TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
KAHRAMAN GÜVENÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2072)
Karar Tarihi: 3/2/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Kahraman GÜVENÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun milletvekillerine göndermek istediği mektuba el konulmasınedeniyle haberleşme özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının ve eşitlikilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/3/2013 tarihinde AnayasaMahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/6/2015tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/6/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 3/7/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 22/7/2015tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 5/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Hâlihazırda Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, Kırıkkale F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda iken 24. dönem Türkiye Büyük MilletMeclisi (TBMM) üyesi olan eski milletvekilleri Melda Onur ile Hüseyin Aygün'eve "Kutsal Kitap BilgilendirmeMerkezi" adlı bir yayınevine göndermek istediği mektuplar, Cezaİnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 12/11/2012tarihli ve 2012/398 sayılı kararıyla sakıncalı olarak değerlendirilerekalıcısına gönderilmemiştir.
10. Başvurucunun, yayınevine göndermek istediği mektubunalıkonulmasını ayrı bir başvuru formuyla (2013/2260 numaralı bireysel başvuru)şikâyet ettiği anlaşılmaktadır. Gönderilmek istenen mektupların muhataplarınınfarklı olması sebebiyle, anılan mektuplarla ilgili bireysel başvuruların ayrıayrı değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
11. Söz konusu mektuplardan, eski Milletvekili Melda Onur'agönderilmek istenen mektubun ilgili kısmı şöyledir:
“Sayın Melda Onur,
İyi olmanız dileğiyle selam saygılarımısunuyorum. Ben Kahraman Güvenç. Kırıkkale F Tipicezaevinde siyasi davadan bağımsız konumdayım. Bulunduğum cezaevinde yaklaşıkbir yıldır insani ve hukuki haklarım idare tarafından keyfi olarak gaspedilmektedir. İlgili mercilere yazmama rağmen bir düzelme olmamıştır. Bu hakihlallerinden dolayı 02.11.2012 tarihinden itibaren şartlarım düzelene kadarsüresiz açlık grevi eylemine girmiş bulunuyorum. Beni bu eyleme zorlayankoşulları kısaca özetlemek istiyorum:
26.04.2012 tarihinde Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi'ne iadeli taahhütlü mektup gönderdim. RR88..TRbarkod kodlu mektubun iki gün gecikmeyle gönderilmiş fakat bu mektup söz konusutarihten beri kayıptır....
Konu ile ilgili 27.08.2012 ve 04.10.2012tarihlerinde K.Kale Cumhuriyet Başsavcılığına ikidefa suç duyurusunda bulundum. Birinci dilekçem kaybedilirken ikinci dilekçemküçük çaplı yemek almama protestosuyla çıkış yaptırılmıştır. Cezaevi idaresiiçeriği hoşuna gitmeyen dilekçeleri işleme koymamaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarınahakkım olduğu halde dilekçe yazamıyorum...
Bu cezaevine nakil olduğumdan beri depoyaalınan ve sözde kayıt altına alınan eşyalarımın çoğu kayıptır. Ayakkabım, ikikitabım ve birçok eşyam kaybedilmiştir....10.01.2012tarihinde bu cezaevine nakledildim. 9 ay boyunca idarenin keyfi-hukuksuztutumları nedeniyle hiçbir aktiveteye dahil edilmedim. Talep ettiğimde odama girerek eşyalarımdağıtıldı. Revire keyfi olarak çıkarılmıyorum tedavi hakkım engellenmektedir.Akciğerlerimdeki iltihaplanma olduğundan düzenli olarak ilaç kullanmamgerekiyor. İlaçlar eksik ve farklı getirilmektedir. Kontrole gitmem zorunluykensağlık biriminden sorumlu C. ve Y. kasti bir şekilde hastaneye gidişimi muayenehakkımı gaspederek gecikmektedirler. Uzman doktorkontrole gelmem gerektiğini söylerken, sağlık biriminden sorumlu C.K. gecikmeliolarak beni hastaneye başka doktora götürmüş ve muaynemdenönce girerek doktora ön bilgi vererek doktoru etkilemektedir. Birşey olmadığını söyleyerek geri getirildim.İdarenin sağlık politikası mahkumuiyileştirmeye değil sağlığını bozmaya yöneliktir. Ve bunu bir baskı aracıolarak kullanmaktadır.
