TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HRANT DİNK VAKFI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/29443)
Karar Tarihi: 12/6/2024
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Kenan YAŞAR
Ömer ÇINAR
Raportör
:
Hasan HÜZMELİ
Başvurucu
:
HRANT DİNK VAKFI
Vekili
:
Av. Zeynep AYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gerçekleştirilmesi planlanan bir etkinliğinhukuka aykırı olarak yasaklanmasının başvurucunun toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/7/2021 tarihinde yapılmıştır. Komisyon,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararvermiştir.
3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu Hrant Dink Vakfı (Vakıf), 2007 yılındaİstanbul'da kurulmuş olan ve tüzel kişiliği bulunan bir vakıftır. Kuruluşbelgesine göre Vakıf; toplumda ekonomik, sosyal ve kültürel olarak güvenli vesağlıklı bir ortamın ve demokratik yurttaşlık bilincine sahip kültürelçeşitliliğe ve farklılıklara saygılı bireylerin gelişmesine katkıda bulunmayıamaçlamaktadır. Vakıf; bu amaç doğrultusunda faaliyetlerini kültürler arasıdiyaloğun artması, her türlü ayrımcılığın giderilmesi, kuşaklar arasıiletişimin iyileştirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, eğitim veiletişim olanaklarının artırılması, toplumda barış ve uzlaşma kültürününbenimsenmesi ve sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla yoksulluğun azaltılması veözellikle çocuklar, gençler, engelliler ve kadınlar gibi dezavantajlıkesimlerin yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi yönünde programlar geliştirmekve hizmetler sunmak olarak belirlemiştir.
6. Vakıf 18-19 Ekim 2019 tarihlerinde Kayseri'de"Kayserive Çevresi: Toplumsal, Ekonomik ve Kültürel Değişimin 100 Yılı, 1850-1950"konulu bir konferans düzenlemek istemiştir. Vakıf bu amaçla MarmaraÜniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Nebraska Üniversitesi, Harvard Üniversitesi,California Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, İllionis Üniversitesi, ParisÜniversitesi, Hacettepe Üniversitesi öğretim elemanlarından oluşan bir komitetertip etmiş; söz konusu komite başta Türkiye olmak üzere Amerika, Fransa,Yunanistan ve Ermenistan'dan yirmiden fazla bilim insanının başvurusunu kabuletmiştir.
Tebliğlerden bazılarının başlıkları şöyledir:
"Kıtlık Günlerinde Kayseri veTalas: Bartlett Ailesinin Günlükleri (1873–1875)", "20.Yüzyılda Tomarza Ermenileri: Bir Aile Arşivinin ‘Küresel Mikrotarihi’","Şer’iyye Sicillerine Göre 19. Yüzyılın Son Yıllarında Kayseri’de AileYapısı", "19. Yüzyılın İlk Yarısında Osmanlı’da Merkezi ileTaşra Arasındaki İktidar İlişkileri ve Yerel Demografi: Bereketli MadeniÖrneği", "Şiddet ve Sermaye: 1900’lerin Başında Kayseri BölgesindekiHalı Üretimi Üzerine Yeniden Düşünmek", "Kilikya Katliamı Öncesindeve Esnasında Kayseri’de Etno-Dinsel İlişkiler", "1909 Adana Olaylarıve Kayseri Sancağı", "Osmanlı Ermenileri, Kayseri’deki AmerikalıMisyonerler ve Zekai Apaydın", "Unutulmuşluktan Hatırlanmaya: GüneyÜrdün’deki Ermeni Kadınların Dinî İnancı ve Aşiret Yapısı","Osmancılıktan Helenizme: Karamanlı Rum Kimliği ve Rumlar Arasındakiİdeolojik Yönelimler (1850–1923)", "Kapadokya’nın ProtestanRumları","Toprak Türk’ün, Taş Rum’un: 1850 Yılında Kayseri’deki AyiosNikolaos Rum Ortodoks Kilisesi’nin Yeniden İnşası Konusunda Rumlar ileErmeniler Arasında Yaşanan Çatışmalar", "Kayseri’de ErmenilerinEğitim Hayatı", "Muhalif Bir Osmanlı Entelektüeli: TeodorKasap", "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı ya da Yorgaki Dandini’denHimmet Ağa’ya Bir Dönüşüm Hikâyesi"
7. Başvurucu Vakfın yetkilileri Kayseri Valiliğini(Valilik) ziyaret ederek bilgilendirmek için 9/9/2019 tarihinde randevutalebinde bulunduğunu ifade etmiştir. Başvurucu'nun iddia ettiğine göre,Valilik bu talebe uzun süre cevap vermemiş, 23/9/2019 tarihinde Kayseri Valiyardımcısı N.A, anılan konferansın yapılmasının uygun olmadığını şifahen Vakfailetmiştir. Başvurucu Vakıf, 27/9/2019 tarihinde konferans gerçekleştirmetalebini Valiliğe yazılı olarak bildirmiştir. Anılan yazıda konferans amacının,Türkiye'nin farklı kentlerinde yaşanan toplumsal, ekonomik, politik ve kültüreldeğişimlerin anlaşılması ve bu konuda yapılan yeni çalışmaların duyurulmasıhedeflendiği açıklanmıştır. Bu amaçla yapılacak konferans sonunda konuşmalarınkalıcı hale getirilmesi ve yeni araştırmalara kaynak sağlanması amacıylasunumların kitaplaştırılacağı da ifade edilmiştir. Daha önce de birçok ildegerçekleştirildiğini ve pek çok yabancı ülke bilim komitelerinin de bu konferansakatıldığını belirten başvurucu, etkinliğin bu seferinde Kayseri'degerçekleştirmek istediğini iletmiştir.
8. 1/10/2019 tarihlinde Valilik 6/10/1983 tarihli ve 2911sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 17. maddesi,2911 sayılıKanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 23. maddesi ile 10/6/1949 tarihli ve5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11. maddesinin (A) ve (C) fıkraları uyarıncayapılması planlanan konferansı il sınırları içerisinde süresiz şekildeyasaklamıştır. Yasaklama gerekçesinde, konferansa katılacak bir akademisyeninyapmayı planladığı sunumunun konu başlıklarının Vakfın amaçlarına uygunolmadığını, bu nedenle kamu güvenliğine ve suç işleneceğine dair açık ve yakıntehlike yaratacağını değerlendirmiştir.
