TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İHSAN ASUTAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/606)
Karar Tarihi: 20/2/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
İhsan ASUTAY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, sivil memurolarak görev yaptığı askeri idarenin, eğitim mazeretine dayalı, kurumlar arasıatama talebine muvafakat vermemesi ve buna ilişkin davasının reddedilmesi nedeniyleeğitim hakkı ve eşitlik ilkesinin; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM)bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiasıyla ve dava açıldıktan sonrayürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname uyarınca idare lehine maktu vekâletücreti ödenmesine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 9/11/2012tarihinde Balıkesir İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca 27/6/2013 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, 2004 yılında “makine teknisyeni torna-frezeci”olarak Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığında göreve başlamıştır.
6. Başvurucu, Öğrenci Seçme veYerleştirme Merkezi tarafından yapılan sınav sonucunda 2006 yılında SakaryaÜniversitesi Adapazarı Meslek Yüksek Okulu (MYO) Mekatronikbölümünde ön lisans eğitimine (uzaktan eğitim) başlamış ve 2008 yılında bubölümden mezun olmuştur.
7. Başvurucu, tekrar sınavagirerek Fırat Üniversitesi (Elazığ) Teknik Bilimler, MYO Makine bölümündeöğrenim hakkı kazanmış ve 8/9/2009 tarihinde kesinkaydını yaptırmıştır.
8. Başvurucu, üniversiteöğrenimine devam edebilmek için 25/11/2009 tarihinde, MYO’nun bulunduğu Elazığ ilinde atamasının yapılabileceğiHava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı birim bulunmaması nedeniyle kurumlar arasıatamasının yapılabilmesi için ilgili idareden “muvafakat”talebinde bulunmuştur. Hava Kuvvetleri Komutanlığının 28/12/2009tarih ve 1290.148989-09 sayılı yazısında, başvurucunun 26/2/2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, Milli Savunma Bakanlığı, Genel KurmayBaşkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının YerDeğiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmelik’te (Atama Yönetmeliği)sayılan özür grupları kapsamına girmediği gerekçesiyle atama isteğinin 2010yılı sivil memur alım ve atama planlaması çerçevesinde değerlendirileceğibildirilmiştir.
9. Başvurucu bu yazıyaistinaden 2010 yılı atamaları kapsamında 30/4/2010tarihinde kurumlar arası atamaya muvafakat talebini yinelemiştir. HavaKuvvetleri Komutanlığının 2/6/2010 tarih ve1210-85322-10 sayılı yazısı ile başvurucunun atama isteğinin uygun görülmediğibildirilmiştir. Yazının ilgili kısımları şöyledir:
“…
2. EK-B listede isimleri yazılı sivil memurların ise;garnizon ve birliklerde kadro bulunmaması, yerlerine verilecek personeltemininde yaşanan sıkıntılar, anılan unvanda birliğin memur ihtiyacının olmasıgerektiği gibi nedenlerle atanma/sınıf değişikliği istekleri uygun görülmemişolup, zaman içerisinde gelişen durumlara (yerlerine memur temin edilmesi, yenikadroların açılması veya kapanması, naklen tayin isteyen memurların çıkması,becayiş vb.) bağlı olarak değerlendirme işlemine devam edilecektir.
…”
10. Atama taleplerinden sonuçalamayan başvurucu, kayıt olduğu MYO Yönetim Kuruluna başvuruda bulunarak2009-2010 öğretim yılında geçici izinli sayılma talebinde bulunmuş ve bu talebi11/9/2009 tarihli kararla kabul edilmiştir.
11. Başvurucunun tekrarladığıbir başka atama talebi, 9. Ana Jet Üs Komutanlığının 7/10/2010tarih ve 1270-21538-10/ sayılı yazısı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığınailetilmiş olup, Kuvvet Komutanlığının 21/10/2010 tarih ve Per:1230-121760-10sayılı yazısı ile reddedilmiştir. Yazının ilgili kısımları şöyledir:
“… Sivil Memur (Mak.Tekns.)İhsan ASUTAY (…)’ın … dilekçesindeki atanma isteğiincelenmiştir.
2. Birliğin makine teknisyeni branşında personel ihtiyacıbulunduğu ve ayrıca anılan memurun atanma isteğinin … yönetmelikte belirtilen özür gruplarına girmediğideğerlendirilmektedir. Zira Balıkesir’de makine teknisyenliği ile ilgili yüksek okul bulunmasına rağmen kendisi Elazığ’ı tercihetmiştir.
