TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN ÖZDEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7455)
Karar Tarihi: 25/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 18/6/2015-29390
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Hüseyin ÖZDEMİR
Vekili
:
Av. İpek KADİRHAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, 16/6/2005 tarihinde Bakırköy 1. İş Mahkemesindeaçtığı alacak ve tazminat davası sonunda hukuka aykırı olarak davanın kısmenkabulüne karar verildiğini, hükmün Yargıtay 9. Hukuk Dairesince onandığınıbelirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 26/9/2013 tarihinde İstanbul 18. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinciBölüm İkinci Komisyonunca 20/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine kararverilmiştir.
4. Bölümtarafından 12/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/2/2014 tarihli görüş yazısına karşıbaşvurucu beyanlarını sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 16/6/2005 tarihinde Gönültaş Çorap ve ÖrmeSan. Ltd. Şti. aleyhine Bakırköy 1. İş Mahkemesinde açtığı davada, 1/7/2004tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, 12/5/2005 tarihindeişverenin hakarette bulunması üzerine iş akdini haklı nedenle feshettiğiniileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla250,00 TL fazla çalışma ücreti ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talepetmiştir.
8. Mahkemece alınan 1/7/2009 tarihli bilirkişi raporunda,1/7/2004 ilâ 12/5/2005 tarihleri arasındaki fazla çalışma ücreti alacağının2.572,63 TL olduğu bildirilmiştir.
9. Başvurucu, 7/7/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaçalışma ücreti alacağını 2.572,63 TL'ye yükseltmiştir.
10. Davalı, ıslah edilen kısma yönelik olarak zamanaşımıdefinde bulunmuş ve bilirkişiden ek rapor alınmasını talep etmiştir.
11. Bilirkişi 6/4/2010 tarihli ek raporunda, ıslah tarihiolan 7/7/2009 tarihinden geriye doğru beş yılı geçen alacaklar içinzamanaşımının söz konusu olabileceğini, davalının zamanaşımı savunması esasalındığında 1/7/2004 ilâ 7/7/2004 tarihleri arasındaki kısım için fazla mesaialacağının 37,67 TL olduğunu, ancak başvurucunun dava dilekçesi ile 250.00 TL talep ettiğini, zamanaşımı kabul edildiğinde250,00 TL fazla çalışma alacağının olduğunu bildirmiştir.
12. Mahkemece, 28/12/2010 tarih ve E.2005/2179, K.2010/816sayılı kararla; 6/4/2010 tarihli ek raporla fazla çalışma ücreti alacağınınbaşvurucunun ilk dava ile istediği 250,00 TL olarak belirlendiği, dinlenentanıkların beyanlarına göre işverenin başvurucuya hakaret ettiğinin sübutaermediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 250,00 TL fazla çalışmaalacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlayailişkin talebin reddine karar verilmiştir.
13. Temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13/6/2013tarih ve E.2011/14873, K.2013/18342 sayılı ilâmıyla; “dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektiricisebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesinegöre, davacı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ileusul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına” karar verilmiştir.
14. Başvurucu, 17/2/2010 tarihinde Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine (AİHM) başvurmuş, yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek ihlaliddiasında bulunmuş, başvuru AİHM tarafından 15350/10 sırasına kaydedilmiştir.
15. Başvurucu, 1/10/2012 tarihinde AİHM’eek dilekçe göndermiş, yargılamanın halen devam ettiğini ve alacağını tahsiledemediğini belirterek, adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş, AİHM tarafından henüz bir karar verilmemiştir.
16. Başvurucu, 1/7/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsanHakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına başvurarak uzun yargılama şikayetindebulunmuştur.
17. Yargıtay 9. Hukuk Dairesince verilen onama kararı,2/9/2013 tarihinde başvurucu tarafından öğrenilmiştir.
18. Başvurucu, 26/9/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat KomisyonuBaşkanlığının 8/1/2014 tarih ve 2014/115 sayılı kararıyla iki dereceliyargılamada yedi yıl on bir ay yirmi yedi günlük yargılama süresinin makulolmadığı belirtilerek, başvurucuya 5.700,00 TL tazminat ödenmesine kararverilmiştir.
B. İlgili Hukuk
20. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
21. 30/1/1950 tarih ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş Kanununa göre işçi sayılankimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisnaedilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında işakdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukukuyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde işmahkemeleri kurulur.”
