TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İHSAN UĞRAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/5365)
Karar Tarihi: 3/4/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 15/5/2019-30775
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucu
:
İhsan UĞRAŞ
Vekili
:
Av. Ali YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, basın açıklaması yapılamayacak alanlar kapsamındaolan yerde basın açıklaması yapılması nedeniyle idari para cezası verilmesinintoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğinibelirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, öğretmen olup Türkiye Kamu Çalışanları SendikalarıKonfederasyonunun (TÜRKİYE KAMU-SEN) ve Türkiye Eğitim, Öğretim ve BilimHizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikasının (TÜRK EĞİTİM-SEN/Sendika) NiğdeŞube başkanıdır.
9. Niğde Valiliğinin 6/7/2004 tarihli basın açıklamalarınınnerelerde yapılıp yapılamayacağına dair kararı 5/8/2004 tarihli ve 25444 sayılıResmî Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan kararın ilgilikısımları şöyledir:
“…kamuoyunahitaben her türlü açıklama ve basın açıklamalarını yapmak isteyen yerli-yabancıgerçek ve tüzel kişilerin sorumluluğu ile kamu görevlilerinin görev veyetkilerini kapsayan ve kamu düzenini bozmadan, kamu güvenliği içerisindeyapılabilmesi için alınan güvenlik tedbirleri karara bağlanmıştır.
Bu kararda, huzur, güvenlik ve kamu düzenininsağlanması amacıyla Anayasanın 26 ncı maddesi 5442sayılı İl idaresi Kanununun 11 inci maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanununun 22 nci maddesi hükümlerineistinaden gerçek ve tüzel kişiler tarafından basına ve kamuoyuna hitabenyapılacak basın açıklamalarının yapılması veya yapılmaması gereken yerleraşağıdaki şekilde belirtilmiştir.
Madde 1 — Valiliğimize bağlı tüm kamu kurum vekuruluşlarındaki kapalı alanlarda usulüne uygun olarak önceden izin almak veyabildirimde bulunmak kaydıyla yapılması,
Madde 2 — Valilik binası başta olmak üzere,tüm kamu kurum ve kuruluşları önünde ve bunlara ait müştemilatlarda (otopark,bahçe meydanları ve benzeri) ise yapılmaması,
Madde 3 — Umuma mahsus yerlerde ise; İlimizBelediye Parkı önünde (araç ve yaya trafiğini engellemeyecek şekilde)yapılması,
…
uygun görülmüştür.”
10. Başvurucu ve diğer Sendika yöneticileri, Sendikanın kararıdoğrultusunda İl Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde görev yapan eğitim kurumuyöneticilerinin görev sürelerinin uzatılmasına ilişkin olarak oluşturulandeğerlendirme komisyonunun keyfîlikten de öte kasıtlıolarak yaptıklarını iddia ettikleri ve sendika üyesi olan kurum yöneticilerininyöneticilik görevlerinin sonlanmasına yol açacak değerlendirmelerini protestoetmek istemişlerdir. 25/8/2014 günü saat 17.00 sıralarında başvurucunun daiçinde bulunduğu yaklaşık otuz kişilik grup TÜRK EĞİTİM-SEN'eait kapalı vaziyetteki flamalarla Cumhuriyet Caddesi'ndeki Valilik binası önünegelmiştir. Valilik binası önünde toplanan grup, okul yöneticilerine verilendeğerlendirme puanlarında haksızlık yapıldığını kamuoyuna duyurmak amacıyla birbasın açıklaması yapmıştır. Daha önce alınan duyum üzerine emniyet güçleriyeteri kadar personel ile Valilik önünde tedbir almıştır.
11. Sözlü olarak yapmak istedikleri basın açıklamasının Valilikbinası önünde ve müştemilatında yapılamayacağı, bu yönde Valiliğin kararıbulunduğu, basın açıklaması yapılması durumunda emre aykırı davranış nedeniylekendilerine idari para cezası verileceği yönünde yetkililer tarafından grubauyarı yapılmıştır. Söz konusu gruptakiler basın açıklamasını yapacaklarınıbelirtmiş ve hukuki olarak ne gerekiyorsa yapılması yönünde karşılıkvermişlerdir.
