TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN DEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5310)
Karar Tarihi: 21/2/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Hüseyin DEMİR
Vekili
:
Av. Bayram KAÇAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; başvurucunun kolluk güçleri tarafından kötü muameleyemaruz bırakılması isnadıyla şikâyetine rağmen sorumlular hakkında soruşturmaizni verilmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, hukuka aykırı olarakyakalanarak hürriyetinden yoksun bırakılması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının, araçla seyahati esnasında durdurulduktan sonra belli birsüre seyahatine devam etmesinin engellenmesi nedeniyle yerleşme ve seyahatözgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir:
9. Diyarbakır Barosuna kayıtlı avukat olan başvurucu 29/12/2012tarihinde Batman ilinde müvekkili A.A.E.yle başka bir şirket arasındaimzalanmak üzere ortaklık sözleşmesi düzenlemiştir.
10. Sözleşmenin imzalanmasının ardından başvurucuyla müvekkili,müvekkilinin kullandığı ve yufka ürünlerinin bulunduğu koyu renkli transporterbir araçla Diyarbakır iline dönmek için yola çıkmışlardır. Seyahatleriesnasında kolluk görevlileri tarafından bulundukları araç durdurulmuştur.Başvurucu ile müvekkilinin kimlik kontrolleri yapılmış, müvekkilinin ayrıcaGenel Bilgi Taraması (GBT) kayıtları incelenmiştir. Kontrolün ardından yoladevam etmişlerdir.
11. Başvurucu; yapılan bu kontrol sonrasında bir kolluk aracınınkendilerini takip ettiğini, mola vermek amacıyla durdukları benzin istasyonundatakip eden aracın da durduğunu, devam ettiklerinde aracın da takibe devamettiğini ifade etmiştir. Kolluk aracının bazen önlerinde bazen arkalarındaseyre devam ettiğini, Bismil ilçe merkezindeki ışıklarda durduklarında dayaklaşık on iki kişilik kolluk ekibinin kendilerini durdurduğunu belirtmiştir.Araçtan zorla indirildikten sonra avukat olduğunu beyan edip kimliğinigöstermesine rağmen"Kes lan kaldır ellerini araca yaslan!" diyehakaret edilip üstünün arandığını iddia etmiştir.
12. Altı kolluk görevlisi tarafından tutulan olay tarihlitutanakta ve olay sonrasındakolluk görevlilerinin alınan ifadelerinde ise;kaçakçılık ve terör suçlarının yoğun yaşandığı bir bölgede olunması nedeniyleakşam saatlerinde başvurucunun bulunduğu, camları filmli olan aracın kollukaracını hızla sollamasının dikkatlerini çektiği vurgulanmıştır. Megafonla veselektörle yapılan ikaza rağmen aracın durmaması üzerine haber merkezine bilgiverildiği ve yönlendirme doğrultusundaaracın bir süre sonra kontrollü şekildeışıklarda durdurulduğu anlatılmıştır.
13. İlçede görev yapan tüm ekiplerin bulunduğu bu esnada BismilSulh Ceza Mahkemesinin 30/11/2012 tarihli önleme arama kararına istinadenaracın içi, başvurucu ve müvekkilinin üstü aranmıştır. Araç içinde boş biraşişelerinin fark edilmesi üzerine Bismil Başsavcılığınca adli vaka bulunmadığındantrafik kuralları yönünden değerlendirilmesi gerektiği yönünde talimatverilmiştir. İşlemlerin yapılması için başvurucu ve müvekkili kollukgörevlileriyle birlikte Bismil İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü)götürülmüştür.
14. Başvurucu, Emniyet Müdürlüğünde de ayrıntılı olarak üstüarandığı esnada kolluk görevlisinin yakasından tutarak boynunu sıkmak suretiylefiziksel müdahalede bulunduğunu, aramanın yapıldığı odada kameranın olmadığınıfarkettiği için 155 polis imdat telefon hattını arayarak durumu anlatan seskaydı bıraktığını ifade etmiştir.
15. Ardından başvurucunun ve müvekkilinin hastanede fizikimuayeneleri yapılarak sağlık raporları alınmıştır. Başvurucuda darp ve cebirizine rastlanmamıştır. A.A.E.nin bacağında sıyrık olduğu tespiti yapılarakbasit tıbbi müdahaleyle giderileceği belirtilmiş,alkollü olmadığıanlaşılmıştır.
