TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HİKMET DENİZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/26218)
Karar Tarihi: 10/3/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Hikmet DENİZ
Vekili
:
Av. Faruk KODAMAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, 3.600 olan emeklilik ek göstergesinin 3.000olarak düzeltilmesi neticesinde emekli aylığının azaltılması ve geriye yönelikolarak fazladan ödendiği belirtilen emekli aylıklarının ve ikramiyesininiadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 31/8/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 8/8/1974 tarihinde Tütün, Tütün Mamülleri,Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünde memur olarak çalışmaya başlamıştır.Sırasıyla memur, amir, şef, müdür yardımcısı ve müdür olarak çalıştıktan sonra6/6/2003 tarihinde Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.ye genel müdür yardımcısıolarak atanmış ve 16/6/2003 tarihinde görevine başlamıştır.
10. Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.nin özelleştirmekapsamında sona erdirilmesi nedeniyle başvurucu Tapu ve Kadastro GenelMüdürlüğü İstanbul Tapu ve Kadastro II. Bölge Müdürlüğüne araştırmacı olaraknaklen atanmış ve 8/2/2011 tarihinde görevine başlamıştır. Başvurucu, bugörevde çalışmaktayken 16/2/2015 tarihinde emekliliğini talep etmiştir.
11. Kendi isteğiyle 15/3/2015 tarihinde emekli olanbaşvurucuya 40 yıl 6 aylık hizmetine karşılık 3.600 ek gösterge esas alınmaküzere ikramiye ödenmiş ve emekli maaşı bağlanmıştır.
12. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 26/11/2015 tarihliyazıyla ek göstergenin 3.000 olarak düzeltildiğini ve geçmişe yönelik fazladanödenen ikramiye farkı olarak 19.968,61 TL ile (15/3/2015 ile 31/12/205tarihleri arasında) fazladan ödenen aylık farkı olarak 4.597,55 TL borççıkarıldığını başvurucuya bildirmiştir. Ek göstergenin değiştirilmesine gerekçeolarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ihdas edilen genel müdür yardımcısıkadrosunun 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ile 22/1/1990tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel RejimininDüzenlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname'de (399 sayılı KHK) yeralmamasıyla birlikte söz konusu kadronun ihdası ile ilgili tereddütleringiderilmemesi gösterilmemiştir.
13. Başvurucu 28/12/2015 tarihinde işlemin iptaliistemiyle dava açmıştır. Dilekçesinde çalışma hayatı boyunca emekli keseneğiile kurum karşılıklarının 3.600 ek gösterge üzerinden düzenli olarakgönderildiğini belirtmiştir. En son görevi olan araştırmacılık sırasında dagenel müdür yardımcılarına uygulanan 3.600 ek gösterge üzerinden emekli kesenekve kurum karşılıklarının gönderildiğini ifade etmiş, bu sebeple emekli aylık veikramiye hesabının 3.600 ek gösterge üzerinden yapılması gerektiğinivurgulamıştır. Bu sebeple dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ilerisürmüş ve emsal mahkeme kararlarına yer vermiştir.
14. Ankara 18. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 22/12/2016tarihinde dava konusu işlemi iptal etmiştir. Karar tek hâkimli olarakverilmiştir. Kararda aylıklarını personel kanunlarına göre almayaniştirakçilerin emekli kesenek ve karşılık tutarlarının hesaplanmasında dikkatealınacak ek gösterge rakamının belirlenmesinde ilgililerin ifa ettiklerigörevleri itibarıyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nagöre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan veyaderecesi için belirlenmiş ek gösterge rakamlarının uygulanması, daha sonraatanılan görevin ek göstergesinin daha düşük olması hâlinde ise yüksek ekgöstergenin geçerli olduğu ve aradaki farkın aylıklardan kesilmek suretiylekarşılanması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun 657 sayılı Kanun'un özlükhükümlerine tabi memur statüsünde görev yaptığı ve bu nedenle aylıklarınıpersonel kanunlarına göre almayan iştirakçiler kapsamında bulunduğunun açıkolduğu ifade edilmiştir.
