TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
KADRİYE OKAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4106)
Karar Tarihi: 10/6/2015
R.G. Tarih- Sayı: 18/09//2015-29479
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Kadriye OKAY
Vekili
:
Av. Altan BALANTEKİN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 13/4/1995tarihinde Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tespit davası ile birleşenüç ayrı davaya ilişkin yargılama sürecinde zamanaşımı hükümlerinin yanlışuygulandığını, buna ilişkin itirazlarına gerekçeli kararda ve Yargıtay ilâmlarındacevap verilmediğini, ayrıca yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığınıbelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yenidenyargılama yapılmasına karar verilmesini ve tazminata hükmedilmesini talepetmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 25/3/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca 18/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından12/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 16/1/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 13/4/1995tarihinde Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, davalı Kooperatifile aralarında 16/12/1991 tarihinde sözleşme düzenlendiğini, sözleşme gereğinceyükümlülüklerinin % 95'ini yerine getirdiğini, buna karşın davalı tarafınyükümlülüklerini yerine getirmediğini, ayrıca davalının noter aracılığıylagönderdiği ihtarname ile herhangi bir hukuki dayanağı olmadan sözleşmeyifeshettiğini, eylem ve tutumları ile ifayı imkansızlaştırmaya çalıştığınıbelirterek, bu hallerin haklı nedenlere dayanmadığının tespitine ve feshiniptaline karar verilmesini, ayrıca söz konusu sözleşmeden doğan yükümlülüklerinyürürlükte ve bağlayıcı olduğuna hükmedilmesini talep etmiş, dava Mahkemenin1995/223 Esas numarasına kaydedilmiştir.
8. Başvurucu ayrıca 5/5/1995tarihinde aynı davalı aleyhine aynı Mahkemede açtığı alacak davasında, ilkaçtığı davadaki uyuşmazlık konusu olan sözleşmeye istinaden davalı taraftanalacaklı olduğunu iddia ettiği miktarın tahsilini talep etmiş, dava Mahkemenin1995/280 Esas numarasına kaydedilmiştir.
9. Başvurucu tarafından açılanbu davalara karşı davalı Kooperatif, 24/5/1995 tarihinde açtığı istirdatdavasında, başvurucuya sözleşmeden doğan yükümlülükleri karşılığındagerçekleştirdiği işten daha fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, ayrıcaödemelerin hayali fatura ve belgelere dayanılarak, yapılmamış işlerin yapılmışgibi gösterilerek ödendiğini, sözleşme gereği alınması gereken teminatınalınmadığını belirterek, fazladan ödenen bedellerin tahsilini ve verilmeyenteminatın alınmasını talep etmiş, dava Mahkemenin 1995/311 Esas numarasınakaydedilmiştir.
10. Başvurucu, aleyhine açılanistirdat davasına cevaben sunduğu 3/7/1995 tarihli dilekçe ile davacı tarafıniddialarına karşı beyanlarda bulunmuş, aynı zamanda “… Alacaklı olmamıza rağmen, sayın mahkemenin yanıltılması suretiyleverilmiş bulunan ihtiyati tedbir kararı dava sonunda kaldırılsa dahi bu dönemiçinde müvekkilimize telafisi imkânsız zararlar verecektir. …” ifadesiile davacı tarafından ileri sürülenin aksine, davacıdan alacaklı olduğunubelirtmiştir.
11. Bodrum 1. Asliye HukukMahkemesi, açılan bu davaların, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle,başvurucu aleyhine açılan dava dosyasında birleştirilmesine karar vermiş,yargılamaya E.1995/311 sayılı dava dosyasında devam etmiştir.
12. Yapılan yargılama sonundaBodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 20/5/1997 tarihli ve E.1995/311, K.1997/245sayılı kararı ile başvurucu aleyhine açılan istirdat davasının kısmen kabulüne,başvurucu tarafından açılan davaların reddine karar vermiştir.
