TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN REMZİ POLGE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2166)
Karar Tarihi: 25/6/2015
R.G. Tarih- Sayı: 19/9/2015-29480
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Hüseyin Remzi POLGE
Avukatı
:
Av. Hakan POLGE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1.Başvuru, 1948-1958 yılları arasında T.C. Emekli Sandığına bağlı olarakçalıştığı döneme ilişkin emekli ikramiyesini ödeme tarihindeki katsayılarüzerinden almak için açtığı dava, emekli olduğu tarihteki katsayılar üzerindenhesaplama yapılmak üzere kabul edilen başvurucunun, Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığının (SGK) eski katsayılar üzerinden hesaplama yapması nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2.Başvuru, 18/3/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 3.Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3.İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 9/9/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4.Bölüm Başkanı tarafından 19/9/2014 tarihinde kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurunun birörneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5.Adalet Bakanlığının görüş yazısı, 21/11/2014 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu Adalet Bakanlığının cevabına karşıbeyanlarını yasal süresi içinde 2/12/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6.Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7.Başvurucu 30/8/1948 tarihinde T.C. Emekli Sandığınatabi olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay olarak göreve başlamış, bugörevinden 31/5/1958 tarihinde istifa ederek başka bir sosyal güvenlik kurumuna(SSK) tabi olarak çalışmaya başlamış ve SSK’dan emekliye ayrılmıştır.
8.Anayasa Mahkemesi 5/2/2009 tarihli ve E.2005/40, K.2009/17 sayılı kararı ile 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinde yer alan “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerdenemekliye ayrılan ve …” ibaresini Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerineaykırı olduğundan bahisle iptal etmiştir.
9.Başvurucu 12/2/2011 tarihli dilekçesiyle SGK’dan, Emekli Sandığına tabi olarak çalıştığı dönemleriçin kendisine emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmiş, SGK Başkanlığıbaşvurucunun talebini reddetmiştir.
10.Başvurucu Ankara 13. İdare Mahkemesinde (Mahkeme), reddedilen idari işleminiptali ve bahse konu emekli ikramiyesinin ödeme tarihindeki memur maaşkatsayısı üzerinden hesaplanarak kendisine ödenmesi istemiyle dava açmıştır.
11. Mahkeme,11/6/2012 tarihli ve E.2011/842, K.2012/1649 sayılı kararıyla “…6270 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeye göre,son defa Emekli Sandığına tabi görevde bulunmakta iken emekliye ayrılma koşulukaldırılmış ise de, Emekli Sandığına tabi görevden ayrılan herkese değil,eşitlik ilkesine uygun olarak sadece 1475 sayılı İş Kanunu’na göre kıdemtazminatına hak kazandıracak şekilde görevden ayrılanlara ikramiye ödenmesiimkanı getirilmiştir…1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde kıdem tazminatına hakkazandıracak şekilde iş sözleşmesinin sona erme halleri sıralanmış iken08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile, kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona ermehallerine bir de ‘’…yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılıksüresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile iştenayrılma nedeniyle fesih’’ durumu eklenmiştir… Davacının Emekli Sandığına tabigörevinden 08.09.1999 tarihinden önce kendi isteğiyle(istifa ederek) ayrıldığısabit ve ihtilafsız olduğundan, 6270 sayılı Kanun’un atıfta bulunduğu 1475sayılı Kanun’un 14. maddesinde değişiklik yapan 4447 sayılı Kanun’un 45.maddesinden yararlandırılmasına olanak bulunmadığı…’’ gerekçeleriyledavayı reddetmiştir.
