TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN SEZEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1793)
Karar Tarihi: 18/9/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Hüseyin SEZEN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, kapsam dışıpersonel statüsünde çalıştığı kurumda uzman kadrosuna atanma talepli davasınınyedi yılı aşkın sürede sonuçlanması ve davada olumsuz görev uyuşmazlığınedeniyle görevli yargı yerinin belirlenmesinin otuz sekiz ay sürmesi iledavasının reddedilmesi ve yargılama masraflarına kendisinin katlanmak zorundakalması nedenleriyle eşitlik ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 1/3/2013tarihinde Samsun 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 23/5/2013 tarihinde “Başvuru konusu olayda, dava ehliyetine sahipbaşvurucunun, kendi kusuru bulunmaksızın görevli yargı yerinin belirlenmesinin38 ayı, toplam yargılama süresinin ise 7 yılı aştığı dolayısıyla güncel,kişisel ve doğrudan etkilenen anayasal haklarının kamu işlem ve eylemleriyleihlal edildiği iddiasını içeren başvurunun, başvuru yolları tüketilmişsayıldıktan sonra ve süresinde yapıldığı görülmüştür. İncelenen bireyselbaşvurunun 6216 sayılı Kanun’un 45 ila 47. maddelerinde yer alan şartlarıtaşıdığı” tespiti yapılmıştır. Bu nedenle ilgili Komisyonca açıkçadayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna veesasının incelenmesi için Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölümün 31/7/2013tarihli ara kararı gereğince başvurunun esas incelemesinin yapılmasına ve birörneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığı’nın 27/9/2013 tarihli görüş yazısı 23/10/2013 tarihindebaşvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığı cevabınakarşı beyanlarını yasal süresi içinde 4/11/2013 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi veeklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu Türk TelekomAnonim Şirketinde kapsam dışı personel statüsünde ve tekniker kadrosundaçalışmakta iken 15/2/2005 tarihli dilekçesiyle telekom uzmanlığı kadrosuna atanma talebiyle çalıştığıkuruma başvuruda bulunmuştur.
8. Talebiyle ilgili cevapverilmemesi üzerine, başvurucu 13/6/2005 tarihindeSamsun İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
9. Başvurucunun dava dilekçesi 12/7/2005 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmiş, davalıidare adli tatil sonrası 12/9/2005 tarihinde savunma dilekçesini Mahkemeyesunmuştur.
10. Samsun İdare Mahkemesi 20/9/2005 tarihli ve E.2005/1261, K.2005/1599 sayılıkararıyla, uyuşmazlığın adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle davayıgörev yönünden reddetmiştir.
11. Başvurucu söz konusu kararaitiraz etmiş ve Danıştay 5. Dairesinin 12/4/2006tarihli ve E.2005/6745, K.2006/1995 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesikararı onanmıştır.
12. Görevsizlik kararınınkesinleşmesi üzerine başvurucu 21/9/2006 tarihindebelirtilen taleple ilgili olarak Samsun 2. İş Mahkemesinde dava açmıştır.
13. Samsun 2. İş Mahkemesi 15/5/2007 tarihli ve E.2006/1872 sayılı ara kararıylagörevli yargı merciinin tespiti için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesinegönderilmesine ve davanın Uyuşmazlık Mahkemesince bir karar verilinceye kadarertelenmesine karar vermiştir.
14. Uyuşmazlık Mahkemesi 5/5/2008 tarih ve E.2007/367, K.2008/128 sayılı kararıyladavanın çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir.
15. Uyuşmazlık Mahkemesi kararıüzerine Samsun 2. İş Mahkemesi 7/8/2008 tarih veE.2006/1872, K.2008/473 sayılı kararıyla görevsizlik kararı vermiştir.