12. Başvurucu "TürkEğitim-Sen Niğde Şubesi" ifadesi yazılı pankartın arkasınageçerek Valilik binasının dışında bulunan duvarın önündeki kaldırımda yayatrafiğini kısmen engeller vaziyette toplanan kalabalığa ve basın mensuplarınahitaben saat 17.10 sıralarında basın açıklaması yapmıştır. Basın açıklaması onbeş dakika sürmüş ve saat 17.25'te grup olaysız bir şekilde dağılmıştır.
13. Niğde Emniyet Müdürlüğü (İdare) tarafından basınaçıklamasına katıldığı tespit edilen ve başvurucunun da aralarında bulunduğukişilere 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesiuyarınca emre aykırı davranışta bulunduklarından bahisle 189 TL idari paracezası verilmiştir. Başvurucu 29/8/2014 tarihinde idari para cezasına itirazetmiştir.
14. İtirazı inceleyen Niğde Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik)17/3/2015 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir.
15. Hâkimlik kararında; İdare tarafından gönderilen cevapyazısına atıf yapılarak başvurucu ve arkadaşlarının Valilik kararı ile basınaçıklaması yapılamayacak yer olarak belirlenen Cumhuriyet Meydanı'nda basınaçıklaması yapılmayacağı, aksi durumda idari para cezası uygulanacağı şeklindeuyarıldıklarının belirtildiğine yer verilmiştir. Kararda, Valiliğin basınaçıklamalarının yapılacağı ve yapılamayacağı yerlerin belirlenmesine ilişkinkararı ve kamera görüntüsüne ait çözüm tutanakları dikkate alınarak idariyaptırım kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığına kararverilmiştir.
16. Karar başvurucuya 18/3/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 24/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. Mevcut başvuruya ilişkin ulusal ve uluslararası hukukkaynaklarının derli toplu verildiği kararlar için bkz. Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri ([GK], B. No:2014/920, 25/5/2017, §§ 22-31);Rıza Gökçen Erus ve diğerleri (B. No: 2014/17391,19/4/2018, §§ 24-30) kararları.
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mevcut başvuruyabenzer başvurulardan olan Akarsubaşı/Türkiye (B. No: 70396/11, 21/7/2015)başvurusunu 21/7/2015 tarihinde karara bağlamıştır. Devlet memuru ve KamuEmekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) üyesi olan başvurucu, Adana Adliyesiönünde Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) tarafından düzenlenengösteriye katılmıştır. Burada bir basın açıklaması okunmuş ve göstericiler sözkonusu basın açıklaması çerçevesinde kendi kurumlarında kreş yapılmasını talepetmişlerdir. Daha önce basın açıklaması yapılamayacak yerlere ilişkin olarakverilmiş Valilik kararını ihlal edecek şekilde Adliye Sarayının girişmerdivenleri önünde yapılan bu basın açıklamasına katıldığı gerekçesiylebaşvurucu hakkında 5326 sayılı Kanun’un 32. maddesine dayanılarak 143 TL idaripara cezası uygulanmıştır. Başvurucunun itirazları Mahkemece reddedilmiştir.
20. AİHM; devletlerin yalnızca barışçıl toplantı hakkını korumakladeğil aynı zamanda bu hakka yasaya aykırı nitelikte dolaylı sınırlamalargetirmekten kaçınmakla da yükümlü olduklarını hatırlatmıştır. AİHM, basınaçıklamasının barışçıl özelliğine vurgu yapmış ve kamu makamlarının barışçılbiçimde yapılan bir gösteriye karşılık vermeleri gerektiğinde başvurucununbarışçıl şekilde gösteri yapma hakkı ile yerel makamların kamu düzenini korumahakkı arasındaki dengeyi sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir.
