TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN SÜRENSOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/749)
Karar Tarihi: 6/10/2015
R.G. Tarih-Sayı: 21/11/2015-29539
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucu
:
Hüseyin SÜRENSOY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda yapılan aramada ele geçenkitapçığın, örgüt dokümanı kabul edilerek başvurucuya hücreye koyma disiplincezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiaları hakkındadır.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 14/1/2013 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuaracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurununKomisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 21/3/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 21/11/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 21/11/2014 tarihindeBakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, verilen ek süre sonunda yazılı görüşünü20/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 27/1/2015 tarihindebildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 2/2/2015tarihinde sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/9/2009tarihli ve E.2006/21, K.2009/797 sayılı hükmü gereğince terör örgütüne üyeolmak ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve el değiştirmesuçlarından 14 yıl 12 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Başvurucu, başvurutarihinde anılan cezanın infazı için Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli KapalıCeza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.
9. 27/2/2012 tarihinde cezaevinde yapılan kısmi aramaesnasında başvurucunun kalmakta olduğu koğuşta cilt içinde fotokopi ileçoğaltılmış bir kitapçık bulunmuştur. Bu kitapçık, arama yapan görevlilertarafından cezaevi eğitim birimine verilmek üzere tutanakla başvurucudanalınmıştır.
10. Eğitim Kurulu Başkanlığının 5/3/2012 tarihli ve K.2012/25sayılı kararı ile kitapçığın, Abdullah Öcalan tarafından yazılan “Kapitalist ModerniteninAşılması Sorunları ve Demokratikleşme” isimli kitabın fotokopileriolduğu tespit edilmiştir. Kararda, kitapçıkta “PKKterör örgütü propagandası niteliği taşıyan ifadelerin bulunduğunun”anlaşıldığından bahsedilmiştir. Anılan gerekçe dışında başka herhangi birgerekçe gösterilmemiştir.
11. Anılan kitapçık, eğitim kurulunca yapılan incelemesonucunda hazırlanan tutanak ile birlikte 5/3/2012 tarihinde disiplin kurulunatevdi edilmiştir.
12. Başvurucu, disiplin soruşturması kapsamında yaptığısavunmada, üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ve bahse konu kitabınkendisine posta yolu ile gönderildiğini, bu tür postaların eğitim kurulutarafından incelendikten sonra hükümlü ve tutuklara verildiğini, sakıncalı birdurum bulunması hâlinde hükümlü ve tutuklulara bildirildiğini, anılan kitapsakıncalı ise kurul incelemesinden sonra bu durumun tespit edilmiş ve kitabınkendisine verilmemiş olması gerektiğini belirtmiştir.
13. Cezaevi Disiplin Kurulu, anılan kitapçığı örgütseldoküman kabul ederek 13/3/2012 tarihli ve 2012/75 sayılı kararı ilebaşvurucuyu, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen37-46. maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayan ve Kanun’da tanımlarıyapılmamış eylemler, nitelik ve ağırlıkları bunlara benzediklerinde aynımaddelerdeki disiplin cezaları ile karşılanır hükmü gereğince anılan Kanun’un44. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (I) bendi uyarınca başvurucu, 15 günsüre ile hücreye koyma cezası ile cezalandırmıştır.
14. Disiplin Kurulunun gerekçesinde başvurucuya ait olankitapçığın Abdullah Öcalan tarafından yazılan “KapitalistModernitenin Açılması Sorunları ve Demokratikleşme”isimli kitap olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Disiplin Kurulununkararında kitapçığın neden örgütsel doküman kabul edildiğine dair herhangi biraçıklama yapılmamıştır.
15. Başvurucu, anılan disiplin kararına karşı 28/3/2012tarihinde Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine itiraz etmiştir. Başvurucu, İnfazHâkimliğinde yaptığı savunmada, disiplin soruşturması esnasında yaptığısavunmada belirttiği hususlara benzer konuları dile getirmiştir.