22. 22/5/2003 tarihli ve 4857sayılı İş Kanunu’nun “İşçinin haklı nedenlederhal fesih hakkı” kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:
“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi,aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirimsüresini beklemeksizin feshedebilir:
…
II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller vebenzerleri:
…
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerindenbirinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlardabulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa..
…”
23. 22/5/2003 tarih ve 4857sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.”
24. 22/4/1926 tarih ve 818sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi şöyledir:
“Şahsi menfaatleri haleldar olan kimse hata vukuunda zararve ziyan ve hataların hususi ağırlığı icabettiğisurette manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ itasınıdava edebilir. Hakim, bu tazminatın itası yerine diğerbir tazmin sureti ikame yahut ilave edebilir.”
25. 818 sayılı mülga Kanun’un126. maddesi şöyledir:
“Aşağıdaki alacak veya davalar hakkında beşsenelik müruru zaman cari olur:
…
3-Sanatkarların veya esnafın emeklerininkarşılığı, perakendecilerin sattıkları malların parası, noterlerin meslekihizmetleri karşılığı, başkalarının maiyetinde çalışan veya müstahdemi olankimselerin, hizmetçilerin, yevmiyecilerin ve işçilerin ücretleri hakkındakidavalar
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
26. Mahkemenin 25/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 26/9/2013 tarih ve 2013/7455 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu, 16/6/2005 tarihinde Bakırköy 1. İşMahkemesinde açtığı alacak ve tazminat davası sonunda 28/12/2010 tarihindedavanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kısa karar ve gerekçeli kararınhüküm kısmında manevi tazminatın reddine dair herhangi bir karar bulunmadığını,gerekçe bölümünde yeterli gerekçe gösterilmeden manevi tazminatınreddedildiğini, ıslah dilekçesi ile artırdığı kısım zamanaşımına uğramadığıhalde, bilirkişi raporları yanlış değerlendirilerek davanın kısmen reddinehükmedildiğini, fazla çalışma ücretinin kısmen reddi hususunda yeterli gerekçegösterilmediğini, Mahkemece verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesince temyizdilekçesinde belirtilen iddialar değerlendirilmeden onandığını, makul süredeyargılama yapılmadığı için 17/2/2010 tarihinde AİHM'ebaşvurduğunu, yine yargılama süresinin uzunluğu nedeniyle 27/6/2013 tarihindeAdalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına başvurudabulunduğunu, yargılamanın uzun sürdüğünü ve makul sürede sonuçlanmadığını,yargılama sonunda davanın kısmen reddedildiğini belirterek, mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
28. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlali edildiği iddiasında bulunduğu, manevi tazminat ve fazla çalışmaalacağının gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek mülkiyet ve adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini belirttiği, ayrıca bilirkişi raporununyanlış ve hatalı değerlendirilmesi ve zamanaşımı süresinin yanlış hesaplanmasınedeniyle fazla çalışma alacağının kısmen reddine karar verilmesinin demülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğüanlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucunun ihlal iddialarına ilişkinnitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.Başvurucunun anılan ihlal iddiaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın MakulSürede Sonuçlandırılmadığı İddiası
29. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Düşmekararı” kenar başlıklı 80. maddesi şöyledir:
“(1)Bölümler ya da Komisyonlarcayargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:
….
c) İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması.
…
(2)Bölümler ya da Komisyonlar;yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanmasıve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi yada insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devamedebilir.”
30. Başvurucu, başvurudilekçesinde, iş akdini haklı nedenlerle feshettiğini, işveren aleyhine açtığıtazminat ve alacak davasının, makul olmayan bir sürede sonuçlanmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, başvurucunun, yargılamanın uzun sürdüğü iddialarına yönelik olarakAdalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına başvurduğunu,dolayısıyla bu şikâyete ilişkin idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınıntüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini bildirmiştir.
32. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesindeyer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
33. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
34. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alandayöneltilen suçlamalara ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanmasıgerekmektedir. Başvuru konusu olayda, iş akdinin çalışan tarafından haklınedenlerle feshedilmesi üzerine, çalışan tarafından açılan tazminat ve alacakdavası bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak 5521 ve 6100 sayılıKanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılamafaaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğundakuşku bulunmamaktadır.
35. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletingerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olupolmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
36. Somut olayda başvurucu,başvuru dilekçesinde, makul sürede yargılama yapılmadığı için 17/2/2010tarihinde AİHM'e başvurduğunu, yine yargılamasüresinin uzunluğu nedeniyle 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsan HaklarıTazminat Komisyonu Başkanlığına başvuruda bulunduğunu, yargılamanın uzunsürdüğünü ve makul sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Başvurucu, 11/3/2014tarihinde, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığınca8/1/2014 tarih ve K.2014/115 sayılı kararla yargılamanın makul süredesonuçlanmamasına ilişkin iddialarının karşılandığını, bu şikâyetininsonuçlanmış olduğunu belirterek, yargılamanın uzun sürdüğüne yönelikşikayetinin adil bir karara ulaşma hakkının ihlali başlığı altında ve birgerekçe olarak dikkate alınmasını talep etmiştir.
38. Yargılamanın makul süredesonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının AdaletBakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığınca 8/1/2014 tarih veK.2014/115 sayılı kararla sonuçlanmış olduğu, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c)bendinde düzenlendiği şekilde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalktığıanlaşıldığından, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyönünden düşme kararı verilmesi gerekmektedir.
39. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun, yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlali iddiasına ilişkin olarak, ihlal ve sonuçları ortadankalktığı için başvurunun bu kısmının “düşmesine”karar verilmesi gerekir.
b. Manevi Tazminat Talebinin Reddedilmesi Nedeniyle AdilYargılanma Hakkının İhlali İddiası
40. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
41. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
42. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
43. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
44. Başvurucu, işverenin hakaretetmesi üzerine iş akdini haklı nedenlerle feshettiğini, Bakırköy 1. İşMahkemesinde açtığı manevi tazminat davasının reddedildiğini, ancak kısa kararve gerekçeli kararın hüküm kısmında manevi tazminatın reddine dair herhangi birkarar bulunmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
45. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, Mahkemece, kararın gerekçe bölümünde olay ve olgular ile taraflarıntanıklarının beyanları ayrıntılı şekilde değerlendirilerek, işvereninbaşvurucuya hakaret ettiğinin sübuta ermediği ve bu nedenle manevi tazminattalebinin yerinde olmadığının belirtildiğini, hüküm kısmında manevi tazminatınreddedildiği açıkça gösterilmemişse de gerekçeli kararın tümünden manevitazminatın reddedildiğinin anlaşıldığını bildirmiştir.
46. Bakırköy 1. İş Mahkemesitarafından hükmün gerekçesinde, tarafların tanıklarının dinlendiği ve işvereninbaşvurucuya hakaret ettiğinin net olarak tespit edilemediği, dolayısıylabaşvurucuya hakaret edildiği iddiası sübuta ermediği için başvurucunun manevitazminat talebinin yerinde görülmediği belirtilmiştir. Mahkeme, kısa kararda vegerekçeli kararın hüküm kısmında davanın kısmen kabulüne, 250,00 TL fazlaçalışma alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine kararverildiğini belirtmiş, dolayısıyla hükmün gerekçesi ve hüküm kısmı dikkatealındığında, başvurucunun manevi tazminat isteminin reddedildiği anlaşılmıştır.
47. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
48. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
49. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen manevi tazminat taleplerinin reddedilmesineyönelik ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, DereceMahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
c. Manevi Tazminat Kararı Yönünden GerekçeliKarar Hakkının İhlali İddiası
50. Başvurucu, manevi tazminatdavasının reddedilmesine yönelik olarak Mahkeme ve Yargıtay kararlarınıngerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.
51. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, kararın gerekçe bölümünde olay ve olgular ile tanıkların beyanlarıayrıntılı olarak değerlendirilerek, işverenin başvurucuya hakaret ettiğininsübuta ermediği ve bu nedenle manevi tazminat talebinin yerinde olmadığınınbelirtildiğini bildirmiştir.
52. Anayasa’nın 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.”
53. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hakve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütünmahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamınınbelirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).
