TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HİKMET GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/4557)
Karar Tarihi: 4/7/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Hikmet Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Vekili
:
Av. Hasan Esat İLHAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru suçta kullanıldığı gerekçesiyle elkonulanaracın iyi niyetli kabul edilen başvurucuya iade edilmesine rağmen uğranılanzararının giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu şirket İstanbul'da faaliyet göstermekte olup trafiksiciline göre 34 NRP 65 plaka sayılı Isuzu marka 2002model kapalı sac kasa bir kamyonun sahibidir.
A. Başvuruya Konu AracaYönelik Hırsızlık Suçundan Yürütülen Soruşturma Süreci
9. Başvurucu şirketin çalışanlarından F.T., şirkete ait sözkonusu kamyonun çalındığı şikâyetiyle 11/10/2006 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur.Bu kişi şikâyetçi sıfatıyla kolluk görevlilerine verdiği ifadesinde 10/10/2006tarihinde saat 18.30 sıralarında evinin önüne park ettiği kamyonu ertesi günüsaat 07.30'da işe gitmek üzere kalktığında yerinde göremediğini ve kamyonungeceleyin park yerinde ruhsatı ve kamyondaki bazı gıda maddeleri ile birlikteçalındığını ifade etmiştir.
10. Kadıköy Emniyet Müdürlüğü 1/10/2007 tarihinde başvurucuşirkete kamyonunun çalındığını ve hâlen bulunamadığını belirten çalıntı belgesi adında bir belgevermiştir.
B. Elkoyma ve Göçmen Kaçakçılığı Suçuna İlişkin Ceza DavasıSüreci
11. Edirne'nin Enez ilçesine bağlı Büyükevrenköyünde jandarma görevlileri 16/10/2006 tarihinde devriye hâlinde iken göçmenkaçakçılığı yapıldığı yönündeki ihbar üzerine şüpheli S.S.ninkullandığı 34 VS 5366 plaka sayılı kamyonu durdurmuştur. Şüpheli S.S., kamyonunçamura batması üzerine ormanlık bir alanda kamyonda bulunan göçmenleriindirdiğini kolluk görevlilerine bildirmiş, diğer şüpheli H.İ. ise ormanlıkalanda göçmenlerle birlikte yakalanmıştır. Suçta kullanılan söz konusu kamyonaEnez Sulh Ceza Hâkimliğinin 2006/129 D. İş sayılı kararı uyarınca aynı tarihtekolluk görevlilerince elkonulmuştur. Bu kamyon16/10/2006 tarihinden itibaren jandarma komutanlığı gözetiminde etrafı kafestel ile çevrili, kapısı açılabilen toprak zemin bir otoparkta muhafaza edilmeyebaşlanmıştır.
12. Enez Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheliler S.S. ve H.İ.nin göçmen kaçakçılığı suçundan 26/9/2004 tarihli ve5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 35.maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle 17/12/2006 tarihinde iddianamedüzenlemiştir.
13. Dosyanın tevzi edildiği Enez Asliye Ceza Mahkemesince(Mahkeme) iddianame kabul edilerek görülen yargılama sırasında 31/1/2008tarihli (7.) oturumda araç üzerinde 1/2/2008 tarihinde keşif yapılmasına kararverilmiştir. Mahkeme aynı tarihte ayrıca aracın üzerine kayıtlı olduğu şirkettemsilcilerinin araştırılmasına karar vermiştir. Mahkeme 17/7/2008 tarihli (9.)oturumda bu defa 34 VS 5366 plaka sayılı araç ile ilgili bilgileringönderilmesi için Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Budefa 28/5/2009 tarihli (14.) oturumda aracın keşifte tespit edilen şase motornumarası bildirilmek suretiyle söz konusu aracın gerçek plakası ve sahibininbelirlenmesi için Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılması yönünde ara kararıverilmiştir.
14. Mahkeme 1/4/2010 tarihli (17.) oturumda aracın üzerinde M.Yedek Parça İthalat İhracat Ltd. Şti'ye ait 34 VS5366 plakalı aracın plakası kopyalanarak suçta kullanıldığı ve dosya kapsamındabu sahte plakalar ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı gerekçesiyle buhususta resmî belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulmasına kararvermiştir. Ayrıca aynı oturumda verilen diğer bir ara kararı ile keşifte tespitedilen aracın motor ve şase numarası bildirilmek suretiyle söz konusu aracıngerçek plakası ve sahibinin kimlik ve adresi bilgilerinin tespiti için İlçeEmniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
15. Mahkeme 14/4/2010 tarihinde aracın trafik siciline "satılamaz ve devredilemez"şerhi konulması için yazı yazılmıştır. Ancak aracın çalıntı kaydı olduğu içintedbir konulamadığı bildirilince bu defa 24/6/2010 tarihli (18.) oturumda 34NRP 65 plaka sayılı aracın üzerindeki söz konusu kaydın kaldırılmasına kararverilmiştir. Buna göre 29/6/2010 tarihinde 34 VS 5366 sayılı sahte demirplakalar ile yakalandığı belirtilen 34 NRP 65 plaka sayılı aracın trafiksicilindeki çalıntı kaydının kaldırılması yönünde müzekkere gönderilmiştir.