16. Kırıkkale İnfaz Hâkimliği, 12/11/2012 tarihli veE.2012/148, K.2012/489 sayılı kararı ile başvurucunun itirazını reddetmiştir.Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Olayın değerlendirmesi, hükümlü Hüseyin Sürensoy tarafından fotokopi yoluyla temin edilen vehükümlü Abdullah Öcalan’a ait kitaptan fotokopi ile çoğaltıldığı anlaşılanyazıların cezaevinde bir araya getirilerek ve ciltlenerek kitap halinedönüştürüldüğü, hükümlü Abdullah Öcalan’ın yasaklanmış kitaplarından fotokopiyolu ile çoğaltılan yazıların olduğu anlaşıldığından, hükümlü hakkında cezaeviidaresinde örgütsel doküman bulundurulması nedeniyle verilen hücre disiplincezası kanuna uygun olduğundan, hükümlünün şikâyetinin reddine karar vermekgerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.”
17. Anılan karara yapılan itiraz Kırıkkale Ağır CezaMahkemesinin 7/12/2012 tarihli ve 2012/830 Değişik İş sayılı kararıylareddedilmiştir. Kararın gerekçesinde İnfaz Hâkimliğinin kararının usul veyasaya aykırı olmadığı belirtilmiştir.
18. Karar, 14/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş vebaşvurucu 14/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Başvurucu hakkında verilen 15 gün süre ile hücreye koymacezası 17/1/2013- 1/2/2013 tarihlerinde infaz edilmiştir.
B. Başvuruya Konu Kitap
20. Cezaevinde yapılan aramada ele geçirilen kitapçık UYAPüzerinden Anayasa Mahkemesine gönderilmiştir. Kitapçıkta yapılan incelemedesayfaların kim tarafından yazıldığı açıkça anlaşılmamaktadır. Öte yandaninternet üzerinden temin edilen Abdullah Öcalan’ın “Kapitalist Modernitenin Açılması Sorunları veDemokratikleşme” isimli kitabı ile başvurucuya ait kitapçığınkarşılaştırılmasında anılan kitap ile başvurucudan ele geçen kitapçığın aynıolduğu tespit edilmiştir. Başvurucuya ait olan kitapçığın incelenmesinde sayfanumaralarının el yazısı ile yazıldığı ve bu kapsamda kitapçığın 201. ile 287.sayfalarında ceza infaz kurumu mektup okuma komisyonunun “GÖRÜLDÜ” kaşesininolduğu belirlenmiştir. Anılan kitabın içeriği internetten temin edilen nüshaüzerinden incelenmiştir.
21. Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu, Disiplin Kurulu ve İnfazHâkimliği kitabın bulundurulmasının neden disiplin cezası gerektirdiğine dairayrıntılı bir gerekçe sunmamışlardır. Sadece Eğitim Kurulu kitabın terör propagandasıiçerdiğini belirtmiş ancak bunun dışında terör propagandasının kitabın hangibölümünde veya sayfasında olduğuna dair herhangi bir belirlemede bulunmamıştır.
22. “Kapitalist Modernitenin Açılması Sorunları ve Demokratikleşme”isimli kitapta yazar, “adil yargılanmasının”neden gerçekleştirilmediğinin temel nedenlerini ortaya koymayı ve bu nedenlerinanlaşılması için derinlemesine ve tüm kategoriler içinde çözümleme yapmayıamaçladığını ifade etmiştir. Kitap, kendi içinde iki ayrı kitaptan oluşmaktadır.Birinci kitap “UYGARLIK - Maskeli Tanrılar ve Örtük Krallar Çağı”,ikinci kitap ise “KAPİTALİST UYGARLIK-Maskesiz Tanrılar ve Çıplak Krallar Çağı” olarak adlandırılmıştır.