16. Kolluk görevlileri tüm aşamalarda başvurucunun söz konusuiddialarını (bkz. §§10, 13) reddetmiş, sürekli kendilerini tahrik edici üsluplakonuşan başvurucuya karşı fiziksel veya sözlü müdahalede bulunmadıklarını,arama kararına istinaden ve yasal işlemleri yapmak üzere başvurucuyu zorkullanma olmaksızın Emniyet Müdürlüğüne götürdüklerini söylemişlerdir.Başvurucunun avukat olduğunu beyan etmeden önce üstünü kabaca aradıklarınıancak bu beyandan sonra aramanın yapılmadığını ifade etmişlerdir.
17. Ayrıca yufka ve benzeri gıda ürünleriyle yüklü aracın taşımasınırının üzerinde yük alıp almadığına yönelik ölçüm yapılarak taşıma sınırıaşılmadığı tespit edildikten sonra sadece başvurucunun müvekkilinin durihtarına uymaması nedeniyle idari para cezası uygulanmıştır.
18. Başvurucu 15/1/2013 tarihinde polis memurları hakkında idarisoruşturma yapılması talebiyle şikâyetçi olması üzerine soruşturmabaşlatılmıştır. Olayın incelenmesi için muhakkik (soruşturmacı) atanmıştır.Soruşturmacı 25/4/2013 tarihinde dosyaya yansıyan tüm bilgi ve belgelerdoğrultusunda olayla ilgili maddi delil elde edilemediği gerekçesiyle memurlarhakkında ceza tayinine mahal olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. İdarisoruşturmanın bu tarihinden sonraki safahatına dair başvuru dosyasına herhangibir bilgi yansımamıştır.
19. Öte yandan başvurucunun Bismil Cumhuriyet Başsavcılığına(Savcılık)şikâyeti üzerine olay günü görevli olan tüm kolluk personeli hakkındagörevi kötüye kullanma, hakaret, haksız arama, kişi hürriyetinden yoksun kılmave kasten yaralama suçlarından soruşturma açılmıştır.
20. Savcılıkça, başvurucu ve müvekkilinin beyanlarıyla olay günügörevli olan tüm şüphelilerin ifadeleri alınmıştır. Başvurucunun talebi üzerine155 polis imdat haber merkezi ses kayıtları temin edilmiştir. Kayıtlarda,başvurucunun avukat olmasına rağmen üstünün arandığına dair beyanının bulunduğutespit edilmiştir. Olay günü çekilen fotoğraflar, düzenlenen tutanak ve yapılantüm işlemler incelenmiştir. Emniyet Müdürlüğü binasının içini ve girişinigösteren kamera kayıtları istenmiş ise de kameraların arızalı olması nedeniylekayıtlar alınamamıştır. Başvurucunun mola vermek amacıyla durduklarını beyanettiği benzin istasyonunu gösteren kamera kayıtları ile kolluk tarafındandurduruldukları trafik ışıklarının bulunduğu bölgeyi gösterenbankaya ait kamerakayıtlarına da kayıt tarihinden belli bir süre sonra silinmesi nedeniyleulaşılamamıştır. Hastane kamera kayıtları alınmış, kayıtlarda sadecegörüntülerin bulunduğu -ses kaydının olmadığı- anlaşılmıştır. Haber merkezinesuç ihbarı yapılıp yapılmadığına dair ses kayıtları ise sistemsel değişikliknedeniyle bulunamamıştır.
21. Bir yandan Savcılık tarafından kolluk görevlilerininsoruşturmaya konu olan suçları adli kolluk görevleri esnasında işledikleriiddia olunduğu değerlendirilerek olayla ilgili tüm deliller(bkz. § 20)toplanmıştır. Diğer yandansuç ihbarı bulunmaması ihtimaline binaen olayın suçunişlenmesini önlemek amacıyla mevcut şüphe üzerine kolluk görevlilerinin idarikolluk görevleri esnasında da gerçekleşmiş olabileceği öngörülerek BismilKaymakamlığından 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer KamuGörevlilerinin Yargılanmaları Hakkındaki Kanun kapsamında soruşturma izni talepedilmiştir.