15. Davalı SGK, karara karşı 6/2/2017 tarihinde istinafyoluna başvurmuştur.
16. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi(Daire) 4/5/2017 tarihinde istinaf talebini kabul etmiş ve mahkeme kararınıkaldırmıştır. Kararda dava konusu işlemin ileriye yönelik olmak üzere sonuçdoğuran bir işlem olup belirli bir miktar alacağın tazmini istemine yönelikolmadığı belirtilmiştir. Kısa bir döneme ilişkin belirli bir miktar alacağıntazmini istemine yönelik olmayan ve emekli aylığının hesaplanmasına esasalınacak ek gösterge rakamının tespitine ilişkin bulunan bu davanın Mahkemeheyeti tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği ifade edilmiştir.
17. Mahkeme 16/6/2017 tarihinde bozma kararına uymuş veheyet hâlinde vermiş olduğu karar ile dava konusu işlemi iptal etmiştir.Kararda 22/12/2016 tarihinde verilen kararda yer alan gerekçe tekraredilmiştir.
18. SGK, karara karşı 24/7/2017 tarihinde istinaf yolunabaşvurmuştur.
19. Daire 1/6/2018 tarihinde mahkeme kararını kaldırmışve davayı kesin olarak reddetmiştir. Kararda Özelleştirme İdaresi tarafındanihdas edilen Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.ye genel müdür yardımcısı olarakatanan başvurucunun atanmış olduğu genel müdür yardımcısı pozisyonunun kapsamdışı statüde bir pozisyon olduğu belirtilmiştir. Söz konusu kadronun 13/12/1980tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname(190 sayılı KHK) uyarınca ihdas edilmemesi nedeniyle 190 sayılı KHK'da genelmüdür yardımcıları için belirlenen 3.600 ek göstergeden yararlandırılmasınaolanak bulunmadığı ifade edilmiştir.
20. Nihai karar başvurucuya 3/8/2018 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 31/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
21. 5434 sayılı Kanun'un ek 15. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Personel Kanunları deyiminden, 657sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri PersonelKanunu ve bunların ek ve tadillerini, bu kanunlara tabi olmayan kamupersonelinin aylık ve sair özlük haklarını düzenlemek üzere çıkarılacakkanunları anlaşılır."
22. 5434 sayılı Kanun'un ek 48. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Aylıklarını personel kanunlarınagöre almayan iştirakçilere, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapan genelmüdürler için belirlenen ek gösterge rakamını geçmemek üzere, ifa ettiklerigörevleri itibariyle Devlet Memurları Kanunu'na göre girebileceklerisınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan veya derecesi için belirlenmişek göstergeleri uygulanır."
23. 5434 sayılı Kanun'un ek 67. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Daha önce atanmış ya da seçilmişoldukları kadro, görev veya aylık almış oldukları dereceler için belirlenmişolan ek göstergelerden daha düşük ek gösterge ödenmesi gereken veya ekgöstergesi olmayan bir kadro, görev veya dereceye atanan ya da seçilenler; dahaönceden yararlanmış oldukları ek gösterge rakamı ile halen bulundukları kadro,görev veya dereceye ilişkin ek gösterge rakamı arasındaki farktan kaynaklanankesenek ve karşılık tutarının tamamının aylıklarından kesilmesi suretiyleemeklilik açısından yüksek olan ek göstergeden yararlanmaya devam ederler."
24. 5434 sayılı Kanun'un ek 71. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Sosyal güvenlik bakımından T.C.Emekli Sandığına tabi bir görevde bulunmakta iken, özelleştirme programınaalınan kuruluşların bu Kanuna göre emeklilik hakkı tanınan kadro vepozisyonlarına atananlarla, bu kuruluşların özelleştirilmeleri sonucusermayelerindeki kamu payı % 50’nin altına düşenler ile bunlardan anonimşirkete dönüştürülüp dönüştürülmediğine bakılmaksızın satılan veyadevredilenlerde T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalışan personeldenisteyenlerin Sandıkla ilgileri devam eder. Ancak bu kuruluşlarınsermayelerindeki kamu payının %50’nin altına düştüğü tarihten, anonim şirketstatüsünde olmayanların satışı veya devri tarihinden sonra Sandığa tabi olarakgeçen süreler için emeklilik ikramiyesi ödenmez."
25. 5434 sayılı Kanun'un mülga 121. maddesi şöyledir:
"Her ne suretle olursa olsunistihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşitistihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancakilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında Danıştayda davaaçabilir.
