TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN ALBAYRAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4054)
Karar Tarihi: 23/2/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucu
:
Hüseyin ALBAYRAK
Vekili
:
Av. Ali KÜÇÜKÇOLAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Kamulaştırmasızel atma sebebiyle açılan tazminat davası devam ederken yürürlüğe giren kanunhükmünün uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 18/3/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu Hüseyin Albayrak 1953 doğumlu olup İstanbul iliBeykoz ilçesinde ikamet etmektedir.
8. Başvurucuya ait İstanbul ili Bakırköy ilçesi İkitellimevkiinde kain 3 pafta 3254 parsel numaralı taşınmaz 4/5/1979 yılında ArsaOfisi Genel Müdürlüğü (Arsa Ofisi) tarafından kamulaştırılmıştır. 29/4/1964tarihli ve 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu ile kurulan Arsa Ofisi 8/12/2004tarihli ve 5273 sayılı Kanun'la 1164 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerlelağvedilmiş ve Arsa Ofisine verilen görevler Toplu Konut İdaresi Başkanlığına(TOKİ) devredilmiştir.
9. Kamulaştırma kararı, başvurucunun tapu müdürlüğünden eldeedilen "M. Sokak No: 6-2 Bakırköy" adresinde tebligata çıkartılmış,ancak 21/10/1979 tarihinde adresinde bulunamadığı notu düşülerek tebligatmazbatası iade edilmiştir. Öte yandan idare tarafından Bakırköy İlçe JandarmaKomutanlığı marifetiyle Halkalı kasabası çevresinde yapılan adres araştırmasısonucu düzenlenen 12/7/1979 tarihli yazıda gayrimenkul maliklerininbulunamadığı belirtilmiştir. Netice itibarıyla başvurucunun adresinin tespitedilememesi nedeniyle kamulaştırma kararı ilanen tebliğ edilmiştir.
10. Söz konusu taşınmaz Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin21/11/1984 tarihli kararıyla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun mülga 17. maddesi uyarınca Arsa Ofisi adına tescil edilmiştir.
11. Başvurucu tarafından, 18/6/2010 tarihinde Arsa Ofisiningörevlerini üstlenen TOKİ'ye sunulan dilekçe ile 2942 sayılı Kanun'a, 18/6/2010tarihli ve 5999 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen geçici 6. madde uyarıncataşınmaz bedelinin ödenmesi istemiyle uzlaşma başvurusunda bulunulmuştur.
12. 5999 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6.madde, 9/10/1956-4/11/1983 tarihleri arasında gerçekleşen kamulaştırmasız elatmalara ilişkin ihtilafların tasfiyesi amacıyla ihdas edilmiştir. Budoğrultuda, anılan maddeyle 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasındagerçekleşen fiili el atmalara uygulanmak üzere birtakım özel hükümler sevkedilmiştir. Söz konusu maddenin birinci fıkrasında, tazminat talep edilmesihalinde öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi öngörülmüş ve altı ay içinde uzlaşmayavarılamazsa ya da idare tarafından uzlaşmaya davet olunmazsa ancak bundan sonradava açılabileceği belirtilmiştir.
13. Başvurucunun uzlaşma talebi TOKİ tarafından 20/1/2011tarihli yazıyla reddedilmiştir. Anılan yazıda 2942 sayılı Kanun'un geçici 6.maddesi uyarınca tazminat ödenebilmesi için kamulaştırma işlemlerinintamamlanmamış olması gerektiği ifade edilmiş ve başvurucunun taşınmazınınkamulaştırılmasına ilişkin işlemlerin tamamlanmış olması nedeniyle başvurucuyatazminat ödenemeyeceği belirtilmiştir.
14.Başvurucu 14/3/2010 tarihinde Çekmece 3. Asliye HukukMahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasıaçmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, kamulaştırma tebligatının usulsüzolduğunu ve dolayısıyla kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmadığını savunmuştur.