16. Enez İlçe Jandarma Komutanlığı 23/7/2010 tarihinde KartalEmniyet Müdürlüğüne gönderilen bir yazı ile 34 NRP 65 plaka sayılı aracın16/10/2006 tarihinde 34 VS 5366 sayılı sahte plaka ile göçmen kaçakçılığısuçunda kullanıldığını, bunun üzerine araç ile ilgili sistemdeki "çalıntı" kaydının "bulundu" olarakdeğiştirildiğini belirterek gerekli diğer işlemlerin yapılması hususunu bildirmiştir.Bu yazı sonrası Emniyet Müdürlüğünce 27/8/2010 tarihinde başvurucu şirketyetkilisine durum bildirilmiştir.
17. Bu arada yargılamanın 17/9/2010 tarihli (19.) oturumundabaşvurucu vekili aracın iade edilmesi talebinde bulunmuştur. İddia makamı,yapılan keşifle göçmen kaçakçılığı suçunda kullanılan 34 VS 5366 plaka takılıaracın gerçek motor ve şase numarasının tespit edilerek 34 NRP 65 plaka sayılıaraç olduğu ve bu aracın da çalıntı olduğu anlaşıldığından araç sahibineiadesini talep etmiştir. Mahkeme aynı oturumda söz konusu talebi kabul ederekaracın yediemin sıfatıyla başvurucuya iadesi yönünde ara kararı vermiştir. Sözkonusu kamyon 24/9/2010 tarihinde başvurucu şirketin yetkilisine teslimedilmiştir.
18. Mahkeme yapılan yargılama sonucunda 3/2/2011 tarihinde;sanık H.İ.nin beraatine,sanık S.S.nin ise göçmen kaçakçılığına teşebbüssuçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 2.500 TL adli para cezası ilecezalandırılmasına karar vermiştir.
19. Kararın gerekçesinde, sanık S.S.nindolaylı ikrarı ile yakalama tutanağının ve tutanağı düzenleyen kollukgörevlilerinin ifadelerinin hükme esas alındığı belirtilmiştir. Kararda, adıgeçen sanığın, maddi menfaat elde etmek amacıyla, gerçek plakası 34 NRP 65 olanve üzerinde 34 VS 5366 sayılı plaka takılı kapalı kasa kamyon ile suç tarihindeİstanbul'dan aldığı otuz altı yabancı uyruklu şahsın Yunanistan'a geçmelerineimkân sağlamaya çalıştığı belirtilmiştir. Mahkeme bu sanığın göçmenleri Enezilçesinin Çataltepe Mahallesi'ne getirerek Papaz Çeşme mevkiinde bulunanormanlık alanda sakladıktan sonra kaçmaya çalıştığı esnada kollukgörevlilerince göçmenler ile birlikte yakalandığını belirtmiştir. Sanık H.İ.nin ise atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasınayeterli bir delil bulunmadığı açıklanmıştır.
20. Mahkeme ayrıca suçta kullanılan ve ruhsat sahibi başvurucuşirkete ait 36 NRP 65 plaka sayılı kamyonun kararın kesinleşmesi beklenmeksizinsahibine iadesine ve araç üzerindeki tedbirin de kaldırılmasına kararvermiştir. Kararda şirket yetkilisinin suç ile herhangi bir ilgisi ve aracınsuçta kullanılacağına dair bilgisi olmadığının anlaşıldığı vurgulanmıştır.
21. Karar Cumhuriyet savcısı ve sanık S.S. tarafından temyizedilmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 4/6/2013 tarihinde S.S. hakkında verilenmahkûmiyet hükmünün onanmasına, ancak sanık H.İ. hakkında verilen beraathükmünün bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay Dairesi sanık S.S.nin beyanı, yakalama tutanağı ve olay günü sanıklararasındaki yoğun görüşme trafiğini ortaya koyan telefon kayıtlarına göre sanık H.İ.nin diğer sanık S.S. ile birlikte eylem ve fikirbirliği içinde göçmen kaçakçılığı suçunu işlediğinin anlaşıldığınıvurgulamıştır.
C. Delil Tespiti Süreci
22. Başvurucu 17/9/2010 tarihinde Enez Sulh Hukuk Mahkemesindenzararının tespiti için delil tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkeme talebikabul etmiş, yapılan keşif sonucu düzenlenen 8/10/2010 tarihli makine uzmanıbilirkişi raporunda, herhangi bir kaza belirtisi olmayan kamyonda havaşartlarından korunmadığı için paslanma ve çürümeler oluştuğu, camlarınınkırılıp kaporta aksamında ezikler meydana geldiği, bazı parçalarının yerindensöküldüğü ve zamana bağlı yıpranma sonucu aracın kullanılamaz hâle geldiğibelirtilmiştir. Bilirkişiye göre başvurucunun 19.852 TL maddi zararıoluşmuştur. Bilirkişi ayrıca araçta 17.000 TL tutarında değer kaybı oluştuğunuve araç bağlı kaldığı için 35.747,60 TL kazanç kaybı meydana geldiğinibildirmiştir.
