TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN BIYIK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8773)
Karar Tarihi: 20/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Hüseyin BIYIK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru,nakdi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru5/12/2013 tarihinde doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. BirinciBölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. BölümBaşkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurubelgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmiştir. Bakanlığın 30/1/2015 tarihli görüş yazısında adil yargılamahakkı ile ilgili başvurucunun şikâyetine benzer iddiaları içeren başvurularayönelik olarak daha önceden dikkate alınacak kriterlerin belirlendiği, somutbaşvuru açısından bu kriterlerden ayrılmayı gerektirecek bir neden bulunmadığı,bu nedenle görüş sunulmasına gerek görülmediği ifade edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu,Batman ili Gercüş İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma er olarak askerlikgörevini yapmakta iken 22/3/1994 tarihinde operasyon dönüşü birliğiyle birlikteiçinde bulunduğu aracın bölücü terör örgütü mensuplarınca döşenen mayınaçarpması üzerine yaralanmıştır.
8. Başvurucu,Gülhane Askeri Tıp Akademisinde (GATA) devam eden tedavi sürecinde toplam dokuzay hava değişimi ve istirahat aldıktan sonra 14/3/1995 tarihli raporla hakkında“A/59 F1, Askerliğe devam eder, mevcutyaralanma nedeni ile 90 gün iş ve gücünden kalır, uzuv kaybı ve zaafı yoktur, kıt'asına taburcu” kararı verilmiş, askerlikhizmetini bir süre yaptıktan sonra 31/8/1995 tarihinde terhis edilmiştir.
9. JandarmaGenel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 15/8/1994 tarihli ve 3/3/1996tarihli kararlarıyla başvurucuya doksan gün iş ve güç kaybı karşılığı toplam193.224.000 TL nakdi tazminat ödemesi yapılmıştır.
10. Başvurucu,daha sonra yeniden GATA'da yatarak tedavi görmüş ve 5/3/1998 tarihli raporlahakkında “Sağ femurinter frokanterik kırık oplusu” tanısıyla “A/59 F1 askerliğe elverişlidir. 90 gün iş ve gücünden kalır, % 10 çalışma gücü kayıp oranı mevcuttur.” kararıverilmiştir.
11. Başvurucubir süre sonra yeniden GATA'ya sevkedilmiş, 12/4/1999tarihli raporla hakkında “Eski mandibula fraktürü”tanısı ile “Hayati önemi haizdir. 90 gün işve gücünden kalmıştır. Uzuv tatili yoktur. Minimal uzuv zafiyeti mevcuttur...Durumu A/59 F1 , A58/ F1, A/27 F1'e uyar. Yedekaskerlik görevini yapar.” kararı verilmiştir.
12. Başvurucunun12/4/1999 tarihli rapora dayanarak kendisine vazife malulü aylığı bağlanmasınakarar verilmesi istemiyle açtığı dava, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)Birinci Dairesinin 11/7/2000 tarihli ve E.2000/160, K.2000/775 sayılı kararıylareddedilmiştir.
13. 4/10/2012tarihinde Samsun Gazi Devlet Hastanesinin sağlık kurulu özürlü raporuyla oper sol el scopoid + sağ femur opere kırığıteşhisi konularak tüm vücut fonksiyon kayıp oranının %15 olarak belirlenmesiüzerine başvurucu, artan rahatsızlığından dolayı 3/11/1980 tarihli ve 2330sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 12/4/1991tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında kendisine ek nakditazminat ödenmesini istemiş fakat başvurusu reddedilmiştir.
14. Başvurucutarafından ret işleminin iptali istemiyle açılan dava AYİM Üçüncü Dairesinin20/6/2013 tarihli ve E.2013/86, K.2013/899 sayılı kararıyla reddedilmiştir.Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Davalıidare, 1996 yılında nakdi tazminat ödemesi yapılması nedeniyle dava konusununortadan kalktığını ve uyuşmazlığın inceleme kabiliyetinin oluşmadığındanbahisle davanın reddedilmesi gerektiğini ve 10 yıllık genel zaman aşımısüresinin geçmesinden dolayı süre aşımı bulunduğunu belirtmekte ise de;öncelikle dava konusunun önceki ödemeden farklı olarak ek nakdi tazminatistemine ilişkin olması, davacı vekilinin müvekkilinin rahatsızlığınınilerlediğine ilişkin yeni bir belge ile müracaatta bulunması, cevabi yazınınmüracaat tarihi itibarıyla davacının menfaatini etkileyecek nitelikte olması,keza 2330 sayılı Kanun ve alt mevzuatında Kanun kapsamındaki görevlerden dolayımeydana gelen yaralanma ve sakatlıklara istinaden nakdi tazminat istemlerininsüre ile tahditlenmemesi, bilakis bilahare oluşacaksakatlık (ve ölüm) halinin ifa edilen hizmet ile bağının tespiti halindetazminat ödeneceğinin belirtilmesi karşısında bu yöndeki itirazlar kabulgörmemiştir.
