TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İHSAN GÜNGÖR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/342)
Karar Tarihi: 17/9/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Şükrü DURMUŞ
Başvurucu
:
İhsan GÜNGÖR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, yaklaşık altıyıldır süren uzun tutukluluk nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 8/1/2014 tarihindeBafra Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış veKomisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 30/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, başvuru tarihiitibarıyla Bafra T Tipi Cezaevinde hükmen tutuklu olarak bulunmaktadır.
6. Başvurucu, 23/2/2008tarihinde işlendiği iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçukapsamında Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/2/2008 tarih ve 2008/126sayılı kararıyla tutuklanmıştır.
7. Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığının 12/3/2008 tarihliiddianamesiyle, anılan suçla ilgili olarak başvurucu hakkında Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
8. Diyarbakır 3. Ağır CezaMahkemesince verilen 24/2/2009 tarih ve E.2008/276, K.2009/70 sayılı mahkumiyet kararı Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 22/11/2010tarihli ilamıyla bozulmuştur.
9. Bozma sonrası Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 1/3/2011 tarih ve E.2011/30, K.2011/64 sayılı direnmekararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/1/2012 tarihli ilamı ile bozulmuştur.
10. Bozma sonrası yapılanyargılamada Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 4/4/2013 tarih ve E.2012/202,K.2013/152 sayılı kararla başvurucunun, çocuğun beden ve ruh sağlığını bozacakşekilde basit cinsel istismarı suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar etmiştir. Kararbaşvurucunun yüzüne karşı tefhim edilmiştir.
11. Başvurucunun tutukluluğundevamına dair 4/4/2013 tarihli karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna dairherhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır.
12. Başvurucu, 8/1/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Diyarbakır 3. Ağır CezaMahkemesi kararının temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesi 18/2/2014 veE.2013/9925, K.2014/1904 sayılı kararla hüküm onanmasına karar vermiştir.
B. İlgiliHukuk
14. 26/9/2004 tarih ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 100. ve 104. maddeleri.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 17/9/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 8/1/2014 tarih ve 2014/342 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, hakkındaki cinselistismar suçlamasının iftira olmasına karşın, yaklaşık altı yıldır tutukluolduğunu ileri sürerek, tahliye ve beraat kararı verilmesi ile adli yardımtalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
17. Başvurucunun şikâyetlerinin,yargılama kapsamında delillerin değerlendirilmesi ve verilen mahkûmiyet kararıile uzun tutukluluğa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurunun adliyardım, adil yargılanma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaüç ayrı başlık altında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
1. Adli YardımTalebi Yönünden
18. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Kanun'un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruların incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzüktehüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurununniteliğine uygun hükümleri uygulanır.”
19. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü'nün “Bireysel başvuru harcı ve adlîyardım” kenar başlığını taşıyan 62. maddesi şöyledir:
“(1) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa Bağlı(I) sayılı Tarifenin A) Mahkeme Harçları' başlıklı Bölümünün ilk cümlesindebelirtilen bireysel başvuru harcı Maliye Veznelerine yatırılır.
(2) Adlî yardım talepleri, genel hükümlere göre başvurularınkabul edilebilirliği hakkında karar verecek Bölüm veya Komisyonlar tarafındanhükme bağlanır.”
20. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor durumadüşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamenödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukukikorunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksunolmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.”
21. 6100 sayılı Kanun'un 337.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerinikapsamaz.”
22. Hukukumuzda, yargılamagiderlerine ve bu arada harçlardan geçici muafiyete ilişkin adli yardımhükümleri, 6100 sayılı Kanun'un 334 ila 340. maddelerinde yer almaktadır.Dolayısıyla, 6216 sayılı Kanun ile İçtüzük'ünyukarıda belirtilen hükümleri uyarınca bireysel başvuru harcından geçicimuafiyete ilişkin adli yardım talepleri hakkında, bireysel başvurununniteliğine uygun düştüğü oranda uygulanacak olan genel hükümler, 6100 sayılı Kanun'un 334 ila 340.maddeleridir.