12.Söz konusu kararı itirazen inceleyen Ankara Bölgeİdare Mahkemesi 1. Kurulu ise 28/12/2012 tarihli;E.2012/9958, K.2012/13039 sayılı kararıyla; “…6270sayılı Yasa ile getirilen bu değişikliğin ancak yürürlük tarihinden sonrakiuyuşmazlıklara uygulanacağı anlaşıldığından, bakılmakta olan davanın 6270sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde yürürlükte bulunan yasaldüzenlemeye göre çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen durum karşısında, 2829 sayılı Yasa’nın 12. maddesinin 1.fıkrasının ve 5434 sayılı Yasa’nın 89. maddesinin 5997 sayılı Yasayla değişikhükmünün Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararlarından sonraki şeklinegöre, farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmet süreleri birleştirilmeksuretiyle 2829 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca ilgili kurumca aylıkbağlanan ancak son defa Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklardaprim veya kesenek ödemek suretiyle geçen süreler için emekli ikramiyesi ödemesiyapılmayan kişilere, belirtilen hizmet süreleri ve emekli aylıklarınınbağlandığı tarihte yürürlükte bulunan katsayılar gözetilerek 5434 sayılıYasanın ilgili hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenmesi…” gerektiği gerekçesiyle itirazın kabulüne, kararınbozulmasına ve dava konusu işlemin iptali ile emekli aylığının bağlandığıtarihte yürürlükte bulunan katsayılar dikkate alınarak hesaplanacak emekliikramiyesi tutarının ödenmesine hükmetmiştir.
13.Başvurucunun mahkeme kararının uygulanması için verdiği 6/3/2012tarihli dilekçe SGK Başkanlığına 8/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14.Başvurucu kendi konumunda bulunanlara çalıştıkları dönemlerde geçerlikatsayılar üzerinden hesaplanarak yapılan ödemeler ve basında çıkan haberlernedeniyle SGK’ya başvurusunun sonuçsuz kalacağıdüşüncesiyle 18/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
15. 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik KurumlarınaTabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12. maddesininilgili kısımları şöyledir:
“Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerdenemekliye ayrılan ve kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarıncabirleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. EmekliSandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiylegeçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunuhükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir.”
16. 16/6/2010 tarihli ve 5997 sayılı Bazı Kanunlarda ve 190Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 14.maddesiyle değiştirilen 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye CumhuriyetiEmekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Hizmetsürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli,adi malûllük veya vazife malûllüğüaylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere,her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı emekliikramiyesi olarak verilir. Son defa bu Kanunveya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerinin uygulanmasınıgerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan vekendilerine mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak GeçenHizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarıncabirleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ise, bu Kanuna tabidaire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen hizmetsürelerinin toplamı üzerinden bu madde hükümlerine göre emekli ikramiyesiödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 ncimaddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının soncümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz."
17. 17/1/2012 tarihli ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile anılan89. madde aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir:
“Hizmet sürelerinintamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncümaddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğüaylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere,her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekliikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkrakapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal GüvenlikKurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik,yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılıKanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire,kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdemtazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıylaemekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarıncaödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncümaddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlıolarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylıktutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınaraködenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesininbirinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bumaddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.”
18. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanun’un 106. maddesi ileilga 2829 sayılı Kanun’un 8. maddesi şöyledir:
“Birleştirilmişhizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmetsüresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşitolması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca,kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.
Ancak, malullük,ölüm, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddinden re'sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelereatanma veya seçilme ve bağlı oldukları kurumun kanunla değiştirilmesihallerinde ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca,kendi mevzuatına göre aylık bağlanır.”
19. 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı Mülga İş Kanunu’nunyürürlükte bulunan 14. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Bu Kanuna tabiişçilerin hizmet akitlerinin:
1. İşveren tarafındanbu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendindegösterilen sebepler dışında,
2. İşçi tarafından buKanunun 16 ncı maddesi uyarınca,
3. Muvazzaf askerlikhizmeti dolayısıyle,
4. Bağlı bulunduklarıkanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığıyahut toptan ödeme almak amacıyla;
Feshedilmesi veyakadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sonaerdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işebaşladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamısüresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarındakıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerindenödeme yapılır.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20.Mahkemenin 25/6/2015 tarihinde yapmış olduğutoplantıda, başvurucunun 18/3/2013 tarihli ve 2013/2166 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