Herhangi bir nedenle Sandık tarafındanilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, buhatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllıktutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikledüzenlenir."
B. UluslararasıHukuk
26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesikapsamındaki davalara genel olarak uygulanan ilkelerin ve özellikle anılanmaddenin mülk edinme beklentisini korumadığı biçimindeki ilkenin sosyalgüvenlik ödemeleri ve sosyal yardımlar yönünden de geçerli olduğunubelirtmektedir. AİHM, bu hükmün Sözleşmeci devletlerin herhangi bir sosyalgüvenlik planını uygulayıp uygulamayacağının ya da bu planlar çerçevesindekişilere ne tür menfaatlerin sağlanacağının ve bunların miktarının ne kadarolacağının belirlenmesi hususundaki serbestisine sınırlama getirmediğinivurgulamaktadır. Ancak AİHM'e göre Sözleşmeci devletlerin -ister öncedenkişilerin katkı yapma şartına bağlı olsun ister olmasın-sosyal yardım ödemesiyapılmasını öngören yasal bir düzenlemenin bulunması durumunda bu düzenlemenin(1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamına giren mülkiyete ilişkin bir menfaatdoğurduğu kabul edilmelidir (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009,§ 38).
27. AİHM, modern demokratik devletlerde birçok bireyinyaşamlarını sürdürebilmek için hayatlarının tamamı ya da bir bölümünde, sosyalgüvenlik ve sosyal yardım ödemelerine bağımlı olduklarını belirtmektedir. AİHM;birçok hukuk sisteminin bu bireylerin belli bir derecede belirlilik vegüvenliğe ihtiyaç duyduklarını kabul ederek onlara birtakım imkânlarsağladığını ve bu çerçevede öngörülen bazı koşulların yerine getirilmesişartıyla bu bireylere çeşitli ödemeler yapılması yolunda düzenlemelere yerverdiğini hatırlatmaktadır. AİHM'e göre bireylerin iç hukuka göre sosyal yardımalma hakkının bulunduğu durumlarda bu ekonomik menfaatler (1) No.lu Protokol'ün1. maddesi kapsamına girer (Moskal/Polonya, § 39).
28. AİHM'e göre bir ekonomik menfaatin sonradan ortadankaldırılması, olayın somut koşulları çerçevesinde tek başına o ekonomikmenfaatin -en azından ortadan kaldırıldığı ana kadar- (1) No.lu Protokol'ün 1.maddesi kapsamında mülk olarak görülmesini engellemez. Öte yandan tartışmakonusu ekonomik menfaate hak kazanmanın şarta bağlandığı durumlarda koşulunyerine getirilmemesi sonucu kaybedilen şarta bağlı hakkın (1) No.lu Protokol'ün1. maddesi anlamında mülk olarak değerlendirilmesi mümkün değildir (Moskal/Polonya,§ 40).
29. AİHM, sosyal adaletin önemine dikkat çekmeklebirlikte bunun kural olarak kamu otoritelerinin -ihmallerinden kaynaklananlarda dâhil olmak üzere- hatalı işlemlerini geri almasına engel teşkiletmeyeceğinin altını çizmektedir. AİHM'e göre aksi karara varılması, haksızzenginleşme yasağına aykırılık oluşturur. Bu durum aynı zamanda sosyal güvenliksistemine katkı payı ödeyen ve özellikle katkı payı ödedikleri hâlde kanunikoşulları taşımamaları nedeniyle bundan yararlanamayan diğer bireylere haksızlıkoluşturur. Son olarak bu, sınırlı kamu kaynaklarının kamu yararına uygunolmayan alanlara harcanması sonucunu doğurur (Moskal/Polonya, § 73).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
30. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu, Danıştayın yerleşik içtihadına karşınDaire tarafından davasının reddedildiğini ve kararın açıkça keyfî olduğu vebariz takdir hatası içerdiğini belirtmiştir. Kendisi ile aynı durumda olanbaşka kişilerce açılan davaların kabul edilmesine karşın kendi davasınınreddedildiğinden yakınmıştır. Bu nedenle de adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
32. Bakanlık görüşünde, Dairenin farklı mevzuatların içiçe geçtiği teknik konu ile ilgili kapsamlı araştırma yaptığı, başvurucunundurumu ile ilgili mevzuatı ayrıntılı olarak incelediği, kararını bu inceleme veyoruma dayalı olarak verdiği belirtilmiştir. Bu sebeple Daire kararının keyfîveya ilgili ve yeterli gerekçeden yoksun olduğunun da söylenemeyeceği vebaşvurucunun iddiasının aksine adil yargılanma hakkını ihlal edecek bir kararolmadığı ifade edilmiştir. Öte yandan Danıştay içtihadından farklı olarak kararverildiği iddiasına ilişkin olarak ise konuya dair içtihadı birleştirme kararıgibi bağlayıcı bir karar bulunmadığı, yeni kurulan istinaf mahkemelerinin yenikarşılaştığı bir konuda olduğu, ilgili mahkemelerin sık sık uyguladığı vekolayca çözülecek bir konuda olmadığı hatta aksine çok teknik ve farklı mevzuathükümlerinin yorumlanması ile sonuca ulaşılması gereken karmaşık bir konudaolduğu söylenmiştir.