13. İlk Derece Mahkemesinin bukararının temyiz edilmesi sonucu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 29/6/1998 tarihve E.1998/2096, K.1998/2835 sayılı ilâmı ile başvurucu ve diğer bir kısımkişiler hakkında Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinde açılmış bulunan bir cezadavası olduğunu, aralarındaki bağlantı nedeniyle söz konusu ceza davasındaverilecek kararın hukuk hâkimini bağlayabileceğini, bu nedenle ceza davasınınbekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca İlk Derece Mahkemesinin kabulünegöre davalı kooperatifin fazla ödemede bulunduğunun sabit olduğunungörüldüğünü, bu duruma göre davalının başvurucuya borçlu bulunmadığınıntespitine karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesinin veistirdat davasındaki diğer taleplerin bir gerekçe gösterilmeden reddinin doğruolmadığını belirterek bozmaya hükmetmiştir.
14. Bozma üzerine Bodrum 1.Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay ilâmında belirtilen ceza davası dosyasınıbekletici mesele yaparak, E.1999/82 sayılı dava dosyasında yargılamaya devametmiştir.
15. Yargılama devam ederkenbaşvurucu, ceza davasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı taraftanalacaklarının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, 3/4/2009 tarihinde Bodrum1. Asliye Hukuk Mahkemesinde yeni bir alacak davası daha açmış, davalıKooperatiften sözleşme uyarınca gerçekleştirdiği işler karşılığında alacağınınolduğunu ileri sürerek tahsilini talep etmiş, dava dosyası Mahkemenin 2009/207esasına kaydedilmiş, başvurucu yargılamanın ilerleyen aşamalarında da alacakmiktarını ıslah yolu ile arttırmıştır.
16. Bodrum 1. Asliye HukukMahkemesi açılan bu davanın da hukuki ve fiili irtibat nedeniyle E.1999/82sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir.
17. Bekletici mesele olarakkabul edilen ceza davasının zamanaşımına uğrayarak, Yargıtay onamasıyla14/12/2011 tarihinde kesinleşmesi üzerine Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi,15/6/2012 tarihli ve E.1999/82, K.2012/633 sayılı kararı ile başvurucutarafından 13/4/1995 ve 5/5/1995 tarihlerinde açılan ve birleştirilerek görülendavaların, 15/3/2001 tarihli celsede takip edilmediğinden işlemdenkaldırıldığını ve üç aylık yasal süresi içinde yenilenmediğini belirterek,15/6/2001 tarihi itibarıyla bu davaların açılmamış sayılmalarına; başvurucualeyhine 24/5/1995 tarihinde açılan istirdat davasının, herhangi bir alacakbulunmadığından reddine hükmetmiştir.
18. Bodrum 1. Asliye HukukMahkemesi aynı kararında, açılmamış sayılan davaların, açılmamış sayılmakoşulları gerçekleştiği tarihten itibaren hukuk dünyasında oluşturduklarısonuçlar ortadan kalktığından, başvurucunun talep ve iddiaları yönündenzamanaşımının kesici etkilerinin de ortadan kalktığını belirtmiş, dolayısıylayine başvurucu tarafından 3/4/2009 tarihinde açılan ve bu davalarlabirleştirilerek görülen alacak davasının zamanaşımı nedeniyle reddine kararvermiştir.
19. Başvurucu İlk DereceMahkemesinin 15/6/2012 tarihli kararı üzerine, gerekçeli karardabelirtildiğinin aksine 3/4/2009 tarihinde açılan davanın zamanaşımınıngerçekleşmesi nedeniyle reddedilmesinin hatalı olduğunu, somut olaydazamanaşımının gerçekleşmediğini, dolayısıyla Mahkeme kararının bozulmasıgerektiğini belirterek, temyiz talebinde bulunmuştur.
20. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi,4/7/2013 tarihli ve E.2013/11, K.2013/4358 sayılı ilâmı ile “…Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamıgereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde birisabetsizlik bulunmamasına göre; iş sahibi kooperatif ile yüklenici KadriyeOkay’ın yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasayauygun olan hükmün ONANMASINA” karar vermiştir.