3. 2010 yılı memur alım müsaadesi kısıtlı olduğundan makineteknisyeni branşında alıma çıkılamamış, müsaadesialınan kadrolar ihtiyaç duyulan unvanlar için kullanılmıştır. Bu nedenle anılanmemurun atanma isteği uygun görülmemiş olup, 2011 yılı sivil memur alım veatama planlaması (ilave memur alım müsaadesi verilmesi, becayiş vb) çerçevesinde tekrar edilecektir.
…”
12. 9. Ana Jet Üs Komutanlığınınbaşvurucunun durumunu ilgilendiren 28/3/2011 tarih ve Per:1210-6252-11/İd.Ks. sayılı,“Atama Talep ve Teklifleri”konulu yazısı, ilgili idari birimlere dağıtılmıştır. Yazının ilgili kısımlarışöyledir:
“ … (a) Milli Savunma Bakanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı veKuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet memurlarının Yer Değiştirme SuretiyleAtanmalarına İlişkin Yönetmelik
(b) Hv.K.K.lığının23 Mart 2011 tarihli, PER. : 1230 -34343- 11/Per.D. Svl.Me.Ş. sayılı“Atama Talep ve Teklifleri” konulu emri
1. Sivil memurlar Türk Silahlı Kuvvetlerinde devamlılık arzeden görevler için alınmakta ve atamaya tabi tutulmadanemekliliğe kadar aynı görevde kalmaları arzu edilmektedir. Ancak ilgi (a)yönetmelik hükümlerine uygun veya uygun olmayan çok sayıda memurun atama isteğibulunmakta olduğu ilgi (b) emirle bildirilmiş olup, memur alımlarındaki sıkıntınedeniyle yerlerine memur alımı yapılamadığından bu istekler çözülememektedir.
2. Hv.K.K.lığıncasöz konusu atama isteklerinde az sayıda da olsa birbirlerinin yerine atamayapılarak sorun çözülebilmektedir.
3. Ayrıca memurlar atanma olasılıklarını artırmakistiyorlarsa, Hava Kuvvetlerinin bulunduğu garnizonlara atama isteğindebulunmalıdırlar, aksi takdirde memur alım sıkıntısının her geçen gün artarakdevam edeceği anlaşıldığından sivil kuruluşlara veya diğer kuvvetlerinbulunduğu garnizonlara atama isteklerine zorunluluk bulunmadıkça olumsuzbakılmaktadır.
…”
13. Başvurucu, 29/3/2011 tarihli dilekçe ile MYO’dakiöğrenimine devam edebilmek için kurumlar arası atamaya muvafakat talebiniyinelemiş ve Kara Kuvvetleri Komutanlığının Elazığ garnizonundaki boş birkadroya atamasının yapılmasını talep etmişse de başvurucunun bu talebi deilgili idare tarafından 4/7/2011 tarihli işlemle reddedilmiştir.
14. Başvurucu, idari işlemaleyhine 18/7/2011 tarihinde AYİM önünde iptal davasıaçmış ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunmuştur.
15. AYİM Nöbetçi Dairesinin 10/8/2011 tarih ve E.2011/162, K.2011/12 sayılı kararı iledilekçenin reddine karar verilmesi üzerine başvurucu, 26/8/2011 tarihindedilekçesini yenilemiştir.
16. Başvurucunun yürütmenindurdurulmasına yönelik talebi, AYİM İkinci Dairesinin 16/11/2011tarih ve E.2011/1168 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
17. AYİM İkinci Dairesinin 4/4/2012 tarih ve E.2011/1168, K.2012/395 sayılı kararı ilebaşvurucunun iptal davasının reddineve 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri veÖzel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin KanunHükmünde Kararname’nin (659 sayılı KHK) 6. ve 14. maddeleri gereğince ilgilitarifeye göre hesaplanan 1.200,00 TL vekaletücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine oybirliğiile karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
“… esas konuya dönüldüğünde; Anayasanın125’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında düzenlenmiş bulunan ‘idarenin takdiryetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.’ tarzındaki hükmün,idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdirhakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı şeklinde yorumlanması veuygulanması, yine Anayasa ile öngörülen ‘Hukuk Devleti’ ilkesi ilebağdaşmamaktadır. Takdir yetkisinin sınırlarının yargı yerlerinceçizilebileceği ve bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceği konusundaöğretide ve içtihatlarda ittifak bulunmaktadır.
