TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN ÜNAL VE MEHMET ÜNAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/14222)
Karar Tarihi: 29/5/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 18/7/2019-30835
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Fatma Burcu NACAR YÜCE
Başvurucular 1. Hüseyin ÜNAL
2. Mehmet ÜNAL
Vekili
:
Av. Uğur ÖZÜBEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/8/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvuruculara karşı İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde(Mahkeme) açılan davada davacılar, murislerinin İstanbul Sarıyer’de bulunan üçkatlı bir apartmanın giriş katındaki daireyi Gayrımenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile başvurucuHüseyin Ünal'dan satın aldığını, davalı Hüseyin Ünal'ın sonradan iradesinideğiştirerek taşınmazı ölünceye kadar bakma akdi ile yeğeni Mehmet Ünal'atemlik ettiğini belirterek tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini talepetmişlerdir.
9. Mahkeme 10/7/2014 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir.
10. Başvurucular vekili gerekçeli kararı 22/9/2014 tarihindetebellüğ etmiş,UYAP yoluyla3/10/2014 tarihinde hükmü temyiz etmiştir.
11. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi (Daire) 15/12/2015 tarihlikararında hükmün başvuruculara usulüne uygun tebliğ edildiğini, on beş günlükyasal süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunulduğunu belirterek süre aşımınedeniyle temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
12. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 12/5/2016 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
13. Ret kararı 19/7/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,4/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
14. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Temyiz süresi onbeşgündür. Bu süre 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşlarıhakkında otuz gündür.Temyizsüreleri, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeyebaşlar."
15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun geçici 3. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge AdliyeMahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devamolunur."
"Bölge adliye mahkemelerinin görevebaşlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlarhakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncümadde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."
16.6100 sayılı Kanun'un 445. maddesi şöyledir:
"Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP),adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulanbilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamdagerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır.
Elektronik ortamda, güvenli elektronik imzakullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyalarıincelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanakve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir vegönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan tutanak ve belgelerayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz.
Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılmasıgereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkimveya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir.
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre günsonunda biter.
Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesizyargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ınkullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir."
17. 15/1/2004 tarihli ve 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun5. maddesi şöyledir:
"Güvenli elektronik imza, elle atılanimza ile aynı hukukî sonucu doğurur.
Kanunların resmî şekle veya özel bir merasimetabi tuttuğu hukukî işlemler ile teminat sözleşmeleri güvenli elektronik imzaile gerçekleştirilemez."
18. Olay tarihinde yürürlükte olan, 3/4/2012 tarihli ve 28253sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girenmülga Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 5. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"...
Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer güvenlielektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemeler veya hukukdairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler.
Gelen evraktan sorumlu personel, UYAPüzerinden mahkeme veya hukuk dairelerine gönderilen ve iş listesine düşenbelgeleri derhal ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Hâkiminonayını gerektiren evrak hâkimin iş listesine yönlendirilir.
...
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre günsonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmamasıaçısından saat 00:00’a kadar yapılması zorunludur.
Fizikî ortamda yapılan işlemlerde süre mesaisaati sonunda biter."
19. Mülga Yönetmelik'in 48. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"...
Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenlielektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler içinayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat BilgiSistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için elektronikimza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronikortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılmasısağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihteyapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamdaerişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur.
Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat00:00’a kadar yapılabilir.
..."
2. Yargıtay Kararı
20. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/1/2014 tarihli veE.2013/14-742, K.2014/16 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
..Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza MahkemeleriYazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik ve Hakimler ve SavcılarYüksek Kurulunun ilgili genelgesine göre UYAP'akaydedilerek elektronik ortama aktarılan belgelerle ilgili kayıt tarihininilgili işlemler yönüyle havale tarihi olarak esas alınması gerekmektedir.
..."
.21. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/1/1985 tarihli veE.1984/5, K.1985/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı sayılı kararınınilgili kısmı şöyledir:
"...
...Harca tabi olmasına rağmen hesap edilipilgilisinden alınmadan temyiz defterine kaydedilen temyiz dilekçeleri hakkındada HUMK`nın 434/3. maddesinde öngörülen eksik harçödenmesi ile ilgili işlemin kıyasen uygulanması ve bu durumda temyiz isteminin,temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılması gerekmektedir.
..."
B. Uluslararası Hukuk
22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkesdavasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezaialanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarakve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir...”
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mahkemeye erişimhakkının Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçasıolduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.No: 54252/07..., 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak veyükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı yeri önünegetirme hakkının güvence altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36)belirtmiştir. Yine AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinde mahkeme kararlarına karşıkanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancakdevletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunmahakkı tanıması durumunda bu incelemeyi yapan mahkeme önünde uygulanan muhakemeusulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §§ 25, 26).
