TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HÜSEYİN YILDIRIM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/18386)
Karar Tarihi: 27/2/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Hüseyin YILDIRIM
Vekili
:
Av. Erkam YILDIRIM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, yakalama vetutuklama dolayısı ile suçlamaların bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı TerörÖrgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilenbir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
B. Başvurucuya İlişkin Süreç
10. Başvurucu, Yargıtay üyesi olarak görev yaparken 24/8/2016tarihinde meslekten ihraç edilmiştir.
11. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 20/7/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
12. Başvurucu, Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunun ardından 21/7/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheli Hüseyin Yıldırım'ın üzerineatılı bulunan Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediğine dair kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında somut delillerin bulunması,yakın ve somut bir tehdidin halen devam ediyor olması, şüphelinin kaçma vedelilleri karartma ihtimallerinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağından, şüphelinin Hakimliğimizin yetkisiz vegörevsiz olduğuna dair talebini şüpheliye isnat edilen suçun ağır cezayıgerektiren suç üstü hallerinden olması nedeniyle CMK'nın 2/1-j, 2797 SayılıYargıtay Kanunu'nun 46/1 son cümlesi, 2575 Sayılı Danıştay Kanunu'nun 82.Fıkrası, 2802 sayılı HSYK Kanunu'nun 38/9 maddesi gereği reddi ile CMK'nın 100.Maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. Maddesindeki tutuklama şartlarıkapsamında, isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelininCMK'nın 101. Maddeleri uyarınca tutuklanmasına [karar verildi].”
13. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 3/2/2017 tarihindebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
14. Başvurucunun bu karara yaptığı itirazı inceleyen Ankara 1.Sulh Ceza Hâkimliği "tutuklama kararının kaldırılmasını gerektirecek dosyaiçerisine yeni bir delil ibraz edilmediği, Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliği'nintutukluluk halinin devamına ilişkin verilen kararda belirtilen gerekçelerinusul ve yasaya uygun olduğu kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediği"gerekçesiyle 6/3/2017 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
15. Başvurucu 29/3/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği 26/4/2017 tarihinde yüz altmışşüpheli ile birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.Tutukluluğun devamı kararında "Atılısuçun niteliği, mevcut delil durumu, henüz tahkikatın sonuçlanmamış olması,tutuklama sebeplerinin devam etmesi, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların CMK'nın 100. maddesi ve ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddekapsamında tutuklama nedenlerinin bulunması, verilen tutuklama kararının ölçülüoluşu ve adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı" gerekçelerinedayanılmıştır.
17. Başvurucunun bu karara yaptığı itirazı inceleyen Ankara 4.Sulh Ceza Hâkimliği"tutuklama tarihinden sonra şüpheli lehine gelişen birdurumun olmadığı, şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu,tahkikatın sonuçlanmamış olması, delillerin karartılması ihtimalininmevcudiyeti, tutuklama sebeplerinin devam etmesi, kuvvetli suç şüphesi dikkatealınarak CMK'nın 100. maddesi ve ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. Maddekapsamında tutuklama nedenlerinin bulunması, verilen tutuklama kararının ölçülüoluşu ve adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı"gerekçesiyle 16/5/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
18. Soruşturma aşamasında başvurucunun tutukluluk durumu gerekitiraz üzerine gerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine süresiiçinde incelenerek tutukluluğun devamına karar verilmiş, başvurucununtutukluluğun devamı kararlarına yaptığı itirazlar da reddedilmiştir.
19. 6/7/2017 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının2017/111129 sayılı soruşturması kapsamında eski Yargıtay üyesi olan başvurucuhakkında kamu davası açılması için 17/4/2017 690 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2.maddesiyle değişik 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 46.maddesi uyarınca fezleke düzenlenerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir. Bu aşamadan sonra başvurucunun tutukluluk incelemesi Yargıtayilgili ceza dairesi tarafından yapılmıştır.
