TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İHSAN VURUCUOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/539)
Karar Tarihi: 16/5/2013
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Mehmet ERTEN
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
İhsan VURUCUOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Lozan Antlaşması ile onaylanan, Anadolu veDoğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'inmübadele edilmeleri hususunda Türkiye ile Yunanistan arasında düzenlenenmukavelename uyarınca, 1924 yılında Türkiye'ye gelen murisine, iskân amacıylaSafranbolu ilçesinde tahsis edilen taşınmazın, mülkiyetinden feragat edildiğinedair işlem geçerli olmadığı halde, kadastro çalışmaları sonunda Maliye Hazinesiadına tapu siciline tescil edilmesinin mülkiyet hakkı ile adil yargılanmahakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 11/1/2013 tarihinde Sakarya 1. İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 14/5/2013 tarihinde,başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekligörüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. 30/1/1923 tarihinde Lozan’da imzalanan Yunan ve TürkHalklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme (Mübadele Sözleşmesi), 24/7/1923tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması ile onaylanmıştır.
6. Mübadele Sözleşmesi’ne göre, Anadolu ve Doğu Trakya'dakiRumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadeleedilmeleri hususunda Türkiye ile Yunanistan anlaşmışlardır.
7. Başvurucunun dedesi (murisi) 1866 Drama doğumlu olup,Mübadele Sözleşmesi uyarınca 1924 yılında Türkiye'ye gelmiş, İmar ve İskânBakanlığı tarafından Safranbolu ilçesinde tahsis edilen ev ve araziyeyerleştirilmiştir.
8. Başvurucunun murisi, yaklaşık 4 yıl Safranbolu ilçesindekaldıktan sonra Adapazarı’na taşınmış, 8/8/1952 tarihinde vefat ettiğindebaşvurucu ile kardeşleri mirasçı olarak kalmışlardır.
9. 1978 yılında taşınmazın bulunduğu yerde yapılan kadastroçalışması sırasında taşınmaz, maliki tespit edilemediği için Maliye Hazinesiadına tespit ve tapu siciline tescil edilmiş, kadastro tespitine itirazedilmemiştir.
10. Başvurucu, 15/12/2008 tarihinde Bayındırlık ve İskânBakanlığına başvurarak, Mübadele Sözleşmesi uyarınca tahsis edilen taşınmazınbedelinin ödenmesini talep etmiş, Bakanlıkça 18/6/2009 tarihinde başvurucununtalebi reddedilmiştir.
11. Başvurucu, 7/9/2009 tarihinde Zonguldak Valiliğinebaşvurarak, aile fertlerine ait bilgi ve belgelerin suretlerini talep etmiş,dilekçesinin içeriğinde, murisine, Safranbolu ilçesindeki iskân haklarındanferagat ettiğine dair taahhütname senedi imzalattırılarak Adapazarı’nagelmelerine izin verildiğini ve 1927-1929 yıllarında Adapazarı'na taşındığınıbildirmiştir.
12. Başvurucu, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı aleyhine Ankara8. İdare Mahkemesinde açtığı davada, Mübadele Sözleşmesi gereği murisininYunanistan’ı terk etmek zorunda kalması nedeniyle orada kalan malvarlığınınbedelinin tazmin edilmesini talep etmiştir.
13. Mahkemece, başvurucunun Zonguldak Valiliğine hitabendüzenlediği dilekçesinde, murisinin Safranbolu ilçesindeki iskan haklarındanvazgeçerek ve orada 5 yıl kalmadan Adapazarı'na taşındığını belirttiği,10/12/1925 tarih ve 675 sayılı Kanun gereği iskan mahallinde 5 sene oturmazorunluluğunun bulunduğu, davacının murisinin bu şartı yerine getirmediği, öteyandan mübadillere pek çok kez kanunlarla alacaklarını alma imkanı verildiğihalde davacının ve murislerinin bu hususta herhangi bir girişimdebulunmadıkları gerekçesiyle 20/4/2010 tarih ve E.2009/1007, K.2010/636 sayılıkararla davanın reddine karar verilmiştir.
14. Temyiz üzerine Danıştay 8. Dairesinin 13/2/2012 tarih veE. 2012/94, K.2012/490 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.
15. Karar düzeltme istemi, Danıştay 8. Dairesinin 31/10/2012tarih ve E.2012/4566, K.2012/8258 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
16. Karar, 14/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
B. İlgili Hukuk
17. 27/10/1988 tarih ve 3488 sayılı Uygulanma İmkanı Kalmamış Olan Kanunların Yürürlükten KaldırılmasıHakkında Kanun'un 1. maddesi.