Anılan yasaklama kararının ilgili kısmı şöyledir :
" Valiliğimize yapılanbilgilendirmeler ile Hrant Dink Vakfı resmi internet sitesinde 18-19 Ekim 2019tarihlerinde ilimizde 'Kayseri ve Çevresi: Toplumsal, Ekonomik ve KültürelDeğişimin 100 Yılı, 1850-1950' konulu Panel-Konfrans düzenleneceğianlaşılmıştır.
...
Mezkur Vakfın internet sitesinde,planlanan konferansın akademik komitesinde yer alan [B.A] isimli akademisyenin,Emniyet Müdürlüğümüze verdiği konferans konu başlıklarının: 'Kayseri'den çölünkenarına sürgünler, soykırımın tarihçesi, Kayseri bölgesinde Ermenilerin sürgünsürecinin hazırlanması, 1909 Adana katliamı ve Kayseri'ye etkileri, Kilikyakatliamı sırasında ve öncesinde Kayseri'deki etnik ilişkiler' şeklinde olduğugörülmüştür.
Bu konuların yukarıda belirtilen vakıfamaçlarına uygun olmadığı bu nedenle kamu güvenliğine ve suç işleneceğine dairaçık ve yakın tehlikeleri ortaya çıkaracağı değerlendirilmiştir.
Düzenlenmek istenilen panel-konferansın... maddesine istinaden ilimiz sınırları içerisinde sair yer ve zamanlardayapılmasının YASAKLANMASI, ilgili mevzuatlar kapsamında belirtilen emir veyasaklara uymayanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin yapılması..."
9. Başvurucu 20/11/2020 tarihinde yasaklama işlemininiptali talebiyle Kayseri 2. İdare Mahkemesine (İdare Mahkemesi) dava açmıştır.Başvurucu dava dilekçesinde; planlanan konferansın vakfın amacına uygunolduğunu, etkinliğin2911 sayılı Kanun'daki "istisnalar"kapsamında olup anılan Kanun hükümlerine tabi olmadığını, yasaklamagerekçesinde yer alan konunun sunum yapılacak başlıklar arasında yer almadığınıiddia etmiştir. Ayrıca yasaklamaya dayanak konu başlığının bilimsel birtoplantıda tartışılmasının kamu düzenini ne şekilde tehlikeye düşüreceğininidarece somut olarak ortaya konulmadığını belirtmiştir. Bunun yanındabaşvurucu; amaç, yetki ve sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olan süresizyasaklama kararı ile Vakfın Anayasa ve yasalarla güvence altına alınanhaklarının kullanılamaz hâle getirildiğini ve ifade özgürlüğünün ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
10. İdare Mahkemesi 26/2/2020 tarihinde işlemin iptalineilişkin davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; sunum yapılacak konu başlığınınVakfın amacına uygun olup olmadığı ile kamu güvenliğine ve suç işleneceğinedair açık ve yakın tehlikeye neden olup olmayacağı yönünden idari işlemdeğerlendirilmiştir. Kararda, "Soykırımın Tarihçesi, 1909 AdanaKatliamı, Kilikya Katliamı" şeklindeki konu başlıklarının Vakfınamaçları arasında yer alan kültürler arası diyaloğun artması, her türlüayrımcılığın giderilmesi ve toplumda barış ve uzlaşma kültürünün benimsenmesi hedefleriyleörtüşmediği aksine kültürler arası diyaloğun azalmasına, ayrımcılığa vetoplumdaki barış ve uzlaşma kültürünün olumsuz etkilenmesine sebebiyet vereceğiifade edilmiştir. Ayrıca, soykırım ve katliamıngerçekleştirildiğinin kabulü için tarihsel ve hukuksal yönden tespitinvarlığının şart olduğu ve bu yönde bir tespitin bulunmadığı belirtilmiş,gerçekleştirilmesi planlanan konferansın konu başlıklarının Vakfın amacınahizmet etmediği kabul edilmiştir. Öte yandan İdare Mahkemesi, anılan isnatlarlayapılacak konferansın ve konferans sonrasında hazırlanacak sonuç bildirgesininkamuoyuna yansıması hâlinde şiddet olaylarına sebebiyet vereceğini ve kamudüzeninin bozulmasının muhtemel olduğunu değerlendirmiştir. Kararda, idareninsadece belirtilen konu başlıkları ile yapılacak konferansı yasakladığı bunedenle Vakfın faaliyetlerinin kısıtlanması anlamına gelmediği belirtilerekidarenin kanuni yetkisi kapsamındaki işleminde hukuka aykırılık bulunmadığısonucuna varılmıştır.
Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...Bakılan davada, dava konusuişlemin, planlanan konferansın akademik komitesinde yer alan B.A. adlıakademisyen tarafından Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü'ne verilen, yapılacakkonferansa ait "Kayseri'den çölün kenarına sürgünler, soykırımıntarihçesi, Kayseri bölgesinde Ermenilerin sürgün sürecinin hazırlanması, 1909Adana katliamı ve Kayseri'ye etkileri, Kilikya katliamı sırasında ve öncesindeKayseri'deki etnik ilişkiler" şeklindeki konu başlıklarının, Vakfınamacına uygun olmadığı ve kamu güvenliğine ve suç işleneceğine dair açık veyakın tehlikeleri ortaya çıkaracağı gerekçeleri ile tesis edildiğigörüldüğünden, bu kapsamda her bir gerekçe yönünden yapılacak değerlendirmeışığında uyuşmazlık irdelendiğinde;
1-Konu başlıklarının Vakfın amacınaaykırılığı yönünden; Hrant Dink Vakfı'nın Amacının (Vakıf Senedi 3. Madde):"Vakıf, toplumda ekonomik, sosyal ve kültürel olarak güvenli ve sağlıklıbir ortamın ve demokratik yurttaşlık bilincine sahip, kültürel çeşitliliğe vefarklılıklara saygılı bireylerin gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlar. Bukapsamda, kültürler arası diyaloğun artması, her türlü ayrımcılığıngiderilmesi, kuşaklar arası iletişimin iyileştirilmesi, toplumsal cinsiyeteşitliğinin sağlanması, eğitim ve iletişim olanaklarının artırılması, toplumdabarış ve uzlaşma kültürünün benimsenmesi ve sürdürülebilir kalkınma anlayışıylayoksulluğun azaltılması ve özellikle çocuklar, gençler, özürlüler ve kadınlargibi dezavantajlı kesimlerin yaşam kalitelerinin iyileştirilmesi yönündeprogramlar geliştirir ve hizmetler sunar." olarak belirlendiği, yukarıdayer verilen soykırımın tarihçesi,1909 Adana katliamı, Kilikya katliamı gibikonu başlıklarına yer verilmek suretiyle yapılacak olan konferansın, yukarıdayer verilen Vakfın amaçları arasında yer alan kültürler arası diyaloğunartması, her türlü ayrımcılığın giderilmesi ve toplumda barış ve uzlaşmakültürünün benimsenmesi hedefleriyle örtüşmediği, bilakis amaçlanan hedefinaksine, kültürler arası diyaloğun azalmasına, ayrımcılığa ve toplumdaki barışve uzlaşma kültürünün olumsuz yönde etkilenmesine sebebiyet vereceği, kaldı kikatliam ve soykırım ifadeleri ile uluslararası mevzuat ile de suç olarak kabuledilen unsurlara işaret edildiği, soykırım suçunun maddi- manevi unsurlarına vetanımına, Birleşmiş Milletlerde 9 Aralık 1948 tarihinde 260 A (III) sayı ilekabul edilen Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin 2.maddesinde yer verildiği, Sözleşmenin 2.maddesine göre:
'Bu Sözleşme bakımından,
• ulusal,
• etnik,
• ırksal veya dinsel bir grubu
• veya o gruba mensup olanların tümünüveya bir kısmını
• yok etmek kastıyla öldürmek gibi ...fiillerden herhangi birinin, soykırım suçunu oluşturacağının düzenlendiği,katliam kelimesinin de benzer bir şekilde topluca öldürme, toplu kırım anlamınageldiği, her iki fiilin de ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grup aleyhinegerçekleştirildiğinin kabulü için, gerek tarihsel gerekse hukuksal yönden birtespitin var olmasının gerektiği, konu başlıklarında yer alan bahse konusoykırım ya da katliam isnatları ile ilgili olarak bu yönde bir tespitin varolmadığı, bu kapsamda da yapılacak olan konferansa ait konu başlıklarının,Vakfın amacı ile paralellik arz etmediği değerlendirildiğinden; dava konusuişlemde bu gerekçe yönünden hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucunaulaşılmıştır.'
2- Konu başlıklarının kamu güvenliğineve suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlikeleri ortaya çıkaracağı yönünden;Yukarıda 1 nolu gerekçe başlığı altında yapılan değerlendirmelerde de yerverildiği üzere, katliam ve soykırım isnatları ile yapılacak konferansın, gerekkonferans öncesi ve esnasında gerekse konferans sonrasında hazırlanacak sonuçbildirgesinin kamuoyuna yansıması sonrasında şiddet olaylarına sebebiyetvermesinin olası olduğu, bu yönüyle kamu düzeni ve genel sağlığınınbozulabileceği, gerek toplumun, gerekse konferans katılımcılarının korunmasıamacıyla ve yasal düzenlemelerin tanıdığı yetki çerçevesinde davalı idarece tesisedilen dava konusu işlemde, bu gerekçe yönünden de hukuka ve mevzuata aykırılıkbulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan davacı tarafça, planlanankonferansta sunulacak tebliğlerin konu başlıkları arasında, davalı idareyazısında belirtilen konu başlığını taşıyan bir sunum bulunmadığı iddia edilmişise de; davacı tarafça dava dilekçesi ekinde (ek:7) sunulan konferans programıincelendiğinde; panelin 18 Ekim tarihli 3. oturumundaki konu başlıklarındanbirinin "Genevieve Du Val Irvin-Soykırımın Vakanüvisi" olduğu, 4.oturumundaki başlıklarından birinin ise "Kilikya Katliamı Öncesinde veSırasında Kayseri'de Etnik İlişkiler" olduğu anlaşıldığından, davacıtarafın bu yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Öte yandan; dava konusu işlemlegetirilen süresiz yasaklama kararı nedeniyle Vakfın Anayasa ve yasalarlagüvence altına alınan haklarının kullanılamaz hale geldiği ve başta ifadeözgürlüğü olmak üzere, toplanma ve örgütlenme, fikir edinme ve akademiközgürlük gibi çok sayıda özgürlüğün ihlal edildiği iddia edilmiş ise de; davakonusu işlemle bahse konu konu başlıkları ile yapılacak konferansın sair yer vezamanda yapılmasının yasaklandığı, yasaklama kararının genel olarak Vakfınfaaliyetlerinin kısıtlanması sonucunu doğurmadığı değerlendirildiğinden, buyöndeki davacı taraf iddialarına da itibar edilmemiştir.
..."
11. Başvurucu, davanın reddine ilişkin karara karşıistinaf talebinde bulunmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari DavaDairesi 19/3/2021 tarihinde istinaf başvurusuna konu mahkeme kararınınkaldırılması nedeni bulunmadığından istinaf talebini kesin olarak reddetmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
12. 2911 sayılı Kanun'un "Amaç ve kapsam "kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun; toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerile gerçek ve tüzelkişilerin düzenleyecekleri toplantı ve gösteriyürüyüşlerinin yerini, zamanını, usul ve şartlarını, düzenleme kurulunun görevve sorumluluklarını, yetkili merciin yasaklama ve erteleme hallerini, güvenlikkuvvetlerinin görev ve yetkileri ile yasakları ve ceza hükümlerini düzenler."