Belirtilen mevzuat hükümleri ile idareye atamalar konusundatakdir yetkisinin verildiği, bir başka ifade ile davacı gibi eğitim kurumunaöğrencilik kaydını yaptıran devlet memurlarının eğitim kurumunun bulunduğu yereatamalarının yapılacağına ilişkin davalı idarenin bağlı yetkisinin değil takdiryetkisinin bulunduğu, ancak bu takdir yetkisinin sınırlarının da yargıyerlerince çizileceği açıktır.
İdare, işlem ve eylemlerini yaparken ‘kişi yararı’ ve ‘kamu yararı’nı göz önünde bulunduracak, yasal sınırlarıiçerisinde takdir hakkını bu amaçları gerçekleştirmek için kullanacaktır.Ancak, söz konusu yetkinin kullanılma biçim ve esasları ile sınırı ne olmalıdırki, atamaya yetkili makam hukuka uygun hareket etmiş olsun? Şu halde, sözkonusu takdir hakkının davalı idarece hangi kriterleregöre kullanılması halinde hukuka uygun düşeceği hususu, hukuka uygunlukdenetimi açısında önem arz etmektedir.
Bu açıklamalar ışığında yapılan inceleme sonunda; DavacınınElazığ Fırat Üniversitesinde kayıt hakkı kazandığı eğitim ile sahip olduğueğitim seviyesinin aynı olduğu dikkate alındığında bu eğitim durumunun davacıyönünden yönetmeliğe uygun bir atama özrü teşkil etmediği ve dolayısıyladavacının Elazığ garnizonuna atanma talebinin reddi şeklinde tesis edilenişlemde sebep ve amaç unsuru bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı kanaat vesonucuna ulaşılmıştır.
…”
18. Başvurucu bu karara karşıkarar düzeltme talebinde bulunmuş olup AYİM İkinci Dairesinin 3/10/2012 tarih ve E.2012/860, K.2012/850 sayılı kararı ilekarar düzeltme talebinin reddine oybirliği ile karar verilmiş ve bu şekildebaşvuru yolları tüketilmiştir. Bu karar başvurucuya 15/10/2012tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
19. Anayasa’nın 128. maddesininikinci fıkrası şöyledir:
“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödeneklerive diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.(Ek Cümle: 7/5/2010-5982/12md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplusözleşme hükümleri saklıdır.”
20. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı DevletMemurları Kanunu’nun “Yer değiştirmesuretiyle atanma” kenar başlıklı 72. maddesi şöyledir:
“Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetleringereklerine, özelliklerine, Türkiyenin ekonomik,sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık göstereniller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli birsistem içinde yapılır.”
21. 657 sayılı Kanun’un “Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinindeğiştirilmesi” kenar başlıklı 76. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hakaylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 incimaddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başkayerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.”
22. Atama Yönetmeliği’nin “Temel ilkeler” kenar başlıklı 5. maddesişöyledir:
“(1) Yer değiştirme suretiyle atamalarda esas alınacak temelilkeler şunlardır;
a) Bu Yönetmelik kapsamındaki Devlet memurları için hizmetalanlarındaki görevin sürekliliği esastır.
b) Yer değiştirme sureti ile atamalarda, atanmak istenilenhizmet bölgesi ve alanındaki kadro imkânları ile ayrılmak istenen yerdekihizmet ihtiyacı öncelikle dikkate alınır.
c) Kurumun hizmet ihtiyacı nedeniyle hizmet bölgelerindekizorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın belirli bir süre görev yapmak üzeresürekli görevle atama yapılabilir.
ç) Hizmet ihtiyacı nedeniyle yapılacak atamalarda, görevinözelliğine göre hizmet bölgeleri ve alanları arasında memurların adil vedengeli dağılımının sağlanması esastır.
d) Atama isteklerinin değerlendirilmesinde birlik komutanıveya kurum amirlerinin görüşleri de dikkate alınır.
e) Atanacak memurun asaletinin onaylanmış olması gerekir.”