33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Dairetarafından verilen kararın benzer konuda verilen karar ile çeliştiğiniyinelemiştir. Bu durumun Daire kararının isabetsiz olduğunu gösterdiğinibelirtmiştir. Daire kararında mevzuatın yorumlanmasında bariz takdir hatasıbulunması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini vurgulamıştır.
B. Değerlendirme
34. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenarbaşlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz."
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun şikâyetlerinin özü, emekli maaşının ödenmesinde esas alınan ekgöstergenin geçmişe yönelik olarak değiştirilmesi sebebiyle emekli aylığınınazaltılması ve yeni ek göstergeye göre geçmişte fazladan ödenen tutarların geriistenmesi olduğundan şikâyetlerin bir bütün olarak mülkiyet hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. EmekliAylığının Azaltılmasına İlişkin Şikâyet Yönünden
36. Somut olayda başvurucunun 3.600 olan ek göstergesi,başvurucunun görev yaptığı genel müdür yardımcılığı kadrosunun Özelleştirmeİdare Başkanlığı tarafından ihdas edilmesi nedeniyle 399 sayılı KHK ile 5434sayılı Kanun'da yer almaması gerekçesiyle 3.000 olarak değiştirilmiş ve bunabağlı olarak emekli aylığı azaltılmıştır. Başvurucu ise genel müdüryardımcılığı kadrosuna bağlı olarak 3.600 ek gösterge üzerinden emekliliğineilişkin ödemelerin yapıldığını, emekli aylığının bu kişilere uyan ek göstergeüzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.
37. Konu ile ilgili olarak Mahkeme, aylıklarını personelkanunlarına göre almayan iştirakçilerin emekli kesenek ve ödenekleribelirlenirken ifa edilen görevin niteliği gereğince 657 sayılı Kanun'a göregirebilecekleri sınıflardaki benzer görevleri için belirlenmiş ek göstergerakamlarının uygulanması, daha sonra atanılan görevin ek göstergesinin dahadüşük olması hâlinde ise yüksek ek göstergenin geçerli olduğunu ve aradakifarkın aylıklardan kesilmek suretiyle karşılanması gerektiğini belirterekişlemi iptal etmiştir. Buna karşın Daire başvurucunun atanmış olduğu genelmüdür yardımcısı pozisyonunun kapsam dışı statüde bir pozisyon olduğunu ve bunedenle genel müdür yardımcıları için belirlenen 3.600 ek göstergedenyararlandırılmasına olanak bulunmadığını ifade ederek davayı reddetmiştir.
38. Öncelikle başvurucunun görev yaptığı genel müdüryardımcılığı kadrosunun 5434 sayılı Kanun'un kapsamı dışında ihdas edilmiş birkadro olup olmadığına ilişkin kararı vermenin Anayasa Mahkemesinin görevindeolmadığı vurgulanmalıdır. Bu husustaki yetki olaya uygulanacak hukukkurallarını yorumlamakla görevli derece mahkemelerine aittir. Derecemahkemelerinin yorumunda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik bulunmadığımüddetçe Anayasa Mahkemesinin bu yoruma müdahale etmesi bireysel başvurununamacıyla bağdaşmaz. Somut olayda derece mahkemeleri de ulaştıkları sonucailişkin objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçesunduklarından mahkeme kararlarında herhangi bir keyfîlik veya bariz bir takdirhatası tespit edilememiştir.