21.Başvurucu, 1948-1958 yılları arasında T.C. Emekli Sandığına bağlı olarakçalıştığı dönemlere ilişkin ödeme tarihindeki katsayılar üzerinden emekliikramiyesini almak için açtığı davanın emekli olduğu tarihteki katsayılarüzerinden hesaplama yapılmak üzere kabul edildiğini, SGK’nıneski katsayılar üzerinden hesaplama yaptığını, bu durumun eşitlik ilkesine,çalışma ve sözleşme hürriyetine, ücrette adalet ilkesine, adil yargılanmahakkına, Anayasa’nın 125. maddesine ve AİHS’nin 13. maddesinde yer alan etkilibaşvuru hakkına aykırı olduğunu ileri sürerek 25.000 TL maddi ve 25.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
22.Başvurucu, ödeme tarihindeki katsayılar üzerinden hesaplanarak emekliikramiyesinin ödenmesi talebiyle açtığı davanın, emekli olduğu tarihtekikatsayılar üzerinden hesaplanacak katsayılar dikkate alınarak kabuledilmesinin, Anayasa’nın 10., 36., 49., 55. ve 125.maddelerinde yer alan haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. AnayasaMahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlıolmayıp, somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder
23.Bireysel başvuru incelemesinde, bir ihlal iddiasının Anayasa Mahkemesinin konubakımından yetki alanına girip girmediğinin tespitinde Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alanı esas alınmaktadır (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, § 18, 26/3/2013). Anayasa’nın 49. maddesinde yer alan çalışmahakkı ve ödevi, 55. maddesinde yer alan ücrette adaletin sağlanması ve 125.maddesinde yer alan idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemeyükümlülüğü ilkeleri Sözleşme ile korunan haklardan olmadıklarından bu hak veilkeler yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
24.Başvurucunun şikâyetlerinin özü, hak ettiği emekli ikramiyesinin güncelkatsayılar yerine emekli olduğu tarihteki katsayılar üzerinden hesaplanmasınedeniyle mağdur olduğuna ilişkin olup bu şikâyetler mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilmiştir.
25.Başvurucu, ödeme tarihindeki katsayılar üzerinden hesaplanarak emekli ikramiyesininödenmesi talebiyle açtığı davanın, emekli olduğu tarihteki katsayılar üzerindenhesaplanacak katsayılar dikkate alınarak kabul edilmesi nedeniyle, maddikaybının olduğunu ve haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Bu durumdaöncelikle başvurucunun başvuruya konu davada Anayasa ve AİHS’nin ortak korumaalanında yer alan mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatininbulunup bulunmadığının tartışılması gerekmektedir.
26.Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı"kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
27.Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
28. Sözleşme'ye Ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararınauygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkılarınveya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasalarıuygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
29.Anayasa'nın 35. maddesinde herkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkınancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkınınkullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun'un45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesineyapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücütarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye'nin tarafolduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, § 18).
30.Bununla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında, nelerinmülkiyet hakkına konu olabileceği hususunda, mevzuat hükümlerinden ve derecemahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak "özerk bir yorum" esas alınmaktadır(bkz. Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010 § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD],B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye[BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,§ 129; Beyeler/İtalya [BD], B.No: 33202/96, 5/1/2000, § 100; Iatridis/Yunanistan[BD], B. No: 31107/96, 25/3/1999, §54).
31.Anayasa ve Sözleşmenin ortak koruma alanındaki mülkiyet hakkı özel hukukta veyaidari yargıda kabul edilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam vekapsama sahip olup, bu alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemelerile yargı içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır.
32.Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı, mevcutmal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibiolmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati nekadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'ylekorunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir. Bu hususun istisnası olarak bellidurumlarda, bir "ekonomik değer"veya icrası mümkün bir "alacağı"elde etmeye yönelik "meşru bir beklenti",Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkıgüvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler veAli Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014,§ 36-37).
33.Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianındoğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olmaşansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadınadayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hakkazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamındasavunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterlideğildir (Bu konudaki AİHM kararları için bkz. Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004,§ 52; Saghinadze/Gürcistan,B. No: 18768/05, § 103, 27/5/2010; SA Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002,§§ 44-45).
34.Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma kapsamında olan meşrubeklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde iddiaedilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup, bu tanıma mevzuat hükümlerive yargı kararları ile yapılmaktadır (ÜçgenNakliyat Ticaret Ltd. Şti.,B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).
35.Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle birhakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (KemalYeler ve Ali Arslan Çelebi, § 36-37; Benzer yöndeki AİHM kararlarıiçin bkz., Pistorova/Çek Cumhuriyeti, B. No: 73578/01, 26/10/2004, § 38; Zhigalev/Rusy, B. No: 54891/00,6/7/2006, § 131).
