TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HİYAM YOLCU AKYOL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/207)
Karar Tarihi: 7/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Engin GÜNDÜZ
Başvurucu
:
Hiyam YOLCU AKYOL
Vekili
:
Av. Aylin KIRIKÇU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda ziyaretçi listesinde değişiklikyapılması talebinin reddi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, müebbet hapis cezası nedeniyle Bakırköy KadınKapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) hükümlü olarak bulunmaktadır.
9. Başvurucuya ailesi, yasal temsilcisi ve üçüncü dereceye kadarkan ve kayın hısımlarının yanı sıra bu kişilerin dışında kendisininbelirleyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme hakkı tanınmıştır. Başvurucu budoğrultuda 2010 yılında S.G., B.K. ve M.S.nin, 2013yılında ise M.S.yi çıkararakA.K.nın ismini Kuruma bildirmiştir.
10. Ziyaretçilerden S.G. son olarak 6/7/2012 tarihinde, A.K. iseen son 10/1/2014 tarihinde başvurucuyu ziyaret etmiştir
11. Başvurucu 30/12/2014 tarihli dilekçesiyle Bakırköy İnfaz Hâkimliğine(İnfaz Hâkimliği) müracaatta bulunarak ziyaretçi listesinde bulunan S.G.nin kendisini 2,5 yıldır ziyarete gelmemesi nedeniylelisteden çıkarılmasını, yerine başka bir isim yazdırmak için izin verilmesinitalep etmiştir.
12. İnfaz Hâkimliği 15/1/2015 tarihli kararıyla başvurucununtalebini reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"... Hakimliğimizce 13/12/2004 tarihli ve5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 83.maddesinde yer alan 'zorunlu haller dışında bir daha değiştirilmemek üzere'cümlesinin Anayasaya aykırılığı düşüncesi ile yapılan başvuru AnayasaMahkemesince reddedilmiştir. Buna göre de 5275 sayılı Yasanın 83. maddesinegöre bir kereye mahsus verilecek ziyaretçi listesi zorunlu hallerdedeğiştirilebilecektir. Bu zorunlu hallerin neler olduğu Adalet Bakanlığı'ncaçıkarılan yönetmelik ile belirlenmiştir. Buna karşın Hakimliğimizce verilen birkısım kararlarda 5275 sayılı Yasanın 83. maddesinin ayrıntılı yorumu yapılarakLİSTENİN VERİLDİĞİ TARİHTEN SONRAKİ 1 YILLIK SÜRE İÇERİSİNDE ismi bildirilenziyaretçinin gelmemesi durumunda bu kişilerin değiştirilebileceğinehükmedilmiştir.
Gönderilen ziyaret raporlarında hükümlününziyaretçisi S.G.nin hükümlüyü 10/12/2010, 31/12/2010,25/2/2011, 29/4/2011, 28/10/2011, 02/12/2011, 6/7/2012tarihlerinde ziyarettebulunduğu görülmekle bu kişinin isminin bildirildiği tarih olan 11/10/2010tarihinden sonra ziyaretin gerçekleştiği, bu durum karşısında ancak şartlarınoluşması halinde yönetmelik hükümlerine göre değişiklik yapılabileceğianlaşılmakla istemin reddine karar vermek gerekmiştir. ..."
13. Başvurucu bu süreç sonrasında bu defa İnfaz Hâkimliğinehitaben yazdığı 16/10/2015 tarihli dilekçesinde; ziyaretçi listesinde bulunan S.G.nin üç yıl, A.K.nınise iki yıldan beri ziyaretine gelmediğini, Antakya'da ikamet eden ailesinin deçok istisnai olarak ziyaretine geldiğini, bu nedenle görüş hakkınıkullanamadığını belirterek S.G. ve A.K. isimli ziyaretçilerini değiştirmekistediğini bildirmiştir.
14. İnfaz Hâkimliği 4/11/2015 tarihli kararıyla ziyaretçilistesinde değişiklik talebinin A.K. yönünden reddine, S.G. yönünden ise talephakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Kararda; Hâkimliğin13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun’un 83. maddesine yönelik önceki kararlarında yaptığı yorumadeğinilmiş, buna göre listenin verildiği tarihten sonraki bir yıllık süreiçerisinde ismi bildirilen ziyaretçinin gelmemesi durumunda bu kişilerindeğiştirilebileceği belirtildikten sonra A.K.nın,isminin bildirildiği tarih olan 17/9/2013 tarihinden sonraki bir yıl içindeziyarette bulunduğu, S.G. isimli ziyaretçinin değiştirilmesi talebiyle ilgiliolarak daha önce 15/1/2015 tarihinde ret kararı verilmesi nedeniyle aynı konudayeniden karar verilemeyeceği ifade edilmiştir.
15. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/11/2015 tarihlikararıyla İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiylebaşvurucunun itirazı reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 3/12/2015 tarihindetebliğ edilmiştir.
16. 29/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında hükümlü vetutukluların ziyaretçi listelerine ceza infaz kurumları tarafından yapılanmüdahalelere dayanak oluşturan mevzuata yer verilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708,20/4/2016, §§ 18-25, 34-37; Ethem Zariç, B.No: 2014/4137, 9/11/2017, §§ 15-18).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 7/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu, ziyaretçi listesinde bildirdiği iki kişinin uzun süredirziyaretine gelmediğini, listede değişiklik için aranan zorunlu hâllerin kanundasınırlı olarak sayılmadığını, zorunlu hâllerin hükümlü lehine ve genişyorumlanması gerektiğini, İnfaz Hâkimliğinin kanunu hükümlüyü tecrit edecekbiçimde yorumladığını, ailesi de ziyarete gelemediğinden başvurucunun dışdünyayla bağının kesildiğini belirtmiştir. Başvurucu bu nedenlerle kişininmaddi ve manevi varlığını koruma hakkının, eşitlik ilkesinin, gerekçeli kararhakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Bakanlık görüşünde; ziyaret hakkının zorunlu hâllerebakılmaksızın hükümlünün yasal temsilcisi, eşi ve yakınları dışında kalanlarbakımından sınırsız hâle getirilmesinin ceza infaz kurumlarının güvenliğinin vedüzeninin sağlanmasını zorlaştıracağı, bu nedenle ceza infaz kurumlarındagüvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutuklu vehükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerektiği, somut olaya konu müdahalenin kanunlartarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu ve kamu düzeni ve suç işlenmesininönlenmesi genel amacı çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin vedisiplinin sağlanması şeklinde meşru amaç taşıdığı ileri sürülmüştür.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, ziyaretçi listesinde değişiklikyapılması isteminin reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkının kısıtlandığı ve busuretle dış dünya ile sağlıklı bir ilişki kurmasının engellendiği yolundakiiddiası Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkıkapsamında incelenmiştir (Mehmet Zahit Şahin,§ 28).
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
23. Anayasa'nın 20. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz."
24. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutuklularınözel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumundatutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özelve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlüve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemlerialmasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet ZahitŞahin, § 36).
25. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesigerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile özelhayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir dengesağlanmalıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarakidarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile hayatına müdahale konusundatakdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Zahit Şahin, § 37).
a. Müdahalenin Varlığı
26. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği Mehmet Zahit Şahin kararında, ceza infazkurumlarında ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebinin reddinedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir. AnayasaMahkemesi ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebinin reddedilmesininözel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edeceği sonucuna varmıştır (Mehmet Zahit Şahin, § 42). Somut olaydaanılan değerlendirmeden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir durumbulunmamaktadır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
27. Anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullarıyerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal edecektir. Busebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruyauygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
28. Başvurucunun ziyaretçi değişikliği talebinin reddi işleminedayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında müdahalenin kanunlartarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu değerlendirilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56).
ii. Meşru Amaç
29. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genelamacı çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasışeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (MehmetZahit Şahin, § 57).
iii. Demokratik Toplum Düzeninin GereklerineUygunluk ve Ölçülülük
30. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkı değerlendirilirkenceza infaz kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanması ile hükümlü vetutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmeleri suretiyleiyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması gerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).
31. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahaleleregerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm koşullarıçerçevesi dâhilinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesigerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiğisuçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamdabaşvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni,müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarındadayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunlukve ölçülülük ilkesine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,§ 68).
32. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplinin sağlanmasıamacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısınınsınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların özneldurumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarınıngerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infazkurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutukluve hükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasındamakul bir denge gözetilmelidir.