22. Kaymakamlıkça 20/1/2014 tarihinde soruşturma izniverilmemesine karar verilmiştir. Karara başvurucu tarafından itiraz edilmiştir.Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi, 20/3/2014 tarihinde haklarında soruşturma izniistenilen polis memurları hakkında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikve yeterlilikte bulgu ve belgelerin elde edilememiş olması gerekçesineistinaden itirazın reddine karar vermiştir. Ret kararı başvurucuya 3/4/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
23. Başvurucu 17/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. UYAP aracılığıyla Savcılık soruşturma dosyasında yapılanaraştırmada başvurucunun bireysel başvuruda bulunduktan sonra Savcılıkça9/6/2014 tarihinde kolluk görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yerolmadığı kararı verildiği tespit edilmiştir. Savcılık gerekçesinde başvurucununsoyut iddiası dışında soruşturma kapsamında delil elde edilemediğibelirtilmiştir. Mevcut delillerin şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğinedair yeterlilikte olmadığı, dolayısıylakamu davası açılması için yeterli şüpheoluşturacak delil elde edilemediği vurgulanmıştır. Başvurucunun söz konusukarara itiraz ettiğine dair bir beyanı olmadığı gibi buna ilişkin herhangi birbilgi de UYAP kayıtlarında görünmemektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
25. 4483 sayılı Kanun’un 2. maddesinin son fıkrası şöyledir:
"765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncümaddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalardabu Kanun hükümleri uygulanmaz."
26. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 256.maddesi şöyledir:
"Zor kullanma yetkisine sahip kamugörevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiğiölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkinhükümler uygulanır."
27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun90. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
''Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veyayakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunanhâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağıbulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.''
28. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bentlerişöyledir:
''Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
g) Yakalama veya tutuklama nedenleri vehaklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklıbulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
h) Yakalanmaları veya tutuklanmalarıyakınlarına bildirilmeyen
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler.''
29.5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
''Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yerolmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş güniçinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığıağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itirazedebilir.''
B. Uluslararası Hukuk
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.maddesinin "tartışılabilir" ve "makul şüphe uyandıran" kötümuamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkatçekmektedir (Labita/İtalya [BD],B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 131).
31. AİHM; bir bireyin, polis veya devletin benzer diğergörevlileri tarafından Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı muamelelere maruzkaldığını savunulabilir bir şekilde ileri sürdüğü durumlarda söz konusumaddenin etkili ve resmî bir soruşturma yapılmasını gerektirdiğinihatırlatmaktadır (Assenov vediğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/2008, § 102).
32. Öte yandan AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgiliiddialarda soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamınagelmediğini ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti edenbir usulle soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No:43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).
33. AİHM, 4483 sayılı Kanun’da 2. maddesinin son fıkrasınınkolluğun zor kullanma yetkisini aştığı durumları 4483 sayılı Kanun'un kapsamındançıkardığını değerlendirmiştir (Tüfekçi/Türkiye,B. No: 52494/09, 22/7/2014, § 28; İşeri vediğerleri/Türkiye, B. No: 29283/07, 9/10/2012, § 29). Bu bağlamdasoruşturma izni istenmesinin başvurucuların Sözleşme’nin 3. maddesine aykırıbir muameleye maruz kaldığını ileri sürdüğü başvurularda gerçek koşullarınortaya konulmasını engellediği kanısına varmıştır (Tüfekçi/Türkiye,§ 47; İşerive diğerleri/Türkiye, § 42; Karahan/Türkiye,B. No: 11117/07, 25/3/2014, § 45).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 21/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A.Eşitlik İlkesi ile Birlikte Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
35. Başvurucu; müvekkili ile seyahat hâlindeyken kendilerinidurduran polis memurlarının hukuka aykırı olarak bir çok işlem yaptıklarındanşikâyetçi olmuş ise de ceza soruşturmasının etkili ve yeterli olmadığını,iddialarını ispatlayan delillerin mevcut olmasına rağmen yeterli delil olmamasıgerekçesiyle polis memurları hakkında soruşturma izni verilmediğini ifadeetmiştir. Etnik kökeni nedeniyle polis memurlarınca ayrımcı bir uygulamaylakötü muameleye tabi tutulduğunu iddia etmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 10.,17., 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarınaatıfta bulunularak kolluk tarafından yapılan işlemlerde Adlî ve ÖnlemeAramaları Yönetmeliği'nin 20. maddesi ile 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı PolisVazife ve Selahiyet Kanunu'nun 4. maddesinin A bendi ile 9. maddesinin dikkatealınarak Anayasa Mahkemesince inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir.Görüşte ayrıca ayrımcılık yasağına ilişkin başvurucunun somut bir iddiadabulunmadığı vurgulanmıştır.