23. Birinci kitapta üç bölüm bulunmaktadır: “1. Yöntem veHakikat Rejimi Üzerine, 2. Uygarlığın Temel Kaynakları, 3. Kentin UygarToplumu”. Yöntem ve hakikat rejiminde, tarihte ve günümüzde alışılageleninceleme ve araştırma yolları aktarılmış ve bu bağlamda yazar kendi yönetiminiortaya koymaya çalışmıştır. Ayrıca yazar kendi yorumunu “hakikat rejimi” kabul ederek yaşamınanlamına en iyi nasıl ulaşabileceği sorunsalına cevap aramıştır. Yazar ikincibölümde uygarlığın temel kaynaklarını tarihsel ve coğrafi boyutları temelindedeğerlendirmiştir. Kentin uygar toplumu bölümünde ise kapitalist modernitenin ağır tahribatı altında kaldığı belirtilentoplum bilimi yeniden yorumlanmıştır. Bu bağlamda Sümer toplumu temelinde uygartoplumun nasıl yorumlanması gerektiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca bubölümde uygar toplumun yayılma sorunları, coğrafi ve tarihsel bir perspektiflefarklı uygarlıklar temelinde incelenmiştir.
24. İkinci kitap altı bölümden oluşmaktadır. İkinci kitaptakapitalizmin bir üretim biçimi olarak doğuşu ve toplumda yol açtığı “kanserleşme” açıklanmaya çalışılmıştır.Yazarın kendi ifadesi ile “Başlangıçta tümtoplumların hor gördüğü metalaşma ve değişim değeri nasıl oldu da toplumahükmeden yeni tanrılar oldular? Eskinin kendilerini rengârenk kıyafetlerebüründüren, kale ve saraylarda apayrı yaşamlar halinde ayrıcalıklaştırançok az sayıdaki kralları, nasıl oldu da aşırı çoğalmış ve çıplak biçimdetebaalarından ayırt edilemez hale geldiler? Çok bilimcil,çok iktidarlı ve maddiyatlı bir sistem olduğu halde,neden çevresi ve içyapısıyla bu sistem altında en cahillerin bile yolaçamayacağı hastalıklar ve ölümlerle tükenen topluluklara dönüşülüyor?”sorularına cevaplar aranmıştır.
25. Kitap, genel olarak yazarın bakış açısından, tarihîuygarlıkların geçirdiği süreçler doğrultusunda kapitalist moderniteninnasıl oluştuğunu tarihsel ve coğrafi bakış açısı ile ortaya koyma çabasıiçindedir. Felsefi temeller üzerinde yapılan değerlendirmede yazar demokratikuygarlıkla “özgür bireyler”olunabilmesi için kapitalist modernitenin yapısınınve temel yayılma alanlarının çözülmesinin gerekliliği üzerinde durmuştur.
C. İlgili Hukuk
26. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz HâkimliğiKanunu’nun “İnfaz hâkimliğince şikâyetüzerine verilen kararlar” kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerekgördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resenaraştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca cezainfaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünüalır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Disiplin cezasına karşı yapılanşikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan vetalep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir.(Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazırbulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veyaavukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.) İnfazhâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infazkurumunda da alabilir.”
27. 5275 sayılı Kanun’un “Süreliveya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” kenar başlıklı 62.maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamışolması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanmahakkına sahiptir.
(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olmasıkoşuluyla Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararınaçalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar,hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devameden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.
(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veyamüstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüyeverilmez.”
28. Anayasa Mahkemesinin 3/10/2013 tarihli ve E.2013/28,K.2013/106 sayılı kararı ile iptal edilen 5275 sayılı Kanun’un 48. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) 37 ilâ 46 ncı maddelerde yer alan eylemlerin tanımına uymayanve kanunda tanımları yapılmamış olan eylemler, nitelik ve ağırlıklarıbakımından bunlara benzediklerinde, aynı maddelerdeki disiplin cezaları ilekarşılanırlar.”
29. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfazKurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün “Eğitimkurulunun görev ve yetkileri” kenar başlıklı 43. maddesinin (1)numaralı fırkasının (ı) bendi şöyledir:
“(1) Eğitim kurulu aşağıda sayılan işleriyapmakla görevli ve yetkilidir;
…
ı) Kuruma gelen her türlü yayının, kurumgüvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumlarıkapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek,
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
30. Mahkemenin 6/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 14/1/2013 tarihli ve 2013/749 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
31. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde yapılanarama esnasında daha önce posta yoluyla kendisine gönderilen ve cezaevinin denetimindengeçmiş olan Abdullah Öcalan’ın yasak olmayan kitabının fotokopilerininbulunduğunu, kitapçık hâline getirdiği sayfaların örgütsel doküman kabuledilerek hakkında disiplin soruşturması açıldığını, disiplin soruşturmasısonucunda kendisine verilen hücreye koyma cezasına yaptığı itirazın İnfazHâkimliği tarafından kitapçığın kendisine nasıl ulaştığına dair iddialarıaraştırılmadan reddedildiğini, hakkaniyete aykırı bu kararın Kürt kimliğindenkaynaklandığını belirterek Anayasa’nın 10., 26. ve 36. maddelerinde tanımlananeşitlik, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşve kararın iptalini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder. Bu bağlamda başvurucunun, odasında bulunan kitapçıknedeniyle disiplin cezası alması ile ilgili adil yargılanma hakkı temelindeyaptığı şikâyetlerinin esas olarak bir bütün hâlinde ifade özgürlüğü kapsamındada değerlendirilmesinin gerektiği gözetilerek başvuru, adil yargılanma hakkınailişkin iddiaları da gözetilerek ifade özgürlüğü kapsamındadeğerlendirilmiştir.
33. Öte yandan başvurucunun, hükmedilen disiplin cezasının vebuna karşı yaptığı itirazların reddedilmesinin Kürt kimliğinden kaynaklandığınave bu şekilde ayrımcılığa uğradığına dair iddiaları yönünden kendisiyle benzerdurumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasındabir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk,renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene dayandığını makul delillerleortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu benzer olaylar ile kendidurumunun aynı olduğunu ortaya koyamadığı gibi kendisine nasıl bir ayırımcılıkyapıldığına ilişkin de her hangi bir beyandabulunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun Anayasa’nın 10. maddesinde düzenleneneşitlik iddiaları ayrıca incelenmemiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
34. Bakanlık, görüş yazısında başvurunun kabul edilebilirliğiyönünden görüş belirtmemiştir.
35. İfade özgürlüğü; insanın serbestçe haber ve bilgilere,başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayıkınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarlaserbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarınaaktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (EminAydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 40).
36. Bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğünün, ifadeözgürlüğünün norm alanı içinde olduğu konusunda hiçbir şüphe ya da anlaşmazlıkbulunmamaktadır. Bu bağlamda Anayasa’da ifade özgürlüğüne ilişkin dahaayrıntılı düzenlemeler de yer almakla birlikte mevcut koşullar altındabaşvurunun ifade özgürlüğüne ilişkin temel düzenleme olan ve madde metnindedüşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün haber veya fikir almak özgürlüğünü dekapsadığının açıkça düzenlendiği Anayasa’nın 26. maddesi kapsamındaincelenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir (Benzer yöndeki Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. AliKaratay, B. No: 2012/990, 10/12/2014, § 42; İbrahim Bilmez, B. No: 2013/434,26/2/2015, § 49).
37. Başvurunun incelenmesi neticesinde, ifade özgürlüğüneilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından,başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
38. Başvurucu, Abdullah Öcalan tarafından yazılan “Kapitalist ModerniteninAçılması Sorunları ve Demokratikleşme” isimli yasak olmayan kitabıbulundurduğundan bahisle disiplin kurulu tarafından 15 gün hücreye koyma cezasıile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia etmiştir.
39. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 10. maddesi bağlamında ifade özgürlüğünün iki aşaması bulunduğu:bunlardan ilkinin kanaat oluşturma, bu kapsamda bilgi edinebilme, bilgilereulaşabilme; ikincisinin ise elde ettiği bilgiler dâhilinde kişide oluşankanaati her türlü araçla açıklayabilme özgürlüğü olduğu belirtmiştir.