36.Anayasa'nın ve Sözleşmenin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkı,bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi hakkını içermemekle beraber,yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyalyardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise, yargısaliçtihatlara paralel olarak, ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getirenbireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabuledilmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 65731/01 ve65900/01, 12/4/2006, § 53-55; Andrejeva-Letonya [BD], B. No: 55707/00, 18/2/2009, § 77)
37.Somut başvuruya konu olayda Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulunun 28/12/2012 tarihli kararıyla, emekli aylığının bağlandığıtarihte yürürlükte bulunan katsayılar dikkate alınarak hesaplanacak emekliikramiyesi tutarının başvurucuya ödenmesine karar verildiğinden başvurucununemekli ikramiyesine hak kazanması ihtilaf konusu değildir. Başvurunun konusu,başvurucunun hak ettiğini düşündüğü emekli ikramiyesinin dava tarihindekigüncel katsayılarla hesaplanarak ödenmesi talebidir.
38.Anayasa'nın ve Sözleşmenin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkınınbelirli bir miktar emekli ikramiyesini almaya ilişkin olarak bireylere birgüvence sağlamadığı açıktır. Bununla birlikte bu yöndeki bir talep, ödenmesikonusunda kanuni düzenleme ve içtihatlarda yeterli dayanağa sahip olmasıhalinde, mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilerek güvencelerindenyararlandırılabilir. Bu aşamada değerlendirilmesi gereken husus, başvurucununemekli ikramiyesinin dava tarihindeki katsayılarla ödenmesi gerektiğiiddiasının, Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki güvence hükmüne uygulama alanısağlayacak yeterlilikte meşru beklenti oluşturup oluşturmadığıdır.
39.2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinde yer alan “Son defaT.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 5/2/2009 tarihlive E.2005/40, K.2009/17 sayılı kararı ile Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerineaykırı bulunarak iptal edilmiştir. İlgili maddenin iptal edilen kısmı emekliikramiyesine hak kazanmak için Emekli Sandığına tabi bir görevde iken emekliyeayrılmayı zorunlu tutmaktaydı. Başvurucu iptal kararı sonrasında 12/2/2011 tarihli dilekçesiyle SGK’danT.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalıştığı dönemler için kendisine ödemetarihindeki katsayılar üzerinden emekli ikramiyesi ödenmesini talep etmiş,talebinin reddedilmesi üzerine Ankara 13. İdare Mahkemesinde aynı iddiaylaiptal davası açmıştır.
40.Dava devam ederken iptal kararı sonrası oluşan hukuki boşluğun giderilmesiamacıyla çıkarılan 16/6/2010 tarihli ve 5997 sayılıBazı Kanunlarda ve 190 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik YapılmasınaDair Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrasınınikinci cümlesinde yer alan “Son defa buKanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasınıgerektiren görevlerde çalışmakta iken emekliye ayrılan ve …” kısmı,Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 tarihli kararıyla bu defa Anayasa’nın 153.maddesine aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiştir.
41.Mahkeme, 11/6/2012 tarihli ve E.2011/842, K.2012/1649sayılı kararıyla başvurucu, T.C. Emekli Sandığına tabi görevinden 8/9/1999tarihinden önce istifa ederek ayrıldığından 6270 sayılı Kanun’un atıftabulunduğu 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde değişiklik yapan 4447 sayılıKanun’un 45. maddesinden yararlandırılmasına olanak bulunmadığı gerekçeleriyledavayı reddetmiştir. Kararı itirazen inceleyen AnkaraBölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu ise 28/12/2012 tarihlikararıyla; yeni yasaların ileriye doğru hüküm doğurduğu, bu durumda eskihükümlerin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş hallerine göre hükümkurulması gerektiği gerekçesiyle, Mahkeme kararının bozulmasına ve dava konusuişlemin iptali ile emekli aylığının bağlandığı tarihte yürürlükte bulunankatsayılar dikkate alınarak hesaplanacak emekli ikramiyesi tutarının ödenmesinehükmetmiştir.