Sohbet yerlerinde çay içmek ... tarafındankeyfi olarak yasaklandı. Üstelik 3 saat kalmamıza rağmen insani ihtiyacımızıkarşılayacağımız bir lavabo dahi yok. 10 saatlik sohbet hakkımın "personelyok" bahanesiyle 6 saat olmaktadır. Bu ve benzeri birçok hakihlali yapılmaktadır. Mahkum daolsam sonuçta insanım ve temel insan hakkımın ve hukuki haklarımındanfazlasını istememekteyim. İletişim hakkımın engellenmemesi ve tedavi hakkımınyasal güvenceler çerçevesinde düzenli olarak yapılmasını istiyorum. Buhaklarımın çiğnenmemesi, hukuksuzluğun, hak gasplarının, insanlık dışıuygulamaların son bulması adına başlatmış olduğum açlık grevini yasal-hukukigüvence verilmediği sürece sürdüreceğim. Bu hususta bana yardımcı olmanızı,gerekli duyarlılık ve dayanışma içerisinde olacağınızı umudediyor selam ve saygılarımı iletiyorum.
Not: beni size O.E. arkadaş yönlendirdi. 07.11.2012
Kendisinin size çok selamları var.Saygılarımla Kahraman Güvenç"
12. Mektubun yazıldığıtarihte milletvekili ve aynı zamanda TBMM İnsan Hakları İzleme Komisyonu üyesiolan Hüseyin Aygün'e gönderilmek istenen mektubun ilgili kısmı ise şöyledir:
" T.C.
T.B.M.M.
MECLİSİNSANHAKLARI İZLEM KOMİSYONU
ANKARA
Konu: Açlık grevi
Konu: Komisyonuzlagörüşme talebim
İyi olmanız dilerken sevgi ve saygılarımısunuyorum. Ben 'Kahraman Güvenç' 10 yıldır cezaevindeyim.
26.04.2012 tarihinde Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine İ.T.M. dosya gönderdim. Bu tarihten bu yana bu dosyam kayıptır....
Konu ile ilgili olarak 27/8/2012tarihinde suç duyurusunda bulundum. Ancak bu dilekçem de kayboldu...
Kaybolan bu mektubum ve idarenin uygulamalarınanlatan 2 tane mektup yazdım. Bu mektuplardan birini B.M. Türkiye temsilciğineve diğeri ise İzmir İnsan Hakları Derneği Başkanı N.Ş.'egöndermek istedim. Ancak idare bu mektuplarımı göndermek istemedi. Engel olmakistedi. Her iki mektubu İ.T.M. gönderdiğim halde idare N.Ş. isimli bayanagönderdiğim mektubu T.M. olarak 3 gecikmeli, B.M. insanhaklarınayazmış olduğum mektubu ise 4 gün sonra yani açlık gırevinegöndermiyecekti. 02.11.2012 tarihinde açlık gırevine girdimondan sonramektubum gönderildi.
Hiçbir eşyam kayıt altına alınmadı...
10.01.2012 tarihinden 07.09.2012 tarihinekadar herhangi bir faaliyete dahil edilmedim...
Yukarıda belirttiğim sebeplerden dolayı02.11.2012 tarihinde başlıyarak süresiz süresiz açlık gırevine başlamışbulunmaktayım. Can güvenliğim olmadığı için bir çokhususu yazamıyorum. Cangüvenliğim sağlanana kadar benbu eylemi sürdüreceğim...