15.Mahkemece 20/7/2011 tarihli kararla hak düşürücü süreninaşıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, davalınınadresinin kamulaştırma tarihinde yürürlükte bulunan 31/8/1956 tarihli ve 6830sayılı İstimlak Kanunu hükümleri uyarınca ilgili kuruluşlardan araştırıldığıancak tespit edilememesi üzerine kamulaştırma işlemlerinin ilanen tebliğedildiği ve bu şekilde yapılan tebligatın geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
16. Mahkeme kararı temyiz edildikten sonra 11/6/2013 tarihindeyürürlüğe giren 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle, 2942sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmiştir. Ayrıcaanılan Kanun'un 22. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'a geçici 7. madde eklenmiştir.Sözü edilen geçici 7. maddeyle, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleriile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idareadına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırmaişlemlerinin tamamlanmış sayılması öngörülmüş; bu kamulaştırma işlemlerisebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veyabedeline karşı itiraz davaları açılamayacağı belirtilmiş; açılmış ve devam edendavaların bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir.
17. Mahkeme kararını temyizeninceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/6/2013 tarihli kararıyla, kararındayandığı gerekçelere göre davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığıbelirtilerek karar onanmış, karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 13/1/2014tarihli kararıyla reddedilmiştir. Dairenin onama ve karar düzeltme kararlarında6487 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddeye herhangi biratıf yapılmamıştır.
18. Nihai karar 18/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
19. Başvurucu 18/3/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
20. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,K.2014/176 sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi iptaledilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. Mülga 6830 sayılı Kanun'un 17. maddesi şöyledir:
“İstimlâk olunan gayrimenkulun takdir edilenkıymetine, kanuni müddet içinde mahkemeye müracaat ile itiraz edilmediği vetapa dairesinde rıza ile ferağ muamelesi yaptırılmadığı hallerde takdir edilenkıymetin tamını mîllî bankalardan birisine ve bulunmıyan yerlerde malsandığınayatırılarak makbuzu alâkadar evrak suretleriyle birlikte mahkemeye tevdiedilir. Mahkeme iki tarafı derhal davet ederek, gelmeseler dahi gıyaplarında o gayrimenkulun lehine istimlâk yapılan idare adına tescilinitapu dairesine tezkere ile bildirir. ”
22. 2942 sayılı Kanun'un mülga 17. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“Tebliğ edilen kamulaştırma işlemine karşıidari ve adli yargıya başvurulmadığı veya bu konuda açılan davaların kesinolarak sonuçlandığı ancak taşınmaz mal sahibinin ferağ vermediği hallerde,takdir edilen ve artırılan bedelin tamamı milli bankalardan birine yatırılarakmakbuzu ilgili belge örnekleriyle birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme ikitarafı derhal davet ederek, gelmemeleri halinde gıyaplarında, belgeleriinceleyerek; kamulaştırma usulüne uygun şekilde tamamlanmış ise, taşınmaz malınkamulaştırma yapan idare adına tesciline karar verir ve tapu dairesine bildirir. ”
23. 6487 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'aeklenen ve Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176sayılı kararı ile iptal edilen geçici 7. madde şöyledir:
“Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılıİstimlak Kanununun 16 ve 17 ncimaddeleri ile 2942 sayılı Kanunun mülga 16 ve 17 ncimaddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilenkamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemleri tamamlanmışsayılır. Bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebindebulunulamaz; kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz;açılmış ve devam eden davalar bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır."
24. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,K.2014/176 sayılı kararının, 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin ilgilibölümünün iptaline ilişkin bölümü şöyledir:
“1- Anlam ve Kapsam
Gerek mülga 6830 sayılı Kanun'a gerekse 2942sayılı Kanun'un 4650 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hâlinegöre, kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği tarih,kamulaştırmanın idari safhasının tamamlandığı gündür. Kamulaştırmanın idarisafhasının tamamlanması, kamulaştırma kararının kesinleşmesiylegerçekleşmektedir. Kamulaştırma kararının kesinleşmesi de işlemin davacıyatebliğinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılmaması veya davaaçılmış ise dava sonucu verilen davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesiylesağlanmaktadır.