42.Yasa koyucu iptal kararları sonrasında 17/1/2012tarihli ve 6270 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinideğiştirerek, 2829 sayılı mülga Kanun’a göre hizmet birleştirmesi yapılankişilerin kıdem tazminatı almaya hak kazanarak emekli olmaları halinde, T.C.Emekli Sandığına tabi çalıştıkları süreler için “ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerindenve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak” emekliikramiyesi ödenmesine imkân sağlamıştır. Bahsedilen düzenleme 26/1/2012 tarihli ve 28185 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bahsedilen düzenlemede geçen “ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esasaylık tutarı üzerinden ve” ibaresi de Anayasaya aykırılığıiddiasıyla iptal istemine konu olmuş, ancak 8/11/2012tarihli ve E. 2012/33, K.2012/174 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ilebahsedilen hükümlerin Anayasaya aykırı olmadığı gerekçesiyle iptal istemireddedilmiştir.
43.Anayasa'nın 153. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Anayasa Mahkemesince iptaledilen kanun hükmü, iptal kararının Resmî Gazete'deyayımlandığı tarihte, Anayasa Mahkemesince daha ileri bir tarih belirlenmiş iseo tarihte yürürlükten kalkacaktır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası gereği iseAnayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümeyecektir. Dolayısıyla, AnayasaMahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü, iptal kararının yürürlüğe girdiğitarih itibarıyla yürürlükten kalkacak ve iptal kararları geriye yürümeyeceğiiçin de, bu kanun hükmüne göre tesis edilmiş işlemler geçerliliklerinisürdüreceklerdir. Nitekim AİHM de, hukuki kesinlik ilkesi gereği AnayasaMahkemesi iptal kararlarının geriye dönük olarak haklar tesis etmeyeceğini belirtmiştir(Selçuk Emiroğlu, B. No:2013/5660, 20/3/2014, § 33; Benzer yöndeki AİHMkararları için bkz. H.R./Almanya,B. No: 17750/91, 30/6/1992; J.R./Almanya,B. No: 22651/93, 18/10/1995; Mika/Avusturya,B. No: 26560/95, 26/6/1996).
44.Anayasa Mahkemesinin bahsedilen ihlal kararları ve yeni yasal düzenlemelersonrasında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından emekli ikramiyesi ödenmesineilişkin talepleri reddedilen vatandaşlar, yargı yoluna müracaat etmişlerdir.Emekli ikramiyesinin güncel katsayılar üzerinden ödenmesi taleplerinin reddineilişkin ilk derece mahkemesi kararları Danıştay OnbirinciDairesi tarafından onanmıştır (19/9/2013 tarihli veE.2012/8676, K.2013/7858 sayılı; 14/10/2014 tarihli ve E.2013/545, K.2014/5689sayılı kararlar).
45.Emekli ikramiyesinin güncel katsayılar üzerinden ödenmesi taleplerinin kabulüneilişkin ilk derece mahkemesi kararı ise anılan Dairenin 27/2/2013tarihli ve E.2011/6625, K.2013/1987 sayılı kararıyla;
“…5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 89. maddesinegöre emekli ikramiyesi ilgiliye bağlanan emekli aylığı esas alınarakbelirlenmektedir. Emeklilik, memuriyet statüsünün değişmesine neden olan ayrıbir statü olduğundan, bu statünün başlangıcı da aylığın bağlandığı tarih olduğugibi emekli aylığı da, ödenecek ikramiyenin bir unsuru ve ölçüsü olup, emekliaylığı belirlendikten sonra buna göre ikramiye ödenmektedir. Bu nedenle;davacının yoksun kaldığı ikramiye farkı, diğer bir anlatımla uğranılan zararemekli aylığının bağlandığı tarih itibariyle oluştuğuna göre, tazmini gerekenzararın da, zarara neden olan bu işlemin tesis olunduğu tarihteki hukuksalduruma göre hesaplanması gerekeceği tabiidir.
Bu itibarla; yukarıda değinilen açıklamalar ve yasal mevzuathükümleri gereğince, davacıya ödenmesi gereken emekli ikramiyesinin ödemetarihindeki güncel tutarlar üzerinden hesaplanarak ödenmesi yönündeki isteminherhangi bir yasal dayanağı bulunmadığından reddi gerekmekte iken, kabulüyolunda verilen Mahkeme kararında isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle bozulmuştur.