13. 2911 sayılı Kanun'un "İstisnalar"kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
"Aşağıda belirtilen toplantı ve faaliyetler buKanun hükümlerine tabi değildir.
a) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarının, sendikaların, vakıfların, derneklerin, ticari ortaklıkların vediğer tüzel kişilirin özel kanunlarına ve kendi tüzüklerine göre yapacaklarıkapalı yer toplantıları,
...
c) Spor faaliyetleri ile bilimsel, ticari ve ekonomikamaçlarla yapılan toplantılar,
..."
14. 2911 sayılı Kanun'un "Toplantının ertelenmesiveya bazı hâllerde yasaklanması" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:
"Bölge valisi, vali veya kaymakam,millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıylabelirli bir toplantıyı bir ayı aşmamak üzere erteleyebilir veya suçişleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması hâlindeyasaklayabilir."
15. 5442 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"A) Vali, il sınırları içindebulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvet ve teşkilatının amiridir. Suçişlenmesini önlemek, kamu düzen ve güvenini korumak için gereken tedbirlerialır. Bu maksatla Devletin genel ve özel kolluk kuvvetlerini istihdam eder, buteşkilat amir ve memurları vali tarafından verilen emirleri derhal yerinegetirmekle yükümlüdür.
....
C) İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişidokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanmasıve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir.(Ek cümle:25/7/2018-7145/1 md.) Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirlerialır.
(Ek paragraf: 25/7/2018-7145/1md.)Vali, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiyeuğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerinbulunduğu hâllerde on beş günü geçmemek üzere ildeki belirli yerlere girişi veçıkışı kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişileriçin sınırlayabilir; belli yerlerde veya saatlerde kişilerin dolaşmalarını,toplanmalarını, araçların seyirlerini düzenleyebilir veya kısıtlayabilir veruhsatlı da olsa her çeşit silah ve merminin taşınması ve nakliniyasaklayabilir."
B. UluslararasıHukuk
16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ifadeözgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardandır. AİHM,ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında ifade özgürlüğünün toplumun ilerlemesi vebireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini teşkil ettiğinivurgulamıştır. AİHM'e göre 10. maddenin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzereifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız ya dailgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil incitici, şokeedici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Bu, yokluğuhâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun,hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. AİHM, 10. maddede güvence altınaalınan bu hakkın bazı istisnalara tabi olduğunu ancak bu istisnaların daryorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerektiğinivurgulamıştır (benzer kararlar için bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B.No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Von Hannover/Almanya (No. 2), B.No: 40660/08, 60641/08, 7/2/2012, § 101).
17. AİHM, Chauvy ve diğerleri/Fransa (B. No:64915/01, 29/6/2004, § 69), kararında tarihsel olgular ve olgularınyorumlanmasına ilişkin görüşünü ortaya koymuştur. Buna göre -Yahudisoykırımı gibi tarihî gerçekliğin açıkça ortaya konduğu kategori dışında yeralan durumlarda- tarihî hakikat arayışının ifade özgürlüğünün ayrılmaz birparçası olduğu belirtilmiştir. AİHM, geçmişte yaşanmış olaylar ve bu olaylarınyorumlanmasına ilişkin tarihçiler arasında süregelen tartışmaların bir parçasıolan temel tarihsel sorunları tahkim etmenin Mahkemenin görevi olmadığını ifadeetmiştir.
18. AİHM, Perinçek/İsviçre (B. No:27510/08,15/1/2015, § 102, §§ 226-282, §§ 271-280) kararında, başvurucu olan Türksiyasetçinin İsviçre'de verdiği konferanslarda, Osmanlı İmparatorluğu'nunErmeni halkına yönelik soykırım gerçekleştirdiği iddialarını yalanlamasınedeniyle verilen cezayı Sözleşme'nin 10. maddesi kapsamında inceleyerek ihlalkararı vermiştir. İsviçre mahkemesi, başvurucunun soykırım iddiasına ilişkinolarak İsviçre'deki yerleşik görüşten farklı bir görüşünü dile getirdiği içinmahkûmiyet kararı vermiştir. AİHM, Ermeni halkına yönelik 1915 tarihindeuygulanan tehcirin ve mallara el konulmasının "soykırım" olupolmadığını belirleme görevinin olmadığını vurgulamış ve ayrıca hukuken buşekilde bir yetkisinin de bulunmadığını açıklamıştır. Somut olayda ifadehürriyetinin ihlali sonucuna varırken AİHM; başvurucunun ifadelerinin kamuoyunuilgilendiren bir konuyla ilgili olduğunu, bir nefrete veya hoşgörüsüzlüğeteşvik niteliğinde olmadığını, ilgili ülkede konuya dair artan bir geriliminveya belirli bir tarihi izin bulunmadığını ve sözlerin dile getirildiği bağlamıdikkate almıştır. Ayrıca söz konusu ifadelerin ilgili ülkede yaşayan Ermenitoplum mensuplarının onurunu, ceza yaptırımı gerektirecek nitelikteetkilemediğini gözeterek bu şekildeki bir müdahaleyi gerekli görmemiştir.