2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi ilemülga 6830 sayılı Kanun'un 16. maddesi, kamulaştırma işlemine karşı davaaçıldığı hâllerde zorunluluk bulunması kaydıyla, idareye, karardan öncetaşınmaza el koyma olanağı sağlamaktadır. Buna göre, kamulaştırılan taşınmazmala hemen el konulmasına idarece zorunluluk görüldüğü hâllerde, kamulaştırmaişlemine karşı açılan davada mahkeme kararının sonucu beklenmeksizin,taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi mahkemeden istenebilmektedir.Bu amaçla kamulaştırmaya konu olan taşınmazın mahkemece idare adına tesciledilebilmesi için, kamulaştırma işleminin davalı mal sahibine tebliğ edilmesive taşınmaz mala kıymet takdir komisyonunca takdir edilen bedelin tamamınınmalik adına bankaya yatırılması gerekmektedir.
Yine gerek mülga 6830 sayılı Kanun'un 17.maddesi gerekse 2942 sayılı Kanun'un mülga 17. maddesiyle, kamulaştırmaişleminin idari safhasının tamamlanmasından sonra malik tarafından ferağverilmemesi durumunda idarenin mahkemeye başvurarak tescil davası açma olanağıgetirilmiştir. Mahkeme iki tarafı derhal davet etmekte ve taraflar gelmese dahigıyaplarında belgeleri incelemek suretiyle idare adına tescile kararvermektedir. İlgili maddelere göre taşınmazın idare adına tescil edilebilmesiiçin kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak tebliğ edilerekkesinleştirilmiş olması ve kamulaştırma bedelinin mal sahibi adına bankayayatırılmış bulunması gerekmektedir.
Yargıtay, usulüne uygun olarak tebliğedilmemiş kamulaştırma işlemlerinde taşınmaz mülkiyetinin idareye geçmediğini,bu durumda idarece taşınmaza el konulsa ve 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve17. maddeleri ile mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkeme kararıyla idare adına tescil edilse dahi bunun kamulaştırmasız el atmahükmünde olduğunu kabul etmekte ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılantazminat davalarını süre sınırı olmaksızın incelemektedir.
Uygulamada, idarelerin tebligata vekamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığına dair arşiv belgelerini imha etmişolmaları nedeniyle ispat sorunlarıyla karşılaşılabilmekte ve bu durum, ikincikez kamulaştırma bedeli ödenmesine yol açabilmektedir.
Kanun koyucu, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16.ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırmabedelinin peşin olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adınabankaya bloke edildiği hususunu dikkate alarak, idarelerin, ispat yükündenkaynaklanan sorunlar nedeniyle ikinci kez kamulaştırma bedeli ödemelerini engellemekamacıyla dava konusu kuralda yer alan düzenlemeyi ihdas etmiştir.
Bu amaçla, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar vediğer kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılması öngörülmüş; bukamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebindebulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davalarıaçılamayacağı belirtilmiş; açılmış ve devam eden davaların bu madde hükmüuygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir.
2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
...
Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukukiişlemlerin, bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilerekanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarakyapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerinebağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir.Usulüne uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olaniddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınanhak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir.
4650 sayılı Kanun'dan önceki kamulaştırmamevzuatına göre tebligatın yapılıp yapılmaması, dava açma süreleri vedolayısıyla adalete erişim hakkının kullanılabilmesi için hayati bir önemesahiptir. Kural olarak kamulaştırma işlemi usulüne uygun olarak tebliğedilmeden dava açmak için zorunlu olan otuz günlük hak düşürücü sürenin malikaçısından işlemeye başlaması mümkün değildir.
Dava konusu maddenin birinci cümlesinde, mülga6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilenkamulaştırmalarda, geçmişte usulüne aykırı olarak yapılmış olan tebligatlargeçerli sayılarak kamulaştırma işlemleri tamamlanmış kabul edilmektedir.Usulsüz olarak gerçekleştirilen kamulaştırma tebligatları geçerli kabuledilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılmasının, kamulaştırmaişlemine ve bedele karşı açılacak davalar için öngörülen otuz günlük hakdüşürücü sürenin geçirilmesi sonucunu doğuracağı açıktır.