20. 15/12/2017 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığınınE.2017/258 sayılı soruşturması kapsamında başvurucu hakkında silahlı terörörgütü yöneticisi olma suçundan kamu davası açılmıştır. Söz konusu iddianamedeFETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında alınan tanık (bir kısmı gizli tanık)beyanları (başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğu yönündeki), ByLock isimli programda başkalarınınyaptığı ancak başvurucu ile ilgili olan yazışmalar, sivil imamlarla yurt dışınagiriş çıkış yaptığı iddiasına ilişkin giriş çıkış kayıtları delil olarakgösterilmiştir. İddianamede başvurucuyla ilgili şu değerlendirmelerdebulunulmuştur:
"Şüpheli Hüseyin Yıldırım'ın, öğrencilikdöneminden itibaren dahil olduğu terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinihakimlik mesleği süresince de sürdürdüğü, Adalet Bakanlığında Tetkik Hakimiolarak çalıştığı sırada diğer örgüt mensuplarıyla birlikte örgüt toplantılarınakatılarak, örgütün finansman kaynaklarından olan himmet paralarını topladığı,örgüte ait evlerde kalan hakim adayları ile hakimlik sınavına hazırlananlaramotivasyon katmak amacıyla B.E.den toplantılarına katılmasını istediği,kendisinin katıldığı toplantılarda örgüt üyelerinin gizlilik içerisinde hareketetmeleri, amaç ve faaliyetlerini saklamaları hususunda talimatlar verdiği, terörörgütünün Adalet Bakanlığında güçlenmesi için bir çok örgüt mensubunun atanmasıkonusunda faaliyetlerde bulunduğu, terör örgütleri ile mücadele konusundahazırlanan yasa tasarılarının kanunlaşmaması için diğer örgüt mensupları ilebirlikte kulis faaliyetleri yaptığı, Adalet Akademisi Başkanı olduğu dönemdeterör örgütü lideri Fetullah Gülen ile bizzat görüştüğü, bu kuruma örgütmensubu olan bir çok hakimin alınmasını sağlayarak, kurum bünyesinde örgütesempati veya yeni üyeler kazandırılması amacıyla yemekli organizasyonlar veyageziler düzenlediği, 2010 yılı HSYK seçimleri için aday belirlenmesi hususundabizzat aktif görev üstlenerek, N.Ö. ve H.S. gibi kişilerin aday olmasınısağladığı, seçim öncesinde de örgüte mensubiyeti bulunan adaylara oy verilmesiyolunda çalışmalar yürüttüğü, terör örgütü mensuplarının 2010 yılında HSYK'daçoğunluğu ele geçirmelerini müteakiben, örgüt liderinin talimatı ile örgütüyelerinin kendi aralarında yaptıkları toplantılar sonucunda Yargıtay üyeliğineseçilmesine karar verilen isimlerin belirlendiği toplantılarda HSYK üyesiolmamasına rağmen seçici olarak yer aldığı, sonraki süreçte yüksek yargıya üyeseçimlerinde de belirleyici olarak toplantılara katıldığı, Yargıtay üyesiolduktan sonra Yargıtay'da divan üyelerinin ve dairelerde görev alacak Yargıtayüyeleri ve başkanlarının belirlenmesinde örgüt adına aktif görev alarakfaaliyetlerini gizlilik içerisinde sürdürdüğü, bu çalışmalardan endişe duyankişilerin kendisine yönelttiği eleştiriler ve çözüm önerileri üzerine bu durumunkendilerinin deşifre olması anlamına geleceğini belirterek karşı çıktığı, 2014yılında yapılan HSYK seçimleri için örgüt mensubu eski Yargıtay üyesi D.A.nınevinde yapılan toplantıda yine eski Yargıtay üyesi İ.D. Gaziantep'e giderek,orada bu yapıya müzahir HSYK üye adayları lehine çalışma yapması konusunda emirverdiği, örgütün sivil imamlarından M.O. ile 10.07.2014 ve 22.07.2014tarihlerinde Sefa Bey Caddesi Yalova Belediye Binası adresinde ortak bazhareketliliği bulunacak biçimde bir araya geldiği, örgütün sivil imamlarıarasında yer alan S.A., Ö.U., H.D. ve K.D. ile değişik tarihlerde İstanbul HavaLimanından yurt dışına çıkış veya giriş