21. Aynı Daireye yapılan karardüzeltme istemi de Dairenin 22/1/2014 tarihli ve E.2013/5385, K.2014/469 sayılıilâmında “… Yargıtay ilâmında belirtilengerektirici nedenler karşısında ve özellikle zamanaşımının en son takipsizliknedeni ile açılmamış sayılmasına karar verilen birleşen 1995/280 Esas sayılıdavanın açıldığı 24.05.1995 tarihinde kesildiğinin ve bu tarihten birleşen2009/207 Esas sayılı davanın açıldığı 03.04.2009 tarihine kadar 818 sayılıBorçlar Kanunu’nun 126/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresiningeçtiğinin anlaşılmasına göre HUMK’un 440. maddesindesayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteklerininREDDİNE…” şeklinde açıklanan gerekçe ile reddedilmiştir.
22. Başvurucu karar düzeltmetalebinin reddine ilişkin ilâmı 6/3/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir.
23. Başvurucu, 25/3/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
24. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi şöyledir:
"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaklayükümlüdür."
25. 22/4/1926 tarihli ve 818sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 126. maddesi şöyledir:
“Aşağıdaki alacak veya davalar hakkında beşsenelik müruru zaman cari olur.
…
4- Ticari olsunolmasın bir şirket akdine dayanan ve ortaklar arasında veya şirketle ortaklararasında açılmış bulunan bütün davalar ile bir şirketin müdürleri,temsilcileri, murakıplariyle şirket veya ortaklararasındaki davalar, vekâlet akdinden, komüsyon aktinden, acentalıkmukavelesinden, ticari tellallık ücreti davası hariç, tellallık akdinden doğanbütün davalar, mütaahhidin kasıt veya ağır kusuru ileakdi hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş ve bilhassa ayıplı malzemekullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalarhariç olmak üzere istisna akdinden doğan bütün davalar.”
26. 11/1/2011 tarihli ve 6098sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi şöyledir:
“Aşağıdakialacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:
…
6. Yüklenicininyükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında,eser sözleşmesinden doğan alacaklar.
27. 818 sayılı mülga Kanun’un133. maddesi şöyledir:
“Aşağıdaki hallerdemüruru zaman katedilmiş olur:
…
2 – Alacaklı davaveya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icraitakibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.”
28. 6098 sayılı Kanun’un 154.maddesi şöyledir:
“Aşağıdakidurumlarda zamanaşımı kesilir:
…
2. Alacaklı, davaveya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsaya da iflas masasına başvurmuşsa.”
29. 818 sayılı mülga Kanun’un136. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bir dava veyadefi ile katedilmiş olan müruru zaman, dava devamettiği müddetçe iki tarafın muhakemeye müteallik her muamelesinden ve hakimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden cereyanabaşlar.”