46.Bu kararlar sonrasında mahkemeler, Danıştay kararları çerçevesinde kararvererek bahsedilen uyuşmazlıkları çözümlemişlerdir. Sonuç olarak birleştirilenhizmetler nedeniyle ödenecek emekli ikramiyesiyle ilgili olarak katsayılarıngüncellenmesine dair kabul edilmiş ve yerleşik hale gelmiş yargı kararıbulunmamaktadır.
47.Anayasa Mahkemesinin 5/2/2009 ve 12/5/2011 tarihlikararlarıyla kısmen iptal edilen 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesi ve 5434sayılı Kanun’un 5997 sayılı Kanunla değiştirilen 89. maddesinin birincifıkrasının iptal öncesi ve iptal sonrası metinleri ile 5434 sayılı Kanun’un6270 sayılı Kanun ile değiştirilen 89. maddesinin yürürlükte olan madde metnibaşvurucuya ödeme tarihindeki katsayılar esas alınarak emekli ikramiyesiödenmesini veya eski katsayıların güncellenmesini gerektiren veya buna dayanakoluşturan açık bir hüküm içermemektedir. 5434 sayılı Kanun’un 6270 sayılı Kanunile değiştirilen 89. maddesinin yürürlükte olan madde metninde de “ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esasaylık tutarı üzerinden” ibaresi yer almakta olup, 8/11/2012tarihli Anayasa Mahkemesi kararıyla bu ibarenin Anayasaya aykırı olmadığıtespit edilmiştir.
48.Bununla birlikte gerek yasal düzenlemeler gerekse Anayasa Mahkemesi kararlarıgeleceğe dönük olarak hüküm ifade ettiklerinden, yasa koyucu aksine birdüzenleme getirmedikçe geçmişte meydana gelmiş olaylara yeni yasa hükümlerininuygulanması mümkün değildir.
49.Sosyal güvenlik gibi teknik ve karmaşık bir alanda kanunların nasılyorumlanarak uygulanacağını belirlemek ilgili uzman mahkemelerin ve itiraz vetemyiz ile görevli mahkemelerin yetki ve sorumluluğundadır. Başvurukonusu olayla benzer birçok dava ilgili kişilerce mahkemeler önüne götürülmüşve mahkemeler Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ilgililer içinemekli ikramiyesi ödenmesi hakkı doğduğuna, ancak ödemelerin bahsedilen yasalargereği emekliye ayrılma tarihindeki katsayılar üzerinden yapılmasına kararvermişler ve ödeme tarihindeki katsayılar üzerinden ödeme yapılması ve/veyagüncelleme taleplerini reddetmişlerdir.
50.Somut başvuruya konu davada başvurucunun emekli ikramiyesinin ödeme tarihindekimemur maaş katsayısı üzerinden hesaplanarak kendisine ödenmesi istemiyle açtığıdava, emekli aylığının bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan katsayılar dikkatealınarak hesaplanacak emekli ikramiyesi tutarının başvurucuya ödenmesineilişkin hükümle sonuçlanmıştır.
51.Başvurucunun, emekli ikramiyesinin ödeme tarihindeki memur maaş katsayısı üzerindenhesaplanarak kendisine ödenmesi yönündeki iddiasına dayanak olarak ilerisürdüğü Anayasa Mahkemesi iptal kararları, geçmişe dönük olarak hak doğurucubir etkiye sahip olmadığı gibi, bu konuda meşru beklenti oluşturmak bakımındanda elverişli değildir.
52.Bu durumda somut başvuru konusu olayda başvurucunun emekli ikramiyesinin ödemetarihindeki memur maaş katsayısı üzerinden hesaplanarak kendisine ödenmesitalebinin yürürlükteki kanun hükümleri ve konuyla ilgili yargı içtihatlarıtarafından desteklenmediği, başvurucunun bu iddiasının mülkiyet hakkıkapsamında meşru beklenti olarak nitelendirmeye yeterli somutluğa sahip birbeklenti olmadığı, mülkiyet hakkı kapsamında meşru beklenti oluşturmadığı vebaşvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkinkorumadan yararlandırılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
53.Açıklanan nedenlerle, başvurunun “konubakımından yetkisizlik” nedeni ile kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun, mülkiyet hakkına yönelik ihlal iddiasının "konu bakımından yetkisizlik "nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderinin başvurucu üzerine bırakılmasına,
25/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.