…
Yapılan incelemede 22/3/1994 tarihinde meydanagele patlama neticesinde yaralanarak, mevcut duruma yönelik kati raporaistinaden nakdi tazminat ödemesinden istifade eden davacıya Yönetmeliğin“Yaralanma Hali” başlıklı 7’nci maddesinin üst limitinden ödeme yapıldığıanlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra davacının rahatsızlığının ilerleyerek özüroranın arttığından bahisle ek nakdi tazminattan istifade edebilmesi için, görevkaynaklı bu rahatsızlığından dolayı askere elverişsiz hale gelmesi, diğer birdeğişle 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında vazife malulü olması veSosyal Güvenlik Kurumu tarafından sakatlık derecesinin tespit edilmesigerekmektedir. Oysa davacı mevcut yaralanmasının ardından gördüğü tedavilerneticesinde sıhhat bulmuş ve sağlıkla terhis olmuştur. Öte yandan olaytarihinden 5 yıl sonra sevk olduğu GATA Sağlık Kurulu raporuyla askerliğeelverişli olduğunun (yedek askerlik görevini yapar kararı) tespit edilmiştir.Davacı vekilinin, müvekkilinin rahatsızlığının ilerlediğini belirterek ibrazettiği özürlü sağlık kurulu raporu ise askerliğe elverişlilik yönünden birkarar içermediğinden ek nakdi tazminat istemine esas alınarak ek nakditazminata müstahak olması mümkün değildir.”
15. Bu kararakarşı yapılan karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 24/10/2013 tarihli veE.2013/1324, K.2013/1251 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
16. Karar,başvurucuya 12/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu5/12/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.
B. İlgili Hukuk
18. 2330 sayılıKanun'un 5. maddesi şöyledir:
" Bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılanlardangörevleri veya yardımları sona erenlerin bilahare kendilerinin veya eş, füru,ana, baba ve kardeşlerin yaralanmaları, engelli hâle gelmeleri veya ölmelerihalinde bu durumlarının evvelce ifa ettikleri görev veya yardımdan meydanageldiği tevsik edilenlere 3 ve 4 üncü madde hükümleri uygulanır."
19. 8/6/1949tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Her ne sebep vesuretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçaroldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzündenvazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun malüllüğeait hükümleri uygulanır.”
20. 5434 sayılı Kanun'un 45. maddesi şöyledir:
“44üncü maddede yazılı malüllük;
a) İştirakçilerinvazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;
b) Vazifeleri dışındakurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başkaişleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;
c) Kurumlarınmenfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o iştendoğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);
ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel işsırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine oişyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuşolursa;
Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlarada (Vazife malülü) denir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin20/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 5/12/2013 tarihli ve2013/8773 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu;terör saldırısı sonucu oluşan mağduriyetinin gün geçtikçe arttığını, ayağındaoluşan kısalık nedeniyle yürüme zorluğu çektiğini, vücut fonksiyon kayıporanının %15'e çıktığını, sağlık problemlerinin kalıcı hâle gelerek daha dakötüye gittiğini, Anayasa’nın 125. maddesi gereği idarenin artan zararınıkarşılaması gerektiğini, AYİM'in kendisini GATA'ya sevkederek aldıracağı rapora göre hüküm kurması gerekirkenbu konuda herhangi bir girişimde bulunmadan davayı reddettiğini, böyleceAnayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür
B. Değerlendirme
23. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvuru dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden başvurucunun AYİMtarafından askerî hastaneye sevkinin yapılmayarak davasının reddedilmesindenşikâyet ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun tüm iddialarının adilyargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyeti çerçevesinde aşağıdaki başlıklaraltında değerlendirilmesi uygun görülmüştür:
1. YargılamanınSonucu İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
24. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireyselbaşvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
25. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
26. İlke olarakderece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olgularınkanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönündenadil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tekistisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyuhiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veyaaçık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesinceincelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
27. Başvurucu;1994 yılında mayın patlaması sonucu yaralanmasıyla ortaya çıkan mağduriyetiningün geçtikçe arttığını, ayağında meydana gelen kısalık nedeniyle yürüme zorluğuçektiğini, vücut fonksiyon kayıp oranının %15'e çıktığını, AYİM'inkendisini GATA'ya sevkederek aldıracağı rapora görehüküm kurması gerekirken bu konuda herhangi bir girişimde bulunmayarak davayıreddettiğini belirtmiş; AYİM Üçüncü Dairesi ise mevcut yaralanmasının ardındangördüğü tedaviler neticesinde sağlığına kavuşarak terhis edilen başvurucunun,rahatsızlığının ilerleyerek özür oranın arttığından bahisle ek nakdi tazminatalabilmesi için görev kaynaklı rahatsızlığından dolayı askere elverişsiz hâlegelmesi gerektiği, Samsun Gazi Devlet Hastanesinin 4/10/2012 tarihli raporundaise askere elverişlilik hususunda bir tespit bulunmadığı gerekçesiyle davayıreddetmiştir.
28. Mahkemeningerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde başvurucunun görev kaynaklırahatsızlığının zaman içinde artmış olduğu iddiasıyla kendisine ek nakditazminat ödenmesi istemiyle açtığı davanın, davaya dayanak yapılan ve askerîhastaneden alınmayan raporun askerliğe elverişlilik yönünden bir tespitiçermediği gerekçesiyle reddedildiği, bu kapsamda iddiaların özünün DereceMahkemesi tarafından delillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde veyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucununhukuka aykırılık teşkil ettiğine ilişkin bulunduğu görülmektedir.
29. Adilyargılanma hakkı, bireylere dava sonucunda verilen kararın değil; yargılamasürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenlebireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi içinbaşvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine; bu çerçevedeyargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olmasıgerekir (Nadi Karakoç, B. No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).
30. Başvurucu,yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belgesunmamış olup Mahkemece delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararıniçeriğinin adil olmadığına dair şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.
31. Açıklanannedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyetiniteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Silahların Eşitliğiİlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurukonusu olayda gerek AYİM kararından gerekse başvurucunun iddialarından askerîhastaneden alınabilecek olan askerliğe elverişliliğe ilişkin raporun;başvurucunun asker olarak vazifesini yapamayacak duruma gelip gelmediğinintespitinde, dolayısıyla ilave nakdi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkinuyuşmazlığın çözümünde önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu, AYİMtarafından askerî hastaneye sevkinin yapılması ve askerî hastaneden alınacakaskerliğe elverişliliğe ilişkin rapora göre karar verilmesi gerektiği hâldedavanın doğrudan reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ilerisürmektedir. Başvurucunun iddiaları silahların eşitliği ilkesinin ihlaliiddiasına ilişkindir.
33. Hem cezaiolan hem de cezai olmayan davalarda uygulanan silahların eşitliği ilkesitaraflara, talep ve açıklamalarını diğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacakşekilde ileri sürebilmeleri için makul bir fırsat verilmeyi gerektirir. Bugerekliliğin bir sonucu olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme)bilirkişilerin mahkeme önünde dinlenmesi ile ilgili özel bir hükümbulunmamasına karşın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); bilirkişilikkurumunu, tanık dinletme hakkından yola çıkarak “silahların eşitliği ilkesi”ile bağlantı kurarak değerlendirmiştir (Bönisch/Avusturya, B. No: 8658/79, 6/5/1985, § 32; Brandstetter/Avusturya, B. No: 11170/84, 12876/87,13468/87, 28/8/1991, § 42, Yankı Bağcıoğluve diğerleri, B. No: 2014/253, 9/1/2015, § 61).
34. AnayasaMahkemesinin silahların eşitliği ilkesi bağlamında yapacağı inceleme, başvuru konusuyargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının değerlendirilmesi olup (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19),herhangi bir davada bilirkişi raporunun gerekli olup olmadığına karar vermekdeğildir. Savunma makamının tanık dinletme talebinin gerekliliği ya dabilirkişi raporu benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesihususları derece mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir (Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri, § 68).
35. Silahlarıneşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynıkoşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf birduruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önündedile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).
36. Genelanlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için “silahlarıneşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri ışığında taraflara iddialarınısunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. Taraflara tanık delilide dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygunimkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veyahakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığındadeğerlendirilmelidir (Muhittin Kaya veMuhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve TicaretLtd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).
37. Somutolayda AYİM, askerî hastaneden alınması gereken askerliğe elverişliliğe ilişkinrapor olmadığını belirterek davayı reddetmiş; başvurucu ise söz konusu raporunAYİM tarafından aldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak başvurucu,uyuşmazlığın çözümünde etkili olduğu anlaşılan bu rapora AYİM dışındaulaşamayacağını iddia etmediği gibi dosyadan bu yönde bir belirleme deyapılamamıştır. Başvurucunun askerî hastaneden askerliğe elverişliliğiyleilgili raporu alarak talebini idari ve yargısal makamlara yeniden sunmasındabir engel bulunmayıp bu noktada da bir hak kaybına uğraması da söz konusudeğildir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli Yavuz Selim Akkoç (B. No: 2012/1277)kararına konu olan benzer bir olayda, askerî olmayan hastaneden alınan raporadayanılarak yapılan vazife malulü aylığı ödenmesi yönündeki idari başvurunun vesonrasında açılan davanın reddedilmesinin ardından askerî hastaneden raporalınarak yeniden başvurulması üzerine açılan davanın AYİM tarafından kabuledilerek başvurucusuna vazife malulü aylığı bağlanmasına karar verildiğianlaşılmaktadır.
38. Buçerçevede başvurucunun AYİM tarafından askerî hastaneye sevk edilmeyipaskerliğe elverişliliğe ilişkin rapor alınmaması nedeniyle yargılamanınsonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmasının sözkonusu olmadığı ve başvuruya konu yargılama sürecine bir bütün olarakbakıldığında başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığınadair bir bulgu saptanamadığı sonucuna varılmaktadır.
39. Açıklanannedenlerle başvurucunun silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği yönündekiiddiasının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıylaadil olmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucuüzerinde BIRAKILMASINA
20/1/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.