Ben açlık grevine başladıktan sonra C.H.P.İstanbul milletvekili sayın Melda Onur'a bir iyadeli taahütlü mektup göndermekistedim.07.11.2012 tarihinde göndermek istediğim bu mektup aradan bir haftagibi bir süre geçmesine rağmen halen bu mektup gönderilmemiş. Hakeza 05.11.2012tarihinde kutsal kitap yayın evine iyadeli taahütlü mektup gönderdim. Söz konusu idare bu mektubu daengellemektedir.
10.11.2012 tarihinden başlayarak musluk suyunalağım suyu karıştırıp öyle vermektedir. Yani ölüm orucuna başlamamıistemektedirler.
Sonuç olarak ben şu anda süresiz açlık gırevindeyim. Sorunlarım çözülene kadar ve koşullarımdüzelene kadar bu eylemi sürdüreceğimi can güvenliğim olmadığı için komisyonuzla görüşüne kadar bu tavrımı sürdüreceğimi01.12.2012 tarihinden itibaren ölüm orucuna başlayacağımı bilgilerinizesaygılarımla sunarken gerekli duyarlılık göstereceğinize olan inancımla sevgive selamlarımı sunuyorum.
F. TİPİ YÜKSEK GÜVENLİKLİ 13.11.2012
Kapalı C.İ.K. A-6 KahramanGüvenç
HACILAR KIRIKKALE"
13. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunca, anılan mektuplarıntamamının sakıncalı bulunarak alıcısına gönderilmemesine karar verilmiştir.Gerekçenin ilgili kısımları şu şekildedir:
“...hükümlünün mektubununiçeriğinde yer alan ifadalerde kuruma ilk girişiesnasında eşyalarının kayıt altına alınmadığına, ilgili yerlere yazdığımektupların alıcılarına gönderilmediğine veya kaybolduğuna, kuruma yazdığıdilekçelerinin işleme konulmadığına dair yalan yanlış ve de aksininkanıtlanması mümkün iddialar ile kurum ve görevlilerini hedef göstermeyeyönelik çaba içerisinde olduğu anlaşılmış olmakla birlikte iddiasında yer alan;gönderilmediğini ifade ettiği mektuplarının gönderildiği PTT onaylıçıktılarından, eşyalarının ise kayıt altına alındığına dair hükümlünün imzasıbulunan belgeden ve dilekçelerinin gönderildiği uyapkayıtlarından anlaşılmıştır. Busebep ile;
- Hükümlü Kahraman Güvenç tarafından CHPİstanbul Milletvekili Melda Onur'a, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'e,Kutsal Kitap Bilgilendirme Merkezine gönderilmek istenen mektupların tamamınınsakıncalı bulunarak alıcılarına gönderilmemesine;
- ...;
karar verilmiştir."
14. Başvurucu bu karara karşı Kırıkkale İnfaz Hâkimliği nezdindeşikâyet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 19/12/2012tarihli ve E.2012/614, K.2012/554 sayılı kararla başvurucunun şikâyetinireddetmiştir. Şikâyetin reddedilme sebebi şu şekildedir:
“Hükümlü Kahraman Güvençtarafından gönderilmek istenen mektuplarda, cezaevi idaresince yapılanişlemlerin kanuna aykırı olarak yapıldığı intibaanıuyandıracak şekilde yalan yanlış yazılar bulunduğundan, kurumu hedef göstermegayesi söz konusu olduğundan, cezaevi idaresince sakıncalı bulunarakmektupların gönderilmemesi kararı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ve CezaGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzük'ün123. maddesine uygun olduğundan hükümlünün şikayetininreddine …”
15. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yolunabaşvurmuştur. İtirazı inceleyen Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi, 4/2/2013 tarihli ve 2013/117 Değişik İş sayılı kararıylaİnfaz Hâkimliğinin kararını usul ve yasaya uygun bularak başvurucunun itirazınıreddetmiştir.