16. Başvurucu görev yönündenuyuşmazlığın çözülmesi üzerine 11/9/2008 tarihindeSamsun 1. İdare Mahkemesine (Mahkeme) başvurarak kendisinin TODAİE’delisansüstü uzmanlık programı mezunu olduğunu, liyakat ve kariyer anlayışınaaykırı ve keyfi uygulama ile Telekom uzmanlığına atamasının yapılmadığını, TürkTelekom Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği’nin 311 sayılı Kanun’a aykırı biçimderesmi gazetede yayınlanmadığını, idarenin 1. savunmasının kendisine tebliğedilmediğini belirterek Telekom uzmanlığına atanma talebini zımnen reddedenidari işlemin iptalini talep etmiştir.
17. Mahkeme, 30/12/2008tarihli ara kararıyla başvurucunun 12/7/2005 tarihli dava dilekçesine davalıidarenin savunma dilekçesi verme süresinin adli ara verme süresi içinde dolmasınedeniyle davalı idarenin 12/9/2005 tarihinde Mahkemeye sunduğu cevapdilekçesinin 2577 sayılı Kanun’un 8/3. maddesi uyarınca süresinde verildiğinikabul etmiş, ancak davalı idare savunmasının başvurucuya tebliğ edilmesigerekirken, dava dilekçesinin idareye tebliğ edildiğini belirterek, dosyanıntekemmülü için davalı idare savunmasının başvurucuya tekrar tebliğ edilmesinekarar vermiştir.
18. İdarenin 26/12/2008tarihli savunmasına karşı başvurucu 19/1/2009 tarihli cevabını Mahkemeyesunmuştur.
19. Mahkeme 27/5/2009tarihinde yaptığı duruşma neticesinde E.2008/1105, K.2009/487 sayılı kararıylabaşvurucunun uzman kadrosuna atanmasının kurumun iç mevzuatında belirlenenşartları taşıması ve sınavla olanaklı olduğu ve idarenin personeli bir göreveataması konusunda zorlayıcı yönde karar verilmesinin olanaklı olmamasıgerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığından davanın reddinekarar vermiştir.
20. Söz konusu kararın temyizincelemesini yapan Danıştay 5. Dairesi, 28/12/2010tarihli ve E.2009/6445, K.2010/7723 sayılı kararıyla idare mahkemesi kararınıonamıştır.
21. Başvurucunun karar düzeltmeistemi de aynı dairenin 27/12/2012 tarih veE.2011/2122, K.2012/9488 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar aynı tarihtekesinleşmiş ve 6/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
22. Başvurucu 1/3/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
23. İlgiliHukuk
24. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Sürelerleilgili genel esaslar” başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihiniizleyen günden itibaren işlemeye başlar.
2.Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki, süreninson günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma günününbitimine kadar uzar.
3. BuKanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa busüreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi günuzamış sayılır.”
25. 21.12.2000 tarih ve 24267sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Telekomünikasyon Kurumu Telekomünikasyon UzmanYardımcılığı ve Telekomünikasyon Uzmanlığı Sınav, Görev, Çalışma Usul veEsasları Hakkında Yönetmeliği’nin “TelekomünikasyonUzman Yardımcılığı” madde kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“Telekomünikasyon Uzmanlığına giriş aşaması,Telekomünikasyon Uzman Yardımcılığıdır. Telekomünikasyon Uzman Yardımcılığınaatanabilmek için, bu Yönetmelikte öngörülen yarışma sınavında başarılı olmakşarttır.”
26. Aynı Yönetmeliğin “Telekomünikasyon Uzman Yardımcılığı YarışmaSınavı”başlıklı üçüncü bölümünün “Yarışma Sınavlarının Şekli” madde kenar başlıklı 12.maddesi şöyledir:
“Yarışma sınavı; eleme sınavı, yazılı ve sözlü sınav olmaküzere üç aşamada yapılır.
27. Aynı Yönetmeliğin “Atama” madde kenar başlıklı 20. maddesişöyledir:
“Telekomünikasyon Uzman Yardımcılığı Yarışma Sınavındabaşarılı olanların, boş Telekomünikasyon Uzman Yardımcısı kadrolarınaatanmaları, güvenlik soruşturmasının müspet olması kaydıyla ve başarı derecesisıralamasına göre yapılır.