19. AİHM Güçlü/Türkiye (B. No:27690/0, 10/2/2019)kararında, başvuranın"demokrasi ve Kürt sorunu" başlıklı birtoplantıda 1915 yılında bir Ermeni soykırımı yapıldığına yönelik konuşmasınedeniyle verilen mahkûmiyetine ilişkin başvuruyu inceleyerek ifadehürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyetitopraklarında yaşayan veya yaşamış olan Ermeni ve Kürt halkını başlı başınaulusal bir halk olarak nitelendirmiş ve bu iki halktan 1915’te önce Ermenilerinve daha ileri tarihlerde de Kürtlerin "zorla kendi topraklarındanuzaklaştırıldıklarını" iddia etmiştir. Konuşmasında söz konusu ikihalkın başına gelenlerin benzerliğine dikkat çeken başvurucu, kendisinidinleyenlere önce "Ermenilere yapılan haksızlığı" kabuletmeleri gerektiğini, ziraiddiasına göre "Kürt sorununu"çözmek için bunun bir ön şart olduğunuileri sürmüştür. İhtilaflı söyleminiçeriğini ve anlatım tarzını daha iyi analiz edebilmeye yönelik AİHM, olayatarafların sunduğu açıdan bakmış ve özellikle ulusal mahkemenin mahkûmiyetkararının gerekçesine odaklanmıştır. Kararda, ihtilaflı söylemin açıkça kamuyararına bir tartışma olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte AİHM, hemTürkiye’nin sosyo-politik ve tarihsel gündeminde sıcak bir tartışma konusu olan"Kürt sorunu" hem yine aynı ülkede ulusal düzeyde veuluslararası platformlarda en çok tartışılan konulardan biri olan "Ermenisorunu" söz konusu olduğunu vurgulayarak böylesine önemli bir konudaifade özgürlüğü kısıtlamalarının daha dar bir çerçevede yorumlanmasıgerektiğini açıklamıştır. Başvuruya konu analizin, ulusal makamlarındüşüncelerine uymadığını ancaktartışma kavramının genelde farklı düşüncelerinkarşı karşıya gelmesi olarak tanımlandığını belirten AİHM, eğer ihtilaflısöylem, özellikle Devlet politikasını benimseyen bazı kimselerin düşünceleriyleçakışan, onları inciten ve hatta endişelendiren sonuç ve öneriler içeriyorsa-bukadarla sınırlı kaldığı sürece- bu tür düşüncelerin ifade özgürlüğü kapsamındamütalaa edilebileceğini değerlendirmiştir. Somut olayda ifadelerinhalkı şiddeteveya nefrete teşvik ettiğine yönelik bir belirleme olmadığını, kamuoyununTürkiye’nin güneydoğusundaki duruma ilişkin farklı bir bakış açısı konusundabilgi alma ve ülkenin politika ve tarihi hakkında demokratik bir tartışma yapmahakkına yeterli ihtimamı gösterilmediğini belirten AİHM -daha sonrasındakaldırılsa bile- verilen mahkûmiyet nedeniyle Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Anayasa Mahkemesinin 12/6/2024 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
21. Başvurucu Vakıf; amaçları kapsamında Kayseri'degerçekleştirilmek istenilen panelle farklı kentlerde yaşanan toplumsal,ekonomik, politik ve kültürel değişimlerin anlaşılması, çalışmaların akademikdünyaya duyurulması ve yeni araştırmalara kaynak sağlanması amaçlandığınıbelirtmiştir. Anılan etkinliğin Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti AvrupaBirliği Bakanlığı tarafından da desteklendiğini, bu kapsamda yapılacakkonferans tebliğleri için ulusal ve uluslararası bir çok üniversiteden bilimkomitesi oluşturulduğunu açıklamıştır. Başvurucu Vakıf, idarece bu etkinliğinkamu düzeni ve güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike oluşturabileceğinedair somut herhangi bir gerekçe gösterilmeden keyfî bir şekilde yasaklandığınıve müdahalenin gerekliliğinin yeterli bir gerekçeyle gösterilmediğini iddiaetmiştir. Ayrıca başvurucu; konferansın 2911 sayılı Kanun hükümlerine tabiolmadığını, bilgi paylaşımı sağlayacak etkinliğin ve konferansta sunulacaktebliğlerin ne şekilde açık ve yakın tehdit oluşturacağının ortayakonulmadığını, sunum başlıkları arasında idarenin yasaklamaya dayanakgösterdiği tebliğin bulunmadığını, bununla birlikte konuşmanın içeriği ve sonuçbildirisi hakkında bilgi edinilmeden tahmini bir varsayımla konferansın süresizve belirsiz bir şekilde yasaklandığını ileri sürmüştür. İfade özgürlüğününrahatsız edici bilgiler için de geçerli olduğunu ifade eden başvurucu, yakın veaçık tehlikeden bahsedilebilmesi için söylenen mesajın yerin ve zamanölçütlerine bakılarak bu duruma uygun olup olmadığının değerlendirilmesigerektiğini ancak hiçbir gerekçe ortaya konulmadan idarenin yasaklama kararıverdiğini, bu nedenlerle ifade özgürlüğü ile bağlantılı toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı, gerekçeli karar hakkı ile bağlantılı adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. Bakanlık görüşünde; yapılması planlanan konferansınkonu başlıklarının Vakfın amaçlarına uygun olmaması, ayrıca kamu güvenliğine vesuç işleneceğine dair açık ve yakın tehlikeler ortaya çıkabileceği gerekçesiyleetkinliğin yasaklandığı belirtilmiştir. Ayrıca İdare Mahkemesinin davanınreddine ilişkin kararının gerekçesindeki değerlendirmelerin de gözetilmesigerektiği vurgulanmıştır. Buna göre kararda yer alan planlanan konferansın konubaşlıklarının başvurucu Vakfın amaçları arasında yer alan kültürler arasıdiyaloğun artması, her türlü ayrımcılığın giderilmesi, toplumda barış veuzlaşma kültürünün benimsenmesi hedefleriyle örtüşmediği, aksine olumsuz yöndeetkilenmesine sebebiyet vereceği değerlendirmesine dikkat çekilmiştir. Bakanlıkgörüşünde ayrıca bu durumun gerek konferans öncesi ve esnasında gereksekonferans sonrasında hazırlanacak sonuç bildirgesinin kamuoyuna yansımasısonrasında şiddet olaylarına sebebiyet vermesinin muhtemel olduğu, kamu düzenive genel sağlığın bozulabileceği, yasaklama kararının gerek toplumun gereksekonferans katılımcılarının korunması amacıyla idarenin yetkisi çerçevesindekarar alındığı açıklanmıştır. Buna göre müdahalenin Anayasa'da yer alan hak veözgürlükleri ihlal eder nitelikte olup olmadığı veya keyfîlik içeripiçermediği, başvuruya konu somut olayda başvurucu Vakfın toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı ile devletin kamu düzenini koruması yükümlülüğüarasındaki adil dengenin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının incelenmesigerektiği ifade edilmiştir.
23. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanındadevletlerin barışçıl nitelikteki toplanma hakkını sadece korumakla değil aynızamanda hakkın kullanılmasına makul olmayan kısıtlamaları da getirmektenkaçınmakla yükümlü olduğunu belirterek bireysel başvuru formunda ileri sürdüğühususları yinelemiştir.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü Vakfın amaçları doğrultusunda yapılmakistenilen konferansta "Ermeni soykırımı" iddialarına ilişkinbir konuşma yapılacağı gerekçesiyle yasaklanması ve buna ilişkin olarak açılaniptal davasının ise gerekçesiz reddedilmesine ilişkindir. Bu sebeplebaşvurucunun şikâyetlerinin bir bütün olarak ifade özgürlüğü ışığında toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
25. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yaymahürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerinisöz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama veyayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızınhaber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, millîgüvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri veDevletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçlarınönlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulüncebelirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, ... amaçlarıyla sınırlanabilir."
26. Anayasa’nın "Toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi ise şöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan,silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkıancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığınve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir."
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. MüdahaleninVarlığı
28. Başvurucunun düzenleyicisi olduğu bir konferansınyasaklanmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına müdahale teşkilettiği kabul edilmelidir.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
29. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
30. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13.maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma vedemokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıpsağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
31. Kanunlarda öngörülen koşullara göre kurulmuş vakıfstatüsüne sahip bir tüzel kişilik olan başvurucu, kapalı bir alan olan HrantDink Vakfı Anarad Hığutyun Binası Havak Salonu’nda, Kayseri ve çevresinintoplumsal, ekonomik ve kültürel değişiminin 100. yılı konulu bir konferansdüzenlemek istemiştir. Kayseri Valiliği2911 sayılı Kanun'un 17. Maddesi ile5442 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (A) ve (C) fıkraları uyarınca başvurukonusu müdahaleye dayanak yasaklama kararını vermiştir. Başvurucu, 2911 sayılıKanun'un 4. maddesi uyarınca (a) fıkrası ile vakıfların kendi özelkanunlarına ve tüzüklerine göreyapacakları kapalı yer toplantıların ve (c)fıkrası ile bilimsel amaçlarla yapılan toplantıların 2911 sayılıKanun'un kapsamı dışında tutulduğunu dolayısıyla etkinliğin anılan Kanun'dakisınırlamalara tabi olmadığını ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi başvurucununiddialarının müdahalenin kanuniliği yönünden önemi bulunduğunun bilincindedir.Ancak somut olayın değerlendirilme yöntemi ve mevcut başvurunun koşullarıgözönüne alındığında, ilgili normların kanunla sınırlama ölçütünü karşılayıpkarşılamadığına ilişkin incelemenin müdahalenin demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluğu ölçütü ile birlikte yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır(benzer değerlendirmeler için bkz. Cahit Baybariz ve Edep Tekin, B. No:2015/15091, 22/7/2020, § 30; Ayhan Ölmez ve diğerleri, B. No:2015/15090, 11/2/2021, § 34).
ii. Meşru Amaç
32. Başvurucunun düzenleyeceği konferansta yapılmasıplanlanan konuşmanın Vakfın amaçlarına uygun olmadığı ve bu nedenle kamugüvenliğine ve suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike yaratacağıdüşüncesiyle yasaklanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun toplantı düzenlemesineyönelik müdahalenin kamu düzeninin korunması ve suçların önlenmesiamacıyla gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir.
iii. Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a) DemokratikToplumda İfade Özgürlüğü ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme HakkınınÖnemi
33. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere,başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerindendolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitliyollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarınaaktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhilolmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceyepaydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusundabaşkalarını ikna etme çabaları, bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcudemokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasalçoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçeifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüdemokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No:2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§35-38).
34. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, ifadeözgürlüğünün özel bir biçimi olup, bireylerin ortak fikirlerini birliktesavunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkânını korumayıamaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve düşüncelerini ifade etmekisteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânıveren bu hak farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasınıgüvence altına almaktadır. Bu nedenle, Anayasal haklar içinde kendine has özerkrolünün ve özel uygulama alanının varlığına rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı, aynı zamanda ifade özgürlüğü ışığında değerlendirilmelidir.İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir toplumdaki önemi, toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de geçerlidir (Dilan Ögüz Canan, B. No:2014/20411, 30/11/2017, §§ 34, 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri[GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, §§ 72, 79; Osman Erbil, B. No: 2013/2394,25/3/2015, §§ 31, 45; Yılmaz Güneş ve Yusuf Karadaş, B. No: 2015/10676,26/12/2018, §§ 31,32; Yasin Agin ve diğerleri [GK], B. No: 2017/32534,21/1/2021, §§ 42,43).
(b) Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin GereklerineUygun Olması
35. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Bekir Coşkun,§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72;AYM, E.2018/69, K.2018/47, 3/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165,29/11/2017, § 18; Yasin Agin ve diğerleri, § 52). Müdahaleyi oluşturantedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi içinamaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabileceken hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (Zübeyde FüsunÜstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 77; SırrıSüreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143, 3/10/2019, § 58; ayrıca bazıfarklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın,§ 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir (ZübeydeFüsun Üstel ve diğerleri, § 132; ayrıca bazı farklılıklarla birliktebkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; HakanYiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).
36. Kamu otoriteleri söz konusu dengelemeyi yaparken vetemel hakka yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıpkarşılamadığı noktasında belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Ancak bu takdirpayı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (ifade özgürlüğü bağlamındadeğerlendirme için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 74-76; KemalKılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).
37. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerinfikirlerini toplantılar ve gösteri yürüyüşleri düzenlemek yoluyla ifade etmehakları ile Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşruamaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığını denetlemektir.Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı ortadan kaldırmadığıvurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında, olayın şartlarıiçinde bir denge kurmaktır (Dilan Ögüz Canan § 33; Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74; Yılmaz Güneş ve Yusuf Karadaş,§ 38; Yasin Agin ve diğerleri, § 54).