30. 6098 sayılı Kanun’un 157.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bir davaveya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince taraflarınyargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yenidenişlemeye başlar.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
31. Mahkemenin 10/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 25/3/2014 tarihli ve 2014/4106numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
32. Başvurucu, 13/4/1995tarihinde Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tespit davası ile birleşenüç ayrı davaya ilişkin yargılama sürecinde zamanaşımı hükümlerinin yanlışuygulanması nedeniyle taleplerinin reddedildiğini, halbuki aleyhine açılanistirdat davasına sunduğu cevap dilekçesinde davacıdan alacaklı olduğunu ilerisürdüğünü, böylelikle def’ide bulunarak alacağınailişkin zamanaşımının kesilmesini sağladığını, bu durumda 818 sayılı mülgaKanun ve 6098 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri gereğince istirdat davasınailişkin nihai karar verilinceye kadar alacağına ilişkin zamanaşımının kesilmeyedevam ettiğini, ancak Mahkeme ve Yargıtayın bu durumailişkin itirazlarına cevap vermediğini ve bireysel başvuruya konu ettiğiyargılama sürecinde yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
33. Başvuru dilekçesi ve ekleriincelendiğinde, başvurucunun, bireysel başvuruya konu yargılama sürecindezamanaşımı hükümlerinin yanlış uygulanması nedeniyle taleplerininreddedildiğini, 818 sayılı mülga Kanun ve 6098 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerigereğince istirdat davasına ilişkin nihai karar verilinceye kadar alacağınailişkin zamanaşımının kesilmeye devam ettiğini, buna rağmen Mahkeme ve Yargıtayın bu duruma ilişkin itirazlarına cevap vermediğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğüanlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına ilişkinnitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar.Başvurucunun anılan ihlal iddiası, İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtaykararlarının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiası kapsamında kabul edilerek bu yönden değerlendirme yapılmıştır.Öte yandan başvurucunun, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmadığı iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Gerekçeli KararHakkının İhlali İddiası
34. Başvurucunun, yargılamasırasında ilgili Kanun hükümlerini ileri sürerek yaptığı itirazlarına, Bodrum1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/6/2012 tarihli kararında ve bu karara yönelikYargıtay ilâmlarında cevap verilmediği şikayeti açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka birkabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurucunun şikâyetlerinin kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b.Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı İddiası
35. Başvurucunun yargılamanınuzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyetiçin diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bunedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararıverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a.Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası
36. Başvurucu, 13/4/1995tarihinde Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tespit davası ile birleşenüç ayrı davaya ilişkin yargılama sürecinde, birleşen davalardan biri olan24/5/1995 tarihinde aleyhine açılan istirdat davasında, karşı tarafıniddialarına karşı sunduğu cevap dilekçesinde borçlu değil alacaklı olduğunuileri sürerek def’ide bulunduğunu, böylelikle 6098sayılı Kanun’un 154. maddesi uyarınca alacağına ilişkin zamanaşımınınkesildiğini, aynı Kanun’un 157. maddesi hükmü uyarınca anılan davasonuçlanıncaya kadar da zamanaşımının kesilmeye devam ettiğini, buna rağmen3/4/2009 tarihinde açtığı ve birleşen davalardan olan alacak davasının,alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedildiğini, ancak Mahkeme veYargıtay kararlarında, somut olaya uyan ve itirazlarının esasını teşkil eden 818sayılı mülga Kanun ve 6098 sayılı Kanun’un anılan hükümlerine ilişkindeğerlendirme yapılmayarak itirazına cevap verilmediğini belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
38. Anayasa’nın 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.”
39. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecekolan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasınınmakul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemehakkına sahiptir.”
40. Gerekçelikarar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma hakkınınsomut görünümlerinden biridir (Kırmızı Gaa İnşaat Turizm Gıda San. Tic. A.Ş., B.No: 2013/2370, 11/12/2014, §42). Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığıbirçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme'nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli kararhakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa'nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir (GüherErgun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Ayrıca,hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli karar hakkıAnayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrasında yer verilen “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır” hükmüyle, mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülükolarak düzenlenmiştir (Muhittin Kaya,Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve TicaretLimited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 25).
41. Mahkemekararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biriolmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmayaayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçegösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununlabirlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veyaesasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline nedenolacaktır (Muhittin Kaya, Muhittin Kayaİnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve TicaretLimited Şirketi, § 26). Gerekçenin ayrıntısı davanın niteliğinegöre değişmekle birlikte kararın hüküm kısmına dayanak oluşturacak hukuki birgerekçenin kısa ve özet de olsa bulunmasının zorunlu olduğu açıktır (Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §33).
42. Kararlarıngerekçeli olması, davanın taraflarının mahkeme kararının dayanağını öğrenerekmahkemelere ve genel olarak yargıya güven duymalarını sağladığı gibi,tarafların kanun yoluna etkili başvuru yapmalarını mümkün hale getiren enönemli faktörlerdendir. Gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı gidilecek kanunyolunun etkin kullanılması mümkün olmayacağı gibi bahsedilen kanun yolundayapılacak incelemenin de etkin olması beklenemez (Vesim Parlak, § 34).