Telekomünikasyon Uzman Yardımcılığına atanacaklardanaşağıdaki belgeler istenir:
…
Yarışma sınavınıkazananların, Telekomünikasyon Uzman Yardımcılığına atanmaları için atamaişlemlerinin yapılmasına ilişkin olarak belirtilen süre içinde yukarda sayılanbelgeler ile birlikte Kuruma başvurmaları gereklidir. Atamaya engel halleritespit edilenlerle, belirtilen süre içinde Kurum tarafından kabul edilebilirgeçerli bir mazereti olmaksızın başvuruda bulunmayanların atama işlemleriyapılmaz.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 18/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun132/2013 tarih ve 2013/1793 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
29. Başvurucu, kapsam dışıpersonel statüsünde çalıştığı kurumda uzman kadrosuna atanma talepli davasınınyedi yılı aşkın sürede sonuçlanması ve davada olumsuz görev uyuşmazlığınedeniyle görevli yargı yerinin belirlenmesinin otuz sekiz ay sürmesinedenleriyle makul sürede yargılanma hakkının; 311 sayılı Kanun’a aykırıbiçimde Resmi Gazete’de yayımlanmayan kapsam dışıpersonel yönetmeliğinin kendisi hakkında uygulanması, TODAİE’de lisansüstüuzmanlık programı mezunu olduğu halde liyakat ve kariyer anlayışına aykırı vekeyfi uygulama ile Telekom uzmanlığına atamasının yapılmaması ve bu itirazlaaçtığı davanın reddedilmesi, benzer davalarda lehine yargı kararlarınınbulunması, davalı idarenin cevap dilekçesinin süresinden sonra mahkemeyesunulmasına rağmen kabul edilmesi, yürütmeyi durdurma talebinin usulsüz olarakreddedilmesi ve yargılama masraflarına kendisinin katlanmak zorunda kalmasınedenleriyle eşitlik ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş ve yeniden yargılama yapılması ile yapmış olduğu mahkeme masrafları ile20.000 TL manevi tazminatın kendisine ödenmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden İnceleme
a. Silahların Eşitliği İlkesi Yönünden
30. Başvurucu, davalı idarenincevap dilekçesinin süresinden sonra mahkemeye sunulmasına rağmen kabul edilmesive davalı idarenin dilekçelerinin kendisine geç tebliğ edilmesi ve/veya kendiçabasıyla buna ulaşması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
31. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, silahların eşitliği ilkesi gereği davanın taraflarından birinindiğeri karşısında zayıf duruma düşürülmemesi gerektiği, somut başvurudaidarenin savunma dilekçesinin adli tatil nedeniyle süresinde verildiğine kararverildiği, hatalı yapılan tebliğin Mahkemece düzeltilerek yeniden yapıldığı,başvurucunun davalı idarenin her iki savunma dilekçesine de cevap verme imkânıbulduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.
32. Başvurucu tarafından AdaletBakanlığının görüşüne karşı, davalı idarenin ilk savunma dilekçesininsüresinden sonra Mahkemeye verildiği, davalı idarenin dilekçelerinin kendisinetebliğ edilmediği ve kendi çabasıyla bunlara ulaştığı ifade edilmiştir.
33. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
34. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
35. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesigereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir.
36. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuledilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak vegerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanmahakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzîiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara,Anayasanın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).
37. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullaratabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir durumadüşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dilegetirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşıtarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdanolumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birinetanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğunadair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılabilir. (Bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).
38. Silahların eşitliğiilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılanma hakkı, kural olarak bir hukukya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşlerhakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkânıvermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. J.J./Hollanda, B. No: 9/1997/793/994,27/3/1998, § 43; Vermeulen/Belçika, B.No:19075/91, 20/2/1996, § 33). Bu çerçevede bilirkişi raporunun hazırlanmasürecine başvuranların katılamaması ve başvuranlara delillerle ilgili görüşbildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma hakkının ihlali olarakdeğerlendirilmektedir (Bkz. Mantovanelli/Fransa, B. No: 21497/93, 18/3/1997, § 33).