18. 10/12/1925 tarih ve 675 sayılı mülga Mahalli İskânlarınıBila-Mezûniyet Tebdîl Eden Muhâcir ve Mültecilerle AşâirHakkında Kânûn'un birinci maddesi şöyledir:
“Gerek kendi arzularileve gerek bir zaruret veya muahede dolayısila Türkiyeye gelib kabul edilen vebadema gelecek olan mübadil veya gayrimübadil bilûmum muhacir ve aşair vemülteciler Hükûmetçe gösterilmiş veya gösterilecek olan iskân mahallerinde beşsene müddetle oturmağa mecburdurlar.”
19. 30/5/1928 tarih ve 1331 sayılı mülga Mübâdil,Gayr-i Mübâdil, Muhâcir ve Sâireye Kanunlarıyla Tevfîkan Tefvîz veya Âdiyyen Tahsîs Olunan Gayr-i Menkûl Emvâlin Tapuya Raptına Dâir Kânûn’un 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Mübadeleye tabi ahaliye verilecek emvaligayri menkule hakkındaki ….. kanunlarlakendilerine gayri menkul emval tefviz ve icar edilmiş veya edilecek olan vetefviz ve icra muameleleri Dahiliye veya mülga İskân vekâletince alelusûl tasdik olunan mübadillerin ellerindeki tefvizvesikalarına mukabil tapu senedi verilir.”
20. 11/7/1945 tarih ve 4796 sayılı mülga Mübadele ve Teffiz İşlerinin Kesin Tasfiyesi Hakkında Kanun'un 1.maddesi şöyledir:
“1771 sayılı ve 19 Mart 1931 tarihli kanunhükümleri uyarınca verilmiş olan tasfiye belgelerine bağlı birinci, ikinci veüçüncü tertip kuponlar yüzde on beş nispetinde para ile ödenerek tasfiyeedilir.”
21. 4796 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:
“Birinci madde hükümlerinden faydalanmak içinilgililerin bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten başlıyarakaltı ay içinde tasfiye vesikalarına bağlı kuponları bulundukları yerin en büyükmal memuruna alındı karşılığında vermeleri gereklidir.
Her ne sebeple olursa olsun bu süre içindebaşvurarak kuponlarını vermiyenlerin hakları düşer.”
22. 4796 sayılı Kanun’un 5. maddesi şöyledir:
“Bu kanunun yürürlüğe girmesinden başlıyarak altı ay içinde 1331 sayılı kanunun 9 ncu maddesinde yazılı sebeplerden dolayı genel zamanaşımısüresinde istirdat ve tazminat dâvası açılabilir ve açılmış dâvalara devamolunur.
Altı ay geçtikten sonra her ne sebeple olursaolsun dâva açılamaz.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 16/5/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 11/1/2013 tarih ve 2013/539 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ileYunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmelerihususunda Türkiye ile Yunanistan arasında Mübadele Sözleşmesi düzenlendiğini veLozan Antlaşması ile bunun onaylandığını, murisinin 1866 Drama doğumlu olupMübadele Sözleşmesi uyarınca 1924 yılında Türkiye'ye geldiğini, İmar ve İskânBakanlığı tarafından Safranbolu ilçesinde tahsis edilen ev ve araziyeyerleştirildiğini, yaklaşık 4 yıl Safranbolu ilçesinde kaldıktan sonraSafranbolu ilçesindeki iskân haklarından feragat ettiğini belirten taahhütnameimzalattırılarak 1927-1929 yılları arasında Adapazarı’na taşındığını, 1978yılında taşınmazın bulunduğu yerde yapılan kadastro çalışması sırasındamurisinin Safranbolu ilçesinde bulunmadığı gerekçesiyle taşınmazın MaliyeHazinesi adına tapuya tescil edildiğini, Mübadele Sözleşmesi uyarınca tahsisedilen taşınmazın bedelinin ödenmesi amacıyla açtığı davanın reddedildiğini,uluslararası sözleşme niteliğinde olan Mübadele Sözleşmesi gereği iskân verilentaşınmazların mülkiyetinin Maliye Hazinesi adına tescilinin Sözleşme’nin vemülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, ayrıca murisinin Safranboluilçesinden ayrılırken bu ilçedeki iskân haklarından feragat ettiğine dairverdiği taahhütnamenin geçerliliğinin bulunmadığını, zira iskân hakkının,feragat edilebilecek haklardan olmadığını, Sözleşme’desüre sınırlaması olmadığı için taşınmazların 5 yıl kullanılmaması halindeHazine adına tescil edilebileceğine dair hukuki düzenlemelerin de Sözleşme’ye aykırılık teşkil ettiğini, mübadele sırasındaYunanistan’da bırakılan malvarlığının karşılığı olarak Türkiye’de ev ve tarlatahsis edilmesi gerektiğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenenmülkiyet hakkı ile 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
B. Değerlendirme
25. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurunun ikiayrı ihlal iddiasına dayandırıldığı görülmektedir. Bunlardan ilki mülkiyethakkı, ikincisi ise adil yargılanma hakkıdır. Dolayısıyla iddiaların iki ayrıbaşlık altında incelenmesi gerekmektedir.
1. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.…”
27. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Herkes, Anayasada güvencealtına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesive buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir.”
28. Belirtilen hükümler uyarınca, bir anayasal hak ihlaliiddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesiiçin, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasada güvence altına alınmış temelhak ve özgürlüklerden olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında yer alması, ayrıca başvurucununihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına giren korunmaya değer birmenfaatinin bulunması gerekir.
29. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz.”
30. Anayasa’nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,kapsam itibariyle 4721 sayılı Kanun’da yer alan mülkiyet kavramı ile sınırlıolmamakla birlikte, taşınmaz mülkiyetinin Anayasa’nın 35. maddesindeki güvencekapsamına girdiğinde kuşku yoktur.
31. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlaledildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamakzorundadır. Bu nedenle, öncelikle başvurucunun, Anayasa’nın 35. maddesiuyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olupolmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir.
32. Başvuru konusu olayda, başvurucunun dedesi Türkiye ileYunanistan arasında düzenlenen Mübadele Sözleşmesi uyarınca 1924 yılındaTürkiye'ye gelmiş, İmar ve İskân Bakanlığı tarafından Safranbolu ilçesinde tahsisedilen ev ve araziye yerleştirilmiştir. Başvurucunun murisi yaklaşık 4 yılSafranbolu ilçesinde kaldıktan sonra 1927-1929 yıllarında Safranboluilçesindeki iskân haklarından feragat ettiğini belirten taahhütnameimzalattırılarak Adapazarı’na taşınmıştır. Başvurucu, murisinin iskânhaklarından feragat ettiğine dair dilekçe verdiğini bizzat belirtmiş, ancakiskân haklarının feragat edilebilecek haklardan olmadığını ileri sürerekferagatin geçersiz olduğunu iddia etmiştir. 1978 yılında taşınmazın bulunduğuyerde yapılan kadastro çalışması sırasında taşınmaz, Maliye Hazinesi adınatespit ve tapu siciline tescil edilmiş, bu tespite karşı dava açılmamıştır.
33. Başvurucu, uluslararası sözleşme niteliğinde olanMübadele Sözleşmesi gereği iskân verilen taşınmazların mülkiyetinin MaliyeHazinesi adına tescilinin Sözleşme’nin ve mülkiyet hakkının ihlali niteliğindeolduğunu, ayrıca murisinin Safranbolu ilçesinden ayrılırken bu ilçedeki iskânhaklarından feragat ettiğine dair verdiği taahhütnamenin geçerliliğininbulunmadığını ileri sürmüştür. Anılan iddialar Ankara 8. İdare Mahkemesincedeğerlendirilmiş; başvurucunun murisine pek çok kez alacaklarını alma imkanıtanındığı halde bu haklarını kullanmadığı, son olarak mülga 4796 sayılı Kanunlamübadillere verilen malların kesin tasfiyeye tabi tutulmasının sağlandığı, busüreçte başvurucunun murisinin alacaklarını alma haklarını kullanmadığı ve 818sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 60. maddesinde belirtilen 10 yılık süreningeçtiği, bu nedenle Yunanistan’da bırakılan malvarlığı değerinin ödenmesininmümkün olmadığı, diğer taraftan, başvurucunun murisinin, iskan haklarındanferagat ederek Safranbolu’dan ayrıldığı ve Adapazarı’na taşındığı, mülga 675sayılı Kanun’da belirtilen 5 yıl oturma şartını da gerçekleştirmediğigerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
34. 17/2/1926 tarih ve 743 sayılı mülga Türk Medeni Kanunuincelendiğinde, tapu kaydı bulunmayan taşınmazlar üzerinde iskân hakkıverilmesi taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için yeterli değildir. Bunundışında belli sürelerde taşınmaz üzerinde zilyetlik şartı da aranacaktır (mülga743 sayılı Kanun m.638 ve 639). Başvurucu veya murisi tarafından mülkiyetinkazanılması için aranan bu şart gerçekleştirilmediği gibi, başvurucunun murisiiskân hakkından feragat ederek iskân verilen yerden ayrılmıştır. Ankara 8.İdare Mahkemesince verilen kararın gerekçesi, mülga 675 sayılı Kanun’un birincimaddesi, başvurucunun murisinin Safranbolu ilçesindeki iskân haklarındanferagat ettiğine dair dilekçesi ile değişik tarihlerde çıkarılan kanunlararağmen taşınmazı alma hakkının kullanılmadığı dikkate alındığında, başvurucununiddia ettiği hakkın mevcut olmadığı ortaya çıkmaktadır. Lozan Antlaşması veMübadele Sözleşmesi’nde, mübadele sonucu Türkiye’ye gelenlere ev ve iskânverileceği belirtilmiş olup, iskân hakkı verilmesiyle mülkiyetin kazanılacağıbelirtilmemiştir.