D. Tazminat Davası Süreci
23. Başvurucu elkoyma nedeniyleuğradığı zararların tazmini talebiyle Maliye Hazinesi aleyhine 26/11/2010tarihinde Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Davadilekçesinde, elkonulan araç ile ilgili gereklikoruma tedbirlerinin alınmadığı da vurgulanarak hasar ve tahribat masrafıolarak 17.625 TL, motor tadilat masrafı olarak 2.200 TL, değer kaybı olarak17.000 TL, kazanç kaybı olarak 35.747,60 TL, tamir süresince mahrum kalınanbedel olarak 751 TL olmak üzere toplam 73.323,60 TL tutarında tazminattalebinde bulunulmuştur. Başvurucu 2/12/2013 tarihinde kazanç kaybı tutarıyönünden 22.768,16 TL olmak üzere ıslah talebinde bulunmuştur.
24. Mahkeme yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.14/12/2012 tarihli bilirkişi raporunda, araca el konulması ile özellikle elkoymadan sonra koruma tedbirlerinin alınmaması nedeniylearaçta hasar olduğu ve maddi zarar ortaya çıktığı belirtilerek araçtaki hasarbedelinin 17.625 TL, motor yenileme bedelinin 2.200 TL, araçtaki değer kaybınınise 17.000 TL olduğu belirtilmiştir. Raporda, araç satılmayıp tamir edildiğiiçin hasardan kaynaklanan değer kaybından bahsedilemeyeceği açıklanmıştır.
25. Mahkeme bu defa muhasebe alanında uzman bir bilirkişiden28/3/2013 tarihli bir rapor almıştır. Bu raporda, dava konusu aracın tamirgiderlerinin 12.896,55 TL ve aracın tamiri ve boyanması yüzünden oluşan değerkaybının 1.782,06 TL olduğu belirtilmiştir. Ayrıca aracın mahsur kaldığı 3 yıl11 ay 20 gün süre zarfında gelir kaybının 35.747,60 TL ve bir aylık tamirsüresi için gelir kaybının da 751 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.Mahkeme muhasebe alanında uzman başka bir bilirkişiden daha rapor almıştır.27/9/2013 tarihli bu bilirkişi raporunda ise aracın tamir masraflarının katmadeğer vergisi (KDV) hariç 12.896,55 TL olduğu, aracın değer kaybı hususundasomut bir veri bulunmadığından hesaplanamayacağı, yeni araç alımı dolayısıylauğranılan zararın ise 22.768,16 TL olduğu belirtilmiştir.
26. Mahkeme 28/3/2013 tarihli bilirkişi raporunu hükme esasalarak davanın kısmen kabulü ile tamir bedeli olarak 12.896,55 TL, değer kaybıbedeli olarak 1.782,06 TL ve kazanç kaybı bedeli olarak taleple sınırlı olarak22.768,16 TL olmak üzere toplam 37.446,77 TL tutarındaki maddi tazminatın17/10/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıHazineden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararıngerekçesinde, söz konusu aracın çalınarak suçta kullanıldığına vurguyapılmıştır. Mahkeme aracın fiilen alıkonulmasından sonra başvurucuya aitolduğunun belirlenmesiyle birlikte teslimi gerektiğine dikkat çekmiştir.Mahkeme ayrıca başvurucu şirket yetkililerinin veya çalışanlarının suça iştirakeden olarak sanık sıfatlarının bulunmadığını ve aracın bakımı için gereklitedbirlerin alınmasının zorunlu olduğunu belirterek başvurucu lehine tazminatisteme koşullarının oluştuğu sonucuna varmıştır.
27. Davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilen karar Yargıtay12. Ceza Dairesince 10/3/2015 tarihinde bozulmuştur. Bozma kararınıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Davacı şirketin sahibi olduğu aracahaksız yere el konulmasından dolayı 5271 sayılı CMK’nın141. ve devamı maddeleri gereğince tazminat davası açtığı, davaya dayanakteşkil eden Enez Asliye Ceza Mahkemesinin, 2006/108 Esas - 2011/6 Karar sayılı dosyasında,davacının aracınıdavacıdanhabersiz şekildesuçta kullanansanığıngöçmen kaçakçılığı suçu nedeniylecezalandırılmasına,davacıya ait aracın iadesine karar verildiği,bu nedenledavacının el koyma işlemi nedeniyle uğradığını iddiaettiği maddi kaybını davalıdan talep edemeyeceği, bunun yerine davacınınaracını kendisinden habersiz şekilde suçta kullanan sanıktan Borçlar Kanunundakisorumluluk kuralları çerçevesinde talepedebileceği gözetilerek davanın 5271 sayılı CMK'nın223/7 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekirkenyazılışekilde kısmen kabulüne karar verilmesi kanuna aykırı olup ... [bozulmasınakarar verildi] ."
28. Bozma kararına uyan Mahkeme 22/6/2015 tarihinde davanınreddine karar vermiştir. Taraflarca temyiz edilen hüküm Daire tarafındanyargılama giderleri yönünden düzeltilmek suretiyle onanmıştır.
29. Nihai karar başvurucu vekiline 29/1/2016 tarihinde tebliğedilmiştir.
30. Başvurucu 24/2/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Mevzuat Hükümleri
31. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun123. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“İspataracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunuoluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.”
32. 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Soruşturma veya kovuşturma konusu suçunişlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanankuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
...
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
...
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığıdeğerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunmasıhalinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir..."
33. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunmasıiçin gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleriamaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
2. Yargıtay İçtihadı
34. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/11/2018 tarihli veE.2018/4959, K.2018/10881 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... Somut olayda, 5607 sayılı Kanunaaykırılık suçu kapsamında el konulan kamyon iyi niyetli üçüncü kişi konumundakidavacı şirkete ait olduğu anlaşıldıktan sonra da el koyma tedbirinin fiiliolarak uygulanmasına devam edilmiştir. El konulan aracın fiilen alıkonulmasıyerine trafik siciline şerh konulmasının niçin yetersiz kaldığı, 5271 sayılı CMK'nun 128. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kara,deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararlarının sicileşerh verilmek suretiyle icra olunacağı düzenlendiği halde, hangi gerekçe ilearaca fiilen el konulduğu, mahkeme kararından anlaşılamamaktadır. Mahkemedavacı şirketi somut olay bakımından iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunukabul ederek aracın kendisine iadesine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin20/9/2017 tarih ve 2014/14195 başvuru numaralı kararında da belirtiği üzeresuçta kullanılan veya suça konu eşyalara el konulması;bu eşyaların yeniden suçta kullanılmalarının önüne geçilmesi, caydırıcılığınsağlanması ve muhtemel bir müsaderenin sonuçsuz kalmasını önlemek gibi amaçlartaşımaktadır. Bununla birlikte kamu makamlarının söz konusu tedbirleri alırkenkişilerin mülkiyet haklarının korunmasını da gözetmeleri gerekmektedir. Fiilenel koyma tedbirinin uygulanması, kişilerin geçici süreyle de olsa mülkündenyoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca yol açmaktadır. El konulan aracınmüsadere edilemeyeceğinin anlaşılmasına ve davacı şirketin aracının sicilkaydına şerh konulmak suretiyle daha az zarara yol açabilecek bir yolun davarlığına rağmen yargılama sonuna kadar kamyona fiilen el konulması şeklindekimüdahalenin 5271 sayılı CMK'nun 128. maddesinindördüncü fıkrasına aykırı olduğu gibiölçülülük ilkesiile de bağdaşmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, davacınıntazminat talebi doğrultusunda zararını karşılayacak uygun bir maddi tazminatakarar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi[kanuna aykırıdır.]..."
35. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19/11/2018 tarihli veE.2018/4959, K.2018/10881 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... 1- Aracın kullanılmamasındankaynaklı 23.031 TL maddi tazminata, iade tarihi olan 08/11/2007tarihindenitibaren yasal faiz uygulanması gerektiği gözetilemeden, 10/05/2006 tarihindenitibaren yasal faiz uygulanması,
2- El koyma nedeniyle oluşacak hasar bedeliolan 3.917,60 TL'ye aracın teslim tarihi olan 08/11/2007 tarihinden itibarenyasal faiz uygulanması gerektiği, gerekçeli kararda da bu tarihten itibarenyasal faiz uygulandığı belirtilmesine karşın, hükmün esasını oluşturan kısakararda, 10/11/2007 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması suretiylehükümle gerekçe arasında çelişki yaratılması [kanuna aykırıdır.]..."
B. Uluslararası Hukuk
36. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), elkoymave müsadere yoluyla yapılan müdahalelerin sonuçlarını da kararlarındatartışmaktadır. Buna göre AİHM, her elkoyma vemüsaderenin muhakkak bir zarara yol açtığını kabul etmektedir. Ancak AİHM, elkoyma ve müsaderenin Sözleşme'yeek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesine göre adil olabilmesi için mülkün sahibiningüncel zararının kaçınılmaz olandan daha fazla olmaması gerektiğini sıklıklavurgulamaktadır (Raimondo/İtalya, B. No: 12954/87, 22/2/1994, § 33;Borzhonov/Rusya, B. No: 18274/04, 22/1/2009, § 61; Jucys/Litvanya, B. No: 5457/03, 8/1/2008, §36).
38. Bu bağlamda Borzhonov/Rusyakararında, el konulan otobüsün yapılan kanun değişikliğiyle sahibine iadesigerektiği hâlde kamu makamlarının altı yıl boyunca hareketsiz kalmasıkaçınılmaz olandan daha ağır bir zarar olarak görülmüştür (Borzhonov/Rusya, §§ 61-63). East/WestAlliance Limited/Ukrayna (B. No: 19336/04,23/1/2014) kararında başvurucunun mülkünden on yıl boyunca yoksun kalmasına yolaçan el atma tedbirinin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale olduğu sonucunavarılmıştır (East/West AllianceLimited/Ukrayna, §§ 166-218). Vendittelli/İtalya (B. No: 14804/89, 18/7/1994)kararında bir suç isnadı kapsamında başvurucunun taşınmazına konulan tedbirinhükümden sonra gerek de kalmadığı hâlde on bir ay daha uygulanmaya devamedilmesi ölçüsüz bir müdahale olarak görülmüştür (Vendittelli/İtalya, §§ 31-40).
39. Jucys/Litvanya kararında ise başvurucununkaçakçılık suçundan beraat ettiğini belirten AİHM, başvurucunun kürklerine elkonulan ceza kovuşturmasında uyuşmazlığın sekiz buçuk yıl süren bir yargılamasonucunda çözülebildiğini vurgulamıştır. AİHM'e göreyargılamanın uzun sürmesinde başvurucunun bir ihmali de bulunmamaktadır. AİHMsonuç olarak asılsız bir ceza kovuşturması geçirdikten sonra başvurucunun enazından bu mallarının semerelerinden uzun yıllar yararlanamadığını belirterekmüdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği kanaatiylemülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Jucys/Litvanya, §§ 34-39).