43. AİHM’e göremahkemeler ve yargı mercileri verdikleri kararlarda yeterli gerekçegöstermelidirler. Gerekçe gösterme yükümlülüğünün kapsamı, kararın niteliğinegöre değişir ve davaya konu olayın içinde bulunduğu şartlar ışığındadeğerlendirilerek belirlenir (MustafaKahraman, B.No:2014/2388, 4/11/2014, § 36).
44. Kanun yolumahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derecemahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin, onama kararlarında kabuledilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (AzizTurhan, B. No: 2012/1269, 8/5/2014, § 53), başvurucuların dilegetirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlarailişkin temyiz başvurularıyla, başvurucuların usulihaklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesindetartışılmaması veya yargı mercileri tarafından resen dikkate alınması gerekenhükümlerin gerekçesi açıklanmaksızın uygulanmaması gerekçeli karar hakkınınihlali olarak görülebilir (Mustafa Kahraman,§ 37).
45. Somutolayda, başvurucu tarafından, yüklenicisi olarak taraf olduğu esersözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle Bodrum 1. Asliye HukukMahkemesinde 13/4/1995 tarihinde tespit davası, 5/5/1995 tarihinde ise alacak davası açılmıştır.Eser sözleşmesinin karşı tarafı ise aynı Mahkemede 24/5/1995 tarihindebaşvurucu aleyhine açtığı istirdat davasında anılan sözleşmeden dolayıbaşvurucuya fazla ödeme yapıldığını ve sözleşme gereği alınması gerekenteminatın başvurucudan alınmadığını iddia ederek, fazladan ödenen bedellerintahsilini ve verilmeyen teminatın alınmasını talep etmiştir. Başvurucu,aleyhine açılan istirdat davasına ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesine sunduğucevap dilekçesinde, karşı tarafın iddiasının aksine anılan eser sözleşmesindenkaynaklı olarak alacaklı olduğunu ileri sürmüştür (bkz. § 10).
46. Bodrum 1.Asliye Hukuk Mahkemesi söz konusu üç davayı aynı esas numarası altındabirleştirerek yargılamaya devam etmiş, 20/5/1997 tarihinde verdiğikarar ile başvurucu aleyhine açılan istirdat davasının kısmen kabulüne,başvurucu tarafından açılan davaların reddine karar vermiştir. İlk DereceMahkemesinin bu kararının temyiz edilmesi sonucu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi,29/6/1998 tarihli ilâmı ile başvurucu ve diğer bir kısım kişiler hakkındaaçılmış bulunan bir ceza davasının olduğunu, aralarındaki bağlantı nedeniylesöz konusu ceza davasında verilecek kararın hukuk hâkimini bağlayabileceğini,bu nedenle ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterekbozmaya hükmetmiştir.
47. Yargılama devam ederkenbaşvurucu, ceza davasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde karşı taraftanalacaklarının bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, 3/4/2009 tarihindeBodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde yeni bir alacak davası daha açmış,Mahkemece, bu dava dosyasının da görülmekte olan diğer üç dava dosyası ilebirleştirilmesine karar verilmiştir.
48. Bekletici mesele olarakkabul edilen ceza davasının zamanaşımına uğrayarak Yargıtay onamasıylakesinleşmesi sonucu, Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15/6/2012 tarihindeverdiği karar ile başvurucu tarafından 13/4/1995 ve 5/5/1995 tarihlerindeaçılan ve birleştirilerek görülen davaların, 15/3/2001 tarihli celsede takipedilmediğinden işlemden kaldırıldığını ve üç aylık yasal süresi içindeyenilenmediğini belirterek, 15/6/2001 tarihi itibarıyla koşulları gerçekleştiğindenaçılmamış sayılmalarına; başvurucu aleyhine 24/5/1995 tarihinde açılan istirdatdavasının, herhangi bir alacak bulunmadığından reddine hükmetmiştir.
