TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSAMETTİN ÇAKICI VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5644)
Karar Tarihi: 17/11/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucular
:
Hüsamettin ÇAKICI
Gülsime ÇAKICI
Bünyamin ÇAKICI
Muhammed Ozan ÇAKICI
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular DicleÜniversitesi Tıp Fakültesinde uygulanan teşhis ve tedavi sonucundabaşvuruculardan Bünyamin Çakıcı’nın sağ ayağının kesilmesi nedeniyleuğradıkları zararın tazmini istemiyle açtıkları davada Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkı ileAnayasa’nın 2., 5., 10., 11., 17., 19., 35. ve 125. maddelerinde düzenlenenhaklarının ihlal edildiği iddia etmektedirler.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 22/7/2013 tarihindeDiyarbakır Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engelbir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 28/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 12/12/2013tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,Adalet Bakanlığınca 17/2/2014 tarihli yazı ile görüşünü sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığının görüşyazısı başvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular görüş yazısına karşıbeyanda bulunmamışlardır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular anne, baba veçocuklardır.
9. Başvuruculardan BünyaminÇakıcı 25/12/2004 tarihinde doğmuş olup, 4 gün öncesinden başlayan ishalşikayetine eklenen kusma ve ateş, ardından nefes alamama şikayetleriyle 14/3/2005tarihinde Diyarbakır Çocuk Hastanesine getirilmiş, oradan da Dicle ÜniversitesiTıp Fakültesine sevk edilmiş, burada yapılan teşhis ve tedavileri sonucunda1/4/2005 tarihinde yapılan ameliyat ile sağ bacağı kesilmiştir.
10. Başvurucular, bacağınkesilmesinin yanlış teşhis ve tedaviden kaynaklandığından bahisle uğranılanmaddi ve manevi zararların tazmini istemiyle 4/5/2005 tarihinde DicleÜniversitesi Rektörlüğüne başvuru yapmış, Rektörlük 12/5/2005 tarih ve 3802sayılı işlem ile talebi reddetmiştir.
11. Başvurucular, BünyaminÇakıcı'nın Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesindeki yanlış teşhis ve tedavi, ihmalve ağır hizmet kusuru sonucunda kangren olan sağ ayağının kesildiğini ilerisürerek, meydana gelen zararın karşılığı olarak 85.000 TL maddi 165.000 TLmanevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birliktetazmini istemiyle 25/5/2005 tarihinde Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde davaaçmışlardır.
12. İlk Derece Mahkemesi, davadilekçesinin 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3.maddesine uygun hazırlanmadığı gerekçesiyle 20/6/2005 tarih ve E.2005/890,K.2005/470 sayılı kararı ile dilekçenin reddine karar vermiş, başvurucular3/10/2005 tarihli dilekçe ile davalarını yenilemişlerdir.
13. Başvurucular yenilemedilekçesinde adli yardım talebinde de bulunmuşlar, İlk Derece Mahkemesi adliyardım taleplerinin karara bağlanabilmesi için 10/10/2005 tarihinde DiyarbakırValiliğinden bilgi istemiş, Valilikten gelen bilgi üzerine 17/1/2006 tarihli kararıile adli yardım talebinin kabulüne karar vermiştir.
14. İlk Derece Mahkemesi,20/7/2007 tarihli kararı ile uyuşmazlığın çözümünün bilirkişi incelemesinigerektirmesi nedeniyle Bünyamin Çakıcı’yı ve ekleri ile birlikte dava dosyasınıAdli Tıp Kurumu Başkanlığına göndermiş, Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisasKurulu yaptığı muayene ve incelemenin ardından, Bünyamin Çakıcı’ya yapılanmuayenelerin yerinde ve uygun olduğu, amputasyonlasonuçlanan kangrenin rahatsızlığın doğal bir komplikasyonu olduğu, yapılanteşhis ve tedavi işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu ve idareyeyüklenebilecek bir kusurun bulunmadığı şeklinde 3/10/2007 tarih ve 5760 sayılıraporu düzenlenmiştir.
15. Mahkeme, anılan raporu dadikkate alarak 26/12/2007 tarih, E.2005/1857, K.2007/1884 tarihli kararı iledavayı reddetmiştir.
16. Başvurucular tarafındanyapılan temyiz talebine ilişkin birinci dilekçe 27/6/2008 tarihinde Mahkemekaydına girmiş, ancak temyiz dilekçesinin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyleMahkeme 8/7/2008 tarihli kararı ile dilekçeyi reddetmiş, bu karar uyarıncaverilen ikinci temyiz dilekçesinin usulüne uygun olduğunun tespit edilmesiüzerine dava dosyası hakkında temyiz işlemleri başlatılmıştır.
17. Danıştay Onuncu Dairesitarafından yapılan temyiz incelemesinin sonucunda Dairenin 30/4/2012 tarih veE.2008/8881, K.2012/1963 sayılı kararı ile Mahkeme kararı onanmış, başvuruculartarafından bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de Danıştay Onbeşinci Dairesinin 28/3/2013 tarih ve E.2013/3202,K.2013/2289 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
18. Karar, başvuruculara24/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 22/7/2013 tarihinde bireysel başvuruyapılmıştır.
B. İlgiliHukuk
19. 2577 sayılı Kanun’un “Kapsam ve nitelik”kenar başlıklı 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri vevergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evraküzerinde yapılır.”
20. 2577 sayılı Kanun’un “Doğrudan doğruya tam yargıdavası açılması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“1. İdari eylemlerdenhakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılıbildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleritarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içindeilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemelerigereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudakiişlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içindecevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresiiçinde dava açılabilir.
2. Görevli olmayanadli ve askeri yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönündenreddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birincifıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.”