38. Anılan denetim sırasında Anayasa Mahkemesi temel hakve özgürlüklere yapılan müdahalenin gerekçesine odaklanır. Kamu makamlarınıntemel hak ve özgürlüklere -zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılıolduğunu- ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koymadan yaptıklarımüdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kabuledilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınıngerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterlerikarşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 34. maddesiniihlal edecektir (toplantı ve gösteri yürüyüşü bağlamında benzer ilkeler içinbkz. Yılmaz Güneş ve Yusuf Karadaş, § 40; Yasin Agin ve diğerleri, §56; ifade özgürlüğü bağlamındaki ilkeler için bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, §58; Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde FüsunÜstel ve diğerleri, § 120).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
39. Başvurucu Vakıf, kanunlarda öngörülen koşullara görekurulup faaliyetlerine devam eden ve kuruluş belgesine göre demokratikyurttaşlık bilincine sahip, kültürel çeşitliliğe ve farklılıklara saygılıbireylerin gelişmesine katkıda bulunmayı amaçlayan bir tüzel kişiliktir. Somutolayda başvurucu Vakıf, Kayseri ve çevresinin toplumsal, ekonomik ve kültüreldeğişiminin 100. yılı (1850-1950) konulu bir konferans düzenlemek istemiştir.Başvurucu, bu amaçla ulusal ve uluslararası birçok bilim insanını konferansadavet etmiş ve konferans sonunda sunulacak tebliğleri kitaplaştırarak yeniaraştırmalara kaynak sağlamayı hedeflediğini açıklamıştır (bkz. §§ 5, 6).Nitekim başvurucu Vakıf, başvuruya konu konferansta sunulacak tebliğlerin on altısını2022 yılında bir araya getirmiş ve "bu kitap, 18-19 Ekim 2019’da HrantDink Vakfı Anarad Hığutyun Binası Havak Salonu’nda yapılması planlanan ancakyasaklanan ‘Kayseri ve Çevresi: Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi’başlıklı konferansta sunulmak üzere hazırlanmış bildirilerin 16'sınıiçermektedir" sunuşu ve "Kayseri Tebliğleri" başlığıile kitaplaştırarak satışa sunmuştur.
40. Bu bağlamda yapılacak bir etkinliğin bir düşünceaçıklaması mahiyetinde olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Bunun yanındasöz konusu faaliyet ile belli bir amaçla biraraya gelen topluluğun oluşturduğubir konferansta düşüncelerin aktarılması amaçlandığından Anayasa'da düzenlenentoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin güvencelerden deyararlanır (benzer değerlendirmeler için bkz. Gürkan Demirtaş, B. No:2016/12475, 28/11/2019, § 26; Erdem Yinanç ve Burcu Bardakçı, B. No:2016/13475, 11/9/2019,§ 42).
41. Konferansta konuşulacak konuların Vakfın kuruluşamaçlarına uygun olmaması yasaklama kararına dayanak yapılmıştır. 3/10/2001tarihinde Anayasa'nın 34. maddesinin "Dernekler, sendikalar ve kamukurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kendi konu ve amaçları dışındatoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyemezler; ve konu ve amaçları dışındakitoplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılamazlar" biçimindeki sonfıkrasında yapılan değişiklikle ve 26/3/2002 tarihinde 2911 sayılı Kanun’un"Dernekler, vakıflar, sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşları kendi konu ve amaçları dışında toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleyemezler" biçimindeki 21. maddesinin ilga edilmesiylevakıfların sadece kendi konu ve amaçları ile ilgili toplantı ve gösteriyürüyüşü yapabileceklerine yönelik anayasal ve yasal sınırlamalar ortadankaldırılmıştır. Dolayısıyla idarenin çoğulcu ve katılımcı demokrasinin gereğiolarak başvurucu Vakfın belirleyeceği toplanma konusuna ilişkin bu şekilde birgerekçeyle sınırlama getiremeyeceği açıktır. Anayasal örgütlerin hangiamaçlarla ve ne tür kararlar alabileceği yahut hangi faaliyetleri yapabileceklerinideğerlendirmek idarenin ya da mahkemelerin görevi olamaz. Aksine bir yaklaşımladernekler, vakıflar, sendikalar ve kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarının meşru faaliyetlerine yapılan müdahalelerin örgütlenmeözgürlüğüne zarar vereceği açıktır (sendikalar bağlamında değerlendirme içinbkz. Ahmet Parmaksız [GK], B. No: 2017/29263, 22/5/2019, §§ 56, 60).
42. İdarenin söz konusu toplantıyı yasaklamasının birdiğer gerekçesi ise kamu güvenliğine ve suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlikelerinortaya çıkabileceği varsayımıdır. Gerçekleştirilmesi planlanan konuşmada vebuna göre hazırlanıp dağıtılacak bildiride "soykırım" ve "katliam"ifadelerinin kullanılacak olması, idarenin bu kanaate ulaşmasında etkili olduğuanlaşılmaktadır. Başvurucu, kamu makamlarınca iddia edildiği şekilde ifadelerinve konu başlıklarının bulunmadığını ileri sürmüş ise de idare ve yargımerciinin tespitlerinin de dikkate alınması gerekir.
43. Yüz yılı aşkın bir süre önce gerçekleşmiş olan "ErmeniTehciri" aradan uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen geçmişte ve hâlenülkemizde ve uluslararası toplumda, akademik camialarda ve siyasi çevrelerdetartışılan önemli siyasi ve tarihi bir konu olmuştur. Somut olayda yasaklamayadayanak ifadelerin, devlet yetkilileri ve Türk toplumunun geneli tarafındanbenimsenmediği ve rahatsız edici olduğu açıktır. Ancak ifade özgürlüğününsadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz kabul edilenbilgi ve fikirler için değil incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgive düşünceler için de geçerli olduğu da gözetilmelidir (Emin Aydın (2),B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35). Bu değerlendirmeyle uyumlu olarak tarihselgerçeklerin ortaya çıkarılması bakımından kullanılacak terimlerin veaçıklanacak yorumların -bir topluma veya kişilere karşı nefret aşılayarakşiddete tahrik edecek veya haklı gösterecek nitelikte olmadığı sürece- ifadeedilmesine imkân tanınması gerekir. Açıklanan bir düşüncenin salt ağır olması,devlet yetkilileri veya toplumun genelinin düşünceleriyle çelişmesi, onlarıinciten veya endişelendiren sonuç ve öneriler içermesi, keskin bir dilkullanılarak ifade edilmesi ve hatta tek taraflı, çelişkili ve subjektif olmasışiddete tahrik ettiği, topluma, devlete ve demokratik siyasal düzene yönelik olarakbir tehlike ortaya çıkarttığı ve buna bağlı olarak da toplumda karışıklığaneden olacağı anlamına gelmez (karşılaştırmak için bkz. Zübeyde Füsun Üstelve diğerleri, § 128).