yaptığı, örgüt üyelerinin kendiaralarında yaptıkları kriptolu haberleşme yöntemi olan ByLock görüşmelerindeşüphelinin oğlu ile ilgili istemlerinin yerine getirilmesi konusunda yazışmalarbulunduğu, FFTÖ/PDY silahlı terör örgütünün bazı ifadelerde yedi, bazıifadelerde dokuz kişiden oluştuğu belirtilen yargı yapılanmasının üstkonseyinde görev alarak, önemli mevkileri işgal edecek yargı mensuplarınınatanması veya örgütçe önemli olduğu değerlendirilen konularda alınacakkararlarla ilgili olarak yargı imamı olduğu bilinen (Kartal) kod adlı İ.Ş. dedahil olduğu heyet şeklinde çalışan bu birimin taktiksel beyin takımından olduğu,örgütün mahrem yerler olarak vasıflandırdığı kurumlardan olan yargıyasızmasında etkin olmasında rol aldığı, şüphelinin örgüt adına bağımsız olaraktalimat verme ve tasarrufta bulunma konusunda yetkili olduğu hususları birbütün olarak dikkate alındığında FETÖ/PDY terör örgütünün deşifre olmasınıengellemek, örgüt mensupları hakkında yapılan soruşturmaların sonuçsuzkalmasını sağlamak, örgüt faaliyetlerinin belli bir disiplin içinde istikrarlıbir şekilde devamı için diğer örgüt yöneticileriyle birlikte fikir ve eylembirliği içinde hareket etmek suretiyle hiyerarşik yapıya dahil olduğu, sıkı birdisiplinle, örgütün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri ve amacına uygunhareket ettiği, haiz olduğu görev ve sorumluluk alanları ile emir ve talimat vermenoktasındaki yetkileri gözetildiğinde, FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütününhücre yapılanmasında, görev yaptığı Adalet Bakanlığı, Yargıtay ve AdaletAkademisinde özel göreve haiz yönetici sıfatında olduğu sonucunaulaşılmıştır."
21. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 20/12/2017 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır.
22. Başvurucunun Yargıtay 9. Ceza Dairesinde (ilk derecemahkemesi sıfatıyla) yargılandığı davada 10/1/2018 tarihli tensip incelemesindebaşvurucunun tutukluluk durumu değerlendirilmiş ve "Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticisiolma suçuna ilişkin tanık beyanları, dosya kapsamı ve mevcut delil durumunagöre; sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesini gösteren somutdelillerin bulunduğu, örgütün yöneticilik ve üyeliği suçunun faili pek çokkimsenin halen kaçak olduğu, işlenen suçlara dair delillerin toplanmaya devamedilmekte olduğu hususları dikkate alındığında sanığın kaçma, saklanma vedelilleri karartma şüphesi bulunduğu, müsnet suçun CMK'nın 100/3. maddesindesayılan katalog suçlardan olduğu, suçun vasıf ve mahiyeti ile kanundagösterilen ceza miktarları dikkate alındığında verilen tutuklama tedbirininölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontrol tedbirlerininyetersiz kalacağı, tutuklanmasından sonra sanığın hukuki durumunda herhangi birdeğişiklik de bulunmadığı" gerekçesiyle tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir.
23. Yargıtay 9. Ceza Dairesi tensip incelemesinde çok sayıdakurum ve kuruluşa müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Bu bağlamdabaşvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu belirtilen banka, finans, dernek,vakıf ve eğitim kurumu gibi özel kurum ve kuruluşlarla bağlantısının olupolmadığı, FETÖ tarafından kullanıldığı tespit edilen özel haberleşme programıolan ByLock veya benzer biriletişim sistemi kullanıp kullanmadığı ve FETÖ/PDY ile irtibatına ilişkin-dosyadaki tanık beyanları dışında- başka bir ihbar, şikâyet, şüpheli, sanıkveya tanık beyanı bulunup bulunmadığı hususları ilgili yerlerden sorulmuştur.