54. Derece mahkemeleri,kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Bununla beraber,ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olmasısöz konusu ise, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorundaolabilir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
55. Temyiz mercilerininkararlarının da tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciininyargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynıgerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir.Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmişana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığınıya da bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
56. Somut olayda başvurucu,manevi tazminat davasının reddedilmesine yönelik olarak Mahkeme ve Yargıtaykararlarında gerekçe bulunmadığını, delillerin gerekçede gösterilmediğinibelirterek, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Mahkemece, tanıkların beyanlarına göre davalının başvurucuya hakaret ettiğininnet olarak tespit edilemediği, dolayısıyla davalının hakaret ettiğinin sübutaermediği, bu nedenle başvurucunun manevi tazminat talebinin yerinde görülmediğigerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir (bkz. § 11).Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından da Mahkemece verilen kararın gerekçesineatıf yapılarak ve bu gerekçe aynen kabul edilerek hüküm onanmıştır (bkz. § 12).Dolayısıyla Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğundan da sözedilemez.
57. Açıklanan nedenlerle, manevitazminat talebinin reddine ilişkin olarak, gerekçeli karar hakkına yönelik birihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndeki iddiası da “açıkça dayanaktan yoksun” bulunmuştur.
d. Fazla Çalışma Alacağının Reddedilmesi Nedeniyle GerekçeliKarar Hakkının İhlali İddiası
58. Başvurucu, Mahkemece yeterligerekçe gösterilmeksizin fazla çalışma ücreti alacağının kısmen reddine kararverildiğini, ıslah dilekçesi ile artırdığı kısım zamanaşımına uğramadığı halde,bilirkişi raporları yanlış değerlendirilerek davanın kısmen reddinehükmedildiğini, Mahkemece verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesince temyizdilekçesinde belirtilen iddialar değerlendirilmeden onandığını belirterek,Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
59. Anayasa Mahkemesibaşvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukukinitelendirmeyi kendisi yapar. Başvurucunun fazla çalışma alacağınınreddedilmesi ve mahkeme kararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlali iddiası Mahkemece verilen kararın yeterli gerekçe içermediğiiddiası yönünden değerlendirilmiş ve bu yönden adil yargılanma hakkının ihlaliiddiası kapsamında incelenmiştir.
60. Başvurucunun, fazla çalışmaalacağının kısmen reddine dair kararın gerekçesiz olması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkçadayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmaması nedeniyle başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
e. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
61. Başvurucu, Bakırköy 1. İşMahkemesinde açtığı dava sonunda fazla çalışma alacağının kısmen reddine kararverilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
62. Başvurucunun, mülkiyet hakkının ihlali iddiası, fazlaçalışma alacağının reddedilmesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlaliiddiasının esas yönünden incelenmesinden sonra değerlendirilecektir.
2. Esas Yönünden
a. Fazla Çalışma Alacağının Reddedilmesi Nedeniyle GerekçeliKarar Hakkının İhlali İddiası
63. Başvurucu, Mahkemece yeterligerekçe gösterilmeksizin fazla çalışma ücreti alacağının kısmen reddine kararverildiğini, ıslah dilekçesi ile artırdığı kısım zamanaşımına uğramadığı halde,bilirkişi raporları yanlış değerlendirilerek davanın kısmen reddinehükmedildiğini, Mahkemece verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesince temyizdilekçesinde belirtilen iddialar değerlendirilmeden onandığını belirterek,Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
64. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, dava konusu olay ve olgulara ilişkin delillerin değerlendirilmesi vehukuk kurallarının yorumlanması sonucu keyfilik içermeyen bir gerekçe ile kararverilmesi durumunda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden sözedilemeyeceğini bildirmiştir.
65. Başvurucu, Bakanlık görüşünekatılmadığını, bilirkişi raporunun yanlış değerlendirilmesinin ve gerekçegösterilmeden davanın reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinibelirtmiştir.
66. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
67. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”
68. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
69. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hakve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütünmahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamınınbelirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, §30).
70. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhilolmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamındakabul edilmekte olup, bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul süredeyargılanma hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli kararhakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§38).
71. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekildeyanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe göstermezorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birliktebaşvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dairiddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B.No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26). Gerekçenin ayrıntısı davanın niteliğine göredeğişmekle birlikte kararın hüküm kısmına dayanak oluşturacak hukuki birgerekçenin kısa ve özet de olsa bulunmasının zorunlu olduğu açıktır (B. No:2012/1034, 20/3/2014, § 33).
72. Kararların gerekçeli olması,davanın taraflarının mahkeme kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere vegenel olarak yargıya güven duymalarını sağladığı gibi, tarafların kanun yolunaetkili başvuru yapmalarını mümkün hale getiren en önemli faktörlerdendir.Gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı gidilecek kanun yolunun etkin kullanılmasımümkün olmayacağı gibi bahsedilen kanun yolunda yapılacak incelemenin de etkinolması beklenemez (B. No: 2012/1034, 20/3/2014, § 34).
73. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması yükümlülüğü Anayasa'da açıkça düzenlenmiş olmakla birliktegerekçeli karar hakkı, adil ve hakkaniyete uygun yargılama yapılmasının datemel şartları arasındadır.
74. Öte yandan derecemahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir.Bununla beraber, ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanınsonucuna etkili olması söz konusu ise, mahkeme bu hususa belirli ve açık biryanıt vermek zorunda olabilir. Böyle bir durumda dahi, ileri sürülen iddialarınzımnen reddi yeterli olabilir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
75. Yargılama makamlarıyargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delillerigereği gibi incelemek zorundadır. Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkinolarak delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgiliolup olmadığına karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir (B.No.2013/2116, 23/1/2014, § 19).
76. Mahkemeler, kararlarınıhangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme yükümlülüğüaltındadırlar. Bu yükümlülük, tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri içingerekli olmasının yanı sıra, tarafların, muhakeme sırasında ileri sürdükleriiddialarının kurallara uygun bir biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleriiçin de gereklidir. Kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Bununla birlikte yargılamasırasında açık ve somut biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanınsonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebileceknitelikte bulunması halinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlaramahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Ancak mahkemelerindavanın taraflarınca ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermişolmaları yeterli olmayıp, iddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksızolmaması, mantıklı ve tutarlı olması da gerekir. Başka bir ifadeylemahkemelerce belirtilen gerekçeler, davanın şartları dikkate alındığında makulolmalıdır (B. No.2013/7800, 18/6/2014, §§ 34-36).
77. Makul gerekçe, davaya konuolay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hanginedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay veolgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (B.No.2013/1235, 13/6/2013, § 24). Mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veyayanıt verilmesini gerektiren usul ve esasa dair iddia veya savunmalarıncevapsız bırakılması, gerekçeli karar hakkı kapsamında adil yargılanma hakkınınihlaline neden olabilir.
78. AİHM, ulusal mahkemelerinvardığı sonucun makul olup olmadığına bakmaktadır. Mahkeme bilirkişi raporunuyeterli şekilde açıklığa kavuşturmamış, özel ve teknik bilgi ve incelemegerektiren konularda, bunu yapmadan sonuca varmışsa makul olmayan bir yaklaşımsöz konusu olmaktadır (bkz. Van Kück /Almanya, B.No: 35968/97, 12/9/2003, §§ 57-64).
79. Delillerin kabuledilebilirliği, öncelikle ulusal hukuk kurallarına göre milli mahkemelercedeğerlendirilir. AİHM, yargılama sürecini bütün olarak dikkate alarak, busüreçte delillerin nasıl sunulduğu da dâhil olmak üzere tüm deliller yönündenhakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıp yapılmadığını inceler (bkz. Schuler-Zgraggen /İsviçre, B.No: 14518/89, 24/6/1993, § 66).
80. Başvuru konusu olayda,başvurucu, 1/7/2004 ilâ 12/5/2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerindeçalışmış, 12/5/2005 tarihinde iş akdini haklı nedenlerle feshetmiştir.Başvurucu 16/6/2005 tarihinde açtığı davada 1/7/2004 ilâ 12/5/2005 tarihleriarasındaki fazla çalışma alacağı olarak 250,00 TL'nin davalıdan tahsilini talepetmiş ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutmuştur. Bakırköy 1.İş Mahkemesince başvurucunun, davalı işverene ait işyerindeki fazla çalışmaalacağının hesaplanması için bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş vebilirkişi 1/7/2009 tarihli raporunda, 1/7/2004 ilâ 12/5/2005 tarihleri arasındanet fazla çalışma alacağının 2.572,63 TL olduğunu bildirmiştir. Başvurucu,bilirkişi raporunun okunmasından sonra 7/7/2009 tarihinde ıslah dilekçesivererek, fazla çalışma alacağını 2.322,63 TL artırmış ve toplam 2.572,63 TL'nintahsilini talep etmiştir.