39. Anayasa Mahkemesi başvuru konusu ile benzer olan MusaBaylan ([GK], B. No: 2016/4384, 12/12/2019) kararında, başvurucu yönündenmeşru beklenti oluşturduğu tespit edilen 3.600 ek göstergenin 2.200 olarakdeğiştirilmesi ve bunun sonucu olarak emekli aylığının azaltılmasının mülkiyethakkına müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir. Meşru beklenti oluşturan 3.600ek göstergenin üzerinden hesaplanan emekli aylığının azaltılması mülke erişiminengellenmesi mahiyeti taşıdığını ve bu durumun mülkiyetten barışçıl yararlanmahakkına müdahale kapsamında incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir (MusaBaylan, § 24).
40. Aynı kararda başvurucunun emekli aylığınınazaltılmasının temelinde yatan amacın sosyal güvenlik sisteminin korunması vedevamlılığının sağlanması olduğu ve bu amacın kamu yararına dönük olduğusöylenmiştir. Bu nedenle müdahalenin sosyal güvenlik sisteminin devamlılığınıve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını gözeten meşru biramacının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca teknik hizmetler sınıfındagrup amiri olarak çalıştığı hâlde sehven mühendis unvanı üzerinden intibakıyapılan başvurucunun ek göstergesinin de buna göre düzeltilmesi -emekli aylığıalma hakkının devam ettiği de gözetildiğinde- başvurucuya aşırı ve katlanılamazbir külfet yüklemediği ve bu nedenle başvurucunun emekli aylığının geleceğeyönelik olarak azaltılması suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninölçülü olduğu ve mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlal bulunmadığı sonucunavarılmıştır (Musa Baylan, §§ 50-51).
41. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve MusaBaylan kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniylebaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. GeçmişeYönelik Borç Çıkarılmasına İlişkin Şikâyet Yönünden
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan geçmişe yönelik borç çıkarılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MülkünVarlığı
43. Somut olayda SGK tarafından geçmişe yönelik fazladanödenen ikramiye farkı olarak 19.968,61 TL ile (15/3/2015 ile 31/12/205tarihleri arasında) fazladan ödenen aylık farkı olarak 4.597,55 TL emekliaylığının iadesi istenmektedir. İkramiye ve emekli aylıkları, ödenmek suretiylebaşvurucunun mevcut mal varlığı hâline gelmiştir. Bu nedenle bunların geriistenmesine yönelik işlemin de Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkilettiğinin kabulü gerekir.
ii. MüdahaleninVarlığı ve Türü
44. Başvurucuya ödenmek suretiyle başvurucunun mevcut malvarlığına dâhil olan emekli aylıkları ile ikramiyenin iadesi yolunda işlemtesis edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.
iii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
45. Anayasa Mahkemesi Musa Baylan kararında yersizyapılan ödemelerin geriye yönelik beş yıllık kısmının iadesi yolunda işlemtesis edilmesinin dayanağının 5434 sayılı Kanun olması ve söz konusu işleminsınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını amaçlaması nedeniylemülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının ve meşru amacınınbulunduğunu belirtmiştir (Musa Baylan, §§ 57-63).
46. Yine aynı kararda ölçülülük konusunda temel ilkelerbelirtildikten sonra (Musa Baylan, §§ 64-68) somut olayda başvurucununborç çıkarılan tutarı toptan olarak ödemesi istenmediği gibi emekli aylığının1/4 oranında kesilmesi suretiyle yapılan ödemelere ayrıca faiz uygulanması dasöz konusu olmadığı ifade edilmiştir. Bu şekilde takvime bağlanan iadenin -faizişletildiği yönünde herhangi bir iddia ileri sürülmediği nazara alındığında-başvurucunun menfaatlerinin korunması bakımından uygun bir yöntem olduğu vebaşvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi bozmadığıanlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucunavarılmıştır (Musa Baylan, § 74).
47. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve MusaBaylan kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniyleiade edilen miktar yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Emekli aylığının azaltılmasına yönelik şikâyetyönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Geçmişe yönelik borç çıkarılmasına dair şikâyetyönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.