40. Diğer taraftan JGK Statyba Ltd ve Guselnikovas/Lithvanya (B.No: 3330/12, 5/11/2013) kararında başvurucunun taşınmazı ile ilgili olaraksatışını veya başka suretle devretmesini kısıtlayan bir tedbirin uygulanması,mülkiyet hakkına müdahale olarak görülmüştür. AİHM, başvuruyu mülkiyetin kamuyararına kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiş vemüdahalenin meşru bir amacı olsa dahi özellikle tedbirin devam ettiği süreboyunca başvurucu şirket yönünden yol açtığı olumsuz ekonomik sonuçların vemeydana gelen kısıtlamaların dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. AİHMsonuç olarak diğer unsurlar yanında müdahaleye konu tedbirin on yılı aşkın birsüreden beri devam etmiş olduğuna dikkat çekerek başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin ölçülü olmadığına karar vermiştir (JGK Statyba Ltd ve Guselnikovas/Lithvanya, §§ 111-145).
41. Diğer taraftan Vasilevski/KuzeyMakedonya Cumhuriyeti (B. No: 22653/08, 28/4/2016, §§ 40-62) kararında,başvurucunun satın aldığı kamyonun daha önce kamyonun eski maliklerinden biritarafından suçta kullanıldığı gerekçesiyle müsaderesi söz konusudur. Hükûmet,başvurucunun eski maliklere karşı tazminat davası açabileceğini belirterek içhukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmuştur. AİHM ise kamyonu suçtakullanan ilk sahibinin müsadere tarihinden önce ölmüş olduğunu, mirasçılarınınnerede olduğu ile tazminattan sorumlu olup olmayacakları hususunda hiçbirbilginin de olmadığını belirtmiştir. Başvurucunun kamyonu satın aldığı sonrakisahibi olan şirketin ise mevcut olmadığına dikkat çekilmiştir. AİHM sonuçolarak, bu alanda devletlere tanınan geniş takdir yetkisi tanınmasına rağmen,müsaderenin uygulanmasının başvurucunun kamyonunun mülkiyetini kaybetmesiylesonuçlandığını ve başvurucuya aşırı bir külfet yüklediğini belirtmiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
42. Mahkemenin 4/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
43. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
44. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihlive 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupaİnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek SuretiyleÇözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir. 6384 sayılı Kanun'a eklenengeçici maddeye göre yargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veyaeksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesineyapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesiönünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içindeyapılacak müracaat üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat KomisyonuBaşkanlığı (Tazminat Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
45. Ferat Yüksel (B. No: 53984/00, 30/3/2004, § 37) kararında Anayasa Mahkemesiyargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geçveya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak TazminatKomisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıylailgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğunudeğerlendirmiştir. Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmedenyapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,§§ 27-36).
46. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu, çalınan aracına suçta kullanıldığı gerekçesiylebir ceza soruşturması sırasında 3 yıl 10 ay süreyle el konulduğunu belirterekkamu makamları bu aracın gereği gibi korunması yönünde bir tedbir almadığı içinzararına yol açıldığından yakınmıştır. Başvurucu söz konusu korumatedbirlerinin alınması yükümlülüğünün kamu makamlarına ait olup aracı suçtakullanan sanığın bu yönden bir sorumluluğunun olmadığına dikkat çekmiştir.Başvurucu ayrıca aracın söz konusu süre boyunca mülkiyetindeki aracındanyararlanamadığını, buna rağmen zararının tazmini amacıyla açtığı davanın haksızyere reddedildiğini belirtmiştir. Başvurucu sonuç olarak mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Anayasa’nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
51. Başvurucu şirket, adil yargılanma hakkının da ihlaledildiğini ileri sürmekte ise de ceza soruşturması kapsamında başvurucununaracı hakkında uygulanan elkoyma tedbiri nedeniylemal varlığı yönünden zarara uğratıldığı yönündeki şikâyetin esas itibarıylamülkiyet hakkını ilgilendirdiği anlaşıldığından başvurucunun belirtilenşikâyetinin mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Mülkün Varlığı
53. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).Somut olayda uyuşmazlığa konu aracın trafik sicilinde başvurucu şirkete aitolduğu anlaşıldığından el konulan bu aracın başvurucu yönünden mülk teşkilettiğinde kuşku bulunmamaktadır.
ii. Müdahalenin Varlığı veTürü
54. Malikin, mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma vemülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması,mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53). AnayasaMahkemesi daha önce bir suç isnadına bağlı olarak uygulanan elkoymatedbirinin, mülkten geçici süreyle de olsa yoksun bırakma sonucuna yol açtığındandolayı mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmiştir (Hanife Ensaroğlu,B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 52). Diğer taraftan somut olayda başvurucununaracına bir ceza soruşturması sürecinde suçta kullanıldığı şüphesiyle vemuhtemel bir müsadereyi güvence altına almak için el konulmuştur. Bu durumdamüdahalenin belirtilen amacı da gözetildiğinde mülkiyetin kamu yararınakullanımının düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesigerekmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hanife Ensaroğlu,§ 52; Onur Tur Uluslararası Nakliyat Ltd.Şti., B. No: 2015/947, 15/11/2018, § 52).
iii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
55. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
56. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(RecepTarhan ve Afife Tarhan, § 62).