81. Mahkemece, davalının, ıslahdilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunması ve rapora itiraz etmesi üzerinebilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi 6/4/2010 tarihliek raporunda, davalının zamanaşımı savunması değerlendirildiğinde, başvurucununıslah tarihi 7/7/2009 tarihi olup bu tarihten geriye doğru zamanaşımı süresiolan beş yıl gidildiğinde 7/7/2004 tarihine kadar hesaplama yapıldığını, ıslahtarihi itibarıyla başvurucunun işe başlama tarihi olan 1/7/2004 ilâ 7/7/2004tarihleri arasındaki dönem için zamanaşımının söz konusu olabileceğini, budönemdeki net alacağın 37,67 TL olduğunu, bu miktarın ise başvurucunun16/6/2005 tarihli dava dilekçesindeki ilk talebi olan 250,00 TL'den düşükolduğunu, bu nedenle ilk talep gibi 250,00 TL'nin aynen alınacağını, sonuçolarak takdir ve tartışma Mahkemeye ait olmak üzere, davalının fazla çalışmaalacağı için zamanaşımı savunması esas alındığında başvurucunun 250,00 TLalacağının olduğunu bildirmiştir.
82. Başvurucu, bilirkişi ekraporunun okunmasından sonra, ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesinitalep etmiş, Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 250,00 TL fazla çalışmaalacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, fazlayailişkin talebin reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 9. HukukDairesince hüküm onanmıştır.
83. Mahkeme kararınıngerekçesinde, başvurucunun hizmet süresi ve tanık beyanları dikkate alınarakbelirlenen ücrete göre hesaplanan fazla çalışma alacağının 2.572,63 TL olduğu,başvurucunun 7/7/2009 tarihinde davasını ıslah ettiği, davalının rapora veıslah dilekçesine itirazları sonucu alınan raporda fazla çalışma alacağının,başvurucunun ilk dava ile istediği 250,00 TL olarak belirlendiği, toplanandeliller ve yapılan duruşmaya göre davanın kısmen kabulü gerektiğibelirtilmiştir.
84. Bir davada, maddi olgularıbildirmek tarafların; bunları hukuksal nitelendirmeye tabi tutmak ise hâkimingörevidir. Taraflarca bildirilip, iddia ve savunmaya dayanak yapılan maddiolgular mahkemece tam olarak saptanmalı, dayanılan maddi olguların hukuksal nitelendirmesive ilgili hukuk kuralının uygulanması ise mahkemece yapılmalıdır.
85. Fazla çalışma ücretialacaklarında, 4857 sayılı Kanun’un 32. maddesi ve 818 sayılı mülga Kanun’un126. maddesine göre beş yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. Fazla çalışmaücreti alacağı beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu için zamanaşımıdefinde bulunulması halinde işçi, fazla çalışma alacağını dava veya ıslahtarihinden itibaren geriye doğru beş yıl için isteyebilir. Dava veya ıslahtarihinden itibaren geriye doğru beş yılı geçen alacaklar için davalınınzamanaşımı definde bulunması halinde fazla çalışma alacağının reddine kararverilebilir.
86. Somut olayda, başvurucu,1/7/2004 ilâ 12/5/2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalışmış ve12/5/2005 tarihinde iş akdini feshetmiştir. Başvurucu, 16/6/2005 tarihli davadilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 250,00 TL fazla çalışmaalacağının ödenmesini talep etmiş, 7/7/2009 tarihli ıslah dilekçesi iletalebini 2.322,63 TL artırarak toplam 2.572,63 TL istemiştir. Dolayısıyladavalının zamanaşımı definde bulunduğu da dikkate alındığında, 7/7/2009tarihinden itibaren geriye doğru beş yılı geçen süre için alacağın zamanaşımınauğradığı söylenebilir. 7/7/2009 tarihinden itibaren beş yıl geriye gidildiğindeise 7/7/2004 tarihine ulaşılmaktadır. O halde başvurucunun 7/7/2004 tarihindenönceki döneme ait alacaklarını ıslah dilekçesi ile talep etmesi halindezamanaşımına uğradığı ileri sürülebilir. Başvurucu, davalıya ait işyerinde1/7/2004 tarihinde çalışmaya başlamıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde,başvurucunun işe başladığı 1/7/2004 tarihinden 7/7/2004 tarihine kadar olansüre için ıslah dilekçesi ile talep ettiği alacağının zamanaşımına uğradığısöylenebilirse de başvurucunun 16/6/2005 tarihli dava dilekçesi ile 250,00 TLtalep ettiği dikkate alındığında, 16/6/2005 tarihinden itibaren geriye doğrubeş yılı geçen dönem için fazla çalışma alacağının zamanaşımına uğradığı ilerisürülebilir. Buna göre, 1/7/2004 ilâ 7/7/2004 tarihleri arasındaki dönem içintalep edilen fazla çalışma alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığının davatarihi olan 16/6/2005 tarihine göre değerlendirilmesi, 7/7/2004 tarihindensonraki döneme ait alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığının ise ıslahtarihi olan 7/7/2009 tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği halde Mahkemecebu hususlarda herhangi tartışma yapılmadığı, hangi gerekçe ile belirtilenşekilde karar verildiği anlaşılamamaktadır.