21. 2577 sayılı Kanun’un “Dosyaların incelenmesi” kenarbaşlıklı 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Danıştay, bölgeidare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlardabelirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için BaşkanlarKurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konuitibariyle tespit edilip Resmi Gazete'deilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmaksuretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilindebir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettiklerisıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.”
22. 2577 sayılı Kanun’un “Kararın bozulması”kenar başlıklı 49. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kararın bozulmasıhalinde dosya, Danıştayca kararı veren mahkemeyegönderilir. Mahkeme, dosyayı diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikleinceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 17/11/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 22/7/2013 tarih ve 2013/5644numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucular, davanın makulsürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananadil yargılanma hakkı ile Anayasa’nın 2., 5., 10., 11., 17., 19., 35. ve 125.maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. YargılamaSüresinin Makul Olmadığı İddiası
25. Başvurucular, açtıklarıdavanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek Anayasa'nın 36.maddesinde tanımlanan alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
26. Başvuru formu ve ekleri ileyargılama dosyası kapsamından açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Diğer İhlal İddiaları Yönünden
27. Başvurucular ayrıca açtıklarıtam yargı davasının reddedilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 2., 5., 10., 11., 17.,19., 35. ve 125. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesi, Anayasanınuygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarınınbelirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zararauğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.
29. Başvuruya konu ihlaliddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasahükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukukiiddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvuruculara ait olmasına rağmen,başvurucular tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıftabulunulmakla birlikte, belirtilen hükümlerin nasıl ihlal edildiğine ilişkin biraçıklama ve kanıtlamada bulunulmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmınındiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksun olması' nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas İnceleme
30. Başvurucular makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
31. Anayasa ve Sözleşme’ninortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasenAnayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
32. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
33. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önündetutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihiolarak kabul edilebilmektedir. Somut başvuru açısından benzer bir durum sözkonusu olup, makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman dilimininbaşlangıç tarihi, başvurucuların tazminat talebiyle idareye başvurdukları4/5/2005 tarihidir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 45).
34. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihiolup, somut başvuru açısından bu tarih, Danıştay OnbeşinciDairesinin karar düzeltme talebini reddettiği 28/3/2013 tarihidir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 52).
35. Başvuruya konu yargılamasürecinde, başvurucular uğradıklarını ileri sürdükleri zararın tazminiistemiyle 4/5/2005 tarihinde idareye başvuru yapılmış olup, 25/5/2005 tarihindedava açılmış, İlk Derece Mahkemesi 20/6/2005 tarihinde dava dilekçesininreddine karar vermiş, dilekçe 3/10/2005 tarihinde yenilenmiş, İlk DereceMahkemesi 17/1/2006 tarihinde adli yardım talebini kabul etmiş, 20/7/2007tarihli kararı ile de uyuşmazlığın çözümü için Adli Tıp Kurumu Başkanlığındanbilirkişi raporu alınmasına karar vermiş, Adli Tıp Kurumu 3.Adli Tıp İhtisasKurulu 3/10/2007 tarihinde raporunu tamamlamış ve İlk Derece Mahkemesi de buraporu dikkate almak suretiyle 26/12/2007 tarihinde davayı reddetmiştir.Başvurucular kararı temyiz etmişler, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından yapılantemyiz incelemesinin sonucunda Dairenin 30/4/2012 tarihli kararı ile İlk DereceMahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan karardüzeltme başvurusu ise Danıştay Onbeşinci Dairesinin28/3/2013 tarihli kararı ile reddedilerek başvuruya konu yargılamasonuçlandırılmıştır.
36. Yargılama sürecininuzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratlesonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesindenkaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden deileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlamayükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerinegetirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 44).
37. Bu kapsamda, yargı sistemininyapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmünyazılmasındaki, bir dosyanın veya belgenin bir mahkemeden diğerinegönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki gecikmeler, yargıç ve personelsayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyle yargılamada makul süreninaşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B.No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55).
38. Başvuru konusu yargılamasüreci değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi nezdindeki yargılamasüresinin, idareye yapılan başvurudan itibaren toplam 2 yıl 7 ay 22 gün olduğu,Danıştay Onuncu Dairesi ve Onbeşinci Dairesinde geçenyargılama süresinin ise 5 yılı aştığı ve toplam yargılama süresinin 7 yıl 10 ay24 gün olduğu ve belirtilen tespitler ışığında, özellikle yargı sistemininyapısından kaynaklanan iş yükü ve organizasyon eksikliğinin somut başvuruyailişkin yargılama süresinin uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğuanlaşılmaktadır. Ancak Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,yargılama sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde kararabağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerinegetirebilecek biçimde düzenlenmesini zorunlu kıldığından, hukuk sisteminde varolan yapısal ve organizasyona ilişkin eksiklikler yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleştirilmemesine mazeret sayılamaz.
39. Başvurucuların tutumununyargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilmemiştir.
40. Hukuk sistemimizde idariyargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılamasüresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlalkararında yer verilmiş olup, özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlarve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzunyargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bukapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 54-60), davayabütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabibir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir kararverilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık sekizyıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
42. Başvurucular, açtıklarıdavanın reddedilmesi nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri 85.000 TL maddi,165.000 TL manevi zararının tazminine karar verilmesini istemiş ancak,yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle herhangi bir tazminattalebinde bulunmamışlardır.
43. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
44. Başvuruda Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespitedilmiş olmakla beraber, başvurucular tarafından ileri sürülen zarar ile tespitedilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucularınmaddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
45. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların
1. Anayasa'nın2., 5., 10., 11., 17., 19., 35. ve 125. maddelerinde düzenlenen haklarınınihlal edildiği yönündeki iddialarının “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL yargılama giderininbaşvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
17/11/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.