24. Bu değerlendirmeye benzer şekilde AİHM, bir hukuk davasındabölge adliye mahkemesi ilamına yönelik itirazın süre yönünden reddedilmesinedeniyle yapılan başvuruyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirerekkanun yolu incelemesinde uygulanacak usulün Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir (Mushta/Ukrayna, B. No: 8863/06, 18/11/2010, §§ 37-42).
25. AİHM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakımsınırlandırmaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amacayönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasındamakul bir orantısallık ilişkisinin bulunmadığıdurumlarda kısıtlamaların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasına uygunolmayacağını belirtmiştir (Ashingdane/Birleşik Krallık,B.No: 8225/78, 28/5/1985, § 57).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
27. Başvurucular avukatları aracılığı ile UYAP sistemindenMahkemeye 3/10/2014 tarihinde temyiz dilekçesini gönderdiklerini ancakMahkemenin araya Kurban Bayramı girmesi nedeniyledilekçeyi8/10/2014 tarihindeişleme koyduğunu, temyiz harcını da 1086 sayılı mülga Kanun'un 434. maddesinin(3) numaralı fıkrası uyarınca herhangi bir bildirim olmadan 9/10/2014 tarihindeyatırdıklarını, süresinde temyiz talebinde bulunmalarına rağmen Yargıtay 14.Hukuk Dairesi tarafından temyiz dilekçelerinin reddedildiğini belirterekAnayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılama talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
29. Başvurucuların şikâyetinin özünün temyiz talebinin esasının Yargıtayca incelenmemesine yönelik olması nedeniyle iddia,adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkıkapsamında incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı
31. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§34).
32. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
33. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelikuyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olaraknitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararınakarşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birliktegerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklereilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânıtanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındakigüvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).
34.Süre yönünden temyiz talebinin reddedilmesinin mahkemeyeerişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
35.Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
37. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
38. Başvuru konusu olayda temyiz talebini Yargıtay Dairesinin1086 sayılı mülga Kanun'un 432. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığıgerekçesiyle reddettiği anlaşılmaktadır.
39. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği retkararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
40. Yargısal başvuruların bir süreye bağlanmasının meşruamacının ne olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesitarafından incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde kanun yolubaşvurularında süre koşulu öngörülmesinin en genel ifadesiyle hukuki güvenlikve istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacının bulunduğuna işaretetmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ertuğrul Dalbaş, B. No: 2014/7805,25/10/2017, § 59).
iii. Ölçülülük
41. Temyiz talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucularınmahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucularaağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir.
(1)Genel İlkeler
42. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeyeerişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalarmahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (ÖzkanŞen, § 52).
43. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabikılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikte yargısalbaşvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıpsınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13. maddesinde yer alanölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye erişimi imkânsız hâlegetirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir. Kişinin mahkemeyebaşvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, § 52).
44. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabikılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikteyargısal başvuru usullerinin belirli ve öngörülebilir olması gerekir. Davaaçılmasına veya diğer kanun yollarına başvurulmasına ilişkin dilekçelerinyetkili mahkemelere sunulma yöntemine dair kanuni veya fiilî belirsizliklerinbulunması, kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Hasan İşten, § 45).
45. Öte yandan mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemineilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimleriniengelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde şekilcilikten kaçınmalarıgerekir. Ayrıca mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama vehatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep eden bireylereyüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini ilgilimevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan kişilerinkendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklananhata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi buhakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanun yoluna başvurmayönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan başvurucular yönünden bu türmüdahaleler, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişimhakkının ihlaline sebep olabilir (Hasanİşten, § 46).
46. Anayasa Mahkemesine gelen benzer bir başvuruda, başvurucularYargıtay onama kararına karşı UYAP üzerinden süresinde karar düzeltme talebindebulunmuşlar ancak dilekçe mahkeme görevlileri tarafından yasal süre dolduktanbir gün sonra işleme konulmuştur. Yargıtay, dilekçenin işleme alınma tarihiniesas alarak başvurucuların karar düzeltme talebini süre yönünden reddetmiştir.Anayasa Mahkemesi; mahkeme yazı işlerinin gecikmesinden kaynaklanan uygulamanınyanlış bir olguya dayanılarak açık bir hata ile gerçekleştirildiğini,başvurucuların kanun yolunu kullanması imkânını ortadan kaldırdığını vebaşvurucular üzerinde ağır bir yüke sebep olduğunu, başvurucuların katlanmakzorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olduğunubelirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Nebi Karataş ve diğerleri, B. No:2014/13001, 8/3/2017, § 60).