21. AİHM, ilk derece mahkemesinin söz konusu dengelemeyiyapmadığı gibi gösterinin amacını ve barışçıl niteliğini de değerlendirmediğinedikkat çekmiştir. AİHM'e göre başvurucuya yalnızcabasın açıklamasının okunması gereken bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle paracezası verilmesi, bir sendikaya üye olan herkesi cezalandırılma korkusuylaAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesi ile güvence altınaalınan toplantı ve gösteri yapma hakkını kullanmaktan caydırabilecekniteliktedir. AİHM 5326 sayılı Kanun’un 32. maddesinin imkân verdiği müdahaleninzorlayıcı bir sosyal gereksinimekarşılık geldiğinin ilgili ve yeterli gerekçe ile gösterilemediği veSözleşme’nin 11. maddesi anlamında demokratikbir toplumda gerekli olarak görülemeyeceği sonucuna varmıştır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; idari para cezasının amacının kamu düzenininkorunması ve kamu güvenliğinin sağlanması olmadığını, konuşmayan ve hakkınıaramayan bir toplum yaratmanın hedeflendiğini belirtmiştir. Başvurucu,uluslararası sözleşmelerle ve Anayasa tarafından korunan sendika hakkıkapsamında barışçıl bir şekilde gerçekleştirilen ve on beş dakika süren basınaçıklaması dolayısıyla idari para cezası verilmesinin sendika hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, Sendikanın kolektif eylemlernedeniyle üyelerinin mesleki çıkarlarını koruma özgürlüğü ile doğrudan ilişkilideğildir (sendika hakkının kapsamı için bkz. TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §§ 30-32; aynı yöndedeğerlendirmeler için bkz. Gülfidan Yıldırım,B. No: 2014/12290, 19/7/2017, § 22). Bu nedenle başvurucunun şikâyetinintoplantı ve gösteri düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
25. Anayasa’nın "Toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesişöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsızve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
27. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadecekullanılması sırasında değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de haküzerinde sınırlayıcı etkisibulunmaktadır (Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,§ 53; sendika hakkına ilişkin olarak bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 48). Bu sebeple başvurucununkatıldığı gösteri yürüyüşüne kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahaledebulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ile cezalandırılmasınıntoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale olduğukabul edilmelidir (Dursun Soydan vediğerleri, B. No: 2015/2948, 14/11/2018, § 39).
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
28. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamaz.”
29. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
30. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır (5326 sayılı Kanun'un 32. maddesine ilişkin kanunilikdeğerlendirmesi için bkz. Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 52-69).
ii. Meşru Amaç
31. Başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkinkararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelikönlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a) DemokratikToplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi
32. Anayasa Mahkemesi demokratiktoplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinidaha önce pek çok kez açıklamıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı, demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olupbireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için biraraya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40; Dilan Ögüz Canan[GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; AliRıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §79; Osman Erbil, § 45).
33. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimidir. Anayasalhaklar içinde kendine has rolünün ve özel uygulama alanının varlığına rağmentoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifade özgürlüğününışığında değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu birtoplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için degeçerlidir (Dilan ÖgüzCanan, § 34; Ali Rıza Özer vediğerleri, § 115; Osman Erbil,§§ 31, 45; Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri, § 72; GülşahÖztürk ve diğerleri, B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; Ömer Faruk Akyüz, B. No: 2015/9247,4/4/2018, § 52). Sonuç olarak toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, hertürlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan Ögüz Canan, §35; Ömer Faruk Akyüz, § 55).
(b)MüdahaleninDemokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
34. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıolması gerekir (Bekir Coşkun [GK],B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; MehmetAli Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM,E.2018/69, K.2018/47, 3/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017,§ 18). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisinigöstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte toplantı hakkıbağlamında bkz. Dilan ÖgüzCanan, § 32; sendikahakkı bağlamında bkz. Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, § 56; AdaletMehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. BekirCoşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın,§ 68; Tansel Çölaşan, B. No:2014/6128, 7/7/2015, § 51). Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaçile başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir (Dilan ÖgüzCanan, §§ 33, 56; FerhatÜstündağ, § 48; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 74; ifade özgürlüğü bağlamında BekirCoşkun, §§ 44, 47; TanselÇölaşan, §§ 46, 49, 50).
35. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerinitoplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yoluyla ifade etme hakları ileAnayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasındaadil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığını denetlemektir. Bir olayda meşruamaçların varlığının hakkı ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bumeşru amaçla hak arasında olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Dilan Ögüz Canan,§ 33; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 74; Adalet MehtapBuluryer, § 71).
(c) BarışçılToplanma Hakkı
36. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifadeile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerinhaklarının korunmasıdır. Demokratik bir toplumda mevcut düzene itiraz eden, barışçılyöntemlerle düzenin değiştirilmesini ve gerçekleştirilmesini savunan kişilerebu fikirlerini toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla ifade edebilmeimkânı sunulmalıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veyadüzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır. Dolayısıylatoplantı hakkının amacı, şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekildeortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır. (Dilan Ögüz Canan, § 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 80; Osman Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk Akyüz, § 54). Barışçılamaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplantı hakkını kullanırken kamu düzeniaçısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen davranışlarına devletinsabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasinin gereğidir (Dilan Ögüz Canan,§ 36; Osman Erbil, § 54).