Yargıtayın yerleşik içtihadı, geçersiz tebligata istinaden idare adına yapılantescillerin yolsuz ve bu durumda idarenin taşınmaza el koymasının da fiili elatma hükmünde olduğu yönünde olup bu içtihat uyarınca malikin kamulaştırmasızel atma nedeniyle herhangi bir süre sınırlamasına tabi olmaksızın tazminatdavası açması mümkündür. Maddenin ikinci cümlesinde, bu kamulaştırma işlemlerisebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veyabedeline karşı itiraz davaları açılamayacağı açıkça belirtilmek suretiylebirinci cümleyle oluşturulan hukuki durum teyit edilmenin yanında, kamulaştırmasızel atma nedeniyle açılabilecek tazminat davalarının da önü kapatılmıştır.
Ayrıca ikinci cümlenin devamında, açılmış vedevam eden davaların bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağı belirtilerekgeçici 7. madde hükmünün, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış vederdest olan davalara da uygulanması sağlanmıştır. Kuralın önceki bölümleriyle,kamulaştırma işlemine karşı iptal davası, bedel için de bedel artırımı veyatazminat davası açılamayacağı öngörüldüğünden bu bölümün kanunun yürürlüğegirdiği tarihte açılmış olan davalarda da uygulanması, bu davaların esasınınincelenmeksizin usulden reddedilmesi sonucunu doğurmaktadır.
Kuralın gerekçesinde, 6830 sayılı Kanun'un 16.ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırmabedelinin peşin olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adınabankaya bloke edildiği belirtilmiştir.
Sözü edilen kurallar uyarınca yapılankamulaştırma işlemlerinde kıymet takdir komisyonunca takdir edilen kamulaştırmabedeli malik adına bankaya bloke edilmiş olsa da bazı durumlarda, malikeyapılan tebligatın usulsüz olması gibi malikten kaynaklanmayan ve malike kusurizafe edilmesi de mümkün olmayan sebeplerle, malikin kamulaştırma işlemlerindenve kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığından haberdar olamaması mümkündür.Bu durumda, geçmişte malikten kaynaklanmayan sebeplerle usulsüz olarak yapılantebligatlar geçerli kabul edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmışsayılması suretiyle malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan davaları açmaimkânının ortadan kaldırılması ve açılan davaların da esası incelenmeksizinusulden reddedilmesinin öngörülmesi, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığı gibihukuk güvenliği ilkesini ve malikin mülkiyet hakkını zedelemektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralAnayasa'nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. ”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 23/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu, 6830 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma yapanidarenin tapu müdürlüğünden, vergi dairesinden ve zabıta marifetiyle adresaraştırması yaptıktan sonra ilanen tebligat yoluna gidebileceğini ifade etmişve olayda zabıta marifetiyle yapılan araştırmanın usulüne uygun olmamasınedeniyle ilanen tebligatın geçersiz olduğunu savunmuştur. Başvurucu, zabıtaaraştırmasının, kamulaştırma tebligatının yapıldığı Cevizlik Mahallesi yerine,ilgisiz bir bölge olan Halkalı mevkiinde yapılmasının, bazı mahkeme kararlarınıda örnek göstermek suretiyle usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
27. Başvurucu, kamulaştırma tebligatının geçersizliğine ilişkingörüşlerini temyiz aşamasında ileri sürdüğünü ancak Yargıtay'ın, kararın temyizedilmesinden sonra yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesiniuygulayarak temyiz istemini reddettiğini iddia etmiştir. Başvurucu söz konusuhükmün, geçmişe yürütülerek derdest olan davasına da uygulanmasının kazanılmışhaklarını ve hukuk devleti ilkesini zedelediğini belirtmiş, sonuç olarakmülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesineyönelik şikâyetin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
29. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı36. maddesi şöyledir:
“Herkes, meşrûvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindekidavaya bakmaktan kaçınamaz.”
30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olanmahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsızhâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştirensınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §52).