23. 6100 sayılı Kanun'un 334.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüdezor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veyatamamen ödeme gücünden yoksun kimselerin, iddia ve savunmalarında haklıoldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla adli yardımdanyararlanabilecekleri düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 337. maddesinin (3)numaralı fıkrasında ise adli yardımın daha önce yapılan yargılama giderlerinikapsamayacağı belirtilmiştir.
24. Başvuru konusu olayda,başvurucu 27/1/2014 tarihli bireysel başvuru formunda adli yardım talebindebulunmuşsa da yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğuna dairherhangi bir belge sunmamıştır. Öte yandan başvurucunun 27/1/2014 tarihindebireysel başvuru harcını yatırdığı anlaşılmıştır. Bireysel başvuruda harçdışında başvurucu tarafından ödenmesi gereken bir yargılama gideri debulunmamaktadır.
25. Açıklanan nedenlerle,başvuru harcının yatırılmış olması ve adli yardımın daha önce yapılan giderlerikapsamaması nedeniyle başvurucunun bireysel başvuru yönünden adli yardım talebihakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. (B. No: 2013/906, 16/4/2013, § 21).
2. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası Yönünden
26. Başvurucunun uzuntutukluluğa ilişkin şikayetinin Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıkapsamında değerlendirilmesi gerekir.
27. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir. …”.
28. Anayasa Mahkemesiİçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret”kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
29. Bireysel başvurunun kabuledilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı,bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken birbaşvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).
30. Yukarıda belirtilen hükümleruyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yoluöngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmasıgerekmektedir. Bu yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresineilişkin koşullar arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilenhükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucununşikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözümsağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarakanlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresininkatı bir şekilde yorumlanması, bir takım başvurularaçısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yolaçabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olanbir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somutbaşvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesigerekmektedir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).
31. Bireysel başvurunun, başvuruyolu öngörülmeyen durumlarda, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz güniçinde yapılması gerekmekle birlikte, başvuru süresinin başlangıç tarihininbelirlenmesi noktasında, başvurucunun ihlal oluşturan işlem, eylem veya kararlailgili yeterince bilgi sahibi olması aranacaktır. Bu kapsamda, ilgili nihaikararın tebliğinin öngörüldüğü hallerde tebliğ tarihinin, tebliğ öngörülmeyenhallerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihinesas alınması gerekir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).
32. Devam eden tutukluluğunhukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerintemel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılansebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirdebuna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarakgösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbestkalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanunyolunda çekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygunolarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıylabelirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar almaamacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmekşartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).
33. Ancak başvurucu hali hazırdatahliye olmuş ya da hakkında ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmükesinleşmiş ise bireysel başvuru açısından talebi, hukuka aykırılığın tespitive gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır.Dolayısıyla bu tür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendiktensonra bireysel başvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31)
34. Buna karşılık, kişi serbestbırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûmolmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü budurumda kişinin hukuki durumu "bir suçisnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır.Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyetehükmedilmesi arasındaki esaslı fark da bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete kararverilmesi, şüphenin yenildiği anlamına gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği,bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenlesanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasınahükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın hukuki statüsü değişmekte,tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini, her türlü şüpheden uzak birkabulü ifade eden "kanaat"ebırakmaktadır. Bu nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesininve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulügerekir. Bu bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.Nitekim gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay,mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olaraknitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olan birsanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından sonraki tutulmasını Sözleşme'nin 5.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca "mahkûmiyet sonrası tutma" olarakdeğerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (Benzeryöndeki bir AİHM kararı için bkz. Solmaz/Türkiye,B. No: 27561/02, 16/1/2007, §§ 23, 24; Şahap Doğan/Türkiye, B. No: 29361/07, 27/5/2010, § 26). Aynıyaklaşım Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) tarafından da benimsenmektedir. CGK'nin 12/4/2011 tarih ve E.2011/1-51, K.2011/42 sayılıkararında, "hakkında mahkûmiyet hükmükurulmakla sanığın atılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabitgörülmekte ve bu aşamadan sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmüolmaktadır." gerekçesiyle, temyizde geçen sürenin tutukluluksüresine dâhil edilmeyeceğine karar verilmiştir (B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §32).