(d) SınırlamanınNiteliği
37. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamudüzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlarbu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlereaykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınmasıveya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 81; toplantı hakkına kamu düzeninin bozulmasınedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumda gerekli olduğuna kararverildiği bir başvuru için bkz. Gülşah Öztürkve diğerleri, §§ 76-86).
38. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezalarınbarışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesinemüsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamuotoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürkve diğerleri, § 76).
39. Barışçıl şekilde toplanan kişilere yapılan müdahalelerindemokratik toplumda kamu düzeninin korunması açısından gerekli olduğunun,müdahalenin kamu düzeninin bozulması veya bozulma tehlikesinin ortaya çıkmasısebebiyle yapıldığının veya katılımcıların bu anayasal haklarını kullanırlarkensahip oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygundavranmadıklarının yetkili mercilerce (polis raporlarında, iddianamelerde veyaderece mahkemelerinin gerekçelerinde) gösterilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan,§ 53; Dursun Soydan ve diğerleri,§ 58).
(e) CaydırıcıEtki
40. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve birgösteride yasaklanmamış davranışlarda bulunan kişilerin toplantı hakkı,kınanabilir bir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabul edilecek cezanındahi uygulanmamasını temin eder. Zira bu tip soruşturmalar ve cezalandırmalarcaydırıcı etki doğurma potansiyeli taşımaktadır. Gösteri sonrası yapılanmüdahaleler de -barışçıl gösteriye katılanlar hakkında idari para cezalarıverilmesi gibi- ileride kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiyeneden olabilir (Rıza Gökçen Erus, §55; Dursun Soydan ve diğerleri, §63).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
41. Somut olayda Niğde Valiliği bazı alanlarda basın açıklaması yapılmamasıyönünde idari karar almıştır (bkz. § 9). Söz konusu kararın huzur, güvenlik vekamu düzeninin sağlanması amacıyla alındığı görülmektedir. Başvurucunun vearkadaşlarının izin verilmeyen alanda basın açıklaması yapması üzerine 5326sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca emre itaatsizlik edildiği gerekçesiylekendilerine idari para cezası şeklinde yaptırım kararı uygulanmıştır.
42. Öncelikle devletin kamunun huzuru ve güvenliğinin sağlanmasıamacıyla yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahipolduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesindeyer alan "emre itaatsizlik"kabahatinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesinde kullanılma riskibulunduğu hatırda tutulmalıdır (Rıza Gökçen Erus, § 61; DursunSoydan ve diğerleri, § 55).
43. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yetkili mercilertarafından verilen emrin amacı kamu güvenliğinin, kamu düzeninin veya genelsağlığın korunması olmalıdır. Emre aykırı davranışın cezalandırılabilmesi içinkanunda öngörülen kabahatin uygulanma koşullarının somut olayda bulunupbulunmadığı ve kabahatin unsurlarının neler olması gerektiği meselesi AnayasaMahkemesinin ilgi alanının dışındadır. Buna karşılık yetkili mercinin verdiği emir ya da bu emre aykırı davranışıncezalandırılması anayasal bir hakka müdahale oluşturursa bu müdahale, AnayasaMahkemesinin ilgi alanında olacaktır (Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 87).
44. Bir kimse sırf emre aykırı davranmış olması nedeniyle cezalandırılmışve Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklere bir müdahalede bulunulduğunukabul etmiş ise Anayasa Mahkemesinin bundan sonra denetleyeceği ilk husus emreaykırılık nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma tehlikesininbulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp çıkmadığı olacaktır(Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası vediğerleri, § 88; Rıza Gökçen Erus, § 63; DursunSoydan ve diğerleri.§ 57) .