87. Mahkemece, başvurucunun davave ıslah dilekçesi ile talep ettiği toplam 2.572,63 TL fazla çalışma alacağının250,00 TL'sinin hüküm altına alındığı anlaşılmışsa da zamanaşımının nasıluygulandığı, bilirkişi ek raporunun ne şekilde değerlendirilerek hükme esasalındığı, zamanaşımının hangi tarihten başladığı, dava ve ıslah dilekçelerinegöre zamanaşımı süresinin ne zaman dolduğu kararda gösterilmemiştir.
88. Bir mahkeme kararınıngerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini,kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığınıortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir.Tarafların, hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıpdeğerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetimini yapabilmeleri için, ortada,usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamdaverildiğini kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta gösteren bir gerekçe bölümününbulunması zorunludur.
89. Somut olayda Mahkemece,hukuk kuralları resen uygulanarak, başvurucunun verdiği dava dilekçesi ve ıslahdilekçesi ile davalının zamanaşımı defi incelenerek, başvurucunun, dava veıslah dilekçelerinde talep ettiği alacak miktarlarının zamanaşımına uğrayıpuğramadığının değerlendirilmesi, talep edilen alacakların zamanaşımısürelerinin ayrı ayrı tartışılması, bilirkişi raporu veya ek raporundanhangisine neden itibar edildiğinin gerekçede belirtilmesi gerekirken, ekraporun sonuç kısmında belirtilen miktar dikkate alınarak hüküm kurulmuş, raporundiğer kısımları ile asıl rapor değerlendirilmemiş ve tartışılmamıştır. AyrıcaMahkemece, davalının zamanaşımı defi savunmasının kabul edilip edilmediğikararda belirtilmediği gibi, zamanaşımı süresi ve zamanaşımına uğrama ihtimaliolan alacaklar da ortaya konmamıştır. Bu nedenle, yargılama süreci bir bütünolarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
90. Belirtilen nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkınınİhlali İddiası
91. Başvurucu, Bakırköy 1. İşMahkemesinde açtığı dava sonunda fazla çalışma alacağının kısmen reddine kararverilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
92. Başvurucunun, DereceMahkemesi kararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğine yönelik yukarıda yer verilen ilkeler ışığında yargılamanınyenilenmesine karar verildiği, mülkiyet hakkının ihlali iddialarınınyargılamanın yenilenmesi davasında değerlendirilebileceği kabul edilerek,anılan ihlal iddiasının bu aşamada değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
93. Başvurucu, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaldildiğini tespitini, 2.572,63 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatınödenmesini talep etmiştir.
94. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, başvurucunun haklarının ihlal edildiğinin tespiti halinde, daha önceverilen kararlar doğrultusunda hakkaniyete uygun bir tazminata kararverilmesinin yerinde olabileceğini bildirmiştir.
95. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
Tespit edilen ihlal birmahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
96. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, fazla çalışma alacağının reddine ilişkin hükümde gerekçeli kararhakkı yönünden Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmişolmakla, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmaküzere kararın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
97. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde debulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarararasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerekir.
98. Başvurucunun makul süredeyargılama yapılmamasına ilişkin şikâyeti yönünden düşme kararı verildiği içinmanevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
99. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının, ihlal ve sonuçları ortadan kalktığı içinDÜŞMESİNE,
2.Manevi tazminat talebinin reddi yönünden adil yargılanma hakkının ihlaliiddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Manevi tazminat kararı yönünden gerekçeli karar hakkınınihlali iddiasının “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Fazla çalışma alacağının kısmen reddi yönünden gerekçeli karar hakkının ihlaliiddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
5.Fazla çalışma alacağının kısmen reddi yönünden gerekçeli karar hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. İhlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Bakırköy 1.İş Mahkemesine gönderilmesine,
C. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
25/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.