu Kanunun yayımı tarihindenitibaren bir yıl içinde ilgili valilik veya kaymakamlıklara başvuranlara,yapılacak hesaplamada aldıkları tazminat ile bu Kanuna göre almaları gerekentazminat arasında fark bulunması halinde, eksik olan tutar yasal faiziylebirlikte ödenir. Ödenen tazminat tutarı fazla ise iade talep edilmez.
Bu maddeye göre yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren en geçbir yıl içinde sonuçlandırılır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu 1/7/1985 tarihinde PKK terör örgütü militanlarıtarafından köylerine yapılan baskın sonucu ağır derecede yaralandığını, anılanolay nedeniyle uğradığı zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanunkapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığı davanın reddedildiğini,ailelerinin gözü önünde bir kişinin öldürüldüğünü on altı kişininyaralandığını, kendisinin yaralanmasına sebep olan kişilerin hâlâbulunamadığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını, yargılama sürecininon yıldır devam ettiğini, mal varlığı zararına da uğradıklarını, çocuklarınıneğitim göremediğini, hayatları boyunca hep silahlı bir şekilde yaşamak zorundakaldıklarını, telafisi imkânsız zararları karşısında tazminat ödenmediğini,idarenin sosyal risk kapsamında sorumluluğu olduğunu, evlerinin basılarakyakıldığını, özel ve aile yaşamına saygı duyulmadığını, yerel Mahkemetarafından savunmalarının dikkate alınmadığını, 19/7/1987 tarihinden öncemeydana gelen olayların müştekilerine tazminat ödenmeyip anılan tarihten sonrameydana gelen olaylara tazminat ödenmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunubelirterek Anayasa’nın 6., 10., 14., 19., 20., 35. ve 36. maddelerinde güvencealtına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminattalebi ile 5233 sayılı Kanunun bazı hükümlerinin iptal edilmesi talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 6., 10., 14., 19., 20., 35. ve 36.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucunun ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderimtaleplerinin kanun kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, kanunkapsamı dışında bırakılarak Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlikilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminattaleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarda, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtileniddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamışoldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 43-48; Cahit Tekin, B. No:2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).
24. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığınhangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtileniddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibifarklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
25. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Davada UygulananKuralın Anayasa'ya Aykırı Olması Nedeniyle İptal Edilmesi Gerektiğine İlişkinİddia
26. Başvurucu 5233 sayılı Kanun’un geçici birinci ve geçiciikinci maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek söz konusu maddeleriniptalini talep etmiştir.
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (3) numaralıfıkrasında, yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemlerin doğrudan bireyselbaşvuru konusu yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bir yasama işleminin temel hak veözgürlüğün ihlaline neden olması durumunda doğrudan yasama işlemi aleyhinedeğil ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem veihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir (SüleymanErte, B. No: 2013/469, 16/4/2013, § 17; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 37).
28. Somut olayda başvurucu 5233 sayılı Kanun’un geçici 1.maddesinin (bkz. § 17) ve geçici 2. maddesinin (bkz. § 18) Anayasa’ya aykırıolduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürmekle doğrudan ve soyut olarak yasamaişlemi aleyhine başvuru yapmıştır.
29. Bir yasama işleminin temel hak ve özgürlüğün ihlaline nedenolması durumunda bireysel başvuru yoluyla doğrudan yasama işlemine değil ancakyasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşıbaşvuru yapılabilir (Süleyman Erte,§ 17). Diğer bir ifadeyle bireysel başvuru kapsamında bir yasama işleminindoğrudan ve soyut olarak Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvuru yapılamaz.
30. Açıklanan nedenlerle davada uygulanan kuralın Anayasayaaykırı olması nedeniyle iptal edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
31. Başvurucu 1/7/1985 tarihinde PKK terör örgütü militanlarıtarafından köylerine yapılan baskın sonucu ağır derecede yaralandığını,evlerinin basılarak yakıldığını, özel ve aile yaşamına saygı duyulmadığını,yerel Mahkeme tarafından savunmalarının dikkate alınmadığını, yaşanılanolayların kanun kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davasının haksız olarakreddedildiği belirterek Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında düzenlenen adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
32. Bakanlığın başvuruya ilişkin görüş yazısı şu şekildedir;
"Somut başvuruda ... Diyarbakır 2. İdareMahkemesi 28/12/2007 tarih ve E.2007/943, K.2007/1954 sayılı davanın reddineilişkin kararında, 5233 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 5233 sayılıKanun'un, 19/7/1987 tarihi ile bu maddenin yürürlük tarihi olan 17/7/2004tarihleri arasında 3713 sayılı Kanun kapsamında olan eylemleri kapsadığıtespitini yapmıştır. Mahkeme, bu maddeye dayanarak başvurucunun 19/7/1987tarihinden önce, 1/7/1985 tarihinde yaralandığını ve bu nedenle 5233 sayılıKanun kapsamında olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bu karar temyiz ve karardüzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
Bu itibarla Bakanlığımız, başvurucuların sözkonusu şikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olup olmadığının incelenmesisırasında göz önüne alınmak üzere, yukarıda açıklanan hususların da AnayasaMahkemesi'nin dikkatine sunulması gerektiği kanaatindedir."