35. Başvurucu tarafından tazminat talebiyle Ankara 8. İdareMahkemesine açılan davada verilen, başvurucunun iddia ettiği hakkın mevcutolmadığından davanın reddine ilişkin hüküm de bir tespit hükmü olup,başvurucunun iddia ettiği hakkın mevcut olduğunu göstermemektedir.
36. Belirtilen hususlar çerçevesinde başvurucunun dedesineSafranbolu ilçesinde verilen iskân hakkı, başvurucunun taşınmazın mülkiyetini kazanmasınısağlamadığı ve başvurucu lehine Anayasa’nın 35. maddesi kapsamına girenkorunmaya değer bir menfaat doğurmadığı anlaşılmaktadır.
37. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun mülkiyet hakkınınihlali iddiası yönünden, Anayasa’nın 35. maddesi kapsamına giren korunmayadeğer bir menfaatinin bulunduğu anlaşılmadığından, başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Adil Yargılanma Hakkının İhlaliİddiası
38. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireyselbaşvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
39. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
40. 6216 sayılı Kanun’un “Esashakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşıyapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlaledilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ilesınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda incelemeyapılamaz.”
41. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
42. Başvuru konusu olayda, başvurucu,Ankara 8. İdare Mahkemesince, iskân hakları feragat edilebilecek haklardanolmadığı ve bu haktan feragat geçersiz olduğu halde bu konuda hatalıdeğerlendirme yapıldığını, iddialarının karşılanmadığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun iddialarıile Ankara 8. İdare Mahkemesince verilen kararın gerekçesi dikkate alındığında,başvurucunun iddialarının özünün derece mahkemesince delillerindeğerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibariyleyargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
43. Bir anayasal hakkın ihlaliiddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin ve temyiz mercikararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların, açıkça dayanaktan yoksunolup Anayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin yetki kapsamı dışında bırakılanhususlara ilişkin olduğu açıktır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin,Anayasa’da belirtilen yükümlülükleri yerine getirip getirmediğini denetlemeklegörevli olup, derece mahkemelerinin yetki alanı içine giren yargılama sonucununhatalı olduğu iddiasıyla yapılacak başvuruları açıkça temelsiz bulmaktadır.
44. Yukarıda anılan kurallaruyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olayve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınAnayasa’da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olması veya adaleti vesağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesidir. Başvurucular,yargılama sırasında delillerini, iddialarını veya savunmalarını sunmuşlar,karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara itiraz etme imkanıbulmuşlar ve bunlar derece mahkemeleri tarafından gereği gibi değerlendirilmişise kanun yolu şikayeti niteliğindeki bu tür başvurular hakkında açıkçadayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilir. Ancak sözkonusu kurallara uyulsa dahi yargılamanın bütünü incelendiğinde açık birkeyfilik durumu söz konusu ise bu tip şikayetler kabul edilmektedir. Derecemahkemelerince delillerin yanlış değerlendirildiği iddiaları yönünden, Mahkeme,temyiz merci olmadığı için inceleme yapmayı gerekli görmemektedir. Buçerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilikbulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, § 26,12/2/2013).
45. Başvuru konusu olayda, başvurucu,yargılama sırasında kendi delillerini ve iddialarını sunma fırsatını bulmuş vebunlar derece Mahkemesi tarafından gereği gibi değerlendirilmiştir. Yargılamahukuka uygun ve adil bir şekilde gerçekleştiği takdirde, yargılama sonucununadil olup olmadığı konusunda Mahkemenin herhangi bir değerlendirme yetkisibulunmamaktadır.
46. Açıklanan nedenlerle, başvurucununadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının kanun yolunda gözetilmesigereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz birşekilde keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
A. Başvurunun,
1. Mülkiyet hakkının ihlali iddiası yönünden “konu bakımından yetkisizlik”,
2. Adil yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”
nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
16/5/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.