44. Nitekim gerçeğin ancak düşüncelerin serbestçe ifadeedilebildiği ve tartışılabildiği bir ortamda ortaya çıkabileceğini gözetenAnayasa Mahkemesi, kararlarında devlet yetkililerini veya toplumun bir bölümünürahatsız eden düşüncelerin demokratik bir toplum için şart olan çoğulculuk,hoşgörü ve açık fikirliliğin gereklerinden olduğunu bir çok kez teyit etmiş;siyasal ve kamusal meseleler olduğunda hakka yönelik müdahalelerin daha daryorumlanması gerektiğini vurgulamıştır (Fatih Taş [GK], B. No:2013/1461, 12/11/2014, § 94; Abdullah Öcalan [GK], B. No: 2013/409,25/6/2014, § 95; Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 41; DilanÖgüz Canan, § 36; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §79; Osman Erbil, § 45). Bu nedenledir ki eldeki başvuruda, tarihselolaylar bağlamında aktarılmak istenilen ve üstelik henüz açıklanmamış görüşlereidarenin sırf toplumun ekseriyeti tarafından uygun bulmadığından bahislemüdahalesi haklı görülemez.
45. İdare mahkemesi yasaklama kararının bir amacının dakonferansın katılımcılarını şiddet hareketlerinden korumak olduğunubelirtmiştir. Devletin toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanları ve hakkınkullanıldığı yerde yaşayan diğer bireyleri şiddet eylemlerine karşı korumayükümlülüğü bulunduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak kamumakamlarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanmakisteyenlerin güvenliğini sağlayarak üçüncü kişiler tarafından herhangi birsaldırıya uğrama endişesi taşımadan bu hakkı kullanmalarını temin etmesiyönünden de pozitif yükümlülükleri bulunduğu hatırda tutulmalıdır (benzerdeğerlendirmeler için bkz. İsmail Sarıkabadayı ve diğerleri, § 47; AliRıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 122). İdare;toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının etkin kullanımını sağlamayükümlülüğünün gereği olarak varsasomut tehlikeleri ve tehditleri belirlemeli,bunları etkisiz hale getirmek için gerekli önlemleri almalıdır. İdare, kamudüzenini bozacak nitelikte bir tehlike veya tehdidin varlığını ve bunun dahahafif tedbirlerle bertaraf edilemeyeceğini somut olgulara dayalı olarak ortayakoyması hâlinde ve ancak son çare olarak toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkına müdahale edebilir. Somut olayda ise idare, kişilerin anılan haktan tamanlamıyla yararlanabilmeleri için gerekli önlemleri değerlendirmeden veçatışanmenfaatler arasında adil bir denge kurmaya çalışmadan otomatik olarak yasaklamayoluna gitmiş, koruyucu tedbirler alma yönündeki pozitif yükümlülükleri gözardıetmiştir.
46. Başvuruya konu müdahalenin zorunlu bir sosyalihtiyaçtan kaynaklandığının ispatı, yasaklama kararını veren Valiliğedüşmektedir. Bu doğrultuda kamu gücünü kullanan organlar anayasal haklara,somut olayda olduğu gibi temel hakkı tamamen yasaklamak şeklinde bir müdahaledebulunduklarında, yasaklama kararıyla giderilmeye çalışılan güvenlik kaygısının dayanaklarınıya da ulaşılmaya çalışılan diğer meşru amaçları ikna edici biçimdegöstermelidir (benzer değerlendirmeler için bkz. İsmail Sarıkabadayı vediğerleri, § 47; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924,6/1/2015, § 122). Kuşkusuz böyle bir yükümlülük, idarenin kararında kamu düzenive güvenliğine ilişkin her türlü ayrıntıya yer vermesi anlamına gelmemektedir.Ancak bu durumda idarenin hakkı kullanmasını temin etme şeklindeki pozitifyükümlülüğünün ortadan kalktığının ve müdahalenin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulmasıgerekmektedir (bkz. § 44). Nitekim aksi durumun kabulü hâlinde sadece soyutbazı mülahazalarla ve buna bağlı olarak da kamu düzeni ve güvenliğigerekçesiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına müdahale edilebilir ki budurum, anılan hakkın kullanılmasının öngörülemez biçimde sınırlanmasına yolaçabilir.
47. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kamu düzeni vegüvenliği yönünden bir tehlike meydana gelebileceği şeklinde hiçbir somut veriile desteklenmemiş salt soyut bir gerekçenin başvuruya konu yasaklama kararıiçin haklı ve ikna edici bir gerekçe olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir(kamu düzeninin bozulabileceğine ilişkin unsurların neler olduğunungösterilmemesi nedeniyle verilen ihlal kararlarından biri için bkz. DursunSoydan ve diğerleri, B. No: 2015/2948, 14/11/2018, § 61).
48. Sonuç olarak somut olayın koşullarında başvurucuVakfın düzenleyeceği konferansın yasaklanmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamaya yönelik ve demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ilgili veyeterli gerekçelerle ortaya konulmadığı değerlendirilmiştir.
49. Açıklanan gerekçelerle ifade özgürlüğü bağlamındaAnayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
VI. GİDERİM
50. Başvurucu anayasal hakkının ihlal edildiğinintespitini ve yeniden yargılama yapılmasını talep etmiştir. Başvurucu tazminattalebinde bulunmamıştır.
51. Başvuruda tespit edilen hak ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı merciitarafından yapılması gereken iş yeniden yargılama işlemlerini başlatmakve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlalkararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihlive 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgüyeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar içinbkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; KadriEnis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
VII. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenlemehakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere Kayseri 2. İdare Mahkemesine (E.2019/1182, K.2020/166)GÖNDERİLMESİNE,
D. 487,60 TL harç ve 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 19.287,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 12/6/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.