33. Mevzuatta hükümlü ve tutuklulara üç kişilik ziyaretçi isimlistesinde zorunlu hâllerde değişiklik yapabilme olanağı verilmiş, örnek olaraksayılan zorunlu hâllerin neler olduğu konusunda takdir kamu makamlarınabırakılarak bu konuda esneklik sağlanmıştır."Zorunlu hâller" 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların ZiyaretEdilmeleri Hakkında Yönetmelik'te (Ziyaret Yönetmeliği) "ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü vetutuklunun nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracakyerleşim yeri değişikliği gibi" denilmek suretiyle sınırlısayıda değil örnekleme yoluyla belirtilmiştir. Dolayısıyla uygulamada, bubelirtilen hâller dışında da zorunlu hâller kapsamında nitelendirilebilecekdurumlarla karşılaşılması mümkün olup bunun takdiri kamu makamlarınabırakılmıştır (Mehmet Zahit Şahin,§§ 53, 66).
34. Bunun yanı sıra Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesinde cezainfaz kurumu yönetimince gerekli görülmesi hâlinde isimleri bildirilenziyaretçiler hakkında ziyarette bulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığıkonusunda kolluk aracılığıyla araştırma yaptırılacağı ve sakıncalı görülenlereziyaret izni verilmeyeceği düzenlenmiştir (MehmetZahit Şahin, § 67). Bu şekildeki bir düzenleme de ziyaretçilerinbelirlenmesinde kamu makamlarının takdir hakkını vurgulamaktadır.
35. Somut olayda başvurucu, ziyaretçi listesinde bulunan S.G.nin üç yıl, A.K.nınise iki yıldan beri kendisini ziyaret etmediklerini iddia ederek listenindeğiştirilmesi talebinde bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği mevzuat hükümleriniyorumlayarak ziyaretçi listesinde ismi bildirilen kişinin ziyarete gelmemesini,listede değişiklik yapılabilmesi için zorunlu bir hâl olarak değerlendirmiştir.Bununla birlikte değişiklik hakkını ziyaretçinin listenin verilmesinden sonrakibir yıl içerisinde ziyarete gelmemiş olması koşuluna bağlamış, bu süreiçerisinde ziyarete gelmiş olan kişilerin diğer zorunlu hâller mevcut olmadıkçalisteden çıkarılamayacağına hükmetmiştir. Anayasa'nın 13. maddesi uyarıncatemel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir. 5275 sayılı Kanun'daziyaretçi isim listesinin zorunlu hâllerde değiştirilebileceği öngörülmüştür.İnfaz Hâkimliğinin konuyla ilgili yorumunun, kanun hükümlerine dayanmadığı gibimahpusun dış dünyayla iletişim kurması ve sosyalleşmesi suretiyleiyileştirilmesi ilkelerine uygun düşmeyen, değişen koşulları göz ardı eden,ziyaret hakkını kısıtlayan bir değerlendirme içerdiği, dolayısıyla başvurucununözel hayata saygı hakkı ile kamu güvenliği amacı arasında adil bir dengesağlamaktan uzak olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
36. Buna göre derece mahkemesi kararlarında, başvurucununziyaretçi değişikliğine ilişkin gösterdiği sebeplerin somut olayın özellikleridikkate alınarak zorunlu bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediğinintartışılmadığı, Kurum disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına yönelik kabuledilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortayakonulmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucunun üç kişilik ziyaretçilistesinde değişiklik yapılması talebinin reddedilmesi suretiyle özel hayatasaygı hakkına yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığıve müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığıkanaatine varılmıştır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
39. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir.
40. Başvurucu ihlalin tespit edilerek yeniden yargılamayapılmasına ve 8.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talepetmiştir.
41. Başvuru konusu olayda İnfaz Hâkimliğinin mevzuat hükümlerinikatı bir şekilde yorumlaması nedeniyle başvurucunun özel hayata saygı hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
42. Başvurucunun talep dilekçesinde belirttiği her iki ziyaretçibakımından ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usulhukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü birdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göreihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yenidenyargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlalineyol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
43. Özel hayata saygı hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
44. 226,90 TL başvuru harcı ile 2.475 TL vekâlet ücretindenoluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatasaygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy İnfaz Hâkimliğine (İnfazHâkimliğinin 4/11/2015 tarihli ve E.2015/1500, K.2015/1567 sayılı kararı ileilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.