39. Somut başvuruya konu davadabaşvurucunun dava dilekçesi davalı idareye 12/7/2005tarihinde tebliğ edilmiş, davalı idare adli tatil sonrası 21/9/2005 tarihindesavunma dilekçesini Mahkemeye sunmuştur. Başvurucu tarafından dava dosyasınasunulan 10/2/2009 tarihli davalı idarenin ilk savunmadilekçesine cevap dilekçesinden, 2005 yılındaki davalı idare savunmasının,başvurucunun verdiği dilekçe üzerine, dosyadan nüsha vermek suretiyle 23/1/2009tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
40. Mahkeme, 30/12/2008tarihli ara kararıyla adli ara verme süresi içinde savunma dilekçesinin verilmesüresinin dolması nedeniyle 2577 sayılı Kanunun 8/3. maddesi uyarınca cevapdilekçesinin süresinde verildiğine, ancak davalı idare savunmasının başvurucuyatebliğ edilmesi gerekirken davalı idareye tebliğ edildiğini belirterek,dosyanın tekemmülü için davalı idare savunmasının başvurucuya tebliğ edilmesinekarar vermiştir.
41. Bu durumda başvurucununyapılan tebliğle ve/veya kendi talebiyle davalı idarenin savunma dilekçesineulaştığı, dolayısıyla gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgisahibi olduğu ve karşı savunmalarında idarenin görüşlerine karşı itirazlarınıyapma fırsatı bulduğu ve Mahkemeye görüş bildirdiği anlaşılmakla başvurucunundavalı idare karşısında daha zayıf bir duruma düşürülmediğinin açık olduğusonucuna ulaşılmıştır.
42. Başvurucunun, davalıidarenin ilk savunma dilekçesinin zamanında sunulmadığı iddiası ise Mahkemeceilgili yasa kuralı yorumlanarak değerlendirilmiş ve oy çokluğuyla adli araverme döneminde sürenin devam etmediği görüşüyle dilekçenin zamanındaverildiğine karar verilmiştir. Bu durumda başvurucu bu şikâyetini silahlarıneşitliği ilkesine dayandırsa da şikâyetinin özünü Mahkemenin ilgili yasahükmünün yorumunda isabet bulunmadığı, dolayısıyla Mahkemenin ara kararınınhatalı olduğu iddiası oluşturduğundan, bu şikâyeti yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığına yönelik iddiası başlığı altında incelenmiştir.
43. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun silahların eşitliği ilkesine ilişkin iddiası yönünden bir ihlalinolmadığı açık olduğundan, başvurunun bu şikâyetinin diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin 'açıkçadayanaktan yoksun olması' nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlali İddiası
44. Başvurucu yargı kollarıarasındaki görev uyuşmazlığı nedeniyle ortaya çıkan yargılama masraflarıkonusunda herhangi bir ayrım yapılmaksızın, tüm mahkeme masraflarının üzerindebırakılmasının, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir.
45. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, başvurucunun bu şikâyetinin mahkemeye erişim hakkına ilişkin olduğu,mahkemeye erişim hakkının mutlak bir hak olmayıp, birtakım sınırlamalara tabiolabildiği, AİHM kararlarında başvuranlara çok yüksek bir külfet yükleyendüzenlemelerin sözleşmeye aykırı görülebildiği, ancak “kaybeden öder” kuralı olarak ifade edilenilkenin benimsendiği, bu kural muhtemel davacıları mahkeme önüne abartılıtalepler getirmekten vazgeçirdiği için tek başına Sözleşme’nin ihlali şeklindeyorumlanmadığı, somut başvuruda İş Mahkemesinin başvurucu tarafından ilkdavanın doğru yargı yerinde açılması nedeniyle davada ret kararı vermesinerağmen yargılama masraflarına hükmetmediği, ifade edilmiştir.