(1) Kanunilik
57. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
58. Başvuru konusu olayda elkoymatedbirinin 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinin (1) numaralı fıkrasınadayanılarak uygulandığı görülmektedir. Bu hükmün ulaşılabilir, belirli veöngörülebilir mahiyette olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıylamüdahalenin kanunilik koşulunu taşıdığı anlaşılmaktadır.
(2) MeşruAmaç
59. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasınaimkân verdiğinden, bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyethakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamdabir sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekildekorumaktadır. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini deberaberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan buölçütün her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah,B.No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).
60. Somut olayda kamyona fiilen de el konulması yönündekitedbirin kamyonun yeniden suçta kullanılmasının önlenmesi, caydırıcılığınsağlanması ve muhtemel bir müsaderenin sonuçsuz kalmaması için gerekligörüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinin (1)numaralı fıkrasında, suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunması hâlindeilgili taşınmaz, hak, alacak ve diğer mal varlığı değerlerinin şüpheli veyasanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işleminin yapılabileceği belirtilmiştir.Dolayısıyla suçta kullanıldığı gerekçesiyle kamyona fiilen de elkonulmasının belirtilen şekilde kamu yararına dayalımeşru bir amacı bulunmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hanife Ensaroğlu,§ 61).
(3) Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
61. Son olarak kamu makamlarınca mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı değerlendirilmelidir.
62. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §38).
63. Buna göre mülkiyet hakkını sınırlandıran bir tedbirinuygulanmasının Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi içinbu tedbirin öngörülen kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması vebu tedbirin uygulanması dışında aynı amacı gerçekleştirmeye yarar dahaelverişli başka bir aracın da bulunmaması gerekmektedir. Suçla mücadelealanında hangi tedbirlerin gerekli olduğunun değerlendirilmesi öncelikli olarakilgili kamu makamlarının yetkisindedir. Bu alanda ne gibi tedbirlerin alınmasıgerektiği hakkında sorumlu ve yetkili merciler daha isabetli karar verebilecekkonumdadır. Bu nedenle hangi tedbirin uygulanacağının belirlenmesi hususundaidarelerin belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracıngerekliliğine ilişkin olarak idarelerin sahip olduğu takdir yetkisi sınırsızdeğildir. Tercih edilen aracın müdahaleyi ulaşılmak istenen amaca nazaran barizbir biçimde ağırlaştırması durumunda Anayasa Mahkemesince müdahalenin gerekliolmadığı sonucuna ulaşılması mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamdayapacağı denetim, seçilen aracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak veözgürlükler üzerinde oluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. HamdiAkın İpek, B. No: 2015/17763, 24/5/2018, § 108; Hanife Ensaroğlu,§ 67).
64. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Anayasa Mahkemesi; müdahalenin orantılılığını değerlendirirken birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
65. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvencedensöz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamdakorunabilmesi bakımından bu madde Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında daifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makulolmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesinikapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarakyapılmalıdır (başvurucuya diğer unsurlar yanında ayrıca etkin bir savunma hakkıtanındığından müdahalenin ölçülü görüldüğü kararlar için bkz. Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§75-95; Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu,B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 74-89. Buna karşılık aynı koşulun yargılamasürecinde sağlanmaması nedeniyle müdahalenin ölçüsüz görüldüğü kararlar içinbkz. Mahmut Üçüncü, B. No:2014/1017, 13/7/2016, §§ 79-102; Arif Güven,§§ 57-72).
66. Ayrıca mülkiyet hakkına müdahaleye yol açan tedbirlerinkeyfî veya öngörülemez biçimde uygulanmaması gerekmektedir. Aksi takdirdemülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunması mümkün olmaz. Bu sebeple kamumakamlarınca başvurucunun eylemi ile tedbire yol açan kanuna aykırılık arasındabağlantı olduğunu gösterir makul bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu bağlamda elkoyma veya müsadere gibi tedbirler yoluyla mülkiyethakkına yapılan müdahalelerin bireyin menfaatleri ile kamunun yararı arasındaolması gereken adil dengeyi bozmaması için suça veya kabahate konu eşyanınmalikinin davranışı ile kanunun ihlali arasında uygun bir illiyet bağınınolması ve iyi niyetli eşyamalikine eşyasını -tehlikeli olmaması kaydıyla- geri kazanabilme olanağınıntanınması veya iyi niyetli malikin bu nedenle oluşan zararının tazmin edilmesigerekmektedir (Bekir Yazıcı [GK],B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 31-80; HanifeEnsaroğlu, § 66; Hamdi Akın İpek, § 115).
67. Bunun yanında söz konusu tedbir gerek kapsamı gerekse desüresi itibarıyla orantılı olarak uygulanmalıdır. Kamu yararı amacı doğrultusundamülkle ilgili olarak bu ve benzeri tedbirlerin uygulanmasının zarara yol açmasıise kaçınılmazdır. Ancak bu zararın kaçınılmaz olandan ağır veya aşırısonuçlara da yol açmaması ya da oluşması durumunda böyle bir zararın kamumakamlarınca makul bir sürede, uygun bir yöntem ve vasıtalarla gideriminin sağlanması gerekmektedir. Buna göre kamumakamlarının kanuna dayalı olarak ve ilgili kamu yararı amacı doğrultusundamülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirler uygulaması ve bu tedbirlerinbelirli bir süre devam etmesi ancak bireyin mülkiyet hakkının korunmasınıngerekliliklerine uyulduğu takdirde ölçülü görülebilir (Hanife Ensaroğlu,§ 67).