24. Kovuşturma sürecinde 26/12/2017, 7/2/2018, 7/3/2018,27/4/2018, 25/5/2018, 25/6/2018 tarihlerinde Mahkeme aşağıdaki gerekçelerlebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir:
"Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlıterör örgütü yöneticisi olma suçuna ilişkin tanık beyanları, dosya kapsamı vemevcut delil durumuna göre; sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suçşüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu, örgütün yöneticilik ve üyeliğisuçunun faili pek çok kimsenin halen kaçak olduğu, işlenen suçlara dairdelillerin toplanmaya devam edilmekte olduğu hususları dikkate alındığındasanığın kaçma, saklanma ve delilleri karartma şüphesi bulunduğu, müsnet suçunCMK'nın 100/3. maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu, suçun vasıf vemahiyeti ile kanunda gösterilen ceza miktarları dikkate alındığında verilentutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adlikontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı, tutuklanmasından sonra sanığın hukukidurumunda herhangi bir değişiklik de bulunmadığı anlaşıldığından, mütalayauygun olarak, CMK'nın 100 ve müteakip maddeleri uyarınca, sanığın FETÖ/PDYsilahlı terör örgütü yöneticisi olma suçundan tutukluluk halinin devamına ... [kararverildi.]"
25. 15/8/2018, 10/9/2018, 15/10/2018, 13/11/2018, 26/12/2018,24/1/2019, 26/3/2019, 29/4/2019, 30/5/2019, 25/6/2019 tarihlerinde yapılanincelemelerde ise aşağıdaki gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir:
"Sanık Hüseyin YILDIRIM'ın üzerine atılıFETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçunu işlemiş olabileceğineilişkin tanık beyanları gibi delillerin bulunması, atılı suç için öngörülenceza miktarı, atılı suçun CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen suçlardan olması,sanığın iddia edilen örgüt bağlantısı ve sanığın yöneticisi olduğu iddia edilenörgütün mensuplarının önemli bir kısmının yasal ya da yasa dışı yollarla yurtdışına kaçmış olmaları, bazılarının kaçarken yakalanmış olmaları nedeniylesanığın da kaçma ihtimalinin bulunması birlikte değerlendirildiğinde tutuklamaşartlarının devam ettiği, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersizkalacağı kanaatine varılması nedeniyle CMK'nın100 ve müteakip maddeleri gereğince tutukluluk halinin devamına ... [karar verildi.]"
26. Mahkemece 28/3/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmadabaşvurucunun savunması alınmıştır. Mahkeme anılan duruşma sonunda başvurucununtutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlıterör örgütü kurma ve yönetme suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması ve yüklenen eylemin CMK'nın100/3. maddesinde belirtilen suçlardan olması, suçun vasıf ve mahiyeti ilekanunda gösterilen ceza miktarları dikkate alındığında verilen tutuklamatedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontroltedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varılması nedenleriyle tahliyeyeilişkin taleplerin reddi ile tutukluluk halinin devamına ... [kararverildi.]"
27. Mahkeme 24/7/2018 tarihli ikinci duruşmada tanıklarındinlenmesi için talimat yazılmasına, başvurucunun isminin geçtiği ByLock mesaj içeriklerinin istenmesine,yazılan müzekkerelerin akıbetinin sorulmasına karar vermiştir. Mahkeme, buduruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlıterör örgütü kurma ve yönetme suçunu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması ve yüklenen eylemin CMK'nın100/3. maddesinde belirtilen suçlardan olması, suçun vasıf ve mahiyeti ilekanunda gösterilen ceza miktarları dikkate alındığında verilen tutuklamatedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontroltedbirlerinin yetersiz kalacağı kanaatine varılması nedenleriyle tahliyeyeilişkin taleplerin reddi ile tutukluluk halinin devamına ... [kararverildi.]"
28. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 17/9/2018, 16/12/2018, 27/2/2019,7/5/2019, 4/7/2019, 30/9/2019, 22/10/2019, 13/11/2019, 28/11/2019 tarihliduruşmalarda bir kısım tanığıdinlemiş; sair eksik hususların ikmali için gereğinin yapılmasına ve duruşmasonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticisi olmasuçunu işlemiş olabileceğine ilişkin tanık beyanları gibi delillerin bulunması,atılı suç için öngörülen ceza miktarı, atılı suçun CMK'nın 100/3. maddesindebelirtilen suçlardan olması, sanığın iddia edilen örgüt bağlantısı ve sanığınyöneticisi olduğu iddia edilen örgütün mensuplarının önemli bir kısmının yasalya da yasa dışı yollarla yurt dışına kaçmış olmaları, bazılarının kaçarkenyakalanmış olmaları nedeniyle sanığın da kaçma ihtimalinin bulunması birliktedeğerlendirildiğinde tutuklama şartlarının devam ettiği, adli kontrolhükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaatine varılması nedeniyletahliyeye ilişkin talebin reddi ile tutukluluk halinin devamına ... [kararverildi.]"