23. Atama Yönetmeliği’nin “Atamalarda göz önünde bulundurulacak hususlar”kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:
“(1) Atamalarda aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulur:
a) Atamalarda aile bütünlüğünün muhafaza edilmesibakımından, eş ve sağlık durumları, ilgili kurumlar arasında gereklikoordinasyon sağlanarak dikkate alınır.
b) Aynı kurumda çalışıp da atanma talebinde bulunan eşlerdenast durumunda olanın görev yeri üst durumda olana bağlı olarak değiştirilir.
c) Farklı kurumlarda çalışıp da atanma talebinde bulunaneşlerden unvan, kadro ve görev bakımından daha aşağıda bulunanın görev yeri üstdurumda olana bağlı olarak değiştirilir.
ç) Önceki görev yerinden disiplinsizlik ve ahlaki nedenlerleatamaya tabi tutulan memurların, eski görev yerlerine yeniden atanma istek veteklifleri dikkate alınmaz.
d) Özürlü memurların atanmak istedikleri yerde boş kadrobulunması halinde kadroları ile birlikte atamaları yapılabilir.
e) Terör eylemleri etkisi ve sebebiyle şehit olan veyaçalışamayacak derecede malul olan ya da malul olup da çalışabilir durumda olankamu görevlileri ile er ve erbaşların, Devlet memuru olarak görev yapan eş veçocukları ile anne, baba ve kardeşlerinin; yer değiştirme suretiyle atanmatalepleri, bu durumlarının ilgili yerlerce belgelendirilmiş olması kaydıyla,kadro imkânları da dikkate alınmak suretiyle bu Yönetmelikteki kısıtlayıcıhükümlere bakılmaksızın öncelikle gerçekleştirilir.”
24. Atama Yönetmeliği’nin “İsteğe bağlı yer değiştirmeler” kenarbaşlıklı 11. maddesi şöyledir:
“(1) Aşağıda belirtilen öncelik sırası esas alınarak, hizmetbölgelerindeki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmadan memurun isteği üzerineyer değiştirme suretiyle atama;
a) Sağlık Durumu: …
b) Eş Durumu: …
…
(3) Eğitim Durumu: Memurun eğitim durumuna dayanarak yerdeğiştirme isteğinde bulunabilmesi için; durumunu belgelendirmesi şartıyla mevcut tahsil seviyesinin üzerinde en az önlisans düzeyinde eğitim görmek üzere sınavı kazanmış olması gerekir. Bu durumdaeğitim-öğretim yapılacak yüksek öğretim kurumlarınınbulunduğu bölgeye sınıf ve unvanına uygun kadro bulunması halinde atamasıyapılabilir. Ancak bölgelerdeki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmadan, buistek dikkate alınmaz.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 20/2/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun9/11/2012 tarih ve 2012/606 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
26. Başvurucu, teknisyenstatüsünde sivil memur olarak mesleğe başladığını, hali hazırda görev yaptığıBalıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığında mezun olduğu mekatronikbölümü ile uyumlu tekniker unvanına yükselme imkânının bulunmadığını, görevyerindeki MYO’nun makine bölümüne liseden 1991 vesonraki yıllarda mezun olanların kabul edildiğini, kendisinin 1990 mezunuolması nedeniyle kendi görev yerindeki yüksek okulabaşvuramadığını, devam etmek istediği Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler MYO’nun makine bölümünün, daha önce mezun olduğu mekatronik bölümü ile aynı seviyede olsa da müfredat vemesleki alan itibarıyla farklı olduğunu, mesleğiyle ilgili daha fazla teorikbilgi ve beceri sağladığını, bu bölümden mezun olduktan sonra kamuda teknikerkadrolarına geçiş imkânı olduğunu, belirtilen öğrenim mazeretini atamatalebinin değerlendirilmesinde dikkate almayan işlem ve AYİM kararıyla eğitimve maddi-manevi varlığını geliştirme haklarının ihlal edildiğini, ayrıcakendisi ile benzer durumda olan başka kişilere atama konusunda muvafakatverildiğini, bu nedenle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Başvurucu ikinci olarak,dava sonucunda AYİM tarafından idare lehine ve kendisi aleyhine 1.200,00 TLmaktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, dava açtıktan sonra yürürlüğe giren budüzenlemenin öngörülebilir olmadığını, kanunların geriye yürümezliği vekazanılmış hakların korunması ilkelerine aykırı olduğunu ve bu şekildeAnayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
28. Başvurucu üçüncü olarak,kadrolarının düzenlenişi, üyelerinin seçim usulleri, subay üyeleriningörevlerinin süreli olması, Mahkeme Başkanlığının idari yönden Milli SavunmaBakanlığına (MSB) bağlı olması, mahkeme üyelerinin denetimlerinin MSBmüfettişleri tarafından yapılması dikkate alındığında, AYİM’inbağımsız ve tarafsız olmadığını ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. EğitimHakkı Yönünden
29. Başvurucu, öğrenimmazeretinin, kurumlar arası atamaya muvafakat talebinin değerlendirilmesindedikkate alınmayarak eğitim ve maddi-manevi varlığını geliştirme haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Anayasa’nın, kişinin maddive manevi varlığını geliştirme hakkının düzenlendiği 17. maddesinin somutbaşvuru açısından, eğitim hakkını düzenleyen 42. maddesi ile paralel mahiyetteolduğu ve 42. maddenin daha etkili güvenceler içerdiği dikkate alınarak,başvurunun bu kısmı, Anayasa’nın 42. maddesi çerçevesinde değerlendirilecekolup, Anayasa’nın 17. maddesi bakımından ayrıca incelemeye gerek görülmemiştir.
31. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü ve 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin(1) numaralı fıkraları gereğince, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireyselbaşvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahaleedildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanısıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18).
32. Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” kenarbaşlıklı 42. maddesinin birinci fırkası şöyledir:
“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbit edilir vedüzenlenir.”
33. Türkiye’nin de taraf olduğu Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi şöyledir:
“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet,eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana vebabanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göreyapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.”
34. Görüldüğü üzere, Anayasa ve1 No.lu Protokol’de düzenlenen eğitim hakkının, “belirli bir zamanda var olan eğitim kurumlarına erişim hakkı”nıgüvence altına aldığı ve herhangi bir ayrıma gidilmeksizin, kamu ve özel eğitimkurumları ile ilk, orta ve yüksek öğrenim seviyelerini kapsadığıanlaşılmaktadır (B. No: 2012/1334, 17/9/2013,§ 28; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Kjelds+en, Busk Madsen vePedersen/Danimarka, B. No: 5926/72, 7/12/1976, § 50; Leyla Şahin/Türkiye, B. No: 44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136).Bu nedenle, başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasının, AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetkisi kapsamında yer aldığı anlaşılmaktadır.
35. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince açıkça dayanaktan yoksun başvurularınkabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Bu çerçevede temel haklara yönelikbir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurularaçıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilecektir (B. No: 2012/665, 13/6/2013,§ 20).
36. Anayasa’da yer alan eğitimve öğrenim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasınıengellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte, bütün bireylere her alandaeğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev yüklememektedir. Budoğrultuda devletin, yükseköğrenim görmek isteyen herkese, bunu sağlamaşeklinde pozitif bir ödevi de bulunmamaktadır (B. No: 2012/1334, 17/9/2013,§ 29).
37. Bu noktada kamugörevlilerinin eğitim mazeretine dayalı olarak başka yere veya kuruma atanma taleplerininkarşılanmasının, devletin eğitim hakkı kapsamındaki bir pozitif yükümlülüğüolarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılması gerekir.
38. Kişinin kamu görevlisiolması, kendisine sağladığı bir takım ayrıcalıklar ve avantajların yanında, birtakım külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı birtakım sınırlamalara tabi olmayı gerektirmektedir. Kişi, kamu görevine kendiisteği ile girmekle, bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı vekülfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılmakta olup, kamu hizmetinin kendine hasözellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kılmaktadır.
39. Bazı kamu görevlilerinin,hizmetin niteliği gereği belirli aralıklarla başka yerlere atanmaları;bazılarının ise başka yer veya kurumlara atanmamaları zorunlu olabilir. Bukonuda idareye, belirli bir takdir alanı tanınması makul karşılanmalıdır.Kişilerin bir takım mazeretler çerçevesinde başka yere atanma konusunda talephakları var ise de atamaya ilişkin mazeretlerini değerlendirip kararabağlayacak olan idarenin, kendi mevzuatı çerçevesinde, ifa edilen kamuhizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli kullanılması, teşkilatyapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alması kaçınılmazdır.Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi içingerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve sorumluluğudur.