46. Başvurucu tarafından, AdaletBakanlığının görüşüne karşı, görevli yargı yeri konusunda haklı çıkmasınarağmen görevli yargı yerinin tespitinde tüm masrafların şahsına bırakıldığı,devlet memuru olarak masrafların kendisi için ağır yük oluşturmasının adaletanlayışına sığmadığı, teorik olarak yaşanan sürecin mahkemeye erişim hakkıkonusunda ciddi tehditler içerdiği ve kaybeden öder kuralının esastansonuçlanan davalarda geçerli olduğu yönünde beyanda bulunulmuştur.
47. Mahkemeye erişim hakkı, biruyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeyebaşvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başkaifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (B. No: 2012/791, 7/11/2013,§ 52). Hukuki konularda mahkemelerde dava açma hakkı anlamına gelen mahkemeyeerişim hakkı "mahkemeye gitme hakkı"nıda kapsamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34; Ülger/Türkiye,B. No: 25321/02, 26/6/2007, § 38).
48. Mahkemeye erişim hakkı,kural olarak mutlak bir hak olmayıp, sınırlandırılabilen bir haktır. Bununlabirlikte getirilecek sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekildekısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucuüzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Ulaşılmak istenen kamu yararının gerekleriile bireylerin temel hakları arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan vebaşvuranlara çok yüksek bir külfet yükleyen düzenlemeler mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir.
49. AİHM kararlarında yargılamagiderleri ile başvurucunun bireylerin mahkeme kanalıyla iddiasını ispat etmemenfaati arasında iyi bir denge sağlanması gerektiği, (Ait-Mouhoub/France,22924/93, 28/10/1998, § 57-58) yargılama giderlerininçok yüksek olduğu ve adli yardımın verilmediği durumlarda hakkın özününzedelenerek mahkemeye ulaşma hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirilmişolabileceği (Asya Bakan/Türkiye50939/99, 12/6/2007, § 73-77; Kaba/Türkiye,1236/05, 01/03/2011, § 24) ifade edilmektedir.
50. Hukuk yargılamalarındauygulanan ve AİHM kararlarında da geçen “kaybedenöder” ilkesi; tarafların yargılamadaki başarı oranına göre kazanılanveya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesineilişkin düzenlemeleri ifade eder.
51. AİHM, bu ilke gereğimuhtemel davacıları mahkeme önüne abartılı talepler getirmekten vazgeçirdiğiiçin mahkemeye erişim hakkını engelleyici bir sonuç doğurabilecek nitelikteki düzenlemelerintek başına adil yargılanma hakkıyla çelişmeyeceğini, bununla birilikte davanın koşulları çerçevesinde hesaplananmasrafın miktarının bu hakkın engellenip engellenmediğini tespitte önemli birfaktör olduğunu (Stankov/Bulgaristan, 68490/01, 12/7/2007,§ 52) kabul etmektedir.
52. Somut olayda, başvurucuyargı yerinin tespitinde yaşanan gecikme sonrasında yetkili mahkemeye davasınıesastan inceletme imkânı bulmuş ve mahkemeye erişimi sağlanmıştır. Başvurucuyargı yerinin kesinleşmesine kadar harç ve posta gideri gibi mahkeme masraflarıile vekâlet ücretinden oluşan toplam 526,70 TL yargılama masrafı ödemiştir.Başvurucu dava sürecinde adli yardım talebinde bulunduğuna dair belge sunmamışve dava dosyasında adli yardım talebine rastlanılmamıştır. Ayrıca başvurucununidare mahkemesinin görevsizlik kararı sonrasında başvurduğu Samsun 2. İşMahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesinin idari yargıyı görevli gösteren kararındansonra verdiği 7/8/2008 tarihli görevsizlik kararında “adli yargı yerinde dava açmakta kusuru bulunmayanbaşvurucu aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yerolmadığına” karar vermiştir.