(2)İlkelerin Olaya Uygulanması
47. Başvurucular, yasal süre içinde temyiz talebindebulunmalarına rağmen Yargıtay tarafından taleplerinin reddedildiğini belirterekkanun yoluna başvuru hakkının engellendiğini iddia etmiştir.
48. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,başvurucuların temyiz talebinin kanun yolu incelemesine konu yapılmamasınınmahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
49. Başvurucular 3/10/2014 tarihli dilekçelerinde ayrıntılı birşekilde itirazlarını dile getirerek temyiz talebinde bulunmuş, temyiz harcınıda 1086 sayılı mülga Kanun'un 434. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarıncaMahkemece kendilerine bir bildirimde bulunmadan 9/10/2014 tarihindeyatırmışlardır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ise başvurucuların temyiztaleplerini on beş günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra yapıldığınıbelirterek reddetmiştir.
50. Olay tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı mülga Kanun'un432. maddesinde tebliğden itibaren on beş gün içinde temyiz talebinde bulunulabileceğibelirtilmiştir.
51. 6100 sayılı Kanun'un 445. maddesinde, elektronik ortamdagüvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabileceği, harç ve avansınödenebileceği, dava dosyalarının incelenebileceği, Kanun kapsamında fizikiolarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgelerin güvenli elektronik imzaylaelektronik ortamda hazırlanarak gönderilebileceği belirtilmiştir.
52. Yine başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan mülgaYönetmelik'in 5. ve 48. maddelerinde, taraf ve vekilleri ile diğer ilgilileringüvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla mahkemelerveya hukuk dairelerine elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilecekleri,taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolubaşvuru dilekçesinin gönderilebileceği, bu işler için ayrıca elle atılmışimzalı belge istenmeyeceği, avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerindenkanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için elektronik imza sahibiolmalarının gerekli olduğu, kanun yolu harçlarının avukat tarafından elektronikortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılacağı, kanun yolu başvurusunundilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
53. Başvuru formuna ekli belgeler ve UYAP'tanyapılan incelemede tebligat mazbatasına göre Mahkemenin gerekçeli kararınıntebliğ tarihinin 22/9/2014 olduğu, PTT kayıtlarında ise tebliğ tarihinin22/9/2014 ve 24/9/2014 tarihleri olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. BaşvurucuvekilininUYAP vasıtasıyla 3/10/2014 tarihinde temyiztalebinde bulunduğu, Mahkeme Kalemince dilekçenin 8/10/2014 günü saat 09.05'teişleme alındığı, Mahkemece bu tarih esas alınarak süresinde olduğundan bahisle Yargıtaya dosya gönderme kontrol formu düzenlendiğianlaşılmıştır.
54. Başvurucuların temyiz talebi, on beş günlük kanunisüresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
55.Yukarıda belirtilen tespitlere göre temyize konu mahkemekararının 22/9/2014 tarihinde tebellüğ eden başvurucular vekilince UYAPüzerinden 3/10/2014tarihinde temyiz talebinde bulunulmuş olmasına rağmenmahkeme görevlileri tarafında bayram tatilinden dolayı dilekçenin 8/10/2014tarihinde işleme konulması ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesince de temyiz tarihiolarak bu tarihin esas alınması suretiyle temyiz dilekçesinin süre yönündenreddedilmesi öngörülebilirlik sınırları içinde değerlendirilemeyecektir. Yanlışbir olguya dayanılarak açık bir hata ile gerçekleştirildiği anlaşılanuygulamanın başvurucuların kanun yolunu kullanması imkânını ortadan kaldırdığı,başvurucular üzerinde ağır bir yüke sebep olduğu, bu suretle başvurucularınkatlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olduğu,dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
56. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındakimahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
57.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
58. Başvurucular yeniden yargılama ile 56.670 TL maddi tazminatkararı verilmesi talebinde bulunmuştur.
59. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.
60. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzerekararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
61. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
62. Anayasa Mahkemesi başvurucunun temyiz isteğinin süredenreddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Daire kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
63. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yeniden yapılacak yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda Daire tarafından yapılması gereken iş, temyiz istemininsüre aşımı nedeniyle reddi yolundaki kararını kaldırarak temyiz istemini -usuleilişkin diğer meselelerde de bir eksiklik söz konusu değilse- esastanincelemekten ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin dosyanın Yargıtay 14.Hukuk Dairesine gönderilmesini sağlamak üzere İstanbul 2. Asliye HukukMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylailgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere İstanbul 2. Asliye HukukMahkemesine (E.2012/367, K.2014/274) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
.
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.