16. Anılan karar başvurucuya 13/2/2013tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 6/3/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (B. No: 2013/1822, §§ 16-19) kararında hükümlü ve tutuklularıngönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafındanyapılan müdahalelere ilişkin mevzuata yer verilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 3/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A.Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu; göndermek istediği mektubun herhangi bir illegalörgüte yollanmadığını, yapılan suç duyurularından sonuç alınamadığını vecezaevinde yaşadığı olaylara ilişkin olarak sorunlarını anlatmak istediğini,milletvekillerine gönderilmek istenen mektuplara el konulmasının mevzuataaykırı olduğunu, devlet görevlilerin yapmış oldukları işlemlerin yargıorganları tarafından korunduğunu, daha önce çeşitli kişi ve kuruluşlarayolladığı dilekçelerin de idarece işleme konulmadığını, dinî ve etnik kimliğinedeniyle ayrımcılığa tabi tutulduğunu ve bu nedenlerle mektubunungönderilmediğini belirterek Anayasanın 10., 11., 36.,38. ve 129. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
20. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesindebaşvurucunun iddialarının özünün, göndermek istediği mektubun Cezaeviİdaresince sakıncalı görülerek gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetininkısıtlanmasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyeti kapsamındadeğerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dehaberleşme alanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(AİHS/Sözleşme) 8. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72…, 25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet Tamer/Türkiye, B. No:6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, §23).
21. Başvurucunun, 24. dönem milletvekilerinegöndermek istediği mektupların sakıncalı olduğuna karar verilmesi nedeniyleanayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktanyoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığındanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu veBakanlık Görüşleri
22. Başvurucu, gönderilmek istenen mektupların Cezaeviİdaresince mevzuata aykırı olarak gönderilmediğini, şikâyet ve itirazyollarından da sonuç alamadığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.
23. Bakanlık görüşünde AİHM içtihatları hatırlatılarakbaşvurucunun iddialarının bu kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğibildirilmiştir.
b. Genel İlkeler
24. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 28-34) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılanmüdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.
c. İlkelerin OlayaUygulanması
i. MüdahaleninVarlığı
25. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıylabaşvurucunun görevdeki milletvekillerine göndermek istediği mektuplarınsakıncalı olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamumakamları tarafından başvurucunun haberleşme özgürlüğüne bir müdahaledebulunulmuştur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
26. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).
Kanunilik
27. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 37-46) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılanmüdahalelerin "kanunilik"ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır. Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
Meşru Amaç
28. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (§§ 47-50) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veyakendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılanmüdahalelerde "meşru amaç" ilkesine ilişkin genel ilkelere yerverilmiştir.
29. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılıCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun’un68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Kurumunasayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör veçıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerineneden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri,tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüyeverilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir.Burada belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacıçerçevesinde cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediğisöylenebilir.
30. Somut olayda Disiplin Kurulu Başkanlığınca, başvurucunungöndermek istediği mektupların sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi, anılanmektupların aksinin kanıtlanması mümkün yalan yanlış iddialar içermesine vebaşvurucunun ifadelerinin Kurum ve görevlilerini hedef göstermeye yönelik çabaiçerisinde olduğu düşüncesine dayandırılmıştır.
31. Bu kapsamda başvurucunun mektuplarının, Cezaevi DisiplinKurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin;kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezaevlerinde asayiş ve güvenliğinsağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme özgürlüğüneilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma veÖlçülülük
32. Başvurucu; milletvekillerine göndermek istediği metniniçeriğinde daha önce yolladığı mektupların alıcılarına gönderilmediğinin veidarenin hukuka aykırı tutumlarının belirtildiği ifadelerin bulunduğunu,mektupların İnfaz Kurumunca sakıncalı görüldüğünü belirterek haberleşmehakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
33. Bakanlık görüşünde, AİHMkararlarında ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirliölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğibelirtilmiş; başvuruya konu mektubun gönderilmemesinin amaçlanan hedefleraçısından orantısız olup olmadığı, bu bağlamda demokratik bir toplumda gerekliolma ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı açısından değerlendirmedebulunulmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.
34. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri/BirleşikKrallık, § 97).
35. AİHM haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerin demokratiktoplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteriincelediği kararlarda, öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerinyazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlalinesebebiyet vermeyeceğini zira ceza infaz kurumunun olağan ve makulgereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunubelirtmiştir (Mehmet Nuri Özen vediğerleri/Türkiye, § 51; Silverve diğerleri/Birleşik Krallık, § 98).
36. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyiyaparken mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardanolduğunu göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88, 25/3/1992,§ 45).
37. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşrubirtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22. maddesininikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların, Anayasa'nın 13. maddesiningüvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir (Yasemin Çongar ve diğerleri,B. No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).
38. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum düzeninin gerekleri"ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile AİHS'in 8., 9., 10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkçayansıtmaktadır. Bu nedenle demokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü veaçık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (FatihTaş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 92).
39. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca"Demokrasiler, temel hak veözgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir.Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getirensınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle,temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluylademokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancakyasayla sınırlandırılabilirler." şeklinde ifade edilebilir(AYM, E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka birdeyişle yapılan sınırlama, hak ve özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasınıdurduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyor veyaölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki dengebozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59,K.2011/69, 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148,17/4/2008; Fatih Taş, §§ 92, 93).
40. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hakve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; FatihTaş, §§ 92, 93).
41. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edebilmek için temelhakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerinegetirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183).
42. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamındahukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararınabağlı olarak tutma" olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğüve güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal,B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa veSözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamınagenel olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundasahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).
43. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilenyazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıdabelirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesinde objektifbir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebileceknitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sırayapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin vemahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§98-102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.),B. No: 18139/07, 11/5/2010).
44. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlamabakımından demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkesine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır(Sebahat Tuncel, § 87).
45. Gönderilmek istenen mektup ve belgelerin suretleriincelendiğinde başlığında "İnsanHakları İzlem Komisyonu" yazan mektubun sonuna başvurucutarafından 13/11/2012 tarihinin atıldığı ancakDisiplin Kurulu Başkanlığınca 12/11/2012 tarihinde karar verildiğigörüldüğünden Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundanbu konuya ilişkin bilgi ve belge istenmiştir.
46. İnfaz Müdürlüğü tarafından gönderilen bilgi ve belgelerinincelenmesi sonucunda başvurucunun başvuru konusu ikinci mektubu 12/11/2012 tarihinde ilgililere teslim ettiği ve bununtutanağa bağlandığı, mektupla beraber alıkonulan zarfın üstünde "Sn. Hüseyin Aygün" yazdığıgörülmüştür. Dolayısıyla mektupların içeriği de dikkate alınarak her ikimektubun o tarihlerde görev yapan milletvekillerine gönderilmek istendiğianlaşılmıştır.
47. Yargısal bir karar alma imkânları olmasa bile diğerkişilerden farklı olarak milletvekillerine tanınan yetkiler sayesindemilletvekilleri, sorunları meclis gündemine ve kamuoyuna taşıyarak sorunlarhakkında bir hassasiyet oluşturabilirler. Hatta meselelerin kronik hâle geldiğibir aşamada milletvekilleri, yasal müdahalelerle soruna dönük çözümlerüretebilirler. Bir hükümlü tarafından milletvekiline gönderilmek istenen mektupile herhangi bir kişiye gönderilmek istenen mektubun değerlendirilmesi aynışekilde olmamalıdır. Bununla beraber somut olayda, mektubun muhatabı olan milletvekillerindenbirinin o dönemde TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda üye olması,diğerinin ise cezaevleriyle ilgili yaşanılan sıkıntılara ilişkin olarakkamuoyunun yakından tanıdığı bir milletvekili olduğu hususları dikkatealındığında gerekçelerin ikna ediciliği daha kuvvetli olmak zorundadır.
48. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu insan haklarıihlallerinin araştırılması ve önlenmesi konusunda çalışmalar yapan yargı dışıbir kurumdur. 5/12/1990 tarihli ve 3686 sayılı İnsanHakları İnceleme Komisyonu Kanunu'nun kapsamında görev yapan Komisyonungörevlerinden biri, 3686 sayılı Kanun'un dördüncü maddesinin (e) bendindebelirtildiği üzere insan haklarının ihlale uğradığına dair iddialar ile ilgilibaşvuruları incelemek veya gerekli gördüğü hâllerde ilgili mercilereiletmektir. Ayrıca birçok cezaevi hakkında Komisyonun inceleme raporubulunmaktadır.
49. Mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile en önemli bağlantısı olduğugerçeğini gözönünde bulundurarak cezaevi yetkilileri,dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmeleri hususunda mahpuslara destek veyardım sağlamalıdırlar.
50. Somut olayda başvurucunun ileri sürdüğü iddialar gerçeğeuygun olmasa bile Cezaevi İdaresinin bu iddiaların TBMM çatısı altında görevyapan milletvekillerine gönderilmesini tamamen engellemek gibi bir yetkisi vehakkı olduğundan söz edilemez. Ayrıca Cezaevi İdaresi ve Derece Mahkemelerinin,hükümlü tarafından gönderilmek istenen mektubun sadece yalan yanlış bilgiler içerdiğinideğil, aynı zamanda bu bilgilerin kişi ve kuruluşları paniğe yönelteceknitelikte olduğunu karar gerekçelerinde göstermeleri gerekmektedir. Mektuplardageçen bazı ifadelerde açlık grevinden bahsedilmekte ancak bu ifadelerinmektupların muhatapları da dikkate alındığında hükümlülerin açlık grevineteşvik veya ikna edilmeleri niteliğinde olmadığı da anlaşılmaktadır.
51. Bunun yanı sıra gerek Disiplin Kurulu kararında gerekseDerece Mahkemeleri kararlarında, anılan mektupların alıkonulmasını gerektirecekboyutta cezaevinde düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan özel ve olağanüstükoşulların bulunduğuna dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemiş vegörevlileri hedef gösterdiği gerekçesiyle mektupların tamamen alıkonulmasınailişkin gerekliliğe dair bir sebep de gösterilmemiştir.
52. Buna göre olayda Anayasa'nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı,suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması,başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarına yönelik kabuledilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak ortayakonulmadığı sonucuna varılmıştır.
53. AİHM kararlarında da "yetkililerinhor görmesine dikkat çekmek", "cezaevi yönetimi yetkililerine hakaret içeren sözler sarf etmek","cezaevi personeli hakkındaki iddialar"gibi unsurları içeren şahsi mektupların engellenmesinin demokratik bir toplumiçin gereklilik oluşturmadığı belirtilmiştir (FazılAhmet Tamer/Türkiye, § 53).
54. Bu kapsamda başvurucunun gönderdiği mektupların tamamensakıncalı görülmesinin amaçlanan hedefler açısından aşırı dolayısıyla orantısızolduğu ve bu bağlamda demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülükilkesine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
55. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
56. Başvurucu anayasal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle toplam250.000 TL maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
58. Aynı başvuru kapsamında birden fazlametnin birleştirilerek incelenmesi, metnin içeriğinde cezaevi uygulamalarıbağlamında kötü muamele iddialarının yer alması, mektupların muhatabı olankişilerin şu anda milletvekilliği görevinde bulunmaması ve başvurucununAnayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün ihlaledildiğinin tespit edilmesi sebepleriyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren net 1.500 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
59. Başvurucu maddi tazminat talebinde de bulunulmuş olup mevcutbaşvuruda Anayasa’nın 22. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmaklaberaber tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağıbulunmadığı anlaşıldığından başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
60. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Kırıkkale İnfazHâkimliğine ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 1.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Kırıkkale İnfaz HâkimliğineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
3/2/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.