31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
32. Olayda, başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasına ilişkin4/5/1979 tarihli karar, başvurucunun adresinin tespit edilememesi nedeniyle ilanentebliğ edilmiştir. Söz konusu taşınmaz Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin21/11/1984 tarihli kararıyla 2942 sayılı Kanun'un mülga 17. maddesi uyarıncaArsa Ofisi adına tescil edilmiştir. Başvurucu tarafından, 18/6/2010 tarihindeArsa Ofisinin görevlerini üstlenen TOKİ'ye yapılan uzlaşma başvurusununsonuçsuz kalması üzerine Mahkemede kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminatdavası açılmıştır. Mahkemece 20/7/2011 tarihli kararla hak düşürücü süreninaşıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Mahkeme kararını temyizeninceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/6/2013 tarihli kararıyla, kararındayandığı gerekçelere göre davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığıbelirtilerek karar onanmıştır.
33. Mahkeme kararının temyiz edilmesinden sonra 11/6/2013tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 2942 sayılıKanun'a eklenen geçici 7. maddeyle, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17.maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar vediğer kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılması öngörülmüş; bukamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebindebulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamayacağıbelirtilmiş; açılmış ve devam eden davaların bu madde hükmü uygulanaraksonuçlandırılacağı ifade edilmiştir.
34. Ancak temyiz istemi Yargıtay tarafından bu hükme dayanılarakreddedilmemiş ve dolayısıyla bu hüküm olayda uygulanmamıştır. Yargıtay, Mahkemekararında açıklanan gerekçelerde isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir. Yargıtayın bu ifadesi, Mahkeme kararının gerekçesinibenimsediği anlamına gelmektedir. Mahkeme kararında, davalının adresininkamulaştırma tarihinde yürürlükte bulunan 6830 sayılı Kanun hükümleri uyarıncailgili kuruluşlardan araştırıldığı, ancak tespit edilememesi üzerinekamulaştırma işlemlerinin ilanen tebliğ edildiği ve bu şekilde yapılantebligatın geçerli olduğu gerekçesine dayanılmıştır. Dolayısıyla başvurucutarafından açılan davanın ve temyiz isteminin, kamulaştırma kararının tebliğineilişkin olarak 1979 yılında yapılan işlemlerin geçerli olduğu gerekçesineistinaden reddedildiği anlaşılmaktadır.
35. 6487 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7.maddeyle idare tarafından yapılan tebligat işlemlerinin usulsüz olsa bilegeçerli sayılması öngörülmüş ve bu hükmün mevcut davalara da uygulanmasıdüzenlenmiş ise de somut davanın hiçbir aşamasında bu hüküm uygulanmamıştır.Mahkeme, 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinden bağımsız olarak tebligatıngeçerli olup olmadığını tartışmış ve neticede tebligatın geçerli olduğusonucuna ulaşarak davayı hak düşürücü sürenin aşıldığı gerekçesiyle reddetmiş,Yargıtay da Mahkemenin ulaştığı sonucu aynen benimsemiştir. Bu itibarlabaşvurucunun, 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin geçmişe yürütülerekkendi davasına uygulandığı şikâyetinin maddi temelden yoksun olduğuanlaşılmaktadır.
36. Öte yandan, dava konusu yapılmış maddi olay ve olgular iledelillerin değerlendirilmesi ilke olarak derece mahkemelerinin takdirindedir.Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında derece mahkemelerinin maddiolay ve olgular ile delillerin değerlendirilmesi hususundaki takdirinidenetlemesi kural olarak mümkün değildir. Ancak derece mahkemelerinin buhusustaki değerlendirmelerinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bunun hak ve özgürlüklere müdahaleteşkil etmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin denetim hakkı saklıdır (Benzeryönde: Ahmet Sağlam, B. No:2013/3351, 18/9/2013, § 42).
37. Olayda Mahkemece, başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasıkararına ilişkin tebligatın geçerli olup olmadığı tartışılmış ve neticedetebligatın geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi deMahkemenin ulaştığı kanaati usule ve hukuka uygun bulmuştur. Derecemahkemelerinin ulaştığı bu sonucun aksini düşünmeyi gerektirecek bir neden debulunmamaktadır.
38. Sonuç olarak mahkemeye erişim yönelik açık bir ihlalin sözkonusu olmadığı anlaşılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA23/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.