40. Eğitim hakkının korunmasıgerekçesiyle idareden, atamaya ilişkin bütün işlemlerde personelin eğitimmazeretlerini kayıtsız şartsız karşılamasının beklenmesi, idarenin üstlendiğikamu hizmetinin yürütülmesini imkânsız hale getirecektir. Ayrıca düzenlenişşekli itibarıyla (§ 36) eğitim hakkının kapsamının, kamu görevlisinin devametmek istediği bir eğitim programının, atanma veya atanmama taleplerindemazeret olarak dikkate alınması ve atanma talebinin eğitim mazeretidoğrultusunda yerine getirilmesi gibi pozitif yükümlülükler içerecek kadargeniş olduğu sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Bu nedenle idarenin naklenatanma taleplerinin reddine dair kararları sonucunda başvurucunun eğitiminedevam edememesi, eğitim hakkını dolaylı olarak etkilemekte olup, doğrudan birmüdahale olarak değerlendirilemez.
41. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun eğitim hakkına yönelik bir ihlal olmadığı açık olduğundan,başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Eşitlikİlkesi Yönünden
42. Başvurucu, kendisi ilebenzer durumda olan başka kişiler hakkında idare tarafından atama veya atamayamuvafakat işlemleri tesis edilmesine rağmen, kendisine muvafakat verilmediğini,bu şekilde eğitim hakkı konusunda ayrımcılık yapıldığını iddia ederek eşitlikilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
43. Bireysel başvurukapsamındaki hakların tespitinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birliktedeğerlendirilmesi ve ortak koruma alanının esas alınması gerekmektedir (§ 31).
44. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefiinanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizinkanun önünde eşittir.
…
Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.”
45. Sözleşme’nin “Ayırımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme’detanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet,ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken,ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka birduruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”
46. Başvurucunun, Anayasa’nın10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesindedüzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsigeçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesimümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hakve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle,ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlaliddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruzkaldığı sorularına cevap verebilmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 33).
47. Başvurucu, eşitlik ilkesinedayanan başvurusunu eğitim hakkı ile bağlantılı olarak ileri sürmüştür. Birbaşka ifadeyle eğitim hakkının korunması konusunda ayrımcılığa maruz kaldığınıiddia etmektedir. Bu bağlamda başvurucunun iddiasının, Sözleşme’nin 14. maddeside dikkate alınarak Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde incelenmesigereklidir.
48. Bireysel başvuruincelemesinde eşitlik ilkesinin bağımsız bir koruma işlevinin olmaması, buyasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir.Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başına incelendiğinde o hakkınihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, o hakka ilişkin ayrımcıbir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Bu çerçevede, ilgili temel hak veözgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgili bir konuda sergilenen ayrımcıtutumun, eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılabilir.
49. Salt “eşitlik” kavramı, herhangi bir nesnel vemakul dayanağı olmaksızın aynı durumdaki bireylere farklı muamelede bulunulmamasınailişkin gerekliliği ifade etmektedir. Bu kavramınsomutlaştığı Anayasa’nın 10. maddesi “dil,ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzerisebeplerle”; Sözleşme’nin 14. maddesi ise “cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğerkanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet,doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma” dayalı olanfarklı muamele şekillerini yasaklamaktadır.
50. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince açıkça dayanaktan yoksun başvurularınkabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı başvurular da bu nedenle açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilecektir (B. No: 2012/665, 13/6/2013,§ 20). Buna paralel olarak, başvuruya konu olay veya olguların ve ihlaliddiasına konu anayasal haklar arasındaki bağlantılarının açıklanması vekanıtlanması yükümlülüğü kural olarak başvurucuya aittir (B. No: 2013/2355, 7/11/2013,§ 38).
51. Ayrımcılık iddiasınındeğerlendirilebilmesi için iddia sahibi başvurucunun farklı muamelenintemelindeki olguyu ispatlaması gerekmekte ise de bu kural, mutlak değildir.Özellikle başvurucunun ayrımcılığa temel teşkil eden olgulara ilişkin bilgiveya belgelere erişememesi halinde, ispat külfeti başvuruya yüklenemez. Ancakbu hallerde dahi başvurucunun, ayrımcılığın temelindeki olgulara ilişkinaçıklamada bulunması veya en azından olgulara ilişkin bilgilerinin niçinkısıtlı olduğunu makul bir şekilde gerekçelendirmesi gerekir.