40. Diğer taraftan Bakanlık, başvurunun ifade özgürlüğüneyönelik bir müdahale olup olmadığı, gerçekleştirilen müdahalenin yasaylaöngörülmüş olup olmadığı, müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı vemüdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesigerektiğini belirterek AİHM’in bazı kararlarınaatıfta bulunmuş, cezaevlerinde düzenin ve disiplinin sağlanmasının çok önemli olduğundankuralların daha sıkı uygulanabileceğini ve cezaevlerinde yayınlara ulaşmayadair yapılacak bir kısıtlamanın bütün yayınları kapsayacak şekilde olmadığısürece Sözleşme’nin 10. maddesine uygun olacağını ifade etmiştir.
41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesinde,anılan kitabın terör propagandası içerdiğine dair somut bir bilginin kararlardabelirtilmediğini, İnfaz Hâkimliğinin kitabın içeriğini değerlendirmeden kararverdiğini, kitap hakkında herhangi bir toplatma kararının olmadığını, kendisineverilen disiplin cezasının orantısız olduğunu ve ideolojik saiklerlehareket edildiğini belirtmiştir.
42. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başkayollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Buhürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya davermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeriyollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni,kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milletiile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçlularıncezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerinaçıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarınınyahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğineuygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasınailişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla,düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
43. Sözleşme’nin 10. maddesi şöyledir:
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamumakamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaatözgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde,Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabitutmalarına engel değildir.
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerinkullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin,toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanmasıve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarınınkorunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki vetarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler,koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”
44. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakalanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olaraksahiptirler (Mehmet Reşit Arslan vediğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 65; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü de (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003;T./Birleşik Krallık, B. No:8231/78, 12/10/1983) Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır. Hükümlüve tutukluların süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesi hususu da bilgi vekanaatlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün normalanı kapsamında kalmaktadır.
45. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olaraksuçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzeninkorunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumundamahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir. Ancak bu durumdadahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik yapılacak herhangi birsınırlandırma makul ve ölçülü olmalıdır (Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72…, 23/3/1983, §§99-105).
46. AİHM’e göre ifade özgürlüğü demokratikbir toplumun vazgeçilmez temel taşlarından olup toplumun ilerlemesinin vebireylerin gelişmesinin öncelikli şartlarından biridir. Mahkeme, bu bağlamdaifade özgürlüğünün; sadece hoşa giden ya da insanları incitmeyen veyaönemsenmeyen “bilgi” ve “düşünceler” için değil, aynı zamanda devlet veyatoplumun herhangi bir kesimini inciten, şok eden veya rahatsız eden bilgi vedüşünceler için de geçerli olduğunu ve demokratik toplumun olmazsa olmazkoşullarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü ve açık görüşlülüğün bunugerektirdiğini ifade etmiştir (Handyside/BirleşikKrallık, B. No: 5493/72, 24/9/1976, § 49).
47. Diğer taraftan Anayasa’nın 26. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen istisnalar gereğince ifade özgürlüğü mutlak bir hakniteliğinde değildir. Sınırlanabilir nitelikte olmasına rağmen ifadeözgürlüğünün demokratik toplumlar için önemi gözetildiğinde sınırlamaların dahadar yorumlanması ve sınırlama gerekliliğinin inandırıcı ve makul olmasıgerekmektedir (Yankov/Bulgaristan, § 129). Temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalarındenetiminin Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26.maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (AbdullahÖcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 70).
48. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda, ifadeözgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde önceliklemüdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebepleredayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
49. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucunun, AbdullahÖcalan tarafından yazılan “Kapitalist ModerniteninAçılması Sorunları ve Demokratikleşme” isimli kitabı bulundurması nedeniyledisiplin cezası ile cezalandırılmasının, başvurucunun Anayasa’nın 26.maddesinde güvence altına alınan bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğüne vedolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu açıktır.
50. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 26. maddesininikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bunedenle sınırlama; Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
51. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasahukukunda önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz konusuolduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanunhükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36). Dolayısıyla Anayasa'nın 26. maddesindekorunan ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin kanunilik ilkesinin gerektirdiğinitelikleri taşıyan bir kanunla öngörülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda ifadeözgürlüğüne yapılan müdahalenin cezaevinde arama esnasında ele geçen kitapçığınörgütsel doküman kabul edilerek başvurucunun disiplin cezası ilecezalandırılması olduğu gözetildiğinde 5275 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (1)numaralı fıkrasının kanunilik şartını sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmesigerekir.
52. Hak ve özgürlüklerin ve bunlara yapılacak müdahalelerinve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen ve hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir. Bununla beraber kanunla düzenleme zorunluluğu,hakka yapılacak müdahalenin uygulanmasının kanun çerçevesini aşmayacak şekildetüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelge gibi yürütme organının çıkardığı ikincildüzenlemelerle yapılmasına mâni değildir (TahsinErdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60). Öte yandan anayasalhaklara yönelik müdahalenin bir kanuna dayanması yeterli olmayıp bu kanununbelirlilik ve öngörülebilirlik gibi belli niteliklere sahip olması gerekir. (Youtube LlcCorporation Service Company ve diğerleri [GK],B. No: 2014/4705, 29/5/2014, § 56).
53. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletininönkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılırve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. (AYM, E.2013/39, K.2013/65,22/5/2013).
54. Başvurucuya verilen disiplin cezasına esas 5275 sayılıKanun’un 48. maddesinin (1) numaralı fıkrası, Kanun'un 37-46. maddelerinde yeralmayan fiillerle ilgili olarak da disiplin cezasının uygulanabileceğiniöngörmektedir. Bu bağlamda hangi fiillerin disiplin cezası gerektireceği, anılanfıkrada belirtilmemiştir. Hem kişiler hem de idare yönünden belirsiz bir durumyaratan bu düzenlemenin hukuk güvenliğini sağlayacak nitelikte “öngörülebilir”ve Ceza İnfaz Kurumu idaresinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu nitelikte“belirli” bir durum yarattığı söylenemez. Nitekim somut olayda da Ceza İnfazKurumu Mektup Okuma Komisyonunun denetiminden geçmiş bir kitapçık daha sonraörgütsel doküman kabul edilmiş ve başvurucuya disiplin cezası verilmiştir. Budurumda başvurucunun, denetimden geçmiş bir kitapçık nedeniyle disiplin cezasıalabileceğini öngörmesi de beklenmez.
55. Dolayısıyla 5275 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (1)numaralı fıkrası, bilgi ve kanaatlere ulaşma özgürlüğüne müdahale içinkanunilik koşulunu karşılayabilecek yeterli ve kabul edilebilir bir düzenlemeolarak değerlendirilemez. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu da 3/10/2013 tarihlive E.2013/28, K.2013/106 sayılı kararında anılan düzenlemenin, hukuki güvenlikve belirlilik ilkelerini sağlamadığı gerekçesiyle Anayasa'nın 2. ve 38.maddelerine aykırı olduğunu değerlendirilerek iptaline karar vermiştir.
56. Açıklanan nedenlerle, aramada ele geçen kitapçıknedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılan başvurucunun bilgi ve kanaatlereulaşma özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Kanunu’nun “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
58. Başvurucu, başvuru formunda somut bir tazminat talebindebulunmamış mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Öte yandan 21/2/2013tarihli dilekçesinde ise haklı görülmesi hâlinde masraflarının karşılanmasınıtalep etmiştir.
59. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması bakımından hukuki yarar bulunduğundan, yeniden yargılama yapılmaküzere dosyanın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
60. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
61. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca kararın bir örneğinin bilgi için başvurucuya ve Bakanlığa gönderilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun,
1. Anayasa’nın26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğiyönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Tespit edilen ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzeredosyanın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuya veBakanlığa gönderilmesine
6/10/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE kararverildi.