33. Bakanlığın görüşüne karşı başvurucu tarafından beyandabulunulmamıştır.
34. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara ilişkinincelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabitutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında iseaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüzve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).
35. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz bir takdir hatasıveya açık keyfilik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).
36. Başvurucu 1/7/1985 tarihinde PKK terör örgütü militanlarıtarafından köylerine yapılan baskın sonucu ağır derecede yaralandığını iddiaederek oluşan zararlarının karşılanması talebiyle Komisyona yaptığı başvurununreddi neticesinde 5233 sayılı Kanun kapsamında Diyarbakır İdare MahkemesindeKomisyon kararının (bkz. § 10) iptali istemiyle dava açmıştır.
37. Başvuruya konu İdare Mahkemesi kararında, başvurucununyaralanmasına neden olan olayın terör olayı olduğu konusunda bir ihtilafbulunmadığı gibi 5233 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak istemlidilekçesine konu ettiği ölüm olayının Kanun'un geçici 1. maddesinin kapsadığıtarih aralığından (19/07/1987’den 5233 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği27/07/2004 tarihine kadar) önce meydana geldiği noktasında da bir ihtilafbulunmadığı; nitekim, dava dilekçesinde başvurucu vekili tarafından bu durumunifade edildiği, olay yeri tespit tutanaklarından da bu durumun anlaşıldığı,(tazminat istemine konu olay 1/7/1985 tarihinde meydana geldiği) bu nedenle herne kadar başvurucunun yaralanmasına neden olan olay terör olayı olsa da olayınKanun'un yukarıda yazılı geçici 1. maddesinde belirtilen tarihtenöncemeydana gelmesi nedeniyle işbu yaralanma olayı nedeniyle uğranılan zararların5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığından davakonusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmeksuretiyle yerel Mahkeme kararı onanmış; karar düzeltme talebi isereddedilmiştir.
38. Başvurucunun iddialarına yönelik olarak 5233 sayılı Kanun,17/7/2004 tarihinde terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarınınkarşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla çıkarılmıştır.Kanun'un uygulama süresi ise geçici 1. maddesiyle belirlenmiştir. Anılanmaddede bu Kanun'un, yayımlanma tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgilivalilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde 19/7/1987 tarihi ile buKanun'un yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 12/4/1991 tarihli ve 3713sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına gireneylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzelkişilerinin maddi zararları hakkında uygulanacağı düzenlenmiştir. 5233 sayılıKanun, oluşan ihtiyaçlara yönelik çıkarılan özel bir giderim usulüdür vebelirli bir süreyi kapsamaktadır. Başvurucunun ileri sürdüğü olayın olduğutarih, Kanun kapsamı dışında kalmaktadır ancak başvurucunun gerçekleştiğiniiddia ettiği olay akabinde oluşan zararları için 6/1/1982 tarihli ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nu kapsamındaki genel hükümlere göredava açma imkânının mevcut olduğu da görülmektedir. Buçerçevede Derece Mahkemesinin kararı (bkz. § 11) değerlendirildiğinde karardabariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
40. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurucunun makulsürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
41. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen giderimtalebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürününmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
42. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B. No: 2013/3008,6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen,B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; CelalDemir, §§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının dahauzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek birkusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).
43. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvurutarihi (18/11/2004)ile nihai karar tarihi olan karar düzeltme karar tarihi(27/12/2013) arasında geçen ve 9 yıl 1 aylık yargılama süresinde başvurucuaçısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusuyargılama süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
45.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
46. Başvurucu,makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesini ve bunedenle tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
47. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyanet 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Davada uygulanan kuralın Anayasa'ya aykırı olması nedeniyleiptal edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçensüre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.