37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki beyanlarını tekrar etmiştir. Ayrıca terör ve kaçakçılık suçununönlenmesi amacıyla araçlarının durdurulduğunu, ancak durdurmanın haksızolduğunun anlaşılması üzerine sırf yaptırım uygulanabilmesi saikiyle hukukaaykırı birçok işleme tabi tutulduklarını ileri sürmüştür. Avukat olduğunuaçıklaması üzerine kolluk görevlilerinin ayrımcı bir tutumla kendisiniaşağılamaya çalışarak ve fiziksel müdahalede bulunarak kötü muameleye tabitutulduğundan şikâyet etmesine rağmen delillerin karartıldığını, soruşturmanınbağımsız ve etkili yürütülmediğini iddia etmiştir.
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 36. ve 40.maddelerinde düzenlenen adil yargılanma ve etkili başvuru hakkının ihlaledildiği şikâyetlerinin özü, kamu görevlilerince kötü muameleye maruz kalmasınarağmen etkili ceza soruşturması yapılmadığına ilişkindir.
39. Öte yandan başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesindedüzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine dair şikâyeti, salt etnik kökeninedeniyle kamu görevlilerince kötü muamelenin uygulandığına özgülenmiştir. Anayasa'nın10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarınsoyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşmekapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak elealınması gerekir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33). Bu bağlamda başvurucunun iddiası kötümuamele yasağıyla temellendirilmiştir.
40. Dolayısıyla anılan iddiaların (bkz. §35) bir bütün içindeAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen kötü muamele yasağıkapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
41. Anayasa'nın10. maddesinde eşitlik ilkesi düzenlenmiştir.Herkesin "dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din,mezhep ve benzeri sebeplerle" ayırım gözetilmeksizineşit olduğuvurgulanmıştır.
42. Anayasa’nın 17. maddesinde iseherkesin maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin üçüncüfıkrasında kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye” tabi tutulamayacağıdüzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunmasıamaçlanmıştır. Anayasa’nın 17. maddesi 5. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde ayrıca devlete, kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiylebağdaşmayan bir muameleye maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler almaödevini yükler (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, §§80, 82).
43. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü,her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanıntemel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını vekamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötü muamele niteliğindeki fiillerinedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır (CezmiDemir ve diğerleri, § 110).
44. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturmatürünün, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkinyükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olaraktespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydanagelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesigereğince devletin, ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezaisoruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen idarive hukuki soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, bu hakihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 55).
45. Başvurucunun şikâyeti açısından maddi olayın ortayaçıkarılması, olayda sorumluluğu bulunanların tespiti ve cezalandırılmasışeklinde makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabileceknitelikte olan yolun etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi yolu olduğuanlaşılmaktadır (Zeki Güngör, B.No: 2013/8491, 31/3/2016, § 40).
46. Bu itibarla başvurucu da kamu görevlilerince hukuka aykırıolarak ve Anayasa'nın 17. maddesini 3. fıkrasını ihlal eder biçimde ayrımcı birmuameleye tabi tutulduğunu iddia ederek anılan etkili yola başvurmuştur.
47. Şikâyet üzerine Savcılık tarafından açılan soruşturmakapsamında, iddia olunan eylemlerinadli kolluk görevi esnasında gerçekleştiğideğerlendirilerek olayla ilgili tüm deliller (bkz. § 20) toplanmıştır. Eşzamanlı olarak diğer yandan -eylemlerin idari kolluk görevi kapsamındakalabileceği ihtimaline binaen- idari makamlardan soruşturma izni istenilmişise de söz konusu izin verilmemiştir (bkz. § 22). Başvurucu izin verilmemesiüzerine kamu görevlileri hakkında soruşturma yapılmadığı şikâyetiyle bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
48.Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği başvurucununbireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive delilleri zamanında bu makamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunutakip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
49. Başvurucunun bireysel başvuruda bulunmasından sonraSavcılık, soruşturma dosyasındaki tüm delilleri değerlendirmek suretiyle kamudavası açılması için yeterli şüphe oluşmadığına kanaat getirmiş ve kovuşturmayayer olmadığına karar vermiştir. Diğer bir ifadeyle Savcılık her ne kadar isnatolunan eylemlerle ilgili kamu görevlileri hakkında soruşturma yapabilmek içinizin istemiş ve istediği izin verilmemiş ise de esasen olayla ilgilidelilleritoplayarak soruşturmayı tamamlamış ve bu delilleri değerlendirerek bir sonucaulaşmıştır. İtiraz yolu açık olan bu karara itiraz edildiğine ilişkin olarakdosyaya sunulmuş bir bilgi ya da belge bulunmamaktadır. Anılan karara itirazedildiğine ilişkin bir bilgiye UYAP kayıtlarında da ulaşılamamıştır.