68. Suçla mücadele bağlamında ihtiyaç duyulan tedbirlerinalınması ve bu tedbirler kapsamında somut olayda olduğu gibi araçlar üzerindebelirli bir süreyle hukuki tasarruflarda bulunulmasının sınırlandırılmasıbakımından kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisi mevcut ise de butedbirlerin uygulanmasının mülk sahibine kaçınılmaz olandan aşırı bir külfet deyüklememesi gerekmektedir. Bu doğrultuda mülkiyet hakkına yönelik olarakuygulanan tedbir süreçlerinde kamu makamlarının makul derecede ivedilik ve özenkoşullarına uygun hareket etmeleri beklenir. Diğer bir deyişle tedbiriuygulayan kamu makamlarının söz konusu tedbirin başvurucunun mülkiyet hakkınaetkilerini de gözetmesi ve ölçüsüz bir müdahaleye yol açmaması gerekmektedir (Onur Tur Uluslararası Nakliyat Ltd. Şti.,§ 66).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
69. Somut olayda elkoyma tedbirininuygulanmasının yukarıda değinilen kamu yararı amacını (§ 60) gerçekleştirmeye elverişli olduğu kuşkusuzdur.
70. Gereklilikölçütü yönünden ise öncelikle suçla mücadele çerçevesinde suçta kullanılaneşyaya el konulması bakımından kamu makamlarının belirli bir takdir yetkisininolduğu kabul edilmelidir. Bununla birlikte bu takdir yetkisi çerçevesindeyapılan müdahale yönünden kamu makamlarının Anayasa'nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının korunmasının gerektirdiği güvenceleri desağlamaları zorunludur.
71. Somut olayda elkoyma işleminingöçmen kaçakçılığı suçundan yürütülen bir ceza soruşturması çerçevesindeyapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre kamu makamlarınca, sahte plaka takılıaracın göçmen kaçakçılığı suçunda kullanıldığı şüphesiyle söz konusu araca elkonulmuştur. Suçta kullanılan bir araca muhtemel bir müsadereyi güvence altınaalmak, aracın suçta yeniden kullanılmasını önlemek ve caydırıcılığın sağlanmasıgibi amaçlarla fiilen el konulması zorunlu görülebilir. Bu bağlamda sadecetrafik siciline şerh verilmesi yeterli de görülmeyebilir. Ancak olayda sözkonusu aracın aslında isnat edilen suç ile bir ilgisi bulunmayan başvurucuyaait iken çalınan bir araç olduğu ortaya çıkmış ve bu araç ancak 24/9/2010tarihinde başvurucuya iade edilebilmiştir. Dolayısıyla somut olay bağlamında elkoyma suretiyle yapılan müdahalenin orantılılığının tartışılmasıgerekmektedir.
72. Buna göre başvuruya konu olayda başvurucu şirkete ait aracın suçta kullanıldığı tespit edilmeklebirlikte başvurucuya veya herhangi bir yetkilisi ya da çalışanına herhangi birsuç isnadında bulunulmadığı açıktır. Nitekim bu aracın suçta kullanılmasındanönce 10/10/2006 tarihinde çalındığı yönünde ertesi gün şirket çalışanıtarafından suç duyurusunda bulunulduğu ve aracın da bundan sonra 16/10/2006tarihinde sahte plaka takılmak suretiyle suçta kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıcasöz konusu kamyon ceza kovuşturması devam ederken mahkemece yediemin sıfatıylabaşvurucuya teslim edilmiş, yargılama sonunda verilen karar ile de araç üzerindekielkoyma tedbirinin ve trafik sicilindeki şerhinkararın kesinleşmesi beklenmeden kaldırılmasına karar verilmiştir.
73. Ceza soruşturması sırasında özellikle suçta kullanılaneşyanın mülkiyetinin ihtilaflı olduğu durumlarda bu eşyanın sahibine iadeedilmesinin belirli bir süre alması makul görülebilir. Somut olayda çalınanbaşvurucuya ait aracın sahte plaka takılarak suçta kullanıldığı dikkatealındığında bu aracın gerçek sahibinin belirlenmesinin belirli bir sürecigerektirdiği açıktır. Bununla birlikte araca kamu makamlarınca 16/10/2006tarihinde el konulduğu, ceza soruşturması sırasında aracın sahipleri ile ilgilihiçbir araştırma yapılmadığı, nihayet kovuşturma sırasında araç üzerinde keşifyapılarak sahiplerinin araştırılmasına girişildiği görülmektedir. Nihayet ancak24/6/2010 tarihli (18.) oturumda verilen ara kararı gereğince 29/6/2010 tarihliyazıda aracın sahte demir plakalar ile yakalandığı belirtilerek çalıntı şerhinin kaldırılması talepedilmiş, başvurucuya da bundan sonra aracının bulunduğu bildirilebilmiş ve24/9/2010 tarihinde araç yediemin sıfatıyla başvurucuya teslim edilebilmiştir.Üstelik söz konusu araç üzerindeki tedbir ve trafik sicilindeki şerh 3/2/2011tarihli kararla bütün sonuçlarıyla birlikte kaldırılabilmiştir.