53. Bu durumda başvurucunundavasını esastan görüşecek mahkemeye ulaştığı ve davasının esası hakkında kararverildiği, adli yargı yerinde açılan davanın masraflarının burada dava açmanınbaşvurucudan kaynaklanmaması nedeniyle kendisine yükletilmediği, başvurucununidare mahkemesindeki davasının esastan reddedildiği ve temyiz incelemesindengeçerek kesinleştiği, bu nedenle idari yargıda oluşan yargılama masraflarınakatlanmak zorunda kalmasının yargılamanın olağan sonucu olduğu, başvurucununyargı yerinin belirlenmesi sürecinde ödediği 526,70 TL ve esastan davasınınincelendiği idari yargı aşamasında aleyhine hükmedilen 384,40 TL mahkememasrafının, somut davaların konusu, başvurucunun aylık ücrete sahip bir kamugörevlisi olması ve adli yardım talep etmemesi nazara alındığında, başvurucununmahkemeye erişimini engelleyecek miktarda olmadığı anlaşıldığından, mahkemeyeerişim hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucunaulaşılmıştır.
54. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun mahkemeye erişim hakkına ilişkin iddiası yönünden bir ihlalinolmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin 'açıkçadayanaktan yoksun olması' nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığıİddiası
55. Başvurucu, 311 sayılıKanun’a aykırı biçimde Resmi Gazete’de yayımlanmayankapsam dışı personel yönetmeliğinin kendisi hakkında uygulanması, TODAİE’delisansüstü uzmanlık programı mezunu olduğu halde liyakat ve kariyer anlayışınaaykırı ve keyfi uygulama ile telekom uzmanlığınaatamasının yapılmaması ve bu itirazla açtığı davanın reddedilmesi, benzerdavalarda davacı lehine yargı kararlarının bulunması, yürütmeyi durdurmatalebinin usulsüz olarak reddedilmesi ve davalı idarenin ilk savunmadilekçesinin zamanında sunulmadığı halde kabul edilmesi nedenleriyle eşitlikilkesi ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
56. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, başvurucunun iddialarının esas itibarıyla derece mahkemesince, davakonusunda yapılan değerlendirme ve yorumlamada isabet bulunmadığına, dolayısıylayargılamanın sonucuna ilişkin olduğu, mahkemelerin uyuşmazlıklarla ilgilivardıkları sonucun esas yönünden adil olup olmadığı ile mahkemelerin maddi vehukuki hatalarının bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceği, somutbaşvuruya konu davada davalı idarenin ilgili yönetmelik gereği yaptığı yazılıve sözlü sınav sonucunda uzman alımı yaptığı, yargılamanın usul şartlarına vehukuka uygun olarak yapılmadığına dair bir bulgu bulunmadığı, mahkemenin ilgilihukuku yorumlamasında ve delilleri takdirinde keyfilik bulunmadığı ifadeedilmiştir.
57. Başvurucu, AdaletBakanlığının görüşüne karşı, başvuru dilekçesiyle benzer şekilde iddialarınıtekrarlamıştır.
58. Başvurucu, kendisinin açtığısomut başvuruya konu davaya benzer davalarda davacı lehine yargı kararlarınınbulunması nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşse dekendisine Anayasa’nın 10. maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedene dayalıolarak veya hangi sebeple ayrı muamele yapıldığından bahsetmemiştir. Birayrımcılık faktörü olmaksızın benzer konulu davalarda farklı karar verilmesitek başına eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmeyeceği gibi eşitlik ilkesininihlali başka bir hakla ilişkilendirilmeksizin soyut olarak da ileri sürülemez.Bununla beraber başvurucu esas olarak yüksek lisans mezunu olması nedeniyleTelekom uzmanlığına atamasının yapılması gerektiği halde yapılmaması ve açtığıdavanın reddedilmesi nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Bunedenlerle başvurucunun iddialarının özünün esas itibariyle derece mahkemesincedava konusunda yapılan değerlendirme ve yorumlamada isabet bulunmadığına,dolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşıldığından başvurucununşikâyetlerinin ayrıca eşitlik ilkesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
59. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralıfıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolundagözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılıKanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir.
60. Bir anayasal hakkın ihlaliiddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkinolduğu açıktır (B. No: 2012/1056 § 34, 16/4/2013).