50. Başvurucunun şikâyet ettiği hususların itiraz sürecindeincelenebileceği ve ihlal iddiaları kabul edildiği takdirde giderimininsağlanmasının olanaklı olacağı kuşkusuzdur. Öte yandan başvurucu tarafındanbaşvurusundan sonra gelişen bu yeni durum karşısında imkânı varken Savcılıkkararına itiraz etmemesinin nedeni hakkında herhangi bir açıklama da başvurudosyasına yansımamıştır. Bu durumda başvurucunun süresinde ve yetkili mercilerezamanında başvurarak şikâyetçi olduğu ancak sonrasında başvurusunu takip etmekiçin gereken özeni göstermeyerek hukuk sisteminde mevcut olağan kanun yollarınıtüketmediği sonucuna ulaşılmıştır (Benzer yönde karar için bkz. Cevat Şimşek, B. No: 2014/20362,20/9/2017, § 26).
51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağınınihlal edildiğine ilişkin iddiasının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
52. Başvurucu, koşulları oluşmadığı hâlde yakalama işlemine tabitutulduğunu, kollukta kaldığı süre boyunca hürriyetinden yoksun bırakıldığını,yakalama sebeplerinin tarafına bildirilmediği gibi yakalama işlemindenyakınlarına haber verilmediğini belirtmiştir.
53. İkincillik ilkesi gereği başvurucunun bireysel başvurukonusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkiliyargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi gerektiğine yukarıda değinilmiştir (bkz. § 48).
54. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan kişilerin, maddi ve manevi her türlü zararlarını devlettenisteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta bir başvuru mekanizmasıöngördüğü görülmektedir.
55. Anayasa Mahkemesi, yakalamanın hukuka aykırı olduğu veyakalanan kişiye yakalama nedenlerinin bildirilmediği iddialarına ilişkinolarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Zeki Bingöl (2), B. No: 2013/6576,18/11/2015, § 61; Tahir Gökatalay (3),B. No: 2013/5605, 30/3/2013, § 49; DenizÖzfırat, B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 54).
56. Somut olayda başvurucunun hukuka aykırı olarak yakalamaişlemine tabi tutulduğu, yakalama sebeplerinin tarafına bildirilmediği veyakalama işleminden yakınlarına haber verilmediğine ilişkin iddiaları 5271sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilecektir. Bumadde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun iddialarının tespitihâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolununbaşvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoluolduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurununincelenmesinin bireysel başvurunun "ikincil niteliği" ilebağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
C. Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğünün İhlalEdildiğine İlişkin İddia
58. Başvurucu saatlerce Bismil ilçesinde tutulduğu için yolunadevam edemediğinden dolayı Diyarbakır'a gidemediğini ve seyahat özgürlüğününkısıtlandığını iddia etmiştir.
59.Anayasa'nın 23. maddesi şöyledir:
"Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetinesahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek,sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyigerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma vekovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancaksuç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olaraksınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girmehakkından yoksun bırakılamaz."
60. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre herkesinAnayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Sözleşme vebuna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamugücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceğihükmüne yer verilmiştir.
61. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nintaraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başkaifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
62. Sözleşme'ye ek 4 No.lu Protokol'e ülkemiz taraf değildir. Bunedenle anılan Protokol kapsamında kalan ve Anayasa’nın 23. maddesinde yer alanseyahat özgürlüğüne yönelik şikâyetle ilgili olarak bireysel başvurudabulunulamaz (Sebahat Tuncel, B.No: 2012/1051, 20/2/2014, § 53).
63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesi ilebirlikte kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Yerleşme ve seyahatözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA21/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.