74. Dolayısıyla başvurucunun aracına fiilî olarak yaklaşık 3 yıl11 ay boyunca el konulduğu görülmektedir. Araca fiilen el konulduğuna görearacın gerçek sahiplerinin tespiti kamu makamlarının yükümlülüğündedir. Her nekadar aracın sahiplerinin tespitinin belirli bir süre alabileceği kabuledilebilirse de olaydaki ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında kamumakamlarının tutumları dikkate alındığında (bkz. §§ 11-21) olaydaki süreninmakul görülemeyeceği açıktır. Buna göre başvurucunun çalınan aracının kamu makamlarıncabaşka bir suçta kullanıldığı tespit edilerek el konulmasına rağmen sahibininbaşvurucu olduğu makul bir süre içinde tespit edilememiş, başvurucu da bu süreboyunca mülkiyetinde bulunan aracından yararlanamamıştır.
75. Diğer taraftan başvurucu fiilen elkoymasüresince kamu makamları tarafından gerekli koruma tedbirleri alınmadığı içinzarara uğradığından yakınmaktadır. Nitekim başvurucunun talebiyle yapılan deliltespiti üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda herhangi bir kaza belirtisiolmayan kamyonda hava şartlarından korunmadığı için paslanma ve çürümeleroluştuğu, camlarının kırılıp kaporta aksamında ezikler meydana geldiği, bazıparçalarının yerinden söküldüğü ve zamana bağlı yıpranma sonucu aracınkullanılamaz hâle geldiği açık olarak belirtilmiştir. Üstelik başvurucununaçtığı tazminat davasında alınan bütün bilirkişi raporlarında da başvurucununaracının elkoyma sürecinde zarara uğradığı tespitedilmiştir (bkz. §§ 24-25).
76. Ancak başvurucunun tazminat talebi Yargıtay 12. CezaDairesinin 10/3/2015 tarihli bozma kararı doğrultusunda ilk derece mahkemesincereddedilmiş, bu karar da aynı Daire tarafından onanmıştır. Bozma kararındadavanın reddi gerekçesi olarak ise başvurucunun göçmen kaçakçılığı suçundan hakkındadava açılan sanıklara tazminat davası açabileceği gerekçe gösterilmiştir.
77. Hâlbuki el konulan eşyanın elkoymasüresince korunması ve muhafaza edilmesi yükümlülüğünün kamu makamlarına aitolduğu kuşkusuzdur. Üstelik fiilî elkoyma süresininmakul bir süreyi aşması durumunda oluşacak zarar yönünden de bu süreninuzamasına yol açan kamu makamlarının sorumluluğunu gerektirdiği ortadadır.Nitekim Yargıtay Dairesi sonraki içtihadında da el koymadan doğan bu gibizararların kamu makamlarınca karşılanması gerektiğine karar vermiştir (bkz. §§34-35).
78. Sonuç olarak başvurucunun çalınan kamyonuna suçtakullanıldığı gerekçesiyle yapılan elkoyma işlemiyönünden, bu kamyonun gerçek sahibinin tespiti sürecinde yaşanan gecikmesebebiyle yaklaşık 3 yıl 11 ay iade edilebildiği, bu elkoymasüresi somut olayın koşullarında makul olmadığı gibi belirtilen sürede araçtahasara da yol açıldığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen başvurucuya elkoymadan kaynaklı söz konusu zararları için herhangi birtazminat ise ödenmemiştir. Kamu makamlarınca yapılan elkoymaişleminden kaynaklanan söz konusu zararların aracı suçta kullanan sanıklartarafından karşılanabileceği gerekçesiyle tazminat talebinin reddedilmesi isebaşvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemektedir. Dolayısıylabaşvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olmasıgereken adil denge başvurucu aleyhine bozulmuş olup müdahale ölçüsüzdür.
79. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
80. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
81. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işleminve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebepolduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülendiğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
82. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
83. İhlalin idari eylem ve işlemden kaynaklandığı durumlarda 6216saylı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesiher somut olayın koşullarını dikkate alarak yapılması gerekenlere hükmeder.İdari eylem ve işleme karşı başvurulacak kanun yolları varsa ve bu yollartüketildikten sonra yapılan bireysel başvurunun incelenmesi sonucu ihlaltespiti yapılmışsa yeniden yargılama yoluyla ilgili mahkemenin tespit edilenihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânının bulunduğu durumlarda kararınbir örneğinin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilebilir.
84. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
85. Başvurucu maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
86. Somut olayda ceza soruşturması sırasında suçta kullanıldığıgerekçesiyle elkonulan aracın başvurucuya aitolduğunun geç belirlenmesi ve bu sürede araçta zarara yol açılması, ancak bunailişkin tazminat talebinin derece mahkemelerince reddedilmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin yargı kararlarından kaynaklandığısonucuna varılmıştır.
87. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine(E.2015/161, K.2015/220) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
88. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi ihlalinsonuçlarının giderimi bakımından somut olay bağlamında yeterli bir giderimsağladığından başvurucunun maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
89. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL tutarındaki yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereBakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2015/161, K.2015/220) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE4/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.