49. Bodrum 1. Asliye HukukMahkemesi aynı kararında, açılmamış sayılan davaların, açılmamış sayılmakoşulları gerçekleştiği tarihten itibaren hukuk dünyasında oluşturduklarısonuçlar ortadan kalktığından, başvurucunun talep ve iddiaları yönündenzamanaşımını kesici etkilerinin de ortadan kalktığını ifade etmiş, dolayısıylayine başvurucu tarafından 3/4/2009 tarihinde açılan ve bu davalarlabirleştirilerek görülen alacak davasının zamanaşımı nedeniyle reddine kararvermiştir.
50. Başvurucu, İlk DereceMahkemesinin 15/6/2012 tarihli kararı üzerine, gerekçeli karardabelirtildiğinin aksine 3/4/2009 tarihinde açılan davanın zamanaşımınıngerçekleşmesi nedeniyle reddedilmesinin 818 sayılı mülga Kanun ile 6098 sayılıKanun’un zamanaşımına ilişkin hükümleri dikkate alındığında hatalı olduğunu,somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediğini, dolayısıyla Mahkeme kararınınbozulması gerektiğini belirtmiş, temyiz talebinde bulunmuştur. Başvurucununtemyiz talebi Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin, 4/7/2013 tarihli ilâmı ile “… Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilâmıgereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde birisabetsizlik bulunmamasına göre iş sahibi kooperatif ile yüklenici KadriyeOkay’ın yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasayauygun olan hükmün ONANMASINA” şeklindeki kararla reddedilmiştir.
51. Temyiz talebinin reddiüzerine başvurucu aynı Daireye karar düzeltme isteminde bulunmuş, açtığıdavanın, alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddedilmesine karşıitirazlarını tekrar ileri sürmüş, bu itirazlarının onama ilâmındacevaplanmadığını belirtmiş, ayrıca 6098 sayılı Kanun’un 154. maddesi hükmünegöre kendisine karşı açılan bir davada, davacıdan alacaklı olduğu yönünde def’iileri sürdüğünde zamanaşımının kesildiğini, aynı Kanun’un 157. maddesi hükmünegöre de yargılamanın devam ettiği süre içinde ve hâkimin bu davayla ilgili herkararından sonra kesilen zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayacağını,dolayısıyla davacıdan alacaklı olduğuna yönelik def’i ileri sürdüğü istirdatdavasına ilişkin yargılama boyunca alacağının zamanaşımına uğramayacağını ifadeetmiştir.
52. Karar düzeltme incelemesisonunda, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 22/1/2014 tarihli ilâmı ile “… Yargıtay ilâmında belirtilen gerektirici nedenlerkarşısında ve özellikle zamanaşımının en son takipsizlik nedeni ile açılmamışsayılmasına karar verilen birleşen 1995/280 Esas sayılı davanın açıldığı24.05.1995 tarihinde kesildiğinin ve bu tarihten birleşen 2009/207 Esas sayılıdavanın açıldığı 03.04.2009 tarihine kadar 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 126/4.maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinin anlaşılmasınagöre …” gerekçesiyle başvurucunun talebini reddetmiştir.
53. Bu oluşagöre, karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilâmda, başvurucunun temyiz vekarar düzeltme taleplerine esas teşkil eden hususlardan olan 6098 sayılıKanun’un zamanaşımının kesildiği halleri düzenleyen 154. maddesinde yer bulan “Alacaklı,dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibindebulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa…” hükmüne ve aynı Kanun’unalacaklının fiili halinde zamanaşımının kesilmesini düzenleyen 157. maddesindeyer bulan “Bir dava veya def’i yoluylakesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin herişleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.”hükmüne ilişkin değerlendirmelerin başvurucu tarafından açılan ve takipsizliknedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilen davalara yönelik olarakyapıldığı, ancak başvurucunun, aleyhine açılan istirdat davasında, karşıtaraftan alacaklı olduğunu ileri sürdüğü, bu durumun anılan Kanun hükümlerigereği def’i olarak değerlendirilmesi gerektiği ve dolayısıyla istirdat davasısonuçlanıncaya kadar alacağının zamanaşımına uğramayacağı yönündekiitirazlarına yönelik değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamdaYargıtay ilâmlarında, başvurucunun istirdat davasına yönelik ileri sürdüğühususlara ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmemesinin ve başvurucununitirazlarının esaslı noktalarının neye dayanılarak reddedildiğine yönelik biraçıklama sağlanmamasının gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği sonucunavarılmıştır.
54. Açıklanannedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan itirazlara ilişkinesaslı hususların Yargıtay kararlarında tartışılmamasından dolayı başvurucunun gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığıİddiası
55. Başvurucu, 13/4/1995 tarihinde Bodrum 1. Asliye HukukMahkemesinde açtığı tespit davası ile birleşen üç ayrı davaya ilişkin yargılamanınmakul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
56. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalanbir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesindeyer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,§§ 38–39).
57. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 41–45).
58. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, başvurucu ileyargılamanın karşı tarafınca akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklananuyuşmazlıklardan dolayı açılan davaların söz konusu olduğu görülmekle, 1086sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alanusul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher Ergun ve Diğerleri, § 49).
59. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,13/4/1995’tir.
60. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri, §52). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin,başvurucunun karar düzeltme talebinin Yargıtay 15. Hukuk Dairesincereddedildiği 22/1/2014 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.
61. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın, başvurucu ile karşı taraf arasındaakdedilen eser sözleşmesine dayalı uyuşmazlıklardan kaynaklandığı, Bodrum 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 20/5/1997 tarihli kararı ile başvurucu tarafındanaçılan davaların reddine, karşı tarafça açılan davanın kabulüne karar verdiği,temyiz talebi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 29/6/1998 tarihli ilâmı ilebaşvurucu ve diğer bir kısım kişiler hakkında açılan ceza davasının sonucununbeklenerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozmaya hükmettiği, yargılamadevam ederken başvurucunun aynı Mahkeme nezdinde 3/4/2009 tarihinde bir alacakdavası daha açtığı, bu davanın da diğer davalar ile birleştirildiği, bozmailâmında belirtilen ceza davasının zamanaşımına uğrayıp kesinleşmesi ile İlkDerece Mahkemesinin 15/6/2012 tarihinde yeniden hüküm kurduğu, temyizincelemesi sonucu bu hükmün Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 4/7/2013 tarihliilâmı ile onandığı, karar düzeltme isteminin 22/1/2014 tarihinde reddedildiği,böylece İlk Derece Mahkemesi kararının kesinleştiği belirlenmiştir.
62. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, §§34-64).
63. Başvuruya konu birleştirilen feshin iptali, alacak veistirdat davalarına ilişkin yargılama sürecinin incelenmesinden; yargılamanınmahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konuyargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarakbakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecekbir yön bulunmadığı ve söz konusu on sekiz yıl dokuz aylık yargılama sürecindemakul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
64. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
65. Başvurucu, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlal sonuçlarının ortadankaldırılabilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini ve ihlalnedeniyle uğramış olduğu zararların karşılanabilmesi için 7.000.000,00 TLmaddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
66. 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimiyapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilenihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesininihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekildemümkünse dosya üzerinden karar verir.”
67. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, gerekçeli karar hakkı yönünden Anayasa’nın 36. maddesinin ihlaledildiği tespit edilmiş olmakla, 6216 sayılı Kanun'un (2) numaralı fıkrasıgereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ve yeniden yargılamayapılması için kararın Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
68. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin on sekiz yıl dokuz aylık yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net23.250,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
69. Başvurucu,adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunmuşolup, mevcut başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmişolmakla, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılamayapmak üzere kararın ilgili Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinehükmedildiği için başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
70. Başvurucu tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Gerekçeli karar hakkının ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere kararın Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine,
C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle başvurucuyanet 23.250,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkindiğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.