61. İlke olarak derecemahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatasıveya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
62. Somut başvuruya konu davada,kapsam dışı personel statüsünde çalıştığı kurumda uzman kadrosuna atanma talebiidarece zımnen reddedilen başvurucunun açtığı dava, idare mahkemesince, uzmankadrosuna atanmanın, kurumun iç mevzuatında belirlenen şartların taşınmasıkoşuluyla sınavla olanaklı olması ve idarenin personeli bir göreve atamasıkonusunda zorlayıcı yönde karar verilmesinin olanaklı olmaması gerekçesiylereddedilmiştir.
63. Mahkemece, dava sürecindeuyuşmazlığın çözümü için gerekli bilgi ve belgeler toplanarak inceleme yapılmışve ilgili kurallar somut davanın koşullarıyla birlikte yorumlanmış, usulşartlarına uygun olarak başvurucuya iddialarını sunmak üzere imkân verilmiş vebaşvurucu iddia ve itirazlarını mahkemeye sunmuştur. İlk derece mahkemesi veDanıştay bu iddia ve itirazları değerlendirerek başvurucunun talebinin zımnenreddedilmesinin hukuka aykırı olmadığına karar vermiştir. Mahkemenin somutdavada hukuk kurallarını yorumlanması ve maddi olay ve olgulara uygulamasındabariz takdir hatası veya açıkça keyfilik görülmemektedir.
64. Bununla birlikte başvurucukapsam dışı personel yönetmeliğinin 311 sayılı Kanuna aykırı bir biçimde Resmi Gazete’de yayımlanmadığı halde kendisi hakkındauygulandığını iddia etse de somut olayda kendisi hakkında ileri sürülenyönetmelik yerine, 21/12/2000 tarihli ve 24267 sayılıResmi Gazetede yayımlanan Telekomünikasyon Kurumu Telekomünikasyon UzmanYardımcılığı ve Telekomünikasyon Uzmanlığı Sınav, Görev, Çalışma Usul veEsasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre karar verilmiştir. 21/12/2000 tarihli ve 24267 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanan yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre Telekom uzmanlığı kariyermeslek olup, kuruma uzman yardımcısı olarak atanmak için yazılı ve sözlüsınavlarda başarılı olmak ve belirtilen objektif şartları taşımakgerekmektedir. Yine aynı düzenlemeye göre uzman yardımcısı olarak görevyapanlar ancak uzman olarak atanabilmektedir.
65. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun belirtilen şikâyetlerinin kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu ve derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatasıveya açıkça keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmınındiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası
66. Başvurucunun makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası açıkça dayanaktan yoksun olmadığıgibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri debulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabuledilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
67. Başvurucu, çalıştığı kurumdauzman kadrosuna atanma talepli davasının yedi yılı aşkın sürede sonuçlanması vedavada olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle görevli yargı yerininbelirlenmesinin otuz sekiz ay sürmesi nedenleriyle makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
68. Adalet Bakanlığı görüşünde,somut başvuruda davanın 7 yıl 6 ay sürdüğü ve yargılama süresinin makul olupolmadığı incelenirken her olayın kendine özgü koşulları, davanın karmaşık olupolmadığı, yargılama süresince tarafların gösterdiği davranışlar ve yetkilimakamların tutumları ile davanın başvurucu açısından taşıdığı önem gibihususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.
69. Başvurucu, AdaletBakanlığı’nın görüşüne karşı beyanında, Bakanlığın da yargılamanın makul süreyiaştığını kabul ettiğini ifade etmiştir.
70. Anayasa’nın 36. maddesinin “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklıbirinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
71. AİHS’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar … konusunda kararverecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafındandavasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesiniisteme hakkına sahiptir …”
72. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletingerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olupolmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.No:2012/673, 19/12/2013, § 27).