29. Başvurucunun tutukluluğun devamı kararlarına yaptığıitirazlar da benzer gerekçelerle reddedilmiştir.
30. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 15/1/2020 tarihinde başvurucununsilahlı terör örgütünün yöneticisi olma suçundan 17 yıl 4 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına karar vermiştir.
31. Bu karar temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
32. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
34. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bukararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,gözaltı kararından sonra kendi isteği ile teslim olduğunu, kaçma şüphesininolmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adlikontrolün yetersiz kalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelikitirazlarının da gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somuthiçbir neden gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makulsüreyi aştığını, tutukluluğa itirazın etkili olmadığını, etkili bir incelemeyapılmadığını, itiraz yolunun tahliye imkânı sunmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık görüşünde; başvurucu yönünden suç şüphesininvarlığını doğrulayan belirtilerin soruşturma dosyası kapsamında bulunduğu,tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanın ölçülü olduğu yönündekideğerlendirmelerin de temelsiz olmadığı, başvurucunun şikâyetleri incelenirkenbireysel başvuruya ilişkin incelemenin Anayasa'nın 15. maddesi ile uyumluolarak yapılması gerektiği dikkate alınarak bu şikâyetin açıkça dayanaktanyoksunluk nedeniyle kabul edilemez olduğu belirtilmiştir.
2. Değerlendirme
36. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınıntutukluluğun uzun sürmesine ilişkin olduğu değerlendirilerek Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
38. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da-4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (AhmetKubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609, 8/3/2018,§§ 27-30).
39. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 15/1/2020tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincil olma niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
40. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığınailişkin iddianın yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
41. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarakyapıldığını, mahkeme huzuruna çıkamadığını, kendisi ve müdafii dinlenmedentutukluluğunun devamına karar verildiğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
42. Bakanlık görüşünde; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 15.maddesi bağlamında, durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu,öte yandan bu şikâyet için 5271 sayılı Kanun'daki tazminat yolunun tüketilmesigerektiği belirtilmiştir.
2. Değerlendirme
43. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
44. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
45. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
46. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§ 166-177).
47. Somut olayda başvurucu 1 yıl 8 ay 7 gün sonra 28/3/2018tarihinde mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürmefırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacakdava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespitihâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolubaşvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludurve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesibireysel başvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmamaktadır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
C. Yakalama ve Tutuklama Nedenleri ileSuçlamaların Bildirilmediğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
49. Başvurucu; ilk gözaltına alındığı tarihten itibarenkendisine yakalama nedeninin ve yöneltilen suçlamaların bildirilmediğini, suçişlediğine dair belirli eylemlerin ortaya konulmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
50. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüşbildirilmemiştir.
2. Değerlendirme
51. Anayasa Mahkemesi, yakalama nedenlerinin ve suçlamalarınbildirilmemesine yönelik iddialara ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (DenizÖzfırat, B. No: 2013/7929, 1/12/2015, §§ 52, 53).
52. Bir suç isnadıyla yakalanan ve tutuklanan başvurucununyakalanması ile tutuklanması sırasında yakalama ve tutuklama nedenlerinin,hakkındaki suçlamaların kendisine bildirilmemesinin başvurucunun hürriyetindenyoksun kalması üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak yakalama ve tutuklamanedenleri ile suçlamaların bildirilmemesi durumunun devam etmesi hâlindetazminat yolu etkili bir yol olarak kabul edilmeyecektir. Somut olaydabaşvurucunun en geç iddianameyle birlikte yakalama ve tutuklama nedenleri ilesuçlamaları öğrendiğinin kabul edilmesi gerekir. Dolayısıyla yakalama vetutuklama nedenleri ile suçlamaların bildirilmemesi durumunun devam etmesi sözkonusu değildir. Bu durumda başvurucuya yakalama ve tutuklama nedenleri ve hakkındakisuçlamaların bildirilmediği yönünde Anayasa Mahkemesince yapılacak bir tespitve ihlal kararının tazminat dışında bir sonucu olmayacaktır.
53. Somut olayda 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Yakalama ve tutuklama nedenleri ile suçlamalarınbildirilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.