35. Bu nedenle mahkûmiyeteilişkin nihai kararla birlikte, sanığın tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü vedolayısıyla tabi olduğu rejim değiştiğinden, 30 günlük başvuru süresinin,itiraz yoluna başvurulmayan durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamınadair kararın başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanmasıgerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. AtalayÖztürk/Türkiye [KK], B. No: 54890/09, 7/1/2014; B. No:2013/6398, 3/4/2014, § 33).
36. Somut olayda başvurucu isnatedilen suç nedeniyle 28/2/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkındaDiyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesince 24/2/2009 tarihinde verilen mahkûmiyetkararı, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 22/11/2010 tarihli kararıyla bozulmuş,bozma kararı sonrası Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 1/3/2011tarihli verdiği direnme kararı da Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/1/2012tarihli kararıyla bozulmuştur. Yeniden başlayan yargılamada Diyarbakır 3. AğırCeza Mahkemesince 4/4/2013 tarihinde verilen mahkûmiyet kararı, Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 18/2/2014 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir (Bkz.§§6-13).
37. Buna göre ilk derecemahkemesinin 4/4/2013 tarihli mahkûmiyet ve tutukluluğun devamı kararı ilebaşvurucunun tutukluluk hali bu anlamda sona ermiştir. Bu karar başvurucuyaaynı tarihte tefhim edilmiş olup, başvurucu, anılan karara karşı itiraz yasayoluna başvurduğuna dair bilgi veya belge sunmamıştır. Bu belirlemelerkarşısında, uzun tutuklulukla ilgili şikayetleri içeren bireysel başvurunun ilkderece mahkemesinin nihai kararını verdiği 4/4/2013 tarihinden itibaren otuzgün içinde yapılması gerekirken 8/1/2014 tarihinde yapılan bireysel başvurudasüre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle,başvurunun “kişi hürriyeti ve güvenliğinin”ihlal edildiği yönündeki kısmının“süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekmiştir.
3. AdilYargılanma Hakkı Yönünden
39. Başvurucunun, hakkındakicinsel istismar suçlamasının iftira olduğu, bunun eşi tarafından mahkemedebeyan edilmesine karşın yaklaşık 6 yıldır tutuklu olduğunu ileri sürerek beraatkararı verilmesi talebinin, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
40. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
41. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un“Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
42. Anılan hükümler uyarıncabireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletintüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir.Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (B. No: 2012/254, 6/2/2014, § 30).
43. Bu nedenle AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun AnayasaMahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte davave başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
44. Somut olayda, başvurucuDiyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/4/2013 tarihli nihai kararına karşıtemyiz yasa yoluna başvurmuş; ancak temyiz sonucunu beklemeden 8/1/2014tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvurudosyası Anayasa Mahkemesinde derdest iken Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 18/2/2014tarihli kararı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.
45. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başkabir deyişle bireysel başvuru yapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamının sağlanmışolması gerekir. Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olan başvuruyolları etkili değilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarak birbaşvurunun incelenmesine karar verebilir (B. No: 2012/254, 6/2/2014, § 33).Başvuru konusu olay dikkate alındığında başvuru yollarının tüketilmesi kuralınaistisna tanınmasını gerektiren bir durumun olmadığı görülmektedir.
46. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun adil yargılanma hakkı yönündeki iddiası ile ilgili olarak kanundaöngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuruyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun,
1. “Kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının” ihlali iddiasının“süre aşımı”,
2. “Adil yargılanma hakkının” ihlal iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
17/9/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.