73. Makul süre incelemesinde;yargılamaya intikal eden maddi vakıalar ve ispat araçlarından oluşan davamalzemesinin veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması; taraflarıngenel olarak yargılama sürecindeki tutumu, yargılama sürecinin uzamasındakietkisi ve usuli haklarını kullanırken gereken dikkatve özeni gösterip göstermedikleri; yargı makamları yanında dava süreciyleilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir yapısal sorunlarve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı veyargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilipgösterilmediği; başvurucu için hukuki korumanın bir an önce gerçekleştirilmesindekiyararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğine ilişkin birçok hususunbirlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 58).
74. Başvuruya konu yargılamasüreci, başvurucunun 13/6/2005 tarihinde Samsun İdareMahkemesinde dava açmasıyla başlamış, Mahkemenin 20/9/2005 tarihli görevyönünden ret kararı Danıştay 5. Dairesinin 12/4/2006 tarihli kararıyla onanmışve başvurucunun 21/9/2006 tarihinde Samsun 2. İş Mahkemesinde açtığı davada İşMahkemesinin 15/5/2007 tarihli kararıyla görevli yargı merciinin tespiti içindosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, UyuşmazlıkMahkemesinin 5/5/2008 tarihinde davanın çözümünde idari yargının görevliolduğuna karar vermesiyle başvurucu 11/9/2008 tarihinde Samsun 1. İdareMahkemesine başvurmuş ve bu mahkemenin 27/5/2009 tarihinde verdiği kararDanıştay 5. Dairesi tarafından 28/12/2010 tarihinde onanmış, karar düzeltmetalebi ise aynı Dairenin 27/12/2012 tarihli kararı ile reddedilerek kararkesinleşmiştir. Bu durumda iki dereceli yargılama sürecindeki toplam yargılamasüresinin yedi yıl altı ayın üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.
75. Yargılama süreçleriincelendiğinde idare mahkemesi ve iş mahkemesinin davayı görev yönünden reddetmesive Uyuşmazlık Mahkemesinin olumsuz görev uyuşmazlığı konusunda karar vermesineticesinde görevli yargı yerinin yaklaşık üç yılda belirlendiği, görevli yargıyeri belirlendikten sonra ilk derece mahkemesinin yaklaşık bir yılda davanınesası hakkında karar verdiği ve temyiz incelemesinin yaklaşık on dokuz aydasonuçlandığı, karar düzeltme incelemesinin ise yaklaşık iki yılda neticelendiğianlaşılmaktadır. Görevli yargı yeri konusundaki uyuşmazlığın yaklaşık üç yılda,karar düzeltme isteminin ise yaklaşık iki yılda sonuçlanmasının yargılamanınuzaması üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.
76. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu telekom uzmanlığıkadrosuna atanma talebiyle açılan idari dava, görevli yargı yerinin tespitidışında hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf ve tanık sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.Yargılamanın makul sürede tamamlanamamasının başvurucunun tutum vedavranışlarıyla veya usuli haklarını kullanırkenözensiz davranmasıyla açıklanması ve ilişkilendirilmesi de mümkün olmayıp, yediyıl altı ayın üzerindeki yargılama süresinin makul olmadığı sonucunavarılmıştır.
77. Açıklanan nedenlerle,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
78. Başvurucu, adil yargılanmave makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek yapmış olduğumahkeme masraflarına karşılık 911,10 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatınkendisine ödenmesi talebinde bulunmuştur.
79. Adalet Bakanlığı görüşündetazminat istemine ilişkin görüş sunulmamıştır.
80. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesişöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlaledildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlindeihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.
…”
81. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, başvurunun makul süre şikâyetidışında kalan şikâyetleri kabul edilemez bulunduğundan ve tespit edilen ihlalile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
82. Başvuruya konu idaremahkemesinde görülen telekom uzmanlığı kadrosunaatanma talebiyle açılan idari davanın, yedi yıl altı ayı aşkın süredesonuçlandırılması sebebiyle başvurucuya yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında takdiren5.850,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
83. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun,
1.Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
2.Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının , “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya takdiren 5.850,00 TLmanevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerininREDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,
18/9/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.