52. Başvurucu, atamaya ilişkinbaşvurusu reddedilirken, kendisi ile “aynıdurumda” ve “aynı hukuksalstatüye sahip” olarak nitelediği bazı meslektaşlarının atamaisteklerinin kabul edildiğini ve bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunuileri sürmektedir. Başvurucu tarafından kullanılan bu ifadeler ile başvuruformu ve eklerinde yer alan bilgiler, ayrımcılığın değerlendirilmesi konusundayeterli çıkarımlar yapılmasına müsait değildir. Zira başvurucu ile diğermeslektaşlarının durumlarının ne derece aynı olduğu net olarak anlaşılamadığıgibi, kendi atanma talebi ile aynı olan bir atama eşleşmesi başvurucutarafından emsal olarak gösterilememiştir. Bu nedenle, ayrımcılık iddiası ve buiddianın temelindeki olguların ispatına ilişkin yeterli açıklamalardabulunmayan başvurucunun, iddiasını kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
53. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı anlaşıldığından, başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. AdilYargılanma Hakkı Yönünden
54. Başvurucu, AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığıiddiasıyla ve idare lehine maktu vekâlet ücreti ödemesine hükmedilmesinedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
55. Bireysel başvurukapsamındaki hakların tespitinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birliktedeğerlendirilmesi ve ortak koruma alanının esas alınması gerekmektedir (§ 31).
56. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
57. Anılan Anayasa kuralında,herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önündedavacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahipolduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamıdüzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 22).
58. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir. …”
59. Askeri birimlerde görevyapan ve fakat asker kişilerden olmayan sivil memurlar ile askeri idarearasındaki idari nitelikte uyuşmazlıkların, Sözleşme’nin 6. maddesinde ifadeedilen “medeni hak ve yükümlülükler”kavramına dahil olduğu ve bu tür uyuşmazlıklarınAnayasa ve Sözleşme’de düzenlenen adil yargılanmahakkının koruma alanı kapsamında yer aldığı konusunda tereddüt yoktur (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 30; B. No:2013/2600, 23/1/2013, § 32). Başvurucunun ihlal iddialarına konu olanuyuşmazlığın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.
60. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince açıkça dayanaktan yoksun başvurularınkabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Bu çerçevede temel haklara yönelikbir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurularaçıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilecektir (§ 35).
a. AskeriYüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız Olmadığı İddiası
61. Başvurucu, AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını ve bunedenle hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür (§ 28). AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığıiddiaları, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince, buiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013,§ 29; B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 26; 2013/2954, 19/12/2013, § 49).Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yönbulunmadığından başvurunun bu kısmının “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. BaşvurucuAleyhine Maktu Vekâlet Ücretine Hükmedilmesi
62. Başvurucu, idare lehinemaktu vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür (§ 27). Aynı kapsamdaki bireysel başvurular AnayasaMahkemesince incelenmiş ve başvuruya konu maktu vekalet ücretinin mahkemeyeerişim hakkına müdahale oluşturduğu, bu müdahalenin meşru olduğu tespitedilerek, her somut başvurunun özel koşulları çerçevesinde müdahalenin orantılılığıdeğerlendirilmiş, orantılı görülen müdahaleleri konu alan başvuruların, açıkçadayanaktan yoksun olduklarına karar verilmiştir (B. No: 2012/1061, 21/11/2013,§§ 28-33; B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-39). Kamu görevlisi olan başvurucunun süreklilik arz eden aylık gelirive öngörülen vekâlet ücretinin başvurucuya dava açmasını imkânsız kılacak veyaaşırı derecede zorlaştıracak ağır bir ekonomik yük getirdiğine dair somutherhangi bir bulgu tespit edilememiş olması itibarıyla, somut başvuru açısındanfarklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından, başvurunun bukısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Celal MümtazAKINCI bu görüşe katılmamıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurunun,
1. Anayasa’nın 42. maddesindegüvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin kısmının“açıkça dayanaktan yoksun olması”,
2. Anayasa’nın 10. maddesindegüvence altına alınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin kısmın“açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilen AYİM’in bağımsız bir mahkeme olmadığı iddiasına ilişkinkısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
4. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilen maktuvekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA, Celal Mümtaz AKINCI’nın karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına OYBİRLİĞİYLE,
20/2/2014 tarihindekarar verildi.