45. Anayasa Mahkemesi usulüne uygun olarak verilmiş bir emreaykırı bir davranışın varlığını tek başına temel hak ve özgürlüklere müdahaleiçin yeterli kabul edemez. Temel hakka müdahaleyi haklı kılan ve emrin amacıolan kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın bozulduğunun veyabozulma tehlikesinin bulunduğunun da kamu gücünü kullanan yetkili mercilerinkararlarında (örneğin ceza tutanağını düzenleyen polis raporlarında veya derecemahkemelerinin gerekçelerinde) göstermesi gerekir (Dilan Ögüz Canan, §§ 51, 53). Yinemevcut başvurularda olduğu gibi göstericilerin şiddet eylemlerinekarışmadıkları durumlarda kamu makamlarının toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına belirli bir ölçüye kadar müsamaha göstermesi gerekir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 81). Barışçıl bir gösteri veya basın açıklaması nedeniyle -somut olaydaolduğu gibi- ilke olarak cezai bir yaptırım da uygulanmaması gerekir (Rıza Gökçen Erus,§ § 54, 55; Dursun Soydan ve diğerleri,§59).
46. Kamu düzeninin bozulduğunu, bozulma tehlikesinin bulunduğunuya da böyle bir tehlikenin ortaya çıktığını ilgili ve yeterli bir gerekçe ilegöstermeyen ve temel haklara müdahale eden her kamu gücü eylem ve işlemi temelhakları ihlal edebilir. Somut olayda Valilik binası başta olmak üzere, tüm kamukurum ve kuruluşları önünde ve bunlara ait müştemilatlarda (otopark, bahçemeydanları ve benzeri) basın açıklaması yapılmaması yönündeki idari kararınkurumların düzgün işleyişi ve kamu hizmetlerinin sağlıklı yürütülmesi ve genelifadeyle kamu düzeninin bozulmasını önlemek amacına yönelik olduğu açıktır.Bununla birlikte somut olayda polis tutanaklarında ve Hâkimlik kararlarında sözkonusu basın açıklamasının bazı faaliyetlerin önemli derecede aksamasına nedenolduğu veya kamu düzenini bozduğu ya da bu yönde ciddi bir tehlike doğurduğuyönünde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle idare vederece mahkemeleri; başvurucunun yaptığı basın açıklamasının kamu hizmetlerininaksattığını, kamu düzenini bozduğunu veya bozma tehlikesi ortaya çıkardığınıortaya koyamamışlardır.
47. Aynı şekilde basın açıklamasının barışçıl bir şekilde ve onbeş dakika gibi kısa bir sürede tamamlandığı, açıklama yapan grubun olaysızdağıldığı da gözönünde bulundurulmamıştır. Yine basınaçıklamasına kolluk güçleri veya idare tarafından müdahale edilmesi gereğiduyulmamış, başvurucu hakkındaki idari para cezası basın açıklamasından sonrakolluk güçleri tarafından düzenlenmiştir.
48. Dolayısıyla somut olayda başvurucuya verilen idari paracezasının zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca yönelik olarak verildiği, idare veyargı makamlarınca ilgili ve yeterli bir surette ortaya konulamamıştır. Ayrıcabaşvurucunun sendika üyesi olduğu gözönünealındığında para cezasının ileride haklarını kullanmasında caydırıcı etkisi desöz konusu olabilecektir.
49. Sonuç olarak mevcut başvuruda, Anayasa'nın 34. maddesininikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekligörülen önlemler ile başvurucunun aynı madde kapsamındaki hakları arasında adilbir denge sağlanamamıştır. Bu nedenle başvurucuya verilen idari para cezasınınkamu düzenin sağlanması ve başkalarının haklarının korunması için demokratiktoplum gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
50. Buna göre Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işleminve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebepolduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülendiğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
53. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
54. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §58).
55. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
56. Başvurucu, ihlal tespitine karar verilmesini talep etmiş;tazminat talebinde bulunmamıştır.
57. Anayasa Mahkemesi başvurucuya verilen idari para cezasınedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine kararvermiştir. Bu nedenle ihlalin idarenin işleminden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Bununla birlikte idari para cezasının iptali istemiyle açılandavanın reddedilmesi ve dolayısıyla davada ihlalin giderilememesi nedeniyleihlalin aynı zamanda mahkeme kararından da kaynaklandığı görülmektedir.
58. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılması kapsamında Niğde Sulh Ceza Hâkimliğinegönderilmesine karar verilmesi gerekir. Bu doğrultuda ihlal sonucuna uygunolarak idari para cezasının iptali talebinin reddine ilişkin mahkeme kararınınortadan kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilmesi gerekmektedir.
59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere NiğdeSulh Ceza Hâkimliğine (D. İş. 2014/335) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE3/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.